Connect with us

Yaşam

SAĞLIK HİZMETLERİ BURSALILARIN AYAĞINA GİDİYOR

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin önemli sosyal sorumluluk projelerinden olan Evde Hasta Bakım ve Ambulansla Nakil Hizmetleri ile Nisan 2024’ten bu yana ambulansla nakilden hemşirelik hizmetine, fizik tedaviden doktor muayenesi ve kişisel bakım ihtiyaçlarının karşılanmasına kadar hastalara yaklaşık 135 bin kez ücretsiz sağlık hizmeti verildi.

Bursa Büyükşehir Belediyesi, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Evde Hasta Bakım ve Ambulansla Hasta Nakil Hizmetleri ile 2024 yılında da çalışmalarını özveriyle sürdürdü. 161 personel, 20 hasta nakil ambulansı ve 48 binek araçla Bursalıların sağlıklı bir yaşam sürmelerine katkı sunuldu. 1 Nisan’dan bu yana toplam 46 bin 793 hemşirelik hizmeti verilerek hastaların tedavi süreçlerine katkı sunuldu. Ayrıca 33 bin 475 kez hastaların banyo ve kişisel bakım ihtiyaçları karşılandı. 24 bin 655 kez ambulansla nakil hizmeti sağlanırken, 17 bin 716 kez de fizik tedavi desteği verildi. Fizyoterapistler tarafından gerçekleştirilen 1750 uzman ziyareti ile de hastaların tedavi süreçleri hızlandırıldı. 4 bin 839 kez doktor muayenesi hizmeti sunulurken, uzman ekipler tarafından 1993 kez de psikolojik danışmanlık desteği verildi. Yatağa bağımlı hastalara ise 2 bin 181 kez ev temizliği hizmeti götürüldü. 1 Nisan 2024 tarihinden bu yana destek sağlanan vatandaşların yüzde 83,3’ünü 65 yaş üstü, yüzde 16,66’sını ise 65 yaşın altındaki vatandaşlar oluşturdu.

Sosyal belediyecilik anlayışını merkeze alarak Bursalıların yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçladıklarını belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “Halkımızın zor zamanlarında yanında olmak, elimizden gelen tüm destekleri sağlamak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Evde Hasta Bakım ve Ambulansla Nakil Hizmetlerimiz 7 gün 24 saat kesintisiz şekilde devam ediyor. Göreve geldiğimiz günden bu yana ihtiyaç duyan birçok hastaya destek sağladık. Tüm hastalarımıza şifa ve özveriyle çalışan ekip arkadaşlarımıza da kolaylıklar diliyorum.” dedi.

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Yaşam

ULUSAL TATBİKAT HAZIRLIKLARI BAŞLADI

Bursa İl Sağlık Müdürlüğü, 26-27 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek Ulusal Tatbikat öncesi hazırlık toplantısı gerçekleştirdi.

İl Ambulans Komuta Kontrol Merkezi Başhekimliğinde düzenlenen toplantıya, Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin’in yanı sıra sağlık yöneticileri ve ilgili birim sorumluları katıldı. Toplantıda tatbikatın senaryosu, görev dağılımları, saha uygulamaları, lojistik hazırlıklar ile birimler arası koordinasyon ve planlaması ayrıntılı şekilde ele alındı.

Afetlere tam hazırlık

AFAD koordinasyonunda yapılan bu yılki Ulusal Tatbikatın Bursa’nın yanı sıra İstanbul, Kocaeli, Yalova, Bilecik, Tekirdağ ve Sakarya illerinde eş zamanlı olarak gerçekleştirileceğini belirten İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, “Tatbikat 26 Kasım saat 11.30’da tüm sağlık tesislerinde çök-kapan-tutun uygulamasıyla başlayacak. Ardından il genelinde farklı senaryolar üzerinden saha uygulamaları yapılacak. Tatbikatla, olası bir afet durumunda sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesi, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve ekiplerin müdahale kapasitesinin arttırılmasını amaçlıyoruz.” diye konuştu.

Tatbikat günü tüm sağlık ekiplerinin görev yerlerinde hazır olacağını dile getiren Uzm. Dr. Çetin, gerçeğe en yakın senaryolarla hazırlanan bu tatbikatın, afetlere karşı hazırlıklı olmayı ve sağlık ekiplerinin organize müdahale reflekslerini ölçebilmeleri açısından büyük önem taşıdığının altını çizdi.

