Connect with us

Bursa Bölge

SARIBAL’DAN BEYAZ ETTE İHRACAT KISITLAMASINA TEPKİ

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Orhan Sarıbal, beyaz et ihracatının yasaklanmasına yönelik basın açıklaması düzenledi. Sarıbal, “İnsanlarımızın ucuz ve sağlıklı gıdaya ulaşmalarının yolu iç piyasada miktarı yetersiz olan veya fiyatları artan her ürünün ya ithal edilmesi veya ihracatının yasaklanması değildir.” dedi.

Ticaret Bakanlığı’nın aldığı karara göre bütün ve parça dahil olmak üzere, tavuk eti ihracatının 1 Mayıs- 31 Aralık 2024 tarihine kadar, aylık bazda azami 10 bin ton, toplamda ise bu yıl sonuna kadar 80 bin ton olacak şekilde sınırlandırılacak. Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Orhan Sarıbal, beyaz et ihracatının yasaklanmasına yönelik basın açıklamasını CHP Bursa İl Başkanlığı’nda gerçekleştirdi. Yapılan basın açıklamasına CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, İl Yönetim Kurulu Üyeleri ve çok sayıda basın mensubu katıldı.

“Gün geçtikçe yoksullaşıyoruz”

Basın toplantısında konuşan İl Başkanı Nihat Yeşiltaş şunları söyledi: “Gün geçtikçe yoksullaşıyoruz, insanlarımızın ekmeği küçülüyor, bu topraklarda derin yoksulluk yaşıyoruz. Bunun tek sebebi ülkeyi yönetenlerin yarattığı iktisadi ve ekonomik krizdir. Biz bu sorunları yaşarken tabii ki geleceğe dair sözlerimiz var. Bu kadar bereketli, suyun, güneşin bol olduğu toprakları yönetemiyorsak ve sadece ithalat üzerinden bir ekonomik anlayış sergiliyorsak tabii ki yoksullaşma bunun sonucudur. Diliyoruz bir an önce bu yanlış ekonomi politikalarından vazgeçerler. Bizler üretmek zorundayız, üreterek büyüyeceğiz. Üretim ekonomisinin bu ülkeyi kalkındıracağını ve halkın refah düzeyini yükselteceğini biliyoruz. O yüzden yanlış politikaları yeniden gözden geçirmek gerekir. CHP’nin ekonomi politikası da tamamen üretim üzerinedir.”

“Gıda fiyatları ihracat yasakları ile düşürülemez”

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın açıklaması ise şu şekilde: “Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2 Mayıs 2024 tarihinde 2023 yılına ait Çiğ Süt ve Kırmızı Et Üretim İstatistiklerini yayımladı. Buna göre, 2022 yılında 21 milyon 563 bin ton olan çiğ süt üretimi 2023 yılında binde 4 oranında azalarak 21 milyon 482 bin tona düşmüştür. Bu, aynı zamanda son 6 yılın en düşük çiğ süt üretimidir. TÜİK verileri inek kesimlerinin devam ettiğini göstermektedir. Son yıllarda çiğ sütün fiyatı enflasyon artışına yol açtığı bahanesi ile baskılanmış ve süte maliyetin altında fiyat verilmiştir. Maliyetlerin artmasına karşılık çiğ süt fiyatı aynı oranda artırılmayınca üretici zarar etmekte ve ineklerini kesmek zorunda kalmaktadır.

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, 2022 yılında 2 milyon 192 bin ton olan kırmızı et üretimi, 2023 yılında yüzde 8,8 artarak 2 milyon 384 bin tona yükselmiştir. Bu artışta inek kesimlerinin yanı sıra 2023 yılında yapılan rekor düzeydeki canlı hayvan ve et ithalatının rolü bulunmaktadır. TÜİK verilerine göre 2023 yılında yapılan toplam 1,4 milyar dolarlık ithalatın kırmızı et olarak karşılığı yaklaşık 309 bin tondur. Yani 2023 yılında toplam 2 milyon 384 bin ton olan kırmızı et üretiminin yüzde 13’ü ithalat yoluyla karşılanmıştır. Türkiye 2010 yılından bu yana sürekli olarak canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı yapmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı 2024 yılında 600 bin baş besilik hayvan ithalatına karar vermiş olup, Et ve Süt Kurumu tarafından Uruguay’dan yapılan ithalat devam etmektedir. Yani kırmızı et üretimi ithalat yoluyla artırılmaktadır.

