Güncel
SARIBAL; “TÜRKİYE ‘TEK ADAM’ REJİMİNİN ENKAZI ALTINDA”
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “verin yetkiyi, görün etkiyi” sözleriyle, 24 Haziran 2018 seçimlerinde hayata geçirilen başkanlık sisteminin 7 yıllık bilançosunu Meclis’te düzenlediği basın toplantısında değerlendirdi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin halka “istikrar, refah, büyüme” vaat ettiğini dile getiren Sarıbal, ekonomiden yargıya, eğitimden toplumsal barışa kadar her alanda derin bir çöküş yaşandığını vurguladı, “Geride kalan 7 yıl, yıkımın tarihi oldu. Bugün Türkiye, ekonomik çöküş, siyasal baskı ve sosyal yıkımın tam ortasında. Bu sistemin tek sonucu oldu: Bir kişiye sınırsız yetki, halka ise sınırsız yoksulluk. Türkiye, ‘tek adam’ rejiminin enkazı altında. Bu enkazı kaldırmak, lafla değil mücadeleyle olur. Türkiye ya bu piyasacı, rantçı, dinci düzenle birlikte çöküşe sürüklenecek ya da kamucu, halkçı, laik, emekten ve doğadan yana bir siyasetin ışığıyla yeniden ayağa kalkacak” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı sistemi: istikrar değil, derin kriz
Tüm devlet kurumlarının yetkisinin tek merkezde toplandığını, bu merkezileşmenin, özellikle 6 Şubat depremlerinde olduğu gibi, kriz anlarında koordinasyonsuzluğu daha da derinleştirdiğini hatırlatan Sarıbal, “Bu sistemle birlikte liyakatin yerini sadakat aldı. Devletin kurumsal yapısı tahrip edildi; Türkiye, tek kişinin iradesine mahkum edildi. Saray merkezli yönetim anlayışı, sadece hukuku değil, toplumsal barışı da boğdu. Tarikatlar, cemaatler ve mafya benzeri yapılar iktidar boşluklarını doldurdu. Gazeteciler, öğrenciler, akademisyenler, muhalif siyasetçiler susturulmaya çalışıldı; gözaltılar, soruşturmalar ve hukuksuz yargılamalar rutin hale geldi. AYM kararlarının yok sayıldığı, AİHM kararlarının tanınmadığı bir düzende hukuk değil, Saray’dan çıkan söz esas alındı. Bakanlar Saray’ın memurları haline geldi. Bürokrasi felç oldu” ifadelerini kullandı.
Enflasyon son 7 yılda yüzde 788 arttı
AKP hükümetinin ilk dönemlerinde enflasyonda bir düşüş yaşanırken özellikle Başkanlık sistemi sonrasında enflasyonun hızla arttığına dikkati çeken Sarıbal, 2005-2017 arasındaki 13 yılda yüzde 167 artan enflasyonun, son 7 yılda yüzde 788 arttığını söyledi. “Sadece bu veri bile tek adam rejiminin emek düşmanı karakterini ortaya koymaktadır” diyen Sarıbal, “Enflasyon, emekçilerin gelirlerini aşındırarak sermaye sahiplerine kaynak aktaran bir mekanizma. Yüksek enflasyon dönemlerinde en ağır bedeli emekçiler öderken, varlıklı kesimler ve iktidara yakın çevreler servetlerini katladı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek göreve geldikten 1 ay sonra 2023 Temmuz’unda, 2025 enflasyonunun yüzde 15 olacağını açıklamıştı. Şubat 2025’te tahmin yüzde 24 oldu. Ancak 4 aylık enflasyon yüzde 13,36’ya ulaştı. Türkiye’de yıllık enflasyon yüzde 37,86 ile dünyada enflasyonun en yüksek olduğu 6. ülke konumunda. Türkiye’de gıda fiyatlarındaki artış oranı yüzde 36,1 seviyesine ulaşırken, bu oran Avrupa ortalamasının çok üzerinde gerçekleşti. Son 7 yılda ilaç ve kira artışları yüzde 1.000’in üzerine çıktı. Tüpgaz, eğitim ve sağlık giderlerindeki artışlar genel enflasyonun üzerinde gerçekleşti” ifadelerini kullandı.
