Connect with us

Genel

AKIL YAŞTA DEĞİL BAŞTADIR!

Canan Ekinci Yılmaz

Doğayla yan yana yürümeyi ne zaman öğreneceğiz acaba? Ki eskiden biliyorduk. Unuttuk… Oysa Cahit Sıtkı Tarancı (o zamana göre geç, şimdiki zamana göre erken) 35 yaşında yolun yarısına geldiğini varsayıp, otuz beş yaşında anladıklarını sıralar ’35 Yaş Şiiri’nde. Şiirin bir yerinde:

“Geç fark ettim taşın sert olduğunu.

Su insanı boğar, ateş yakarmış!” der.

Onun otuz beşinde anladıklarını bin yaşına gelseler de anlamayanlar var.

100 yaşındaki ülkenin, 22 yaşındaki hükümetinin ve çoğu 70’i geçmiş yöneticilerinin taşın sert olduğunu, ateşin yakıp, suyun boğduğunu anlamıyor olmaları anlaşılmaz. Deprem, yangın ve sel doğanın bir gerçeği. Ki ülkemiz de depremlere, sellere ve yangınlara son derece müsait bir coğrafya üzerinde.

Doğal afetlere insan elinin dokunması gerekmez. İnsanın esas yapması gereken afetlerin felakete dönüşmesini önlemek. Hal böyle iken, insanın yaptığı; gidişatı hızlandırıp, büyük, daha büyük felaketlere yol açmak.

Fay ya da sel hattı üzerinde yapılaşma, imar için ormanlık alan yakma, “İMAR BARIŞI!”, ağaçsız şehirler, yeşile düşman griler, “HES”ler için su yatağı değiştirme, yeraltı sularının aşırı kullanımı ve oluşan OBRUK’lar, hava ve su kirliliği, binaları soğutacağız diye havayı ısıtan klimalar, küresel ısınma, liyakatsiz yöneticiler, çokbilmiş beceriksizler, ‘ayranı yok içmeye, tahtıravanla gider kenefe’ciler, ‘itibardan tasarruf’ edemeyenler, ev halkı kan ağlarken ellere para saçan ‘eller iyisi’ciler, ‘halk ne kadar cahil olursa o kadar iyidir’ciler, ‘doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovan’cılar ve benzerleri yüzünden geldiğimiz noktada ne felaketleri önlemeye ne de oluşan felaketi onarmaya yetecek yeterli gücümüz yok.

Varsa yoksa rant, varsa yoksa arka sokaklar…

Ülkemizde her yaz çıkan yaz yangınlarının müsebbipleri çoğunlukla insanlar.

Akıl yürütmekten aciz, bir adım sonrasını göremeyen ve adeta düşünme yetisi elinden alınmış insanlar ya piknik yapacağım, ya anız yakacağım, ya tarla açacağım ya da cigaramı tüttüreceğim diye çakıyor çakmağı. Ve olan oluyor!..

Ateş bu, kuru otu ve kuru havayı buldu mu parlayıveriyor. Bir de yanına rüzgârı aldı mı, çığırından çıkıp, ağzından ateşler saçarak önüne çıkan her şeyi yakıp yutan bir ejderhaya dönüşüyor. Biz insancıklar ise bu koskoca ejderhaya pipet misali hortumlarla su sıkmaya çalışıyoruz. Tonlarca suyu ejderhanın başından aşağıya boca eden yangın uçakları ile su taşıyan helikopterler varsa ne ala! Alet edevatın yoksa ya da yetersizse, ejderhanın öfkesi geçene, yangının önü alınıp hızı kesilene kadar epey bir alan içindeki tüm canlılarla birlikte yanıp kavruluyor.

Ormanda yaşayan binlerce canlı mı varmış, orman içinde köy mü varmış, köylünün evi barkı mı varmış, yetiştirdiği hayvanı mı varmış, yangın bunları umursamıyor. Tırtıl gibi kıtır kıtır yenen ormanların dibine yapılıveren ‘orman manzaralı’ evler de nasibini alıyor bu ateşten. Eee, ateşin de suyun da o kadar dibine girmeyeceksin!

Ne demişti şair? “Su insanı boğar, ateş yakarmış!”

