Connect with us

Politika

CHP’DEN KARABATI VE ELÇİN’E ÜSTÜ KAPALI ELEŞTİRİLER!

Karacabey Belediye Meclisi’nin, 2025 yılının ilk toplantısı geçtiğimiz Perşembe günü gerçekleşti. Diğer toplantılara göre daha sakin geçen oturumda, bu kez CHP Meclis üyelerinin açıklamaları dikkat çekti. Gergin geçen Aralık ayı meclis toplantısını sessiz takip eden CHP’liler, Ocak oturumunda sakin bir üslupla hem Belediye Başkanı Fatih Karabatı’yı üstü kapalı eleştirdi, hem de başta AK Partili Armağan Elçin olmak üzere Cumhur İttifakı’nı sükunete davet ederek, “Siz önce kendi yaptıklarınıza bakın” mesajı verdi.

         Fatih Karabatı başkanlığındaki Ocak ayı Meclis Oturumu’na MHP Meclis Üyesi Mukaddes Erdinç ve AK Parti Meclis Üyesi Rafet Sarısakal mazeretleri sebebiyle katılmadı. Meclis toplantısında ilk olarak ‘Ayın Çalışanı’ seçilen Bilgi İşlem Birimi’nde görevli Salih Burak Özturhan’a özverili çalışmaları nedeniyle plaket takdim edildi. Özturhan’a plaketini İYİ Parti Meclis Üyesi Selçuk Çakır verdi.

“Alınan kararlar ve uygulamalar tamamen Başkanımızın tasarrufudur”

Gündem maddelerinin görüşülmesi öncesinde söz alan CHP Meclis Üyesi Gökhan Cingil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin halkın partisi olduğunu ve her zaman kamu yararını ön planda tutarak hareket ettiğini vurguladı. Tüm olumsuzluklara rağmen CHP’li belediyelerin halka hizmeti aksatmadan var güçleriyle çalışmaya devam ettiğine de dikkat çeken Cingil, “Ancak kendi belediyemizde durum biraz farklı. Yerel seçimlerden bu yana herhangi bir konuda bizim fikrimize danışılmamıştır. Bizler sadece mecliste önümüze gelen konular hakkında görüş bildiriyor ve komisyonlarda da gereken özeni gösterdiğimizi düşünüyoruz. Alınan kararlar ve uygulamalar tamamen Başkanımızın tasarrufudur ve bu da bir tercih meselesidir. Saygı duyuyoruz.” dedi.

“Siyasi sorumsuzlukları görmezden gelmeyiz”

Siyasi sorumsuzlukların ne vatandaşların ne de kurumların sırtına kambur olmasına göz yummayacaklarının altını çizen CHP’li Cingil, Başkan Karabatı’ya yönelik mesajında şöyle devam etti: “Bu arada hazır tansiyon yükselmemiş ve seviye düşmemişken karşılıklı atışmalardan uzak durarak, halkımızın çıkarlarını gözeterek şunu ifade etmek isteriz; Karacabey Belediyesi’nin, 2024 yılının başından bu yana kamu borçlarını ödememesi kabul edilemez bir durumdur. Mali disiplinden taviz verilmeden, bu borçların bir an önce ortadan kaldırılması gerekmektedir. Çalışanlarımızın maaşlarına herhangi bir olumsuz etki yansıtılmamalıdır. Belediyelerdeki kurumsal kültürün gücüne inanıyor ve bu kültürün korunarak geliştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bu doğrultuda, kısa vadede atılacak adımlarla ilgili somut bir eylem planı görmek, hem vatandaşlarımız hem de kamu görevlilerimiz için büyük önem taşımaktadır. Örneğin; “Bu arsayı verelim, sonrasına bakarız” yaklaşımının, vatandaşın güvenine ve desteğine haksızlık olduğunu düşünüyoruz. Siyasi sorumsuzlukların, ne vatandaşların ne de kurumların sırtına kambur olmasına göz yummayacağız. O nedenle bir an önce mali disiplini hayata geçirecek, somut eylem planlarını ortaya koyacak iradeyi Belediye Başkanımızdan bekliyoruz. Eğer görüşümüz alınır ve ihtiyaç duyulursa, Cumhuriyet Halk Partisi olarak gereken desteği sağlamaktan çekinmeyeceğimizi ifade etmek isteriz.”