Gıda fiyatları 7 yılda 11 kat arttı
Gıda maddelerinde arz yetersizliğiyle birlikte talep fazlalığının, buna ek olarak sürekli yükselen gıda fiyatlarının gıdaya erişimi daha da zor hale getirdiğini, Türkiye’nin gıda enflasyonunun en yoğun biçimde hissedildiği ülkeler arasında yer aldığını vurgulayan Sarıbal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son 7 yılda gıda fiyatları 11 kat arttı. Patates ve dana eti 14 kat; yumurta, margarin ve kuzu eti 13 kat; meyveler 12 kat; süt, tavuk et, sebze ve makarna 11 kat arttı. Türkiye’de en çok tüketilen gıda maddesi olan ekmekteki fiyat artışı ise 10 kat oldu. Son 7 yılda elektrik ücreti yüzde 538, benzin ücreti yüzde 634, motorin ücreti yüzde 698, doğalgaz ücreti yüzde ise 736 arttı.”
18 milyon 675 bin yurttaş yoksulluk riski ile yaşıyor
2018 Haziran’dan bu yana artan fiyatlar ve hayat pahalılığı nedeniyle yaşamın zorlaştığını kaydeden Sarıbal, “2018 Mayıs’ta açlık sınırı bin 686 TL ve yoksulluk sınırı ise 5 bin 833 TL’ydi. Dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenebilmesi için gereken harcama 25 bin TL’yi yoksulluk sınırı ise 81 bin TL’yi aştı. Türkiye’de 18 milyon 675 bin vatandaş yoksulluk riski ile yaşıyor. Maaş artışları enflasyon gerisinde kaldı. Alım gücü yok oldu, temel ihtiyaçlar bile lüks. Yani bu ülkede çalışan da aç, emekli de aç, aileler zaten perişan. Saray’da ise her şey tastamam. Şatafat yerinde, israf tam gaz. Bugün bir asgari ücretli, 2018’e kıyasla 130 ekmek daha az alabiliyor. Türkiye ayrıca OECD üyesi ülkeler arasında milli gelirine oranla sosyal harcamalara en az kaynak ayıran ikinci ülke. Ancak 2018 yılında sosyal yardım alan hane sayısı da 3,5 milyondan 2024 yılında 4,6 milyona yükseldi” diye konuştu.
Nas ekonomisi kasıp kavurdu
2018’de “Yeni Ekonomi Modeli” adıyla başlatılan rejim ekonomisinin, Türkiye’yi derin bir ekonomik uçuruma sürüklediğini belirten Sarıbal, “Merkez Bankası politika faiz oranı Haziran 2018’de yüzde 17,75 iken Nisan 2025’te yüzde 46 oldu. Erdoğan 17 Kasım 2021’de ‘Faiz sebep, enflasyon neticedir. Bu görevde olduğum sürece faizle ve enflasyonla mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim. Bu konuda nas ortada, nas ortada olduğuna göre sana bana ne oluyor?’ dedikten sonra faizler düşürülmeye başlandı. Ancak enflasyon düşmek yerine ortalığı kasıp kavurdu. Bu nedenle 2023 Haziran’ından başlayarak politika faizi her ay artırıldı. Hazinenin iç ve dış borçları, mayıs ayında 134 milyar lira daha artarak 11 trilyon 64 milyar liraya kadar çıktı. 2018 yılında faiz giderleri 71 milyar 700 milyon TL’ydi, 2024 yılı 1 trilyon 270 milyar TL olarak gerçekleşti. 2025 yılının ilk beş ayında merkezi yönetim bütçesinden 4 trilyon 6 milyar lira vergi toplandı. 650,3 milyar TL bütçe açığı verildi. 835,7 milyar TL yalnızca faiz ödemelerine gitti. Hazinenin 2025’te topladığı gelir vergisinin 469 milyar TL’si işçilerin sırtından kesilirken, şirketlerden alınan kurumlar vergisi sadece 23.7 milyar TL’de kaldı. İşçi, patronun 20 katı vergi ödüyor” dedi.