2023 yılı Kümes Hayvancılığı Üretimine ilişkin sonuçlar TÜİK tarafından 14 Şubat 2024 tarihinde açıklanmıştı. Buna göre, 2022 yılında 2 milyon 418 bin ton olan tavuk eti üretimi 2023 yılında yüzde 3,7 azalarak 2 milyon 329 bin tona düşmüştür. Artan nüfusa karşı üretimin azalması iç pazarda tüketimin azalmasına ve fiyatların artmasına yol açmaktadır. Bu gerekçe ile Mayıs 2023’te tavuk eti ihracatı İhracı Kayda Bağlı Mallar Listesine alınmış; 2022 yılında 620 bin ton olan beyaz et ihracatı 2023 yılında 505 bin tona düşmüştür.

Ticaret Bakanlığı 2024’ün ilk aylarında tavuk eti fiyatlarındaki artışın enflasyonun üzerine çıktığı gerekçesiyle bütün ve parça dahil olmak üzere, tavuk eti ihracatının 1 Mayıs 2024’ten 31 Aralık 2024’e kadar, aylık bazda azami 10 bin ton, toplamda ise bu yıl sonuna kadar 80 bin ton olacak şekilde sınırlandırılmasına karar verilmiştir.

TÜİK tarafından 3 Mayıs 2024’te açıklanan verilere göre gerek TÜFE gerekse gıda fiyatları endeksi artmaya devam etmektedir. Nisan 2005’te yüzde 8 olan yıllık enflasyon oranı Nisan 2024’te yüzde 69,8 olmuştur. 2005’te yüzde 3,5 olan yıllık gıda enflasyonu ise Nisan 2024’te yüzde 68,5’e yükselmiştir. TÜİK verilerinden yaptığımız hesaplamaya göre bir önceki yılın aynı ayına göre dana eti fiyatı yüzde 82, kuzu eti yüzde 121, beyaz et ise yüzde 84 artmıştır. Yani beyaz et fiyatlarına yüzde 200 zam yapıldığına ilişkin haberler gerçeği yansıtmamaktadır.

Saray iktidarının uyguladığı ekonomi politikalarından kaynaklanan yüksek enflasyon nedeniyle emekçi ve emeklilerin alım gücü düşmüş; halkımız fiyatı 600-800 liraya ulaşan kırmızı eti sofralarında göremez olmuşlardır. İnsanlar hayvansal protein ihtiyacını karşılamak için kırmızı et fiyatlarıyla karşılaştırıldığında fiyatları daha uygun kalan tavuk etini tüketebilmekte, bu nedenle tavuk etine olan talep artmaktadır. 2022 yılının ve bu yılın aylık ortalamalarına bakıldığında ayda yaklaşık 30 bin ton tavuk ihracatı gerçekleşmektedir. Bakanlığın verdiği 10 bin ton sınırına ulaşılması halinde önümüzdeki aylarda tavuk eti ihracatının yaklaşık üçte birine düşeceği anlaşılmaktadır. İhracat yasaklandığında yurt içinde kalacak ürün sadece aylık 20 bin ton olup, bu miktar fiyatları etkileyecek büyüklükte değildir.

“Üretim artırılmadığı sürece yüksek enflasyon sorunu çözülmez”

Tarım-gıda ürünlerinde arz (üretim) artırılmadığı sürece yüksek enflasyon sorununun çözülmesi mümkün değildir. Gıda enflasyonuyla mücadele için üreticilerin desteklenmesinden veya artışları durdurulamayan girdi maliyetlerinin kontrol edilmesinden ve bir kısmının devlet tarafından karşılanmasından başka çare yoktur. Aksi halde hiçbir sektörde üreticiler uzun süre zarar ederek üretime devam edemezler. Öte yandan halkımızın ucuz ve sağlıklı gıdaya ulaşamamalarının en önemli nedeninin gelir düzeylerinin düşük olduğu gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır. Saray iktidarının yoksullardan varlıklılara ve yandaşlarına servet transferine dayalı politikaları halkımızın giderek daha da yoksullaşmasına sebep olmaktadır.

