Yerel
AĞIRALİOĞLU, “BİZ BİR PARTİ KADROSU DEĞİL, VATAN KADROSUYUZ”
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Karacabey’de ekonomi, tarım, eğitim, adalet ve yönetim sistemi başta olmak üzere birçok konuda iktidarı eleştirdi. Partisinin hedeflerini anlatan Ağıralioğlu, “Biz bir parti kadrosu değil, vatan kadrosuyuz” dedi. Programın ardından Anahtar Parti Karacabey İlçe Teşkilatı’nın yeni binasının açılışı gerçekleştirildi.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Karacabey’de düzenlenen program kapsamında sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, muhtarlar, gaziler, şehit aileleri ve çok sayıda partililerle bir araya geldi. Yağış nedeniyle Şükran Yemişcioğlu Kültür Merkezi’nde başlayan programda Ağıralioğlu’na, Genel Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı Sedat Yalçın, Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Karacabey İlçe Başkanı Özcan Özkan ve partililer eşlik etti.
Programda partisinin kuruluş amacı ve hedeflerini anlatan Ağıralioğlu, ekonomi, tarım, eğitim, hukuk ve yönetim sistemi üzerine değerlendirmelerde bulunarak iktidara yönelik eleştirilerini dile getirdi.

Özkan’dan birlik ve beraberlik mesajı
Programın açılış konuşmasını yapan Anahtar Parti Karacabey İlçe Başkanı Özcan Özkan, partisinin Türkiye ve Karacabey’in geleceğine ilişkin hedeflerine dikkat çekti.
Katılımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Özkan, ilçe teşkilatının açılışında kendilerini yalnız bırakmayan Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu’na teşekkür etti. Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, ilçe başkanları ve teşkilat çalışmalarında görev alan yönetim kurulu üyelerine de şükranlarını sunan Özkan, ilçe binasının Karacabey’e, Bursa’ya ve Anahtar Parti teşkilatına hayırlı olmasını diledi.
Özkan, konuşmasını birlik ve beraberlik temennisinde bulunarak tamamladı.

TEKNOSAB ve tarım vurgusu
Programda söz alan Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı Sedat Yalçın ise Karacabey’in ekonomik ve tarımsal potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
TEKNOSAB’ın bölgeye getireceği sanayi hareketliliği ve nüfus artışına dikkat çeken Yalçın, bu gelişmelerin sağlıklı yönetilebilmesi için altyapı çalışmalarının ve uzun vadeli planlamanın önemini vurguladı. Karacabey’in tarımsal üretimdeki verimliliğine de değinen Yalçın, tarım arazilerinin korunması ve üretim potansiyelinin sürdürülebilir biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Biz bir parti kadrosu değil, vatan kadrosuyuz”
Anahtar Parti’yi Türk milletinin sofrasını ve ekmeğini büyütmek, emeklilerin ve alın teriyle çalışanların yanında olmak amacıyla kurduklarını belirten Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, partisinin siyaset anlayışını şu sözlerle anlattı:
“Biz bir parti kadrosu değil, vatan kadrosuyuz. Ay yıldızlı bayrağın altında 86 milyonluk bir ailemiz var.”

“Türkiye Yüzyılı, yüzleri güldürmedi”
Ekonomik koşullara ilişkin eleştirilerde bulunan Ağıralioğlu, çiftçilerin artan üretim maliyetleri nedeniyle zorlandığını, çalışanların ve esnafın ise geçim sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.
Siyasetin temel sorumluluğunun üretimi ve refahı artırmak olduğunu dile getiren Ağıralioğlu, çiftçinin ürününü tarladan kaldırmakta zorlandığını, çalışanların maliyet baskısı altında kaldığını savundu.
“Türkiye Yüzyılı” söyleminin vatandaşların yaşam koşullarına yeterince yansımadığını ileri süren Ağıralioğlu, şöyle konuştu:
“Siyasetçinin işi, başak tanelerinin içini doldurmak, sofrayı bereketlendirmektir. Çiftçi bugün tarladan ürününü kaldıramaz hale geldi. Çalışanın girdi maliyetleri göğü inletti, hükümeti titretmedi. “Türkiye Yüzyılı” dediğiniz şey, henüz emeklinin yüzünü güldürmedi, çiftçiye değmedi, asgari ücretlinin huzuru, esnafın siftahı, sanayicinin desteği olamadı. Bu “Türkiye Yüzyılı” ile kimi kastediyorsunuz? İnsanlarımız düğün davetiyesinden korkar hale geldi, misafirlerini yemeğe götüremiyor.”

