Connect with us

Güncel

BELEDİYE MECLİS TOPLANTISI’NDA “GÜNDEM DIŞI” TARTIŞMALAR!

Karacabey Belediye Meclisi’nin Temmuz ayı toplantısı önceki gün yapıldı. Gündem dışı gelenlerle birlikte 14 maddenin görüşülerek karara bağlandığı toplantıya, AK Parti Belediye Meclis Üyesi Armağan Elçin ile Arzu Uray’ın konuşmaları damga vurdu. Genel olarak Armağan Elçin’in İYİ Parti Meclis Üyesi Süleyman Yörür’e, Arzu Uray’ın da Belediye Başkanı Fatih Karabatı’ya yönelik söylemleri toplantıda zaman zaman tansiyonu yükseltti.

Belediye Meclis Salonu’nda Fatih Karabatı başkanlığındaki toplantıya mazereti sebebiyle AK Parti Meclis Üyesi Rafet Sarısakal katılmadı. Ayrıca, Belediye daire amirleri dışında CHP İlçe Başkanı Ümit Vural da meclis toplantısını takip edenler arasındaydı.

Oldukça gergin başlayan meclis oturumunda ilk söz alan AK Parti Meclis Üyesi Armağan Elçin oldu. İYİ Parti Meclis Üyesi Süleyman Yörür’ün önceki gün Yörem Gazetesi’nde yayınlanan açıklamalarına yanıt veren Elçin, özellikle eski Hukuk Müdürü eşi Burcu Elçin’in kastedilerek yapıldığını öne sürdüğü eleştirilere sert yanıt verdi. Eşi hakkında ileri sürülen iddiaları ‘Terbiyesizlik’ olarak nitelendiren Armağan Elçin’in konuşmalarını zaman zaman kesen Belediye Başkanı Fatih Karabatı, meclis üyelerinin konuşurken söylemlerine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

“Eşim hakkında ithamlarda bulunanlar terbiyesizdir”

Konuşmasında gergin ifadeler kullanan Elçin, şunları kaydetti: “Güzel bir söz vardır. İnsan hep bilmediğinden susmaz. Edep bilir, susar. Sabır bilir, susar. Saygı bilir, susar. Sevgi bilir, susar. Birisinin karşısına çıkıp mertçe yüzüne konuşamayacak insanlar, çıkıp kapalı kapılar ardında, merdiven altlarında konuşup algı üretmeye çalışıp bu algı ile de siyaset yaptığını sanıyorlar. Delikanlı olacaksınız. Mert olacaksınız. Adam gibi dik durup, dost doğru konuşacaksınız. Öyle gazetelerde, sosyal medya hesaplarında Armağan Elçin’e bir şey söyleyemiyoruz. E adamın hatası, yanlışı yok. Ne yapalım, eşi belediyede devlet memuru, onun da bir hatası yanlışı yok, dört dörtlük, fazlasıyla işinin ehli ve liyakatli bir insan ama diğer bazı müdürlüklerde olduğu gibi göreve başladıktan yaklaşık 8 sene sonra bu müdürlüğe tahsis edilen ve müdürlük personelinin tamamı tarafından kullanılan bir araba var, buradan çamur atalım demeyeceksiniz. Ağır konuşmak istemiyorum, bu en basit, en kibar haliyle terbiyesizliktir.

Eşim Burcu Hanım’ın akademik başarıları ve işindeki ehliyeti ve liyakati de ortadadır. Kendisi üniversite sınavlarında sözel bölümde Türkiye’de ilk 1000’e girmiş, eşit ağırlıkta ilk 5.000’lerde derece yapmış, hukuk fakültesini 90 üzerinde ortalama ile birincilikle bitirmiş, akabinde Oxford’ta eğitim almış, İstanbul’da uluslararası bir hukuk şirketinde Türkiye’nin en önemli davalarına katılmış ve en büyük Stk’ların, şirketlerin danışmanlığını yapmış, akabinde evlilik sebebiyle geldiği Bursa’da Türkiye’de ilk 200’de yer alan bir holdingin baş hukuk müşaviri olarak çalışmış ve ardından da çalışma hayatına Karacabey Belediyesi Hukuk İşleri Müdürü olarak devam etmiştir.

Karacabey Belediyesi’nin özellikle idari davalardaki başarı oranı Bursa’da hiçbir kamu kuruluşunda yoktur. İlk önce bunu bir araştıracak öğreneceksiniz. Kazanılan davalar sonucu belediyemizin ne kadar karda, ne kadar kazanç elde etmiş olduğunu göreceksiniz, ona göre konuşacaksınız. Böyle bir özgeçmiş ve donanıma sahip bir kişi hakkında söyleyecekleriniz için önce bir düşünecek, sonra da elinizi vicdanınıza koyarak hakkı hakikati konuşacaksınız. Elma ile Armut’u ayıracaksınız. Ben herhangi birinin özel hayatı, evliliği, herhangi birinin eşi ya da eşleri, çocuğu, bunlarla olan ilişkileri vs üzerinden siyaset üretmeyi kendime yakıştırmam, ancak siyaseti bu seviyede yapmak istiyorsanız da bu saatten sonra açıkça ifade ediyorum bundan kaçınmayacağım.

 İlk ve son kez ifade ediyorum Burcu Hanım müdürlüğe ait aracı şahsi olarak şahsi işlerinde kullanmamıştır. Bursa’da belediyemizin yüzlerce davası vardır ve bu davaları tek başına kendi takip etmektedir. Yanı sıra Müdürlük için hiçbir zaman şoför istihdam da edilmemiştir.