Soğanda, patateste, narenciyede yağda -örnekler artırılabilir- uygulanan ihracat yasakları fiyatların artmasını önleyemediği gibi mevcut ihracat pazarlarının kaybına da yol açmaktadır. Enflasyonla mücadelenin yolu yasaklar değil, üreticilerin teşvik edilmesi ve girdi maliyetlerinin düşürülmesidir. Bunun yanı sıra üretici-tüketici zincirindeki fahiş fiyat artışlarını kontrol altında tutmak da kamunun öncelikli görevi olmalıdır. Ayrıca milyonlarca emeklinin 10 bin liraya geçinmeye çalıştığı bir ortamda temel gıda ürünlerindeki KDV’nin kaldırılması da bir zorunluluk haline gelmiştir.

Türkiye tavuk eti ihracatının yarıdan fazlası Irak’a yapılmaktadır. İran ve Suriye tavuk eti ihracatında diğer önemli ülkelerdir. İhracatın yasaklanması Türkiye’yi güvenilir ihracatçı olmaktan çıkaracak, ihracat için anlaşma yapan firmaları zor durumda bırakacaktır. Rakip ülkeler (örneğin Brezilya) Türkiye’nin pazarını ele geçirecektir.”

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Bursa Bölge

BİBA’DAN TOPLU SÖZLEŞME AÇIKLAMASI

Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, belediye ile Tüm-Bel-Sen arasında yapılan toplu sözleşmenin hukuka uygun olmadığını belirterek, “2024, 2025 ve 2026 yıllarını kapsayan toplamda 300 milyon liraya yakın bir zimmet var. Hukuk dışı olan bir sözleşme. Ben buna müsaade etmem” dedi.

Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Haziran ayı birinci oturumunda, Büyükşehir Belediyesi’nde görevli memur ve sözleşmeli personele ilişkin Tüm-Bel-Sen ile Mustafa Bozbey yönetimi arasında imzalanarak 18 Mart tarihinde yürürlüğe giren toplu sözleşme gündeme geldi.

Sayıştay tespit etti

Toplu sözleşmede yer alan ‘Mali Haklar’ başlıklı 6’ncı madde kapsamında ilgili personele Ramazan Bayramı’nda bir sosyal denge tazminatı tutarında ikramiye, Kurban Bayramı’nda iki sosyal denge tazminatı tutarında ikramiye, Eylül ayında kırtasiye yardımı ve ayrıca kumanya bedeli ödenmesine ilişkin hükümler yer alıyordu. Sayıştay tarafından Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde yapılan incelemeler neticesinde, 2024 yılında da yapılan ödemelerin mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle kamu zararına hükmedildi. Mustafa Bozbey hakkında yaklaşık 75 milyon lira kamu zararı çıkarken, Sayıştay tarafından 2025 yılı için yaklaşık 126 milyon lira kamu zararı tespit edildi. Sayıştay, hukuksuz ödemeler nedeniyle toplu sözleşmede imzası bulunan Mustafa Bozbey’den ödemlerin yasal faiziyle birlikte şahsen tahsiline karar verdi.

“‘Ben buna müsaade edemem’ dedim”

Konu hakkında açıklamalarda bulunan Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, sendika ile anlaşmanın hukuk dışı yapıldığını söyledi. Bununla ilgili de Mustafa Bozbey hakkında zimmet çıktığını hatırlatan Başkan Vekili Şahin Biba, “Konuyu herkes biliyor. Sayıştay 2024 yılı raporunda 70 milyon küsur zimmet var. 2025 yılı için de 125 milyon 600 bin liraya yakın zimmet çıktı.  Daha 2026 yılı var. Toplamda 300 milyon liraya yakın bir zimmet var. ‘Kurban Bayramı’nda yapılacak ikramiyeyle birlikte hatta çift ikramiye olduğu için 100 milyonun üzerinde bir zimmet daha çıkacak. ‘Ben buna müsaade edemem’ dedim. Eğer bu para verilseydi zimmet bana değildi. Sözleşmeyi yapan bizatihi Mustafa Bozbey’e çıkacaktı. Ama ben buna müsaade etmiyorum’ diye söyledim” diye konuştu.

