Connect with us

Yerel

ERİŞ VE GÜL AİLELERİNİN MUTLU GÜNÜ

Gülen-Haluk Eriş çiftinin kızları Sinem Eriş ile sağlık emeklisi Hasip-Fatma Gül çiftinin oğulları Serhat Gül, aile arasında düzenlenen törenle nişanlanarak evlilik yolunda ilk adımı attı.

3 Ekim 2026 Cumartesi akşamı ev ortamında, aile yakınlarının katılımıyla gerçekleştirilen nişan merasiminde Eriş ve Gül aileleri, genç çiftin mutluluğunu paylaştı. Sade ve samimi bir atmosferde gerçekleşen törende, iki ailenin sevinci bir araya geldi.

Karacabey’in tanınan esnaflarından Malıçkonak Pırlanta’nın sahipleri Haluk Eriş’in kızı ve Selçuk Eriş’in kız kardeşi olan Sinem Eriş ile Serhat Gül’ün nişanlanması, aileleri ve yakınları için anlamlı bir mutluluk yaşattı.

Aile arasında gerçekleşen törende genç çift, evlilik yolunda ilk adımlarını atarken aileleri de bu özel günde yanlarında oldu. Her iki ailenin mutluluğuna sahne olan nişan merasimi, iyi dilekler eşliğinde gerçekleşti.

Bizlerde Yörem ailesi olarak Sinem Eriş ve Serhat Gül çiftini tebrik ediyor, Eriş ve Gül ailelerine hayırlı olmasını diliyor, genç çifte bir ömür boyu sağlık, huzur ve mutluluk temenni ediyoruz.

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Yerel

ÖZKAN, “KARACABEY’İN DEĞERLİ KAMU ALANI İÇİN ÖNCELİK VATANDAŞ OLMALIYDI!”

Anahtar Parti Karacabey İlçe Başkanı Özcan Özkan, 15 Temmuz Şehitler Meydanı’nda bulunan ve geçmişte BUSMEK bünyesinde kreş olarak kullanılan binanın bir siyasi partiye aylık 20 bin TL bedelle kiraya verilmesini gündeme taşıdı.

Söz konusu alanın Karacabey halkının yararına kullanılabileceğini savunan Özkan, Kent Kafe, Kent Lokantası veya sosyal yaşam alanı gibi alternatif projelerin değerlendirilebileceğini belirterek, kiralama ihalesinin şartları ve belirlenen bedelin hangi kriterlere göre oluşturulduğu konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesini istedi. Özkan, kamuya ait taşınmazların kullanımında önceliğin Karacabey halkının menfaatleri ve toplumsal fayda olması gerektiğini vurguladı.

Konuya ilişkin Özkan’ın basın açıklaması şöyle:

“KARACABEY’İN EN DEĞERLİ NOKTALARINDAN BİRİ VATANDAŞIN HİZMETİNE SUNULAMAZ MIYDI?

15 Temmuz Şehitler Meydanı’ndaki eski BUSMEK binasının kullanım şekli tartışma konusu oldu. “Kamuya ait değerli alanlar, öncelikle Karacabey halkının ihtiyaçları için değerlendirilmesi gerekiyor.”

Karacabey Hükümet Konağı’nın arkasında, ilçemizin merkezi noktalarından biri olan 15 Temmuz Şehitler Meydanı’nda bulunan ve geçmişte BUSMEK bünyesinde kreş olarak kullanılan binanın, yeni kreşin hizmete girmesinin ardından boşaltıldığı bilinmektedir.

Konum itibarıyla Karacabey’in en değerli noktalarından birinde bulunan bu binanın, ihale yoluyla bir siyasi partiye aylık 20 bin TL bedelle kiraya verilmesi, kamu taşınmazlarının nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusunda önemli soruları beraberinde getirmektedir.

Bizim itirazımız bir siyasi partinin varlığına değil, kamuya ait kıymetli bir alanın hangi önceliklerle değerlendirildiğinedir.

Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bulunan böyle bir alanın, öncelikle Karacabey halkına doğrudan fayda sağlayacak projeler için değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Örneğin burada bir Kent Kafe, Kent Lokantası veya sosyal yaşam alanı oluşturulabilirdi. Vatandaşlarımızın uygun fiyatlarla hizmet alabileceği, emeklilerimizin dinlenebileceği, gençlerimizin ve ailelerimizin faydalanabileceği bir tesis hayata geçirilebilirdi.

