Connect with us

Genel

Teröristlerle mücadelede son durum!

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “40 yıldır PKK terörüyle mücadele ediyoruz. Sadece yıl başından beri 80 bin 570 operasyon yapmışız, 635 PKK’lı teröristi etkisiz hale getirmişiz. 3 belediye başkanını görevden aldık. Seçilmişlikten başka bir şey söylemiyorlar. Seçilmişlik elbette ki değerlidir ancak demokrasi bir Truva atı değildir. Kanunların verdiği yetkiyi yine kanunların verdiği sorumluluğu yerine getirmek için kullandık. Yanlış hiçbir şey yapmadık. Eğer dağda silahlı mücadeleyi veriyorsak, bunu yapmak zorundaydık.” dedi.

Kaçakçılık ve İstihbarat Koordinasyon Kurulu Toplantısı, İçişleri Bakanı Soylu’nun katılımıyla Vilayetlerevi’nde gerçekleştirildi. Toplantıya kaçakçılık ve istihbarat birimleri başkanları ve yöneticileri katıldı. Bakan Soylu toplantıda yaptığı konuşmada, “Eski dünyada tanımlayabildiğimiz problemler ve stratejiler vardı. Bugün ise karmaşık ve terörü besleyen, göçü besleyen uyuşturucuya engel olmayan bir tablo ile karşı karşıyayız. Küresel bir kabulleniş söz konusudur. Problemler tek başına yönetilebilir olmaktan çıkmıştır. Her şey sadece kollukla halledilebilir değildir. Altındaki yapıyı ve yan etkilerini düzeltmek durumundayız. 40 yıldır PKK terörüyle mücadele ediyoruz. Sadece yıl başından beri 80 bin 570 operasyon yapmışız, 635 PKK’lı teröristi etkisiz hale getirmişiz.” diye konuştu.

İspanya’daki ETA terör örgütünü örnek verdi

Avrupa’nın ETA ve İTA gibi aslında “salon teröristi” örgütleri olduğunu hatırlatan İçişleri Bakanı Soylu, “Örgüt ve eylem kapasiteleri FETÖ ve PKK’ya göre sayılamayacak derecedeydi. Buna rağmen mücadele ederken kimsenin gözünün yaşına bakmadılar. İspanya yüksek mahkemesi, ETA terör örgütünün siyasi uzantısı Batasuna’yı kapatma kararı verirken gerekçesinde toplumsal cepheleşmeyi beslediğini, terörist faaliyetlere hoşgörü ile yaklaştığını, terör eylemlerini kınamayıp bu noktada stratejik ve sistematik bir sessizliği tercih ederek, bu faaliyetleri zımnen onayladığını belirtti. Bu karara Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine itirazda bulundular, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi itirazı reddetti, yerel mahkemenin kararını kabule etti haklı buldu. Yani teröre bırakın destek vermeyi, sessiz kalmayı bile bir kusur olarak kabul etti ki, bu kararı verdiğinde ETA 10 yıldır silahlı eylem yapmıyordu.” dedi.

“Yanlış hiçbir şey yapmadık”

PKK’nın arkasında bir lojistik desteğinin olduğunu söyleyen Soylu, “Para, strateji, psikoloji desteği veren bir ilişkiler ağı var. Tıpkı Avrupa gibi biz de buraya dokunmak durumundayız. Terörle beraber terörizmle de mücadele etmek durumundayız. İşte bunun için hepinizin bildiği gibi Pazartesi günü bir müdahalede bulunduk. 3 belediye başkanını görevden aldık. Kanunların verdiği yetkiyi yine kanunların verdiği sorumluluğu yerine getirmek için kullandık. Yanlış hiçbir şey yapmadık. Eğer dağda silahlı mücadeleyi veriyorsak, bunu yapmak zorundaydık. Çünkü o teröriste moral de, mama da o belediyelerden gidiyor. Kimse kusura bakmasın, biz saf falan değiliz. Çocuklarımıza dağda terörist kovalatırken, teröristin buralardan destek almasına izin veremeyiz.” ifadelerini kullandı.