“Memleketin şartları 2002’ye benziyor”
İktidarın geçmişteki söylemleriyle bugünkü yönetim anlayışı arasında fark bulunduğunu savunan Ağıralioğlu, ekonomik ve sosyal sorunların vatandaşların yaşamını olumsuz etkilediğini öne sürdü.
Türkiye’nin geçmişte yaşadığı ekonomik kriz dönemlerine atıfta bulunan Ağıralioğlu, “Memleketin şartları 2002’ye benziyor. Başbakana yazar kasa atılan bir memleketi devralmıştınız. Şimdi ‘geçinemiyoruz’ diye intihar ediyor insanlar. Feci bir karne ile karşı karşıyasınız” ifadelerini kullandı.
Yönetim sisteminde değişiklik vaadi
Anahtar Parti’nin iktidara gelmesi durumunda hayata geçirmeyi planladığı düzenlemeleri de anlatan Ağıralioğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde değişikliğe gideceklerini belirtti.
Partisinin seçimlerde güçlü bir konum elde edeceğini savunan Ağıralioğlu, yönetim sistemine ilişkin hedeflerini şu sözlerle açıkladı:
“Baraj sorunu olmayan bir partiyiz. Önümüzdeki dönem milletimizin en güçlü namzeti olarak geliyoruz. Başkanlığı yarı başkanlığa dönüştüreceğiz. Bakanlar Meclis’ten çıkacak, sorumluluk getireceğiz.”

Tarımdan eğitime yeni düzenleme vaadi
Devlet Planlama Teşkilatı’nın yeniden kurulmasını ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun daha güvenilir ölçümler yapan bir yapıya kavuşturulmasını hedeflediklerini belirten Ağıralioğlu, tarım ve eğitim politikalarına ilişkin vaatlerini de paylaştı.
Tarımda üreticilerin girdi maliyetlerinin karşılanmasına yönelik adımlar atacaklarını ve alımların Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla yapılacağını ifade eden Ağıralioğlu, eğitim alanında ise mülakat sistemini kaldırmayı ve devlet okullarındaki eğitim kalitesini yükseltmeyi amaçladıklarını söyledi.
Çocukların korunmasına yönelik çalışmaların güçlendirileceğini ve kreş hizmetlerinin yaygınlaştırılacağını da belirten Ağıralioğlu, kamu hizmetlerinin daha etkin yürütülmesine yönelik hedeflerini anlattı.

“Seçmenin sillesi sandıktadır”
Seçimlere ve partisinin teşkilatlanma çalışmalarına ilişkin mesajlar da veren Ağıralioğlu, vatandaşların iktidarın geçmiş dönem performansını sandıkta değerlendireceğini savundu.
“Seçmenin sillesi sandıktadır” diyen Ağıralioğlu, iktidarın uzun yıllara yayılan yönetim döneminin ardından vatandaşların ekonomik ve sosyal koşulları dikkate alarak bir değerlendirme yapacağını dile getirdi.
“Hukukun prensipleri tıkır tıkır çalışacak”
Demokrasi, hukuk ve ifade özgürlüğü alanlarında değişim hedeflediklerini belirten Ağıralioğlu, hukukun etkin, adil ve öngörülebilir biçimde işlemesi gerektiğini vurguladı.
Anahtar Parti’nin bu alanlarda yeni bir yaklaşım ortaya koyacağını savunan Ağıralioğlu, “Anahtar Parti olarak siyasete, demokrasiye, hukuka iyi geleceğiz. İfade vermek gerekiyorsa, gecenin bir yarısı kapınızın çalınmasından korkmayacaksınız. Hukukun prensipleri tıkır tıkır çalışacak” diye konuştu.