Böyle bir işletme, hem sosyal belediyecilik anlayışına katkı sağlayabilir hem de belediyeye düzenli gelir kazandırabilirdi. Üstelik işletme modeli, maliyetleri ve kira alternatifleri doğru hesaplanarak belediyenin mevcut kira gelirinden daha yüksek bir gelir elde etmesi de mümkün olabilirdi.

Burada asıl sorgulanması gereken, yalnızca binanın kaç liraya kiraya verildiği değil; bu alanın Karacabey halkına ne kadar fayda sağlayabileceği ve kamu yararı açısından en doğru seçeneğin hangisi olduğudur.

Kamuya ait taşınmazların kullanımında şeffaflık, ekonomik verimlilik ve toplumsal fayda birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle kiralama ihalesinin şartlarının, belirlenen bedelin hangi kriterlere göre oluştuğunun ve alternatif kullanım seçeneklerinin kamuoyuyla paylaşılmasını önemsiyoruz.

Karacabey’in merkezindeki böylesine değerli bir alan için daha fazla seçenek masaya yatırılmalı, vatandaşın yararına olabilecek projeler değerlendirilmeliydi.

Karacabey halkı, kendi ilçesindeki değerli kamu alanlarının nasıl değerlendirildiğini bilmek ve bu alanlardan en yüksek toplumsal faydanın sağlanmasını beklemek hakkına sahiptir.

Kamu kaynaklarının kullanımında esas olan, herhangi bir siyasi oluşumun değil, Karacabey halkının menfaatidir.

Kamuoyunun takdirine sunuyoruz.”

Continue Reading

Yerel

NARHIN, “TÜRK TARIMI VE ÇİFTÇİSİ BİTME NOKTASINDA! GIDA ARZ GÜVENLİĞİMİZ TEHLİKEDE!”

İYİ Parti Karacabey İlçe Teşkilatı Tarım Politikaları Başkanı Levent Narhın, Türkiye’de tarım sektörünün yaşadığı sorunlara ilişkin yaptığı açıklamada, artan girdi maliyetleri, üreticinin ürününü pazarlamakta yaşadığı sıkıntılar, fabrikaların sözleşme uygulamaları ve çiftçilerin borç yüküne dikkat çekti.

Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin tehlikeye girdiğini savunan Narhın, özellikle domates, kapya biber, karpuz, buğday ve arpa üreticilerinin yaşadığı sorunları gündeme taşıdı. Planlı üretim uygulamaları ve ihracat kısıtlamalarına yönelik eleştirilerini de dile getiren Narhın, yaşanan krizin yalnızca çiftçileri değil, gıda arz güvenliğini ve tarıma bağlı diğer sektörleri de etkileyebileceğini belirterek yetkililere çözüm çağrısında bulundu.

Narhın’ın yazılı açıklaması şöyle;

“Aziz Milletimiz ve Emektar Üreticilerimiz;

Bugün burada, Türkiye’nin en bereketli topraklarına ev sahipliği yapan, ülkenin gıda ambarı olan bir ovadan sesleniyoruz. Ancak ne yazık ki toprağımızdan bereket değil, feryat yükseliyor. Türk tarımı, tarihinin en karanlık, en sürdürülemez dönemlerinden birini yaşamaktadır. Alın teri döken, gecesini gündüzüne katan çiftçimiz artık üretemez, borcunu ödeyemez ve en acısı toprağına küser duruma getirilmiştir.

Yaşadığımız bu yapısal ve ekonomik krizin ana başlıklarını ve acı gerçekleri kamuoyunun dikkatine sunuyoruz:

1. Girdi maliyetleri kontrolden çıkmıştır!

Tüm tarımsal ürünlerde; yüksek ilaç, mazot ve gübre fiyatları belimizi bükmüştür. Enflasyonun ve döviz kuru bahanesinin arkasına sığınan girdi maliyetleri katlanarak artarken, çiftçinin ürettiği malın fiyatı yerinde saymaktadır. Çiftçi, tarlasına gübre atamaz, traktörüne mazot koyamaz hale gelmiştir.

2. Sanayicinin tek taraflı sözleşme oyunu ve ürün reddi

Özellikle salçalık domates ve kapya biber üreticilerimiz, dev salça ve konserve fabrikalarının insafına terk edilmiştir. Fabrikalar, çiftçiyle uzun vadeli ve tamamen kendi lehlerine olan tek taraflı sözleşmeler imzalamakta, hasat dönemi geldiğinde ise bu sözleşme maddelerine uymamaktadır. Tarladan fabrikaya giden domateslerde akılalmaz oranlarda yüksek fireler yazılmakta, sudan bahanelerle ürün reddi (mal kabul etmeme) yapılmaktadır. Çiftçinin alın teri, fabrika kapılarında çürütülmektedir.

