Güncel
“Tarihten ders almak mecburiyetindeyiz”
Saadet Partisi Karacabey İlçe Başkanı Zeynel Abidin Koçak, yaptığı basın açıklamasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamasına, kanser tedavisi görürken hayatını kaybeden KHK’lı Prof. Dr. Haluk Savaş’a Allah’tan rahmet dileyerek başlayan Koçak, sıkıntılı bir üç yılın ardından hayat mücadelesini kaybettiğini belirtti. Dünyanın dört bir tarafında kargaşa olduğunu hatırlatan Koçak, “Bunlar bizi derinden yaralıyor. Pakistan’ın Karaçi kentindeki saldırılar bizleri derinden yaraladı. Terör kimden gelirse gelsin, insanlık suçudur. Bütün insanlık âlemi bu saldırılara karşı durmalıdır, tedbir almalıdır.” dedi.
Doğu Türkistan meselesinin ihmal edilemeyeceğinin altını çizen Başkan Koçak, “Burası hem Türk âleminin hem İslam âleminin hem de bütün insanlığın kanayan yarasıdır. Şaşırdığımız, bizi üzen konu ise bu konuda hükümete dışarıdan destek veriyor görünen ve aslında sanki birbirileriyle çatışma içerisindeymiş gibi gözüken iki kesimin Çin’in yanında yer almasıdır. Bunu anlamakta hakikaten güçlük çekiyoruz. Çin’de bir zulüm işleniyor. Birdenbire Çin’deki toplanma kampları birileri tarafından sanki bu kamplar onları meslek sahibi edindirmek için ve zihinlerdeki yanlışlıkları gidermek için yapılıyormuş gösteriliyor. Dünyayı aptal, kendilerini akıllı zannediyorlar. Çin hükümeti bu tavrı ile unutmasın ki, dünyada zalimlerin yanında yer alıyor. Bu leke Çin’in omuzlarından düşmez. Maalesef Çin’le olan münasebetleri devam ettirme aşkına Türkiye hükümeti bu konuda gerekli girişimlerde bulunamıyor. Bizim bir teklifimiz var. Eğer Çin bu konuda yaptıklarının doğru olduğunu düşünüyorsa o zaman uluslararası bağımsız bir komisyonun kurulması ve konuları tetkik etmesi gerekir. Çin burada taraftır. Kendi yanlışlarının üstünü örtmeyi, hatalarını kabullenmemeyi her zaman tercih eder. Bundan dolayı biz Türkistanlı kardeşlerimize yapılanları hep lanetleyeceğiz, bitene kadar dile getireceğiz. Bunun da takibini yapacağız, bu da bilinsin isteriz.” diye konuştu.
İktidarın Meclis’e sevk ettiği “çoklu baro” tartışmasına da değinen Koçak, “Hakikaten herkesi, hepimizi endişelendiriyor. Türkiye’de zedelenen bir adalet mefhumu var. Ve bu adımlar eğer atılırsa bu mefhum daha büyük zarar görür endişesindeyiz. Biz baroların, adaletin esas itibarıyla hangi fikir ve ideolojiye sahip olursa olsun siyasallaşmasının karşısındayız. Adalet siyasallaşarak düzelmez. Adaletin düzelmesi tamamıyla bitaraf olmalarıyla mümkündür. Bundan dolayı da barolar, bu adalet mekanizmasının önemli bir unsuru ve temsilcisi olarak bağımsız olmalıdırlar. Endişe ediyoruz ki; eğer gerçekleşirse Türkiye’nin kamplaşmasına ve kutuplaşmasına yönelik bir adım olur. Bu ülke 40 yıl önce12 Eylül ihtilalini yaşadı. 12 Eylül’den önce Türkiye’de kamplaşmanın zirveye çıktığına o dönemi yaşayarak gören herkes şahitlik etti. Özellikle de emniyet güçleri arasında bir ayrışma meydana gelmiş. İki tane sendika birisi sağcı görünüyor, birisi de solcu… Türkiye’yi kan gölüne çevirdiler. Biz tarihten ders almak mecburiyetindeyiz.” dedi.