“Vatandaşın aklıyla dalga geçmeyin”

Sayın Süleyman Yörür haftalarca düşünmüş kendine göre vatandaşın aklıyla dalga geçer gibi cevaplar vermiştir. Sayın Yörür o kadar yazmış çizmiş belli ki işin içinden kendi de çıkamamış. Demiş ki otopark’ın % 94’ü abonman ile dolu, % 6’sı boş. Sayın Yörür siz otoparkın boş olmasını mı istiyorsunuz, kullanılmasın mı? Zammı bu yüzden mi yapıyorsunuz? Ya da yok kullanılsın ama yetersiz mi diyorsunuz? E sizde yapın şöyle bir otopark da onu konuşalım, mühür sizde. Öyle karşıdan atıp tutmak ile olmuyor bu işler. Sayın Yörür demiş ki; 2022’de otopark 125 TL’ymiş, 2024 yılında 400 TL yaparak % 220 zam yapılmış! Sayın Yörür o kadar matematiksel hesap yapmışsınız bunu hesaplayamadınız mı? Biz 2022’deki 125 TL olan ücretin, 2024 itibariyle 2025 yılına kadar 400 TL olmasını öngörmüşüz. Siz ise göreve geldikten sadece 3 ay sonra bu ücreti 3 katına çıkardınız! Hala bu neyin nesidir diye mi soruyorsunuz?

“Laf değil icraat üretin”

“Oylarını vererek bizleri bu makamlara taşıyanlar kadar, oy vermeyenlere de hizmet vermeye geldiğimiz anlayışıyla, 10 yıldır aynı olan bazı ücret kalemlerine güncelleme yapmayı, tüm Karacabey’in bekası için adaletli olacağını takdir etmiş bulunmaktayız” demişsiniz. Biz de bu görevleri yerine getirirken milletimize hizmet etmek için sizin de ifade ettiğiniz üzere o ücret kalemlerine 10 yıldır zam yapmadan hizmet etmişiz, siz ise “zam” pardon güncelleme(!) yaparak bu hizmetleri yerine getirmeye çalışacağınızı takdir ettiğinizi paylaşmışsınız, bunu söylerken hiç çekinip, sıkılmadınız mı?

100 yıllık alt yapı sorunu çözülmedi, arıtmanın faal olarak çalışmadığı tespit edildi, demişsiniz. Belediye Başkanımız Sn. Ali Özkan döneminde Karacabey’de köklü bir alt ve üst yapı değişimi yaşanmıştır. Başkanımız döneminde, kendisinin yoğun temasları ve çabaları ile UEDAŞ tarafından havai elektrik hatlarının yüzde 80’i yer altına alınmıştır. Eskiden sıkça kesilen elektrikler artık son bulmuştur. Arıtmanın ise projesi hazırlanmış, İller Bankası’nda ihale aşamasında beklemektedir. Taş olun baş yarın da projesi hazır ihale aşamasında kalan arıtmayı siz halledin. Nasılsa size başka yapacak bir şey kalmadı. Eğer bunu siz yapamayacaksanız merak etmeyin bir sonraki dönemde biz milletimiz için gereğini yapar, onu da biz tamamlarız. Milletimiz aslında zaten biliyor ki yaparsa AK Parti yapar. Bu işler seçim sonrası ilk hafta Yapı Kredi Bankası’nın köşesinde20 metrelik alanda parke taş döşemesi yapmaya benzemez. 700 bin metrekareye yakın taş döşetmiş ve şehri bu noktada ihya etmiş bir yönetimden sonra tek bir ihaleye çıkmamış, tek bir projesine dahi başlamamış bir yönetim ile karşı karşıyayız. Laf değil icraat üretin. Sözünüzle değil hizmetleriniz ile konuşun.

“Hürriyetlilerin arazilerini iade edecek misiniz?”

“Büyükşehir Yasası ile Karacabey Belediyesi’ne geçen ve değerinin çok altında satılan 1.900.000,00 m2 arazilerden gelen bedel ile sadece bir katlı otopark ve 11 adet gece kulübü yapıldığını biliyor musunuz?” şeklinde popülist ve algı yaratma çabasıyla bir söylemde bulunmuşsunuz. Yolumuz uzun daha bir sonraki yerel seçime uzun bir süre var, anladığım siz bu sürede hiç toprak satmayacaksınız! Hep birlikte göreceğiz. Bu arada sizler Sayın Başkan Fatih Bey, Hürriyet köylülerinin arazilerini de Hürriyet köylülere iade edeceğinizi belirtmiştiniz. Hadi hodri meydan iade edin bakalım, elinizi tutan mı var?

Sayın Yörür, en inandırıcı yalanlar gerçek ile bezenmiş olandır. Satış yapılan arazileri belirtip sadece katlı otopark ve gece kulübü yapıldığın ileri sürmüşsünüz! Laf ola beri gele derler. Siz o gece kulüplerinin şehir içinde eskisi gibi olmasını istiyorsanız, çekinmeyin bunu hemen yerine getirin. Oradaki işletmeciler hemen eski yerlerine şehir içine gelirler. Bu konunun mevcut idarenin takdir yetkisinde olduğunu biliyorsunuz, elinizi tutan yok, siz gece kulüplerinin şehir içinde olması gerektiğini savunuyorsanız, buyurun yapın. Oradaki binalar da depo arayan birçok sektöre kiraya verilir ve belediyemiz gelir elde etmeye devam eder.”

“Sakin olun Sayın Elçin”

Elçin’in konuşmalarına kısa bir yanıt veren Belediye Başkanı Karabatı, “Siz hiç merak etmeyin, eşinizin başarılarını biliyoruz. O yüzden onunla çalışıyoruz. Siz rahat olun, gerginliğe gerek yok.” ifadesini kullandı. Elçin de, söz konusu eşi olunca kayıtsız kalamadığını belirterek, “Kimsenin ailesi üzerinden, şahsiyetleştirerek siyaset yapılmamalıdır.” dedi.

Armağan Elçin’in ardından bu kez AK Parti Belediye Meclis Üyesi Arzu Uray söz aldı. Konuşmasında Belediye Başkanı Fatih Karabatı’yı hedef alan Uray, özellikle ‘lezbiyen’ söylemlerinden dolayı Karabatı’nın tüm kadınlardan özür dilemesini istedi.