3. Karpuz, biber ve sebze tarlada kalmıştır!

Büyük umutlarla ekilen karpuz ve biber başta olmak üzere tonlarca ürünümüz, pazarlama sorunları nedeniyle tarlada kalmıştır. Üretici, toplama ve nakliye maliyetini bile karşılayamadığı için ürününü sürmek, toprağa gömmek zorunda kalmaktadır. Bunun üzerine bir de piyasada dönen karşılıksız çek problemi eklenince, namusuyla ticaret yapmaya çalışan çiftçimiz dolandırıcıların ve fırsatçıların kucağına itilmiştir.

4. Stratejik ürünlerde fiyat vurgunu: Çiftçi tüccarın insafına bırakıldı!

Stratejik ürünlerimiz olan buğday, arpa ve şeker pancarında açıklanan alım fiyatları, çiftçinin gerçek üretim maliyetinin dahi altında kalmıştır. Daha da acısı, buğday ve arpa üreticimiz tam anlamıyla bir piyasa vurgununa kurban edilmiştir:

* Sezonda fiyat oyunu: Hasat zamanı, yani çiftçinin elinde ürün varken fiyatlar kasıtlı olarak çok düşük tutulmuş, piyasa baskılanmıştır.

* Ürün bittikten sonra ani yükseliş: Borç sarmalı yüzünden malını elinde tutamayan çiftçinin satışı biter bitmez, fiyatlar piyasada birdenbire fırlamıştır.

* Çiftçimiz piyasa spekülatörlerinin ve tüccarın inisiyatifine terk edilmiş, üreticinin kazanamadığı parayı emeğe ortak olmayan aracılar kazanmıştır. Emeğinin karşılığını alamayan üretici, önümüzdeki yıl bu stratejik ürünleri ekmeme noktasına gelmiştir.

5. Planlı üretim ve reçete dayatması çiftçiyi hapsetmiştir

Yeni getirilmeye çalışılan “Planlı Üretim Modeli”, sahadaki gerçeklerden uzak, masa başında hazırlanmış bir dayatmadır. Çiftçimiz, bu modelle para etmeyen, pazar payı olmayan ürünleri ekmeye mecbur bırakılmaktadır. Bununla da kalınmamış, tarımsal ilaçlarda getirilen reçete uygulamaları nedeniyle bürokratik engeller yaratılmış, çiftçinin doğru zamanda doğru ilaca erişim sorunu baş göstermiştir. Hastalanan ürün tarlada kururken, çiftçi reçete kuyruğunda bekletilmektedir.

6. İhracat kısıtlamaları ve satış kanallarının baltalanması

Tarım yönetiminin aldığı istikrarsız kararlar, uygulanan yasaklar ve ani ihracat kısıtlamaları, Türk çiftçisinin yıllardır binbir emekle inşa ettiği uluslararası satış kanallarını bozmuştur. Dış pazar hakkını kaybeden ürünler iç pazarda sıkışmış, fiyatlar taban yapmış ve üretim planlaması tamamen çökmüştür.

Değerli Kamuoyu; Bu Kriz Sadece Çiftçinin Değil, Tüm Türkiye’nindir!

* Çiftçimiz Tehlikeli Bir Finansman Sarmalına Düşmüştür: Üretici, mevcut borçlarını ödeyebilmek için atalarından kalan tarım arazilerini satmak zorunda kalmaktadır. Bir bankadan çektiği krediyi diğer bankanın borcunu kapatmak için kullanan çiftçimiz, içinden çıkılmaz bir finansal sarmalın içine hapsedilmiştir. Bankalar ve tarım kredi kooperatifleri icra kapılarını zorlamaktadır.

* Geliri sıfırlanan çiftçi, yeni ekipman, traktör veya yedek parça alamamaktadır.

* Bu durum, zincirleme bir reaksiyonla tarım makineleri imalatçılarından sanayiciye, yerel esnaftan tamirciye kadar küçük-büyük tüm sanayi çarklarını durdurma noktasına getirmiştir.