“Kabahatli biz olduk öyle mi?”

Görevden uzaklaştırılan PKK destekçisi belediye başkanlarının üç gündür her türlü itirazı ortaya koyduklarını belirten Soylu, “Hukuk metinlerinin kelimelerinden değil, neredeyse hecelerinden pozisyon almaya çalışıyorlar ama daha üç gündür bir tanesi çıkıp ‘Benim PKK ile işim yok, terörün de PKK’nın da karşısındayım, bana iftira atılmıştır’ demedi. Seçilmişlikten başka bir şey söylemiyorlar. Seçilmişlik elbette ki değerlidir ancak demokrasi bir Truva atı değildir. Seçimler de hukuk mahkemesi değildir. Suçu işleyip seçime girerek yasalar karşısında aklanamazsınız. Sandık ayrıdır, hukuk ayrıdır, kanunların işlemesi ayrıdır, mahkeme ayrıdır. Geçen dönem ayni suçtan aldığımız adamı ısrarla tekrar belediye başkanı yaptılar, o kabahat olmadı; belediye meclis üyesinin evinin bahçesine gömülü 44 kilo patlayıcı bulduk, o kabahat olmadı; ama PKK ile iltisaklı adamlara müdahale ettiğimiz için biz kabahatli olduk öyle mi?” dedi.

“Çocuklarımız neden şehit oldu?”

Şırnak’ta 3 güvenlik görevlisinin şehit olduğunu hatırlatan Bakan Soylu, “O çocuklarımız orada ne yapıyorlardı. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının yeni bulmaya çalıştığı bir petrol arama istasyonunda oranın güvenliğini ve korumasını gerçekleştirmeye çalışıyorlardı. Aklımızı kiraya vermedik. PKK’yı da dün tanımış değiliz. Taktiklerini, algıyı nasıl yönettiklerini de ezbere biliyoruz. Onun için terörle mücadele noktasında attığımız adımları da kafamız karışmadan kararlılıkla sürdürüyoruz. Türkiye, tarif ettiğim bu dünya içinde dağda operasyon yapan askerinden, jandarmasından, polisinden bir ortak akıl oluşturmak için şurada toplanan bürokratına kadar tüm insanıyla, dünyanın sürüklenmek istendiği karanlık rotayı kararlılıkla değiştirmeye çalışmaktadır.” ifadelerini kullandı.

İlk 7 ayda 80 bin 128 operasyon yapıldı

Kaçakçılık ve İstihbarat Dairesinin verileriyle 2017 ila 2018 yılları arasında uyuşturucu operasyon sayısının yüzde 22 civarında artış gösterdiğini belirten Soylu, “2018 yılında 18,5 ton eroin, 80,7 ton esrar, 8.9 milyon ectasy, 22,7 milyon captagon, 566 kilo metamfetamin, bin 248 kilo sentetik kannabinoid yakaladık. Şu anda neredeyse 24 milyonu aşan kök keneviri yakaladık. Geçen yıl bu rakam bütün yılda 10 milyondu, iki üç yıldır sahaya o kadar basıyoruz ki. PKK terör örgütü Türkiye’ye esrar ekip ülke içine satmaya çalıştı, müsaade ettik mi tabii ki hayır. Buna karşı gelince Avrupa kimyasal madde olan skunkı devreye sokarak yine PKK ile beraber başka bir adımı Türkiye için gerçekleştirdi. Bu yılın ilk 7 ayındaki miktarlar da bu paralelde seyrediyor. Yılbaşından bugüne kadar toplam 80 bin 128 operasyon yaptık, 119 bin 402 gözaltı, 15 bin 61 tutuklama yaptık. Kıyasıya bir mücadele halindeyiz. ‘Uyuşturucu satıcısına teröristle aynı muameleyi yapıyoruz’ demiştik, hala aynı yerdeyiz. O zaman eleştirilmiştik. Üslubumuzu sert bulanlar olmuştu ama 2017’de uyuşturucudan ölenlerin sayısı 941’di, bunu 2018’de 657’ye çekmeyi başardık. İnşallah bu yıl daha da az olacak” dedi.

