Güncel
“BU FAHİŞ ZAMLARDAN BİR AN ÖNCE GERİ DÖNÜLMELİDİR”
AK Parti Meclis Üyesi Elçin: “Karacabey Kazanacak” diye başlayan süreç, 2 ay sonunda Karacabeyli hemşehrilerimiz tarafından; “Maalesef bu günler daha İYİ günlerimiz!” şeklinde konuşulan ironi haline geldi. Bu hatadan bir an önce geri dönülmelidir.”
AK Parti Bursa Büyükşehir Meclis Üyesi ve Karacabey Belediye Meclisi Grup Başkanı Av. Armağan Elçin, Karacabey Belediye Meclisi’nin Haziran ayı toplantısında görüşülen “Ücretler tarifesinin güncellemesi” maddesinin İYİ Parti ve CHP’li meclis üyelerinin oylarıyla kabul edilmesine tepki gösterdi. Bu fahiş zamlardan bir an önce geri dönülmesi gerektiğini vurgulayan Elçin, “Belediyelerin kendisine kaynak üretim yeri vatandaşın cebi, pazarcının sergisi, işletmecinin dükkanı değildir.” ifadesini kullandı.
Yüzde 900’e varan zamların kabul edilebilir olmadığına dikkat çeken Armağan Elçin, “Karacabey Belediyesi’nin girdi maliyetlerinde herhangi bir artış yokken, 01.01.2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 2024 yılı için ücret tarifeleri daha önce güncellenmişken, Haziran ayında yapılan bu afaki zam yağmurunun izah edilebilir hiçbir yanı yoktur. Belediye Başkanı Sayın Fatih Karabatı’nın da, diğer tüm Belediye Meclis üyelerinin de önceliği Karacabey halkı olmalıdır. Vatandaşımıza hizmet yeri olan belediyenin bu hizmetleri yerine getirmek için kaynak üretmek yerine 6 ayda bir, eşi benzeri görülmemiş bir şekilde % 900, % 700, % 500 gibi oranlarda zam yaparak kendisine gelir elde etmesi doğru değildir. “Karacabey Kazanacak” diye başlayan süreç, 2 ay sonunda Karacabeyli hemşehrilerimiz tarafından; “Maalesef bu günler daha İYİ günlerimiz!” şeklinde konuşulan ironi haline geldi. Bu hatadan bir an önce geri dönülmelidir.” diye konuştu.
Belediyelerin ticarethane olmadığını vurgulayan Elçin, “Otopark ücretine % 300, kırsal mahallelerimizdeki düğün salonlarına % 100, çöp taşıma ücretine % 200, moloz, hafriyat dökümüne % 100, aslı gibidir evrak onayına % 100, ruhsatlandırma için % 900, hal binaları kullanımı için % 300, rayiç belgesi vermek için % 100, pazaryeri kullanımı için % 500, Yeniköy kamp alanında karavan için günlüğü % 67 ve daha birçok kalemde yapılan bu zamlar izah edilemez.” dedi.
CHP’ye de ayrı bir parantez açan AK Parti Bursa Büyükşehir Meclis Üyesi ve Karacabey Belediye Meclisi Grup Başkanı Av. Armağan Elçin, “Seçim meydanlarında, sokakta, neredeyse her platformda “halkçılık” adına konuşup da seçime girenleri halkımız unutmayacak. CHP’li Meclis üyelerini bu kararlarını bir kez daha gözden geçirmeye davet ediyorum. Bu fahiş zam zulmüne CHP hangi sebeple destek vermektedir? Ne çabuk unuttunuz Karacabeyli hemşehrilerimizi! Vatandaşın verdiği oyların hakkını, girdi maliyetlerinde herhangi bir artış olmadığı halde yapılan bu fahiş zamlara “evet” diyerek mi ödeyeceksiniz? Siyasetin millete rağmen değil, milletimiz için yapıldığını hiçbirimiz unutmamalıyız. Eğer bir taraf olunacaksa sözde değil, yaptıklarımızla da milletten, vatandaştan yana olmalıyız.” diye konuştu.

