Politika
İYİ PARTİ KONGRESİNDE BURSA DAMGASI: ÜÇ İSİM GİK’TE
İYİ Parti’nin Ankara’da düzenlenen 4. Olağan Kongresi, Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun liderliğini resmen pekiştirdiği ve teşkilatlara yeni bir yön haritası çizdiği bir buluşma oldu. Tek aday olarak girdiği kongrede delegelerin tamamının oyunu alan Dervişoğlu, partinin başında yoluna devam etti.
Kongrenin dikkat çeken başlıklarından biri ise Bursa teşkilatının parti yönetiminde elde ettiği güçlü temsil oldu. Yapılan Genel İdare Kurulu (GİK) seçimleri sonucunda Hasan Toktaş, Yüksel Selçuk Türkoğlu ve Ahmet Kamil Erozan, Bursa’yı temsilen GİK’te görev almaya hak kazandı. Üç ismin aynı anda GİK’e girmesi, Bursa’nın parti içindeki etkisinin arttığı şeklinde değerlendirildi.

Kongrede konuşan Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti’nin muhalefette yeni bir dil ve kararlılık ortaya koyacağını vurgulayarak, teşkilatlara birlik ve sahaya daha güçlü çıkma çağrısı yaptı. Dervişoğlu, “İYİ Parti, milletin umududur ve bu umut sahada büyüyecektir” mesajını verdi.
Kongre sonrası değerlendirmede bulunan İYİ Parti Karacabey İlçe Başkanı Cem Tiryakioğlu, hem genel başkanın aldığı destek hem de Bursa adına ortaya çıkan tablonun önemli olduğuna dikkat çekti. Tiryakioğlu, “Sayın Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’nun delegelerden aldığı tam destek, partimizin geleceği açısından son derece anlamlıdır. Bunun yanında Bursa’dan üç değerli ismin GİK’te yer alması, teşkilatlarımızın emeğinin karşılık bulduğunu göstermektedir” dedi.

Tiryakioğlu, İYİ Parti’nin önümüzdeki süreçte sahada daha görünür olacağını belirterek, “Karacabey teşkilatı olarak bu yeni dönemde üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. İYİ Parti, Genel Başkanımızın liderliğinde güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti 4. Olağan Kongresi, hem liderlik mesajları hem de teşkilat yapılanmasıyla partide yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlandı.
Politika
KÖYLÜNÜN ARAZİLERİNDEN SONRA, SIRA ŞİMDİ DE ARSALARINA MI GELİYOR?
Cumhuriyet Halk Partisi Karacabey İlçe Başkanı Mustafa Utku, ilçeye bağlı bazı kırsal mahallelerde yapılması planlanan imar düzenlemelerine ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, söz konusu çalışmaların köylerin gerçek ihtiyaçlarıyla örtüşmediğini, ciddi mülkiyet kayıplarına ve hukuki sorunlara yol açabileceğini savundu. Utku, özellikle yüksek oranlı Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) kesintileri ve parsel düzenlemeleri üzerinden köy halkının mağdur edileceğini ileri sürerek, sürecin kamuoyuna şeffaf biçimde açıklanması çağrısında bulundu.
Başkan Utku’nun yazılı açıklaması şöyle;
“Son günlerde Karacabey’in kırsal mahallelerinde yürütülmek istenen imar planları çalışmalarının köylerimizin gerçek ihtiyaçlarıyla bağdaşmayan, ciddi mağduriyetler ve hukuki riskler barındıran bir sürece dönüşmesi an meselesidir.
İlçemiz sınırları içinde bulunan bazı kırsal mahallelerimizde imar planlarının yapıldığı yönünde duyumlar alınmaktadır. Ancak bu noktada kamuoyunun ve belediye meclis üyelerinin yanıtını beklediği temel sorular bulunmaktadır. Yapılan bu imar planları imar kanunun hangi maddeleri uyarınca yapılmaktadır ve hangi kriterler ele alınmıştır? Belediye meclisine ve kamuoyuna neden bilgi bugüne kadar verilmemiştir?
Bu imar planları nedeniyle vatandaşların kendi ihtiyaçlarını karşılayacak ruhsatlı yapılar yapamamasından doğan mağduriyetler nasıl giderilecektir?
Belediye tarafından yapılmaya çalışılan bu planlama; zemin etütleri, harita uygulamaları, altyapı ve üstyapı ihaleleri gibi teknik başlıklarla sunulsa da, işin özü köy halkının mülkiyet hakkını doğrudan etkileyen yüksek oranlı Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) kesintileri midir?
