Genel
TEMA VAKFI: BARIŞÇIL BİR DÜNYA İÇİN ORMAN VE SU VARLIKLARINA İHTİYACIMIZ VAR!
TEMA Vakfı, Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile Dünya Su Günü’nde daha iyi ve barışçıl bir dünya için orman ve su varlıklarının önemini vurguladı. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, ormansızlaşma nedeniyle dünyada her yıl 10 milyon hektar orman alanının kaybedildiğine ve 2,2 milyar kişinin, kaliteli ve yeterli içme suyuna erişemediğine dikkat çekti.
Birleşmiş Milletler bu yıl, Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası’nın temasını “Ormanlar ve İnovasyon: Daha İyi Bir Dünya İçin Yeni Çözümler” olarak belirledi. Bu temayla ormanlar ve inovasyon ilişkisi değerlendirilerek günümüz çevre problemlerinin çözümünde önemli bir yere sahip olan yenilikçi teknolojilerin ormanların korunmasında ve sürdürülebilirliğindeki rolüne vurgu yapılıyor.
Dünyada her yıl ortalama 10 milyon hektar orman alanı yok oluyor
Ormanların; erozyonu önleme, su üretimi, iklimi düzenleme ve havayı temizleme gibi birçok ekosistem hizmeti sunduğunu belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Ormanlar aynı zamanda; iklim krizinin etkilerinin azaltılmasında, biyolojik çeşitlilik ve su varlıklarının korunmasında kritik bir öneme sahip. Ancak ormansızlaşma nedeniyle dünyada her yıl ortalama 10 milyon hektar orman alanı kaybediliyor ve orman yangınları sebebiyle yaklaşık 70 milyon hektar alan olumsuz etkileniyor. Karasal biyolojik çeşitliliğin % 80’ine ev sahipliği yapan ormanlar ayrıca erişilebilir suyun da % 70’ini sağlıyor. Ormansızlaşmayı azaltmak ve ormanların tahribatlarını önlemek için yeni yaklaşımlara ve teknolojilere ihtiyaç var. Drone (hava çekimi), uydu teknolojisi, uzaktan algılama ve yapay zekâ uygulamaları gibi yeniliklerin yanında orman yangınlarına karşı kullanılabilecek erken uyarı sistemleri; ormanları koruma, izleme ve sürdürülebilir orman yönetimi konularında önemli bir role sahip.” dedi.
Madencilik izinleri ormanların ve su varlıklarının geleceğini tehdit ediyor
Ülkemizdeki ormanların ve su varlıklarının geleceği için koruma politikalarının öneminin altını çizen Ataç, “Türkiye, orman varlığını artıran ender ülkelerden biri olmasına rağmen, orman mevzuatında maden, enerji ve turizm gibi sektörlere kullanım alanı için verilen izinler ormanlarımızı tehdit ediyor. 2012-2022 yılları arasında verilen izinler 400 bin hektarı (533 bin futbol sahası) aşarken, sadece maden izni verilen alanların büyüklüğü 110 bin hektara (146 bin futbol sahası) ulaşmıştır. Vakfımızın 29 ilde yaptığı haritalandırma çalışmalarına göre; bu illerin toplam yüzölçümünün %67’si madenlere ruhsatlı iken % 65’i ise orman alanıdır. İklim, biyolojik çeşitlilik ve su varlıkları için hayati öneme sahip olan ormanları koruyan politikaların hayata geçirilmesi gerektiği tartışmasızdır. Ayrıca madencilik faaliyetleri, yer altı ve yüzey sularını da kirleten, suya ağır metaller ve radyoaktif maddeler karışmasına yol açan ciddi bir tehdittir. Bir yandan iklim krizi su varlıklarımızın azalmasına neden olurken diğer yandan mevcut temiz su varlıklarının madencilik faaliyetleri nedeniyle zarar görmesi ve yok olması, tüm canlıların en temel yaşam kaynağını kaybetmesi anlamına gelmektedir.” şeklinde konuştu.