“Sigara kaçakçılığı PKK’nın finans kaynağı”

Sigara kaçakçılığının PKK için ciddi bir finansman kaynağı olduğunu hatırlatan Soylu, “Buraya çok büyük bir darbe vurduk. Yakalanan kaçak sigara paketi sayısı 2017’de 62 milyon 877 bin adetti, 2018’de bu rakam 26 milyona düştü. Bu yıl da en son rakamla 6 milyon 579 bin pakettir. Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Daire Başkanlığımızın verileriyle 2014’te Türkiye’de kaçak sigara oranı yüzde 22,3’tü, 2018 sonu itibarıyla bu oran yüzde 1.4’e gerilemiş durumdadır. Geçen yıl 22 bin 296 kaçakçılık operasyonu yapmıştık, bu yıl da halen 10 bin 683 operasyon yaptık. Yılbaşından bugüne kadar 306 kişiyi kaçakçılık suçundan tutukladık.” bilgilerini verdi.

“Sanal bahsin Türkiye bütçesi 50 milyar dolar”

Sanal bahis siteleri ve oyunlarına ilişkin operasyonların sürdüğünü de belirten Soylu, “Biz sanal kumar ile mücadele ediyoruz. Burada epey bir mesafe aldık ama yeterli değil. Hep birlikte sanal kumar, sanal bahis en güçlü mücadele alanlarımızdan birisi olmalıdır. Bu yıl yaklaşık 300 milyon civarında. Bu konuda elde edilen operasyonlarda para, mal ve mülk ele geçirildi. Sanal bahsin Türkiye bütçesi 50 milyar dolar. Bu ocakların çökmesi demektir.” şeklinde konuştu.  İHA

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Genel

ORFEY SAVUNMA SANAYİ A.Ş YÖNETİM KURULU BAŞKANI VEDAT UĞUR’DAN KARACABEY EMNİYET MÜDÜRÜ ABDULLAH TOMAR’A ZİYARET

Vedat Uğur Karacabey İlçe Emniyet Müdürü Abdullah Tomar'ı makamında ziyaret etti.

BURSA / KARACABEY – Orfey Savunma Sanayi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Karacabeyli İş İnsanı Vedat Uğur, Karacabey İlçe Emniyet Müdürü Abdullah Tomar’ı makamında ziyaret etti. Görüşmede yerli savunma sanayisindeki gelişmeler, kamu-özel sektör iş birliği ve güvenlik alanındaki çalışmalar ele alındı.

Yerli savunma sanayisi ve kurumlar arası iş birliği değerlendirildi

Samimi bir ortamda gerçekleşen ziyarette, Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayisinde kaydettiği gelişmeler ile kamu kurumları ve özel sektör arasındaki iş birliğinin önemi üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Görüşmede ayrıca emniyet teşkilatının kamu düzeninin sağlanması ve toplumun huzurunun korunmasındaki rolü de değerlendirildi.

Ziyaret sırasında açıklamalarda bulunan Orfey Savunma Sanayi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Uğur, Türk Polis Teşkilatı’nın üstlendiği görevin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Vatandaşlarımızın huzuru, güvenliği ve devletimizin bekası için gece gündüz demeden fedakârca görev yapan Türk Polis Teşkilatı ile gurur duyuyoruz. Kurumlar arasındaki güçlü iletişim ve iş birliği, toplumsal dayanışmayı daha da güçlendirmektedir. Orfey Savunma Sanayi olarak Emniyet Teşkilatı’nın her zaman yanında olmaya devam edeceğiz.”

Abdullah Tomar’dan teşekkür

Karacabey İlçe Emniyet Müdürü Abdullah Tomar ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayisinde elde ettiği başarıları yakından takip ettiklerini ifade etti. Tomar, nazik ziyaretleri ve iyi dilekleri dolayısıyla Vedat Uğur’a teşekkür etti.

