Bursa Bölge
SENİN HAKKIN HAK DA, BİZİMKİ ISPANAK MI?
Canan Ekinci Yılmaz
Namaza başlayan önce niyet eder:
“Durdum divana, uydum Kuran’a, (ya da uydum hazır olan imama), yönüm kıble, kıblem Kâbe, kurtarıcım Allah, şefaatçim Muhammed Mustafa, niyet ettim bugünkü öğle namazının sünnetine, farzına ya da son sünnetine!..” Namazını kılar, bir dahaki vakte kadar seccadesini katlar ve kalkar.
Allah kabul etsin…
Namaz kılanın önünden geçilmez, karşısında bir portre tablo varsa üzeri örtülür, yanında yüksek sesle konuşulmaz, şarkı türkü çalınmaz. Namaz kılan sessiz bir ortam tercih ettiği için genellikle başka bir odaya geçer. Namaz kılarken yakalamak istediği duyguyu sessizlikte bulur.
Yolun ortasına seccade serip namaza durmaz mesela. Havada, karada, suda namaz kılmaya çalışmaz. Hareket halindeki bir uçağın ya da bir otobüsün dapdaracık koridorlarında ellerini beline bağlayıp kıyama durmaz.
Giden araçta namaz kılmaya çalışana bakıp da kıble ne yana düşer usta diye sormaz mı insan? Efendi efendi, senin kıblen şaşmış demez mi? (“Efendi” dedim, çünkü bunu yapanlar hep erkek taifesi.)
Son yıllarda böyle bir moda başladı biliyorsunuz. Olur olmaz her yerde namaz kılmaya çalışanlara en ufak bir şey diyecek olursanız, “VAYY! SEN DİNE KARŞI MISIN?” haykırışları, sosyal medya linçleri, gözaltı, hatta bazen de tutuklama ile sona eren hızlı mı hızlı bir yolculukta bulabilirsiniz kendinizi.
Güzel kardeşim, biz senin namazına niçin karışalım? Ama sen bizim hayatımızın ortasına niye dalıyorsun? Senin hakkın hak da, bizimki ıspanak mı?
Ezanı bu kadar yüksek sesle okumayın deseniz yine aynı tepki. “Ezan okunmasın demedim, ses yüksek dedim!” deseniz de çaresiz. Siz yine jet hızıyla din düşmanı oldunuz.
Sürekli “cinsel hayat” konuşan imamlar deseniz ona keza. Hoppala, onu da mu sana soracağız deseniz, bakın yine din düşmanı oldunuz.
Hadi geçmiş olsun…
Köpürteceğinize sakinleştirin.
Tamam, hepsine geçmiş olsun. Ya sığınmacı krizi? Şimdi de sığınmacılardan şikâyet etmek, onlara karşı iki laf söylemek zinhar YASSAH! Hem de öyle böyle değil, çok fena YASSAH!
Ki memlekette kime sorsan bu istiladan son derece rahatsız. Ama olur da orda burda biri bir mülteciye laf ederse kızılca kıyamet kopuyor. Anında telefonlar kayda geçiyor, videolar kaydediliyor, ülke insanı ırkçılıkla ve din düşmanlığıyla suçlanıyor. Olay köpürtüldükçe köpürtülüyor ve bu vahşetli-şehvetli yolculuğun sonu yine “Emniyet”e çıkıyor…
Ülke insanı taş mı a benim güzel kardeşim. Bak vatandaş kıvrım kıvrım kıvranıyor. Canı burnunda soluyor. Bu çaresizliğini boşaltmak isteyen bir insanı sakinleştireceğinize niçin daha da alevlendiriyorsunuz? Niçin olayı din düşmanlığına ve ırkçılığa taşıyorsunuz?
Onlara yazık da bize değil mi? Onların yaşama hakkı var da bizim yok mu? Niçin hakkımızı korumayalım? Niçin ülkemizi kaçtıkları ülkelerine benzetmek istemelerine sessiz kalalım? Niçin onlardan sığındıkları bu ülkeye saygılı olmalarını beklemeyelim?