“Kadınlardan özür dileyin Sayın Başkan”

Arzu Uray, “Bundan önceki dönemde Karacabey turizmi açısından önemli yatırımlar gerçekleştirildi. Bayramdere, Boğaz, Malkara, Kurşunlu bölgelerinde çeşitli sosyal alanlar, yeşil alanlar, parklar, sahil projesi, konaklamak için evler oluşturduk. Bunun yanı sıra kadınlardan gelen yoğun istek üzerine kilometrelerce uzunlukta sahil bandımız içersinde çok küçük bir alanı Kurşunlu’da kadınlara mahsus plaj olarak değerlendirdik. Yaklaşık 8 yıldan beri ilçemizden, ilimizden ve çevre şehirlerden gelen tatilcilerimiz buradan istifade etmekte ve memnuniyetlerini dile getirmekteydiler.

Şunu belirtmek isterim ki, ruhsata tabi bir işletme yoktur. Kimseye kiraya verilmemiştir, sadece basit muhafaza düzenlemeleriyle korunaklı bir alan olarak bulunmaktadır ve Karacabey Belediyesi’nin kontrolündedir. Karma olarak denize girilen alanlar ruhsat gerektirmediği gibi burası da sahilimizin bir parçasıdır. Maalesef bu proje yeni dönemde, yani sizin sayenizde son bulmuştur. Bu yasakçı zihniyetinizi vahim bir söylemle taçlandırarak; “Lezbiyenlerin mesken tuttuğu bir plajı halka arzımız kurdela gerektirmiyor” diyerek kadınlara kara bir leke çalmaktan çekinmediniz. Daha sonraki açıklamalarınızda nerede ise eşiyle birlikte denize girmeyen ve eşsiz tatil yapan insanları töhmet altında bırakacak söylemlerde bulundunuz.

Şimdi Başkana soralım; Selçuk Türkoğlu başta olmak üzere, partinizin milletvekilleri, yöneticileri hepsi eşleriyle birlikte mi denize giriyorlar? Geçtiğimiz günlerde Gümülcine’ye neden eşinizle değil de İl Başkanınız Mehmet Hasanoğlu ile birlikte gittiniz?

Sahiller halkındır diyorsunuz, peki kadınlar plajını kullananlar halk değil mi? Uzaydan mı geldiler? Sayın Başkan şunu özellikle belirtmek isterim ki, kadınlar plajını kapatarak büyük bir hata yaptınız ama lezbiyenlik suçlamalarıyla bunun üzerine tuz biber ektiniz. Özrünüz kabahatinizden büyük ama bu nedenle pişman olduğunuzu beyan edip acilen bu ahlaksız söylem için tüm kadınlardan özür dilemenizi ve kadınlar plajını tekrar hizmete açmanızı istiyoruz.

“İpe sapa gelmez söylemleri bırakın”

Karacabey halkının infial halinde tepki göstermesi ve konunun Büyükşehir meclisinde gündeme gelmesi üzerine orada da ipe sapa gelmez söylemlerinize devam ederek ayrıca bir itirafta da bulunarak, illegal işlere karşı olmadığınızı beyan edip, devletimize ve Karacabey halkımıza hizmet etmeyeceğiz dediniz. Buradan da şunu mu anlayalım Sayın Başkan; Karacabey halkına değil de illegal işlerde bulunanlara mı hizmet edeceksiniz?

Yine Büyükşehir meclisinde panikle sıkışmışlığınızı çözmek için alkollü mekanların ruhsat konusunu gündeme getirdiniz. Buradan da size ekmek çıkmaz Sayın Başkan! Yılların kangren olmuş yarası, ailelerin yoğun şikayeti, şehir içindeki alkollü mekanlardı. İlçemizde bitişik nizam yapılaşma olduğu için vatandaşlar mahallelerinde, evlerinin ve iş yerlerinin yanında olan bu işletmelerin görüntüsünden, gürültüsünden ve nahoş olaylarından rahatsızlık duyuyor ve tepkilerini dile getiriyorlardı.

Oluşumunda hiçbir katkımız olmayan ruhsatları bizden önceki dönemlerde alınan birçok işletmeyi şehir dışına çıkarmayı razı ettik. Şehir içerisindeki mekanları tahliye etmek kaydıyla şehir dışında ruhsatlandırdık. İlave olarak verilen yeni bir ruhsatlandırma kesinlikle söz konusu değildir. Varsa aksini ispata davet ediyoruz.

Yine Atatürk Kent Meydanı karşısında ve şehrin merkezinde sabahlara kadar pavyon ruhsatıyla çalışan kriminal olayların oluştuğu bir mahalle, bu işletmenin faaliyetlerinin sonlandırmasıyla kitap evlerinin, hanımların ve gençlerin takıldığı işletmelerin merkezi haline gelmiştir.

Siz bu tür işletmelerin şehir dışına çıkmasından neden rahatsızlık duyuyorsunuz? Ayrıca şu anda yetki sizde, cesaretiniz varsa tekrar bu mekanları şehir içerisine getirebilirsiniz.

Sayın Başkan şayet buradaki binaları dert ediyorsanız, seçim döneminde vaat ettiğiniz ama asla yapamayacağınız birçok uçuk proje içersinde 6 ayda yapacağınızı taahhüt ettiğiniz ama yerini bile düşünemediğiniz AVM için bu alanı kullanabilirsiniz. AVM olmaz yapamam diyorsanız, Karacabey Sanayi ve Ticaret Odası üyeleri özellikle inşaat malzemeleri satanlar, meşrubatçılar, kargocular, böyle bir yer arıyorlar, onlara kiraya verebilirsiniz.

