Güncel
“BU NASIL ŞEFFAF BELEDİYECİLİK?”
Karacabey Bağımsız Belediye Başkan Adayı ve Arız Mahalle Muhtarı Ali İhsan Kardeş, ‘Bilgi Edinme Kanunu’ kapsamında 22 Ocak 2024 tarihinde Karacabey Belediyesi’ne, “Büyükşehir Yasası çıktığından bu tarihe kadar ilçeye bağlı köy tüzel kişiliklerinden Belediye’ye geçen arazilerin miktarını, kaç mahallede ne kadar arazi satıldığını ve satılan arazilerin tutarları hakkında dilekçeyle bilgi talep etti. Ancak Karacabey Belediyesi’nden 5 Şubat 2024 tarihinde kendisine ilginç bir yanıt geldiğini belirten Kardeş, “Özetle bana “bu konu seni ilgilendirmez” denilmekte. Bir muhtar olarak nasıl ilgilendirmez? Karacabey’de belediyenin üçüncü kişilere kaç dönüm arazi sattığı, ne kadara sattığı bilgisi neden gizlenmektedir? Bu nasıl şeffaf belediyecilik?” diye sordu.
Bilgi Edinme Kanunu kapsamında bu konuda kendisine bilgi verilmesi gerektiğini ileri süren Ali İhsan Kardeş, “Bana bilgi vermemelerine gerekçe olarak kanun maddesi değil de akademik bir makaleden örnek veriyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Hangi kanunun gerekçesine göre bana bilgi verilmiyor. Bu bilgiler devlet sırrı mı ki gizleniyor? Köylerde oturan vatandaşların, köylerinde ne kadar arazinin belediyeye geçtiğini, ne kadarının satıldığını ve kaça satıldığını öğrenmelerinde ne gibi bir gizlilik olabilir. Şeffaf Belediyecilik böyle bir şey değil. Kanuna göre bana bilgi verilmeliydi. Çünkü kanunun 32. Maddesi’nde; “Kişinin izin verdiği haller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması halinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, mesleki ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.” denilmekte. Oysa benim kişilerle bir işim veya sorunum yok. Tek öğrenmek istediğim Karacabey Belediyesi’ne Büyükşehir Yasası ile köylerden kaç dönüm arazi geçtiği, bunların kaçının kaç liraya satıldığı hakkındaydı. Neden bu konuda kamuoyunu bilgilendirmiyorsunuz? Neyi gizliyorsunuz?” diyerek açıklama beklediğini söyledi.
Belediye Başkanı seçilmesi durumunda son 10 yılın muhasebesini halkla paylaşacağını vurgulayan Kardeş, “Göreve geldiğim ilk günden itibaren Karacabey Belediyesi’nin son 10 yılını mercek altına alacağım. İnce eleyip sık dokuyacağım. Usulsüz ve yasa dışı bir uygulamaya rastladığım anda ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunacağım. Gitsinler adalete hesap versinler. Benim belediye başkanlığımda her şey açık, net ve şeffaf olacak. Tüm meclis oturumları, ihaleler sosyal medyadan canlı yayınlanacak. Kimsenin aklında soru işareti bırakmayacağım. Ayrıca buradan köylü vatandaşlarıma da söz veriyorum. 1 karış arazi satmayacağım ve o araziler yine köylü tarafından üretim için kullanılacak. Satarak belediyeciliği herkes yapar. Önemli olan üreterek, kazanarak hizmet etmektir. Karacabey halkı bana güvensin. Herhangi bir parti logosuna bağımlı kalmadan, eşit ve adil hizmet edeceğim. Benim belediye başkanlığım ‘üretim’ odaklı olacak ve tüm Karacabey halkı kazanacak. Eğer Karacabey’de partizanlığı bitirmezsek, hangi parti belediye yönetimine gelirse gelsin inanın kazanan halk değil, yandaşlar olacak! Gelin Türkiye’ye örnek olalım ve partizanlığı bitirmek adına Karacabey’den güçlü bir mesaj verelim. Her zaman söylediğim gibi ben siyasetçi değilim, halkın içinden biriyim. O nedenle halkın halinden de en iyi ben anlarım. Unutmayın; halkın üstünde hiçbir güç yoktur! Birlikte başarabiliriz. Neden Olmasın?” ifadelerine yer verdi.