İlçe binasının açılışı yapıldı
Programın konuşmalar bölümünün ardından Yavuz Ağıralioğlu ve beraberindeki heyet, Anahtar Parti Karacabey İlçe Teşkilatı’nın yeni binasının açılışını gerçekleştirdi. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından parti mensuplarıyla bir araya gelen Ağıralioğlu, teşkilatlanma çalışmaları hakkında bilgi aldı.
Ağıralioğlu ve beraberindeki heyet, program kapsamında esnaf ve dernek ziyaretlerinde de bulundu.
Yerel
ÖZKAN, “KARACABEY’İN DEĞERLİ KAMU ALANI İÇİN ÖNCELİK VATANDAŞ OLMALIYDI!”
Anahtar Parti Karacabey İlçe Başkanı Özcan Özkan, 15 Temmuz Şehitler Meydanı’nda bulunan ve geçmişte BUSMEK bünyesinde kreş olarak kullanılan binanın bir siyasi partiye aylık 20 bin TL bedelle kiraya verilmesini gündeme taşıdı.
Söz konusu alanın Karacabey halkının yararına kullanılabileceğini savunan Özkan, Kent Kafe, Kent Lokantası veya sosyal yaşam alanı gibi alternatif projelerin değerlendirilebileceğini belirterek, kiralama ihalesinin şartları ve belirlenen bedelin hangi kriterlere göre oluşturulduğu konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesini istedi. Özkan, kamuya ait taşınmazların kullanımında önceliğin Karacabey halkının menfaatleri ve toplumsal fayda olması gerektiğini vurguladı.
Konuya ilişkin Özkan’ın basın açıklaması şöyle:
“KARACABEY’İN EN DEĞERLİ NOKTALARINDAN BİRİ VATANDAŞIN HİZMETİNE SUNULAMAZ MIYDI?
15 Temmuz Şehitler Meydanı’ndaki eski BUSMEK binasının kullanım şekli tartışma konusu oldu. “Kamuya ait değerli alanlar, öncelikle Karacabey halkının ihtiyaçları için değerlendirilmesi gerekiyor.”
Karacabey Hükümet Konağı’nın arkasında, ilçemizin merkezi noktalarından biri olan 15 Temmuz Şehitler Meydanı’nda bulunan ve geçmişte BUSMEK bünyesinde kreş olarak kullanılan binanın, yeni kreşin hizmete girmesinin ardından boşaltıldığı bilinmektedir.
Konum itibarıyla Karacabey’in en değerli noktalarından birinde bulunan bu binanın, ihale yoluyla bir siyasi partiye aylık 20 bin TL bedelle kiraya verilmesi, kamu taşınmazlarının nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusunda önemli soruları beraberinde getirmektedir.
Bizim itirazımız bir siyasi partinin varlığına değil, kamuya ait kıymetli bir alanın hangi önceliklerle değerlendirildiğinedir.

Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bulunan böyle bir alanın, öncelikle Karacabey halkına doğrudan fayda sağlayacak projeler için değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Örneğin burada bir Kent Kafe, Kent Lokantası veya sosyal yaşam alanı oluşturulabilirdi. Vatandaşlarımızın uygun fiyatlarla hizmet alabileceği, emeklilerimizin dinlenebileceği, gençlerimizin ve ailelerimizin faydalanabileceği bir tesis hayata geçirilebilirdi.
Böyle bir işletme, hem sosyal belediyecilik anlayışına katkı sağlayabilir hem de belediyeye düzenli gelir kazandırabilirdi. Üstelik işletme modeli, maliyetleri ve kira alternatifleri doğru hesaplanarak belediyenin mevcut kira gelirinden daha yüksek bir gelir elde etmesi de mümkün olabilirdi.
Burada asıl sorgulanması gereken, yalnızca binanın kaç liraya kiraya verildiği değil; bu alanın Karacabey halkına ne kadar fayda sağlayabileceği ve kamu yararı açısından en doğru seçeneğin hangisi olduğudur.
Kamuya ait taşınmazların kullanımında şeffaflık, ekonomik verimlilik ve toplumsal fayda birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle kiralama ihalesinin şartlarının, belirlenen bedelin hangi kriterlere göre oluştuğunun ve alternatif kullanım seçeneklerinin kamuoyuyla paylaşılmasını önemsiyoruz.
Karacabey’in merkezindeki böylesine değerli bir alan için daha fazla seçenek masaya yatırılmalı, vatandaşın yararına olabilecek projeler değerlendirilmeliydi.
Karacabey halkı, kendi ilçesindeki değerli kamu alanlarının nasıl değerlendirildiğini bilmek ve bu alanlardan en yüksek toplumsal faydanın sağlanmasını beklemek hakkına sahiptir.
Kamu kaynaklarının kullanımında esas olan, herhangi bir siyasi oluşumun değil, Karacabey halkının menfaatidir.
Kamuoyunun takdirine sunuyoruz.”
Yerel
NARHIN, “TÜRK TARIMI VE ÇİFTÇİSİ BİTME NOKTASINDA! GIDA ARZ GÜVENLİĞİMİZ TEHLİKEDE!”
İYİ Parti Karacabey İlçe Teşkilatı Tarım Politikaları Başkanı Levent Narhın, Türkiye’de tarım sektörünün yaşadığı sorunlara ilişkin yaptığı açıklamada, artan girdi maliyetleri, üreticinin ürününü pazarlamakta yaşadığı sıkıntılar, fabrikaların sözleşme uygulamaları ve çiftçilerin borç yüküne dikkat çekti.
Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin tehlikeye girdiğini savunan Narhın, özellikle domates, kapya biber, karpuz, buğday ve arpa üreticilerinin yaşadığı sorunları gündeme taşıdı. Planlı üretim uygulamaları ve ihracat kısıtlamalarına yönelik eleştirilerini de dile getiren Narhın, yaşanan krizin yalnızca çiftçileri değil, gıda arz güvenliğini ve tarıma bağlı diğer sektörleri de etkileyebileceğini belirterek yetkililere çözüm çağrısında bulundu.
Narhın’ın yazılı açıklaması şöyle;
“Aziz Milletimiz ve Emektar Üreticilerimiz;
Bugün burada, Türkiye’nin en bereketli topraklarına ev sahipliği yapan, ülkenin gıda ambarı olan bir ovadan sesleniyoruz. Ancak ne yazık ki toprağımızdan bereket değil, feryat yükseliyor. Türk tarımı, tarihinin en karanlık, en sürdürülemez dönemlerinden birini yaşamaktadır. Alın teri döken, gecesini gündüzüne katan çiftçimiz artık üretemez, borcunu ödeyemez ve en acısı toprağına küser duruma getirilmiştir.
Yaşadığımız bu yapısal ve ekonomik krizin ana başlıklarını ve acı gerçekleri kamuoyunun dikkatine sunuyoruz:
1. Girdi maliyetleri kontrolden çıkmıştır!
Tüm tarımsal ürünlerde; yüksek ilaç, mazot ve gübre fiyatları belimizi bükmüştür. Enflasyonun ve döviz kuru bahanesinin arkasına sığınan girdi maliyetleri katlanarak artarken, çiftçinin ürettiği malın fiyatı yerinde saymaktadır. Çiftçi, tarlasına gübre atamaz, traktörüne mazot koyamaz hale gelmiştir.
2. Sanayicinin tek taraflı sözleşme oyunu ve ürün reddi
Özellikle salçalık domates ve kapya biber üreticilerimiz, dev salça ve konserve fabrikalarının insafına terk edilmiştir. Fabrikalar, çiftçiyle uzun vadeli ve tamamen kendi lehlerine olan tek taraflı sözleşmeler imzalamakta, hasat dönemi geldiğinde ise bu sözleşme maddelerine uymamaktadır. Tarladan fabrikaya giden domateslerde akılalmaz oranlarda yüksek fireler yazılmakta, sudan bahanelerle ürün reddi (mal kabul etmeme) yapılmaktadır. Çiftçinin alın teri, fabrika kapılarında çürütülmektedir.
3. Karpuz, biber ve sebze tarlada kalmıştır!