2,2 milyar kişi güvenli içme suyundan mahrum
Bu yıl Dünya Su Günü’nün teması ise “Barış için Su” olarak belirlendi. Bu tema ile suya erişimde kimsenin geride bırakılmaması, suyun kullanım ve yönetiminde herkesin ihtiyaçlarının gözetilmesi ve suyun daha barışçıl bir dünya için önemli bir aktör olarak değerlendirilmesine vurgu yapılıyor. Suyun, üzerinde rekabet edilecek bir kaynak değil, aksine tüm canlıların yaşam hakkı olan doğal bir varlık olduğunu vurgulayan Ataç, “Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 2022 yılında yayınladığı bir rapora göre dünya nüfusunun yaklaşık yarısı, yılın bir bölümünde ciddi bir su kıtlığı yaşıyor. Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun 2023 yılında açıkladığı verilere göre hiçbir arıtma işleminden geçmeyen yüzey sularını içen 115 milyon kişi de dahil olmak üzere 2,2 milyar kişi hâlâ kaliteli ve yeterli içme suyuna ulaşamıyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin su potansiyelinde 2030 yılına kadar % 20 azalma bekleniyor
Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili olmasına rağmen, karasal su varlıkları açısından zengin bir ülke olmadığına dikkat çeken Deniz Ataç, “Ülkemizde kişi başına düşen yıllık yenilenebilir su potansiyeli sadece 1.313 m³, bu oran ülkemizi su stresi yaşayan ülkeler arasına sokuyor. İklim değişikliğinden dolayı artan sıcaklıklar, buharlaşma, kuraklık ve artan nüfusla birlikte, 2030 yılına kadar su potansiyelinde % 20 azalma ve kişi başına düşen su miktarının ise 1.000 m³’ün altına düşmesi bekleniyor. Bu sebeple azalan su varlıklarımızı korumak için hemen harekete geçilmesi gerekiyor. Mevcut su varlıkları; madencilik faaliyetlerinden korunmalı, yoğun su kullanımı olan endüstriyel tesislerde su tasarrufu yapılmalı, su iletim hatlarında kayıp ve kaçak kontrolleri yapılmalı, tarımda verimli sulama sistemlerine geçilmeli ve yeşil alanlarda su ihtiyacı az olan bitkiler tercih edilmelidir. Bireysel olarak da suyu israf etmemek ve ihtiyaç doğrultusunda kullanarak gereksiz su kullanımını azaltmak ve toplumu bu konuda bilinçlendirmek de büyük önem taşıyor.” dedi.
Su, barış için bir araç olabilir
Günümüzde, su varlıklarının korunması için ulusal ve uluslararası iş birliklerinin zorunlu hale geldiğini belirten Ataç, “Çevresel sürdürülebilirlik ve doğal hayat, gıda güvencesi ve ekonomik üretim, kamu sağlığı ve refahı gibi tüm hedefler, iyi işleyen ve adil bir şekilde yönetilen bir su döngüsüne bağlı. Ancak su kıtlığı, kirliliği ya da suya erişimde eşitsizlik söz konusu olduğunda topluluklar ve ülkeler arasında gerilim artabilir. Bu nedenle ülkeler; iklim değişikliğiyle mücadele, küresel göç politikası ve açlığı yönetirken, ulusal ve uluslararası su iş birliklerini barış planlarının merkezine almalılar. Topluluklar ve ülkeler bu konuda iş birliği sağladığında su, barış için bir araç olabilir.” diye konuştu. Deniz Ataç, daha yaşanabilir bir dünya için herkesi, orman alanlarını ve su varlıklarını korumaya; ormanları artırma ve suyu verimli kullanma çalışmalarına destek olmaya davet etti.
Genel
MATLI: “60 BİN ÜYEMİZİN GÜCÜNÜ, ÜYEMİZLE BİRLİKTE BÜYÜTECEĞİZ.”
