Connect with us

Güncel

NEDEN YALAN SÖYLENİR? 

Mustafa Arı

Yalan; aslı olmayan bir şeyi söylemek veya inanmadığı bir şeyi ifade etmek demektir. Her Müslüman yalanın büyük günah olduğunu bilir. Kur’an-ı Kerim’de: “Yalan sözden kaçının” buyurur.

Yalan, günahların en çirkini, ayıpların en fenası, kalpleri karartan bütün kötülüklerin başıdır. Her insanın yalan söylediğine şahit oluyoruz. ‘Ben asla yalan söylemem!’ diyen kişiler de, kesinlikle yalan söylüyorlar. Her şeyi yanlış yaptığımız için mi? Yalan söylemek bizi kurtarır mı?

Maalesef gün içerisinde pek çok türlü yalanlara başvuruluyor. En basitinden işe gitmek istemediğimiz zaman iş yerini arayıp hastayım gelemeyeceğim dememiz bize masum bir yalan olarak gözükür, aslında yalan yalandır büyüğü, küçüğü olmaz.

Bizleri yalana sürükleyen, doğrudan uzaklaştıran isteklerimizdir. İsteklerimiz doğrultusunda yaşıyoruz. İstediğimiz olması için o yalandan bu yalana başvuruyoruz.

Allah yalanı yasaklamıştır. Bu neden sizce de yeterli değil midir? Aslında iki şey mühimdir!

Birincisi; okyanus gibi bol haysiyet, ikincisi; Elif gibi dimdik şahsiyet…

Yalan söylemek kişinin aile mutluluğunu, sosyal ilişkilerini ve iş yaşantısını ciddi boyutlarda kötü anlamda etkiler. Kişiyi içinden çıkamayacağı durumlarda bulmasına sebep de olabilir.

Yaşayacağımız tek bir hayat vardır. O hayatı da yalanlarla geçirmeyelim. Daima doğruyu söyleyelim. Maalesef yalan gittikçe artıyor ama bizler yalansız bir dünya istiyoruz. Yine de dürüst olmakta yarar var diye düşünüyorum. En azından dürüst bir hayat yaşarsak, hayatımız yolunda gider. Unutmamak gerekir ki, ‘Yalancının mumu yatsıya kadar yanar!’ ve söylenen yalanlar elbet bir gün açığa çıkar.

Yalanın caiz olduğu yerler elbette vardır. Savaşta iki Müslümanı barıştırmak için, eşi ile iyi geçinmek için (Eşini idare etmek için) yalan söylemek caizdir.

Zalimden bir Müslümanın bulunduğu yeri gizlemek için, Müslümanın malını zalimlerden korumak için, güldürmek için, şakadan da olsa yalan söylemek de caiz değildir.

İman ile yalan birbirine tamamen zıttır. Müslüman mümkün mertebe yalandan uzak kalmalı, doğru sözlülüğü ve dürüst davranışı seçmelidir.

Yalan ile kazanılan mal helal değildir. Yalan yere yemin etmek büyük günahlardandır. Yalanla iş yapmayı terk etmeyenin ibadetine Allah değer vermez. Yalanı terk etmediği sürece kişinin kalbine Allah korkusu iyice yerleşmez. Yalancı dünyada gönül huzuru bulamadığı gibi ahirette de huzur bulamaz. Yalanın hâkim olduğu toplumda ahlaktan ve erdemli davranışlardan bahsedilemez.

Ziya Paşa der ki: “İnsana sadakat yaraşır, görse de ikrah yardımcısıdır doğruların Hazreti Allah.” Peygamberimiz: “Tehlike bile görseniz doğruluktan ayrılmayın. Zira kurtuluş doğruluktadır.” buyurmuştur.

Doğruluk ve dürüstlük, hem insanlığın hem de Müslümanlığın kalite ölçüsüdür. Allah, sözün yalanından nefsimizi ve neslimizi korusun.

KALBİ TEMİZ OLMAK

Kalp, en şerefli aza, imanın karargahı ve rahmanın nazargahı olduğu için kalp diye isimlendirilmiştir. İnsanın aslı ve hakikati de kalpte gizlidir. İnsanı, kalbi temsil eder ve bütün değeri kalbe bağlıdır.