“Kamu borçlarının ödenmesinde sıkıntı olmayacak”

CHP Meclis Üyesi Gökhan Cingil’in söylemlerine yanıt veren Belediye Başkanı Fatih Karabatı ise, Kasım ayı kamu borçlarının ödendiğini belirterek, “Geçmişten gelen yükü hafifletmeye çalışıyoruz. Ancak şu an için olumsuz bir durum yok. Ödemeleri yapacağız, Kasım ayı kamu borçlarını da ödedik. Kaldı ki belediyemizin kamu borçları oranı binde 8’dir.” dedi. Bunun üzerine Cingil de açıklamalarından dolayı Başkan Karabatı’ya teşekkür etti.

Yıldırım’dan Elçin’e eleştiriler

Cingil’in ardından söz alan bir başka CHP Meclis Üyesi Saadettin Yıldırım ise, AK Partili  Armağan Elçin’i hedef aldı. Elçin’in geçtiğimiz meclis oturumunda Atatürk Kültür Parkı’na yapılan ‘Fıskiye’ ve ‘Beytülmal’ üzerinden yaptığı açıklamaları eleştiren Yıldırım, “Sayın Elçin’in belirttiği 2 Milyon TL fıskiye bedeli artık günümüzde Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’in tabiri ile “Çerez Parası” denilecek bir miktardır. Bunun takdirini ben saygıdeğer Karacabey halkına bırakıyorum. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımızın da “itibardan tasarruf olmaz” yönündeki sözlerini dikkate almak zorundayız.

Yanı sıra, Sayın Elçin’in mensubu olduğu parti 22 yıl boyunca 101 yıllık Cumhuriyet döneminin neredeyse bütün kazanımlarını, haraç-mezat elden çıkarmıştır. Bu konudaki hassasiyetine binaen kendisine sormak isterim; partisinin 22 yıldır yapmış olduğu satışlar hakkında neler düşünüyor acaba?” ifadesini kullandı.

“Fıskiye çok güzel keyifli bir seyir sundu”

Atatürk Kültür Parkı’na yapılan ‘Fıskiye’ konusuna ayrı bir parantez açan CHP Belediye Meclis Üyesi SaadetinYıldırım, “AKP Sözcüsü arkadaşımız, Aralık ayı meclis toplantısında Belediyemizin Cumhuriyetin 101. Yılı kutlamalarıyla ilgili olarak Atatürk Kültür Parkı’ndaki animasyonlu fıskiye sistemini eleştirmiştir. İhalenin usulü ve bedeli ile ilgili tartışmayı bir kenarda tutuyorum, ancak yapılan animasyonlu fıskiyenin Belediyemizin tertiplediği ve halkımızın yıllardır özlemini çektiği Ulusal Bayram kutlamalarının bir parçası olması nedeniyle Sayın Sözcü’nün söylediğinin aksine çok güzel keyifli bir seyir sunmuştur biz Cumhuriyet sevdalılarına. Aynı gece yapılan konserlerde de sanatçılarımız, halkımız tarafından coşkuyla izlenmiştir. Sizleri bilmiyorum ama bana şahsen onlarca kişiyıllardır böyle bir kutlamanın özlemini çektiğini, bundan sonraki yıllarda da benzer aktivitelerin yapılmasının beklendiğini dile getirmişlerdir. Özellikle yürüyüş sırasında balkonlardan sallanan bayrakların ve gözleri yaşarmış halde kutlamalara eşlik eden hemşehrilerimizin yürekten iştirakleri biz Cumhuriyet sevdalılarını son derece duygulandırmıştır.” dedi.

“Mesele fıskiye değil!”

Asıl meselenin fıskiye olmadığını, fıskiyenin nasıl ve hangi şekilde yapıldığının kendileri adına önemli olduğunu vurgulayan AK Partili Armağan Elçin, “Aksi halde ne kutlamalarla, ne Cumhuriyetle ne de Atatürk’le ilgili bir sorunumuz yok. Cumhuriyet de bizim, Atatürk de bizim.” diye konuştu.

“22 yılda yok pahasına satılanlar ‘Beytülmal’ değil miydi?”

