Connect with us

Politika

SARIBAL: “ÖZELLEŞTİRMELER ÜRETİMİ TASFİYE ETTİ, TÜRKİYE’Yİ SEFALETE SÜRÜKLEDİ”

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye’nin Hanke Sefalet Endeksi’nde 178 ülke arasında üçüncü sırada yer almasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, sefalet endeksinin yurttaşın ekonomiyi günlük yaşamında nasıl hissettiğini enflasyon, işsizlik ve faiz üzerinden görünür kılan önemli göstergelerden biri olduğunu söyledi. Sarıbal, iktidarın “ekonomik başarı” söylemiyle toplumun yaşadığı gerçekler arasında derin bir uçurum bulunduğunu belirterek, yüksek enflasyon, artan faizler ve gelir kayıplarının milyonlarca yurttaşın yaşam koşullarını ağırlaştırdığını ifade etti. Türkiye’nin sefalet endeksinde savaş ve siyasi kriz yaşayan ülkelerle aynı kategoride bulunmasının tesadüf olmadığını vurgulayan Sarıbal, “Bu tablo ekonomideki yapısal bozulmanın sonucudur. Güvenin kaybolduğu, kurumların zayıfladığı, üretimin tasfiye edildiği bir ekonomi modeli toplumda refah yaratamaz. İktidarın ekonomiyi toparlayacak politikası olmadığı gibi topluma verebileceği bir güven de kalmamıştır” dedi.

Milletvekili Sarıbal, bu yapısal bozulmanın en temel nedenlerinden birinin son 24 yılda uygulanan özelleştirme politikaları olduğunu belirterek, AKP’nin ekonomi politikasının üretimden kopuş üzerine kurulduğunu söyledi. “Fabrikayı sattılar, üreticiyi yalnız bıraktılar, finans çevrelerini büyüttüler” diyen Sarıbal, özelleştirmelerin kamu maliyesini rahatlatmadığını, tersine Türkiye’yi üretimden uzaklaştırarak dışa bağımlı hale getirdiğini vurguladı. AKP iktidarı döneminde yaklaşık 70 milyar dolarlık özelleştirme yapıldığını hatırlatan Sarıbal, buna rağmen kamu harcamalarının azalmadığını söyledi.

Şeker fabrikaları örneği: Üretim zinciri parçalandı

Özelleştirmelerin tarımdaki etkisine dikkati çeken Sarıbal, en somut örneklerden birinin şeker fabrikaları olduğunu söyledi. Türkiye Şeker Fabrikaları’na ait 25 fabrikanın 10’unun 2018’de özelleştirildiğini anımsatan Sarıbal, “Bugün ülkede faaliyet gösteren 32 şeker fabrikasının yalnızca 14’ü kamuda kaldı. 2002’de kamunun şeker üretimindeki payı yüzde 74’tü. Bugün bu oran yüzde 36’ya düştü. Boşalan alanı özel sektör ve nişasta bazlı şeker lobileri doldurdu. Bugün nişasta bazlı şeker üretimi 5 özel şirketin elinde. Bu mülkiyet değişiminin yanında gıda egemenliğinin el değiştirmesidir. Pancarın yaprağı, posası, besiciliğin temel girdilerinden biridir. Pancar üretimi et ve süt üretimini de doğrudan etkiler. Yani şeker fabrikasını satmak, bir üretim zincirini kırmaktır. Bugün bunun sonuçlarını sahada görüyoruz. 1953’ten beri üretim yapan, kentin belleği olan, çiftçinin alın terini işleyen 73 yıllık Adapazarı Şeker Fabrikası el değiştirdi. Kota hakkı Sakarya’dan alındı, Niğde’ye taşındı. Şimdi Sakarya çiftçisinin ürettiği 158 bin ton pancar, tam 650 kilometre uzağa taşınarak işlenecek. Üretimi yerinden koparmak, çiftçiyi lojistik maliyetlere mahkum etmek, bölgesel ekonomiyi çökertmektir” ifadelerini kullandı.

