Connect with us

Sağlık

BELEDİYE’DEN ORUÇ TUTANLARA UZMAN DESTEĞİ

Karacabey Belediyesi, Ramazan ayında da vatandaşlara yönelik ücretsiz sağlıklı beslenme danışmanlığı hizmetini sürdürüyor. Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Diyetisyen Özge Gündoğan tarafından kişiye özel hazırlanan programlarla vatandaşlara bilimsel ve düzenli takip imkânı sunulurken, Belediye Başkanı Fatih Karabatı, “Ramazan ayında vatandaşlarımızın sağlıklı, dengeli ve bilinçli beslenmesi büyük önem taşıyor. Toplum sağlığını güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz” ifadeleriyle hizmetin önemine dikkat çekti.

Karacabey Belediyesi, Ramazan ayında da vatandaşlara yönelik sağlıklı beslenme danışmanlığı hizmetini sürdürüyor. Belediye Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Diyetisyen Özge Gündoğan tarafından ücretsiz olarak sunulan beslenme ve diyet danışmanlığı kapsamında, Ramazan ayına özel sağlıklı beslenme önerileri kamuoyuyla paylaşıldı.

Belediye hizmet masalarına başvuru yapan vatandaşlar için randevu oluşturulurken, danışanlar düzenli aralıklarla kontrol seanslarına alınıyor. Süreç kapsamında vücut analiz cihazı ile ölçümler yapılıyor, son 6 ay içerisinde gerçekleştirilen kan tahlili sonuçları inceleniyor ve besin tüketim kayıtları ile anamnez bilgileri değerlendiriliyor. Elde edilen veriler doğrultusunda kişiye özel beslenme programları hazırlanarak danışanlara sunuluyor.

Ramazan’da dengeli ve planlı beslenme vurgusu

Diyetisyen Özge Gündoğan, Ramazan ayında değişen öğün düzeninin metabolizma ve sindirim sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek, bu dönemin sağlıklı geçirilebilmesi için dengeli, planlı ve bilinçli beslenmenin önemine vurgu yaptı.

Sahura mutlaka kalkılması gerektiğini belirten Gündoğan, gece yemek yiyip yatma alışkanlığından kaçınılması gerektiğini ifade etti. Gündoğan, düzenli bir sahur öğününün kan şekeri dengesini koruduğunu ve metabolizmayı desteklediğini kaydetti.

Sahurda hafif ve dengeli bir kahvaltı tercih edilmesi gerektiğini belirten Diyetisyen Özge Gündoğan; kızartmalar, yağlı yiyecekler, aşırı tuzlu ve baharatlı besinlerden uzak durulmasının gün içinde susuzluk ve mide sorunlarını önleyeceğini söyledi. Yetersiz protein alımının kas kaybına ve metabolizma hızında düşüşe yol açabileceğini hatırlatan Gündoğan, yumurta, az tuzlu peynir, yoğurt, ayran ve süt gibi kaliteli protein kaynaklarının sofralarda yer alması gerektiğini ifade etti.

Ayrıca kabızlık riskini azaltmak için lifli besinlerin önemine değinen Gündoğan, sahurda söğüş sebzeler ile elma ve muz gibi mideyi rahatsız etmeyecek meyvelerin tercih edilebileceğini belirtti. Gündoğan, “Sahurdan hemen sonra uyumamak, en az 30–60 dakika beklemek de mide şikayetlerini azaltan önemli bir alışkanlık olarak öne çıkıyor.” uyarısını yaptı.

İftarda kontrollü tüketim önerisi

Uzun süreli açlık sonrası hızlı yemek yeme eğiliminin sindirim sorunlarına yol açabileceğini ifade eden Diyetisyen Gündoğan, orucun su ile açılmasını, ardından çorba ve salata ile başlanmasını önerdi. Gündoğan, çorba sonrasında 10–15 dakikalık bir ara verilmesinin tokluk sinyallerinin beyne ulaşmasına yardımcı olduğunu ve aşırı yeme riskini azalttığını belirterek, ana yemekte porsiyon kontrolünün sağlanması ve ağır, yağlı yemeklerden kaçınılması gerektiğini de vurguladı.