Öte yandan Karacabey Bağımsız Belediye Başkan Adayı ve Arız Mahalle Muhtarı Ali İhsan Kardeş’e, ‘Bilgi Edinme Kanunu’ kapsamında Belediye Başkan Yardımcısı Gökşen Akgör imzasıyla şu yanıt verildi: “İlgili dilekçeniz ile bir vatandaş ve mahalle muhtarı olarak Büyükşehir Yasası çıktığından bu tarihe kadar Karacabey’e bağlı köy tüzel kişiliklerinden Karacabey Belediyesi’ne geçen arazilerin miktarı, kaç mahallede ne kadar arazi satıldığı ve tutarları hakkında 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında bilgi talep edilmektedir. Bir akademik makalede de ifade edildiği üzere; “Bütün haklar gibi bilgi edinme hakkı da sınırsız değildir. Bilgi edinme haklarının kullanılmasının da sınırları vardır ve bu halde belirlenen sınırlara uygun kullanılmak zorundadır.
Bilgi edinme başvurusunda bulunan kişilerin talep ettikleri bilgi ve belgelerin başvurucuyu doğrudan ilgilendirmemesi durumunda idare, bilgi edinme talebini geri çevirmelidir. Her hak gibi bilgi edinme hakkı da kötüye kullanılamayacaktır. Bilgi edinme hakkının birincil amacı kişilerin kendilerine ilişkin resmi bilgi ve belgelere ulaşmalarının sağlanması suretiyle hak ve menfaatlerini korumalarını sağlamaktır. Kişilerin kendilerini ilgilendirmeyen konularda bilgilenme merakı içerisinde olmaları doğal kabul edilmekle birlikte kamusal çıkarları korumak ve kamu yararını gerçekleştirmek yükümlülüğü altında bulunan idarenin toplumun merakını gidermekle yükümlü tutulması kabul edilemez.” (Doç. Dr. İlker Çokal – Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuk Öğretim Üyesi.) Ayrıca resmi evrak niteliğindeki bilgi ve belgelerin incelemeye sunulması, bu işin süresinin belirsizliği, en az bir personelin de daimi bu iş için görevlendirilmesi gereğini doğuracağı ve bu durumun kurumun mevcut ve zorunlu işleyişini olumsuz etkileyici tabidir. Bir diğer önemli nokta da talep edilen bilgi ve belgelerde 3. kişilere ait kişisel veri niteliğinde bilgilerin bulunmasıdır. Bu kapsamda talep konusu bilgi ve belgeler yukarıda sayılan nedenlerle sunulamamaktadır.”
Güncel
EFE, “ÖZER MATLI HESAP SORUYOR?”
Hürriyet Köyü Gençlik ve Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Bayram Efe, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) seçimleri öncesinde aday Özer Matlı’ya yönelik tartışmalar ve ortaya atılan iddialara ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı.
Efe, Keskinoğlu markası ve çalışanları üzerinden yürütüldüğünü belirttiği tartışmalara tepki gösterirken, BTSO’nun yönetimi ve işleyişine ilişkin de çeşitli sorular yöneltti. Açıklamasında Özer Matlı ve Vizyon 2040 anlayışının “dik duruş” sergilediğini savunan Efe, BTSO üyelerinin seçim sürecinde kendilerine yöneltilen sorular üzerinden değerlendirme yapması çağrısında bulundu.
