Genel
SARIBAL: “İKTİDARIN GÖREVİ FELAKET YARATMAK”
CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, 6 Şubat Depremi’nin yıldönümünde düzenlediği basın toplantısında depremzede vatandaşların sorunlarının çözülmediğini, aksine bu sorunların artarak devam ettiğini ileri sürdü. Sarıbal, “Her yıkım sonrası bunu bir kadere, öbür dünyaya havale eden inançlar üzerinden kader meselesine dönüştürerek durumu savuşturuyorlar ama öbür taraftan da yeni imar alanları açmaya çalışarak aslında doğa gerçeği olan depremi felakete döndürme görevini, sorumluluklarını adeta yerine getirmiş gibi bir tutum içerisindeler. Yani adeta deprem bilerek ve istenerek felakete dönüşsün diye iktidar yıllarca böyle açık bir politika ve tutum izlemiş durumdadır.” dedi.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de yaptığı dikkat çeken açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Aslında deprem bir siyasi, bir politik mesele olarak çok net bir şekilde karşımızda durmaktadır. Elbette sonuçlarını herkes söylüyor, herkes anlatıyor ama bizi bu sonuçlara iten, alınmayan tedbirleri almayanlarla ve bunların ortaya koymuş olduklarıyladır. Yöntemlerle, yönetim biçimleriyle gerçekten yüzleşmemek, bunları konuşmamak çok acı. Bugün yaşadığımız süreç, o günün çevre ve iklim sorumluluğu içerisinde olan Bakan’ın bugün çıkıp 50 bin civarında yaşamını yitiren insanlardan bahsederken, bugün 130.000 insanımızın yaşamını yitirdiğini söylüyor olması önemli bir iş. İnsanlar söyledi, doğa söyledi, aileler söyledi ama onlar, bizim kayıtlarımız böyle, 50.000 insanımız hayatını yitirdi dediler. Oysa aynı görevde bulunan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı bugün belediye başkan adaylığı sürecinde bir açıklama yaparak, 130 bin insanımızın hayatını kaybettiğini söylüyor.
İzmir depremi sonrasıydı. İzmir depremi sonrası Temmuz 2021 tarihinde bir rapor açıklandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurduğu Araştırma Deprem Araştırma Komisyonu bir rapor sundu. Bu raporda 6-7 milyon civarında, -ki daha da fazla- riskli bina var denildi. Yani bu 7 milyon binanın acilen kentsel yenileme veya dönüşüm nedeniyle güçlendirilmesi ve depreme hazır hale getirilmesi gerektiğini söylediler. Aynı şekilde 6 Şubat 2023 Maraş depreminden sonra yine meclis hazırlamış olduğu raporda, 238 bin civarında ülkede riskli binanın yenilendiği söylendi. 7 milyon nere 238 bin nere? 11 yılda yenilenen bina sayısının 238 bin olduğunu söylediler.
Peki gerçekleşebilir mi? Bu anlayışla gerçekleşemez.
Enflasyonun 3 yılda % 300 – % 400 arttığı bir ülkede bir iktidar, 21 yılda 2 buçuk trilyon dolar para harcıyor ve günün sonunda üst üste ekonomik krizler, merkez bankasından satılan paralar karşılığında enflasyon, kur ve faiz sorunu çözülmemişken, bugün emekli maaşı 10.000 TL iken, artık ortalama gelir haline dönmüş 17.000 liralık asgari ücretle, açlık sınırının 19.000 TL, yoksulluk sınırının 50.000 TL aylık gelirle açıklanabildiği bu ülkede depreme karşı sağlıklı güçlü bina yapılma şansının olmadığını hepimiz biliyoruz. Ama işte bu iktidar inşaatı seviyor, inşaat rantını seviyor, inşaatı ekonominin lokomotifi yapma konusunda yıllardır bir çaba sarf ediyor. Üst üste imar afları, üst üste yeni alanların yaratılması, inşaatla ilgili her defasında inşaat sektörüyle ilgili yıllarca çeşitli açıklamalar yapılması, yeni rezerv alanlarının açılarak kentteki nefes alma alanlarının da tamamen konuta, ranta dönüştürülmesi, deprem bölgesinin dışına rezerv alanlarının, özellikle İstanbul’da değişik büyük kentlerde, artık yeni bir inşaat sektörü biçimine dönüştürülmesi ne yazık ki inşaatların, konutların, güçlü kentlerin yapılması konusunda iktidarın ne kadar geride durduğunu ortaya koyan bir gerçek.