Tatlı ve ara öğün dengesi

İftardan 1–2 saat sonra küçük bir meyve içeren ara öğün yapılmasının kan şekeri dengesine katkı sağlayacağını ifade eden Gündoğan, Ramazan ayında artan tatlı tüketimine karşı da uyarılarda bulundu. Tatlı tüketiminin haftada 2–3 kez ile sınırlandırılması gerektiğini belirten Gündoğan, sütlü veya meyveli hafif tatlıların tercih edilmesini ve yatış saatine yakın tüketimden kaçınılmasını önerdi.

Günlük en az 2–2,5 litre su

Ramazan döneminde su tüketiminin azalmasının halsizlik ve sindirim problemlerine yol açabileceğini kaydeden Özge Gündoğan, günlük en az 2–2,5 litre su tüketilmesi gerektiğini söyledi. Gündoğan, suyun büyük bölümünün iftar ile uyku arasında, kalan kısmının ise sahur ile imsak arasında tüketilmesinin hedefe ulaşmayı kolaylaştıracağını belirtti.

Hafif ve düzenli egzersiz

Ramazan ayında hareketsizliğin kilo artışı ve sindirim problemlerine neden olabileceğini ifade eden Gündoğan, hafif ve düzenli fiziksel aktivite önerdi. Egzersizlerin sabah erken saatlerde, iftardan 30–60 dakika önce ya da iftardan 1–1,5 saat sonra yapılabileceğini belirten Gündoğan, yemekten hemen sonra spor yapılmaması gerektiğini sözlerine ekledi.

Başkan Karabatı: “Halk sağlığı önceliğimiz”

Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı ise konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, halk sağlığını önceleyen çalışmalara büyük önem verdiklerini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Ramazan ayında vatandaşlarımızın sağlıklı, dengeli ve bilinçli beslenmesi büyük önem taşıyor. Uzun süreli açlık ve değişen öğün düzeni nedeniyle bu dönemde doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılması, hem mevcut sağlık sorunlarının önüne geçilmesi hem de yaşam kalitesinin korunması açısından kritik bir rol üstleniyor. Sosyal Hizmetler Müdürlüğümüz bünyesinde sunduğumuz ücretsiz diyet ve beslenme danışmanlığı hizmetiyle; hem koruyucu hem de önleyici sağlık çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyor, hemşehrilerimize bilimsel veriler ışığında bireysel destek sağlıyoruz. Karacabey Belediyesi olarak yalnızca bugün için değil, uzun vadede toplum sağlığını güçlendirecek projeler üretmeye, farkındalık çalışmalarımızı artırmaya ve vatandaşlarımızın daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Sağlık

BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE BİR BAŞARI HİKAYESİ

Bağımlılıkla mücadelede kurumsal işbirliği, doğru yönlendirme, profesyonel danışmanlık ve bireysel kararlılık, Bursa’da hayata yeni bir kapı aralamaya devam ediyor. Genç yaşlarda bağımlılık ile tanışan ve bu durumun getirdiği sosyal ve kişisel zorluklarla mücadele eden 1995 doğumlu A.Z., kamu kurumlarının güçlü koordinasyonu sayesinde hayatında temiz bir sayfa açmayı başardı. Hayatında radikal bir değişim ihtiyacı hissettiği bir dönemde, ilgili kamu birimlerinin ve emniyet güçlerinin zamanında müdahalesiyle İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki Sağlıklı Hayat Merkezi’ne (SHM) yönlendirilen A.Z. için bu adım, adeta hayatının dönüm noktası oldu.

