Connect with us

Bursa Bölge

Sınır ötesi karaciğer operasyonu!

Bursa’da Suriye uyruklu ailenin bebeği, 1 yaşındaki Tamer Al Jadou’ya, akut karaciğer yetmezliği tanısı konuldu. Karaciğer nakli olması gereken Tamer’in Suriye’de yaşayan üvey annesi Hmameh Elhalef’in nakile uygun olduğu anlaşıldı. Bursa Uludağ Üniversitesi Organ Nakli Merkezi görevlileri, Kilis Valiliği ile iletişime geçerek Elhalef’i, sınır ötesindeki Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı ekiplerin de yardımıyla Türkiye’ye getirdi. Üvey anne, Tamer’e karaciğerinin parçasını verdi. 1’inci yaş gününde karaciğer nakli olan Tamer, sağlığına kavuştu.

Suriye uyruklu baba Saleh El Ceddu ile anne Nadima Al Jadou çifti, geçen yıl 28 Nisan’da dünyaya gelen çocuklarına Tamer ismini verdi. 6 aylıkken hastaneye kaldırılan Tamer bebeğe, akut karaciğer yetmezliği tanısı konuldu. Bursa Uludağ Üniversitesi’nde (BUÜ) yatılı tedavisine başlanan Tamer bebeğe yapılan test ve tedavilerin sonucunda karaciğer nakli olmasına karar verildi. Tamer’in annesiyle kan grubu uyuşmazken, babası ise obez olduğu için oğluna karaciğerinin bir parçasını veremedi. Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre kadavradan Türk vatandaşı olmayan kişiye organ nakli yapılamadığı için Tamer’in ailesi, nakil için yakın akrabalarını araştırmaya başladı. Ailenin aklına son olarak Tamer’in Suriye’de yaşayan üvey annesi Hmameh Elhalef (30) geldi. Elhalef’in, ülkesinden Bursa’ya gelmesinin zaman alacağı dikkate alınarak kadının testlerinin Suriye’de yapılmasına karar verildi. Yapılan tahliller sonunda Elhalef’in karaciğerinin uygun olduğu belirlendi.

Bunun üzerine BUÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi görevlileri, üvey annenin Suriye’den Türkiye’ye getirilmesi için İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Yabancılar Şube Müdürlüğü ile iletişime geçti. Yapılan değerlendirmeler sonucunda Kilis Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğü’nün de girişimleriyle üvey annenin 3 çocuğuyla Türkiye’ye gelmesinin izni alındı. Sınır ötesinde görevli Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı ekip, Halep’teki Hmameh Elhalef ve çocuklarını Türkiye sınırına getirdi. 3 çocuğuyla Türkiye’ye geliş izni olan Hmameh Elhalef, sınır kapısına 3’ü üvey 6 çocuğuyla geldi. 3 çocuğu ile Türkiye’ye giriş yapan Hmameh Elhalef, diğer 3 çocuğu Türkiye’ye giremezse Bursa’ya gelip, organ naklini gerçekleştirmeyeceğini söyledi. Bunun üzerine seferber olan yetkililer, uzun bir uğraştan sonra diğer 3 çocuk için de Türkiye’ye giriş iznini aldı. Türkiye’ye gelen Hmameh Elhalef ve 6 çocuğu, Gaziantep’e getirildi. Maddi durumu kötü olan ailenin Bursa’ya geleceği otobüsün biletleri, Yabancılar Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memuru tarafından alındı.

Bursa’ya gelen Hmameh Elhalef’in organ verebilmesi için İl Sağlık Müdürlüğü Başkanlığında Etik Kurulu acil olarak toplandı. Etik Kurulu’nun onayının ardından üvey anne, Bursa Uludağ Üniversitesi’ne yatırıldı. Yapılan testler sonucunda Hmameh Elhalef, üvey oğluna karaciğerinin bir parçasını vermek için ameliyata alındı. Bu sırada ameliyat için gerekli olan 20 ünite kana ihtiyaç duyuldu. Kan ise, haber verilmesi sonucu Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekipleri, polisler ve hastane personeli tarafından karşılandı. 28 Nisan’da üvey anneden alınan karaciğer, 1’inci yaş gününde Tamer bebeğe nakil edildi. Ameliyattan sonra 5 gün yoğun bakımda kalan Tamer bebek, sağlık durumunun iyi seyretmesi sayesinde dün sabah servise alındı. Yaşanan bu gelişme ailesi kadar Tamer bebeğin yaşaması için sıra dışı uğraş veren doktorları ve kendisiyle yakından ilgilenen çalışanları sevindirdi.