Kaldı ki, 6 Şubat depreminde bölgede yıkılan binaların bir kısmının kentsel yenileme ve kentsel dönüşüm sonrası da yıkıldığını gösteriyor. Yani yapılan kentsel yenileme ve kentsel dönüşümün de ne kadar depreme dayanıklı olduğu konusunda birçok soruyla karşı karşıya olduğunu gösteren bir durum. Bugün geldiğimiz bu durumda, inşaatın iktidar tarafından sevilir olmasının yaman bir çelişkisi de var. Bir taraftan deprem bölgesinde 650 bin binanın hasar gördüğünü, bunların en kısa süre içerisinde yapılacağını söylediler. Ekim 2023’te açıklama yaparak yıl sonuna kadar 41 bin konutun teslim olacağını ifade ettiler. Toplamda 250 bin binanın üzerinde bir yıl içerisinde yapıp teslim edeceklerini net bir şekilde ortaya koydular, bunu sonra 319 bin binaya çıkardılar ama şimdi Şubat ayında bu 11 ilde ağırlıklı olarak Maraş-Hatay olmak üzere 41 bin civarında binanın kurasını çekeceğiz diyorlar.
Vaatlerle geçen 1 yıl
Her yıkım sonrası bunu bir kadere, bunu öbür dünyaya havale eden inançlar üzerinden kader meselesine dönüştürerek durumu savuştururken, öbür taraftan da yeni imar alanları açmaya çalışarak aslında doğa gerçeği olan depremi felakete döndürme görevini, sorumluluklarını adeta yerine getirmiş gibi bir tutum içerisindeler. Yani adeta deprem bilerek ve istenerek felakete dönüşsün diye iktidar yıllarca böyle açık bir politika ve tutum izlemiş durumda. Evet, başta Cumhurbaşkanı, şu anda belediye başkan adayı olan İstanbul’da Murat Kurum, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki ile İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaoğlu en çok konuşan isimler. Ve tabii ki de Cumhurbaşkanı… Bu alanlarla ilgili en çok bunlar konuşmuş. Yani koca bir yılı biz bunların vaatleriyle geçirdik.
Oysa bölgede durum ne? Oysa bölgede durum gerçekten içler acısı. Göç en yüksek oranda gerçekleşti. Sorunları bitti mi? Hayır. Gittikleri yerlerde işsizlik, gittikleri yerlerde yeni barınma sorunları, gittikleri yerlerde yoksulluk, gittikleri yerlerde adaptasyon. Ama yürekleri ve gönülleri ayrıldıkları yerdeydi. O enkazların altında eşlerini, çocuklarını, ailelerini, akrabalarını bırakmışlardı.. Yani onların sorunları elbette hâlâ devam ediyor ve bu sorunlarla baş başa kaldılar.
“Çocuklar artık çocuk değil”
Peki bölge? Bölgede dram yaşanmaya devam ediyor. Çocukların eğitim sorunları çözüldü mü? Sadece saat değişiklikleriyle gün saati üzerinden yapılan işlerle yaşam devam etti. Çocukların çocuklukları yok oldu. Onlar birer çocuk ama çok büyük acılarla yaşamları boyunca o travmanın etkisinde kalacaklar. Gençler, çocuklar olarak yaşama tutunmaya çalışacaklar. Yani eğitim saatleriyle oynamanın dışında eğitimin içeriği, niceliği, kalitesi, eğitimin yaşandığı fiziki koşullar, binaların hiçbiri yok!