Bursa İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Mudanya Sağlıklı Hayat Merkezi’nde yürütülen düzenli takip ve uzman danışmanlık görüşmeleri, özellikle ilk aylarda A.Z.’nin otokontrol geliştirmesinde ve sorumluluk bilincini yeniden kazanmasında büyük rol oynadı. Haftalık olarak gerçekleştirilen profesyonel danışmanlık seansları sayesinde topluma yeniden uyum sağlama özgüveni perçinlenen A.Z., arınma sürecindeki en güçlü motivasyon kaynağının ise kızı olduğunu belirtti. Sürecin kalıcı kılınmasındaki en kritik adımın ise eski çevre ve alışkanlıklarla bağların tamamen koparılması olduğunu vurgulayan A.Z. “Hayatımı iş ve ev düzeni çerçevesinde yeniden kurdum. Geçmişte olumsuz etki yaratan ortamlardan tamamen uzaklaşarak, kendime temiz ve yapıcı bir sosyal çevre oluşturdum. Sağlıklı yaşamı benimseyen insanlarla sosyalleşmek hayatımda çok büyük bir fark yarattı” dedi.

“Değişimin şifresi: Temiz bir sosyal çevre ve doğayla zaman geçirmek”

Sağlıklı yaşamı benimseyen insanlarla sosyalleşmenin hayatında çok büyük bir fark yarattığını dile getiren A.Z., iyileşme sürecinde zihinsel ve bedensel olarak toparlanmak adına doğayla zaman geçirmenin ve yürüyüşler yapmanın önemine de değindi. Benzer sorunları yaşayan bireylere ve ailelerine çağrıda bulunan A.Z., “Bağımlılık tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur; bu süreçte özellikle Sağlıklı Hayat Merkezlerimiz başta olmak üzere devletimizin sunduğu profesyonel yardım imkanlarından yararlanmaktan asla çekinmeyin” dedi.

“Bağımlılık bir irade zayıflığı değil, tıbbi bir sağlık sorunudur”

Sürecin profesyonel ve psikososyal boyutunu değerlendiren Mudanya Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde görevli Sosyal Çalışmacı Burak Türkmenoğlu, “Bağımlılık, toplumda sanılanın aksine iradi bir seçim ya da bir kişilik zayıflığı değil, tıbbi ve sosyal boyutları olan ciddi bir sağlık sorunudur. Bizler Sağlık Bakanlığımızın ‘koruyucu sağlık hizmetlerini ön plana çıkarma’ vizyonu doğrultusunda, Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde bireyin sadece tıbbi tedavisini değil, psikososyal sağlığını da bir bütün olarak ele alıyoruz. Amacımız, kişinin hayatını yeniden organize edebilmesi, sosyal çevre ilişkilerini yapıcı bir şekilde dönüştürebilmesi ve kaybettiği özgüvenini geri kazanması için profesyonel danışmanlık mekanizmalarını devreye sokmaktır. A.Z. örneğinde de gördüğümüz gibi, bireyin iyileşme isteği ve kararlılığı en kritik unsur olmakla birlikte, sürecin gönüllülük esasıyla yürütülmesi başarının kalıcı olmasını sağlıyor; zira zorla yürütülen süreçlerin faydası ne yazık ki çok daha kısıtlı kalabiliyor” şeklinde konuştu.

Bursa’da 14 sağlıklı hayat merkezi ile kesintisiz ve ücretsiz destek

Zihninde değişim fikri uyanmış tüm bireylere kapılarının sonuna kadar açık olduğunu vurgulayan Sosyal Çalışmacı Burak Türkmenoğlu, “Henüz tam karar verememiş ancak zihninde ‘Acaba ben de başarabilir miyim, temiz bir hayata adım atabilir miyim?’ sorusu uyanmış tüm vatandaşlarımızın profesyonel mekanizmalara başvurması hayati önem taşıyor. Sağlık Bakanlığımızın her bireyin sağlıklı bir yaşam sürmesini destekleyen erişilebilir hizmet felsefesi çerçevesinde, Bursa’da bu mücadeleyi veren hastalarımız ya da yakınları, ücretsiz uzman danışmanlığı hizmeti almak için şehrimizde aktif olarak hizmet sunan 14 Sağlıklı Hayat Merkezimizden birine doğrudan başvurabilirler. Ayrıca dileyen vatandaşlarımız ALO 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattı üzerinden bilgi alabileceği gibi, arındırma merkezlerindeki tedavi ve rehabilitasyon süreçleri için de MHRS Alo 182 hattı üzerinden randevularını kolayca oluşturabilirler; unutmayın, doğru destekle bu hastalığı aşmak mümkündür” diyerek sözlerini tamamladı.