“Vatandaşlarımız sizden ümidini kesmiş, çöpleri toplasın yeter diyor”

Vatandaşlarımız sizden ve ekibinizden o kadar ümidini kesmiş ki, çöpler toplansın yeter diyorlar. Korkarım onu da yapamayacaksınız. Sizden ricam lütfen bundan sonra konuşmalarınıza ve söylemlerinize dikkat etmenizdir. Otoyol, hızlı tren, TEKNOSAB, altyapı, Gölecik Barajı, Longoz Ormanları, Adem Amca ve Yaren Leylek hikayeleri ile Türkiye’nin her köşesinde tanınmış olan Güzellikler Şehri Karacabey’i lezbiyenlik ve illegal gibi çirkin söylemlerle kirletmeyiniz.” diye konuştu.

“Şehir dışına çıkan alkollü mekan yok, aksine siz çoğalttınız. Kaç ailenin, kaç yuvanın yıkılmasına sebep oldunuz, farkında mısınız?”

Belediye Başkanı Fatih Karabatı ise, ‘lezbiyen’ konusunda herhangi bir yorumda bulunmazken, Arzu Uray’ın özellikle alkollü mekanlarla ilgili söylemine sert yanıt verdi. Karabatı, “Siz alkollü mekanları şehir dışına çıkarmadınız, aksine bu tür mekanları çoğalttınız. Bu yerler şehir içinde faaliyetine devam ediyor. Bilmiyorsanız gece birlikte kontrol edebiliriz. Bence siz Karacabey merkezdeki mekanlar kapanmış mı kapanmamış mı takip edin, ondan sonra konuşun. Hatta yetmedi, buraları pavyona çevirdiniz, ruhsatları genişlettiniz. Kaç ailenin, kaç yuvanın yıkılmasına sebep oldunuz, farkında mısınız? Kişiye özel hizmet verdiniz, buraları kimlere tahsis ettiniz onu da söyleyin. Algı yapmayın. Ayrıca daha durun bakalım, hizmetlerle ilgili yeni başladık. Borçlarınızı ödemeye çalışıyoruz. Ne söz verdiysek yerine getireceğiz, bundan şüpheniz olmasın.” diye konuştu.

“Dil sürçmesi olabilir; Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı’nın söylemlerine ne diyeceksiniz? ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyen milletvekiliniz için bir sözünüz yok mu?”

Daha sonra AK Partili Meclis Üyeleri Armağan Elçin ve Arzu Uray’ın açıklamalarına yanıt veren İYİ Parti Meclis Üyesi Süleyman Yörür de, “Sayın Başkanımız Fatih Karabatı’ya son günlerde çok belaltı vuruluyor. Şimdi insan konuşma yaparken sürçü lisan edebilir. Bunu sosyal medyalarında paylaşıp gündemde olmak isteyenlere iki soru sormak istiyorum;

Eski Başbakan Binali Yıldırım, “Hoşuma gitmeyen proje 15 Temmuz” demiştir. Acaba Yıldırım 15 Temmuz’un seneyi devriyesi yaklaşırken ne demek istemiştir! Yoksa bu darbe girişimi bir projemidir? Böyle mi düşünelim!

Yine Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan; “Terör örgütlerinin destek verdiği Cumhur ittifakı…” söyleminde bulunmuştur. Sayın Cumhurbaşkanı yine bir mitingde Cumhur İttifakı’nın terör örgütlerine destek verdiğini söylemiştir. Eğer böyleyse yani sizin dediğiniz gibi şimdi biz de “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” mi diyelim? Yoksa, “Şecaat Arz Ederken Merdikıptı Sirkatin Söyler” mi diyelim? Peki Ensar Vakfı’na ne demeli? “Bir kereden bir şey olmaz” diyen sizin milletvekiliniz değil miydi?

Kısacası bizler sizin seviyenize düşecek insanlar değiliz. İnsanların konuşurken dilleri sürçebilir. Biz bunu siyasi malzeme yapmayız. Çok şükür o seviyeye inmedik, inmeyiz de. Belediye Başkanımız Sayın Fatih Karabatı üzerinden siyaset yapmaya çalışan Sayın İsmail Yozgat hala aynı fikirdeyse, o zaman eski başbakanı Binali Yıldırım ve Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için de mi aynı ifadeleri sarf ediyor, kendisine bunu sormak isterim.

“İktidarınız sayesinde yapılan yüzde 1000’lik zamlara niye ses çıkarmıyorsunuz?”

Gelelim Sayın Armağan Elçin’e. Sayın Elçin yapılan zamlardan çok rahatsız olduğunuzu söylediniz. Peki asgari ücrete zam yokken elektriğe % 38 zam gelmesini eleştirdiğinizi nedense hiç görmedik. Ayrıca yurt dışı çıkış ‘Haracı’ pardon harcı denilen bir garabet vergi bugün 150 TL iken, önce 3.000 sonra da 1.500 TL yapılmasına da bir tepkinizi göremedik. Samimiyseniz iki kelam da bunlar için edin. Zira bu ülkenin insanları yurt dışında yeni yerler görmek isterken, zaten kendi paralarının 34 katı olan ülkelere gitmek zorunda kalıyor. İktidarınız sayesinde bir de üstüne bu % 1000’lik zam nedir? Haydi görelim samimiyetinizi?

Eşinizle ilgili hassasiyetinizi anlıyorum. Eşinizin makamı ve mesleğiyle ilgili bir sorun yok.  Ancak ben açıklamamda ‘bazı müdürler’den bahsettim. Kelimeleri cımbızla çekerek algı yapmayın. Ayrıca kimseden terbiye alacak da değiliz.” şeklinde konuştu. Belediye Meclis Toplantısı’ndaki konuların görüşülmesi öncesi yaşanan bu tartışmalı konuşmaların ardından gündem maddelerine geçildi. Toplamda 14 maddenin görüşülerek karara bağlandığı oturumda; Sokak hayvanlarının korunmasına yönelik tedbirler, Belediye’de Engelliler Masası kurulması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne bağlı Lapta, Alsancak ve Çamlıbel Belediyesi ile kardeş şehir olunması, belediyedeki bazı müdürlüklerin ‘birim’ adı altında faaliyetine devam etmesi ve bazı imar konuları yer aldı. Gündem maddelerinde genel olarak oy birliğinin sağlandığı gözlendi.  