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, üyelerin gerçek sorunlarını, beklentilerini ve nasıl bir BTSO istediklerini doğrudan kendilerinden dinlediklerini belirterek, “Şimdi daha yoğun bir saha dönemine geçiyoruz. Üyelerimizle daha fazla buluşacak, nasıl bir yönetim anlayışı önerdiğimizi ve hazırladığımız çözümleri nasıl hayata geçireceğimizi anlatacağız. Hiçbir üyemiz merak etmesin; artık hep birlikteyiz” dedi.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa iş dünyasının farklı sektörleriyle yürüttükleri çalışmaların daha geniş katılımlı bir saha programıyla devam edeceğini açıkladı. Yeni dönem çalışmalarının ilk adımı, “Bir kurum kimin için var? Gücünü kimden alır? Başarıyı nasıl ölçer? Kime hesap verir? Kimin sesidir?” sorularının yöneltildiği ve sosyal medyada paylaşılan kısa bir video ile attıklarını hatırlatan Matlı, videonun “Bazı Soruların Cevabını 60 Bin Üye Birlikte Verir” sözleriyle tamamlandığını belirtti.
Bu ifadenin yalnızca bir videonun kapanış cümlesini değil, savundukları yönetim anlayışının temeli olduğunu vurgulayan Özer Matlı, şunları söyledi: “Cevapları masa başında vermek istemedik. Çünkü cevap; Bursa için üreten, ticaret yapan, istihdam sağlayan ve risk üstlenen üyelerimizin tecrübesinde, emeğinde ve geleceğe ilişkin beklentilerindedir. Daha fazla işyerine gidecek, sektör temsilcilerimizle buluşacak ve sahadan gelen görüşleri uygulanabilir çözümlere dönüştüreceğiz.”
“Bu yolculuğa 60 bin üyemizin tamamını davet ediyoruz.”
Çalışmaların tek yönlü bir tanıtım faaliyeti olmayacağını belirten Matlı, 60 bin BTSO üyesinin tamamına katılım çağrısında bulundu: “Bu yolculuğu bir kişinin ya da bir grubun seçim kampanyası olarak görmüyoruz. Bu, üyelerimizin ihtiyaçlarından doğan, onların sesiyle büyüyen ve yine üyelerimizin başlattığı, Bursa’nın değerlerine sahip çıkan, kalbi Bursa için atanların yolculuğudur. Bugüne kadar olduğu gibi görüşü, önerisi ve eleştirisi olan bütün üyelerimizi çalışmalarımıza katılmaya davet ediyorum. Yavaş yavaş farklı iletişim kanallarını da üyelerimize açacağız. Bu yolla da birlikteliğimizi artıracağız. BTSO’nun geleceğini, Bursa iş dünyasının bütün sektörleriyle ve 60 Bin üyemizle birlikte şekillendirmek istiyoruz.”
Bursa’nın geleceğinin yalnızca BTSO çatısı altında ele alınamayacağını vurgulayan Özer Matlı; kentin tüm sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları, sektörel dernekleri ve üniversiteleriyle iş birliğine açık olacaklarını ifade etti: “Bursa için sözü, birikimi ve önerisi bulunan hiç kimseyi bu sürecin dışında bırakmayacağız. Kentimizin tüm STK’larının değerlendirmelerini önemseyecek, Bursa’nın geleceğini ilgilendiren başlıklarda onların tecrübelerinden yararlanacağız. Bu yolculuk, Bursa’ya değer veren herkesin katkısıyla büyüyecek.”
“Nasıl bir BTSO istediğimiz açık” diyen Özer Matlı, hedefledikleri yapıyı şöyle anlattı:
“Kentin tüm kurumları ile işbirliği içinde, üyesine ulaşılabilir, meslek komitelerinin sözünü kararlarına yansıtan, kaynaklarını bütün üyelerinin yararına kullanan, çalışmalarının sonucunu ölçen ve hesabını veren bir BTSO istiyoruz. Tüccarın da sanayicinin de KOBİ’nin de ihracatçının da hizmet sektörünün de kendisini güçlü biçimde temsil edildiğini hissettiği bir yönetim anlayışı öneriyoruz.”