Söz konusu plan kapsamında köylerde %45 oranında DOP kesilmesi mi öngörülmektedir?
Oysa bu oran, yasanın tanıdığı üst sınırdır. Normal şartlarda DOP oranı ihtiyaca göre belirlenir; %5 ile dahi yapılabilecek düzenlemeler mümkünken, Karacabey Belediyesi en üst sınırı mı tercih etmektedir?
Buradaki temel amaç kamusal zorunluluk ve kamu yararı mı, yoksa belediye adına köylünün arazisini elde etmek ve bu alanları daha sonra satışa çıkarmak mıdır? Karacabey Belediyesi bu çalışmayla köylünün arsalarının bir kısmını kendi mülkiyetine geçirmeyi mi planlamaktadır?
Bu çalışmaların başlatıldığı köylerde nüfus artışları incelenmiş midir?
Bu köylerde bu planlama ihtiyacını doğuracak hangi oranda nüfus artışı tespit edilmiştir?
Yoksa aksine bu köylerde nüfus azalması mı yaşanmaktadır?
Eğer nüfus artışı varsa dahi, köy yerleşik alanlarının genişletilmesi gerekirken köy içlerinde düzenleme yapılması; bu sürecin planlama ihtiyacından ziyade mülkiyet üzerinden kaynak yaratma arayışı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Daha da vahimi, köylerdeki mevcut parsel yapısıdır. Birçok vatandaşımız 100–150 m² gibi küçük alanlarda, yıllardır yaşadığı evlerde ikamet etmektedir. Büyük parsellerin önemli bir bölümü ise zaten hisselidir. Uzun yıllardır uygulanan 300 m² asgari parsel büyüklüğü bile köylerde şikâyet konusuyken, bu planla asgari parsel büyüklüğünün 500 m²’ye çıkarılması mı planlanmaktadır?
Bu durum bazı bölgelerde 4–5 parsel sahibinin zorla bir araya getirilmesi anlamına gelmektedir.
Bunun sonucu açıktır:
Vatandaşların tek çıkış yolu izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davaları olacak, parseller satışa çıkacak ve insanlar 50 yıllık ev yerlerinden koparılacaktır.
Zaten hissedar sorunlarıyla boğuşan köy halkını, yüksek DOP kesintileriyle daha da içinden çıkılmaz bir mülkiyet krizine sürüklemek akılcı değildir.
Üstelik yeni planlarda, daha önce mümkün olan ikiz, üçüz yapı ya da bağımsız bölüm uygulamalarına da izin verilmeyeceği doğru mudur?
Bu durum, aynı parsel üzerinde abi-kardeşin, baba-çocuğun yan yana ev yapma imkânını ortadan kaldırmakta; aile içi tapu anlaşmazlıklarını ve hukuki ihtilafları kaçınılmaz hâle getirmektedir.
Eğer gerçekten bir planlama ihtiyacı varsa yapılması gereken bellidir:
Köyler genişletilir, ihtiyaç olan alanlarda yeni parseller üretilir, yerleşim bu alanlara yönlendirilir. Mevcut ev yerlerinden yüksek oranda DOP kesmek ancak açık ve zorunlu bir kamusal ihtiyaç varsa mümkündür.
Karacabey Belediyesinin aklına gelen bu dâhiyane fikrin mimarı kimdir?
Ulusal basında adı sıkça yer alan, Karacabey gündeminden düşmeyen belediye başkan yardımcısı mı yoksa Belediye Başkanına “siz idareciliği ve belediyeciliği bilmiyorsunuz, haftada iki gün gelirim anlatırım” anlayışıyla görevlendirilen belediye başkan yardımcısı mı?
Bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu köylerde yaşanacak her türlü mağduriyette vatandaşın yanında olduğumuzu; planlara itirazdan, kamu gücünün kötüye kullanılması dâhil tüm hukuki süreçleri kararlılıkla takip edeceğimizi halkımıza açıkça bildiririz.”
Politika
YILDIRIM GÖREVİNDEN İSTİFA ETTİ
Anahtar Parti Karacabey İlçe Başkanı Ömer Yıldırım, yaptığı yazılı açıklamayla ilçe başkanlığı görevinden ayrıldığını kamuoyuna duyurdu. Yıldırım, görev süresi boyunca üstlendiği sorumluluğu büyük bir inanç ve özveriyle yerine getirdiğini belirtirken, artan iş yoğunluğunun bu kararı almasında etkili olduğunu ifade etti.