Hatıra fotoğrafıyla sona erdi

Karşılıklı iyi dileklerin paylaşıldığı ziyaret, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi. Gerçekleşen buluşmanın, Karacabey’de kamu kurumları ile yerli savunma sanayisi temsilcileri arasındaki iletişim ve iş birliğinin güçlendirilmesine katkı sağlaması temennisinde bulunuldu.

Continue Reading

Genel

TAT GIDA, TARIMDA DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN SOMUT KAZANIMLARINI PAYLAŞTI

Türkiye’nin tarımsal üretim gücünü teknolojiyle buluşturan Tat Gıda’nın geleneksel hale gelen Dijital Tarla Günü etkinliği, sektörün farklı paydaşlarını bir araya getirerek tarımın dönüşüm sürecine ışık tuttu. Tat Gıda, Bursa’nın Karacabey ilçesinde düzenlediği 9. Dijital Tarla Günü’nde dijital tarım uygulamalarının üretime sağladığı somut kazanımları ve sürdürülebilir tarım vizyonunu paylaştı. Şirket, yapay zekâ destekli sulama sistemleriyle su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlarken, dijital tarım uygulamalarını kullanan üreticilerde verimin yüzde 16 ila 28 arasında arttığını açıkladı. Tarımda dijital dönüşümün çevresel sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine sağladığı katkıların da öne çıktığı etkinlikte, sektörün geleceğine yönelik önemli mesajlar verildi.

Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Veysel Memiş’in ev sahipliğinde Camandıra Çiftliği’nde gerçekleştirilen 9. Dijital Tarla Günü etkinliğine Mustafakemalpaşa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Nuri Oruç, Karacabey İlçe Tarım ve Orman Müdürü Davut Aytek, Mustafakemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Mehmet Aydemir ve Karacabey Ziraat Odası Başkanı Erhan Erdem ile akademisyenler, çiftçiler, sektör paydaşları ve çözüm ortakları katıldı.

BASF ve BASF Nunhems’in platin sponsor, Türkiye İş Bankası ve Sarten’in altın sponsor, United Genetics Turkey, Solares, Subutay Bulut Nakliyat, Baştürk Cam, Akca Lojistik, Özler Plastik ve Omnia Nişasta’nın gümüş sponsor olarak destek verdiği Tat Gıda 9. Dijital Tarla Günü’nün açılışında konuşan Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Veysel Memiş, veri odaklı üretim modelleri sayesinde çiftçilerin verimliliğini artırırken doğal kaynakların korunmasına da önemli katkılar sağladıklarını söyledi.

“Sözleşmeli üretim modelimizi dijital teknolojilerle güçlendirerek tarımda dönüşüme öncülük ediyoruz”

Tat Gıda’nın 2016 yılında başlattığı Dijital Tarım Programı’nın bugün Türkiye’de örnek gösterilen uygulamalardan biri haline geldiğini belirten Veysel Memiş, sözleşmeli üretim modelini dijital teknolojilerle güçlendirerek tarımsal üretimde dönüşüme öncülük ettiklerini söyledi. Dijital tarım uygulamalarının kapsamını her yıl genişlettiklerini kaydeden Memiş, bugün 400’ün üzerinde çiftçinin dijital tarım ekosistemine dahil olduğunu ve 20 bin dekardan fazla alanda dijital uygulamaların aktif olarak kullanıldığını ifade etti.

Son iki yılda gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi veren Veysel Memiş, 15 bin dekardan fazla alanda uydu destekli bitki sağlığı takibi yapıldığını, 585 tarlanın dijital olarak izlendiğini ve 500’ün üzerinde toprak analiziyle üreticilere özel gübreleme programları oluşturulduğunu belirtti. Dijital takip sistemleri sayesinde yüzlerce problemli alanın erken dönemde tespit edilerek hızlı müdahale imkânı sağlandığını dile getirdi. Dijitalleşmenin sahadaki en önemli çıktısının verim artışı olduğunu vurgulayan Veysel Memiş, uydu teknolojileri, sensörler ve dijital karar destek sistemlerinden yararlanan üreticilerin verimlerinin geleneksel yöntemlerle üretim yapan çiftçilere kıyasla yüzde 16 ila yüzde 28 arasında daha yüksek gerçekleştiğini açıkladı.