Continue Reading

Yaşam

SARIBAL, “YERALTI SULARINDAKİ GERÇEKLER GİZLENİYOR”

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın yeraltı sularının durumuna ilişkin TBMM’ye verdiği soru önergesine Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan gelen yanıta göre, Türkiye genelinde 500 bin belgeli yeraltı suyu kuyusu bulunuyor. Ülke çapında 25 havzanın 12’sinde yeraltı suyu kütlelerinin miktar ve kalite çalışmalarının tamamlandığı belirtilirken, havzaların mevcut durumuna ilişkin açıklama yapılmadı.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, iklim krizinin Türkiye’de su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, yeraltı sularındaki tehlikeye dikkati çekti. Milletvekili Sarıbal’ın TBMM’ye verdiği soru önergesine Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan gelen yanıta göre, ülke genelinde 500 bin belgeli yeraltı suyu kuyusu bulunuyor. Bu kaynakların yüzde 66’sı sulamada, yüzde 25’i içme ve kullanmada, yüzde 9’u ise sanayide tüketiliyor. Bursa’da ise tablo daha da çarpıcı: yeraltı suyunun yüzde 50’si içme ve kullanmada, yüzde 23’ü sulamada, yüzde 27’si ise sanayide harcanıyor. Milletvekili Sarıbal, önergesinde DSİ tarafından yapılan çalışmalarda ve 1. Su Şurası Çalışmaları kapsamında hazırlanan Su Kaynaklarının Geliştirilmesi raporunu gündeme getirdi, özellikle Konya Kapalı, Meriç-Ergene, Akarçay, Büyük Menderes, Doğu Akdeniz ve Asi havzalarında su tahsislerinin “emniyetli rezervleri” aştığını, 1,6 milyon hektar arazinin yeraltı suyuyla sulandığını vurguladı. Bu durumun su seviyelerinin düşmesine ve kalitenin bozulmasına yol açtığını söyledi.

Su yönetiminde şeffaflık yok, krizin boyutu gizleniyor!

Milletvekili Sarıbal, Türkiye genelinde toplam kaç kuyu bulunduğu ve kaçak kuyuların sayısı, son 10 yıldaki yeraltı suyu seviyelerindeki değişimi, yeraltı suyunun sanayi, tarım ve içme-kullanma amaçlı tüketim oranlarını ve yeraltı su rezervlerinin korunmasına yönelik önlem ve denetimleri sordu. Yanıtta; yer altı sularına ilişkin olarak 25 havzanın 12’sinde; Gediz, Akarçay, Sakarya, Burdur, Batı Akdeniz, Yeşilırmak, Kuzey Ege, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Susurluk, Konya ve Ergene havzalarında yer altı suyu kütlelerinin miktar ve kalite durumlarının belirlenmesi çalışmalarının tamamlandığı, Marmara, Doğu Karadeniz, Batı Akdeniz, Antalya, Doğu Akdeniz ve Kızılırmak havzalarının çalışmalarının ise Nehir Havza Yönetim Planları altında yürütüldüğü belirtilirken, mevcut durumla ilgili bilgi verilmedi. Şu ana kadar Seyhan, Gediz, Küçük Menderes, Konya, Akarçay, Burdur, Batı Akdeniz, Kuzey Ege, Büyük Menderes olmak üzere 9 havzada Sektörel Su Tahsis Planları’nın tamamlandığını belirten Bakanlık, “SSTP ile havza ve alt havza ölçeğinde her sektörün ihtiyacı olan suyun, ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan analiz edilerek planlaması yapılmaktadır. Bu çalışmalarda iklim değişikliği sebebiyle oluşabilecek kuraklık risklerine karşı yürütülen bu ve 4 farklı kuraklık senaryosu ile geleceğe yönelik havzadaki taleplerin, içme suyu, tarım, sanayi, hayvancılık, turizm gibi sektörler ve havza bazındaki su talepleriyle uyumlu olarak su tahsis senaryoları hazırlanmakta ve su tahsis planlaması yapılmaktadır. İklim değişikliğinin tarımsal üretim ve gıda arzı üzerindeki etkileri değerlendirilmekte ve tarım sektöründeki riskler en aza indirilmektedir” dedi.

Denetim kağıt üzerinde

Sanayi ve tarım sektörlerindeki yer altı suyu kullanımının; talep sahibinin kullanacağı yer altı suyu miktarının, “faydalı ihtiyaç” adı altında ilgili Bakanlıklardan alınan ihtiyaç belgesi dahilinde belirlendiği açıklanırken Milletvekili Sarıbal, “Kağıt üzerinde denetim var, gerçekte ise suyumuz hoyratça tüketilmeye devam ediyor. Avrupa Birliği’ne uyum denilerek hazırlanan yönetmelikler, yıllardır kağıt üzerinde kalıyor. Henüz yasalaşmayan Su Kanunu taslağına sığınıp, ‘kirlenme önlenecek, deşarjlar engellenecek’ diyorlar. On yıllardır açılan kaçak kuyulara neden göz yumuldu? Yeraltı su seviyeleri hızla düşerken, hangi önlemler alındı? 27 Aralık 2024’te yürürlüğe girdiği söylenen Su Verimliliği Yönetmeliği ile sözde orantısız su tüketimi azaltılacakmış. Yani iktidar, bugüne kadar suyun nasıl hoyratça kullanıldığını itiraf etmiş oluyor. Su tahsis sicilini yenilemekten, ölçüm sistemleri kurmaktan bahsediyorlar; oysa tarımın göbeğinde üretici hala suya ulaşamıyor, yeraltı rezervleri ise tükeniyor” ifadelerini kullandı. 