Yaşam borçla, kredi kartıyla dönüyor
Milletvekili Sarıbal’ın açıkladığı rakamlara göre Türkiye’de yaşam borçla, kredi kartlarıyla sürdürülebiliyor: “2018 Haziran ayında halkın bankalara ve finans şirketlerine olan kredi borcu 563 milyar TL’ydi. Bireysel kredi ve kredi kartı borçları, 5- 13 Haziran günleri arasındaki haftada, 58,6 milyar lira artarak 4 trilyon 726 milyar liraya yükseldi. Varlık yönetim şirketlerine ve TOKİ’ye olan borçlarıyla birlikte toplam borç 4 trilyon 885 milyar lira oldu. Bireysel kredi ve kredi kartı borçları 4 trilyon 667 milyar TL’ye yükseldi. TOKİ ve varlık yönetim şirketlerine olan borçlarla birlikte toplam borç 4 trilyon 826 milyar TL’ye ulaştı. Bankaların ve finans kuruluşlarının zamanında tahsil edemediği bireysel borçlar nedeniyle icra takibine alınan alacaklar 176,3 milyar lira oldu. Kredi kartı borç bakiyesi 2 trilyon 286 milyar liraya çıktı. Bankalar ve finans kuruluşlarının tüketicilerden zamanında tahsil edemediği için icra takibine aldıkları bireysel kredi ve kredi kartı alacakları ise son haftada da 1 milyar lira artarak 177,3 milyar liraya çıktı.”
Başkanlık rejimi tarımı bitirdi
Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı çiftçi sayısının 2021 yılında 1 milyon olduğunu, 2024 yılı sonunda bu rakamın 419 bine gerilediğini vurgulayan Sarıbal, “2002’den 2024’e kadar geçen sürede yıllık ortalama reel büyüme hızı Gayrisafi Yurt İçi Hasılada yüzde 5,4 olurken tarımda yüzde 2,7’de kaldı. Başkanlık rejiminde GSYH büyüme trendini korurken tarımda büyüme oranı yüzde 1,4’e düştü. Başkanlık rejiminde Gayrisafi Yurt İçi Hasıla içerisindeki payı yüzde 6’dan yüzde 5,6’ya geriledi. Tarımsal istihdam 2018-2024 döneminde 455 bin kişi azalarak 5,3 milyondan 4,8 milyona düştü. Tarımın toplam istihdamdaki payı yüzde 18,4’ten yüzde 14,8’e geriledi. Tarım Kanunu’na göre tarımsal desteklerin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla içerisindeki payının en az yüzde 1 olması gerekirken, 2018 yılında binde 4, 2025 yılında binde 2’ye geriledi. Çiftçilerin bankalara olan borçları 2018 Haziran ayında 98,4 milyar TL’ydi, bugün ilk kez 1 trilyon lira sınırını aştı ve 1 trilyon 9 milyar liraya çıktı” açıklamasını yaptı.
7 yılda 6,3 milyar dolarlık hayvan ithalatı
2018 yılında hayvancılık desteklerinin toplam tarımsal destekleme ödemeleri içindeki payının yüzde 26,3 olduğunu, 2024 yılında bu payın yüzde 21’e düşürüldüğünü belirten Sarıbal, 2021 yılına oranla hayvan sayısının 3,7 milyon baş azaldığını vurgulayarak, “Başkanlık rejimi canlı hayvan ve kırmızı et ithalatını artırdı. 2010-2017 arasında 5,7 milyar dolarlık ithalat yapılmışken; 2018-2025 arasında 6,3 milyar dolarlık ithalat yapıldı” diye konuştu.
Demokrasi ve hukukta çöküş derinleşiyor
Türkiye’de uluslararası endekslerin alarm verdiğini, çöküşün derinleştiğini ifade eden Sarıbal’ın aktardıklarına göre; Freedom House’un 2025 Dünya Özgürlükler Raporu’na göre Türkiye, son 10 yılda özgürlüklerin en fazla gerilediği ilk 10 ülke arasında yer aldı. 2018 yılında “Özgür Olmayan Ülkeler” kategorisine alınan Türkiye, 2025 raporunda da aynı kategoride kalmayı sürdürdü. 2018 yılında Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 113 ülke arasında 101. sırada yer alan Türkiye, 2025’te 142 ülke arasında 117. sıraya geriledi. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in hazırladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye, 2018’de 157. sıradayken 2025’te 159. sıraya düştü. Çevresel Performans Endeksi’nde Türkiye, 2018’de 108. sırada yer alırken, 2022’de 172. sıraya kadar geriledi. 2024’te ise ancak 140. sıraya çıkabildi. Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün 2024 tarihli Yolsuzluk Algı Endeksi’ne göre Türkiye, 180 ülke arasında 107. sırada yer aldı. 2018’de aynı endekste 78. sırada bulunan Türkiye, 6 yıl içinde 29 basamak geriledi.