Efe açıklamasında şu ifadelere yer verdi;
“Adaylık sürecinde Keskinoğlu markası ve binlerce çalışanın alın teri üzerinden başlatılan karalama kampanyalarına, asılsız “mal varlığına el kondu” iddialarına karşı Özer Matlı’nın geri adım atmak yerine sergilediği meydan okuma, tavizsiz bir omurganın en somut göstergesidir. Sahada baskılara ve engellemelere geçit vermeyen Özer Matlı, bugün doğrudan sanayicinin, tüccarın ve KOBİ’lerin hakkını savunmak üzere meydandadır.
Özer Matlı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“BTSO seçimine günler kala Keskinoğlu üzerinden binlerce çalışanımızın emeği ve Bursa’nın en büyük gıda şirketlerinden biri hedef alınıyor. Bilerek ve nedenini çok iyi bildiğimiz bir şekilde ‘Mal varlığına el kondu’ iddiası ortaya atılıyor. Bildiğimiz kişiler de bu iddiayı körüklüyor.
Bana saldırın. Bursa’da KOBİ’lerin ve küçük işletmelerin hakkını savundığım için, sizin yaptıklarınızı deşifre ettiğim için ne biliyorsanız onu yapın. Ama çalışanlarımızı, üretimimizi, alın terimizi ve yatırımlarımızı seçim malzemesi yapmayın.
Dediğim gibi Özer Matlı’dan size ekmek çıkmaz! Gerçeğe aykırı yayınlara karşı hukuki haklarımızı kullanacağız.”
Biz Dik Duracağız!
Bursa’da üretimin, sanayinin ve ticaretin önünü tıkamak isteyenler bilsin ki; bir kentin, bir sektörün ya da devasa bir sanayi birikiminin temsiline talip olanlar, baskı gördüğünde başkalarının suyuna gidenlerden olamaz.
Bursa sanayicisinin, tekstilcisinin, tarımcısının ve KOBİ’lerinin ihtiyacı olan şey; rüzgâra göre yön değiştiren idare-i maslahatçılar değil, “Ezan okumaktan korkmuyoruz!” diyerek doğrunun yanında saf tutan ve üyesinin hakkını sonuna kadar arayan kararlı iradedir.
Özer Matlı ve Vizyon 2040 anlayışının ortaya koyduğu tutum; engellemelere ve şantaja geçit vermeyen, üyesinin hakkını ve üretimin onurunu her platformda gür sesle savunan bir duruşu temsil ediyor.
Çünkü bu şehir ve bu kadrolar çok iyi biliyor ki: Korkarak, taviz vererek ya da “idare edelim” diyerek ne bir mevzi korunur ne de bir dava kazanılır. İlk geri adımı attığın an, duracağın yeri artık sen belirleyemezsin.
Mesele sadece bir seçim ya da makam meselesi değil; mesele duruş meselesidir, omurga meselesidir. Fıtratından ve ilkelerinden vazgeçip sessizleşenler masada da sahada da kaybetmeye mahkûmdur. Biz; baskılar karşısında geri adım atmayacağız, özümüzden vazgeçmeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun, sanayicimizin hakkını sormaya ve kendi mevzimizde dik durmaya devam edeceğiz!
Sahadan Yükselen Sorular: Vicdanınızın Anketini Yapın!
Biz dik durup hakikati söylemeye devam ederken, sahadaki binlerce tüccar ve sanayicinin aklındaki şu sorular da şeffaf bir yanıt bekliyor:
1. TEKNOSAB Tahsisleri: TEKNOSAB bünyesindeki arsa ve alan tahsisleri hangi kriterlerle, hangi kararlarla ve nasıl yapılmıştır?
2. Swissôtel ve Bursa Business School: Swissôtel Uludağ Bursa ve bünyesindeki eğitim merkezi Bursa Business School 64 bin üyenin ortak malı mıdır? Üyelerin buradaki hakları nelerdir ve bu iki kurumun güncel mali tablosu/zarar durumu nedir?