Ki susuz ve ateşsiz hayat düşünülemez. İnsan evladı ateşin de suyun da tarifsiz gücünü göz ardı ediyor. Doğanın gücüne karşı durabileceğini zannediyor. Bu büyük gücün kontrol edilebildiği kadar ‘güç’ olduğunu, edilemediği anda en büyük düşmana dönüşeceğini kafası bir türlü almıyor.

Şu birkaç gün içinde, İzmir Yamanlar, Urla, Bolu’nun Göynük, İzmir’in Menderes ve Bozdağ, Manisa’nın Gördes, Karabük’ün Ovacık ve Uşak’ın Eşme ilçeleri yandı kül oldu. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın verdiği bilgilere göre, İzmir Yamanlar, Urla ve Bolu Göynük’teki orman yangını kontrol altına alınmış. Bölgelerde soğutma çalışmaları devam ediyormuş. Diğer bölgeler ise yanmaya devam ediyor.

17 Ağustos 1999 depreminin yıldönümünde depremle ilgili yazdığım, “Japonlar yapmış ağbi!” yazısını şu sözlerle sonlandırmıştım:

“… yaşadığın coğrafyayı bilecek, onu anlayacaksın. Dünya bu, her zaman sallanacak. Japonlar yapmışsa sen de yapacaksın. Dünya sallanacak ama sen yıkılmayacaksın…”

O gün söylediğim bu sözler tüm doğal afetler için de geçerli…

Demem o ki, aklımızı başımıza alalım. Doğanın dilini anlayalım. Doğanın bir parçası olduğumuzu unutmayalım. Doğayla ahenk içinde yaşayabilen ülkelerden örnek, doğaya kafa tutan ülkelerden ibret alalım. Aklımızın yetmediği yerlerde başka akıllara danışalım. Akıl yaşta değil baştadır. Başımızdakilerin yaşını ve başını sorgulayalım. Başımızdakilerin yaşı başıyla müsemma değilse, olanını bulalım…

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Genel

BAŞKAN KARABATI BASIN MENSUPLARIYLA BULUŞTU

Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla ilçede görev yapan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Başkanlık makamında gerçekleşen buluşmada basının demokrasideki rolüne dikkat çeken Karabatı, 2025 yılı boyunca hayata geçirilen hizmetleri tüm başlıklarıyla değerlendirdi. Karabatı; kültür-sanattan sosyal belediyeciliğe, tarımdan spora, altyapıdan dijital dönüşüme kadar Karacabey’de atılan somut adımları kamuoyuyla paylaştı. Şeffaf, katılımcı ve sahada üreten bir yönetim anlayışı benimsediklerini vurgulayan Başkan Karabatı, “Bu kenti masa başından değil, sahadan yönetiyoruz” mesajını verdi.

Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla ilçede görev yapan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Başkanlık makamında gerçekleşen buluşmada Karabatı, hem gazetecilerin özel gününü kutladı hem de 2025 yılına ilişkin kapsamlı bir hizmet ve değerlendirme açıklaması yaptı.

Belediye Özel Kalem Müdürü Mehtap Önler’in de hazır bulunduğu programa; Yörem Radyo TV A.Ş. Sahibi İbrahim Tunalı, Takip Gazetesi İmtiyaz Sahibi Alper Tunalı, Karacabey Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yasin Keskin ile Sayfa Editörü Rabia Fidan, Yörem Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Sercan Can ve Ulubursa Gazetesi İmtiyaz Sahipleri Uğur Ulu (aynı zamanda Genel Yayın Yönetmeni) ile Ejder Solmaz katıldı.

Gazetecileri samimi bir atmosferde karşılayan Belediye Başkanı Fatih Karabatı, basının demokrasideki yerine dikkat çekerek, “Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini sağlayan, demokrasinin temel taşlarından biri olan çok kıymetli bir görevi yerine getiriyorsunuz. Bizim için sizler, belediyemizin ve Karacabey halkının sesi, gözü ve kulağısınız.” ifadelerini kullandı.

“İnsanı merkeze alan bir belediyecilik anlayışıyla çalışıyoruz”

Toplantının devamında 2025 yılı hizmet ve değerlendirme sunumunu gerçekleştiren Başkan Karabatı, göreve geldikleri ilk günden itibaren şeffaf, katılımcı ve sahada üreten bir yönetim anlayışını benimsediklerini vurguladı.