Açıklamasında, teşkilatın menfaatlerini her zaman ön planda tuttuğunu vurgulayan Yıldırım, “İnanarak, emek vererek ve sorumluluğunu yüreğimde taşıyarak yürüttüğüm Anahtar Parti Karacabey İlçe Başkanlığı görevimi, iş yükümün artması sebebiyle ve bu gerekçeyle de teşkilatımızın zarar görmemesi adına bırakma kararı aldım” ifadelerine yer verdi.
Görevden ayrılışının bir kopuş ya da veda anlamı taşımadığının altını çizen Yıldırım, mücadelesini farklı bir noktadan sürdürmeye devam edeceğini dile getirdi. Yıldırım, “Bu satırlar bir veda değil; aynı inanca başka bir yerden tutunmanın ifadesidir.
Çünkü bu yol, makamla değil, yürekle yürünür” sözleriyle partiye olan bağlılığını ortaya koydu.
Birlikte yol yürüdüğü teşkilat mensuplarından helallik isteyen Ömer Yıldırım, görevi devralacak isimlerin emaneti daha ileriye taşıyacağına olan inancını da paylaştı. Açıklamasının sonunda ise Anahtar Parti’den ve yürütülen mücadeleden vazgeçmediğini açık bir dille ifade eden Yıldırım, “Görevimden ayrılıyorum ama inancımdan, mücadelemden ve bu ailenin bir parçası olmaktan vazgeçmiyorum. Kalbimde sizlerle, yolum Anahtar Parti ile devam ediyor” dedi.

Görev değişimi sonrası yol haritası belirlendi
Ömer Yıldırım’ın istifasının ardından Anahtar Parti Karacabey İlçe Teşkilatı’nda sürecin aksamaması adına hızlı bir yol haritası belirlendi. Yaptığımız telefon görüşmesinde edinilen bilgilere göre, cuma gecesi ilçe teşkilatı tarafından gerçekleştirilen toplantıda, ilçe başkanlığı görevine vekâleten Teşkilat Başkanı Ersin Gökkaya’nın yetkilendirildiği öğrenildi.
Gökkaya’nın, teşkilat çalışmalarını kesintisiz şekilde sürdürmesi ve kongre sürecini sağlıklı biçimde yürütmesi amacıyla görevlendirildiği kaydedildi. Öte yandan, yaklaşık 2 ila 2,5 ay içerisinde Anahtar Parti Karacabey İlçe Teşkilatı’nın olağanüstü genel kongreye gitmesinin planlandığı belirtildi. Bu süreçte parti içi istişarelerin yoğun şekilde devam edeceği ifade edilirken, olağanüstü kongreyle birlikte ilçe başkanlığı ve yeni yönetimin belirlenmesi hedefleniyor.
Teşkilat Başkanı Ersin Gökkaya ise, kurucu ve seçilmiş ilçe başkanı Ömer Yıldırım’a bugüne kadar gösterdiği üstün gayret ve özverili çalışmaları dolayısıyla teşkilat adına şükranlarını sundu.
Politika
BİR ÜLKE YERLİ ÜRETİMLE BÜYÜR, ADALETLİ PAYLAŞIMLA GÜÇLENİR
Saadet Partisi Karacabey İlçe Kadın Kolları Başkanı Rukiye Deniz, Türkiye ekonomisinin en temel sorunlarından birinin, tüketime ve ithalata bağımlı bir yapıya sürüklenmesi olduğunu belirterek, “Ülkemizin güçlü bir ekonomiye kavuşması, yeniden kendi kendine yeten bir ülke olması; yerli üretime, yerli marka ve işletmelere, yerli emeğe değer verilmesiyle mümkündür” dedi.
Yerli Malı Haftası dolayısıyla parti teşkilatında bir basın açıklaması yapan Rukiye Deniz; dışa bağımlı bir ekonominin, enflasyonu körüklemesinin yanı sıra Türkiye’nin direncini zayıflattığını vurguladı.