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Güncel

EFE, “ÖZER MATLI HESAP SORUYOR?”

Hürriyet Köyü Gençlik ve Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Bayram Efe, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) seçimleri öncesinde aday Özer Matlı’ya yönelik tartışmalar ve ortaya atılan iddialara ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı.

Efe, Keskinoğlu markası ve çalışanları üzerinden yürütüldüğünü belirttiği tartışmalara tepki gösterirken, BTSO’nun yönetimi ve işleyişine ilişkin de çeşitli sorular yöneltti. Açıklamasında Özer Matlı ve Vizyon 2040 anlayışının “dik duruş” sergilediğini savunan Efe, BTSO üyelerinin seçim sürecinde kendilerine yöneltilen sorular üzerinden değerlendirme yapması çağrısında bulundu.

Efe açıklamasında şu ifadelere yer verdi;

“Adaylık sürecinde Keskinoğlu markası ve binlerce çalışanın alın teri üzerinden başlatılan karalama kampanyalarına, asılsız “mal varlığına el kondu” iddialarına karşı Özer Matlı’nın geri adım atmak yerine sergilediği meydan okuma, tavizsiz bir omurganın en somut göstergesidir. Sahada baskılara ve engellemelere geçit vermeyen Özer Matlı, bugün doğrudan sanayicinin, tüccarın ve KOBİ’lerin hakkını savunmak üzere meydandadır.

Özer Matlı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“BTSO seçimine günler kala Keskinoğlu üzerinden binlerce çalışanımızın emeği ve Bursa’nın en büyük gıda şirketlerinden biri hedef alınıyor. Bilerek ve nedenini çok iyi bildiğimiz bir şekilde ‘Mal varlığına el kondu’ iddiası ortaya atılıyor. Bildiğimiz kişiler de bu iddiayı körüklüyor.

Bana saldırın. Bursa’da KOBİ’lerin ve küçük işletmelerin hakkını savundığım için, sizin yaptıklarınızı deşifre ettiğim için ne biliyorsanız onu yapın. Ama çalışanlarımızı, üretimimizi, alın terimizi ve yatırımlarımızı seçim malzemesi yapmayın.

Dediğim gibi Özer Matlı’dan size ekmek çıkmaz! Gerçeğe aykırı yayınlara karşı hukuki haklarımızı kullanacağız.”

Biz Dik Duracağız!

Bursa’da üretimin, sanayinin ve ticaretin önünü tıkamak isteyenler bilsin ki; bir kentin, bir sektörün ya da devasa bir sanayi birikiminin temsiline talip olanlar, baskı gördüğünde başkalarının suyuna gidenlerden olamaz.

Bursa sanayicisinin, tekstilcisinin, tarımcısının ve KOBİ’lerinin ihtiyacı olan şey; rüzgâra göre yön değiştiren idare-i maslahatçılar değil, “Ezan okumaktan korkmuyoruz!” diyerek doğrunun yanında saf tutan ve üyesinin hakkını sonuna kadar arayan kararlı iradedir.

Özer Matlı ve Vizyon 2040 anlayışının ortaya koyduğu tutum; engellemelere ve şantaja geçit vermeyen, üyesinin hakkını ve üretimin onurunu her platformda gür sesle savunan bir duruşu temsil ediyor.

Çünkü bu şehir ve bu kadrolar çok iyi biliyor ki: Korkarak, taviz vererek ya da “idare edelim” diyerek ne bir mevzi korunur ne de bir dava kazanılır. İlk geri adımı attığın an, duracağın yeri artık sen belirleyemezsin.

Mesele sadece bir seçim ya da makam meselesi değil; mesele duruş meselesidir, omurga meselesidir. Fıtratından ve ilkelerinden vazgeçip sessizleşenler masada da sahada da kaybetmeye mahkûmdur. Biz; baskılar karşısında geri adım atmayacağız, özümüzden vazgeçmeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun, sanayicimizin hakkını sormaya ve kendi mevzimizde dik durmaya devam edeceğiz!

Sahadan Yükselen Sorular: Vicdanınızın Anketini Yapın!

Biz dik durup hakikati söylemeye devam ederken, sahadaki binlerce tüccar ve sanayicinin aklındaki şu sorular da şeffaf bir yanıt bekliyor:

1. TEKNOSAB Tahsisleri: TEKNOSAB bünyesindeki arsa ve alan tahsisleri hangi kriterlerle, hangi kararlarla ve nasıl yapılmıştır?

2. Swissôtel ve Bursa Business School: Swissôtel Uludağ Bursa ve bünyesindeki eğitim merkezi Bursa Business School 64 bin üyenin ortak malı mıdır? Üyelerin buradaki hakları nelerdir ve bu iki kurumun güncel mali tablosu/zarar durumu nedir?

3. Borçlu Üyeler ve Aidat Yükü: BTSO bünyesindeki 64 bin üyenin 48 bininin borçlu olduğu iddiaları doğru mudur? En yüksek aidatı ve munzam bedelini ödeyen BTSO üyeleri yönetim nezdinde sadece birer potansiyel kaynak mıdır?

4. KOBİ OSB Projesi: KOBİ OSB, Bursa KOBİ’lerine ne kadar yakındır ve gerçek ihtiyaçlarını karşılamakta mıdır? Seçilen yer ve sunulan şartlar KOBİ’lerin imkânlarına uygun mudur?

5. Bütçe Dağılımı: BTSO’nun topladığı gelirler her komiteye adil ve eşit destekte bulunarak kullanılmakta mıdır?

6. Çıkış Projeleri: Tüm sektörlerin zor ekonomik şartlardan çıkışını sağlayacak somut projeler nelerdir?