Güncel
MUHTARLARDAN ÖZER MATLI’YA DESTEK: “BURSA İÇİN DOĞRU İSİM”
Karacabey Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yıldırım ve dernek yönetimi, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanlığı için adaylığını açıklayan, Bursa Ticaret Borsası Başkanı ve Matlı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı’ya destek verdiklerini açıkladı. Muhtarlar, Bursa’nın ekonomik geleceği açısından ortaya konulan vizyonu ve ilçelerin de bu sürecin içerisinde yer alması gerektiğine yönelik yaklaşımı önemsediklerini belirtti.
Karacabey Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yıldırım ve yönetim kurulu üyeleri, Bursa iş dünyasının önemli kuruluşlarından BTSO’da yeni dönem için adaylığını açıklayan Özer Matlı’ya destek açıklamasında bulundu.
Yapılan açıklamada, Bursa’nın yalnızca merkez ilçelerden ibaret olmadığına dikkat çekilirken, kentin ekonomik gücünün ilçeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Karacabey’in başta tarım, hayvancılık, gıda, sanayi ve ticaret olmak üzere Bursa ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğu belirtilerek, ilçelerin ekonomik potansiyelinin daha güçlü şekilde ortaya çıkarılması gerektiği vurgulandı.
Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yıldırım ve yönetim kurulu tarafından 85 mahalle muhtarı adına yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bursa’mızın ve ilçelerimizin geleceği açısından önemli bir dönemin içerisindeyiz. Bursa’nın ekonomik gücünü daha ileriye taşıyacak, ilçelerimizin potansiyelini de gözeten ve ortak aklı önceleyen bir anlayışın önemli olduğuna inanıyoruz.
Bu noktada Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına adaylığını açıklayan Sayın Özer Matlı’nın ortaya koyduğu vizyonu ve Bursa ekonomisine ilişkin hedeflerini yakından takip ediyoruz. Kendisi uzun yıllardır Bursa iş dünyasının içerisinde yer alan, üretimden ticarete, tarımdan sanayiye kadar şehrimizin ekonomik yapısını yakından bilen bir isimdir.
Karacabey olarak bizim için en önemli konulardan biri, ilçelerimizin Bursa ekonomisindeki gerçek potansiyelinin ortaya çıkarılmasıdır. Karacabey; güçlü tarımsal üretimi, hayvancılığı, gıda sektörü, sanayisi, organize sanayi bölgeleri, lojistik avantajları ve girişimci yapısıyla Bursa ekonomisinin önemli merkezlerinden biridir. Bu potansiyelin daha fazla değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
BTSO gibi Bursa ekonomisinin yönünü belirleyen önemli bir kurumun yönetiminde ilçelerin, üreticilerin, esnafın, sanayicinin ve ticaret erbabının sesinin daha güçlü şekilde duyulması gerektiğine inanıyoruz. Bursa’nın geleceğinin merkez ve ilçelerin ortak aklıyla şekillenmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Sayın Özer Matlı’nın bu anlayış doğrultusunda ortaya koyduğu yaklaşımı ve Bursa’nın tamamını kapsayan vizyonunu değerli buluyoruz. Karacabey Muhtarlar Derneği olarak, kendisinin BTSO Başkanlığı adaylığını desteklediğimizi kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.”
Açıklamada ayrıca, Bursa’nın ekonomik kalkınmasının yalnızca belirli bölgelerde yoğunlaşmaması gerektiği belirtilerek, ilçelerin sahip olduğu üretim ve ticaret potansiyelinin Bursa’nın genel ekonomik gücüne daha fazla katkı sağlamasının önemine dikkat çekildi.
Karacabey’in özellikle tarımsal üretim, gıda sanayisi ve hayvancılık alanlarında Bursa’nın önde gelen merkezlerinden biri olduğu ifade edilirken, bu alanlarda faaliyet gösteren üretici, işletme ve girişimcilerin daha güçlü şekilde desteklenmesinin bölge ekonomisine önemli katkı sağlayacağı vurgulandı.