Sadece o mu? Yıkımı fırsat bilerek zeytinlikler, tarım toprakları her tarafı araç olmaya başlandı. Son zamanlarda çıkarılan rezerv yasasıyla adeta daha da bu iş üst noktalara çıktı. Çünkü sadece deprem bölgesinde değil, deprem bölgesi olmayan bütün ülkede yeni rezerv alanları dedikleri kentin en önemli yerlerini yeni inşaat rant, talan, yağma sürecinin bir parçasına dönüştürmeye devam ettiler.
“Doğduğumuza pişman olduk”
Evet kadınlar çocuklarını yitirdiler, kardeşlerini, anne babalarını. Bunların travması bambaşka. Evleri yoktu, suları da… Çadırda yeni sorunlarla karşılaştılar. Sel, rüzgar, fırtına, konteyner… Çamurlar içerisinde kaldılar ve onların travmaları hâlâ biraz önce söylediğimiz rakamlar üzerinden hâlâ en derinden devam ediyor.
Peki psikolojileri? Bunu soran var mı? O da yok. Psikososyal yapıları? Gerçekten bu sorunlar tümüyle duruyor ve söyledikleri söz şu “Doğduğumuza pişman olduk.”
Peki bölgenin demografik yapısı? Nüfus değişikliği, kültürleri, tarihleri, gelenekleri, alışkanlıkları… Hepsi yok oldu.
Engelliler, sakat kalanlar… Bunlar ne durumda? Biliniyor mu? Hayır! Bunların sorunları tümüyle aynı şekilde devam ediyor. Başka kentlere tutunmaya gittiler, başka yaşam biçimlerine. Bulundukları yerlerde kalanlar, “Bizim yerimiz yurdumuz evimiz barkımız” bu mu diyorlar.
Gerçek sorunlar deprem bölgesinde bütün acısıyla devam ediyor. Peki hukuk, adalet var mı? İnsan hakları…? İnsana dair, yaşanan sorunlara dair bir adalet, bir hukuk, bir hakikat var mı? O da yok.
Ulus’ta Deprem Mağdurları ve Kayıp Yakınlarıyla Dayanışma Derneği yaptığı açıklama, (kısa adıyla DEMAK); Hatay’da 30’u çocuk 122 kayıp. Kahramanmaraş’ta 5’i çocuk 18 kayıp. Adıyaman’da 2’si çocuk 3 kayıp. Gaziantep’te bir kayıp çocuk. Malatya’da bir kayıp olmak üzere 38’i çocuk 145 kayıp vatandaşımıza bir yıl geçmiş olmasına rağmen henüz ulaşılamadığını bildirdi.
“Nasıl cevap vereceğiz?”
Nedir bu? Hangi yürek dayanabilir ki buna? Biraz saygı, biraz empati, biraz kendimizi o insanların yerine koyduğumuzda koca koca laf eden, devlet yöneticileri. Devletleşmiş iktidar, devletleşmiş parti yöneticileri, saray, meclis, siyasetçiler hepimiz bunun cevabını nasıl vereceğiz? Biz bu insanlara ne diyeceğiz? Açlığın, yoksulluğun, sefaletin, bütün bu yaşananların yanında bu insanlara ne cevap vereceğiz biz? Kayıplar çok, cesetleri yok, mezarları da yok…
Sadece konut meselesi de olmadığını görüyoruz. Meselenin sadece “size konut yaptım hadi gelin oturun” demek de aslında o insanlara bir hakarettir. Zaten yapılmış olması lazımdı bugüne kadar. 99 depremi, eski depremler, Elazığ depremi, Erzincan depremleri, Hatay’ın bin yıl içerisinde yaşadığı büyük depremler…
İnsan dediğiniz varlık sadece bir mekana sığdırılacak bir şey değil. Sosyolojik sorunları, eğitim sorunları, sağlık sorunları, hastaneler bile inşa edilemedi. Kaldı ki yepyeni yapılmış bir hastane Maraş Pazarcık’ta adeta kullanılamaz hale geldi. Yani sadece yönetmelik, sadece kanun yetmiyor, bir eksik var ortada. Büyük eksik. Ve bunu sadece kadere, inanca bağlamanın da artık bir karşılığı yok. Herkes her şeyi yaşıyor. Evet. Sorunlar çözülecek diye bekliyoruz. Ama nasıl çözülecek?