Karabatı, şu ifadelere yer verdi: “Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren Karacabey’de insanı merkeze alan, şeffaf, katılımcı ve sahada üreten bir belediyecilik anlayışıyla çalışıyoruz. Geride bıraktığımız bir yıllık süreçte; altyapıdan sosyal yaşama, kültür-sanattan spora, çevreden tarıma kadar ilçemizin her alanında somut, kalıcı ve vatandaşın hayatına dokunan hizmetleri hayata geçirdik.

Kültür, sanat ve sosyal yaşamda yeni bir dönem

Ergün Koç Kültür Merkezi, Karacabey’in sosyal ve kültürel kalbi haline gelmiştir. Merkez bünyesinde hayata geçirdiğimiz Kent Kafe, uygun fiyatları, huzurlu ortamı ve sosyal yapısıyla kısa sürede hemşehrilerimizin buluşma noktası oldu. Aynı zamanda Belediye Meclisi toplantılarımızı da 2025 Mart ayı itibarıyla bu merkezde yaparak, karar alma süreçlerini kentin sosyal yaşamıyla iç içe bir yapıya kavuşturduk.

Kültür Müdürlüğümüz öncülüğünde; tiyatrolar, çocuk oyunları, atölye çalışmaları, sirk ve Bubble Show gibi etkinliklerle özellikle çocuklarımızın ve ailelerimizin hayatına renk kattık. Yarıyıl tatilinde çocuklarımız unutulmaz anılar biriktirdi; bu etkinliklerin önümüzdeki sömestr dönemlerinde de artarak devam edeceğini özellikle vurgulamak isterim.

Sosyal belediyecilik anlayışımızla; Aşevi ve Sevgi Mağazası aracılığıyla ihtiyaç sahibi yüzlerce ailemize ulaştık. Toplu sünnet şölenleriyle çocuklarımızın ve ailelerimizin mutluluğuna ortak olduk. Okullarımıza kitap, sınıf setleri, boya-badana ve bakım destekleri sağladık.

Kadınlarımıza, çocuklarımıza ve gençlerimize yönelik eğitici kursları sürekli yeniliyor, meslek edindirme ve kişisel gelişim alanlarında yeni imkanlar sunuyoruz.

Ayrıca ücretsiz SolidWorks kursu ile yalnızca gençlerimizi değil, sektörde çalışan bireyleri de kapsayan örnek bir istihdam ve eğitim modeli oluşturduk.

Tarım, üretim ve istihdam odaklı hamleler

Karacabey’in tarım ve hayvancılık potansiyelini daha güçlü hale getirmek amacıyla Üretim ve İşletme Kooperatifimizi kurduk. Bu kooperatifle hedefimiz; planlı, bilimsel ve sürdürülebilir üretim yaparak ürünlerimizi daha geniş pazarlara ulaştırmak ve çiftçimizin ekonomik gücünü artırmaktır.

Zabıta, denetim ve kamu düzeni

Zabıta Müdürlüğümüz; kaldırım işgallerinin önlenmesi, gıda denetimleri, market, fırın ve pastane kontrolleri, fiyat etiketleri, hijyen ve ruhsat denetimleriyle ilçemizde düzen, güven ve halk sağlığını korumak adına 365 gün sahada görev yapmıştır. Tüm yıl boyunca gerçekleştirilen yoğun denetimlerle vatandaşlarımızın sofralarına güvenle oturabilmesi sağlanmıştır.

Temizlik, çevre ve yeşil alanlar

Temizlik İşleri Müdürlüğümüzle Karacabey’i daha temiz, daha düzenli ve yaşanabilir bir ilçe haline getirdik. Sokak temizliğinden çevre düzenlemesine, sokak hayvanlarının refahından hijyen çalışmalarına kadar geniş bir alanda özverili çalışmalar yürütülmektedir.

Park ve Bahçeler Müdürlüğümüz; Atatürk Kültür Parkı, Yeniköy sahil düzenlemeleri ve mahalle parklarıyla ilçemizin yeşil kimliğini güçlendirmiştir.

Spor, gençlik ve başarı

Gençlik ve Spor İşleri Birimimiz; 7 farklı branşta yaklaşık 800 sporcuya ücretsiz hizmet sunmaktadır. Futbol ve voleybolda play-off ve final mücadeleleri, okçulukta Türkiye finalleri ve okul sporlarındaki başarılar, Karacabey’i sporla anılan bir ilçe haline getirmiştir.