7. Yönetimde Süreklilik: Değişim demokratik bir hak iken, odada 4 dönem boyunca devam etmekte neden ısrar edilmektedir?

8. Başkanlık Seçim Yöntemi: BTSO seçimlerinde başkanı belirleme süreci neden doğrudan tüm üyelerin oylarıyla değil de meclis üyelerinin kararına bırakılmıştır?

9. Hizmet Karşılığı ve Temsil: BTSO’ya üyelik zorunlu bir esas iken; “Aidat veriyorum, kapasite raporundan yer değişikliğine kadar birçok ödeme yapıyorum ama hiçbir faydasını görmedim” diyen binlerce üyenin hakkı yeterince savunulmakta mıdır?

10. Köy Meraları ve Tarım Alanları: Sanayileşme süreçlerinde köy meralarımız ve tarım arazilerimiz ne kadar daralmıştır? Israrla boş tutulan şantiyelerin durumu nedir ve bu süreçte köylünün, çiftçinin rızası alınmış mıdır?

11. Atıl Sanayi Alanları: Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi, Nilüfer Sanayi Bölgesi, Hasanağa ve Badırga gibi bölgelerde KOBİ’lerin ihtiyacını karşılayabilecek boş ve atıl duran alan miktarı ne kadardır?

12, 13, 14 diye bu soruları uzatmak elbette mümkün; lakin yazının sınırlarını aşmamak adına sıralamayı burada noktalıyorum.

HERKES KALBİNDE VE VİCDANINDA BİR ANKET YAPSIN, KARARINI ÖYLE VERSİN!”

Continue Reading

Güncel

MATLI: “ANONİM HESAPLARLA, ISMARLAMA KOKAN YAZILARLA BİZİ YILDIRAMAZSINIZ”

Dün bilinçli olarak yapılan bazı manipülatif paylaşımlara tepki gösteren Matlı, TEKNOSAB Lojistik Park fonunun açıklanan yüzde 126’lık değer artışının hesabını sordu. Yetki belgelerine ilişkin baskı şikâyetlerini ve tarafsız kalmak isteyen ulusal zincirlerin oy kullanmaya zorlandığı yönündeki duyumları da gündeme taşıdı.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı yaptığı açıklamada “BTSO seçimine günler kala, ortaya atılan bir iddiayla binlerce çalışanımızın emeği ve üretimimiz hedef alındı. Bu iddiayı kimlerin körüklediğini görüyoruz. Aslında olay çok net. Yapılan, şirketimizin gün sonu kasa ve banka fazlalarının, bankalar üzerinden yasal işlemlerle günlük olarak değerlendirilmesi. İşimiz ve kampanyamız aynı hızda devam ediyor. KOBİ’lerin ve küçük işletmelerin hakkını savunduğum, yaptıklarınızı deşifre ettiğim için bana saldırıyorsunuz. Sorun değil, biz yılmayız. Benden size ekmek çıkmaz.” dedi.

Matlı, ardından TEKNOSAB Lojistik Park’a ilişkin sorularını yöneltti:

“Fon diyorsanız, Lojistik Park için kurulan fonu konuşalım. BTSO adıyla tanıtılan bu yatırımda Oda’nın, yatırımcı şirketin ve fonun ilişkisi nedir? Oda’nın herhangi bir hükmünün olmadığı fon için arazi hangi koşullarla kullandırıldı? Fonun ilk yılında TL bazında yüzde 126 değer kazandığını siz açıkladınız. Henüz tesis hizmete açılmamışken bu artış nasıl hesaplandı? Değerleme raporunu ve dayandığı varlıkları üyelere gösterin. Kim yaptı bu değerlemeyi? Açık açık paylaşın. Herkese yatırım imkanı sunacağız dediniz, SPK görevlileri yönetecek dediniz ama şu anda %100’ü fonun olan bir şirkette A grubu hissedar olarak sadece fon yönetimi ve fona şirketi devreden sizler karar verebiliyorsunuz. Başka kimsenin söz hakkı yok. Martta inşaata başladığınızı söylediniz, Nisan’da ise temel atacağınızı açıkladınız. Şimdi seçimden bir hafta önce siyasilerin katıldığı bir temel atma töreni düzenlemenin anlamı nedir? Bunlar 15 Eylül’de resmen ilettiğimiz 34 soru arasındadır. Eskiden beri tanıdık olan bazı yöntemleri bırakın. Seçimden önce belgeleriyle cevap verin. 60 bin üyemize karşı şeffaf olun.”

Matlı, soruların yanıtını beklerken seçim sürecine ilişkin ciddi şikâyetler aldıklarını belirtti:

“İki aydır anonim hesaplar ve ısmarlama izlenimi veren yazılarla itibarımız hedef alınıyor. Bütün Bursa artık bu kişileri ve ilişkileri biliyor. Biz, paylaşımlarımızın yorumlarını hiçbir zaman kapatmadık. Bu yüzden, anonim hesapların arkasına saklanmayın. Keşke onlar da yorumlarını açık tutsalar da, üyelerimiz de yorumlarıyla fikirlerini kendilerine ulaştırabilseler. İki aydır bunların dışında, Bursa’mızın gözbebeği Bursaspor’a verdiğimiz destek bile polemik konusu yapılıyor. Bunu yanı sıra, bize üyelerimizden ‘üye güncellemesi’ denilerek aylar öncesinden yetki belgesi toplandığı; belgelerin verilmemesi ile veya işlerinin bozulmasıyla korkutuldukları, işyerlerine kişiler gönderilip “FaceTime” görüşmeleri ile baskı kurulduğu yönünde bildirimler geliyor. Arkadaşlarımızın ticaret sicile teslim ettiği bazı yetki belgelerinin bekletildiği ve belgelerde adı geçen kişilerin aranarak vazgeçirilmeye çalışıldığı, korkutulduğu da bize iletiliyor. Bu iddiaların her birinin üzerine gideceğiz. Neden kaybetmekten bu kadar korkuyorsunuz?”