“İnşaat inşaat diyerek…”
Konut sorunu çözülecek diye bekliyoruz. Nasıl çözülecek? İnşaat inşaat diyerek mi? İnsanları çadıra, konteynıra ve şimdi ne zaman alacakları belli olmayan konutlar üzerinden oyalıyorlar. Bu günlere geldik. İnşaatlar yapılacaksa ne zaman? Tayyip Erdoğan emir verir, yapın derse? Oradan izin çıkarsa… Depremde askerin sahaya çıkmaması gibi. Evet, depremden önce karayolu var dediler, uçak yolu var dediler, havaalanı var dediler, demiryolu var dediler, depremde baktık hiçbiri yok. Ulaşım var dediler. İletişim var dediler. Telefonlar baz istasyonları 3G’ ler 3,5G’ler, 4G’ler, 4,5 G’ler. Koca devletiz, uzaya uçuyoruz, hızlandırdık, her şeyi dediler. Baktık onlar da yokmuş. Orada da devlet ya da iktidar yoktu. Deprem oldu, deprem sonrasında yaşadığımız felakete baktık yine kimse yok. Otobanlarda kilometre derece kuyruk, yardıma gelecek insanların ulaşabilme olanakları yoktu. Ama her zaman olduğu gibi laf çoktu.”
Genel
BTSO, ARTIK YEMYEŞİL
BTSO seçimlerinde Özer Matlı’nın öncülüğündeki yeşil liste, 34 komite ve 78 meclis üyesiyle ilk sıraya yerleşti. Mavi listeyi hem komite sayısında hem meclis temsilinde geride bırakan Matlı, “Bu başarı Bursa’nın başarısıdır. Üyelerimiz baskıya ve dayatmaya en güçlü cevabı sandıkta verdi” dedi.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) meslek komitesi seçimlerinde üyelerin değişim talebi sandığa yansıdı. Açıklanan sonuçlara göre yeşil liste 34 komitede 78 meclis üyeliği kazanırken, mavi liste 31 komitede 71 meclis üyeliği elde etti. Beyaz liste dört komitede sekiz meclis üyeliği kazandı. Bir komitedeki iki meclis üyeliğinin dağılımı ise sonuçlar kesinleştikten sonra yarın yapılacak kuraya bağlı kaldı.
Yeşil liste, mavi listenin üç komite ve yedi meclis üyesi önünde yer alarak seçimlerden en güçlü temsil grubuyla çıktı. Bu sonuçlara göre, mevcut yönetimin önde gelen şirketlerinden Beyçelik, Durmazlar, Ermaksan, Şanmak gibi şirketler kendi sektörlerinde yeni dönemde temsil edilemeyecek.
Sonuçları değerlendiren Özer Matlı, Bursa iş dünyasının mevcut yönetim anlayışına güçlü bir tepki gösterdiğini belirterek şunları söyledi:
“Bugün, eşit şartlarda yapılmayan bir seçimde, Bursa’nın iş dünyası kendi iradesine sahip çıktı. Esnafımız, tüccarımız, sanayicimiz ve KOBİ’lerimiz sözünü söyledi. Üyelerimiz Oda’sında değişim istediğini, daha çok hizmet beklediğini, karar süreçlerinde söz sahibi olmak istediğini sandıkta gösterdi. Bu başarı Bursa’nın, üretenlerin, alın teri dökenlerin ve hakkını savunan üyelerimizin başarısıdır.”
Seçim sürecindeki baskı ve dayatmalara da değinen Matlı, üyelerin verdiği cevabın açık olduğunu vurguladı:
“Üyelerimiz kendi kararını verdi, kendi geleceğine sahip çıktı. Bütün baskılara rağmen yeşil listeyi hem komite sayısında hem meclis temsilinde ilk sıraya taşıdı. Bu sonuç, üyelerimizin cesaretinin ve kararlılığının eseridir.”