3. Borçlu Üyeler ve Aidat Yükü: BTSO bünyesindeki 64 bin üyenin 48 bininin borçlu olduğu iddiaları doğru mudur? En yüksek aidatı ve munzam bedelini ödeyen BTSO üyeleri yönetim nezdinde sadece birer potansiyel kaynak mıdır?
4. KOBİ OSB Projesi: KOBİ OSB, Bursa KOBİ’lerine ne kadar yakındır ve gerçek ihtiyaçlarını karşılamakta mıdır? Seçilen yer ve sunulan şartlar KOBİ’lerin imkânlarına uygun mudur?
5. Bütçe Dağılımı: BTSO’nun topladığı gelirler her komiteye adil ve eşit destekte bulunarak kullanılmakta mıdır?
6. Çıkış Projeleri: Tüm sektörlerin zor ekonomik şartlardan çıkışını sağlayacak somut projeler nelerdir?
7. Yönetimde Süreklilik: Değişim demokratik bir hak iken, odada 4 dönem boyunca devam etmekte neden ısrar edilmektedir?
8. Başkanlık Seçim Yöntemi: BTSO seçimlerinde başkanı belirleme süreci neden doğrudan tüm üyelerin oylarıyla değil de meclis üyelerinin kararına bırakılmıştır?
9. Hizmet Karşılığı ve Temsil: BTSO’ya üyelik zorunlu bir esas iken; “Aidat veriyorum, kapasite raporundan yer değişikliğine kadar birçok ödeme yapıyorum ama hiçbir faydasını görmedim” diyen binlerce üyenin hakkı yeterince savunulmakta mıdır?
10. Köy Meraları ve Tarım Alanları: Sanayileşme süreçlerinde köy meralarımız ve tarım arazilerimiz ne kadar daralmıştır? Israrla boş tutulan şantiyelerin durumu nedir ve bu süreçte köylünün, çiftçinin rızası alınmış mıdır?
11. Atıl Sanayi Alanları: Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi, Nilüfer Sanayi Bölgesi, Hasanağa ve Badırga gibi bölgelerde KOBİ’lerin ihtiyacını karşılayabilecek boş ve atıl duran alan miktarı ne kadardır?
12, 13, 14 diye bu soruları uzatmak elbette mümkün; lakin yazının sınırlarını aşmamak adına sıralamayı burada noktalıyorum.
HERKES KALBİNDE VE VİCDANINDA BİR ANKET YAPSIN, KARARINI ÖYLE VERSİN!”
Güncel
MATLI: “ANONİM HESAPLARLA, ISMARLAMA KOKAN YAZILARLA BİZİ YILDIRAMAZSINIZ”
Dün bilinçli olarak yapılan bazı manipülatif paylaşımlara tepki gösteren Matlı, TEKNOSAB Lojistik Park fonunun açıklanan yüzde 126’lık değer artışının hesabını sordu. Yetki belgelerine ilişkin baskı şikâyetlerini ve tarafsız kalmak isteyen ulusal zincirlerin oy kullanmaya zorlandığı yönündeki duyumları da gündeme taşıdı.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı yaptığı açıklamada “BTSO seçimine günler kala, ortaya atılan bir iddiayla binlerce çalışanımızın emeği ve üretimimiz hedef alındı. Bu iddiayı kimlerin körüklediğini görüyoruz. Aslında olay çok net. Yapılan, şirketimizin gün sonu kasa ve banka fazlalarının, bankalar üzerinden yasal işlemlerle günlük olarak değerlendirilmesi. İşimiz ve kampanyamız aynı hızda devam ediyor. KOBİ’lerin ve küçük işletmelerin hakkını savunduğum, yaptıklarınızı deşifre ettiğim için bana saldırıyorsunuz. Sorun değil, biz yılmayız. Benden size ekmek çıkmaz.” dedi.