SP İlçe Başkanı Zeynel Abidin Koçak, İstanbul Şehir Üniversitesi’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla kapatılmasına da değindi. Koçak, açıklamasına şöyle devam etti: “Kutuplaşmanın neticesi olarak Şehir Üniversitesi kapatıldı. Adalette, emniyette, şimdi de ilim yuvalarında kutuplaşma yaşanıyor. Şehir Üniversitesi açılışının eski resimlerine bakıyoruz; Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Cumhurbaşkanı Gül ve eski Başbakan Davutoğlu orada. Hep beraber güle oynaya Şehir Üniversitesi’nin açılışını yaptılar. Ama ne ara aralarında siyasi bir ayrılık meydana geliyor. Sen misin ayrılan denilerek, hain damgasını vurmaktan çekinmiyorlar. Bir ülke böyle kalkınmaz. Bir ülke problemlerini böyle çözemez. İlim böyle gelişmez.”
Koçak, 28 Şubat’ın en büyük hatalarının bugün de yaşanmaya devam ettiğinin altını çizerek, “Ama ne yazık ki 28 Şubat’ın hatalarını bir başka açıdan şimdi birileri yeniden tesis etmeye gayret ediyor. 28 Şubat’ta bir baskı vardı. Konuşturmayın, vurun tepesine mantığı vardı. Şimdi aynı mantık bir başka açıdan gelip başımıza çöktü. Hele siz bu tarzda bir eğitim programı oluşturmaya kalkarsanız, emin olun insanların zihnine kelepçe vurmaya kalkışıyorsunuz manasına gelir. Cenâb-ı Hâkk’ın bile zorlamadığı bir konuda siz, toplumu kendiniz gibi düşünmeye zorlarsanız; bundan hem siz hem de toplum zarar görür.” ifadesini kullandı.
Şehir Üniversitesi üzerinde değerlendirmelerine devam eden Koçak, şunları kaydetti: “Tüm bu yaşananların neticesinde, ülkemizin geleceğinden endişe ediyoruz. Çünkü zulüm başladığında çığ gibi büyür. Bir yerde zulüm başlarsa orada hayır beklemek mümkün değildir. Bu millete zulmetmeyin. Yönetimde bulunanlar şunu bilmelidir; kendilerinin karşısında kendi aldıkları fikirlere karşı tavır ortaya koyanlar. Emin olun, yanlışını doğru gibi kabul edip yalakalık yapanlardan daha az tehlikelidir. Yalakalar ve menfaat dağıtanlar, menfaat almak için fikir üretirler, gerçeklerin ortaya çıkması için değil. Bunu hem yalakalara söylüyoruz, kendi isimlerinin önüne profesör değil, âlemi cihan yazsanız sökmez. Kimse itibar etmez. İktidara söylüyoruz, bu yoldan dönün. Sizi ikaz edenleri hasım olarak görmeyin.”
Üniversitelerde liyakate hiç önem verilmediğini dile getiren Başkan Koçak, “Rektörler tayin ediliyor ancak uluslararası sahada kabul almış tek bir makalesi yok. İçerdeki mecmualarda ne kadar var onu bilmiyoruz. Çünkü Türkiye’de makale yazmak o kadar zor bir şey değil. Yazdırır, altına imza atarsınız. Hele de rektörseniz, bunlar bazı mecmualarda yayımlanır. Ama bu hiçbir akademisyene itibar kazandırmaz. Uluslararası arenada yayımlanan yüzlerce mecmua var. Ama ne hikmetse bizim yeni tayin edilen rektörlerimizin bu konuda hiçbir başarısı yok. Son ortaya çıkan somut örnekte, tayin edilen 6 rektörün 8 makalesi çıkmış, 4’ünün sıfır, hiç makalesi çıkmamış. Bir tane bile kendi sahasında elle tutulur eseri, yazısı yok. Şimdi bunu bir üniversitenin başına koyacaksınız; orada göstermelik olarak duracak. Orada itibar kazanması için kendisinden daha itibarsızları akademisyen yapacak. Böyle bir üniversite olmaz. Üniversite, fikirlerin tartışıldığı bir yerdir.” diye konuştu.