Büyük umutlarla ekilen karpuz ve biber başta olmak üzere tonlarca ürünümüz, pazarlama sorunları nedeniyle tarlada kalmıştır. Üretici, toplama ve nakliye maliyetini bile karşılayamadığı için ürününü sürmek, toprağa gömmek zorunda kalmaktadır. Bunun üzerine bir de piyasada dönen karşılıksız çek problemi eklenince, namusuyla ticaret yapmaya çalışan çiftçimiz dolandırıcıların ve fırsatçıların kucağına itilmiştir.
4. Stratejik ürünlerde fiyat vurgunu: Çiftçi tüccarın insafına bırakıldı!
Stratejik ürünlerimiz olan buğday, arpa ve şeker pancarında açıklanan alım fiyatları, çiftçinin gerçek üretim maliyetinin dahi altında kalmıştır. Daha da acısı, buğday ve arpa üreticimiz tam anlamıyla bir piyasa vurgununa kurban edilmiştir:
* Sezonda fiyat oyunu: Hasat zamanı, yani çiftçinin elinde ürün varken fiyatlar kasıtlı olarak çok düşük tutulmuş, piyasa baskılanmıştır.
* Ürün bittikten sonra ani yükseliş: Borç sarmalı yüzünden malını elinde tutamayan çiftçinin satışı biter bitmez, fiyatlar piyasada birdenbire fırlamıştır.
* Çiftçimiz piyasa spekülatörlerinin ve tüccarın inisiyatifine terk edilmiş, üreticinin kazanamadığı parayı emeğe ortak olmayan aracılar kazanmıştır. Emeğinin karşılığını alamayan üretici, önümüzdeki yıl bu stratejik ürünleri ekmeme noktasına gelmiştir.
5. Planlı üretim ve reçete dayatması çiftçiyi hapsetmiştir
Yeni getirilmeye çalışılan “Planlı Üretim Modeli”, sahadaki gerçeklerden uzak, masa başında hazırlanmış bir dayatmadır. Çiftçimiz, bu modelle para etmeyen, pazar payı olmayan ürünleri ekmeye mecbur bırakılmaktadır. Bununla da kalınmamış, tarımsal ilaçlarda getirilen reçete uygulamaları nedeniyle bürokratik engeller yaratılmış, çiftçinin doğru zamanda doğru ilaca erişim sorunu baş göstermiştir. Hastalanan ürün tarlada kururken, çiftçi reçete kuyruğunda bekletilmektedir.
6. İhracat kısıtlamaları ve satış kanallarının baltalanması
Tarım yönetiminin aldığı istikrarsız kararlar, uygulanan yasaklar ve ani ihracat kısıtlamaları, Türk çiftçisinin yıllardır binbir emekle inşa ettiği uluslararası satış kanallarını bozmuştur. Dış pazar hakkını kaybeden ürünler iç pazarda sıkışmış, fiyatlar taban yapmış ve üretim planlaması tamamen çökmüştür.
Değerli Kamuoyu; Bu Kriz Sadece Çiftçinin Değil, Tüm Türkiye’nindir!
* Çiftçimiz Tehlikeli Bir Finansman Sarmalına Düşmüştür: Üretici, mevcut borçlarını ödeyebilmek için atalarından kalan tarım arazilerini satmak zorunda kalmaktadır. Bir bankadan çektiği krediyi diğer bankanın borcunu kapatmak için kullanan çiftçimiz, içinden çıkılmaz bir finansal sarmalın içine hapsedilmiştir. Bankalar ve tarım kredi kooperatifleri icra kapılarını zorlamaktadır.
* Geliri sıfırlanan çiftçi, yeni ekipman, traktör veya yedek parça alamamaktadır.
* Bu durum, zincirleme bir reaksiyonla tarım makineleri imalatçılarından sanayiciye, yerel esnaftan tamirciye kadar küçük-büyük tüm sanayi çarklarını durdurma noktasına getirmiştir.
Açıkça uyarıyoruz: Çiftçinin iflas ettiği, toprağını satıp üretimden koptuğu bir senaryoda, kazanan hiç kimse olmayacaktır! Türkiye, çok büyük ve geri dönülemez bir gıda arz güvenliği krizi ile karşı karşıyadır. Yarın parası olanın bile ithal edecek gıda bulamayacağı günler kapımızdadır.
Yetkilileri derhal göreve, fabrikaları sözleşmelere sadık kalmaya, tarım politikasını yönetenleri ise masa başından kalkıp sahadaki çiftçinin sesini duymaya davet ediyoruz!
Toprak varsa hayat vardır, çiftçi varsa gelecek vardır!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur”
Yerel
“BU ZARF SENİN İÇİN”: KADINLARA ERKEN TEŞHİS ÇAĞRISI
Zafer Partisi Karacabey İlçe Başkanlığı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında ilçede kadınlara yönelik farkındalık çalışmaları gerçekleştirdi. Kadın Politikaları Başkanı Canan Tekirdağ öncülüğünde yürütülen çalışmalarda hem farkındalık standı açıldı hem de kadın esnaflara bilgilendirici zarflar ve broşürler dağıtıldı.
Zafer Partisi Karacabey İlçe Başkanlığı, meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla Karacabey’de çeşitli çalışmalar gerçekleştirdi. Kadın Politikaları Başkanı Canan Tekirdağ ve kadın başkanların katılımıyla düzenlenen etkinliklerde, kadınların kendi sağlıklarını ihmal etmemeleri ve düzenli kontrollerini aksatmamaları gerektiği vurgulandı.