Çözüm üretim odaklı, planlı ve kamucu bir kalkınma modelinde

Milletvekili Orhan Sarıbal, tarımsal kamu iktisadi teşebbüslerinde yıllardır sürdürülen özelleştirme politikalarının tarımda kamusal üretim ve piyasa düzenleme kapasitesini zayıflattığını belirterek, bunun hem üretici hem de tüketici aleyhine sonuçlar doğurduğunu söyledi. Sarıbal, gübre üretimi ve temininde kritik öneme sahip TÜGSAŞ ve İGSAŞ’ın elden çıkarıldığını ya da işlevsiz hale getirildiğini hatırlattı. Tohum üretimi ve damızlık temininde stratejik rol üstlenen TİGEM’in ise kısmi özelleştirmeler ve uzun süreli kiralama politikalarıyla asli kapasitesinden uzaklaştırıldığını söyledi. Sarıbal, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin piyasa düzenleyici temel işlevlerinin daraltıldığını belirterek, kurumun uzmanlık alanı dışındaki ürünlerde müdahaleye yönlendirilmesinin piyasa aktörlerine yeni kazanç alanları açtığını ifade etti. TEKEL’in tütün ve alkollü içki bölümlerinin düşük bedellerle yabancı sermayeye devredildiğini hatırlatan Sarıbal, bu süreçle birlikte üreticinin kamusal güvenceden mahrum bırakıldığını söyledi. Ekonomik bağımsızlığın stratejik alanlarda kamusal varlığın korunmasıyla mümkün olduğunu belirten Sarıbal, “Özelleştirmeyi başarı hikayesi diye sunan anlayış, ülkeyi üretimden koparıp finansman bağımlılığına sürükledi. Çiftçi ürününü maliyetine bile satamaz hale gelirken, tüketici de gıdaya daha yüksek bedeller ödemek zorunda kalıyor. Bugün ihtiyaç duyulan şey; üretimi, planlamayı ve kamucu kalkınma anlayışını yeniden inşa etmektir” ifadelerini kullandı. 

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Politika

AK PARTİ KARACABEY GENÇLİĞİ BURSA’DA ZİRVEDE!

AK Parti Karacabey İlçe Gençlik Kolları Başkanı Can Akbay, üye çalışmalarında elde edilen başarıyla ilgili yaptığı açıklamada, Karacabey teşkilatının son iki aydır üst üste Bursa genelinde birinci olduğunu belirterek, “Karacabey gençliği olarak zirvedeyiz” dedi.

AK Parti Karacabey İlçe Gençlik Kolları, sahada yürüttüğü üye çalışmalarıyla dikkat çeken bir başarıya daha imza attı. Gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda Karacabey, son iki ayda üst üste Bursa genelinde en başarılı ilçe teşkilatı oldu.

Elde edilen başarının teşkilatın sahadaki yoğun ve özverili çalışmasının bir sonucu olduğunu belirten AK Parti Karacabey İlçe Gençlik Kolları Başkanı Can Akbay, başarıdan duyduğu gururu dile getirdi.

Akbay, “Teşkilatımızın tüm kademeleriyle birlikte sahada yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Özellikle gençlerimize ulaşmak, onların beklentilerini dinlemek ve partimizin çalışmalarını anlatmak adına önemli bir gayret gösteriyoruz. Üye çalışmalarımızda elde ettiğimiz başarılı sonuçların yanı sıra, son iki aydır üst üste Bursa genelinde birinci olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu bizim için çok kıymetli bir başarı” dedi.

Bu sonucun yalnızca bir sıralama başarısı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Akbay, başarının arkasında teşkilat mensuplarının sahadaki emeği ve vatandaşlarla kurulan gönül bağının bulunduğunu ifade etti.

“Başarı sahada verilen emeğin sonucu”

Can Akbay açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Bizim için teşkilatçılık sadece üye sayısını artırmak değildir. İnsanlara dokunmak, onları dinlemek, dertleriyle ilgilenmek ve gönüllerine girebilmektir. Sahada arkadaşlarımızla birlikte büyük bir özveriyle çalışıyoruz. Her bir üyemizin, her bir teşkilat mensubumuzun bu başarıda ayrı bir emeği var. Dolayısıyla ortaya çıkan tablo hepimizin ortak başarısıdır.”