Matlı, ardından TEKNOSAB Lojistik Park’a ilişkin sorularını yöneltti:
“Fon diyorsanız, Lojistik Park için kurulan fonu konuşalım. BTSO adıyla tanıtılan bu yatırımda Oda’nın, yatırımcı şirketin ve fonun ilişkisi nedir? Oda’nın herhangi bir hükmünün olmadığı fon için arazi hangi koşullarla kullandırıldı? Fonun ilk yılında TL bazında yüzde 126 değer kazandığını siz açıkladınız. Henüz tesis hizmete açılmamışken bu artış nasıl hesaplandı? Değerleme raporunu ve dayandığı varlıkları üyelere gösterin. Kim yaptı bu değerlemeyi? Açık açık paylaşın. Herkese yatırım imkanı sunacağız dediniz, SPK görevlileri yönetecek dediniz ama şu anda %100’ü fonun olan bir şirkette A grubu hissedar olarak sadece fon yönetimi ve fona şirketi devreden sizler karar verebiliyorsunuz. Başka kimsenin söz hakkı yok. Martta inşaata başladığınızı söylediniz, Nisan’da ise temel atacağınızı açıkladınız. Şimdi seçimden bir hafta önce siyasilerin katıldığı bir temel atma töreni düzenlemenin anlamı nedir? Bunlar 15 Eylül’de resmen ilettiğimiz 34 soru arasındadır. Eskiden beri tanıdık olan bazı yöntemleri bırakın. Seçimden önce belgeleriyle cevap verin. 60 bin üyemize karşı şeffaf olun.”
Matlı, soruların yanıtını beklerken seçim sürecine ilişkin ciddi şikâyetler aldıklarını belirtti:
“İki aydır anonim hesaplar ve ısmarlama izlenimi veren yazılarla itibarımız hedef alınıyor. Bütün Bursa artık bu kişileri ve ilişkileri biliyor. Biz, paylaşımlarımızın yorumlarını hiçbir zaman kapatmadık. Bu yüzden, anonim hesapların arkasına saklanmayın. Keşke onlar da yorumlarını açık tutsalar da, üyelerimiz de yorumlarıyla fikirlerini kendilerine ulaştırabilseler. İki aydır bunların dışında, Bursa’mızın gözbebeği Bursaspor’a verdiğimiz destek bile polemik konusu yapılıyor. Bunu yanı sıra, bize üyelerimizden ‘üye güncellemesi’ denilerek aylar öncesinden yetki belgesi toplandığı; belgelerin verilmemesi ile veya işlerinin bozulmasıyla korkutuldukları, işyerlerine kişiler gönderilip “FaceTime” görüşmeleri ile baskı kurulduğu yönünde bildirimler geliyor. Arkadaşlarımızın ticaret sicile teslim ettiği bazı yetki belgelerinin bekletildiği ve belgelerde adı geçen kişilerin aranarak vazgeçirilmeye çalışıldığı, korkutulduğu da bize iletiliyor. Bu iddiaların her birinin üzerine gideceğiz. Neden kaybetmekten bu kadar korkuyorsunuz?”
Baskı duyumlarının ulusal perakende zincirlerini de kapsadığını söyleyen Matlı, “Seçimi kaybedeceklerini anlayanların, tarafsız kalmak istediklerini birçok kez açıklayan büyük zincir firmaları da zorladığının duyumunu alıyoruz. Görüşümüzü nezaket kuralları içerisinde ilgili şirketlere ve makamlara ilettik. İstanbul merkezli zincirlerin çok sayıda şubeyle blok hâlinde oy kullanmaya zorlanması, ömrünü ve sermayesini Bursa’ya yatırmış esnafın kendi komitesindeki temsil gücünü zedeler. Görüşlerini tarafsızlık şeklinde açıklayan zincir firmalara da baskı kuruyormuşsunuz, kurmayın.” dedi.