Karacabey Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yıldırım ve yönetiminin açıklaması, Özer Matlı’nın BTSO Başkan adaylığı sürecinde Karacabey’den gelen dikkat çekici desteklerden biri olarak değerlendirildi.
Güncel
MATLI’YA KAPALIÇARŞI’DA SEVGİ SELİ
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Özer Matlı, 7 Ağustos Cuma günü gerçekleştirdiği program kapsamında BTSO’nun kurucusu Osman Fevzi Efendi’yi kabri başında andı, Ulu Cami’de cuma namazına katıldı ve Kapalıçarşı esnafı ile buluştu.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Özer Matlı ve beraberindeki heyet çalışmalarını Bursa’nın tarihine, değerlerine ve ticaret kültürüne sahip çıkan anlamlı bir programla sürdürdü. Programın ilk durağı, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın kurucusu Osman Fevzi Efendi’nin Emir Sultan Mezarlığı’ndaki kabri oldu.
Matlı, beraberindeki heyetle birlikte Osman Fevzi Efendi’yi dualarla anarak, Bursa iş dünyasına kazandırdığı kurumsal mirasa duydukları saygıyı ifade etti.

“Geçmişimizden aldığımız güçle geleceğe yürüyoruz”
BTSO’nun kuruluş iradesinin Bursa’nın üretim ve ticaret kültüründen doğduğunu belirten Özer Matlı, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bugün burada yalnızca geçmişimizi anmak için değil, bize bırakılan büyük sorumluluğu yeniden hatırlamak için bulunuyoruz. Osman Fevzi Efendi’nin öncülüğünde kurulan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa’nın tüccarının, sanayicisinin ve üreticisinin birlik iradesinin eseridir. Biz de geçmişimizden aldığımız bu güçle, odamızı yeniden bütün üyelerinin sesi ve güvencesi hâline getirmek için yola çıktık. İlk günden bugüne emeği geçen ve hayatını kaybetmiş tüm başkanlarımızı, yöneticilerimizi, meclis ve komite üyelerimizi, genel sekreterlerimizi ve oda çalışanlarımızı rahmetle anıyoruz.”

Osman Fevzi Efendi ve Emir Sultan ziyaretinin ardından Ulu Cami’ye geçen Matlı, cuma namazını burada kıldı. Program, Cuma Namazı çıkışında Oda üyeleri ve Bursalılar ile buluşup lokma dağıtan Matlı, Bursa ticaretinin tarihî merkezi Kozahan ve Kapalıçarşı’da devam etti.
“Ticaretin kalbini dinlemeden bursa ekonomisi yönetilemez”
Kapalıçarşı’da tüccarlarla bir araya gelen ve yoğun ilgi ile karşılanan Özer Matlı, işletmeleri ziyaret ederek üyelerin sorunlarını, beklentilerini ve BTSO’dan taleplerini dinledi.

Bursa ekonomisinin temelinde emeğiyle, cesaretiyle ve alın teriyle çalışan insanların bulunduğunu vurgulayan Matlı, şöyle konuştu:
“BTSO’nun gerçek gücü binalarında veya iştiraklerinde değil; her sabah dükkânını açan, fabrikasının ışığını yakan, atölyesinde üreten, istihdam sağlayan ve yüzlerce ailenin geleceğini omuzlarında taşıyan 60 bin üyesindedir. Ticaretin kalbini dinlemeden Bursa ekonomisini yönetemezsiniz. Biz kararları masa başında değil, üyelerimizle birlikte alacağız. Bursa sanayi bölgeleriyle gelişen bir şehir ama aynı zamanda bir tarım kenti, hizmet kenti, kültür kenti, doğa kenti, tüccarların kenti ve Anadolu’nun mozaiği bir kent. ”

“Artık birlikteyiz”
Üyelerin kendilerini yalnız hissetmeyeceği, ulaşılabilir ve kapsayıcı bir BTSO hedeflediklerini ifade eden Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sizi dinledik. Sorunlarımız da geleceğe ilişkin beklentilerimiz de ortak. ‘Nasıl bir BTSO istiyoruz?’ sorusunun cevabını 60 bin üyemizle birlikte vereceğiz. Bugüne kadar çoğu zaman kendinizi yalnız hissettiniz. Bunu biliyor ve anlıyorum. Merak etmeyin; artık birlikteyiz. Üyenin sesinin duyulduğu, kaynakların üyeye değer olarak döndüğü, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını birlikte kuracağız. Saha çalışmalarımızda 60 bin üyemizin temsilcileri soruyor; Kapalıçarşı’nın ihtiyaçları var. Bugüne kadar bunun için ne yaptınız? KOBİ’ler ve küçük işletmeler var. İhtiyaçlarını sorduğunuzda çok net bir şekilde söylüyorlar. Bugüne kadar neden sesimiz duyulmadı? diyorlar. Nerede eksik kaldılar? Neden eksik kaldılar diye öğrenmek istiyorlar.”