‘Beytülmal’ üzerinden Armağan Elçin’in yaptığı açıklamalara da değinen CHP’li Yıldırım, “Sayın Sözcü’nün ‘Beytülmal’ konusundaki hassasiyetine katılmamak mümkün değildir. Şahsen ben kendisini yürekten kutluyor ve destekliyorum. Ancak; beytülmal konusundaki hassasiyetine bir takım eklemeler yapmak isterim. Bu konudaki düşüncelerini de oldukça merak ediyorum. Sayın Elçin’in mensubu olduğu parti 22 yıl boyunca 101 yıllık Cumhuriyet döneminin neredeyse bütün kazanımlarını, haraç-mezat elden çıkarmıştır. Bu konudaki hassasiyetine binaen şimdi soracağım partisinin yapmış olduğu satışlar hakkında neler düşünüyor acaba?

Örneğin Tekel, örneğin Giresun Seka, örneğin Osmangazi Köprüsü, örneğin Türk Telekom, örneğin Balıkesir Havaalanı, örneğin Balıkesir Seka… İşte bunlar da yok pahasına satılan birer beytülmal hikâyeleridir.

Bir başka konu da bu satışların tamamı her nedense kamuoyunda “Muhteşem 5’li” olarak bilinen ve yandaş olduğu iddia edilen gruplar tarafından gerçekleştiriliyor. Bu dönemde Cengiz Holding’in 39, Kolin’in 36, Makyol’un 24, Limak’ın 19, Kalyon’un da 10 defa olmak üzere 128 kez vergi borçları siliniyor. Sahi 128 demişken, Halk Bankası’nın arka kapısından gece yarısı satılan 128 milyar dolar için ne düşünüyorsunuz? Muhalefetin defalarca bu dövizlerin kimlere satıldığıyla ilgili soru önergeleri yetkililer tarafından ticari sır olduğu gibi son derece inandırıcı(!) olan gerekçelerle cevaplanmaması da sizlerin ve halkımızın takdirine bırakılacak bir konudur. Örneğin bu konu da Beytülmal’a girer mi?” diye konuştu.

“Sizlerin sattıkları ne olacak?”

Yıldırım’ın eleştirilerine yanıt veren AK Parti Meclis Üyesi Armağan Elçin de, “İnsanoğlu çabuk unutuyor. Sizlerin sattığı Cumhuriyet kazanımlarına ne demeli? Şunu da unutmayın ki, 2002 yılından bu yana milletimiz AK Parti’ye ve liderine inanmış ve her seçimde destek vermiştir.” ifadesini kullandı.

Denetim Komisyonu belirlendi

Konuşmalar sonrası gündem maddelerine geçildi. Gündem dışı gelenlerle birlikte toplamda 20 maddenin karara bağlandığı meclis toplantısında ayrıca Denetim Komisyonu seçimi de yapıldı. Gizli oylamayla yapılan seçimde Denetim Komisyonu’na; İYİ Parti Meclis Üyesi Süleyman Yörür, CHP Meclis Üyesi Gökhan Cingil ve AK Parti Meclis Üyesi Turgut Yozgat seçildi.

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Politika

KOÇAK, “İLÇEMİZİN ANA MUHALEFET PARTİSİYİZ”

Saadet Partisi Karacabey İlçe Başkanı Zeynel Abidin Koçak, ilçe gündemiyle ilgili bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Koçak, yapmış olduğu açıklamada şunları söyledi: “Saadet Partisi İlçe teşkilatı olarak, halkımızın tarafımıza iletmiş oldukları ihtiyaç ve de talepleri ilçemizin siyasi gündemine taşımaya gayret gösteriyoruz.”

“Gücünü ve desteğini doğrudan halkımızın ferasetinden alan Milli Görüş hareketi, hepimizin de bilmiş olduğu gibi var oluş temelini: Alemlere rahmet olarak gönderilmiş Peygamber Efendimiz’in (sav) sünnet ve de içtihatlarından almış olması sebebiyle tabiatı gereği zalime ve de zulme karşı duran, Batıl’ın karşısında herdaim Hakk’ın safında olan kutlu bir davanın adıdır.”

“Siyasi davamız ne bir başka rakibimiz gibi; görülen diğer siyasi partiler gibi dünyalığın peşinde koşmak üzerine kurulu değildir.”