“Bursa için kurulan hayaller gerçekleşmeden eskimemeli”
Mevcut yönetimin geçmişte ortaya koyduğu başarıların kıymetli olduğunu belirten Matlı, yalnızca geçmişte yapılanları anlatmanın ve 60 Bin üyenin tamamını kapsamayan projelerin geleceğe hazırlanmak için yeterli olmayacağını söyledi. Dünyadaki ekonomik ve teknolojik dönüşümün üretimden ticarete, finansmandan ihracata kadar bütün dengeleri değiştirdiğine dikkat çeken Matlı, diğer kentlerin göstergeleri incelendiğinde Bursa’nın yeni ve güçlü bir hamleye ihtiyaç duyduğunun görüldüğünü ifade etti:
“Geçmişte yapılan her doğru iş Bursa’nın kazanımıdır. Ancak bugün önümüzde bambaşka bir dünya var. Daha katılımcı bir iş yapma anlayışı var. Rekabetin şartları, işletmelerimizin ihtiyaçları ve şehirlerin yarıştığı alanlar değişti. Başka kentler yeni yatırımlar, sektörler ve teknolojilerle ilerlerken Bursa’nın geçmiş başarılarıyla yetinme lüksü yoktur.”
Mevcut yönetimin 13 yıl önce, Cumhuriyetimizin 100. yılı hedefleri kapsamında Bursa için 75 milyar dolarlık ihracat, 7 bin 500 ihracatçı firma, Türkiye’nin en büyük 500 kuruluşu arasında 75 Bursalı şirket ve kişi başına 30 bin dolar gelir hedefleri açıkladığını hatırlatan Matlı; Uludağ’ın dünya çapında bir kış sporları merkezi, Bursa’nın geriatri ve Ar-Ge alanlarında öncü bir kent olması yönünde de önemli hedefler ortaya konulduğunu belirtti.
“Hedef koymak kıymetlidir; Bursa elbette büyük hayaller kurmalıdır” diyen Matlı, şöyle devam etti:
“Ancak bir hayalin gerçek değeri, ne ölçüde hayata geçirildiğiyle anlaşılır. Bugün yapılması gereken; bu hedeflerin hangilerinin gerçekleştiğini, hangilerinin neden gerçekleşmediğini ve daha önce vaat edilen projelerin neden tamamlanamadığını açık yüreklilikle değerlendirmektir. Bursa’nın yeni sözlerden önce dürüst bir durum tespitine, ardından uygulanabilir ve ölçülebilir çözümlere ihtiyacı vardır.”
“Btso’nun imkânları üyenin gücüne dönüşmelidir”
BTSO’nun temel görevinin sahip olduğu imkânları üyelerinin işine, rekabet gücüne ve geleceğine yansıtmak olduğunu vurgulayan BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, şu değerlendirmede bulundu: “Bir üyemiz finansmana erişmek istediğinde BTSO’nun desteğini yanında görmeli; yeni müşteri ve pazarlara ulaşmak istediğinde Oda ona somut bir kapı açabilmelidir. Dijital ve teknolojik dönüşüm programları ile ihtiyaç duyulan ticaret ve sanayi parsellerine erişim, belirli şirketlerle sınırlı kalmamalıdır. Meslek komitelerimizin hazırladığı görüşlerin hangi kararlara dönüştüğü ve BTSO kaynaklarıyla gerçekleştirilen yatırımların üyelerimize ne kazandırdığı bilinmelidir.”
Başarının proje, toplantı, fuar ve organizasyon sayısıyla değil, üyeye sağlanan faydayla ve etkisi ile ölçüleceğini belirten Özer Matlı, “Bir faaliyet raporunun kalın ve süslü olması, üyelerimizin daha güçlü olduğu anlamına gelmez” dedi. Yeni dönemde her çalışma için ayrılan kaynağın, ulaşılan üye sayısının ve elde edilen sonucun düzenli olarak açıklanacağını ifade eden Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ölçümüz; kaç üyemize ulaşıldığı, kaç işletmemize yeni müşteri ve pazar kazandırıldığı, finansmana erişime ne kadar katkı sağlandığı ve kaç firmamızın teknolojik dönüşüm sürecine dâhil edildiğidir. Başarıyı, üyemizin işine ve geleceğine sağlanan ölçülebilir faydayla değerlendireceğiz.”