“Hukuk dışı olan bir sözleşme”

Konuyu CHP Grup Sözcüsü ile de görüştüğünü açıklayan Başkan Vekili Şahin Biba, “Beraber konuştuk. Konunun bu şekilde olması gerektiğine de karar verdik. Mustafa Bozbey zaten ekonomik sorumluluk kabul etmediğini söyledi. Dolayısıyla ben de ‘bunu yapmam’ dedim. Hukuk dışı olan bir sözleşme. Sendikaya da ‘Eğer haklıysanız mahkemeye de verin’ dedim. Dolayısıyla ben buna müsaade etmedim ve vermedim. Bizler kanuna göre hareket etmeye çalışıyoruz. Sendika üyeleriyle bizzat görüştüm. Genel Sekreterimiz, arkadaşlarımız görüştü. Yetmedi eylem de yaptılar” diye konuştu.

Continue Reading

Bursa Bölge

MATLI BTSO SEÇİM SÜRECİNE TARİHİ ÇARŞI VE HANLAR BÖLGESİ’NDEN BAŞLADI

Matlı: “Bursa’nın Potansiyelini Daha İleriye Taşıyacağız”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) seçim süreci kapsamında düzenlenen ilk buluşma, Bursa ticaretinin asırlardır merkezi olan Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nde gerçekleştirildi. Tarihi Çarşılar Federasyonu’nun düzenlediği programda bölge esnafı ile bir araya gelen BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa’nın köklü ticaret kültürünü istişare, dayanışma ve birlikte üretme anlayışıyla geleceğe taşımak için çalışacaklarını söyledi.

Fidan Han`da gerçekleştirilen programa Tarihi Çarşılar Federasyonu Başkanı Muhsin Özyıldırım, Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği Derneği Başkanı İsa Altıkardeş, bölgede faaliyet gösteren oda ve dernek başkanları ile çok sayıda Kapalı Çarşı esnafı katıldı. Bursa iş dünyasının farklı kesimlerini bir araya getiren programda sektörlerin beklentileri, ticaret hayatının güncel sorunları ve BTSO’nun geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.

“Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi ticaret geleneğinin yaşayan temsilcisidir”

Programda konuşan Özer Matlı, Bursa’nın ticaret kültürünün en önemli merkezlerinden biri olan Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin yalnızca Bursa için değil, Türkiye için de büyük bir değer taşıdığını söyledi.

Yaklaşık 4 bin iş yerine ev sahipliği yapan bölgenin Bursa’nın yaşayan ticaret hafızası olduğunu ifade eden Matlı, “Bursa’nın sanayisi ne kadar güçlü ise ticaret kültürünün kalbi de burada atmaktadır. Bu bölge yalnızca dükkânlardan oluşan bir alan değil; ahilik kültürünün, esnaf dayanışmasının ve yüzyıllardır süregelen ticaret geleneğinin yaşayan temsilcisidir” dedi.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hanlar Bölgesi’nin Bursa ekonomisinin temel yapı taşlarından biri olduğunu vurgulayan Matlı, tarihi mirasın korunması kadar bölgedeki esnafın güçlendirilmesinin de büyük önem taşıdığını belirterek, “Bizim için önemli olan tarihi mirasımızı korurken esnafımızın ticari hayatını daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi hale getirmektir. Esnafımızın güçlü olması Bursa’nın güçlü olması demektir” ifadelerini kullandı.

“Çarşımızın geleceği için kararlılıkla çalışacağız”

Bursa Ticaret Borsası olarak bugüne kadar Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesine verilen destekleri yeni süreçte de sürdüreceklerini ifade eden Matlı, BTSO’nun bütçe imkânları doğrultusunda Tarihi Çarşılar Federasyonu ve Birliğimize yakışır, Türkiye’ye örnek olacak temsil ve hizmet alanlarının oluşturulmasına katkı sunacaklarını açıkladı.