Continue Reading

Sağlık

“HER GEBEYE BİR EBE” PROJESİ MEYVELERİNİ VERİYOR

Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, anne ve bebek sağlığını korumaya yönelik yürütülen koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekti. İl genelinde yürütülen saha çalışmalarının meyvelerini verdiğini belirten Uzm. Dr. Çetin, Orhaneli’de bir ebenin dikkati sayesinde olası bir sağlık sorununun önüne geçildiğini söyledi.

Sağlık Bakanlığının temel hedeflerinden birinin; gebelik dönemi ve doğum sürecinde anne-bebek sağlığı açısından daha verimli, etkin ve güvenli sağlık hizmeti sunulması olduğunu hatırlatan Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Bursa İl Sağlık Müdürlüğü olarak, Bakanlığımızın “Normal Doğum Eylem Planı” doğrultusunda ilimiz genelinde anne ve bebek sağlığını en üst seviyede korumayı amaçlıyoruz. Bu kapsamda ilimizde başarı ile sürdürdüğümüz ‘Her Gebeye Bir Ebe’ projesi ile gebeliğinin son üç ayında olan tüm gebelerimizi yakın takibe alıyoruz. Bunun yanı sıra ‘Yüksek Riskli Gebelik Takibi’ uygulaması ile de risk faktörü saptanmış gebe ve lohusalarımızı birebir ve düzenli olarak izliyoruz. Bu nitelikli çalışmalarla koruyucu sağlık hizmetlerini her yuvaya ulaştırırken, normal doğumun önemini de gebelerimize tek tek anlatıyoruz. Temel amacımız, mevcut risk durumlarına en uygun yaklaşımla müdahale ederek gebelerimizin evlatlarına sağlıklı bir şekilde kavuşmalarını sağlamaktır.”

Kritik müdahalede bulunan ebeye teşekkür belgesi verildi

Projelerin sahada ne denli hayati bir rol oynadığını gösteren somut bir başarı örneğinin Orhaneli ilçesinde yaşandığını belirten Uzm. Dr. Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Orhaneli Toplum Sağlığı Merkezimizde görev yapan Ebemiz Gurbet Mistik, düzenli olarak takibini sürdürdüğü bir anne adayımızın yaşadığı sağlık sorunlarını henüz çok erken bir dönemde titizlikle tespit etmiştir. Ebemizin profesyonel dikkati ve hızlı refleksi sayesinde gebemizin vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluna ulaşması sağlanmıştır.

Yapılan bu zamanında müdahale ile anne ve bebeğinin göreceği olası büyük sorunların önüne geçilmiş ve bebeğin sağlıklı olarak doğmasına çok büyük bir katkı sunulmuştur. Gece gündüz demeden sahada insanımızın sağlığı için ter döken, bu projeleri sahiplenerek anne ve bebeklerimizin hayatına dokunan Ebemiz Gurbet Mistik başta olmak üzere, tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum. Bursa genelinde hiçbir vatandaşımızı yalnız bırakmamak adına koruyucu sağlık hizmetlerimizi güçlendirerek sürdürmeye kararlıyız.”

Continue Reading

Sağlık

YAZ AYLARINDA SIVI TÜKETİMİNE ÖZEN GÖSTERİN!

Yüksek sıcaklıklarda sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca, yaz aylarında ani ölümlerin sebepleri ve risk altında olan bireylerin dikkat etmesi gerekenler hakkına açıklamalarda bulundu.