Son dönemlerde vatandaşların bankalara olan kredi başvurusunun arttığını söyleyen Koçak, “Şimdilik çok büyük bir performans gibi gözüküyor. Yıllık yüzde 6-7 gibi bir faiz düşük bir faiz değil. Dünyada faizler sıfır. Bütün dünyada faizlerin sıfır olduğu bir yerde siz yüzde 6-7’lik faizi ‘ya ne kadar düşükmüş, hemen ev sahibi olalım’ diye garibanın koşuşturmasına bakmayın. 900 binden fazla insan ferdi krediye başvurdu. Şimdiye kadar hiç kredi almamışlar. Niye? Birdenbire böyle bir imkân çıkınca bunun bedava para olduğunu zannediyorlar. Ama bunun taksitleri ne kadar düşük gözükürse gözüksün, yarın tahsil edilmeye başlanacak. Ama vatandaşın gelirleri belli bir seviyeye çıkmazsa emin olun bunu ödeyemezler. Yarının hesabını kim verecek, nasıl verecek? Bu belli değil. Bütün milleti faize mahkûm ettiniz. Bunları kullananlar emin olun farkında değil. Çoğu gariban, mahdut gelirli insanlar. Bu milleti hoyratça bankalara borçlandıranlar, mahkûm edenler tek kazananın da bankalar olduğunu, bu lobinin olduğunu ilerde görecekler.” dedi.
İktidarın borçlanma politikasını eleştiren Koçak, “Bugün borçlanma politikalarının sıkıntıları hemen hissedilmeyecek ama birkaç yıl sonra bu millet borçlarını ödeyemeyince bunun acısı ortaya çıkacak. Türkiye’mizin bir an önce bu ölü yatırım ve borçlandırma politikasından vazgeçmesi gerekiyor. Tekrar tekrar söylüyoruz. Türkiye’nin ekonomik yeniden ayağa kalkabilmesi bütün imkânlarını üretime dönük yatırımlara tahsis etmesiyle mümkün. Bunun başka bir çözümü de yok. Hangi sektör önde geliyor derseniz, tarım ve gıda bunun başında gelir. Bu gerçeği bile hâlâ idrak edemediler. Tarımda halen ekilmeyen araziler ekilmiyor. Halen çiftçi gelecek yılından emin değil. Mazotunun, gübresinin, ilacının hatta tohumun üzerine konulan vergiler ister istemez fiyatları artırıyor. Yarın elde ettiği ürünü satmaya geldiğinde yine piyasa şartlarına mahkûm edilecek. Yine sıkıntıyı çeken çiftçi olacak ve çiftçi ile birlikte bu ülke olacak. Havsalamız almıyor. Bir iktidar, iktidarının başında tarımın kalkınması için çiftçiye en az milli gelirin yüzde 1’i kadar destek verilmesi gerekir diye kanun çıkaracak. Sonra gelen 15 yılda hiçbir zaman buna riayet etmeyecek. Yarısını veya üçte birini vererek meseleyi hallettiğini zannedecek.” ifadelerine yer verdi.
“Ülkemizde eğer itibar edilirse, birçok sanayi ve ticaret odalarının hazırladığı raporlar. Bu raporlara itibar edildiği takdirde neye ihtiyaç duyduğumuz çok açık bir şekilde ortaya çıkıyor” diyen Koçak, “Şimdi moda oldu, swap diyorlar. Neymiş swap? Borçlanma için bir yol arama. Üretme değil, ülkenin ekonomisini ayağa kaldırma değil. Geçici olarak bir parayı nasıl temin ederiz. Bunun yolu… Türkiye’nin problemini bununla çözemezsiniz.” şeklinde sözlerini noktaladı.
Güncel
BASIN İLAN KURUMU İLE ANADOLU ÜNİVERSİTESİ ARASINDA İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ
Protokolle, eğitim ve staj programlarından akademik çalışmalara, araştırma projelerinden ortak bilimsel etkinliklere uzanan geniş bir çerçevede iş birlikleri hayata geçirilecek.