Karacabey Belediyesi’ne ait mülklerdeki kiracılara yapılan zamların da ‘kara mizah’ haline geldiğini savunan Armağan Elçin, “Muhalefetteyken gözünün üzerinde kaşın var diyerek her şeyi eleştirenler, seçilince Türkiye de eşi emsali daha önce görülmemiş uygulamalara imza atmaktadır. Bir belediye düşünün ki, 6 ayda bir kafasına göre bir rakam ve oran belirleyip zam yapıyor. Kiralar, 2024 yılı başında güncellenmişken, seçimden sadece 2 ay sonra kiralar 6 kat 7 kat arttırılıyor. Bir belediye düşünün ki, bu zamlar her bir işletmecide, her bir kiracıda ayrı oranlarda uygulanıyor. Bir belediye düşünün ki, ‘eğer bu zamları kabul etmezseniz sizi tahliye edeceğini’ belirtip aba altından sopa gösteriyor. Bu da yetmiyor, vatandaşa bu zamların daha önceki dönemle ilgili olduğu, mevcut Belediye Başkanı Fatih Karabatı ve idarenin takdiri ile yapılmadığı gibi ipe sapa gelmez gerçek dışı beyanlarda bulunuluyor. Devlette devamlılık esastır ve bir düzeni, kaidesi vardır. Yasal olarak yapılabilecek zam oranları belliyken ve yılbaşında yapılmış iken, yeniden keyfi olarak yapılan bu emsalsiz zamları hiçbir vicdan ve hiçbir hukuk sistemi kabul edemez.” ifadesini kullandı. Haziran ayında alınan ‘zamlı’ karardan bir an önce geri dönülmesi gerektiğini vurgulayan Elçin, sözlerini şöyle tamamladı: “İfade ettiğim üzere bir kez daha altını çizmek isterim ki, bu yapılan zamların enflasyon ile hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü maalesef tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşanan enflasyon değerlendirilerek bu ücretler ve kiralar 2024 yılı için zaten arttırılarak, güncellenmiştir. O yüzden enflasyon var diyerek zamların arkasına saklanılamaz. Örnek vermek gerekirse, satış için bir emlak rayici alacak vatandaş artık bu A4 kağıdı almak için % 100 daha fazla ücret ödeyecek. Bu kağıdın maliyetinde son iki ayda nasıl bir artış olmuştur ki % 100 zamma ihtiyaç duyulmaktadır. Ya da kırsal mahallemizde oturan bir hemşehrim kendi köyünde bir sünnet veya kına ya da düğününü yapacak, bu kırsal mahalledeki düğün salonunda hangi maliyet artışı olmuştur ki bu mutlu günlerinde vatandaşlarımızın yanında olmak yerine % 100 daha zam yapılıyor. Sayın Karabatı, İYİ Parti ve CHP’li Meclis üyeleri bu hatalarından dönmelidir. Yine Karacabey Belediyesi’nin kiralanan mülkleri için de aynı şey geçerlidir. Eğer siz bir işletmeye % 300, % 400 zam yaparsanız o kafe işletmecisi de vatandaşımıza sattığı ürünlere o zammı aynen yansıtır. Sonuçta da bu ücretler yine Karacabeyli hemşehrilerimizin cebinden çıkacak ve vatandaşımızı mağdur edecektir.”
Güncel
TRAKYA BİRLİK OLAĞAN GENEL KURULU GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Trakya Birlik 2024–2025 İş Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı, 05 Ocak 2026 tarihinde Edirne Mimar Sinan Kapalı Spor Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi.
Genel kurulda konuşan Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Kırbiç, Türk çiftçisinin tüm zorluklara rağmen üretimden vazgeçmeyen kararlı yapısına dikkat çekti. Kırbiç, Bursa’nın Harmancık ilçesinde çıkan orman yangınına, patlak lastiğine rağmen su taşıyan bir çiftçinin hikâyesini örnek göstererek, bu tablonun Türk çiftçisinin fedakârlığını ve vatan bilincini açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
1966 yılında ayçiçeği üreticisinin emeğini korumak ve ürününü değerinde pazarlamak amacıyla kurulan Trakya Birlik’in bugün 60 yıllık köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Kırbiç, Birliğin yalnızca alım yapan bir kuruluş değil; ayçiçeğini modern tesislerinde yağ, margarin ve hayvansal yeme dönüştüren entegre bir tarım-sanayi modeli sunduğunu belirtti. Trakya Birlik’in kriz dönemlerinde piyasayı dengeleyen, fiyat istikrarı sağlayan ve yerli üretimi koruyan stratejik bir kurum haline geldiğini dile getirdi.