Özellikle 40 derecenin üzerine çıkan sıcaklıklarla beraber, vücut ısısını 36-37 derece arası fizyolojik değerlerde tutmak için bazı mekanizmaların devreye girdiğini dile getiren Prof. Dr. Ağca, “Temel olarak iki yolla biz aslında vücut ısımızı dengede tutmaya çalışıyoruz. Bunlardan biri terleme ile yani cilt yoluyla. İkincisi de solunum sıklığını arttırarak akciğerden sıvıyı buharlaştırarak vücut ısımızı düşürmeye çalışıyoruz. Tabi bu durum kalbimizin iş yükünü arttırıyor, kalp hızımızı arttırıyor, tansiyon değerlerimizde yükselmelere yol açabiliyor.” Dedi

Bazı durumlarda ise aşırı sıvı kaybına bağlı olarak tansiyon düşmesinin görüldüğünü vurgulayan Ağca, “Dehidratasyon dediğimiz bu sıvı kaybı nedeniyle oluşan tansiyon düşmeleri, bazen aşırı seviyelere ulaşırsa kan pıhtılaşması, kan damarlarında kanın koyulaşması ve yine kalbin iş yükünün artmasına bağlı olarak kalp krizleri ve ani ölümlere kadar süreci götürebiliyor.” şeklinde konuştu.

Güneş altında uzun süre kalmayın

Özellikle 65 yaş üstü bireylerle birlikte hipertansiyon, diyabet, kalp-damar hastalığı, beyin-damar hastalığı, kalp yetmezliği, kronik akciğer hastalığı veya böbrek yetmezliği olan hastaların da risk altında olduğunu belirten Ağca, güneş ışınlarının dik geldiği öğle vakitlerinde yarım saatten fazla güneş altında kalınmaması gerektiğinin altını çizdi. Ağca, “Sıvı alımını arttırmaları gerekiyor ki sıcaklığın bu zararlı etkilerinden korunabilsinler. Yaz aylarında günlük olarak 2.5-3 litreye kadar sıvı alımımızı, sıvı tüketimimizi arttırmamız gerekiyor. Dolayısıyla bir şapka kullanmak, şemsiye kullanmak, sıvı alımımızı arttırmak, üzerimize beyaz, ince pamuklu kıyafetler giyinmek bizim için koruyucu tedbirler olarak uygulanması gereken dikkat etmemiz gereken faktörler arasında.” diye konuştu.

Ağca, kalp yetmezliği ile tansiyon hastalarının kullandıkları idrar söktürücü ilaçlar nedeniyle dehidrasyon durumuna daha elverişli olmalarına dikkat çekerek, “Bu hastalarımızın yaz aylarında hekimleriyle görüşerek idrar söktürücü ilaçlarının doz azaltımının yapılması ve yine sıvı alımlarını arttırmaları çok büyük önem arz ediyor.” ifadelerini kullandı.

Bu önerilere dikkat edin

Güneşin etkilerinden korunmak için yapılması gerekenleri sıralayan Ağca, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Doğrudan tedbir olarak doğrudan güneşin altında kalmayalım. İlla kalmamız gerekiyorsa yarım saatten uzun süre kalmayalım. Vücut sıcaklığımız arttıysa, vücudumuzda kızarıklık, ısı artışı, baş ağrısı, bulantı, halsizlik, tansiyon düşmesi gibi belirtiler hissediyorsak, hemen serin bir alana, klimalı bir ortama geçmeliyiz veya bir şemsiye kullanmamız, gölgeliğin altına geçmemiz, hemen sıvı alımını arttırmamız, gerekirse uzanıp ayağımızı yükseltmemiz, üzerimizdeki kıyafetleri biraz inceltmemiz tedbir olarak önemli. Bunlarla rahatlamadıysak özellikle konuşma bozukluğu, bilinç bozukluğu, göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı, bir yerimizde vücudumuzun herhangi bir yerinde güçsüzlük gibi belirtiler ortaya çıktıysa mutlaka 112 aracılığıyla acil servislere başvurmamız önem arz ediyor. Bu konuda Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan uyarılar da yakından takip edilmeli”

Continue Reading

Trending