Bursa’nın tarihî ve manevi merkezlerinden başlayarak Kapalıçarşı’ya uzanan programda Özer Matlı, Bursa iş dünyasının bütün kesimleriyle temas kurmayı ve üyelerin taleplerini doğrudan dinlemeyi sürdüreceklerini belirtti.
Özer Matlı, Kapalıçarşı programın sonunda Veysel Karani Mahallesi’nde bulunan Coşkun Yavuz’a ait işletmede çıkan yangından dolayı geçmiş olsun ziyaretinde bulundu.





Güncel
SANTRAL PARK YENİLENEN YÜZÜYLE AÇILDI
Mustafakemalpaşa Belediyesi tarafından baştan sona yenilenen Santral Park, düzenlenen törenle yeniden vatandaşların hizmetine açıldı. Uzun süredir atıl durumda bulunan alan, gerçekleştirilen kapsamlı yenileme çalışmalarıyla modern ve estetik bir yaşam alanına dönüştürülerek ilçeye yeniden kazandırıldı.
Açılış programında konuşan Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Şükrü Erdem, Santral Park’ın ilçe hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, yapılan çalışmanın yalnızca fiziksel bir yenileme olmadığını, aynı zamanda geçmişin değerlerini geleceğe taşıyan bir dönüşüm olduğunu ifade etti.
Başkan Erdem, “Uzun süredir atıl durumda bulunan bu alanı yeniden ilçemize kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Santral Park’ı baştan sona yenileyerek, deremizin eşsiz manzarasını en güzel şekilde değerlendirebileceğiniz, sevdiklerinizle keyifli vakit geçirebileceğiniz sıcak ve modern bir yaşam alanı oluşturduk.” dedi.
Santral Park’ın geçmişte birçok vatandaşın güzel anılar biriktirdiği önemli bir buluşma noktası olduğunu vurgulayan Başkan Erdem, “Eski günlerimizin güzel hatıralarında yer alan Santral Park’ımızı daha modern, daha estetik ve daha işlevsel bir yaşam alanına dönüştürerek yeniden hemşehrilerimizin hizmetine sunuyoruz. İlçemizin her köşesini daha yaşanabilir hale getirme hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yenilenen parkın yalnızca bir dinlenme alanı değil, aynı zamanda sosyal yaşamın önemli merkezlerinden biri olacağını belirten Başkan Erdem, “Bugün yeniden hayat bulan bu güzel mekânın, dostluklara, sohbetlere ve unutulmayacak güzel anılara ev sahipliği yapmasını diliyorum. Santral Park’ın ilçemize hayırlı olmasını temenni ediyor, bu süreçte emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.” dedi.
-
Bursa Bölge7 yıl agoKaracabey’de cinayet: 1 ölü
-
Genel3 yıl agoKARACABEYLİ DUAYEN SANATÇI SEVENLERİNİ ÜZDÜ
-
Genel2 yıl agoKARACABEY BELEDİYESİ’NDE GÖREV DEĞİŞİKLİKLERİ
-
Bursa Bölge7 yıl agoRABBİMİZ BİZDEN NELER İSTİYOR
-
Güncel2 yıl agoİYİ VE KÖTÜ AHLAK
-
Güncel7 yıl agoARAPÇA’DA “VAV” HARFİ
-
Güncel4 yıl agoHAKİM VE SAVCILARA ANLAMLI VEDA
-
Ekonomi6 yıl agoSütaş’tan “Tereyağı” açıklaması




Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login