Matlı, elde edilen başarının büyük bir sorumluluk getirdiğini ifade ederek açıklamasını şöyle tamamladı:
“Sandığa gelen, iradesini ortaya koyan bütün üyelerimize teşekkür ediyorum. Bize duyulan güvenin sorumluluğunu biliyoruz. Önümüzdeki hafta yapılacak seçimde de bütün seçilen meclis üyelerimizin gönlüne dokunarak, yeni bir dönem için çalışmaya başlayacağız. Daha çok hizmet, eşit temsil ve hesap veren bir oda için mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bugün Bursa’nın sesi yükseldi. Üyenin iradesi kazandı. BTSO artık yemyeşil.”
Genel
GÖKHAN TÜYDEŞ KTSO BAŞKANLIĞINA ADAYLIĞINI AÇIKLADI
Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası’nda 2 Ekim 2026 Cuma günü gerçekleştirilecek seçimler öncesinde kulisler hareketlenirken, iş insanı Gökhan Tüydeş KTSO Yönetim Kurulu Başkanlığına adaylığını açıkladı.
Tüydeş, adaylık kararını kamuoyuyla paylaştığı basın açıklamasında, Karacabey’in ticaret, sanayi, tarım ve üretim potansiyelinin daha ileri taşınması gerektiğine dikkat çekerek, oda yönetiminde ortak akıl, istişare ve dayanışmayı esas alan bir anlayış ortaya koyacaklarını belirtti.
KTSO seçimlerinde üyelerin oylarıyla belirlenecek yeni döneme ilişkin çalışmalar sürerken, Tüydeş açıklamasında özellikle üyelerin sorunlarının doğrudan dinlenmesi, çözüm odaklı bir oda yapısının oluşturulması, yeni yatırımların önünün açılması, istihdamın güçlendirilmesi ve genç girişimcilere yönelik projeler geliştirilmesi başlıklarına vurgu yaptı.
“Ben” yerine “biz” anlayışını öne çıkaran Tüydeş, farklı sektörlerden iş insanlarını ortak hedef etrafında buluşturmayı amaçladıklarını ifade ederken, geçmiş dönemlerde odaya hizmet veren başkan ve yöneticilere de teşekkür etti. Tüydeş ayrıca, 2 Ekim 2026 Cuma günü yapılacak seçimlerde tüm KTSO üyelerini oy kullanmaya ve Karacabey’in ekonomik geleceğine ilişkin tercihlerini sandıkta ortaya koymaya davet etti.
Tüydeş’in adaylık açıklamasının tamamı şöyle:
“Bizler; Karacabey’in ticaretine, sanayisine, tarımına, üretimine, yaşamına ve geleceğine gönül vermiş iş insanları olarak, birlik ve beraberliği esas alan, büyüyen ve gelişen bir Karacabey vizyonuyla yola çıkıyoruz.
İnanıyoruz ki artık Karacabey için yarışmak değil, Karacabey için birlikte çalışma zamanı.
Farklı sektörlerde faaliyet gösterebilir, farklı düşüncelere ve farklı bakış açılarına sahip olabiliriz. Ancak söz konusu Karacabey’in ekonomisi, esnafımızın, tüccarımızın, sanayicimizin, üreticimizin ve girişimcimizin geleceği olduğunda hepimizin ortak bir hedefi var:
Daha güçlü, daha üretken ve daha müreffeh bir Karacabey.
Biz bu anlayışla yola çıkıyoruz.
Amacımız; odamızı yalnızca seçim dönemlerinde gündeme gelen bir kurum olmaktan çıkararak, üyelerinin her zaman yanında olan, sorunlarını dinleyen, çözüm üreten ve Karacabey’in ekonomik gelişimine öncülük eden güçlü ve etkin bir yapıya kavuşturmaktır.
Üyelerimizin yaşadığı sorunları ve beklentileri biliyoruz. Üreticimizin, tüccarımızın, sanayicimizin, esnafımızın ve girişimcimizin ihtiyaçlarını biliyoruz.