“Çocuğumuz uluslararası bir hastaydı”

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ekrem Kaya, “Hasta Türk vatandaşı olmadığı için kadavra nakil olması mümkün değildi. Çok zorlu bir süreç. Karaciğer nakline kadar hocalarımızın başarılı tedavileri sayesinde çocuk yaşayabildi. Üvey anneden sağlanan karaciğer parçasıyla başarılı nakil gerçekleştirdik. Profesyonel ekibe sahip olduğumuz için nakil ameliyatımız kolay oldu. Çocuğumuzun 10 gün içinde taburcu olma durumuna gelmesini bekliyoruz. Sonuçtan çok mutluyuz. Burada önemli olan noktalardan biri çocuğun uluslararası hasta olması, bir noktası da üvey anneden karaciğerin alınması oldu. Vücudun karaciğeri reddetmeyeceğini düşünüyoruz. Bu çocuk yaşamak istiyor ve direniyor. Kendisine uzun ömürler diliyorum.” dedi.

Sınır-ötesi-karaciğer-operasyonu-2

“Nakile kadar plazmaferez tedavisi uygulandı”

Bursa Uludağ Üniversitesi Çocuk Gastroenteroloji Bölümü’nde görevli Prof. Dr. Tanju Özkan, “Hasta bize Gaziantep’den ağır karaciğer hastalığı ön tanısıyla geldi. Aralık 2020 itibarıyla 8 aylıktı. Hastaya akut karaciğer yetmezliği tanısını o zaman koyduk. Ancak, bu süreçte çocuk cerrahı, transplant cerrahı arkadaşlarımızı durumdan haberdar ederek, çocuğun hastalığının ne aşamada olduğunu ve nedenini anlamaya yönelik tetkiklere, diğer yandan da akut karaciğer yetmezliği tanısıyla tedavimize başladık. Ülkemizde ‘köprü tedavisi’ olarak nitelendirilen, bizim de 10 yıl önce Uludağ Üniversitesi’nde pediatrik gastroenterolojide başlattığımız, diyalizin bir ileri versiyonu olan plazmaferez denilen bir yöntem de vardı. Karaciğerin fonksiyonunun yerini tutan bir tedaviye başladık. Diyaliz cihazlarındaki benzeri şekilde, plazmaferez yöntemiyle çocuğun bütün kanı, karaciğer hücrelerinin temizlemesi gereken maddelerden özel bir filtre vasıtasıyla temizlenerek, yine çocuğa naklediliyor.” dedi.

Donör arama sürecini anlatan Prof. Dr. Özkan, “Biz bu arada, nakil için donör aramaya başladık. Çocuk Suriyeli olduğu için, yasalarımıza göre kadavradan nakil yapılma şansı yoktu. Yakınlarını araştırdık. Öz annesiyle kan grubu tutmadı. Babasıyla kan grubu uygundu fakat, baba ileri derece obez olduğu için verici olarak uygun değildi. Aile dil bilmediği için tercüman vasıtasıyla, Arapça bilen öğrenciler aracılığıyla ya da cep telefonundaki çeviri programlarından kısa cümleler yazarak anlaşma yoluna gittik. Biz onlara bunun, ne kadar ölümcül bir şey olduğunu defalarca söylememize rağmen, aile tedavinin çocuğun hastalığını tamamen geçireceğini düşünüyordu. Sonrasında baba, itirafta bulundu. Babanın, Suriye’deki asıl nikahlı eşi, çocuğun üvey annesi, çocukla aynı kan grubundaydı, yani donör olabilirdi. Ancak bununla ilgili de yasal sınırlamalar bulunuyordu.” diye konuştu.