Matlı, açıklamasını üyelere çağrıyla tamamladı: “Yetki belgesini baskı aracına çevirerek oy hakkınızı elinizden almaya çalışıyorlar. Buna müsaade etmeyin. Yetki belgesi kime oy vereceğinizi belirlemez. Bu kadar ayak oyunuyla ne beni ne de sizi yıldırabilecekler. BTSO, üç beş kişinin değil, 60 bin üyenin odasıdır. 1 Ekim’de sandığa gidin, oyunuzu kullanın; Bursa’ya ve Oda’nıza sahip çıkın. Bu seçim, 60 bin üyenin mi, yoksa bir azınlığın mı istediğinin olacağının belirleneceği bir seçimdir. Sonsözü 60 bin üyemiz söyleyecek. 60 bin üyemizin dediği olacak. 1 Ekim’de Bursa kazanacak, üyemiz kazanacak.”
Güncel
ÇAY: BASINIMIZA SAĞLANAN KAMU DESTEĞİ 5,2 MİLYAR TL’YE ULAŞTI
Basın İlan Kurumu 33. Dönem 8. Genel Kurul Toplantısının açılışında konuşan Genel Müdür Abdulkadir Çay, 2026’nın ilk 8 ayında basına yönelik resmî ilan ve reklam desteklerinin yüzde 40 artışla 5 milyar 248 milyon TL’ye ulaştığını, KGF iş birliğiyle de 131 milyon TL’lik finansman sağlandığını açıkladı.
Basın İlan Kurumu 33. Dönem 8. Genel Kurul Toplantısı, Genel Müdür Abdulkadir Çay’ın konuşmasıyla başladı.
Kurumun son dönemde yürüttüğü çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çay, basın sektörünün ihtiyaçlarını sahada tespit etmeyi sürdürerek Türk basınının geleceğine yönelik adımları kararlılıkla attıklarını söyledi.
11 bölgede 684 süreli yayın temsilcisiyle bir araya geldik
Sahadaki gerçekliği muhataplarından dinlemek ve çözümün bir parçası olmak şeklindeki temel yaklaşımlarının gereği olarak 11 Bölge Müdürlüğünde 58 ili kapsayan toplantılar gerçekleştirdiklerini belirten Genel Müdür Çay, 684 süreli yayın temsilcisinin katıldığı toplantılarda, sektörün ihtiyaçları ve geleceğe yönelik atılacak adımlar için önemli izlenimler edindiklerini kaydetti.
Farklı şehirlerde cemiyetler tarafından düzenlenen etkinliklere de katıldıklarını söyleyen Çay, “Programlarda gazetecinin alın terinin, nitelikli insan kaynağının ve gazeteciliğin temel değerlerinin korunmasının önemini vurguladık. Bütün bu temaslarımız, sahadan gelen talepleri karar süreçlerimize taşıyan ve çözüm üretme irademizi besleyen önemli birer çalışma alanı oldu” dedi.

Nitelikli insan kaynağına katkı sağlamak için çalışmalar yürütüyoruz
Konuşmasında ‘nitelikli insan kaynağı’ konusuna değinen Genel Müdür Çay, bu ihtiyacın karşılanmasına katkı sunmak adına Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ile ‘Aktif İşgücü Hizmetleri İş Birliği Protokolü’nü imzaladıklarını hatırlattı.
Söz konusu protokolle, resmî ilan ve reklam sistemi içerisinde yer alan 1.075 basın işletmesine yönelik istihdam, eğitim ve iş gücünün geliştirilmesini kapsayan yeni bir süreci başlattıklarını dile getiren Çay, “İŞKUR ile 2016 yılında imzalanan ve 2021 yılında nihayete eren protokol kapsamında 3 bin 635 kişi işbaşı eğitim programlarından yararlanmıştı. Yeni protokolden de basınımızın azami derecede yararlanmasını amaçlıyoruz. İnanıyorum ki bu iş birliği, Türk basınının gelecekte ihtiyaç duyacağı insan kaynağının yetişmesine de katkı sunacak önemli bir adım olacaktır” şeklinde konuştu.