237 bin ton Ayçiçeği alındı, 5 milyar TL’yi aşkın ödeme yapıldı
2024–2025 iş yılında ayçiçeği hasadı sürecinde üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için kamu otoriteleriyle yoğun temas yürütüldüğünü aktaran Kırbiç, yurt dışı fiyat baskısına karşı alınan tedbirlerle piyasanın desteklendiğini söyledi. Bu kapsamda Birlik tarafından 237 bin ton ayçiçeği alımı gerçekleştirildiğini ve üreticilere 5 milyar 49 milyon TL ürün bedeli ödendiğini açıkladı.
Yüksek finansman maliyetlerinin tüm sektörleri olduğu gibi Trakya Birlik’i de zorladığını ifade eden Kırbiç, buna rağmen ortaklara 2 milyar 795 milyon TL kredi kullandırılarak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlandığını kaydetti.

Aynı iş yılında 182 bin ton yem, 28 bin ton küspe, 37 bin ton gübre, 54 bin torba ayçiçeği tohumu ve 137 bin litre zirai ilaç satışı gerçekleştirildiğini belirten Kırbiç, rafine yağ satışının ise 187 bin 814 tona ulaştığını ifade etti. Bu rakamların, yüksek faiz ortamına rağmen Trakya Birlik ve kooperatiflerinin güçlü organizasyon yapısını ortaya koyduğunu vurguladı.
2025–2026 sezonunda piyasa tarife kontenjanıyla toparlandı
2025–2026 sezonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kırbiç, aşırı sıcaklar ve kuraklık nedeniyle üretimde düşüş yaşandığını, Cumhurbaşkanı Kararı ile devreye alınan tarife kontenjanı uygulamasının ise piyasada toparlanma sağladığını belirtti. Bu süreçte 4 Ağustos 2025’te 28 bin TL/ton avans, 28 Eylül 2025’te ise 33 bin TL/ton kesin fiyat açıklandığını ifade eden Kırbiç, kampanya döneminde 151 bin 740 ton ayçiçeği alımı yapıldığını ve bedelin tamamının üreticilere ödendiğini bildirdi.

Hasat sonrası dönemde Birliğe bağlı iki işletmede üretimin 24 saat esasına göre sürdüğünü belirten Kırbiç, tüm faaliyetlerde iş sağlığı ve güvenliği ile tüketici sağlığının öncelikli olduğunu vurguladı. Konuşmasının sonunda Trakya Birlik’in 60. kuruluş yılını kutlayan Kırbiç, genel kurulun üreticiler ve ülke tarımı için hayırlı olmasını diledi.
Divan heyeti seçildi, tüm maddeler oy birliğiyle kabul edildi
Açılış konuşmasının ardından Divan Heyeti’nin seçimine geçildi. Yapılan oylama sonucunda Divan Başkanlığı’na Göksel Baytok (Babaeski Koop.), Başkan Vekilliği’ne Zekeriya Güven (Şarköy Koop.), Katip Üyeliklere ise Hakkı Çetin (Yenişehir Koop.) ve Metin Yıldırım (Lalapaşa Koop.) seçildi.

Divan Başkanı Göksel Baytok, destek veren tüm birlik temsilcilerine teşekkür ederek gündem maddelerine geçildiğini duyurdu. Atatürk ve Aziz Şehitlerimiz için yapılan saygı duruşu ve okunan İstiklal Marşı’nın ardından, çalışma raporları ile bilanço ve gelir tabloları okunarak oy birliğiyle ibra edildi. Gündemde yer alan tüm maddeler delegelerin onayına sunularak oy birliğiyle kabul edildi.
Dilek ve temenniler bölümünde söz alan Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Kırbiç, genel kurula katılım sağlayan tüm delegelere teşekkür ederek toplantıyı sonlandırdı.