Ekip olarak geniş çaplı bir araştırma yaptıklarını belirten Prof. Dr. Özkan, “Göçmen bürosu ile bağlantılar sağlandı, hem valilik, hem Sağlık Bakanlığı ile çeşitli yazışmalar, sözlü bilgilendirmeler yapıldı. Çocuğun üvey annesi, çok zor koşullarda mevcut 6 çocuğa bakıyor. Çünkü babanın 2 eşten, 7 çocuğu var. 6 çocuğu Suriye’de. Hep beraber üvey anne, 6 çocuk ile birlikte geldi. Üvey annenin nakil için uygun olduğuna karar verildi. 140 günlük çok zor bir süreçti. Biz bu arada 40 küsür kez kan değişimi yaptık ve çocuğu yaşattık. Bütün enfeksiyonlara rağmen bu süreçte ekibimizin desteğiyle de, tedaviyi sürdürüyoruz. Üvey anne, geçen hafta donör oldu, karaciğer alındı, çocuğumuza nakil yapıldı. Şu anda çok daha iyi, son 2-3 gündür solunum cihazından alındı, artık kendisi soluyor. Ağızdan beslenmeye başlandı. Bütün ekibimle gurur duyuyorum” diye konuştu.

“Herkes çocuğumuz için çalıştı”

Bursa Uludağ Üniversitesi Hasta Hakları ve Halkla İlişkiler Sorumlusu ile Organ Nakli Koordinatörü Sahriye Keskin, “Çocuğumuz hastaneye yatınca 140 gün tedavisi yapıldı ve bu süreçte nakil için uygun kişi arandı. Yapılan testler sonucuna göre üvey annenin kan grubu, çocukla uyumluydu. Sonra İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Yabancılar Şube Müdürlüğü’nü aradım. Oradaki çalışanlar bize çok yardımcı oldu. Daha sonra başhekim yardımcımızın onayıyla üvey anneyi Türkiye’ye getirmek için yazışmalara başladık. Kilis Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğü ile iletişime geçtik. Herkes hasta çocuk için seferber oldu. Çünkü çocuk gün geçtikçe tükeniyordu. Yazışmalarımız olumlu geçti ve annenin gelmesine karar verildi. Anneyi 3 çocuklu olarak belirtmiştik. Ancak anne sınır kapısına 6 çocukla gitmiş. Üvey anne 3 çocukla sınırdan Türkiye’ye geldi, diğer 3 çocuğu ise Suriye tarafında kaldı. Anne 3 çocuğu Suriye’de kalınca sınırdan ayrılmadı. Çocuklarını bırakıp gelmeyi kabul etmedi. Sabaha kadar çitlerin yanında çocuklarının başında beklemiş. Gerekli yazışmalarla diğer çocuklar için de izni aldık. Üvey anne ve 6 çocuğu Gaziantep’e geldi. Paraları olmadığı için otobüs biletini emniyetteki bir polis arkadaşımız aldı ve Bursa’ya geldiler. Çocuğun öz annesi olmadığı için nakil kararı için etik kurulu toplandı. İl Sağlık Müdürlüğü’nün desteğiyle kurul kısa sürede toplandı. Herkes çocuğumuz için çalıştı. Sonucunda da doğum gününde nakli gerçekleştirdik.” diye konuştu.

Tamer’in öz annesi Nadima Al Jadou, “Çok zor bir süreç geçirdik. Doğumdan bir hafta sonra bu süreç başladı. Karaciğer yetmezliği olduğunu doğduğu zaman öğrendim. Nakil yapılması gerekti. Uzun ve zor bir süreçti. Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere doktorlara ve Sağlık Bakanı’na çok teşekkür ediyorum. Bu süreçte bize çok yardım ettiler. Çocuğun hastalığı geçmeye başladı. Bu kadar sakin durmuyordu. Sürekli ağlıyordu. Şu an bambaşka bir çocuk görüyorum. Herkese minnettarım.” dedi.

KURUM BÜLTENİ

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Bursa Bölge

TOBB BURSA KGK VE TSKF’DEN KADIN GİRİŞİMCİLERE FİNANSAL REHBERLİK

Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu (TSKF) Kadının Ekonomik Güçlenmesi Çalışma Grubu koordinatörlüğünde; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Bursa Kadın Girişimciler Kurulu iş birliği ve Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) ev sahipliğinde düzenlenen “Kadın Girişimciler İçin Vergisel Riskler ve Fırsatlar” semineri, iş dünyasının kadın temsilcilerini bir araya getirdi.

Moderatörlüğünü TSKF Kadının Ekonomik Güçlenmesi Çalışma Grubu Koordinatörü Nurdan Koçlular’ın üstlendiği etkinlikte; vergi mevzuatı, mali yükümlülükler, teşvik mekanizmaları ve sürdürülebilir finansal yönetim başlıkları altında, kadın girişimcilerin iş yaşamında karşılaşabilecekleri riskler ve büyüme fırsatları kapsamlı şekilde ele alındı.