Kalp temizliği manevi temizliktir. İnançsızlık, haram işlemek, kötü işler yapmak kalbi kirletir. Manen kirlenen kalbi temizlemek gerekir. Temizlemek için nefsin kötü arzularını yapmamak gerekir. Çünkü Peygamberimiz: “Allah sizin bedenlerinize ve yüzlerinize değil, kalplerinize bakar.” buyurmuştur.

İslamiyet’te ilim, amel ve ihlas vardır.

İlim; dinin bütün emir ve yasaklarını öğrenmektir.

Amel; öğrendiklerine tabi olmak, onları uygulamaktır.

İhlas ise; yalnız Allah rızası için yapmaktır.

Bilmeliyiz ki kalbi karartan günahlardır. Kalp pınara, beden tarlaya benzer. Pınarın suyu tatlı olursa mahsul tatlı, su tuzlu olursa mahsul tuzlu olur. Yine Peygamberimiz: “Haberiniz olsun, cesette bir et parçası vardır ki eğer o iyi olursa cesedin tamamı iyi olur, kurtulur; eğer o fesada uğrar, bozulursa cesedin tamamı bozulur. Dikkat edin, bu et parçası kalptir.”

İnsan; ruh ve bedenden teşekkül eder. Bedeni sağlıklı olan insan fiziken rahat hareket eder. Ruhu temiz olan insan da vicdanen huzurlu olur. Kirli ruhların temizlenmesi, diriliş hareketiyle olur. Bazen şok olaylar, bazen tefekkür, bazen bir anlık sorgulama insana yeni ufuklar açar, tozlanan gönüllerin berraklaşmasını sağlar. Denizdeki balık misali olan müminin ruhu her zaman canlı ve berraktır. Böylesi insan; önünü görür, işini bilir, adımlarını doğru atar.

Gönlü rahat olan ruhu temiz olan insanların; eşiyle, aşıyla, işiyle sorunları olmaz. Her olumsuzluk, daha büyük olumsuzluktan iyi olduğu için, ruhu temiz insan her zaman şükreder.

Dünyanın cezbedici süsleri; ruhu temiz olan insanın dengesini bozamaz, aklını karıştıramaz. Kirlenen ruhun temizlenmesi, tozunun alınması gerekir. Bu da ibadetlerle, zikirle ve tefekkürle olur.

Ruhu kirlenen insanları Kur’an münafık olarak tanıtır. İnanmış gibi görünseler de ibadet sorunu yaşayanlarda ahlakı zaaflar da söz konusu olur. Ahlaki zaafları olanların ibadetleri gönülden kopuk, itikatları Rablarından uzaktır. Onlar, kafesteki kuş misali bir hayat yaşarlar.

Kirli ruh bedene yüktür. Ruhu kirli olan insan da topluma yüktür. Gönül tezkiyesi, Allah’ın yolunda yürümekle sağlanır. Gönlü tezkiye edilmiş insan; ruhen rahat, vicdanen mutludur. “Ben namaz kılmıyorum ama kalbim temiz demek” asla doğru değildir.

Kalp temizliği için ibadetlerimizi eksiksiz ve huşu ile eda etmek, dua etmek, Kur’an okumak, güzel ahlak sahibi olmak, tövbe etmek, haramlara yaklaşmamak, salih kişilerle beraber olmak, günaha sebep olacak her şeyden kaçmak gerekir.   Ölümü çok hatırlamak gerekir. Günah işleyince, hemen tevbe ve istiğfar edilmeli, ihlaslı olmak gerekir.

“O gün, ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah’a kalb-i selim (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur).” (Şuara Suresi: 88-89) Cenab-ı Hak cümlemizi kalbi hakikaten temiz olan müminlerden olabilmeyi, huzuruna kalbi selim ile çıkabilmeyi nasip eylesin..