Kağıt üstünde plan, sahada kuraklık

Bakanlığın, strateji belgelerini ve yönetmelikleri sıralarken asıl tabloyu görmezden geldiğini kaydeden Sarıbal, “Türkiye’de sorunlar sayılarla ve yönetmeliklerle örtülüyor. Oysa suyun tükenmesi, sadece tarımı değil, tüm yaşamı tehdit ediyor. 500 bin kuyudan çekilen suyun hesabı yapılmıyor, kaçak kuyuların adı dahi anılmıyor. Mevzuata göre, yeraltı suları ‘167 sayılı Kanun’ kapsamında korunuyor; emniyetli rezervlerin aşıldığı havzalar kapatılıyor. İktidar, ‘strateji belgesi’ diyerek günü kurtarmaya çalışıyor. Oysa sorulması gereken soru çok basit: Türkiye, suyu bu hızla tüketmeye devam ederse, yarın hangi havza, hangi göl, hangi tarla ayakta kalacak? Yasa metinleriyle süslenen yanıtların ardında, gerçekte kuruyan havzalar, çekilen göller ve tarımsal üretimde büyüyen su krizi var” ifadelerini kullandı.

Continue Reading

Yaşam

KUL VE KAMU HAKKI: AHİRETTE ÖDENMEYEN BORÇ

İnsan, fıtratı gereği hataya meyilli bir varlıktır. Nefsinin ve arzularının peşinde koşarken kimi zaman farkında olmadan, kimi zaman da bile isteye başkalarının hakkına girer. Oysa kul hakkı, affı en zor olan haklardandır. Zira Allah Teâlâ, kendisine karşı işlenen günahları tövbe ile bağışlayabileceğini buyururken, kul hakkı için mağdurun rızasını şart koşmuştur.

“Kimin üzerinde din kardeşinin hakkı varsa, altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden önce onunla helalleşsin.” (Buhârî, Mezâlim, 10)

Bu hadisi şerif, bizlere apaçık bir gerçeği hatırlatıyor: Kul hakkı, ahirette ödenmez! Eğer burada helalleşmezsek, mahşer günü karşılık olarak sevaplarımızı vermek zorunda kalacağız. Sevaplarımız yetmezse, hakkına girdiğimiz kişinin günahlarını yüklenmek gibi korkunç bir akıbetle yüzleşeceğiz.

Kamu Hakkı: Sadece kul hakkı değil, bir emanettir

Kul hakkı denildiğinde çoğumuz sadece bireyler arasındaki ilişkileri düşünürüz. Oysa kamu hakkı da bir kul hakkıdır ve hatta çok daha ağır bir sorumluluktur. Kamu malına zarar vermek, yetim hakkına el uzatmak, rüşvet almak, torpil yapmak ya da devletin sunduğu hizmetleri kötüye kullanmak da birer hak ihlalidir.

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:

“Şüphesiz Allah, size emanetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emreder…” (Nisâ, 58)

Bir makamda, bir yetkide, bir sorumluluk alanında bulunan herkes, emanetin farkında olmalıdır. Çünkü kamu hakkı, sadece bir kişiye değil, toplumun tamamına aittir. Bir kalemi zimmetine geçirmekle, milyonları zimmetine geçirmek arasında fark yoktur; her ikisi de emanete ihanet sayılır.

Helalleşmek için çok mu geç?

Bazen bir hata yapar, üzerinden yıllar geçer ve unutur gideriz. Ama karşımızdaki unutmaz, kalbi incinmiştir. Ya o kişi hakkını helal etmeden bu dünyadan göçerse? İşte o zaman işin rengi değişir. Affı yalnızca Allah’ın elinde olan bu hak, sahibini bulup helalleşmeden kapanmaz.

İslam büyükleri bu yüzden sık sık kendilerini sorgulamışlardır. Hz. Ömer (r.a), halifeliği boyunca “Benden hakkını almamış kimse kaldı mı?” diye sorar, halkın rızasını gözetirdi. Çünkü biliyordu ki, zulmettiği bir kişi bile varsa, ahirette hesabını veremezdi.

Hakkı Ödemek İçin Son Gün Bugündür

Kimi zaman “Aman canım, o da bana şunu yapmıştı!” diyerek hakkı küçümseriz. Oysa adalet, intikam değil, hakkaniyettir. Bir hata, başka bir hatayı haklı çıkarmaz. Helalleşmek için kibri bırakıp gönlümüzü genişletmeliyiz.

Bugün, belki de hakkına girdiğimiz kişileri düşünüp bir arayışa çıkmamız gereken gün. Bir telefon, bir mesaj, belki de yüz yüze samimi bir özür… Helalleşmek, dünyada ruhumuzu hafifletecek, ahirette ise hesabımızı kolaylaştıracaktır.

Unutmayalım, hesap günü geldiğinde ne malımız, ne mevkiimiz, ne de mazeretlerimiz bizi kurtarabilir. Bizi kurtaracak tek şey, vicdanımızı temizleyip, üzerimizde kimsenin hakkı olmadan huzura varmaktır. Rabbim bizleri, kul ve kamu hakkından uzak duran, helalleşerek tertemiz bir kalple huzuruna çıkan kullarından eylesin…

Continue Reading

Trending