“İlçemizde de dikkat edilirse yürütmekte olduğumuz siyaset; tamamıyla Karacabey halkının çıkar ve de menfaatlerini en üst perdeden dile getirmek üzerine kuruludur. Ahlakımız ve de adabımız gereği ne bir kimseyi rencide etmek veya hedef göstermek üzerine asla bir üslup veya tutum üzerine olmayız.”

“Gerçekleştirmiş olduğumuz sivil toplum ziyaretlerimizle başta ilçemiz olmak üzere ülkemiz üzerine ortak bir dil, hoşgörü ve de tevazuyu siyasetimizin temeline aldığımızın en anlaşılır örneğidir. Hiçbir ayrım yapmaksızın aynı gönül sofrasında hep beraber oturabileceğimize olan inancımız tamdır.”

“Önemli gün ve haftalar vesilesiyle çekmiş olduğumuz gerek video gerekse yazılı basın açıklamalarımızla ilçe gündemimizde, gündemi belirleyen, sayın Belediye Başkanımızın da bizleri sıkı takip ettiğini bildiğimiz ilçemizin Ana Muhalefet Partisi olmaya ziyadesiyle gayret göstermekteyiz.”

“Genel Başkanımız sayın Mahmut Arıkan’ın şu an da da en çok konuşulan ” Ohh Be ” çıkışıyla birlikte toplumumuzun içinde bulunduğu iki taraflı bu dar siyaseti kırma gayretimiz neticesinde, kırahaathane ziyaretlerimizde halkımıza birebirde; hem genel başkanımızın selamını hem de vatandaşlarımıza, bu kıymetli mesajın içeriğini iletebilme imkanı bulduk.”

“Köy hayırlarımız vesilesiyle değerli muhtarlarımızla hasbihal etme imkanı ve de kıymetli vatandaşlarımızla el sıkışıp onları dinleme imkanı bulduk.”

“İlçemiz yazılı basının kıymetli kalemlerine vermiş olduğumuz kahvaltı sonrası gerçekleştirmiş olduğumuz basın açıklamasında da yine gördük ki; ileriki günlerde geliştireceğimiz söylemlerimize ciddi bir merak ve de teveccüh mevcut. Basınımızın ilgisi ve de teveccühüne ayrıca teşekkür etmek isterim.”

“Bizler olmak için olan değil, gitmek zorunda olduğu için giden değil, laf olsun diye konuşan ve de konuşulanı kafa sallamak için dinleyen günü birlik bir butik parti değiliz. Biz duruşu ve davasının ağırlığı gereği insanlığın hayrı ve de kurtuluşu için mücadele eden köklü bir davanın temsilcileriyiz.”

“Sorunun çözümü noktasında, mağdurun yanında olmayı kendine vazife kılmış, Karacabey’de de siyasi gündemi belirleyen en etkili muhalefet partisiyiz.”

“Allah’ın izni ve bizlerin de gayreti ile milli görüş belediyeciliği ile Karacabey’imizi tanıştırma, mücadelesi ve de gayretindeyiz.”

Continue Reading

Politika

SARIBAL: “ÖZELLEŞTİRMELER ÜRETİMİ TASFİYE ETTİ, TÜRKİYE’Yİ SEFALETE SÜRÜKLEDİ”

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye’nin Hanke Sefalet Endeksi’nde 178 ülke arasında üçüncü sırada yer almasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, sefalet endeksinin yurttaşın ekonomiyi günlük yaşamında nasıl hissettiğini enflasyon, işsizlik ve faiz üzerinden görünür kılan önemli göstergelerden biri olduğunu söyledi. Sarıbal, iktidarın “ekonomik başarı” söylemiyle toplumun yaşadığı gerçekler arasında derin bir uçurum bulunduğunu belirterek, yüksek enflasyon, artan faizler ve gelir kayıplarının milyonlarca yurttaşın yaşam koşullarını ağırlaştırdığını ifade etti. Türkiye’nin sefalet endeksinde savaş ve siyasi kriz yaşayan ülkelerle aynı kategoride bulunmasının tesadüf olmadığını vurgulayan Sarıbal, “Bu tablo ekonomideki yapısal bozulmanın sonucudur. Güvenin kaybolduğu, kurumların zayıfladığı, üretimin tasfiye edildiği bir ekonomi modeli toplumda refah yaratamaz. İktidarın ekonomiyi toparlayacak politikası olmadığı gibi topluma verebileceği bir güven de kalmamıştır” dedi.