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Güncel

7. MERHAMET VE EMEK ÖDÜLLERİ 28 SİYASİ PARTİYİ ORTAK NOKTADA BULUŞTURDU

CUMHA Cumhur Haber Ajansı tarafından Ankara’da düzenlenen 7. Merhamet ve Emek Ödül Töreni, 28 siyasi partinin üst düzey temsilcileri ve onlarca sivil toplum kuruluşunu bir araya getirdi. Siyasi parti genel başkanları, TBMM Başkanvekili, milletvekilleri ve genel başkan yardımcıları, Türkiye’nin farklı illerinden gelen iyilik kahramanlarına ödüllerini takdim etti. Törende okul güvenliği, toplumsal vicdan, dürüstlük, eğitim, kadınların görünmeyen emeği ve dayanışma üzerine dikkat çeken mesajlar verildi.

CUMHA Cumhur Haber Ajansı tarafından düzenlenen 7. Merhamet ve Emek Ödül Töreni, 7 Ekim 2026’da Ankara Gençlik Parkı Kültür Merkezi Necip Fazıl Salonu’nda gerçekleştirildi.

28 siyasi partinin üst düzey temsilcisi ve onlarca sivil toplum kuruluşunun katıldığı törende, farklı siyasi görüşlerden isimler merhamet, emek ve toplumsal dayanışma ortak paydasında buluştu.

Programa DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Anavatan Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi, TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl, Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Selma Yeli, HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emiroğlu, Yeniden Refah Partisi Genel Sekreteri Mehmet Altınöz, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fatih Müjdeci ile çok sayıda milletvekili, genel başkan yardımcısı ve sivil toplum temsilcisi katıldı.

Uzunkök: “Hâlâ iyi insanların var olduğunu göstermek için buradayız”

CUMHA Yönetim Kurulu Başkanı Seyfi Uzunkök, törende yaptığı konuşmada ödüllerin çıkış noktasının rahmetli babasından öğrendiği merhamet anlayışı olduğunu anlattı.

Babasının köyden topladığı elmaları ihtiyaç sahiplerine dağıttığını hatta eve gelene kadar kamyonda 1 elma bile kalmadığını, su sıkıntısı yaşanan yıllarda ise kamyonuyla mahalle sakinlerine su taşıdığını belirten Uzunkök, “Bugün burada sadece plaket vermek için toplanmadık. Bugün hâlâ iyi insanların var olduğunu göstermek için buradayız.” dedi.

Uzunkök, iyiliğin ekonomik güçten bağımsız olduğunu vurgulayarak, “İnsanın gerçek zenginliği kesesindeki altın değil, vicdanındaki dürüstlüktür.” ifadelerini kullandı.

Babacan’dan okul güvenliği için ortak çalışma çağrısı

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kahramanmaraş’ta okul saldırısında öğrencilerini korurken hayatını kaybeden öğretmen Ayla Kara adına verilen ödülü eşi Ramazan Kara’ya takdim etti.

Babacan, konuşmasında okul şiddetine dikkat çekerek, “Bu konunun acilen masaya yatırılması gerekiyor. Eğitim bilimcilerin, sosyal bilimcilerin, psikologların, güvenlik uzmanlarının bir araya gelip çalıştığı bir komisyonun, bir görev gücünün acilen kurulması gerekiyor.” dedi.

Sorunun tek bir bakanlığın çalışmasıyla çözülemeyeceğini belirten Babacan, farklı disiplinlerden uzmanların dünya örneklerini de incelemesi gerektiğini vurguladı.

Babacan, “Bu toplumun mayasında sevgi var, fedakârlık var. Bu toplumun özünde emek var, alın teri var, helal kazanç var.” sözleriyle toplumsal değerlere işaret etti.

Destici: “Merhamet insanın yüreğindedir”

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Erzurum’da 170 kız çocuğunun eğitimine katkı sağlayan öğretmen Tuğba Dumlu Güler’e ödülünü verdi.

Destici, “Merhamet insanın yüreğindedir, kalbindedir. Bir serçe kuşuna su vermek de bir merhamet örneğidir.” diyerek merhametin günlük yaşamın her alanında karşılık bulduğunu belirtti.