Altyapı, ulaşım ve dijital dönüşüm

2025 yılı boyunca 8 bin 200 ton asfalt kaplama ve 800 ton yama çalışması gerçekleştirdik. 2026 yılında da bu çalışmalar planlı şekilde devam edecektir. Yeniköy sahil düzenlemeleri, bisiklet yolları ve tek yön uygulamalarıyla ulaşımda konforu artırdık.

Yanı sıra Sevgi Yolu’muzu prestij caddesi haline dönüştürerek, modern bir görünüm kazandırdık.

Dijital belediyecilik kapsamında e-ruhsat sistemini hayata geçirerek, vatandaşlarımızın belediyeye gelmeden işlemlerini takip edebilmesini sağladık.

Şeffaf, hesap verebilir ve sahada bir yönetim

Biz bu kenti masa başından değil, sahadan yönetiyoruz. Mahalle mahalle, köy köy gezerek vatandaşımızı dinliyor, taleplere hızlı çözümler üretiyoruz. Çünkü biliyoruz ki; hizmetin adresi halkın kendisidir.

Geleceğe dair sözümüz var Karacabey için hayalimiz büyük. Daha yaşanabilir, daha üretken, daha adil ve daha güçlü bir Karacabey için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz.

Bu şehir hepimizin. Karacabey’i birlikte büyütecek, birlikte güzelleştireceğiz. Çünkü biz inanıyoruz ki; birlikte çok daha güçlüyüz.

“Karacabey halkının sesi, gözü ve kulağısınız”

Bu noktada siz değerli basın mensuplarının rolünü özellikle vurgulamak istiyorum. Sizler, yalnızca haber aktaran değil; kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini sağlayan, demokrasinin temel taşlarından biri olan çok kıymetli bir görevi yerine getiriyorsunuz. Bizim için sizler, belediyemizin ve Karacabey halkının sesi, gözü ve kulağısınız.

Yapılan her hizmetin, atılan her adımın, alınan her kararın toplumla sağlıklı biçimde buluşmasında basının emeği büyüktür. Şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışının en güçlü teminatı da özgür, ilkeli ve sorumluluk sahibi bir basındır. Bu nedenle eleştirilerinizi de, önerilerinizi de her zaman kıymetli buluyor; Karacabey’in gelişimi adına yol gösterici olarak görüyoruz.

Biz, basını sadece haber yapan bir mecra değil; kentin ortak aklını oluşturan, toplumsal hafızayı canlı tutan bir paydaş olarak değerlendiriyoruz. Belediyemizin tüm çalışmalarında kapımız sizlere her zaman açık oldu, bundan sonra da açık olmaya devam edecek. Çünkü biliyoruz ki; iletişim ne kadar güçlü olursa, güven de o kadar sağlam olur.

Bu duygu ve düşüncelerle; gece gündüz demeden, zor şartlar altında, büyük bir sorumluluk bilinciyle görev yapan tüm basın emekçilerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü yürekten kutluyor, meslek hayatlarında başarılar, sağlık ve kolaylıklar diliyorum. Karacabey’i birlikte anlatmaya, birlikte büyütmeye devam edeceğiz.”

Soru-cevapla tamamlandı

Başkan Karabatı’nın değerlendirme konuşmasının ardından toplantı soru-cevap şeklinde devam etti. Gazetecilerin sorularını içtenlikle yanıtlayan Karabatı, Karacabey’in geleceğine yönelik projeler, yatırımlar ve hedefler hakkında da bilgi verdi.

Program sonunda Başkan Karabatı, tüm basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü bir kez daha kutlayarak, sağlık ve başarı dileklerini iletti.

Continue Reading

Genel

MHP’DEN YÖREM’E GAZETECİLER GÜNÜ ZİYARETİ

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Karacabey İlçe Teşkilatı, YÖREM’i ziyaret etti. MHP Karacabey İlçe Başkanı Mehmet Mahken başkanlığında gerçekleşen ziyarette; Teşkilat Başkanı Gültekin Önal, İlçe Başkan Yardımcıları Zafer Bekcan ve Abdullah Rençber, Belediye Meclis Üyeleri Hasan İnce ile Mukaddes Erdinç ve Sosyal Faaliyetler Komisyonu Başkanı Şahinde Kelleci yer aldı.