Bu sonuçların teknolojinin tarım sektöründe yalnızca bir yenilik değil, aynı zamanda verimlilik, rekabetçilik ve sürdürülebilirlik açısından stratejik bir araç olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Veysel Memiş, dijital dönüşümün üreticilerin gelir seviyelerine de doğrudan katkı sunduğunu kaydetti.

“Yapay zekâ destekli sulama sistemleri sayesinde su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlandı”

Tat Gıda’nın dijital tarım çalışmalarını sadece verim artışıyla sınırlı değerlendirmediğini belirten Veysel Memiş, çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan uygulamaların da önemli sonuçlar verdiğini söyledi. Toprak analizleriyle bilinçli gübreleme uygulamalarının yaygınlaştırıldığını ifade eden Veysel Memiş, yapay zekâ destekli sulama sistemleri sayesinde su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlandığını, veri temelli bitki koruma uygulamalarıyla ise pestisit kullanımının yüzde 44 oranında azaltıldığını açıkladı.

Türkiye’de sözleşmeli sanayi domatesi üretiminin tamamında yüzde 100 damla sulama sistemi kullanan öncü üretici gruplarından biri olduklarını belirten Veysel Memiş, bu modelin hem su verimliliği hem de karbon ayak izinin azaltılması açısından güçlü bir sürdürülebilirlik örneği oluşturduğunu vurguladı.

Tat Gıda’nın sürdürülebilir tarım hedeflerini uluslararası projelerle desteklediğini belirten Memiş, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile yürütülen Yeşil Tarım Projesi kapsamında sera gazı emisyonlarının azaltılması, su verimliliğinin artırılması ve çevresel etkilerin ölçülmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerini söyledi.

Şirketin aynı zamanda Avrupa Birliği Horizon Europe Programı tarafından desteklenen SolarHub Projesi’nin Türkiye’deki ana paydaşlarından biri olduğunu kaydeden Memiş, proje kapsamında tarım ve yenilenebilir enerji sistemlerinin entegrasyonuna yönelik yenilikçi uygulamaların sahada test edildiğini ve üreticilerle buluşturulduğunu ifade etti.

“Temel amacımız teknolojiyi sahaya taşımak, üreticileri yenilikçi çözümlerle buluşturmak”

Tarımsal üretim alanlarında yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Veysel Memiş, çiftçilerin bu dönüşümden en yüksek faydayı sağlaması amacıyla eğitimler, çalıştaylar ve uluslararası bilgi paylaşım faaliyetleri gerçekleştirdiklerini söyledi. Tarımın geleceğinin nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inandıklarını vurgulayan Memiş, Ege Üniversitesi ve Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen programlar kapsamında bugüne kadar 217 üniversite öğrencisine uygulamalı dijital tarım eğitimi verildiğini açıkladı.

Ayrıca yüzlerce üreticinin dijital tarım teknolojileri ve yeni nesil üretim yöntemleri konusunda eğitim programlarına katıldığını belirten Veysel Memiş, teknolojik dönüşümün ancak bilgi paylaşımı ve üretici katılımıyla kalıcı hale gelebileceğini ifade etti.

9. Dijital Tarla Günü’nün temel amacının teknolojiyi sahaya taşımak, üreticileri yenilikçi çözümlerle buluşturmak ve başarılı uygulamaları paylaşmak olduğunu belirten Veysel Memiş, şunları söyledi: “Tarımın geleceğinin veriyle desteklenen, çevreye duyarlı, kaynaklarını verimli kullanan ve çiftçisini merkeze alan bir anlayışla şekilleneceğine inanıyoruz. Bugün sahada gördüğümüz her teknoloji ve her uygulama, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha dirençli bir tarım sistemi oluşturma hedefimizin bir parçasıdır. Çiftçilerimiz, iş ortaklarımız, akademisyenlerimiz ve teknoloji sağlayıcılarımızla birlikte tarımın geleceğini inşa etmeye devam edeceğiz.”