Basın adına gerçekleştirdikleri çalışmaların istihdam boyutunun dışında birçok farklı alanda da sürdüğünü ifade eden Çay, yapay zekâ ve dijital dönüşüm alanlarında eğitim programları düzenlediklerini, basın çalışanlarının eğitim imkânlarını geliştirmeye yönelik iş birlikleri gerçekleştirdiklerini aktardı.
131 milyon TL’lik kaynağı kısa sürede basının hizmetine sunduk
Genel Müdür Çay, Kredi Garanti Fonu (KGF) ile basın işletmelerinin kredi ve teminat imkânlarına daha kolay ve hızlı şekilde ulaşabilmesi için hayata geçirilen iş birliğini, 2026 yılının ilk 8 ayında ortaya çıkan rakamlar üzerinden değerlendirdi.
Yaklaşık 60 süreli yayına aktarılan toplam finansman tutarının kısa sürede 131 milyon TL’ye ulaştığını kaydeden Çay, 2010-2025 yılları arasındaki 15 yıllık dönemde aktarılan finansmanın kur bazında 154,68 milyon TL olduğunu, bugün ise KGF iş birliği sayesinde birkaç ay içinde önemli bir kaynağın basın işletmelerinin hizmetine sunulduğunu vurguladı.

Resmî ilan ve reklam desteği 5,2 milyar TL’ye ulaştı
Sektöre sağlanan ilan ve reklam desteklerindeki ciddi yükselişe dikkat çeken Çay, 2026 yılının ilk 8 ayında resmî ilan tutarının 117 bin adet ilanla 4 milyar 200 milyon TL’ye, resmî reklam tutarının ise 14 bin adet reklamla 900 milyon TL’ye yükseldiğini açıkladı.
Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40’lık bir artış yakalandığını belirten Çay, 5 milyar 248 milyon TL’ye ulaşan desteğin daha da artması için çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.
15 Temmuz’un gazetecilik hafızasını dijitale taşıdık
Sektörün geleceğinde meslek kültürünün ve hafızasının önemine işaret eden Çay, 15 Temmuz’un 10. yıl dönümünde “İrade Bizim, Zafer Bizim” temasıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında, 7 üniversitenin iletişim fakültesi öğrencilerinin hazırladığı manşetlerden oluşan ‘15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi Sergisi’ni TBMM, Gaziantep, İzmir ve Erzurum’da açtıklarını hatırlattı.
TBMM’de açılan serginin kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Çay, “Bu çalışmayı bir sergi faaliyetinden ziyade, Türk basınının demokrasi ve millî irade karşısındaki sorumluluğunu ortaya koyan tarihî bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. Genç gazeteci adaylarımızın kaleminden çıkan manşetleri geleceğe taşımak; bir anlamda bu sorumluluğun, bu hafızanın ve bu meslek anlayışının yeni nesillere aktarılmasına katkı sunmaktır” diye konuştu.

Bu tarihi sorumluluğu dijital alana da taşıdıklarını belirten Çay, 15temmuz.bik.gov.tr adresinden erişime açılan dijital portalda, 15 Temmuz sürecinde yaşananları kayıt altına aldıklarını söyledi.
Genel Müdür Çay, “15 Temmuz gecesinde görev yapan 60’tan fazla gazetecinin yazılı ve görüntülü tanıklıklarını, o gecenin hafızasını taşıyan gazete manşetlerini, genç iletişimcilerimizin çalışmalarını ve gecenin gelişimini saat saat ortaya koyan kronolojiyi bir araya getirdik. Böylece yalnızca yaşananları anlatan değil, 15 Temmuz’un gazetecilik hafızasını belgeleyen, koruyan ve gelecek kuşaklara aktaran kapsamlı bir dijital arşiv oluşturduk. Biliyoruz ki milletlerin hafızası yalnızca hatırlamakla değil; yaşananları doğru biçimde kayıt altına almak, tanıklıkları korumak ve bu birikimi gelecek kuşaklara aktarmakla güçlenir” değerlendirmesinde bulundu.