Hem niçin ülke kuralları kanunlarla korunmuyor da insanımız bir başına sahipsiz kalıyor?
Ha bir de, niçin ülke insanı kendi ülkesine/insanına hainlik ediyor? Taksicisinden ev sahibine, mağazacısından restoranına kadar herkes “para” peşinde koşup kendi insanını görmezden gelirken ülke göz göre göre elden gidiyor, niçin kimse buna bir dur demiyor?
Kim kime muhtaç?
Siz bakmayın küçük düşünen “aklın”, “Ama onlar olmasa biz malımızı satamayacağız!” diyerek sevinmesine. Onlar, “onlar” sebebiyle ülke halkının fakirleştiğini görmüyor. Kimden ne kazanırsam fayda diyerek “Parayı veren düdüğü çalar!” mantığı güdüyor. Daha düne kadar sizler-bizler normal alışverişimizi yapar, sektörü ayakta tutardık. Yanlış politikalarla şimdi biz “bakan” olduk, yardım ettiğimiz mülteci tayfası ise “alan”.
Onlar ülkemize muhtaç derken, ne acı ki şimdi ülkemiz onlara muhtaç.
Mal mı satmayalım, satalım elbet. Ev mi kiralamayalım, kiralayalım elbet. Restorana mı almayalım, alalım elbet. Lakin mal satanlar ayrı şikâyetçi, ev kiralayanlar ayrı, masa açanlar ayrı.
O mal evlerde denenip orası burası sökük, düğmesi kopuk olarak değişime geliyor. Tax-free max-free uğraş dur.
Kiracısı evden çıkınca ev sahibi evini tanıyamaz halde buluyor. Pencere kolu çıkmış, parkeler sökülmüş, mutfak dolapları renk değiştirmiş. Emlakçı memlakçı, uğraş dur.
Restoranda masadan kalktıklarında, masa, altıyla üstüyle çöpe dönüşüyor. Hadi masa üzerini anladım da, altta oluşan çöplük ne alaka? Fırça, süpürge, bez uğraş dur.
Kendi aralarında kavgalar, mahalle halkına sataşmalar, tacizler, cinayetler, hırsızlık, gasp… Hangi birini saysam?
****
Kısacası, ülke insanı büyük bir mağduriyet içinde inim inim inliyor.
Çünkü kucak açtığı misafir misafirliğini bilmiyor. Geldiği evin düzenine uyacağına, evi ele geçirip ev sahibini evden dışarı atmaya çalışıyor. Eğer misafir bunu yapma cüretini kendinde görüyorsa ya burada büyük bir yönetim boşluğu var demektir ya da ev, bilinçli olarak el değiştiriliyor demektir.
Ya da belki bu düzensizlikten, bu kaostan yeni bir dünya düzeni çıkacak demektir. Gücünüz sade vatandaşa yetip mağdur insanlara saldıracağınıza bence bunu sorgulayın…
Bursa Bölge
MATLI: CUMHURBAŞKANIMIZIN TÜRKİYE YÜZYILI HEDEFLERİNE BURSA’DAN GÜÇLÜ KATKI SUNACAĞIZ
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilen Özer Matlı, seçimlerin ardından birlik ve beraberlik mesajı verdi. Yeni dönemde 60 bin üyenin tamamına eşit mesafede hizmet edeceklerini belirten Matlı, “BTSO hepimizin. Yönetim Kurulumuz, Meclis Başkanlık Divanımız, Meclis üyelerimiz, komisyonlarımız ve komitelerimizle Bursa’nın üretimini, ticaretini ve geleceğini güçlendirmek için el ele vereceğiz” dedi.
8 Ekim’de BTSO Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri seçiminin ardından açıklamalarda bulunan Matlı, kendisine duyulan güven için teşekkür etti. Seçim sürecindeki farklı tercihlerin geride kaldığını vurgulayan Matlı, Bursa iş dünyasının bütün kesimlerini dinleyen ve üyelerin katkısına açık bir yönetim anlayışıyla çalışacaklarını söyledi.