Ziyarette konuşan İlçe Başkanı Mehmet Mahken, basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu ifade ederek, gazetecilerin kamuoyunu doğru, tarafsız ve zamanında bilgilendirme sorumluluğunu büyük bir özveriyle yerine getirdiğini söyledi. Gazeteciliğin zor şartlar altında icra edilen bir meslek olduğuna dikkat çeken Mahken, basın mensuplarının her koşulda toplumun haber alma hakkını koruduğunu dile getirdi.

Yerel basın kamu vicdanıdır

Yerel basının özellikle ilçe ölçeğinde üstlendiği sorumluluğa değinen Mahken, “Yerel basın; kentlerin hafızasını oluşturan, halkın sorunlarını gündeme taşıyan ve yöneticilerle vatandaş arasında köprü kuran çok önemli bir güçtür. Karacabey’de görev yapan yerel basın kuruluşlarımızın bu sorumluluğu büyük bir ciddiyetle yerine getirdiğini görüyoruz. Gazeteniz Yörem’in de ilçemizde uzun yıllardır sürdürdüğü yayın anlayışı bu açıdan son derece kıymetlidir” dedi.

Ziyarette söz alan teşkilat mensupları da basın emekçilerinin mesai kavramı gözetmeden çalıştığını, kamu yararı doğrultusunda yapılan her haberin toplumsal bilince katkı sunduğunu ifade etti. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün, basın çalışanlarının emeğinin hatırlanması açısından önemli bir gün olduğu vurgulandı.

Yörem’in yayıncılık çizgisine vurgu

MHP heyeti, Yörem’in Karacabey’de yerel gündemi yakından takip eden, kamuoyunu bilgilendirme görevini tarafsızlık ve sorumluluk ilkeleri çerçevesinde sürdüren yayın çizgisini takdirle izlediklerini belirtti. Yerel basının güçlü olmasının, demokrasinin yerelde sağlıklı işlemesi açısından da büyük önem taşıdığına dikkat çekildi.

Ziyaret sırasında Karacabey gündemine ilişkin genel değerlendirmeler yapılırken, yerel basın ile siyasi partiler arasındaki iletişimin karşılıklı saygı çerçevesinde sürdürülmesinin önemine değinildi. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan MHP heyeti, yerel basınla her zaman diyalog içerisinde olacaklarını ifade etti.

Karşılıklı iyi dileklerin iletildiği ziyaret, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü anısına günün hatırası olarak çekilen fotoğraf ile sona erdi.

Continue Reading

Genel

KOLAYLI: “10 OCAK’LAR GERÇEK ANLAMDA BASIN BAYRAMI OLMALIDIR”

Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Kolaylı, basın sektöründe yıllardır çözülemeyen ve her geçen gün derinleşen sorunlar nedeniyle 10 Ocak’ı bir “bayram” olarak değil, “dayanışma ve mücadele günü” olarak andıklarını ifade etti.

Basın sektörünün 2026 yılına; ekonomik baskılar, güvencesiz çalışma koşulları, mesleki itibar kaybı, dijital mecralarda artan kontrol ve hukuki belirsizlikler ile girdiğine dikkat çeken Kolaylı, bu sorunların ertelenmeden ele alınmasının, yalnızca basın mesleği için değil, demokrasinin sağlıklı işleyişi açısından da hayati önemde olduğunu vurguladı.

Türkiye genelinde 9 gazeteciler federasyonu, 91 gazeteciler cemiyeti ve basın meslek örgütünün üye olduğu Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun da Genel Başkanı olan Nuri Kolaylı, yazılı açıklamasında medya kuruluşlarının ve basın emekçilerinin yaşadığı sorunların artık sürdürülemez bir noktaya ulaştığını belirtti.

Kolaylı açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Yaşadığımız ağır sorunlar nedeniyle ‘bayram’ değil ‘dayanışma günü’ olarak andığımız 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle, mesleğimizin içinde bulunduğu tabloyu bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunmak istiyoruz.