Filiz Yayla: “Girişimci kadınlar toplumsal dönüşüme öncülük ediyor”

Seminerin açılışında konuşan Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu Başkan Vekili Filiz Yayla, federasyonun kadınlar ve genç kızlar için eğitimden sağlığa kadar 5 ana odakta çalıştığını belirtti. Kadın girişimciliğinin ekonomik kalkınmanın en stratejik unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Yayla, “Kadın girişimcilerimiz yalnızca kendi işlerini büyütmekle kalmıyor, aynı zamanda istihdam yaratıyor, toplumsal dönüşüme öncülük ediyor ve gelecek nesillere ilham veriyor” dedi.

Vergisel süreçlerin girişimcilik yolculuğundaki önemine dikkat çeken Yayla, “Vergi mevzuatı doğru yönetildiğinde işletmeler için önemli bir fırsat sunarken, ihmal edildiğinde ciddi riskler doğurabiliyor. Bugün burada kadın girişimcilerimizin bu süreçleri daha bilinçli yönetmelerine destek olmak için bir aradayız. Bu seminerin, kadınlarımızın iş hayatında daha sağlam adımlar atmasına ve yollarının aydınlanmasına katkı sağlamasını diliyor, Bursa Soroptimist Kulübü ve Uludağ Soroptimist Kulübü`nün kıymetli üyeleri başta olmak üzere, tüm katılımcılarımıza teşekkür ederim” diye konuştu.

“Kadınlarımızın iş dünyasında daha güçlü yer almasını önemsiyoruz”

TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Sabriye Şen ise konuşmasında, mali süreçlerin etkin yönetimine dikkat çekti. Girişimciliğin artık yalnızca üretmek ya da satış yapmakla sınırlı olmadığını belirten Şen, “Günümüzde girişimcilik; değişen ekonomik koşulları doğru okumayı, mali süreçleri etkin yönetmeyi ve sürdürülebilir bir iş yapısı oluşturmayı da gerektiriyor. Özellikle vergi mevzuatı gibi teknik alanlarda doğru bilgiye sahip olmak, işletmelerimizin büyümesi, risklerin azaltılması ve fırsatların doğru değerlendirilmesi açısından büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Kadın girişimciliğinin ekonomik kalkınmadaki önemine dikkat çeken Şen, “Bizler TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu olarak kadınlarımızın iş dünyasında daha güçlü yer almasını destekleyen, bilgiye erişimini artıran ve girişimcilik ekosistemine katkı sağlayan her çalışmayı çok kıymetli buluyoruz. Kadın girişimcilerimizin üretimde, ihracatta, karar alma mekanizmalarında ve toplumsal dönüşümde daha görünür olması gerektiğine inanıyor ve çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz” diye konuştu.

“Destek ve teşviklerle finansal fotoğrafınızı güçlendirin”

Seminerde konuşan Mali Müşavir, Bağımsız Denetçi ve Bilirkişi Seval Karakoç, kadın girişimcilerin finansal süreçleri günlük operasyonların ötesinde stratejik bakış açısıyla yönetmesi gerektiğini belirtti. Şirket kuruluşunun ilk günlerinden itibaren mali disiplinin önemine dikkat çeken Karakoç, “Şirketinize bir finansal lider gibi bakın. Genç girişimci teşviklerinden evde üretim vergisi muafiyetine, KOSGEB desteklerinden SGK prim avantajlarına kadar pek çok imkân mevcut. Özellikle kadın ortaklı şirketler için sunulan özel indirimler, girişimcilerimiz için birer kaldıraç görevi görüyor. Şirketinizin her ay düzenli olarak finansal fotoğrafını çekmek, bu fırsatları kaçırmamanızı sağlar” dedi. Karakoç ayrıca, KDV, stopaj, huzur hakkı ve kâr payı dağıtımı gibi teknik konularda da katılımcıları bilgilendirdi.