Çay ayrıca, yaz dönemi staj programı ile 60’ın üzerinde iletişim öğrencisine kurum bünyesinde pratik yapma imkânı sağladıklarını sözlerine ekledi.
Dijital yayıncılığın sürekli değişen yapısına uyum sağlıyoruz
Geleceğin medyasını bugünden hazırlamak zorunda olduklarını söyleyen Çay, BİK Analitik’in yeni versiyonunu Temmuz ayında kademeli olarak devreye aldıklarını belirtti.
Ziyaretçi davranışları ve haber okuma alışkanlıklarını daha doğru yansıtan yeni ölçümleme kriterlerini aktaran Çay, “Dijital yayıncılığın sürekli değişen yapısı karşısında ölçümleme sistemimizi de geliştirerek resmî ilan ve reklam sistemimizin sürdürülebilir bir zeminde işlemesini hedefliyoruz” dedi.
Denetim süreçlerini de dijitalleştirdiklerini kaydeden Genel Müdür Çay, Elektronik Denetim Tebliği’nin yayımlandığını, uygulamanın altyapı çalışmalarının ardından 1 Ocak 2027’de başlayacağını bildirdi.
Güçlü bir mevzuat altyapısının önemine değinen Çay, 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 195 sayılı Kanun değişikliğiyle internet haber sitelerinin vasıf ve ödevleri ile yaptırım sınırlarının doğrudan kanun düzeyine taşındığını hatırlattı.
Mevzuatın sahada doğru uygulanması amacıyla 10 Bölge Müdürlüğünde uygulamalı mevzuat eğitimleri düzenlediklerini aktaran Çay, İLANBİS üzerinden başlatılan anket çalışmasıyla internet medyasının beklentilerini analiz ederek eğitimleri sektörün gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendirdiklerini ifade etti.

Hedefimiz geleceğe güvenle bakan bir Türk basını
Konuşmasının sonunda Türk basınının geleceğini şekillendirmek adına çalışmaya devam edeceklerini belirten Genel Müdür Çay, “Ortak gayemiz daha güçlü, daha nitelikli, dijital dönüşüme ayak uydurabilen, kendi hafızasına sahip çıkan ve geleceğe güvenle bakabilen bir Türk basınıdır” ifadelerini kullandı.
Genel Müdür Çay’ın konuşmasının ardından Başkanlık Divanı seçimi yapılarak yoklama alındı ve Genel Kurul Gündemi belirlendi.
Yönetim Kurulu Durum Raporu ve Denetçiler Raporları okunduktan sonra Yönetim Kurulu’nun tekliflerine ilişkin sunum yapıldı. Akabinde ise üyeleri belirlenen İlan İşleri, Hukuk İşleri ve Mali İşler Komisyonları çalışmalarına başladı.
Basın İlan Kurumu 33. Dönem 8. Genel Kurulu’nun 11 Eylül 2026 Cuma günü gerçekleştirilecek son oturumunda, komisyonların görüşleri doğrultusunda sunulan teklifler karara bağlanacak.
-
Bursa Bölge7 yıl agoKaracabey’de cinayet: 1 ölü
-
Genel3 yıl agoKARACABEYLİ DUAYEN SANATÇI SEVENLERİNİ ÜZDÜ
-
Bursa Bölge7 yıl agoRABBİMİZ BİZDEN NELER İSTİYOR
-
Genel2 yıl agoKARACABEY BELEDİYESİ’NDE GÖREV DEĞİŞİKLİKLERİ
-
Güncel2 yıl agoİYİ VE KÖTÜ AHLAK
-
Güncel7 yıl agoARAPÇA’DA “VAV” HARFİ
-
Güncel4 yıl agoHAKİM VE SAVCILARA ANLAMLI VEDA
-
Ekonomi3 yıl agoKAZI KAZAN’DAN 1 MİLYON TL KAZANDI



Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login