Basın İlan Kurumu (BİK), kamu-akademi iş birliği vizyonu doğrultusunda üniversitelerle yürüttüğü ortaklıklara bir yenisini daha ekleyerek Anadolu Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı.
Protokol ile eğitim, uygulama ve sektör deneyimini bir araya getiren çalışmaların hayata geçirilmesinin yanı sıra öğrencilerin mesleki yetkinliklerinin artırılması ve medya alanındaki nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesi hedefleniyor.
Protokol, öğrencilere önemli fırsatlar sunacak
İmza töreninde konuşan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, protokolün özellikle iletişim ve basın-yayın alanında öğrencilere önemli fırsatlar sunacağını belirtti.
Rektör Adıgüzel, “İletişim bilimleri alanındaki güçlü birikimimizle, sektörle daha yakın temas kurmayı önemsiyoruz. Genel Müdürümüzle gerçekleştirdiğimiz görüşmeler sonucunda medya ve iletişim alanında yapılabilecek ortak çalışmaları değerlendirdik ve bu iş birliği protokolünü hayata geçirdik. Bu adımla birlikte başta basın-yayın alanı olmak üzere öğrencilerimizin sektöre hazırlanması ve istihdam olanaklarının artırılması hedeflenmektedir” ifadelerini kullandı.

İş birliği, sektöre geçişte köprü işlevi görecek
Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden biri olan Anadolu Üniversitesi’nde bulunmaktan büyük memnuniyet duyduklarını dile getiren Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay ise “İki köklü kurum arasında kurulan bu iş birliğinin; Eskişehir’deki yerel medya için olduğu kadar Üniversitede eğitim gören öğrencilerin sektöre daha hızlı uyum sağlamaları açısından da önemli bir köprü işlevi göreceğine inanıyoruz. Amacımız genç iletişimcilerin mesleki gelişimlerine katkı sunmak ve sektöre daha donanımlı bireyler kazandırmaktır” şeklinde konuştu.
Akademik ve mesleki iş birlikleri geliştirilecek
Genel Müdür Çay ve Rektör Adıgüzel’in imza attığı protokol çerçevesinde taraflar; sertifika programları, eğitim programları, seminer, çalıştay, konferans, uygulamalı eğitim, araştırma projeleri ve benzeri somut akademik ve mesleki iş birliği faaliyetleri gerçekleştirecek.
Eğitim materyallerinin geliştirilmesi, karşılıklı uzman desteği sağlanması ve ihtiyaçlar doğrultusunda özel eğitim programlarının tasarlanmasının yanı sıra öğrencilerin, akademisyenlerin ve kurum personelinin yer alacağı eğitim, araştırma ve sosyal sorumluluk projeleri yürütülmesi de protokol kapsamında yer alıyor.
Staj ve uygulamalı eğitim imkânı
Anadolu Üniversitesi öğrencileri, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda Basın İlan Kurumu bünyesinde uygulamalı eğitim ve staj imkânından yararlanabilecek. Staj programları, akademik takvimle sınırlı ve eğitim amaçlı olarak yürütülecek.
Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü Senato Odası’nda gerçekleştirilen imza törenine Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç, BİK Özel Kalem Müdürü Sabri İşbilen, Kurumsal İletişim Müdürü Uğur Çelik ile Bursa Bölge Müdürü Gökhan Eren de katıldı.
Güncel
ÇAY: TEYİT EDEMEDİĞİNİZ HABER GERÇEK DEĞİLDİR
Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nin İletişim Buluşmaları kapsamında öğrencilerle bir araya gelen Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, dezenformasyona karşı dikkatli olunması çağrısında bulundu.
Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Abdulkadir Çay, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi (İBF) tarafından “İletişim Buluşmaları” etkinliği kapsamında öğrencilerle bir araya geldi.
İBF Şener Şen Kültür Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını yapan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, akademisyenlerin, öğrencilerin ve iletişim profesyonellerinin katıldığı İletişim Buluşmalarının farklı disiplinlerden uzmanları ve görüşleri bir araya getiren önemli bir zemin olduğunu belirterek, “Bu buluşmalar, yalnızca bilgi aktarımı sağlamaz. Aynı zamanda düşünme biçimimizi de zenginleştirir” dedi.