Emek kavramına da değinen Destici, dürüst girişimcilerin ödüllendirilmesini önererek, “Dürüst iş adamlarına, çalışkan iş adamlarına, sanayicilerimize elbette ihtiyacımız var. Sen onlara da ödül ver. Dürüst olana, temiz olana, vurgun yapmayana ver.” ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanvekili Bingöl’den vicdan ve dürüstlük vurgusu

TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl, İstanbul’da buldukları altınları sahibine teslim eden çocukların ödüllerini takdim etti.

Bingöl, organizasyonun yedi yıldır devam etmesinin toplumsal karşılığını gösterdiğini belirterek, bu çalışmanın başka kurumlara da örnek olmasını temenni etti.

“Vicdan varsa iyilik vardır. Vicdan varsa merhamet vardır. Vicdan varsa paylaşım vardır.” sözleriyle toplumsal değerlerin önemini vurgulayan Bingöl, çocukların dürüst davranışlarının ve ailelerinden aldıkları eğitimin önemine dikkat çekti.

Özdağ: “Merhametin ve emeğin de kahramanları var”

Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Diyarbakır’da husumetli ailelerin barışmasına aracılık eden Yahya Kamçı’ya ödülünü takdim etti.

Özdağ, Cumhur Haber Ajansı’nın çalışmasını suya düşen taşın oluşturduğu dalgalara benzeterek, iyilik örneklerinin geniş kitlelere ulaşabileceğini söyledi.

“Siyasetin kahramanı var, askerin kahramanı var, ekonominin kahramanı var, sanatın kahramanı var. Demek ki merhametin ve emeğin de kahramanları var. İşte bunlar merhametin ve emeğin kahramanları.” dedi.

Özdağ, kahramanlığın yalnızca cesaret değil, fedakârlık ve gerektiğinde kişisel imkânlarından vazgeçmek anlamına geldiğini vurguladı.

Çalışkan: “Anadolu hâlâ sağlam”

Saadet Partisi Hatay Milletvekili Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, Sivas’ta rahatsızlanan yolcuları hastaneye yetiştiren ve kaybolan paraları sahiplerine ulaştıran otobüs şoförü Ömer Taşdemir’e ödülünü takdim etti.

Çalışkan, medyada genellikle olumsuz gelişmelerin öne çıktığını hatırlatarak, “Son dönemde habercilerden hep kötü haberler almaya alışmıştık. Ama bugün gördük ki bu milletin ruhunda iyilik de var.” dedi.

Türkiye’nin farklı illerinden seçilen vatandaşların davranışlarını değerlendiren Çalışkan, “Demek ki Anadolu hâlâ sağlam, hâlâ geleneklerine bağlı.” ifadelerini kullandı.

Türkoğlu: “Bu örneklerin sayısı artsın”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Gaziantep’te silahlı saldırgana müdahale ederek olası bir faciayı önleyen Ramazan Yıldırım’a ödülünü verdi.

Önceki yıl düzenlenen törene de katıldığını hatırlatan Türkoğlu, CUMHA yönetimine teşekkür ederek, “Bu ödülleri hak eden ve daha yüzlerce örneği olan bütün herkesi canıgönülden tebrik ediyorum. Örneklerin artmasını temenni ediyorum.” dedi.

Anahtar Partili Yel’den görünmeyen kadın emeğine dikkat çeken mesaj

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Selma Yel, Zonguldak’ta engelli köpeği Pamuk’a yıllardır sahip çıkan ayakkabı boyacısı Hüseyin Öztürk’e ödülünü takdim etti.

Yeli, konuşmasında iyilik hikâyelerinin değerler eğitimi açısından önemini vurgulayarak, “Türkiye’de o kadar çok isimsiz kadın kahramanlarımız var ki. Bütün bir köyü ayağa kaldırabilen, bazen bütün bir aileyi ayağa kaldırabilen ve harika çocuklar yetiştiren.” ifadelerini kullandı.

Yeli, kadınların görünmeyen fedakârlıklarının da ödül organizasyonlarında daha fazla yer bulmasının toplumsal değerler eğitimine katkı sağlayacağını belirtti.

Emiroğlu: “İyilikte yardımlaşalım, hayırda yarışalım”

HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emiroğlu, yılda yaklaşık 15 ton atık ekmeği toplayarak israfla mücadele eden Zeki Karakaya’ya ödülünü verdi.