60 bin üyenin tamamının başkanı
Her üyenin kendisini BTSO’nun bir parçası olarak hissetmesinin önemine dikkat çeken Matlı, “Artık 60 bin üyemizin tamamının başkanı olarak, her üyemizin sesini duymak, sorunlarına çözüm üretmek ve Bursa iş dünyasına hizmet etmek için çalışacağım. Bugünden itibaren ayrım gözetmeden, BTSO’nun tüm üyelerine eşit mesafede, şeffaf ve kapsayıcı bir anlayışla Bursa için çalışacağız” ifadelerini kullandı.
BTSO Meclisinin bütün üyelerin ortak temsil alanı olduğunu belirten Matlı, farklı görüş ve önerilerin yeni dönemin çalışmalarına katkı sunacağını söyledi. Üyelerin taleplerini doğrudan dinleyen, karar süreçlerine katılımlarını sağlayan ve sorunlarına çözüm üreten bir Oda için çalışacaklarını ifade etti.
Seçim sürecindeki olası kırgınlıklara da değinen Matlı, “İlk iş olarak, bu süreçte farkında olmadan gönlünü kırdığımız, incittiğimiz arkadaşlarımız varsa her birinden helallik alacağım. Gönüllerini almak için samimiyetle çalışacağım” dedi.
Türkiye yüzyılı için işbirliği
Kamu kurumları ve sivil toplumla işbirliğinin önemini vurgulayan Matlı, “Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda, devletimizin kurumlarıyla, yerel yönetimlerimizle, yerel kamu kuruluşlarımızla ve sivil toplum kuruluşlarımızla işbirliği içinde çalışacağız. Bursa’nın üretim gücünü ve ticaretini geliştirmek, ülkemizin kalkınmasına katkı sunmak için kurumlarımızın birikimini ve desteğini önemsiyoruz” dedi.
“Biz bir sevdik, onlar bin sevdi”
Bursaspor taraftarları için söylediği “Biz bir sevdik, onlar bin sevdi” sözünü hatırlatan Matlı, Bursa’nın sevgisine ve dayanışmasına layık olmak için çalışacaklarını belirtti. Şehre ve üreten insanlarına bağlılığını vurgulayan Matlı, “Biz bu şehrin çocuklarıyız. Biz bu şehrin evladıyız. Biz bu şehirde üreterek kazandık” dedi.
Bursa’nın sanayisi, ticareti, tarımı, turizmi, kültürü, sanatı ve zanaatıyla bir bütün olduğunu ifade eden Matlı, şehrin farklı kesimlerini buluşturan bu dayanışma ruhunu BTSO’nun yeni döneminde de güçlendirmek istediklerini söyledi.

Meclis ve komitelerle bursa için el ele
Yeni dönemde Yönetim Kurulu olarak, bütün Meclis üyeleriyle, Meclis ihtisas komisyonlarıyla ve meslek komiteleriyle birlikte çalışacaklarını belirten Matlı, Bursa iş dünyasının ihtiyaçlarına ortak sorumluluk anlayışıyla çözüm üreteceklerini ifade etti.
Matlı, Yönetim Kurulu’nda birlikte görev yapacağı arkadaşlarını, Meclis Başkanı seçilen Erol Dağlıoğlu’nu, Meclis Divanını, Meclis üyelerini, TOBB delegelerini, Disiplin Kurulu üyelerini ve komisyonlarda görev alacak tüm arkadaşlarını tebrik ederek başarılar diledi.
Çalışanlarımızın emeğine ve ekmeğine sahip çıkacağız
BTSO çalışanlarına da seslenen Matlı, “Bütün çalışma arkadaşlarımız BTSO ailemizin değerli bir parçasıdır. Her birinin emeği, birikimi ve katkısı bizim için kıymetlidir. Hiçbirinin ekmeği ile oynamayacağız. Herkesin kendini değerli hissettiği, huzur ve güven içinde çalıştığı bir ortamda, üyelerimize hep birlikte daha iyi hizmet sunacağız.” ifadelerini kullandı.