“60 bin üyemiz için çözümlerimizi açıklayacağız”
Bursa iş dünyasından gelen değerlendirmeleri somut çözümlere dönüştürdüklerini açıklayan Matlı, her sektörün önceliklerini kendi temsilcileriyle görüşerek önerilerini sahada paylaşacaklarını söyledi. Ardından “60 Bin Üyemiz İçin Çözümlerimiz” programının bütününü iki hafta içinde kamuoyuna açıklayacaklarını belirten Matlı, “Üyelerimiz yalnızca ne yapacağımızı değil; çözümün nasıl uygulanacağını, hangi kaynakla gerçekleştirileceğini, kaç üyeye ulaşacağını ve sonucunun nasıl ölçüleceğini de görecek” dedi.
BTSO seçimlerinin iki isim arasındaki kişisel bir yarış olmadığını vurgulayan Matlı, “Bu seçim, Bursa iş dünyasının geleceğe hangi yönetim anlayışıyla hazırlanacağının tercihidir. Meslek komitelerinin karar süreçlerinde etkili olduğu, kaynakların kullanımının görülebildiği ve yöneticilerin üyelerine karşı sorumluluk taşıdığı bir BTSO istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Kimse merak etmesin, artık hep birlikteyiz”
Bursa’nın kendisi için yalnızca iş yaptığı bir kent olmadığını; doğduğu, büyüdüğü, üretim ve yatırım yaptığı memleketi olduğunu belirten BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bursa bize yalnızca bir iş hayatı değil; kimlik, aidiyet ve gelecek verdi. Bursa’ya değer vermek, bu şehrin potansiyelinin gerisinde kalmasına razı olmamak ve gerçekleşmeden bekleyen hayallerinin peşini bırakmamaktır. Bursa’nın değerlerini Türkiye’ye ve dünyaya taşımaktır. Hiçbir üyemiz ‘Sesimi kim duyacak, sorunumu kim BTSO’nun gündemine taşıyacak?’ diye düşünmesin. Artık hep birlikteyiz. Daha fazla buluşacak, daha çok konuşacak, birlikte düşünecek ve birlikte yol alacağız. Bu yolculuk bir kişinin değil, üyelerimizin başlattığı ve 60 bin üyemizin katılımıyla büyüyecek bir yolculuktur. Söz hepimizin, BTSO hepimizin. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.”
Genel
ZAFER KADINLARI BİR ARAYA GELDİ
Zafer Partisi Karacabey İlçe Başkanlığı, kadın teşkilatlanmasını güçlendirmek ve parti çalışmalarına katkı sunan kadın üyeleri bir araya getirmek amacıyla anlamlı bir programa ev sahipliği yaptı. Zafer Partisi Kadın, Aile ve Çocuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suzan Küçüksaraç’ın katılımıyla düzenlenen “Zafer Kadınları Buluşması”, yoğun ilgi gördü.
Karacabey İlçe Başkanlığı’nda gerçekleştirilen programa, Zafer Partisi Karacabey Kadın Politikaları Başkanı Canan Tekirdağ öncülük etti. Kadın üyelerin yanı sıra parti yöneticilerinin de katıldığı buluşmada, kadınların siyasi hayattaki yeri, teşkilatlanma çalışmaları ve önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek faaliyetler üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu.

Samimi bir atmosferde geçen programda kadın üyeler, görüş ve önerilerini Genel Başkan Yardımcısı Suzan Küçüksaraç ile paylaşma fırsatı bulurken, karşılıklı fikir alışverişiyle yerel ve genel siyasete ilişkin değerlendirmeler yapıldı. Kadınların toplumsal yaşamda ve siyasette daha etkin rol almasının önemine vurgu yapılan toplantıda, Zafer Partisi’nin kadın politikaları ve teşkilatlanma hedefleri de ele alındı.
Program kapsamında partiye katılan yeni kadın üyelerin üyelik işlemleri gerçekleştirilirken, aileye katılan yeni isimlere rozetleri takdim edildi. Günün anısına Genel Başkan Yardımcısı Suzan Küçüksaraç ve programa katılan kadın üyelere çeşitli hediyeler sunulurken, toplu hatıra fotoğrafları da çekildi.