Karacabey’in güçlü tarım ve sanayi altyapısını daha ileriye taşımak, ticaret hacmini artırmak, yeni yatırımların önünü açmak, istihdamı güçlendirmek, gençlerimizin ve girişimcilerimizin önünü açacak projeler geliştirmek ve ilçemizin Bursa ve Türkiye ekonomisindeki konumunu daha da güçlendirmek için çalışacağız.
Bizim anlayışımızda “ben” değil, “biz” vardır.
Makam değil, hizmet vardır.
Ayrışma değil, dayanışma vardır.
Çünkü biliyoruz ki birlikten güç doğar.
Bugün aynı hedef etrafında bir araya gelen arkadaşlarımızla birlikte; geçmiş kuşakların tecrübesine, kendi kuşağımızın bilgi ve deneyimine, gelecek kuşağın ise beklenti ve ihtiyaçlarına sahibiz.
Bu anlayışla hiçbir üyemizi ötekileştirmeden, hiçbir görüşü dışlamadan, herkesin fikrine değer vererek hareket edeceğiz. Ortak aklı, istişareyi ve dayanışmayı çalışma anlayışımızın merkezine koyacağız.
Buradan tüm üyelerimize çağrımızdır:
Gelin, ortak akıl etrafında buluşalım.
Gelin, Karacabey için birlikte üretelim.
Gelin, birlikte büyüyelim ve birlikte kazanalım.
Bu vesileyle bugüne kadar odamıza hizmet etmiş tüm başkanlarımıza, yönetim kurulu üyelerimize, meclis üyelerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.
Geçmişin tecrübesine saygı duyuyor, geleceğe ise büyük bir inançla bakıyoruz.
Karacabey’in potansiyeline inanıyoruz.
Tüccarımıza, sanayicimize, esnafımıza, üreticimize ve girişimcimize inanıyoruz.
Ve biliyoruz ki birlik olduğumuzda Karacabey için çok daha büyük işler başarabiliriz.
Ayrıca, 2 Ekim 2026 Cuma günü gerçekleştirilecek seçimlerde tüm üyelerimizi oy kullanmaya, büyüyen ve gelişen Karacabey’in geleceğine hep birlikte yön vermeye davet ediyoruz.”
Genel
AYÇİÇEĞİNDE ÖN ALIM FİYATI 37 BİN TL
Trakya Birlik, 2026/2027 üretim sezonunda yüzde 44 yağ oranlı ayçiçeği için ön alım fiyatını ton başına 37 bin TL olarak belirledi. Birlik, yağ oranına göre uygulanacak fiyat çarpanının yanı sıra sezon sonunda oluşabilecek ilave gelirlerin üretici ortaklarına dağıtılabileceğini açıkladı.
Trakya Birlik, 2026/2027 üretim sezonunda üretici ortaklarından alınacak ayçiçeğinin ön alım fiyatını açıkladı. Uluslararası sözleşme standardı olan yüzde 44 yağ oranlı ayçiçeği için belirlenen ön alım fiyatı ton başına 37 bin TL oldu.
Birlik tarafından yapılan açıklamada, dünyada tarımsal üretim ve gıda tedarikinin giderek daha stratejik hale geldiği belirtilerek, Türkiye’nin yağlı tohumlardaki üretim kapasitesinin güçlendirilmesinin ve dışa bağımlılığın azaltılmasının önemine dikkat çekildi. Ayçiçeği başta olmak üzere yağlı tohum üretiminin sürdürülebilirliğini sağlayacak, üreticiyi korurken tüketici ve sanayinin ihtiyaçlarını da gözeten dengeli ve istikrarlı bir piyasa yapısının oluşturulmasının hedeflendiği ifade edildi.
Yüzde 44 yağ oranı baz alınacak
Trakya Birlik’in açıkladığı 37 bin TL’lik fiyat, yüzde 44 yağ oranlı ayçiçeği için geçerli olacak. Ham yağ oranına göre yapılacak alımlarda yüzde 44 yağ oranı baz alınırken, bu oranın üzerindeki veya altındaki her yüzde 1’lik yağ oranı değişimi için yüzde 1,5 oranında fiyat çarpanı uygulanacak.