Karacabey’de gençlerin siyasete ve teşkilat çalışmalarına olan ilgisinin de kendilerini mutlu ettiğini belirten Akbay, önümüzdeki süreçte çalışmaları daha da artıracaklarını söyledi.

Akbay, “Gençler bizim geleceğimiz. Karacabey’in gençlerine ulaşmaya, onların fikirlerini dinlemeye ve teşkilatımızda daha fazla gencimizi görmek için çalışmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde hedefimiz bu başarıyı sürdürülebilir hale getirmek ve Karacabey teşkilatını Bursa’da her alanda örnek gösterilen teşkilatlardan biri yapmak. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Genel Merkezimiz ve Bursa İl Teşkilatımızın ortaya koyduğu hedefler doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Akbay, elde edilen başarıda kendilerine destek veren teşkilat yöneticilerine de teşekkür ederek, AK Parti Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Furkan Akın’a, AK Parti Karacabey İlçe Başkanı Gültekin Saygısever’e, Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı’ya ve büyük bir özveriyle çalışan Gençlik Kolları Yönetimi’ne teşekkür etti.

Saygısever: “Gençlik kollarımızla gurur duyuyoruz”

AK Parti Karacabey İlçe Başkanı Gültekin Saygısever de Gençlik Kolları’nın elde ettiği başarıdan büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, gençlik teşkilatının sahadaki çalışmalarının teşkilatın gücüne güç kattığını söyledi.

Saygısever, “Gençlik Kollarımızın son iki ayda üst üste Bursa birincisi olması bizleri son derece gururlandırdı. Bu başarı, genç kardeşlerimizin sahada ne kadar büyük bir özveriyle çalıştığının en güzel göstergesidir. Can Başkanımızın şahsında tüm Gençlik Kolları Yönetimimizi ve sahada emek veren bütün teşkilat mensuplarımızı tebrik ediyorum” dedi.

AK Parti teşkilatının başarısının birlik ve beraberlik içerisinde yapılan çalışmaların sonucu olduğunu ifade eden Saygısever, “Biz Karacabey teşkilatı olarak her kadememizle birlikte sahadayız. Kadın Kollarımız, Gençlik Kollarımız ve ana kademe teşkilatımızla aynı hedef doğrultusunda çalışıyoruz. Gençlerimizin dinamizmi ve enerjisi bizlere ayrıca güç veriyor. Bursa genelinde üst üste iki ay birinci olmak önemli bir başarıdır ancak bizim için asıl önemli olan bu çalışma azmini devam ettirmektir” ifadelerini kullandı.

Saygısever, Karacabey’de AK Parti teşkilatının her geçen gün daha da büyüdüğünü belirterek, “Kapımız da gönlümüz de tüm vatandaşlarımıza açık. Bundan sonra da Karacabey’imizin her mahallesinde, her sokağında vatandaşlarımızla buluşmaya ve onların yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“Bu başarı hepimizin”

AK Parti Karacabey İlçe Gençlik Kolları Başkanı Can Akbay ise açıklamasının sonunda, “Bu başarı hepimizin. Sahada emeği olan, kapı kapı dolaşan, vatandaşlarımızla gönül bağı kuran tüm teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Daha çok çalışacağız, daha çok gencimize ulaşacağız ve Karacabey gençliğini Bursa’da zirvede tutmaya devam edeceğiz” dedi.

Continue Reading

Politika

SALIKOÇ “BÜYÜK ÇINARIN GÖLGESİNDEN YARINLARA: HALKIN PARTİSİ CHP 103 YAŞINDA”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Karacabey İlçe Sekreteri Güven Gürkan Salıkoç, partinin 103. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda köklü geçmişe ve devrimci ruha vurgu yaptı.

         Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine sahip çıkacaklarını belirten Salıkoç, CHP’nin masabaşı hesaplarla değil milletin sinesinden doğduğunu ifade ederek, Karacabey’de ve tüm Türkiye’de partiyi özde halkın merkezine yerleştirme kararlılığında olduklarını söyledi.

         Salıkoç’un yazılı açıklaması şöyle;

         “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir” diyerek bizlere emanet ettiği partimizin 103. kuruluş yıl dönümünü gururla ve heyecanla kutluyoruz. 9 Eylül 1923’te temelleri atılan bu büyük çınar, yalnızca bir siyasi parti değil; bu toprakların bağımsızlık iradesi, cumhuriyetin çimentosu ve milletimizin aydınlık geleceğidir.

         Asırlık tarihimiz boyunca partimiz, nice badireler atlatmış, darbeler görmüş, kapatılmış ve ağır baskılara maruz kalmıştır. Ancak kökleri Kurtuluş Savaşı’nın mücadelesine ve Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne dayanan Cumhuriyet Halk Partisi, her defasında küllerinden yeniden doğmayı başarmıştır. Çünkü bu parti, masalardan ya da konjonktürel hesaplardan değil; doğrudan milletin sinesinden doğmuştur. Bu köklü geçmiş bize göstermiştir ki; tarih boyunca bünyemizden filizlenip “yeni” iddialarla yola çıkanlar, zamanın rüzgarıyla tarih sahnesinden silinip gitmişlerdir. Fakat asıl gücünü milletinden alan Cumhuriyet Halk Partisi, dimdik ayaktadır ve ebediyen ayakta kalacaktır.

         Bugün yürütülen değişim ve dönüşüm mücadelesi, sadece dönemsel bir “yenilenme” değildir; bu yürüyüş, partimizi tam anlamıyla kendi fabrika ayarlarına, yani devrimci ruhuna kavuşturma kararlılığıdır. Bizim anlayışımızda gerçek ve kalıcı değerler üretmek, sığ tabela yeniliklerinde değil; köklü özü koruyarak milletin kalbine ve özüne dönmektedir.

         Büyüklerimizin, eskilerin o hürmet dolu ve samimi ifadesiyle “Halk Parti” dediği bu ulu çınarı, yeniden ve en güçlü şekilde milletimizle buluşturmak en büyük gayemizdir. Karacabey’de ve tüm Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partisi’ni sözde değil, özde halkın tam merkezine yerleştirmek zorundayız. Altı Ok’un temsil ettiği cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve devrimcilik ilkelerini sadece rozetlerimizde taşımayacak; önce kendi hayatlarımızda, eylemlerimizde ve mücadelemizde yaşatacağız.

         Hiç kimse şüphe etmesin ki; Cumhuriyet Halk Partisi sahipsiz değildir, dün olmadığı gibi bugün ve yarın da asla sahipsiz kalmayacaktır. Ne partimizin ilkelerinden taviz verecek ne de bu ulu çınarın gölgesini milletsiz bırakacağız.

         Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin ve Partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, yol arkadaşlarını ve partimize emeği geçen tüm büyüklerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Karacabeyli hemşehrilerimizin ve tüm yurttaşlarımızın 9 Eylül Kuruluş Yıl Dönümü’nü en içten dileklerimizle kutluyoruz.”

Continue Reading

Politika

DERVİŞOĞLU, “5 YILDA BORÇLU ÇİFTÇİ KALMAYACAK”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Mustafakemalpaşa’nın Çeltikçi Mahallesi’nde çiftçilerle bir araya geldi. Tarım politikalarını eleştiren Dervişoğlu, çiftçilerin artan borç yüküne dikkat çekerek, iktidara gelmeleri halinde 5 yıl içerisinde bankalara borçlu çiftçi bırakmayacaklarını söyledi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Bursa programı kapsamında Mustafakemalpaşa’nın kırsal Çeltikçi Mahallesi’ni ziyaret ederek çiftçiler ve vatandaşlarla buluştu. Köy meydanında üreticilerin sorunlarını dinleyen Dervişoğlu’na, İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez ile Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu eşlik etti. İYİ Parti Mustafakemalpaşa ve Karacabey İlçe Teşkilatı da programda yer aldı.