Gazetecilik mesleğinin özü değişmez
Dijital dönüşümün, haberciliğin sınırlarını yeniden çizdiğini kaydeden Rektör Adıgüzel, haberin artık tek bir merkezden üretilmediğini, içeriğin çoğaldığını ancak bunun bilginin değerini azaltmadığını; aksine güvenilir bilginin önemini arttırdığını vurguladı.
Adıgüzel, şöyle konuştu:
“Bugün en temel mesele şudur. Bilgiye ulaşmak kolaydır. Doğru bilgiye ulaşmak ise hâlâ çaba gerektirir. Bu noktada gazeteciliğin rolü daha belirgin hâle gelir.
Çünkü gazetecilik, yalnızca aktaran değil, aynı zamanda süzen ve anlamlandıran bir meslektir. Gazetecilik geçmişim nedeniyle bu sorumluluğu çok önemsiyorum. Mesleğin özü değişmez. Hakikatin izini sürmek esastır. Araçlar değişir. Mecralar değişir. Ancak bu ilke sabit kalır.”

Yapay zekâ araçları haberciliği dönüştürüyor
Sektör öncülerinin yolun başındaki genç iletişimcilerle buluştuğu ve tecrübe aktarımında bulunduğu programın konuğu olan BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay, “Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.
BİK Genel Müdürü sunumuna ilanların tarihi, Kurumun işleyişi ve basın sektörüyle süreli yayınlara yönelik desteklerini anlatarak başladı.
Genel Müdür Çay, 2025 yılı itibarıyla resmî ilan ve reklam yayımlama hakkına sahip süreli yayınların sayısının 2 bin 173 olduğunu ve geçen yıl Kurumun yayımına aracı olduğu ilan ve reklam bedelinin 6 Milyar Türk Lirasını bulduğu bilgisini öğrencilerle paylaştı.
Abdulkadir Çay sunumunda yapay zekâ araçlarının gelişmesiyle birlikte gazeteciliğin değişen rolüne değinerek, şunları kaydetti:
“Yapay zekâ araçları haberciliği dönüştürüyor. Son yıllarda haberin ya da içeriğin kendisini üretebilen teknolojiler hız kazandı. Yani yapay zekâlar kendi haber ya da içeriklerini üretebilir duruma geldi. Birçok haber sitesinin içerikleri tamamen yapay zekâ tarafından üretiliyor.”

Güvenilir medya kuruluşlarına olan ihtiyaç arttı
Yeni teknolojilerin tehdit değil, birer araç olduğunu ve doğru kullanıldığında gazeteciliğin kalitesini artıracağını belirten Çay, sunumunda dezenformasyon ve türlerine karşı uyarılarda bulundu.
Çay, global raporlara göre insanların yüzde 58’inin internetteki haberlerin doğruluğunu ayırt etmekte zorlandığını, tam da böyle dönemlerde güvenilir medya kuruluşlarına olan ihtiyacın arttığını vurguladı.
Batı medyası yaptığı 7 Ekim haberleriyle tartışmalı hale geldi
Genel Müdür Çay, İsrail’in 7 Ekim 2023 tarihi itibarıyla başlattığı soykırıma ilişkin Batı medyasının, haberleri ele alış biçimiyle sınıfta kaldığını kaydetti.
Yeni teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte gerçek ve sahte içerikleri ayırt etmenin zorlaştığını belirterek, İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ve Anadolu Ajansı Teyit Hattı gibi kurumların ve doğrulama araçlarının önemine değinen Çay, genç iletişimcilere öneri ve tavsiyelerde bulunarak sunumunu sonlandırdı.

Genel Müdür Çay’dan staj müjdesi
Sunumunun sonunda soru-cevap bölümüne geçen Çay, öğrencilerin sorularını yanıtladıktan sonra Basın İlan Kurumu’nun iletişim fakültesi öğrencilerine yönelik olarak 1-15 Mayıs 2026 tarihleri arasında yaz dönemi için staj başvurusu alacağı müjdesini verdi.