Baskı duyumlarının ulusal perakende zincirlerini de kapsadığını söyleyen Matlı, “Seçimi kaybedeceklerini anlayanların, tarafsız kalmak istediklerini birçok kez açıklayan büyük zincir firmaları da zorladığının duyumunu alıyoruz. Görüşümüzü nezaket kuralları içerisinde ilgili şirketlere ve makamlara ilettik. İstanbul merkezli zincirlerin çok sayıda şubeyle blok hâlinde oy kullanmaya zorlanması, ömrünü ve sermayesini Bursa’ya yatırmış esnafın kendi komitesindeki temsil gücünü zedeler. Görüşlerini tarafsızlık şeklinde açıklayan zincir firmalara da baskı kuruyormuşsunuz, kurmayın.” dedi.

Matlı, açıklamasını üyelere çağrıyla tamamladı: “Yetki belgesini baskı aracına çevirerek oy hakkınızı elinizden almaya çalışıyorlar. Buna müsaade etmeyin. Yetki belgesi kime oy vereceğinizi belirlemez. Bu kadar ayak oyunuyla ne beni ne de sizi yıldırabilecekler. BTSO, üç beş kişinin değil, 60 bin üyenin odasıdır. 1 Ekim’de sandığa gidin, oyunuzu kullanın; Bursa’ya ve Oda’nıza sahip çıkın. Bu seçim, 60 bin üyenin mi, yoksa bir azınlığın mı istediğinin olacağının belirleneceği bir seçimdir. Sonsözü 60 bin üyemiz söyleyecek. 60 bin üyemizin dediği olacak. 1 Ekim’de Bursa kazanacak, üyemiz kazanacak.”

Continue Reading

Güncel

ÇAY: BASINIMIZA SAĞLANAN KAMU DESTEĞİ 5,2 MİLYAR TL’YE ULAŞTI

Basın İlan Kurumu 33. Dönem 8. Genel Kurul Toplantısının açılışında konuşan Genel Müdür Abdulkadir Çay, 2026’nın ilk 8 ayında basına yönelik resmî ilan ve reklam desteklerinin yüzde 40 artışla 5 milyar 248 milyon TL’ye ulaştığını, KGF iş birliğiyle de 131 milyon TL’lik finansman sağlandığını açıkladı.

Basın İlan Kurumu 33. Dönem 8. Genel Kurul Toplantısı, Genel Müdür Abdulkadir Çay’ın konuşmasıyla başladı.

Kurumun son dönemde yürüttüğü çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çay, basın sektörünün ihtiyaçlarını sahada tespit etmeyi sürdürerek Türk basınının geleceğine yönelik adımları kararlılıkla attıklarını söyledi.

11 bölgede 684 süreli yayın temsilcisiyle bir araya geldik

Sahadaki gerçekliği muhataplarından dinlemek ve çözümün bir parçası olmak şeklindeki temel yaklaşımlarının gereği olarak 11 Bölge Müdürlüğünde 58 ili kapsayan toplantılar gerçekleştirdiklerini belirten Genel Müdür Çay, 684 süreli yayın temsilcisinin katıldığı toplantılarda, sektörün ihtiyaçları ve geleceğe yönelik atılacak adımlar için önemli izlenimler edindiklerini kaydetti.

Farklı şehirlerde cemiyetler tarafından düzenlenen etkinliklere de katıldıklarını söyleyen Çay, “Programlarda gazetecinin alın terinin, nitelikli insan kaynağının ve gazeteciliğin temel değerlerinin korunmasının önemini vurguladık. Bütün bu temaslarımız, sahadan gelen talepleri karar süreçlerimize taşıyan ve çözüm üretme irademizi besleyen önemli birer çalışma alanı oldu” dedi.

Nitelikli insan kaynağına katkı sağlamak için çalışmalar yürütüyoruz

Konuşmasında ‘nitelikli insan kaynağı’ konusuna değinen Genel Müdür Çay, bu ihtiyacın karşılanmasına katkı sunmak adına Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ile ‘Aktif İşgücü Hizmetleri İş Birliği Protokolü’nü imzaladıklarını hatırlattı.

Söz konusu protokolle, resmî ilan ve reklam sistemi içerisinde yer alan 1.075 basın işletmesine yönelik istihdam, eğitim ve iş gücünün geliştirilmesini kapsayan yeni bir süreci başlattıklarını dile getiren Çay, “İŞKUR ile 2016 yılında imzalanan ve 2021 yılında nihayete eren protokol kapsamında 3 bin 635 kişi işbaşı eğitim programlarından yararlanmıştı. Yeni protokolden de basınımızın azami derecede yararlanmasını amaçlıyoruz. İnanıyorum ki bu iş birliği, Türk basınının gelecekte ihtiyaç duyacağı insan kaynağının yetişmesine de katkı sunacak önemli bir adım olacaktır” şeklinde konuştu.

Basın adına gerçekleştirdikleri çalışmaların istihdam boyutunun dışında birçok farklı alanda da sürdüğünü ifade eden Çay, yapay zekâ ve dijital dönüşüm alanlarında eğitim programları düzenlediklerini, basın çalışanlarının eğitim imkânlarını geliştirmeye yönelik iş birlikleri gerçekleştirdiklerini aktardı.

131 milyon TL’lik kaynağı kısa sürede basının hizmetine sunduk

Genel Müdür Çay, Kredi Garanti Fonu (KGF) ile basın işletmelerinin kredi ve teminat imkânlarına daha kolay ve hızlı şekilde ulaşabilmesi için hayata geçirilen iş birliğini, 2026 yılının ilk 8 ayında ortaya çıkan rakamlar üzerinden değerlendirdi.

Yaklaşık 60 süreli yayına aktarılan toplam finansman tutarının kısa sürede 131 milyon TL’ye ulaştığını kaydeden Çay, 2010-2025 yılları arasındaki 15 yıllık dönemde aktarılan finansmanın kur bazında 154,68 milyon TL olduğunu, bugün ise KGF iş birliği sayesinde birkaç ay içinde önemli bir kaynağın basın işletmelerinin hizmetine sunulduğunu vurguladı.