Çeltikçi’de vatandaşlara hitap eden Dervişoğlu, Türkiye’nin farklı bölgelerinde çiftçilerin benzer sorunlarla mücadele ettiğini belirterek, üreticinin tarlasından koparılmaması gerektiğini söyledi.

Esnafın sorunlarını dükkânında, işçinin sıkıntılarını fabrikada, çiftçinin problemlerini ise tarlada dinlediklerini ifade eden Dervişoğlu, vatandaşların yaşadığı sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşımaya çalıştıklarını söyledi.

“Borçlu olan çiftçi değil, devlet çiftçiye borçlu”

Tarım sektöründeki en önemli sorunlardan birinin çiftçinin ürettiğinin karşılığını alamaması olduğunu dile getiren Dervişoğlu, çiftçilerin yüksek maliyetler ve borç yükü altında üretim yapmaya çalıştığını savundu.

Dervişoğlu, “Çiftçiyi toprağına küstürmemek, toprağından uzaklaştırmamak gerekiyor. Ama şu anda devlet bunun tam tersini yapıyor. Çiftçi yaptığı üretimin karşılığını alamıyor ve borçlanıyor. Borçlu olan çiftçi değildir. Devlet çiftçiye borçludur” dedi.

Çiftçiye verilmesi gereken tarımsal desteklerin yasal düzenlemelerde öngörülen seviyede olmadığını ileri süren Dervişoğlu, gayrisafi milli hasılanın yüzde 1’inin çiftçiye verilmesi gerektiğini söyledi.

Bu rakamın günümüzde yaklaşık 750 milyar liraya karşılık geldiğini belirten Dervişoğlu, hükümetin çiftçiye bu miktarın çok altında destek verdiğini savunarak, devletin her yıl üreticiye karşı yaklaşık 500 milyar liralık bir borç biriktirdiğini iddia etti.

Dervişoğlu ayrıca çiftçilerin bankalara olan borcunun 1,5 trilyon lirayı aştığını ifade ederek, yüksek borç ve faiz yükünün üreticiyi çıkmaza sürüklediğini söyledi.

“5 yıl içinde borçlu çiftçi kalmayacak”

Çiftçilerin borç yükü konusunda dikkat çeken bir vaatte bulunan Dervişoğlu, İYİ Parti’nin iktidara gelmesi halinde üreticilerin bankalara olan borçlarının beş yıl içerisinde tamamen ortadan kaldırılacağını söyledi.

Dervişoğlu, “Cenabıallah bize bu ülkeyi yönetmeyi nasip ederse beş yıl içinde çiftçilerin bankalara 1 lira bile borcu kalmayacak. Toprağına küsen çiftçi tarlasına geri dönecek” ifadelerini kullandı.

Kimseye karşılıksız bir şey vaat etmediğini, yalnızca çiftçinin hakkının teslim edilmesini savunduğunu belirten Dervişoğlu, devletin tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini dile getirdi.

“Tarlalar vatandır, muhafızları çiftçilerdir”

Pandemi döneminde gıdaya erişimin stratejik öneminin daha net ortaya çıktığını belirten Dervişoğlu, tarımsal üretimin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda milli güvenlik meselesi olduğunu söyledi.

Dervişoğlu, “Bir millet kendisini besleyemezse başkalarına esir olur. Bizim için tarlalar vatandır. Muhafızları da çiftçilerimizdir” dedi.

Çiftçilik yapan nüfusun yaşlandığına, gençlerin ise giderek tarımdan uzaklaştığına dikkat çeken Dervişoğlu, yalnızca domates, biber ve ayçiçeği üreticilerinin değil, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki tüm üreticilerin benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Fındıkçıdan fıstıkçıya, incirciden pamukçuya, hububat üreticisinden meyve ve sebze üreticisine kadar geniş bir kesimin ekonomik sıkıntılar yaşadığını ifade eden Dervişoğlu, üreticilerin borçlanarak ayakta kalmaya çalıştığını savundu.