Emiroğlu, “İyilikte yardımlaşalım, hayırda yarışalım. Memleketin her tarafında güzel insanlar var. Umutsuz olmayalım. İyilik tohumları saçmaya, ekmeye devam edelim.” dedi.

Yeniden Refah Partisi yöneticilerinden dayanışma mesajı

Yeniden Refah Partisi Genel Sekreteri Mehmet Altınöz, çocukluğunda okula gidemediği hâlde Aksaray’da okul yaptıran 74 yaşındaki Ali Ermiş’e ödülünü takdim etti.

Altınöz, Merhamet ve Emek Ödülleri’nin oluşturduğu manevi atmosferden duyduğu memnuniyeti dile getirerek iyilik ve dayanışmanın önemine dikkat çekti.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fatih Müjdeci ise Yozgat’ta 20 yıldır ibadethaneleri gönüllü temizleyen Mustafa Tunç’a ödülünü verdi.

Müjdeci, eski Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın düşüncelerine atıfta bulunarak, “Dört helalin haram beşten büyük olduğunu bu memlekete öğretmişti.” ifadelerini kullandı.

MHP Milletvekili Konal’dan doğaya emek veren vatandaşa ödül

MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Nevşehir’de ağaçlandırma çalışmaları yapan Erdoğan Yücel’e ödülünü takdim etti.

Erdoğan Yücel’in yıllardır yetiştirdiği ağaçlara bir evladı gibi baktığını anlatması törende dikkat çekti. Yücel, “Bu ağaçları yetiştirmek boynumun borcu oldu ve gece gündüz çalıştım.” dedi.

Anavatan Partisi Genel Başkanı Çelebi: “Bu milleti millet yapan özellikler”

Anavatan Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi, Artvin’in Borçka ilçesinde dereye düşen 11 yaşındaki Eslem’i kurtarmak için yüksek istinat duvarından atlayan Kemal Ateş’e ödülünü verdi.

Çelebi, “Bu saydığımız tüm özellikler, bu milleti Türk milleti yapan özellikler. Ne oldu da bunları mumla arar hâle geldik?” sözleriyle iyilik ve cesaret davranışlarının daha fazla görünür olması gerektiğine dikkat çekti.

Türkiye’nin iyilik kahramanları aynı sahnede

Törende şehit yakınları ve gazileri ücretsiz taşıyan gazi taksici Yılmaz Özcan, ücretsiz yemek dağıtan gönüllüler, hayvanları koruyan vatandaşlar, dürüstlükleriyle örnek olan çocuklar ve hayat kurtaran kişiler de ödüllendirildi.

Sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerinin temsilcileri, merhamet ve emeğin toplumsal dayanışmadaki önemini vurguladı.

28 siyasi partinin üst düzey temsilcisi ile onlarca STK’yı aynı çatı altında buluşturan 7. Merhamet ve Emek Ödül Töreni, sanatçı Mahmut Yıldız’ın performansı ve toplu hatıra fotoğrafıyla tamamlandı.

Continue Reading

Güncel

EFE, “ÖZER MATLI HESAP SORUYOR?”

Hürriyet Köyü Gençlik ve Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Bayram Efe, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) seçimleri öncesinde aday Özer Matlı’ya yönelik tartışmalar ve ortaya atılan iddialara ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı.

Efe, Keskinoğlu markası ve çalışanları üzerinden yürütüldüğünü belirttiği tartışmalara tepki gösterirken, BTSO’nun yönetimi ve işleyişine ilişkin de çeşitli sorular yöneltti. Açıklamasında Özer Matlı ve Vizyon 2040 anlayışının “dik duruş” sergilediğini savunan Efe, BTSO üyelerinin seçim sürecinde kendilerine yöneltilen sorular üzerinden değerlendirme yapması çağrısında bulundu.