Resmî ilan ve reklam desteği 5,2 milyar TL’ye ulaştı

Sektöre sağlanan ilan ve reklam desteklerindeki ciddi yükselişe dikkat çeken Çay, 2026 yılının ilk 8 ayında resmî ilan tutarının 117 bin adet ilanla 4 milyar 200 milyon TL’ye, resmî reklam tutarının ise 14 bin adet reklamla 900 milyon TL’ye yükseldiğini açıkladı.

Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40’lık bir artış yakalandığını belirten Çay, 5 milyar 248 milyon TL’ye ulaşan desteğin daha da artması için çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.

15 Temmuz’un gazetecilik hafızasını dijitale taşıdık

Sektörün geleceğinde meslek kültürünün ve hafızasının önemine işaret eden Çay, 15 Temmuz’un 10. yıl dönümünde “İrade Bizim, Zafer Bizim” temasıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında, 7 üniversitenin iletişim fakültesi öğrencilerinin hazırladığı manşetlerden oluşan ‘15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi Sergisi’ni TBMM, Gaziantep, İzmir ve Erzurum’da açtıklarını hatırlattı.

TBMM’de açılan serginin kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Çay, “Bu çalışmayı bir sergi faaliyetinden ziyade, Türk basınının demokrasi ve millî irade karşısındaki sorumluluğunu ortaya koyan tarihî bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. Genç gazeteci adaylarımızın kaleminden çıkan manşetleri geleceğe taşımak; bir anlamda bu sorumluluğun, bu hafızanın ve bu meslek anlayışının yeni nesillere aktarılmasına katkı sunmaktır” diye konuştu.

Bu tarihi sorumluluğu dijital alana da taşıdıklarını belirten Çay, 15temmuz.bik.gov.tr adresinden erişime açılan dijital portalda, 15 Temmuz sürecinde yaşananları kayıt altına aldıklarını söyledi.

Genel Müdür Çay, “15 Temmuz gecesinde görev yapan 60’tan fazla gazetecinin yazılı ve görüntülü tanıklıklarını, o gecenin hafızasını taşıyan gazete manşetlerini, genç iletişimcilerimizin çalışmalarını ve gecenin gelişimini saat saat ortaya koyan kronolojiyi bir araya getirdik. Böylece yalnızca yaşananları anlatan değil, 15 Temmuz’un gazetecilik hafızasını belgeleyen, koruyan ve gelecek kuşaklara aktaran kapsamlı bir dijital arşiv oluşturduk. Biliyoruz ki milletlerin hafızası yalnızca hatırlamakla değil; yaşananları doğru biçimde kayıt altına almak, tanıklıkları korumak ve bu birikimi gelecek kuşaklara aktarmakla güçlenir” değerlendirmesinde bulundu.

Çay ayrıca, yaz dönemi staj programı ile 60’ın üzerinde iletişim öğrencisine kurum bünyesinde pratik yapma imkânı sağladıklarını sözlerine ekledi.

Dijital yayıncılığın sürekli değişen yapısına uyum sağlıyoruz

Geleceğin medyasını bugünden hazırlamak zorunda olduklarını söyleyen Çay, BİK Analitik’in yeni versiyonunu Temmuz ayında kademeli olarak devreye aldıklarını belirtti.

Ziyaretçi davranışları ve haber okuma alışkanlıklarını daha doğru yansıtan yeni ölçümleme kriterlerini aktaran Çay, “Dijital yayıncılığın sürekli değişen yapısı karşısında ölçümleme sistemimizi de geliştirerek resmî ilan ve reklam sistemimizin sürdürülebilir bir zeminde işlemesini hedefliyoruz” dedi.

Denetim süreçlerini de dijitalleştirdiklerini kaydeden Genel Müdür Çay, Elektronik Denetim Tebliği’nin yayımlandığını, uygulamanın altyapı çalışmalarının ardından 1 Ocak 2027’de başlayacağını bildirdi.

Güçlü bir mevzuat altyapısının önemine değinen Çay, 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 195 sayılı Kanun değişikliğiyle internet haber sitelerinin vasıf ve ödevleri ile yaptırım sınırlarının doğrudan kanun düzeyine taşındığını hatırlattı.

Mevzuatın sahada doğru uygulanması amacıyla 10 Bölge Müdürlüğünde uygulamalı mevzuat eğitimleri düzenlediklerini aktaran Çay, İLANBİS üzerinden başlatılan anket çalışmasıyla internet medyasının beklentilerini analiz ederek eğitimleri sektörün gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendirdiklerini ifade etti.

Hedefimiz geleceğe güvenle bakan bir Türk basını

Konuşmasının sonunda Türk basınının geleceğini şekillendirmek adına çalışmaya devam edeceklerini belirten Genel Müdür Çay, “Ortak gayemiz daha güçlü, daha nitelikli, dijital dönüşüme ayak uydurabilen, kendi hafızasına sahip çıkan ve geleceğe güvenle bakabilen bir Türk basınıdır” ifadelerini kullandı.

Genel Müdür Çay’ın konuşmasının ardından Başkanlık Divanı seçimi yapılarak yoklama alındı ve Genel Kurul Gündemi belirlendi.

Yönetim Kurulu Durum Raporu ve Denetçiler Raporları okunduktan sonra Yönetim Kurulu’nun tekliflerine ilişkin sunum yapıldı. Akabinde ise üyeleri belirlenen İlan İşleri, Hukuk İşleri ve Mali İşler Komisyonları çalışmalarına başladı.

Basın İlan Kurumu 33. Dönem 8. Genel Kurulu’nun 11 Eylül 2026 Cuma günü gerçekleştirilecek son oturumunda, komisyonların görüşleri doğrultusunda sunulan teklifler karara bağlanacak.

Continue Reading

Trending