Dijitalleşme, finansman ve sürdürülebilirlik aynı platformda buluştu

Etkinlik kapsamında katılımcılara Tat Gıda’nın dijital tarım çalışmaları ve sahada elde edilen sonuçları anlatan özel bir tanıtım filmi de izletildi. Programın ilk oturumunda Tat Gıda Bilgi Teknolojileri ve Proje Yönetim Direktörü Çiğdem Şahin, şirketin dijital dönüşüm vizyonunu ve geleceğe yönelik stratejik hedeflerini anlattı. Şahin, dijitalleşmenin yalnızca verimlilik artışı sağlamadığını, aynı zamanda doğal kaynakların korunması, üretim süreçlerinin optimize edilmesi ve sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi açısından kritik rol üstlendiğini belirtti.

Gazeteci ve Tarım-Gıda Editörü İrfan Donat moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Tat & BASF Dijital İş Birliği ve Sürdürülebilirlik” panelinde, BASF Tarım Çözümleri Türkiye ve Azerbaycan Ülke Müdürü Mustafa Yüksel ile BASF Nunhems Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan ve Pakistan Ülke Müdürü Önder Yılmaz konuşmacı olarak yer aldı.

Oturumda dijital teknolojilerin tarımsal üretime etkileri, sürdürülebilirlik hedefleri, yenilikçi tarım uygulamaları ve özel sektör iş birliklerinin sektöre sağladığı katkılar ele alındı. Katılımcılar, tarımın geleceğinde teknoloji ve sürdürülebilirliğin birbirini tamamlayan iki temel unsur olduğuna dikkat çekti.

Programın “Sürdürülebilir Tarım Ekosistemi ve İş Bankası Tarım Bankacılığı” panelinde ise sürdürülebilir tarım ekosistemi ve tarım bankacılığı konusu gündeme geldi. Gazeteci ve Tarım-Gıda Editörü İrfan Donat’ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda, Türkiye İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölümü Müdür Yardımcısı Mustafa Alper Devran ile Tat Gıda’nın sözleşmeli üretim modeli içerisinde uzun yıllardır yer alan genç üreticiler Mustafa Demirel ve Eren Çağan deneyimlerini paylaştı. Panelde tarımın finansmanı, sürdürülebilir üretim modelleri, üreticilerin finansmana erişimi ve sözleşmeli üretimin sağladığı avantajlar değerlendirildi. Üreticiler sahadaki deneyimlerini aktarırken, finansman mekanizmalarının tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından taşıdığı önem vurgulandı.

Continue Reading

Genel

GELECEK ÇOCUKLARIMIZA EMANET

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. yılı, tüm yurtta olduğu gibi dün Karacabey’de de büyük bir coşkuyla kutlandı. Türkiye’nin geleceğinin emin ellerde olduğuna dikkat çeken öğrenciler, “Bizlere güvenin. Atatürk çocukları olarak onun çizdiği çağdaş medeniyet yolunda hiç durmadan ilerleyeceğiz.” mesajını verdi.

23 Nisan kutlamaları ilk olarak Atatürk Anıtı’na İlçe Milli Eğitim Müdürü Muhammet Ali Erbir tarafından çelenk sunulmasıyla başladı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, Kaymakamlık koordinesinde Atatürk İlkokulu tarafından hazırlanan resmi kutlama programı gerçekleştirildi.

23 Nisan kutlama programına Kaymakam Cemalettin Yılmaz, Belediye Başkanı Fatih Karabatı, Cumhuriyet Başsavcısı Batuhan Kılınç, İlçe Emniyet Müdürü Abdullah Tomar, İlçe Jandarma Komutanı J. Bnb. Mahir Yağmur, siyasiler, daire amirleri, okul müdürleri, öğretmenler, öğrenciler ile çok sayıda veli ve vatandaş katıldı.