Efe açıklamasında şu ifadelere yer verdi;

“Adaylık sürecinde Keskinoğlu markası ve binlerce çalışanın alın teri üzerinden başlatılan karalama kampanyalarına, asılsız “mal varlığına el kondu” iddialarına karşı Özer Matlı’nın geri adım atmak yerine sergilediği meydan okuma, tavizsiz bir omurganın en somut göstergesidir. Sahada baskılara ve engellemelere geçit vermeyen Özer Matlı, bugün doğrudan sanayicinin, tüccarın ve KOBİ’lerin hakkını savunmak üzere meydandadır.

Özer Matlı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“BTSO seçimine günler kala Keskinoğlu üzerinden binlerce çalışanımızın emeği ve Bursa’nın en büyük gıda şirketlerinden biri hedef alınıyor. Bilerek ve nedenini çok iyi bildiğimiz bir şekilde ‘Mal varlığına el kondu’ iddiası ortaya atılıyor. Bildiğimiz kişiler de bu iddiayı körüklüyor.

Bana saldırın. Bursa’da KOBİ’lerin ve küçük işletmelerin hakkını savundığım için, sizin yaptıklarınızı deşifre ettiğim için ne biliyorsanız onu yapın. Ama çalışanlarımızı, üretimimizi, alın terimizi ve yatırımlarımızı seçim malzemesi yapmayın.

Dediğim gibi Özer Matlı’dan size ekmek çıkmaz! Gerçeğe aykırı yayınlara karşı hukuki haklarımızı kullanacağız.”

Biz Dik Duracağız!

Bursa’da üretimin, sanayinin ve ticaretin önünü tıkamak isteyenler bilsin ki; bir kentin, bir sektörün ya da devasa bir sanayi birikiminin temsiline talip olanlar, baskı gördüğünde başkalarının suyuna gidenlerden olamaz.

Bursa sanayicisinin, tekstilcisinin, tarımcısının ve KOBİ’lerinin ihtiyacı olan şey; rüzgâra göre yön değiştiren idare-i maslahatçılar değil, “Ezan okumaktan korkmuyoruz!” diyerek doğrunun yanında saf tutan ve üyesinin hakkını sonuna kadar arayan kararlı iradedir.

Özer Matlı ve Vizyon 2040 anlayışının ortaya koyduğu tutum; engellemelere ve şantaja geçit vermeyen, üyesinin hakkını ve üretimin onurunu her platformda gür sesle savunan bir duruşu temsil ediyor.

Çünkü bu şehir ve bu kadrolar çok iyi biliyor ki: Korkarak, taviz vererek ya da “idare edelim” diyerek ne bir mevzi korunur ne de bir dava kazanılır. İlk geri adımı attığın an, duracağın yeri artık sen belirleyemezsin.

Mesele sadece bir seçim ya da makam meselesi değil; mesele duruş meselesidir, omurga meselesidir. Fıtratından ve ilkelerinden vazgeçip sessizleşenler masada da sahada da kaybetmeye mahkûmdur. Biz; baskılar karşısında geri adım atmayacağız, özümüzden vazgeçmeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun, sanayicimizin hakkını sormaya ve kendi mevzimizde dik durmaya devam edeceğiz!

Sahadan Yükselen Sorular: Vicdanınızın Anketini Yapın!

Biz dik durup hakikati söylemeye devam ederken, sahadaki binlerce tüccar ve sanayicinin aklındaki şu sorular da şeffaf bir yanıt bekliyor:

1. TEKNOSAB Tahsisleri: TEKNOSAB bünyesindeki arsa ve alan tahsisleri hangi kriterlerle, hangi kararlarla ve nasıl yapılmıştır?

2. Swissôtel ve Bursa Business School: Swissôtel Uludağ Bursa ve bünyesindeki eğitim merkezi Bursa Business School 64 bin üyenin ortak malı mıdır? Üyelerin buradaki hakları nelerdir ve bu iki kurumun güncel mali tablosu/zarar durumu nedir?

3. Borçlu Üyeler ve Aidat Yükü: BTSO bünyesindeki 64 bin üyenin 48 bininin borçlu olduğu iddiaları doğru mudur? En yüksek aidatı ve munzam bedelini ödeyen BTSO üyeleri yönetim nezdinde sadece birer potansiyel kaynak mıdır?