Programın ardından Zafer Partisi Karacabey İlçe Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, yoğun katılımın memnuniyet verici olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Genel Başkan Yardımcımız Sayın Suzan Küçüksaraç’ın katılımlarıyla gerçekleştirdiğimiz Zafer Kadınları Buluşması’nı büyük bir coşku ve yüksek katılımla tamamladık. Kadın Politikaları Başkanımız Canan Tekirdağ öncülüğünde düzenlenen programda kadın üyelerimizle bir araya gelerek verimli istişarelerde bulunduk, yeni üyelerimizin katılımlarını gerçekleştirdik ve günün anısına hediyelerimizi takdim ettik. Bizleri yalnız bırakmayan Genel Başkan Yardımcımız Sayın Suzan Küçüksaraç’a ve programa katılan tüm kadın üyelerimize teşekkür ediyoruz.”
Açıklamada ayrıca, kadınların parti çalışmalarındaki etkinliğinin her geçen gün arttığına dikkat çekilerek, “Birlikte büyüyor, birlikte güçleniyoruz. Zafer Kadınları sahada, Zafer Türkiye’nin olacak.” mesajı paylaşıldı. Programın, kadın teşkilatlanmasının güçlendirilmesi ve parti çalışmalarına yeni isimlerin kazandırılması açısından önemli bir buluşma olduğu ifade edildi.
Genel
ÖZTAYLAN SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI
Tedavi gördüğü hastanede 72 yaşında hayatını kaybeden önceki dönem Bandırma Belediye Başkanı ile 19, 23 ve 24. Dönem AK Parti Balıkesir Milletvekili Mehmet Cemal Öztaylan, Bandırma’da düzenlenen cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı.
Bir süredir tedavi altında bulunan Öztaylan’ın naaşı, cenaze töreni öncesinde Paşakent Mahallesi’ndeki evine götürülerek ailesi ve yakınlarından helallik alındı. Daha sonra Haydar Çavuş Camii’ne getirilen Öztaylan için burada cuma namazının ardından cenaze namazı kılındı.
Cenaze töreninde taziyeleri oğulları AK Parti Balıkesir Milletvekili Ali Taylan Öztaylan ile Aysan Öztaylan kabul etti.

Yoğun katılımla gerçekleşen törene; TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 27. Dönem Başbakanı Binali Yıldırım, Ak Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş AK Parti MKYK Üyesi Önder Matlı, AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Belgin Uygur ile Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, eski Bakan Faruk Çelik, AK Parti Balıkesir Milletvekili İsmail Ok, MHP Balıkesir Milletvekili Ekrem Gökay Yüksel, İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Bandırma Kaymakamı Engin Aksakal, Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, il ve ilçe protokolü, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının üyeleri ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Tekke Camii İmamı Adem Turan’ın kıldırdığı cenaze namazının ardından konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile Binali Yıldırım, Öztaylan’ın ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileklerini iletti.
Mehmet Cemal Öztaylan’ın naaşı, cenaze namazının ardından Bandırma Tekke Hacı Ali Rıza El-Bezzaz Camii Kabristanı’nda dualarla toprağa verildi.
-
Bursa Bölge7 yıl agoKaracabey’de cinayet: 1 ölü
-
Genel3 yıl agoKARACABEYLİ DUAYEN SANATÇI SEVENLERİNİ ÜZDÜ
-
Genel2 yıl agoKARACABEY BELEDİYESİ’NDE GÖREV DEĞİŞİKLİKLERİ
-
Bursa Bölge7 yıl agoRABBİMİZ BİZDEN NELER İSTİYOR
-
Güncel2 yıl agoİYİ VE KÖTÜ AHLAK
-
Güncel7 yıl agoARAPÇA’DA “VAV” HARFİ
-
Güncel4 yıl agoHAKİM VE SAVCILARA ANLAMLI VEDA
-
Ekonomi6 yıl agoSütaş’tan “Tereyağı” açıklaması




Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login