Buna göre üreticilerin teslim ettiği ürünlerin nihai alım fiyatı, ayçiçeğinin yağ oranına göre hesaplanacak. Böylece yağ oranı yüksek veya düşük ürünler için yüzde 44’lük standart üzerinden farklı fiyat oluşacak.
235 bin 979 ton alım gerçekleştirildi
Ayçiçeği hasadının ağustos ayının ortalarında başladığı ve üretim bölgelerinde giderek yoğunlaştığı belirtilirken, ülke genelindeki hasadın büyük ölçüde eylül ayı sonuna kadar tamamlanmasının beklendiği bildirildi.
rakya Birlik’in hasat süreci boyunca 48 kooperatifine bağlı 109 alım merkezi ile iki fabrikasında üreticilerin ürünlerini teslim almaya devam ettiği açıklandı. Birlik, fiyatın henüz açıklanmadığı dönemde ürünlerini kooperatiflerine teslim eden üreticilere de teşekkür etti.
Açıklanan verilere göre Trakya Birlik tarafından bugüne kadar toplam 235 bin 979 ton ayçiçeği mubayaası gerçekleştirildi.
Fiyat belirlenirken çok sayıda unsur değerlendirildi
Birlik tarafından ön alım fiyatının belirlenmesi sürecinde Türkiye’deki mevcut gümrük rejiminin yanı sıra dünya ayçiçeği üretimindeki gelişmeler ve uluslararası piyasalarda beklenen fiyat seviyeleri dikkate alındı.
Değerlendirmelerde ayrıca döviz kurlarındaki seyir, finansman maliyetleri ve ayçiçeği fiyatlarının oluşumuna etki eden diğer unsurların da göz önünde bulundurulduğu bildirildi.
Trakya Birlik, yapılan değerlendirmeler ve mevcut piyasa koşulları doğrultusunda yüzde 44 yağ oranlı ayçiçeği için 37 bin TL/ton ön alım fiyatının belirlenmesine karar verildiğini açıkladı. Belirlenen fiyatla birlikte hasat döneminde piyasanın sağlıklı şekilde işlemesine ve ürün fiyatlarında istikrarlı bir seviyenin oluşmasına katkı sağlanmasının amaçlandığı belirtildi.
Ödemeler teslimat tarihine göre yapılacak
Üreticiler tarafından teslim edilen ayçiçeği bedellerinin, teslimat tarihlerine göre belirlenecek ödeme programı kapsamında bağlı kooperatifler aracılığıyla ödeneceği bildirildi.
Trakya Birlik ayrıca sezonun tamamlanmasının ardından, satın alınan ürünlerin değerlendirilmesi sonucunda ilave gelir oluşması halinde söz konusu gelirin üretici ortaklarına dağıtılmasının mümkün olabileceğini açıkladı.
Birlik, 2026/2027 tarımsal üretim sezonunun ülke, üreticiler ve tüm çiftçiler açısından hayırlı ve bereketli olması temennisinde bulundu.
-
Bursa Bölge7 yıl agoKaracabey’de cinayet: 1 ölü
-
Genel3 yıl agoKARACABEYLİ DUAYEN SANATÇI SEVENLERİNİ ÜZDÜ
-
Bursa Bölge7 yıl agoRABBİMİZ BİZDEN NELER İSTİYOR
-
Genel2 yıl agoKARACABEY BELEDİYESİ’NDE GÖREV DEĞİŞİKLİKLERİ
-
Güncel2 yıl agoİYİ VE KÖTÜ AHLAK
-
Güncel7 yıl agoARAPÇA’DA “VAV” HARFİ
-
Güncel4 yıl agoHAKİM VE SAVCILARA ANLAMLI VEDA
-
Ekonomi3 yıl agoKAZI KAZAN’DAN 1 MİLYON TL KAZANDI



Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login