4. KOBİ OSB Projesi: KOBİ OSB, Bursa KOBİ’lerine ne kadar yakındır ve gerçek ihtiyaçlarını karşılamakta mıdır? Seçilen yer ve sunulan şartlar KOBİ’lerin imkânlarına uygun mudur?

5. Bütçe Dağılımı: BTSO’nun topladığı gelirler her komiteye adil ve eşit destekte bulunarak kullanılmakta mıdır?

6. Çıkış Projeleri: Tüm sektörlerin zor ekonomik şartlardan çıkışını sağlayacak somut projeler nelerdir?

7. Yönetimde Süreklilik: Değişim demokratik bir hak iken, odada 4 dönem boyunca devam etmekte neden ısrar edilmektedir?

8. Başkanlık Seçim Yöntemi: BTSO seçimlerinde başkanı belirleme süreci neden doğrudan tüm üyelerin oylarıyla değil de meclis üyelerinin kararına bırakılmıştır?

9. Hizmet Karşılığı ve Temsil: BTSO’ya üyelik zorunlu bir esas iken; “Aidat veriyorum, kapasite raporundan yer değişikliğine kadar birçok ödeme yapıyorum ama hiçbir faydasını görmedim” diyen binlerce üyenin hakkı yeterince savunulmakta mıdır?

10. Köy Meraları ve Tarım Alanları: Sanayileşme süreçlerinde köy meralarımız ve tarım arazilerimiz ne kadar daralmıştır? Israrla boş tutulan şantiyelerin durumu nedir ve bu süreçte köylünün, çiftçinin rızası alınmış mıdır?

11. Atıl Sanayi Alanları: Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi, Nilüfer Sanayi Bölgesi, Hasanağa ve Badırga gibi bölgelerde KOBİ’lerin ihtiyacını karşılayabilecek boş ve atıl duran alan miktarı ne kadardır?

12, 13, 14 diye bu soruları uzatmak elbette mümkün; lakin yazının sınırlarını aşmamak adına sıralamayı burada noktalıyorum.

HERKES KALBİNDE VE VİCDANINDA BİR ANKET YAPSIN, KARARINI ÖYLE VERSİN!”

Continue Reading

Güncel

MATLI: “ANONİM HESAPLARLA, ISMARLAMA KOKAN YAZILARLA BİZİ YILDIRAMAZSINIZ”

Dün bilinçli olarak yapılan bazı manipülatif paylaşımlara tepki gösteren Matlı, TEKNOSAB Lojistik Park fonunun açıklanan yüzde 126’lık değer artışının hesabını sordu. Yetki belgelerine ilişkin baskı şikâyetlerini ve tarafsız kalmak isteyen ulusal zincirlerin oy kullanmaya zorlandığı yönündeki duyumları da gündeme taşıdı.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı yaptığı açıklamada “BTSO seçimine günler kala, ortaya atılan bir iddiayla binlerce çalışanımızın emeği ve üretimimiz hedef alındı. Bu iddiayı kimlerin körüklediğini görüyoruz. Aslında olay çok net. Yapılan, şirketimizin gün sonu kasa ve banka fazlalarının, bankalar üzerinden yasal işlemlerle günlük olarak değerlendirilmesi. İşimiz ve kampanyamız aynı hızda devam ediyor. KOBİ’lerin ve küçük işletmelerin hakkını savunduğum, yaptıklarınızı deşifre ettiğim için bana saldırıyorsunuz. Sorun değil, biz yılmayız. Benden size ekmek çıkmaz.” dedi.

Matlı, ardından TEKNOSAB Lojistik Park’a ilişkin sorularını yöneltti:

“Fon diyorsanız, Lojistik Park için kurulan fonu konuşalım. BTSO adıyla tanıtılan bu yatırımda Oda’nın, yatırımcı şirketin ve fonun ilişkisi nedir? Oda’nın herhangi bir hükmünün olmadığı fon için arazi hangi koşullarla kullandırıldı? Fonun ilk yılında TL bazında yüzde 126 değer kazandığını siz açıkladınız. Henüz tesis hizmete açılmamışken bu artış nasıl hesaplandı? Değerleme raporunu ve dayandığı varlıkları üyelere gösterin. Kim yaptı bu değerlemeyi? Açık açık paylaşın. Herkese yatırım imkanı sunacağız dediniz, SPK görevlileri yönetecek dediniz ama şu anda %100’ü fonun olan bir şirkette A grubu hissedar olarak sadece fon yönetimi ve fona şirketi devreden sizler karar verebiliyorsunuz. Başka kimsenin söz hakkı yok. Martta inşaata başladığınızı söylediniz, Nisan’da ise temel atacağınızı açıkladınız. Şimdi seçimden bir hafta önce siyasilerin katıldığı bir temel atma töreni düzenlemenin anlamı nedir? Bunlar 15 Eylül’de resmen ilettiğimiz 34 soru arasındadır. Eskiden beri tanıdık olan bazı yöntemleri bırakın. Seçimden önce belgeleriyle cevap verin. 60 bin üyemize karşı şeffaf olun.”

Matlı, soruların yanıtını beklerken seçim sürecine ilişkin ciddi şikâyetler aldıklarını belirtti:

“İki aydır anonim hesaplar ve ısmarlama izlenimi veren yazılarla itibarımız hedef alınıyor. Bütün Bursa artık bu kişileri ve ilişkileri biliyor. Biz, paylaşımlarımızın yorumlarını hiçbir zaman kapatmadık. Bu yüzden, anonim hesapların arkasına saklanmayın. Keşke onlar da yorumlarını açık tutsalar da, üyelerimiz de yorumlarıyla fikirlerini kendilerine ulaştırabilseler. İki aydır bunların dışında, Bursa’mızın gözbebeği Bursaspor’a verdiğimiz destek bile polemik konusu yapılıyor. Bunu yanı sıra, bize üyelerimizden ‘üye güncellemesi’ denilerek aylar öncesinden yetki belgesi toplandığı; belgelerin verilmemesi ile veya işlerinin bozulmasıyla korkutuldukları, işyerlerine kişiler gönderilip “FaceTime” görüşmeleri ile baskı kurulduğu yönünde bildirimler geliyor. Arkadaşlarımızın ticaret sicile teslim ettiği bazı yetki belgelerinin bekletildiği ve belgelerde adı geçen kişilerin aranarak vazgeçirilmeye çalışıldığı, korkutulduğu da bize iletiliyor. Bu iddiaların her birinin üzerine gideceğiz. Neden kaybetmekten bu kadar korkuyorsunuz?”

Baskı duyumlarının ulusal perakende zincirlerini de kapsadığını söyleyen Matlı, “Seçimi kaybedeceklerini anlayanların, tarafsız kalmak istediklerini birçok kez açıklayan büyük zincir firmaları da zorladığının duyumunu alıyoruz. Görüşümüzü nezaket kuralları içerisinde ilgili şirketlere ve makamlara ilettik. İstanbul merkezli zincirlerin çok sayıda şubeyle blok hâlinde oy kullanmaya zorlanması, ömrünü ve sermayesini Bursa’ya yatırmış esnafın kendi komitesindeki temsil gücünü zedeler. Görüşlerini tarafsızlık şeklinde açıklayan zincir firmalara da baskı kuruyormuşsunuz, kurmayın.” dedi.

Matlı, açıklamasını üyelere çağrıyla tamamladı: “Yetki belgesini baskı aracına çevirerek oy hakkınızı elinizden almaya çalışıyorlar. Buna müsaade etmeyin. Yetki belgesi kime oy vereceğinizi belirlemez. Bu kadar ayak oyunuyla ne beni ne de sizi yıldırabilecekler. BTSO, üç beş kişinin değil, 60 bin üyenin odasıdır. 1 Ekim’de sandığa gidin, oyunuzu kullanın; Bursa’ya ve Oda’nıza sahip çıkın. Bu seçim, 60 bin üyenin mi, yoksa bir azınlığın mı istediğinin olacağının belirleneceği bir seçimdir. Sonsözü 60 bin üyemiz söyleyecek. 60 bin üyemizin dediği olacak. 1 Ekim’de Bursa kazanacak, üyemiz kazanacak.”

Continue Reading

Trending