Matlı, yaklaşık 700 yıldır ticaret hayatına ev sahipliği yapan bu tarihi değerin geleceğe taşınmasının ortak bir sorumluluk olduğunu belirterek, “Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu arasında çözüm bekleyen konuların giderilmesi noktasında üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırız. Bu değer Bursa’nın ortak mirasıdır ve gelecek nesillere en iyi şekilde taşınmalıdır” dedi.

“Tüm üyelerimizi kapsayan bir yönetim anlayışı inşa edeceğiz”

Programda konuşan Matlı, Bursa’nın sahip olduğu üretim gücü, ticaret birikimi ve girişimcilik kültürüyle Türkiye ekonomisinin en önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bursa’nın ekonomik gücünün temelinde güçlü sanayisi kadar köklü ticaret kültürü de bulunmaktadır. Esnafımızın, tüccarımızın, sanayicimizin ve hizmet sektörümüzün görüşlerini merkeze alan bir anlayışla hareket edeceğiz. BTSO’nun tüm üyelerini kapsayan, onların beklentilerine kulak veren ve çözüm üreten bir yapıyı hep birlikte inşa edeceğiz.

“Tarihi Çarşı’nın köklü mesleklerini dijital dünyaya taşıyacağız”

Bursa Ticaret Borsası olarak şehrimizin geleneksel lezzetlerini tanıtmak amacıyla hayata geçirdiğimiz ve büyük ilgi gören Off The Record dijital içerik çalışmalarımızın benzerlerini Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgemiz için de gerçekleştireceğiz. Bursa bıçakçılığı, sedefkârlığı, sepetçiliği gibi çarşımızın sahip olduğu diğer köklü meslekleri dijital platformlarda daha görünür hale getirerek hem kültürel mirasımızın korunmasına hem de çarşı esnafımızın ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına katkı sağlayacağız.

“Bursaspor ve Tarihi Çarşı arasında yeni iş birlikleri kuracağız”

Çarşı esnafımızın şehrimizin ortak değeri olan Bursaspor’a verdiği destek hepimizin malumudur. Bursaspor’un kent aidiyetini güçlendiren en önemli marka değerlerimizden biri olduğuna inanıyoruz. Bursa’nın marka değerlerini birbirleriyle daha güçlü şekilde buluşturacağız. Bursaspor, Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi, kültürel mirasımız ve turizm potansiyelimiz arasında yeni iş birlikleri geliştirerek hem kentimizin tanıtımına hem de turizm hareketliliğine katkı sağlayacağız.

“Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin marka değerini güçlendireceğiz”

Bölgemizin yalnızca Bursa’da değil, Türkiye genelinde de daha fazla bilinir hale gelmesi için tanıtım faaliyetlerine destek vereceğiz. İç turizm açısından diğer şehirlerle olan bağlantılarının güçlendirilmesi, ziyaretçi sayısının artırılması ve bölgenin marka değerinin yükseltilmesi önceliklerimiz arasında yer alacaktır.

“Yıllardır bekleyen konuları sonuçlandıracağız”

Yaklaşık 13 yıldır gündemde yer alan ve çarşı esnafımızın ticaretini geliştirmesinin önünde engel oluşturan sorunları ilgili kurumlarımızla iş birliği içerisinde ele alacak, çözüm bekleyen başlıkları tek tek sonuçlandırmak için kararlılıkla çalışacağız. Esnafımızın taleplerini dinleyerek, birlik ve beraberlik içerisinde bu sorunları hep birlikte çözüme kavuşturacağız.

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, “Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nden aldığımız birlik, dayanışma ve üretim ruhuyla; Bursa iş dünyasının tüm kesimlerini aynı hedef etrafında buluşturarak şehrimizin ekonomik ve sosyal potansiyelini daha ileriye taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Continue Reading

Bursa Bölge

“ŞEHİR BÜYÜK BİR POTANSİYELE SAHİP AMA İHMAL EDİLİYOR”

DEVA Partisi Bursa Teşkilatı TBMM’de Ali Babacan’a Kapsamlı Bursa Raporu Sundu.