Açıkça uyarıyoruz: Çiftçinin iflas ettiği, toprağını satıp üretimden koptuğu bir senaryoda, kazanan hiç kimse olmayacaktır! Türkiye, çok büyük ve geri dönülemez bir gıda arz güvenliği krizi ile karşı karşıyadır. Yarın parası olanın bile ithal edecek gıda bulamayacağı günler kapımızdadır.

Yetkilileri derhal göreve, fabrikaları sözleşmelere sadık kalmaya, tarım politikasını yönetenleri ise masa başından kalkıp sahadaki çiftçinin sesini duymaya davet ediyoruz!

Toprak varsa hayat vardır, çiftçi varsa gelecek vardır!

Kamuoyuna saygıyla duyurulur”

Continue Reading

Yerel

“BU ZARF SENİN İÇİN”: KADINLARA ERKEN TEŞHİS ÇAĞRISI

Zafer Partisi Karacabey İlçe Başkanlığı, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında ilçede kadınlara yönelik farkındalık çalışmaları gerçekleştirdi. Kadın Politikaları Başkanı Canan Tekirdağ öncülüğünde yürütülen çalışmalarda hem farkındalık standı açıldı hem de kadın esnaflara bilgilendirici zarflar ve broşürler dağıtıldı.

Zafer Partisi Karacabey İlçe Başkanlığı, meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla Karacabey’de çeşitli çalışmalar gerçekleştirdi. Kadın Politikaları Başkanı Canan Tekirdağ ve kadın başkanların katılımıyla düzenlenen etkinliklerde, kadınların kendi sağlıklarını ihmal etmemeleri ve düzenli kontrollerini aksatmamaları gerektiği vurgulandı.

Çalışmalar kapsamında açılan farkındalık standında vatandaşlara meme kanseri hakkında bilgilendirici broşürler dağıtılırken, üzerinde “İçindekine iyi bak çünkü çok değerlisin…” mesajı bulunan aynalar da kadınlara ulaştırıldı.

Kadın esnaflara özel mesaj

Farkındalık çalışmasının bir diğer ayağını ise “Bu Zarf Senin İçin” projesi oluşturdu. Karacabeyli kadın esnafları ziyaret eden teşkilat üyeleri, hazırlanan zarfları kadınlara ulaştırdı. Zarflarda “Muayene hayat kurtarır”, “Erken teşhis hayat kurtarır” ve “Kendinizi ihmal etmeyin, sağlığınızı ertelemeyin” mesajlarına yer verildi.

Kadınların yoğun iş ve yaşam temposu içerisinde kendi sağlıklarını geri plana atmaması gerektiğine dikkat çekilen çalışmayla, meme kanserinde erken teşhis konusunda farkındalık oluşturulması amaçlandı.

Tekirdağ: Kadınlarımız kendilerini ihmal etmesin

Zafer Partisi Karacabey İlçe Başkanlığı Kadın Politikaları Başkanı Canan Tekirdağ, gerçekleştirilen çalışmaların yalnızca bilgilendirme amacı taşımadığını, kadınlara kendi değerlerini ve sağlıklarının önemini hatırlatmayı da hedeflediğini belirtti.

Tekirdağ, “Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında kadınlarımıza erken teşhisin önemini hatırlatmak ve sağlıklarını ihmal etmemeleri konusunda farkındalık oluşturmak istedik. Standımızda dağıttığımız broşürler ve aynalarla kadınlarımıza “Siz değerlisiniz” mesajını vermeyi amaçladık. Çünkü günlük hayatın koşuşturması içerisinde kadınlarımız zaman zaman kendi sağlıklarını erteleyebiliyor.

“Bu Zarf Senin İçin” projemizle de Karacabeyli kadın esnaflarımıza ulaşarak muayenenin ve erken teşhisin önemini anlatmak istedik. Bazen küçücük bir zarfın içindeki mesaj, çok önemli bir hatırlatma olabilir. Her kadının kendisi ve sevdikleri için sağlığına zaman ayırmasını istiyoruz. Erken teşhis hayat kurtarabilir. Kadınlarımız kontrollerini ihmal etmesin, sağlıklarını ertelemesin” dedi.

Çalışmaya Zafer Partisi Bursa İl Kadın Politikaları Başkanı Semra Bektaşoğlu da katılarak destek verdi. Zafer Partisi Karacabey İlçe Başkanlığı, kadınların sağlık konusunda bilinçlenmesine katkı sunmayı amaçlayan etkinlikle meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekti.

Continue Reading

Trending