Mevzuata uyum, işletmeleri koruyan en güçlü kalkan

Vergi Avukatı ve Eski Vergi Müfettişi Şebnem Becce Özdemir ise Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın dijital dönüşüm süreciyle birlikte devreye aldığı yapay zeka destekli yeni nesil denetim sistemlerine dikkat çekti. Kurgan, Meva ve Beyanname Gözetimi gibi sistemlerin harcamaları, banka hareketlerini ve mal varlığı verilerini saniyeler içinde analiz edebildiğini vurgulayan Özdemir, “Yüksek Gelir Grubu Uyum Programı ile beyan edilen gelir ile yaşam standardı arasındaki uyumsuzluklar artık anında tespit ediliyor. Mevzuata uyum, işletmeyi koruyan en güçlü kalkandır. Bu nedenle vergi idaresinden gelen bildirimleri zaman kaybetmeden değerlendirmek ve süreci şeffaf yönetmek hem mali yükleri hem de telafisi güç hukuki riskleri önemli ölçüde azaltacaktır” uyarısında bulundu. Özdemir, kadın girişimcilere hukuki süreçlerde hak arama yollarını da anlattı.

Kadın girişimcilerin yoğun ilgi gösterdiği program, soru-cevap bölümünün ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Continue Reading

Bursa Bölge

BOZBEY KARARI HESAPLANMAYINCA OLAN BURSALI’YA OLDU

Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki BURULAŞ aracılığıyla yıllardır “BBBUS” markasıyla Bursalılara konforlu ve kesintisiz ulaşım imkanı sunan Sabiha Gökçen hattı, geçtiğimiz aylarda tartışmalı bir kararla el değiştirmişti. 2017 yılından bu yana tıkır tıkır işleyen sistemin HEAŞ üzerinden HAVAİST firmasına devredilmesinin ardından korkulan oldu: Fiyatlar yükseldi, sefer sayıları azaldı ve yolcu mağduriyeti zirve yaptı.

“Gerek bilet fiyatlarındaki ani artış gerekse terminal düzenindeki değişiklikler nedeniyle vatandaşlar tepkisini dile getirirken, sorunun çözümü için Büyükşehir cephesinden saha incelemeleri gelmeye başladı. Konuyu ilk günden bu yana titizlikle takip eden ve “uyarmıştık” diyen gazeteci Okan Tuna, son gelişmeleri ve özelleştirme sonrası ortaya çıkan tabloyu köşesine taşıdı.

Okan Tuna’nın yazısı şöyle:

“O karar alındığında uyarmış ve endişelerimizi dile getirmiştik. Maalesef ki haklı çıktık.

Konuyu hatırlatalım.

2017 yılında; Dönemin Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe çok yerinde bir karar alarak, belediye şirketi BURULAŞ aracılığıyla Sabiha Gökçen Havaalanı ile Bursa Terminali arasında BBBUS seferleri başlattı.

Bu lüks seyahatler öyle ilgi gördü ki, seferler 15 dakikaya bir düşürüldü.

Üstelik; Osmangazi Köprüsü ve ardından otoyol ile 1 saat 20 dakika gibi kısa bir zamanda gerçekleşmeye başladığı bu seyahatler.

Bursalılar için çok büyük bir kolaylıktı.

Sonrasında;

AK Partili bir diğer Başkan Alinur Aktaş döneminde de devam etti bu seferler. Merkezi hükümet ses çıkarmadı bu seferlerin sürdürülmesine.

İlginçtir…

Tam 9 yıldır aralıksız süren ve büyük ilgi gören bu seferler, Mustafa Bozbey başkanlığındaki CHP’li Büyükşehir Belediyesi döneminde nedense bir anda dikkat çekti.

Ve;

Anlaşılamayan bir şekilde özelleştirilmesine karar verildi.

Ve de;

Savunma Sanayi Başkanlığı iştiraki olan HEAŞ (Havaalanı İşletme ve Havacılık Endüstrileri AŞ) aracılığıyla bu ihale HAVAİST firmasına verildi.

Böylece;

Bu hat, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin elinden alındı. O zaman endişelerimizi dile getirmiştik. “Kamusal hizmet zarar görecek” diye. Beraberinde; Bilet fiyatlarının artabileceğini ve hizmet kalitesinin de düşebileceğini dile getirdik.

Ne yazık ki;

Endişelerimiz gerçek oldu.

Biz de son olarak, belediyenin elindeyken bu hattı 21 Ocak’ta kullanmış ve 565 lira bilet bedeli ödemiştik.

Şimdi bu bilet fiyatları bir anda zamlandı ve 650 lira oldu!

Dahası;

HAVAİST firması Bursa ile Sabiha Gökçen Havaalanı arasındaki sefer sayılarını düşürdü.

Bununla kalmadı;

Bursa durağı kaldırıldı.

Bu nedenle;

Havaalanından çıkan Bursalılar, uzun yürüyüşler yaparak, otobüslere nereden bineceğini, bileti nereden alacaklarını bilemez hale geldi.