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, ilçe başkanları ve parti yönetimiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Yeniyol Grubu toplantısına katılarak Genel Başkan Ali Babacan’a Bursa’nın kronik sorunlarına ilişkin kapsamlı bir rapor sundu.

Toplantıda, Bursa’nın şehirleşme, ekonomi, ulaşım, çevre ve sosyal yaşam başlıklarında yaşadığı yapısal sorunlar detaylı şekilde ele alınırken, Öztürk’ün daha önce kamuoyuyla paylaştığı 16 maddelik şehir analizinin de doğrudan parti genel merkezine iletildiği belirtildi.

TBMM’de Bursa vurgusu: “Şehir büyük bir potansiyeli taşıyor ama yönetilemiyor”

Ali Babacan’ın da katıldığı Yeniyol Grubu toplantısında Bursa’nın Türkiye’nin en güçlü sanayi ve üretim merkezlerinden biri olmasına rağmen ciddi altyapı ve planlama sorunları yaşadığı ifade edildi.

Tayfun Öztürk, Bursa’nın mevcut tabloyla “potansiyelinin altında kalan bir metropol” görüntüsü verdiğini belirterek, çözümün ancak planlı, şeffaf ve demokratik bir yönetim anlayışıyla mümkün olabileceğini vurguladı.

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa’nın kronikleşmiş sorunlarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaparak 16 başlıkta çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı.

Öztürk, Bursa’nın ekonomik gücüne ve nüfus büyüklüğüne rağmen altyapıdan ulaşıma, çevreden turizme kadar birçok alanda ciddi eksiklikler yaşadığını ifade etti.

Öztürk açıklamasında, “Çözüm yine demokratik siyasetle, sandıkla ve temiz yönetim anlayışıyla mümkün olacaktır” ifadelerini kullanırken, Bursa’nın mevcut sorunlarının yalnızca yerel değil, yapısal bir yönetim sorunu olduğunu vurguladı.

“Bursa, potansiyeli yüksek ama ihmal edilmiş bir şehir”

Tayfun Öztürk’e göre Bursa, sanayi gücü, nüfusu ve ekonomik kapasitesiyle Türkiye’nin en önemli metropollerinden biri olmasına rağmen, birçok temel alanda emsallerinin gerisinde kalmış durumda.

Öztürk, “Bursa birçok şehirle kıyaslandığında sahip olması gereken standartların altında kalmış bir şehir görüntüsü veriyor” dedi.

16 başlıkta Bursa’nın kronik sorunları

1. Kentsel dönüşüm

Öztürk, özellikle ova bölgeleri ve eski yerleşim alanlarında çarpık yapılaşmanın ciddi risk oluşturduğunu belirtti.

Deprem riski

Plansız kentleşme

Estetikten uzak yapılaşma nedenleriyle kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini söyledi.

2. Trafik sorunu

Bursa’da trafik yoğunluğunun nüfusun çok üzerinde bir baskı oluşturduğunu belirten Öztürk, çözüm için:

İlave çevre yolları

Kavşak düzenlemeleri

Tünel ve viyadük projeleri önerdi.

3. Şehir içi ulaşım

BursaRay hattının genişletilmesi ve yer altına alınması gerektiğini söyleyen Öztürk, metro sisteminin eksikliğine dikkat çekti.

“Bursa, metro ağı olmayan büyük şehir görüntüsünden çıkmalıdır” dedi.

4. Şehir dışı ulaşım

Havaalanı, demiryolu ve deniz ulaşımındaki eksikliklere dikkat çekildi.

Yenişehir Havalimanı’nın verimsiz kullanımı

Hızlı tren eksikliği

Deniz ulaşımının yetersizliği eleştirildi.

5. Göç sorunu

Kontrolsüz nüfus artışının şehirde trafik, güvenlik ve altyapı sorunlarını büyüttüğü ifade edildi.