Milletvekili Sarıbal, bu yapısal bozulmanın en temel nedenlerinden birinin son 24 yılda uygulanan özelleştirme politikaları olduğunu belirterek, AKP’nin ekonomi politikasının üretimden kopuş üzerine kurulduğunu söyledi. “Fabrikayı sattılar, üreticiyi yalnız bıraktılar, finans çevrelerini büyüttüler” diyen Sarıbal, özelleştirmelerin kamu maliyesini rahatlatmadığını, tersine Türkiye’yi üretimden uzaklaştırarak dışa bağımlı hale getirdiğini vurguladı. AKP iktidarı döneminde yaklaşık 70 milyar dolarlık özelleştirme yapıldığını hatırlatan Sarıbal, buna rağmen kamu harcamalarının azalmadığını söyledi.

Şeker fabrikaları örneği: Üretim zinciri parçalandı

Özelleştirmelerin tarımdaki etkisine dikkati çeken Sarıbal, en somut örneklerden birinin şeker fabrikaları olduğunu söyledi. Türkiye Şeker Fabrikaları’na ait 25 fabrikanın 10’unun 2018’de özelleştirildiğini anımsatan Sarıbal, “Bugün ülkede faaliyet gösteren 32 şeker fabrikasının yalnızca 14’ü kamuda kaldı. 2002’de kamunun şeker üretimindeki payı yüzde 74’tü. Bugün bu oran yüzde 36’ya düştü. Boşalan alanı özel sektör ve nişasta bazlı şeker lobileri doldurdu. Bugün nişasta bazlı şeker üretimi 5 özel şirketin elinde. Bu mülkiyet değişiminin yanında gıda egemenliğinin el değiştirmesidir. Pancarın yaprağı, posası, besiciliğin temel girdilerinden biridir. Pancar üretimi et ve süt üretimini de doğrudan etkiler. Yani şeker fabrikasını satmak, bir üretim zincirini kırmaktır. Bugün bunun sonuçlarını sahada görüyoruz. 1953’ten beri üretim yapan, kentin belleği olan, çiftçinin alın terini işleyen 73 yıllık Adapazarı Şeker Fabrikası el değiştirdi. Kota hakkı Sakarya’dan alındı, Niğde’ye taşındı. Şimdi Sakarya çiftçisinin ürettiği 158 bin ton pancar, tam 650 kilometre uzağa taşınarak işlenecek. Üretimi yerinden koparmak, çiftçiyi lojistik maliyetlere mahkum etmek, bölgesel ekonomiyi çökertmektir” ifadelerini kullandı.

Çözüm üretim odaklı, planlı ve kamucu bir kalkınma modelinde

Milletvekili Orhan Sarıbal, tarımsal kamu iktisadi teşebbüslerinde yıllardır sürdürülen özelleştirme politikalarının tarımda kamusal üretim ve piyasa düzenleme kapasitesini zayıflattığını belirterek, bunun hem üretici hem de tüketici aleyhine sonuçlar doğurduğunu söyledi. Sarıbal, gübre üretimi ve temininde kritik öneme sahip TÜGSAŞ ve İGSAŞ’ın elden çıkarıldığını ya da işlevsiz hale getirildiğini hatırlattı. Tohum üretimi ve damızlık temininde stratejik rol üstlenen TİGEM’in ise kısmi özelleştirmeler ve uzun süreli kiralama politikalarıyla asli kapasitesinden uzaklaştırıldığını söyledi. Sarıbal, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin piyasa düzenleyici temel işlevlerinin daraltıldığını belirterek, kurumun uzmanlık alanı dışındaki ürünlerde müdahaleye yönlendirilmesinin piyasa aktörlerine yeni kazanç alanları açtığını ifade etti. TEKEL’in tütün ve alkollü içki bölümlerinin düşük bedellerle yabancı sermayeye devredildiğini hatırlatan Sarıbal, bu süreçle birlikte üreticinin kamusal güvenceden mahrum bırakıldığını söyledi. Ekonomik bağımsızlığın stratejik alanlarda kamusal varlığın korunmasıyla mümkün olduğunu belirten Sarıbal, “Özelleştirmeyi başarı hikayesi diye sunan anlayış, ülkeyi üretimden koparıp finansman bağımlılığına sürükledi. Çiftçi ürününü maliyetine bile satamaz hale gelirken, tüketici de gıdaya daha yüksek bedeller ödemek zorunda kalıyor. Bugün ihtiyaç duyulan şey; üretimi, planlamayı ve kamucu kalkınma anlayışını yeniden inşa etmektir” ifadelerini kullandı. 