Karacabey Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü Atatürk Spor Salonu’nda devam eden coşkulu program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Programın açılış konuşmasını yapan İlçe Milli Eğitim Müdürü Muhammet Ali Erbir, tüm dünya çocuklarının bayramını kutladı. Erbir, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Bugün burada, milletimizin bağımsızlık ve egemenlik yolunda attığı en büyük adımlardan birinin yıl dönümünü, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir gurur ve coşku ile kutlamak üzere bir araya geldik.

23 Nisan, sadece bir tarih değil; milletimizin kendi kaderine sahip çıktığı, iradesini hiçbir gücün üstünde görmediğini dünyaya ilan ettiği bir dönüm noktasıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu tüm dünyaya ilan edilmiş, milletimizin bağımsızlık mücadelesi yeni bir safhaya ulaşmıştır. Bu yönüyle 23 Nisan; özgürlüğün, birlik ve beraberliğin, milli iradenin en güçlü sembollerinden biridir.

Bu anlamlı günün Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara armağan edilmesi ise ayrı bir derinlik taşımaktadır. Çünkü çocuklar; bir milletin yarını, umudu ve en büyük güvencesidir. Atatürk’ün bu emaneti, bizlere çocuklarımızı yalnızca bugünün değil, yarının dünyasına da hazırlama sorumluluğunu yüklemektedir.

Bu anlayış doğrultusunda hayata geçirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; çocuklarımızın milli ve manevi değerlerle donanmış, eleştirel düşünebilen, problem çözebilen, iletişim ve iş birliği becerileri gelişmiş, teknolojiyi etkin ve bilinçli kullanabilen bireyler olarak yetişmesini hedeflemekte ve 21. yüzyıl becerilerini kazandırmak üzere eğitim süreçlerimizde uygulanmaktadır. Bu kapsamda Karacabey’imizde de çocuklarımızın yalnızca akademik başarılarıyla değil; sanat, müzik, spor ve sosyal alanlarda da kendilerini geliştirerek çok yönlü bireyler olarak yetişmelerini hedefliyoruz.

Kıymetli misafirler,

23 Nisan yalnızca ülkemiz çocukları için değil, tüm dünya çocukları için de bir umut ve barış çağrısıdır. Ancak ne yazık ki bugün dünyanın birçok yerinde, özellikle Gazze başta olmak üzere mazlum coğrafyalarda çocuklar savaşın, yoksulluğun ve zulmün gölgesinde yaşam mücadelesi vermektedir. Bizler burada bayram coşkusunu yaşarken, onların yaşadığı acıları yüreğimizde hissediyoruz. Dileğimiz; tüm dünya çocuklarının barış, güven ve sevgi dolu bir ortamda büyümesi, oyun oynayabilmesi ve hayaller kurabilmesidir.

Diğer yandan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen menfur saldırılar maarif camiamız başta olmak üzere aziz milletimizi derinden sarsmış, hepimizi yasa boğmuştur. Bu vesileyle yaralılarımıza acil şifalar diliyor, hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Yüce Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum.

Sevgili çocuklar,

Sizler bu milletin en kıymetli hazinesisiniz. Sizlerin iyi yetişmesi, değerlerine bağlı, çalışkan ve vicdanlı bireyler olarak büyümesi bizim en büyük hedefimizdir.

Sizlere düşen görev; çok çalışmak, öğrenmek, kendinizi geliştirmek ve bu güzel vatanı daha ileriye taşımaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor; siz değerli çocuklarımızın ve aziz milletimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.”

İlçe Milli Eğitim Müdürü Muhammet Ali Erbir’in konuşmasının ardından öğrencilerin hazırladığı birbirinden güzel ve renkli gösteriler izleyenleri adeta mest etti. Şiirlerle de süslenen gösteriler katılımcılardan tam not aldı. Etkinliklerde tüm samimiyetlerini ortaya koyan öğrenciler, Atatürk’ün izinde ilelebet yürüyeceklerinin sözünü verdi.

Program sonunda ödül töreni gerçekleştirildi. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen resim, şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri Kaymakam Cemalettin Yılmaz, Belediye Başkanı Fatih Karabatı ve Cumhuriyet Başsavcısı Batuhan Kılınç tarafından takdim edildi.

Continue Reading

Trending