Yerli Malı Haftası’nın, sadece takvimde bir hatırlatma günü değil; Türkiye’nin geleceğine, üretim gücüne ve ekonomik bağımsızlığına dair bir farkındalık çağrısı olduğunu ifade eden Deniz açıklamasında şu görüşleri dile getirdi:
“Türkiye ekonomisinin son yıllarda yaşadığı ağır koşullar; artan hayat pahalılığından azalan alım gücüne, yükselen borç yükünden zayıflayan üretim kapasitesine kadar uzanan geniş bir alanda vatandaşlarımızı derinden etkilemektedir. Gıda, kira ve eğitim başta olmak üzere temel ihtiyaçlara erişim her geçen gün zorlaşmakta; aile bütçeleri ayın yarısını bile taşımakta zorlanmaktadır. Resmi verilere göre gıda enflasyonu yüzde 36’ya ulaşmış, ailelerin sofrasına koyduğu her ürün bir yıl içinde neredeyse yüzde kırk oranında zamlanmıştır. Geçen yıl asgari ücretle bir aylık mutfak alışverişini zor da olsa yapabiliyorken, bugün aynı ücretle yalnızca yarısını bile doldurmak mümkün değildir. Yaptığımız incelemeler göstermektedir ki Türkiye ekonomisinin en temel sorunlarından biri, üretimden uzaklaşıp tüketime ve ithalata bağımlı bir yapıya sürüklenmiş olmasıdır. Bugün cevizden mercimeğe, nohuttan temel sanayi girdilerine kadar pek çok ürünün ithal edilmesi, hem maliyetleri artırmakta hem de ülkemizin ekonomik direncini zayıflatmaktadır.”
Üretim yerine tüketime dayalı ekonomi modelinin çöktüğünü belirten Deniz, şöyle devam etti:
“Kurulan şirket sayısı azalırken kapanan şirket sayısı artmış, konkordato başvuruları yüzde 72 yükselmiştir. Tam da bu nedenle, Yerli Malı Haftası, sadece takvimde bir hatırlatma günü değil; Türkiye’nin geleceğine, üretim gücüne ve ekonomik bağımsızlığına dair bir farkındalık çağrısıdır. Yerli üretim, güçlü ekonominin temelidir. Bir ülke kendi ürününü üretemiyorsa, kendi fiyatını da belirleyemez. Bir ülke tarımda dışa bağımlıysa, mutfak yangından kurtulamaz. Bir ülke sanayide dışа bağımlıysa, gençlerine iş ve istihdam sağlayamaz.”
Bugünkü olumsuz ekonomik tabloyu, adaletsiz vergi sistemi ve faiz yükünün de ağırlaştırdığına dikkat çeken Deniz, “Saadet Partisi Kadın Kolları olarak biliyoruz ki: ev ekonomisini en iyi kadınlar yönetir. Yerli ürün tercihinin aile bütçesine etkisini en iyi kadınlar görür. Kaliteli üretimin, ulaşılabilir fiyatın ve adil düzenin önemini en çok kadınlar hisseder. Bu nedenle bizler, Yerli Malı Haftası’nı bir bilinç kampanyasına dönüştürüyoruz. Amacımız yalnızca yerli ürünü teşvik etmek değil; ekonomi anlayışını değiştirmektir. Bizim çağrımız; yerli üretimi güçlendiren, çiftçiyi, esnafı, üreticiyi destekleyen, ithalat bağımlılığını azaltan ve Türkiye’nin ekonomik direncini artıran kapsamlı ve adil bir ekonomik düzenin kurulması çağrısıdır. Temel tarım ürünlerinde dışа bağımlılığı azaltacak üretim seferberliği, yerli üreticiyi koruyan fiyat politikaları, aile bütçesini rahatlatacak yerli ve uygun maliyetli ürün desteği, kadın girişimciliğini ve yerel üretim kooperatiflerini güçlendiren kalıcı programlar ile çocuklara ve gençlere yerli üretim bilinci kazandıran eğitim çalışmaları çözüm reçetemizdir. Bir ülke yerli üretimle büyür, adaletli paylaşımla güçlenir. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak, milletimizin emeğini kıymetlendiren, üretimi güçlendiren ve ailelerin nefes almasını sağlayan adil bir ekonomik düzen için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
-
Bursa Bölge6 yıl agoKaracabey’de cinayet: 1 ölü
-
Genel1 yıl agoKARACABEY BELEDİYESİ’NDE GÖREV DEĞİŞİKLİKLERİ
-
Bursa Bölge6 yıl agoRABBİMİZ BİZDEN NELER İSTİYOR
-
Ekonomi6 yıl agoSütaş’tan “Tereyağı” açıklaması
-
Genel2 yıl agoKARACABEYLİ DUAYEN SANATÇI SEVENLERİNİ ÜZDÜ
-
Güncel2 yıl agoİYİ VE KÖTÜ AHLAK
-
Bursa Bölge1 yıl agoKARACABEY AK PARTİ BURSA’DA YER BULAMADI
-
Güncel6 yıl agoARAPÇA’DA “VAV” HARFİ



Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login