Haliyle tepki büyük.

O kadar büyük ki, mevcut Belediye Başkanvekili Şahin Biba bile Sabiha Gökçen’e gidip, sorunu yerinde incelemek ve çözüm aramak durumunda kaldı.

Şimdi bu koca sorun nasıl çözülecek bilinmiyor.

Bu hat;

Dönemin CHP’li belediyesinin elinden alınırken şunu söylemiştik:

“31 Mart seçiminde Bursa Büyükşehir Belediyesi AK Parti’nin elinde kalsaydı, bakanlık bu özelleştirme kararını alıp, 9 yıllık hattın Bursa’nın elinden çıkmasına izin verir miydi”

Muhtemelen izin vermezdi.

Eminiz ki;

Bozbey’in tutuklanmasının ardından Büyükşehir Belediyesi’nin şimdiki AK Partili döneminde de böyle bir karar alınmazdı.

Temennimiz;

Başkanvekili Biba’nın girişimlerinin elbette ki olumlu sonuçlanması yönünde ama…

Belli ki;

Bu hat artık eskisi gibi olmayacak, Bursalılar tıkır tıkır işleyen eski sistemden mahrum kalacak.

Continue Reading

Bursa Bölge

HIDIRELLEZ COŞKUSU BURSALILARI BULUŞTURDU

Kültürpark’ta düzenlenen Hıdırellez Şenliği, halk dansları gösterileri, atölye çalışmaları ve çocuklar için düzenlenen birbirinden renkli etkinliklerle dolu dolu kutlandı.

Şenliğe katılan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan ve Büyükşehir Belediyesi yöneticileriyle birlikte alanı gezerek vatandaşlarla sohbet etti. Kadın kooperatiflerinin ürünlerinin sergilendiği alanı gezip tek tek stantlara uğrayan Başkan Vekili Biba, üreten kadınlara hayırlı işler diledi. Ardından şenlikte sahne alan Suzan Kardeş ile bir araya gelen Başkan Vekili Şahin Biba, etkinliğe katılımından dolayı teşekkür ederek çiçek ve hediye takdim etti.

“Bursa, kültürüyle, doğasıyla, insanıyla yaşayan bir hafızadır”

Konser öncesinde Başkan Vekili Şahin Biba adına programa katılarak vatandaşlara hitap eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Osman Şahin, Hıdırellez’in coğrafyanın en köklü miraslarından biri olduğunu söyledi. Hıdırellez’in, Hazreti Hızır ile Hazreti İlyas peygamberin yeryüzünde buluştuğu özel bir zaman olduğuna inanıldığını belirten Şahin, “Hıdırellez, toprağın uyanışıyla birlikte insanın da kendini yenilediği, kırgınlıkların yerini muhabbetin aldığı, umudun yeniden filiz verdiği bir dönemdir. Ne mutlu bizlere ki, bugün bizler de şehrimizde hep birlikte baharı, Hıdırellez’i yaşıyoruz. Bursa, geçmişten bugüne taşıdığı değerlerle büyüyen ve gelişen bir şehirdir. Bursa, kültürüyle, doğasıyla, insanıyla yaşayan bir hafızadır. Bizler de bu hafızayı koruyan, geliştiren ve geleceğe taşıyan bir anlayışla çalışıyor, Hıdırellez geleneğimizi yaşatıyoruz” dedi.

“Hıdırellez hepimize kutlu olsun”

Hıdırellez’in hatırlattıklarına değinen Başkan Vekili Osman Şahin, “Doğa nasıl yeniden can buluyorsa, insan da umutla yeniden başlar. Paylaştıkça çoğalan, bir arada oldukça güçlenen bir hayat mümkündür. Dileğimiz, şehrimizin ve ülkemizin her köşesinde bereketin, huzurun ve mutluluğun artmasıdır. Yarınlara daha güçlü yürümektir. Bu anlamlı buluşmaya emek veren herkese teşekkür ediyorum. Hıdırellez hepimize kutlu olsun” diye konuştu.

Konuşmaların ardından sahne alan Suzan Kardeş, sevilen şarkıları ve enerjisiyle şenliğe damga vurdu. Daha sonra Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi’nin kontrolünde yakılan Hıdırellez Ateşi’nin üzerinden atlayan vatandaşlar, Hıdırellez’in bereketini ve umudunu hep birlikte paylaştı.

Continue Reading

Trending