Güncel
SARIBAL: “TARIMDA TARİHİ KÜÇÜLME AĞIR GIDA KRİZİNİN HABERCİSİ”
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye’nin son 25 yılın en sert tarımsal küçülmesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. IMF ve Dünya Bankası tarafından dayatılan, 2000’li yılların başından itibaren siyasi iktidarlarca uygulanan neoliberal politikaların tarımda derin bir istikrarsızlık yarattığını vurgulayan Sarıbal, bu süreçte tarımın büyüme hızının sürekli olarak gayrisafi yurt içi hasılanın gerisinde kaldığını ifade etti. “Son 22 yılda Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde 5,4 oranında büyürken, tarım katma değerindeki büyüme yalnızca yüzde 3’te kaldı. 2025 yılının üçüncü çeyreğinde ekonomi yüzde 3,7 büyürken, tarım sektörü yüzde 12,7 oranında küçüldü. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın da ifade ettiği bu tablo, ekonomi literatürüne ‘negatif büyüme’ gibi trajikomik bir kavram kazandırdı” diyen Sarıbal, bu küçülmenin ne tesadüf ne de yalnızca zirai don ve kuraklıkla açıklanabileceğini söyledi. Son 20 yılda tarımda 2,6 milyon kişilik istihdam kaybı yaşandığını vurgulayan Sarıbal, özellikle küçük ölçekli çiftçilerin, tarım işçilerinin, kiracı ve ortakçıların, küçükbaş hayvancılıkla geçinenlerin bu politikalardan en ağır biçimde etkilendiğini belirterek, “Yüzde 12,7’lik küçülme yanlış tercihlerle, ideolojik körlükle ve plansızlıkla yaratılmış bir politik sonuçtur. Türkiye büyürken tarım küçülüyorsa, bu büyüme sürdürülebilir değil; aksine gelecekte çok daha ağır bir gıda krizinin habercisidir” diye konuştu.
Girdi maliyetleri patladı, destekler buharlaştı
Saray iktidarının büyümeyi inşaat, tüketim ve kredi genişlemesi üzerinden kurguladığını; tarımı ise stratejik bir sektör olarak görmemeyi tercih ettiğini ifade eden Sarıbal’a göre bu yaklaşımın en somut sonucu, desteklerin hem yetersiz kalması hem de enflasyon karşısında erimesi. Tarım Kanunu’na göre bütçeden tarımsal desteklere ayrılması gereken payın GSYH’nin en az yüzde 1’i olması gerektiğini hatırlatan Sarıbal, “Çiftçiye verilen pay bunun neredeyse beşte biri bile değil; binde 2 seviyesinde. Bu, açık bir yasa ihlalidir” dedi.
Mazot, gübre, ilaç ve tohum gibi temel girdilerdeki fahiş artışların çiftçiye verilen desteklerle telafi edilemediğini belirten Sarıbal, endüstriyel tarım modelinin yoğun girdi kullanımına dayandığını; ancak bu girdilerin büyük ölçüde çok uluslu şirketlerin kontrolünde olduğunu vurguladı. Ticari tohum ve pestisit piyasasında BASF, Bayer, Corteva ve Syngenta gibi şirketlerin küresel pazara hakim olduğuna dikkati çeken Sarıbal, “Bu şirketler küresel tohum pazarının yüzde 56’sını, pestisit pazarının ise yüzde 61’ini kontrol ediyor. Gübrede de en büyük 10 şirket, pazarın yaklaşık yüzde 40’ına sahip” dedi. Türkiye’nin tohumdan gübreye, mazottan tarım makinelerine kadar temel girdilerde dışa bağımlı olduğunu belirten Sarıbal, döviz kurlarındaki artışın maliyetleri hızla yükselttiğini, bunun da çiftçiyi girdi kullanımını azaltmaya zorladığını söyledi. “Sonuç verim düşüşü, kalite kaybı ve daha az üretimdir” diye konuştu.