“Herkes dertli”

Tarım sektöründeki sorunların yalnızca belirli bir ürün veya bölgeyle sınırlı olmadığını vurgulayan Dervişoğlu, “Sadece domates üreten, biber üreten, ayçiçeği üreten dertli değil. Herkes dertli. Fındıkçı dertli, fıstıkçı dertli, incirci dertli, pamukçu dertli, hububat üreten dertli, meyve sebze üreten herkes dertli. Herkes borçlu, herkes de başka bir çare aramanın peşine düşmüş” diye konuştu.

Üreticinin tarlasından kopması halinde Türkiye’nin gıda güvenliği açısından ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacağını belirten Dervişoğlu, çiftçilerin üretime devam etmesinin ülkenin geleceği açısından zorunlu olduğunu söyledi.

“Çare milletimizdir”

Konuşmasında ekonomik sorunların çözümünün milletin tercihinden geçtiğini belirten Dervişoğlu, vatandaşların sandıkta karar vereceğini söyledi.

“Çare milletimizdir” diyen Dervişoğlu, devletin görevini yerine getirmesi halinde Türkiye’nin dışa bağımlı hale gelmeyeceğini savundu.

Dervişoğlu, “Devlet görevini yaparsa bu memleket başkalarına mecbur ve mahkûm kalmayacaktır. Devlet görevini yapmadığı için vatandaşımız borçludur, kendisini çaresiz hissetmektedir. Aslında çare milletin ta kendisidir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin çözülmeyecek hiçbir sorunu olmadığını belirten Dervişoğlu, Anadolu’yu dolaşarak vatandaşların sorunlarını yerinde dinlemeye devam edeceğini söyledi.

Şehit babasından Dervişoğlu’na teşekkür

Çeltikçi’deki buluşmanın dikkat çeken anlarından biri de 1994 yılında Beytüşşebap’ta PKK’lılarla girdiği çatışmada şehit olan Fedai Çakır’ın babası Ahmet Çakır ile Dervişoğlu arasında yaşanan diyalog oldu.

Ahmet Çakır, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak tartışılan süreçte partisinin sergilediği tutum nedeniyle Dervişoğlu’na teşekkür etti.

Çakır’ın, “Bir tek siz onlara destek vermediniz, size teşekkür ediyorum” sözleri üzerine Dervişoğlu, terör örgütü PKK’ya yönelik tutumlarının değişmeyeceğini belirterek, “Sana söz veriyorum, ben var olduğum süre içerisinde tüm canımla, kanımla onlara karşı duracağız” dedi.

Domates tarlasında üreticileri dinledi

Köy meydanındaki konuşmasının ardından Dervişoğlu ve beraberindeki heyet, Çeltikçi Mahallesi’nde bulunan bir domates tarlasını ziyaret etti.

Burada tarım işçileri ve üreticilerle bir araya gelen Dervişoğlu, işçilerin çalışma şartlarını ve üreticilerin maliyet sorunlarını dinledi. Üreticiler özellikle artan girdi maliyetleri, ürün fiyatları ve borç yükü nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları aktarırken, Dervişoğlu da partisinin tarıma ilişkin çözüm önerilerini anlattı.

Tarla ziyaretinde ise renkli görüntüler ortaya çıktı. Bir üreticinin elinde bulunan biri üzgün, diğeri gülen yüz şeklinde hazırlanmış iki ayçiçeğini gören Dervişoğlu, ayçiçeklerinden birini mevcut durumda çiftçinin yaşadığı sorunlara, diğerini ise iktidara gelmeleri halinde üreticinin yüzünün güleceği döneme benzetti.

Çeltikçi’de çiftçilerin sorunlarını dinleyen Dervişoğlu’nun ziyaretinde, yüksek maliyet, düşük ürün fiyatları, artan borç yükü ve tarımsal destekler gündemin öne çıkan başlıkları oldu. Dervişoğlu, üreticinin yeniden toprağına güvenle bağlanması gerektiğini belirterek, “Toprağına küsen çiftçi yeniden tarlasına dönecek” mesajını verdi.

Continue Reading

Trending