Continue Reading

Politika

DEMİR, “HUKUKA YÖNELEN SALDIRILAR KARŞISINDA SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

Zafer Partisi Karacabey İlçe Başkanı Vahit Can Demir, Avukat Hatice Kocaefe’nin bir icra dosyası takibi sırasında uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesine sert tepki gösterdi. Avukatlara yönelik artan şiddet olaylarını “hukuk düzenine ve adalet duygusuna bir tehdit” olarak nitelendiren Demir, avukatın davanın bir tarafı değil, adaletin temsilcisi olduğunu vurguladı.

Vahit Can Demir’in konuya ilişkin yazılı basın açıklaması şu şekilde:

“Avukatlık mesleğini icra eden bir hukukçu, görevini yerine getirdiği için hedef alınmış ve hayatını kaybetmiştir. Av. Hatice Kocaefe bir icra dosyasındaki borçlu tarafından uğradığı silahlı saldırı sonucu katledilmiştir. Bu durum münferit bir suç vakası olarak değerlendirilemez. Ortada, hukukun işleyişine ve adalet düzenine yönelmiş açık bir tehdit bulunmaktadır.

Avukat, bir davanın tarafı değildir. Avukat, uyuşmazlığın sebebi değildir. Avukat, bireylerin kendi iradeleriyle ortaya çıkan hukuki sonuçların sorumlusu değildir. Avukat, yalnızca hukukun öngördüğü çerçevede görev yapan ve süreci yürüten kişidir. Buna rağmen avukatların hedef hâline getirilmesi, kabul edilebilir bir durum değildir.

Bu noktada açık ve net konuşmak gerekir: Bir borcunuz varsa bunun sebebi avukat değildir. Eşiniz size boşanma davası açmışsa bunun sorumlusu avukat değildir. Evliliğinizde sorun yaratan ne varsa, bunun muhatabı sizsiniz. Size bir tazminat davası açılmışsa, bu dava sizin eylemlerinizle bir başkasına verdiğiniz zarardan kaynaklanır.

Zarar gören kişi hakkını arıyorsa, bunu sizin kusurunuza dayanarak yapmaktadır. Avukat burada sadece hukuki süreci yürütür.

Son yıllarda, hukuki süreçlerin muhatabı olması gereken sorunların, doğrudan avukatlara yöneltildiği görülmektedir.

Bu yaklaşım, yalnızca meslek mensuplarını değil, doğrudan hukuk düzenini zedelemektedir. Bir toplumda hukuku temsil eden kişiler güvende değilse, o toplumda adalet duygusunun zayıflaması kaçınılmazdır.

Zafer Partisi Karacabey İlçe Teşkilatı olarak açıkça ifade ediyoruz: Hukuk düzenine yönelen bu tür saldırılar karşısında sessiz kalınamaz. Avukata yönelen her saldırı, savunma hakkına ve adalet mekanizmasına yönelmiş bir saldırıdır. Bu gerçeğin görmezden gelinmesi, sorunun daha da büyümesine yol açacaktır.

Toplumda, hukuki süreçlerin doğru anlaşılması ve bireylerin kendi sorumluluklarının farkında olması gerekmektedir. Hiçbir hukuki uyuşmazlığın sebebi avukat değildir. Bu basit gerçeğin dahi göz ardı edilmesi, yaşanan olayların temelinde yatan zihniyet problemini ortaya koymaktadır.

Bu noktada, sadece bireysel tepkilerle değil, kurumsal ve kararlı bir duruşla hareket edilmesi zorunludur. Hukuk düzeninin korunması, yalnızca hukukçuların değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur.

Zafer Partisi olarak, hukukun üstünlüğünü esas alan, adalet duygusunu güçlendiren ve savunma hakkını koruyan bir anlayışın yanında olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.”

Continue Reading

Trending