Çünkü basın sektöründe yaşanan yapısal sorunlar çözüme kavuşturulmadıkça, mesleğimiz itibar kaybetmeye, gazeteciler güvencesizleşmeye devam edecektir.”

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu ve Bursa Gazeteciler Cemiyeti olarak uzun yıllardır altını çizdikleri temel ihtiyacın kapsamlı bir mesleki düzenleme olduğuna dikkat çeken Kolaylı, basın özgürlüğünden çalışma koşullarına, internet ve dijital yayıncılık mevzuatından mesleki standartlara kadar pek çok alanda güncel, özgürlükçü, çağdaş ve uygulanabilir yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

TGK Genel Başkanı ve BGC Başkanı Nuri Kolaylı açıklamasında; “Basın sektöründe mesleki bir düzenlemenin olmaması; etik dışı, tehdit ve şantaja dayalı yayıncılığı teşvik etmekte, hiçbir mesleki birikimi ve sorumluluğu olmayan kişilerin ‘gazeteci’ kimliği altında sektörde yer almasına zemin hazırlamaktadır. Meslektaşlarımız onurlarını korumak için büyük bir özveriyle mücadele etse de, yasal boşluklardan yararlanan çıkar odaklarının önüne geçilememektedir. Bu tablo, gerçek gazeteciliğe zarar vermektedir.” görüşlerine yer verdi.

10 Ocak 1961 tarihinin, basın emekçileri açısından tarihsel önemine de dikkat çeken Kolaylı, 212 sayılı yasanın gazetecilere sağladığı hakların bugün büyük ölçüde uygulamada ortadan kalktığını vurguladı.

Basın özgürlüğünün ve ifade özgürlüğünün, demokratik toplumların vazgeçilmez unsuru olduğunu hatırlatan Kolaylı, bağımsız ve özgür bir basının halkın haber alma hakkının teminatı olduğunu vurguladığı açıklamasında, “212 sayılı yasa; gazetecilerin sigortalı çalışmasını, kıdem ve ihbar tazminatı haklarını, izin haklarını ve en önemlisi gazetecilik faaliyetlerini özgürce yapabilmelerini güvence altına almıştı. Ancak gelinen noktada, basın emekçilerinin çalışma koşulları ve mesleki güvenceleri, ne yazık ki 1961’in bile gerisindedir. Bu nedenle 10 Ocak’ı bir bayram olarak anmamız mümkün değildir.” dedi.

Kolaylı açıklamasını şöyle tamamladı:

“Özgür basın yoksa, demokrasi de eksik kalır. Halkın sesi olan bağımsız basın, düşünce ve ifade özgürlüğünün en güçlü aracıdır. Bu nedenle ülke olarak, basının sorunlarını görmezden gelmek yerine, el birliğiyle çözmek zorundayız.”

10 Ocak’ı gerçek anlamda bir Basın Bayramı olarak kutlayabileceğimiz günlere; mesleğimizin onurunu, gazetecilerin haklarını ve basın özgürlüğünü esas alan bir anlayışla, en kısa sürede ulaşmayı temenni ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm meslektaşlarımı saygı ve dayanışma duygularıyla selamlıyorum.”

10 Ocak’ın tarihçesi

5953 sayılı Basın İş Kanunu’nda, 10 Ocak 1961 tarihinde yürürlüğe giren 212 sayılı yasa ile yapılan değişiklikler, basın çalışanlarının özlük haklarında önemli kazanımlar sağladı. Bu düzenlemeler, dönemin basın meslek örgütleri ve Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından “Basın Bayramı” olarak kabul edildi.

Ancak dönemin basın işverenleri yasayı protesto ederek gazetelerini üç gün süreyle yayımlamadı. Gazeteciler ise okuru habersiz bırakmamak için sendika çatısı altında birleşerek “Basın” adlı gazeteyi yayımladı. Bu dayanışma, 212 sayılı yasanın uygulanmasının önünü açtı.

Ne var ki özellikle 1990 sonrası dönemde, medyanın sermaye yapısının değişmesiyle birlikte bu kazanımlar uygulamada adım adım ortadan kaldırıldı.

Bugün gelinen noktada, 10 Ocak hâlâ bir bayramdan çok, gazetecilerin hak, özgürlük ve meslek onuru için verdikleri mücadelenin simgesi olmayı sürdürmektedir.

Continue Reading

Trending