6. Doğanbey TOKİ sorunu

Bölgedeki yapılaşmanın yarattığı mağduriyetlerin giderilmesi gerektiği belirtildi.

7. Hava kirliliği

Sanayi kaynaklı kirliliğin özellikle kış aylarında ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ifade edildi.

8. Doğu-Batı dengesizliği

Osmangazi ve Nilüfer’de yoğunlaşan hizmetlerin Yıldırım ilçesinde yeterince karşılık bulmadığı vurgulandı.

9. Şehir merkezinin canlandırılması

Heykel ve çarşı bölgesinin sosyal ve kültürel olarak yeniden canlandırılması gerektiği belirtildi.

10. Turizm sorunu

Bursa’nın turizm potansiyelini kullanamadığı ifade edilerek:

Yetersiz tanıtım

Destinasyon eksikliği

Konaklama süresi düşüklüğü eleştirildi.

Ayrıca Avrupa ve dünya çapında tanıtım kampanyaları önerildi.

11. “yeşil Bursa” kimliğinin zayıflaması

Şehrin yeşil kimliğinin korunması için her alanda ağaçlandırma yapılması gerektiği belirtildi.

12. Uludağ

Uludağ’ın korunması ve 12 ay turizm merkezi haline getirilmesi gerektiği vurgulandı.

13. Sahiller

Mudanya ve Gemlik sahillerine ulaşımın geliştirilmesi ve altyapı sorunlarının çözülmesi gerektiği ifade edildi.

14. Pahalılık

Gıda fiyatlarının kontrolsüz şekilde arttığı belirtilerek piyasa dengesizliğine dikkat çekildi.

15. Projelerin yavaş ilerlemesi

Bursa’daki birçok altyapı projesinin yıllarca geciktiği ve bunun ekonomik kayıplara yol açtığı ifade edildi.

16. Bursaspor

Bursaspor’un şehir kimliği açısından kritik bir değer olduğu vurgulandı.

Öztürk, kulübün mali sorunlarının şehirdeki büyük işletmeler ve yerel yönetim iş birliğiyle çözülebileceğini belirtti.

“Bursa emanettir”

Açıklamasının sonunda Tayfun Öztürk, Bursa’nın tüm değerlerinin korunması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Şehrin her değeri yöneticilere emanettir. Bu emaneti korumak sadece bir görev değil, aynı zamanda sorumluluktur. Bursa bu ihmali hak etmiyor.”

“Bursa’nın sorunları siyasi değil, yapısaldır”

Toplantı sonrası yapılan değerlendirmelerde Tayfun Öztürk, Bursa’nın sorunlarının sadece yerel yönetim meselesi değil, aynı zamanda uzun yıllardır biriken yapısal problemler olduğunu ifade etti.

Öztürk, çözümün demokratik siyaset, şeffaf yönetim ve planlı şehircilikten geçtiğini belirterek şu mesajı verdi:

“Bursa’nın geleceği günübirlik kararlarla değil, uzun vadeli ve bilimsel şehir planlamasıyla inşa edilmelidir.”

Ali Babacan’a sunulan rapor genel merkezde değerlendirilecek

DEVA Partisi kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Bursa teşkilatı tarafından hazırlanan 16 maddelik raporun, parti genel merkezinde şehir politikaları kapsamında detaylı şekilde değerlendirileceği öğrenildi.

Raporda özellikle ulaşım, sanayi planlaması, çevre politikaları ve turizm başlıklarının öncelikli alanlar olarak öne çıktığı belirtildi.

Sonuç: “Bursa için yeni bir şehir vizyonu”

DEVA Partisi Bursa İl Teşkilatı’nın TBMM’de sunduğu kapsamlı rapor, şehrin çok yönlü sorunlarına dikkat çekerken, aynı zamanda çözüm odaklı bir şehir vizyonu da ortaya koydu.

Bursa’nın mevcut potansiyeline rağmen yaşadığı yapısal sıkıntıların altı çizilirken, çözümün ancak planlı, katılımcı ve sürdürülebilir bir yönetim modeliyle mümkün olacağı ifade edildi.

Continue Reading

Trending