Genel Müdür Çay, Kurumun, Genel Müdürlük ve Bölge Müdürlükleri vasıtasıyla Türkiye genelinde iletişim fakültesi öğrencilerinin staj başvurularını kabul edeceğini bildirdi.
Buluşmaya Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, Rektör Danışmanı ve İBF Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Sırrı Serhat Serter, Basın İlan Kurumu Özel Kalem Müdürü Sabri İşbilen, Kurumsal İletişim Müdürü Uğur Çelik, Bursa Bölge Müdürü Gökhan Eren, basın mensupları ve öğrenciler ile çok sayıda kişi katıldı.
Güncel
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ GENÇ GAZETECİLERİN MANŞETLERİYLE HATIRLANACAK
Basın İlan Kurumu, iletişim fakültesi öğrencilerinin kriz dönemlerinde doğru, hızlı ve sorumlu habercilik refleksi kazanmalarına katkı sağlamak amacıyla “15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi” programını hayata geçiriyor. Programın ilk etkinliği 29 Nisan (Bugün) Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde gerçekleştirilecek.
Basın İlan Kurumu tarafından 15 Temmuz Darbe Girişiminin 10. yıl dönümünde “Hafızayı Koru, Hakikati Yaz” temasıyla Türkiye genelinde 7 bölgeyi temsilen 7 üniversiteyle iş birliği içerisinde yürütülecek olan “15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi”, genç iletişimcilerin mesleki reflekslerini tarihsel bir olay üzerinden yeniden değerlendirmelerine imkân tanıyacak.
Teori ve uygulamayı bir araya getiren gazetecilik atölyesi, iki bölümden oluşacak. Atölyenin ilk bölümünde medya etiği ve sorumlu yayıncılık, dezenformasyonla mücadele, kriz ve olağanüstü durumlarda hızlı ve doğru haber üretimi ile haber ve kaynak doğrulama başlıklarında akademisyenler ve deneyimli gazeteciler tarafından teorik eğitimler verilecek.
İkinci bölümde ise öğrenciler gerçek bir haber üretim sürecini deneyimleyerek haber yazımı, görsel kullanımı, manşet oluşturma ve gazete birinci sayfasının tasarlanması aşamalarından meydana gelen uygulamalı çalışmayı gerçekleştirecek. Her biri 5 kişiden oluşan gruplar halinde çalışacak katılımcılar; deneyimli gazeteciler ve dizgi ekiplerinin rehberliğinde “O gece sen olsan nasıl manşet atardın?” refleksiyle 15 Temmuz darbe girişimini anlatan gazete birinci sayfasını baskıya hazır hale getirecek.
Basın İlan Kurumu’nun çalışması, özellikle kriz ve olağanüstü dönemlerde medyanın üstlendiği kritik rolü genç kuşaklara aktarmayı amaçlarken; aynı zamanda doğru bilgi, etik yayıncılık ve sorumlu haberciliğin önemine dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra genç gazeteci adaylarının demokrasi, millî birlik ve toplumsal sorumluluk temelli bir gazetecilik bilinci geliştirmesini hedefliyor.
“15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi”nin ilk programı 29 Nisan 2026 Çarşamba günü Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirilecek.
Atölye çalışması; Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi İletişim Fakültelerinde düzenlenecek etkinliklerle devam edecek.
-
Bursa Bölge6 yıl agoKaracabey’de cinayet: 1 ölü
-
Genel1 yıl agoKARACABEY BELEDİYESİ’NDE GÖREV DEĞİŞİKLİKLERİ
-
Genel3 yıl agoKARACABEYLİ DUAYEN SANATÇI SEVENLERİNİ ÜZDÜ
-
Bursa Bölge7 yıl agoRABBİMİZ BİZDEN NELER İSTİYOR
-
Güncel2 yıl agoİYİ VE KÖTÜ AHLAK
-
Güncel6 yıl agoARAPÇA’DA “VAV” HARFİ
-
Güncel4 yıl agoHAKİM VE SAVCILARA ANLAMLI VEDA
-
Ekonomi6 yıl agoSütaş’tan “Tereyağı” açıklaması





Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login