Dünyanın en çok ithalat yapan 10 ülkesinden biri Türkiye
İthalata dayalı politikaların yerli üreticiyi sistematik biçimde tasfiye ettiğini vurgulayan Sarıbal, tarımda planlama eksikliğinin ve kurumsal çöküşün derinleştiğini söyledi. Milletvekili Sarıbal, hangi ürünün nerede ve ne kadar ekileceğine, su kaynaklarının nasıl korunacağına ve iklim krizine karşı nasıl önlem alınacağına dair bütüncül bir politikanın bulunmadığını belirtti. İktidarın 2024’te tarımsal hasılanın 74 milyar dolara çıktığını ve Türkiye’nin dünyanın en büyük 7’nci tarım ekonomisi olduğunu öne sürdüğünü hatırlatan Sarıbal, bu söylemin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre Türkiye’nin 2022’de 32 milyar dolarlık tarım ürünü ithalatıyla dünyanın en çok ithalat yapan 10 ülkesi arasına girdiğini belirten Sarıbal, aynı yıl tarım ihracatının 30 milyar dolar olduğunu ve Türkiye’nin ilk 10 ihracatçı arasında yer almadığını ifade etti.
Ucuz emek ve yüksek sömürü
2024 verilerine göre tarımda istihdamın yaklaşık 4,8–5 milyon kişi düzeyinde olduğunu, bunun toplam istihdamın yaklaşık yüzde 15’ine karşılık geldiğini hatırlatan Sarıbal, bu işgücüne rağmen çalışan başına düşen katma değerin son derece düşük olduğuna dikkati çekti. Sarıbal’ın paylaştığı verilere göre, 2015 yılı sabit ABD doları fiyatlarıyla 2024’te kişi başına tarımsal katma değer Türkiye’de yalnızca 14 bin dolar seviyesinde kaldı. Aynı gösterge Arjantin’de 174 bin dolar, Avustralya’da 127 bin dolar, ABD’de 85 bin dolar, Hollanda’da 80 bin dolar, Almanya’da 57 bin dolar, Fransa’da 47 bin dolar ve hatta Özbekistan’da 18 bin dolar. “İktidarın övündüğü 74 milyar dolarlık tarımsal hasıla, çiftçinin cebine girmiyor” diyen Sarıbal, bu tablonun tarımda verimlilikten çok ucuz emek ve yüksek sömürüye dayalı bir yapıyı gösterdiğini vurguladı. Sarıbal, tarım sektörünün son 20 yılda 2,6 milyon istihdam kaybettiğini hatırlatarak, 2002 yılında 7,5 milyon olan tarımsal istihdamın 2024 itibarıyla 4,8 milyona düştüğünü ifade etti. “Bu, tarımın küçüldüğünün ve üreticinin sistemli biçimde üretimden itildiğinin açık göstergesidir” dedi.
Güncel
BAŞKAN ŞÜKRÜ ERDEM’DEN YENİ YIL MESAJI
Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Şükrü Erdem, yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayınladı.
Başkan Erdem mesajında şu ifadelere yer verdi:
Bir yılı daha geride bırakırken; umutlarımızı, dayanışmamızı ve ortak geleceğimize olan inancımızı tazelediğimiz yeni bir yıla girmenin mutluluğunu yaşıyoruz. 2025 yılında, Mustafakemalpaşa’mızın gelişimi ve hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmak için birlik ve beraberlik içinde çalıştık.
Yeni yılda da, çevreye duyarlı, insan odaklı projelerle ilçemizi daha yaşanabilir bir geleceğe taşımak için aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Dayanışmanın, paylaşmanın ve sevginin daha da güçlendiği bir yıl olmasını temenni ediyorum.
2026 yılının; sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyor, tüm hemşehrilerimin yeni yılını en içten dileklerimle kutluyorum.
-
Bursa Bölge6 yıl agoKaracabey’de cinayet: 1 ölü
-
Genel1 yıl agoKARACABEY BELEDİYESİ’NDE GÖREV DEĞİŞİKLİKLERİ
-
Bursa Bölge6 yıl agoRABBİMİZ BİZDEN NELER İSTİYOR
-
Ekonomi6 yıl agoSütaş’tan “Tereyağı” açıklaması
-
Güncel2 yıl agoİYİ VE KÖTÜ AHLAK
-
Bursa Bölge1 yıl agoKARACABEY AK PARTİ BURSA’DA YER BULAMADI
-
Güncel6 yıl agoARAPÇA’DA “VAV” HARFİ
-
Genel2 yıl agoKARACABEYLİ DUAYEN SANATÇI SEVENLERİNİ ÜZDÜ




Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login