Çalışmalar kapsamında açılan farkındalık standında vatandaşlara meme kanseri hakkında bilgilendirici broşürler dağıtılırken, üzerinde “İçindekine iyi bak çünkü çok değerlisin…” mesajı bulunan aynalar da kadınlara ulaştırıldı.
Kadın esnaflara özel mesaj
Farkındalık çalışmasının bir diğer ayağını ise “Bu Zarf Senin İçin” projesi oluşturdu. Karacabeyli kadın esnafları ziyaret eden teşkilat üyeleri, hazırlanan zarfları kadınlara ulaştırdı. Zarflarda “Muayene hayat kurtarır”, “Erken teşhis hayat kurtarır” ve “Kendinizi ihmal etmeyin, sağlığınızı ertelemeyin” mesajlarına yer verildi.

Kadınların yoğun iş ve yaşam temposu içerisinde kendi sağlıklarını geri plana atmaması gerektiğine dikkat çekilen çalışmayla, meme kanserinde erken teşhis konusunda farkındalık oluşturulması amaçlandı.
Tekirdağ: Kadınlarımız kendilerini ihmal etmesin
Zafer Partisi Karacabey İlçe Başkanlığı Kadın Politikaları Başkanı Canan Tekirdağ, gerçekleştirilen çalışmaların yalnızca bilgilendirme amacı taşımadığını, kadınlara kendi değerlerini ve sağlıklarının önemini hatırlatmayı da hedeflediğini belirtti.
Tekirdağ, “Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında kadınlarımıza erken teşhisin önemini hatırlatmak ve sağlıklarını ihmal etmemeleri konusunda farkındalık oluşturmak istedik. Standımızda dağıttığımız broşürler ve aynalarla kadınlarımıza “Siz değerlisiniz” mesajını vermeyi amaçladık. Çünkü günlük hayatın koşuşturması içerisinde kadınlarımız zaman zaman kendi sağlıklarını erteleyebiliyor.
“Bu Zarf Senin İçin” projemizle de Karacabeyli kadın esnaflarımıza ulaşarak muayenenin ve erken teşhisin önemini anlatmak istedik. Bazen küçücük bir zarfın içindeki mesaj, çok önemli bir hatırlatma olabilir. Her kadının kendisi ve sevdikleri için sağlığına zaman ayırmasını istiyoruz. Erken teşhis hayat kurtarabilir. Kadınlarımız kontrollerini ihmal etmesin, sağlıklarını ertelemesin” dedi.
Çalışmaya Zafer Partisi Bursa İl Kadın Politikaları Başkanı Semra Bektaşoğlu da katılarak destek verdi. Zafer Partisi Karacabey İlçe Başkanlığı, kadınların sağlık konusunda bilinçlenmesine katkı sunmayı amaçlayan etkinlikle meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekti.

-
Bursa Bölge7 yıl agoKaracabey’de cinayet: 1 ölü
-
Genel3 yıl agoKARACABEYLİ DUAYEN SANATÇI SEVENLERİNİ ÜZDÜ
-
Bursa Bölge7 yıl agoRABBİMİZ BİZDEN NELER İSTİYOR
-
Genel2 yıl agoKARACABEY BELEDİYESİ’NDE GÖREV DEĞİŞİKLİKLERİ
-
Güncel2 yıl agoİYİ VE KÖTÜ AHLAK
-
Güncel7 yıl agoARAPÇA’DA “VAV” HARFİ
-
Güncel4 yıl agoHAKİM VE SAVCILARA ANLAMLI VEDA
-
Ekonomi3 yıl agoKAZI KAZAN’DAN 1 MİLYON TL KAZANDI



Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login