Duyulan güveni hizmete dönüştürme zamanı
Yeni görevin büyük bir sorumluluk getirdiğini belirten Matlı, “Bugün büyük bir sorumluluk üstlendik. Şimdi bize duyulan güveni hizmete dönüştürme zamanı” diyerek ürettikleri çözümler için çalışmaya başlayacaklarını söyledi.
Oda aidatlarının azaltılması, finansmana erişimin kolaylaştırılması, KOBİ’lerin desteklenmesi, Oda hizmetlerinin üyelerin bulunduğu noktalara taşınması ve Bursa içindeki ticaretin güçlendirilmesi yeni dönemin öncelikli çalışma alanları arasında yer alacak.
Şeffaflık ve hesap verebilirliğin yönetim anlayışlarının temelinde yer alacağını ifade eden Matlı, BTSO’nun kaynaklarının üyelerin yararına kullanılması ve faaliyetlerin üyelerle açık biçimde paylaşılması için çalışacaklarını belirtti.
Emek veren ve iyi dileklerini paylaşan herkese teşekkür
Özer Matlı, “BTSO Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini şahsıma emanet eden Meclis üyelerimize, bu yolculukta yanımızda olan ve emek veren herkese yürekten teşekkür ediyorum” dedi.
Seçim sonucunun ardından arayarak ve mesaj göndererek tebriklerini ileten milletvekillerine, belediye başkanlarına, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticilerine, siyasi partilerin il başkanlarına, Oda ve Borsa camiasının başkan ve yöneticilerine, iş dünyasının temsilcilerine, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve temsilcilerine ve tüm dostlarına da teşekkür etti.
Geçmiş yönetimlerde tüm kademelerde görev yaparak Bursa iş dünyasına ve BTSO’ya katkı sunan herkese teşekkür ve şükranlarını sunan Matlı, çalışma arkadaşlarının ve ailelerinin desteğinin de kendisi için çok kıymetli olduğunu söyledi. “Bu yolculukta gece gündüz yanımda olan çalışma arkadaşlarıma, ailelerimize ve bize inanan herkese ayrıca teşekkür ediyorum. Verilen her emek, yapılan her çalışma ve gösterilen her fedakârlık bizim için çok kıymetliydi” ifadelerini kullandı.
BTSO’nun yeni yönetimi
Özer Matlı başkanlığındaki yeni yönetim kurulunda Abidin Şakir Özen, Sinan Topuk, Murat Çağlar, Osman Güler, Safa Yaşar Çelik, Seyfullah Baylan, Savaş Keskin, Mehmet Zahit Yanar, Elif Özhan ve Zeki Eker yer aldı.
BTSO Meclis Başkanlığı görevine ise Erol Dağlıoğlu seçilirken, Meclis Başkan Yardımcıları olarak Gülçin Güleç ve İbrahim Kahraman, Meclis Divan Katipliklerine ise Atilla Kaan Aslanoba ve Gökhan Dinçer seçildi.
Bursa Bölge
YAZILI BASININ DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜNÜ ÇALIŞTAYDA MASAYA YATIRDI
“Yazılı Basının Dijital Dönüşümü: Adaptasyon, Entegrasyon ve Sürdürülebilir Model Önerileri Çalıştayı”, farklı disiplinlerden çok sayıda akademisyenin katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Abdulkadir Çay, dijital dönüşümün editoryal sorumluluktan ekonomik sürdürülebilirliğe uzanan çok boyutlu bir süreç olduğunu vurguladı.
Medya ekosisteminin dijitalleşmeyle birlikte hızlı ve çok katmanlı bir dönüşüm yaşadığını belirten BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay, gazeteciliğin matbu yayıncılığın sınırlarını aşarak hız, veri, etkileşim ve çoklu platform kullanımı ekseninde yeni bir evreye geçtiğini ifade etti.
“Dijital dönüşüm, basılı sayfaları dijital ortama taşımaktan ibaret değildir”
Okurların habere erişim alışkanlıklarındaki değişime ve dijital platformların giderek artan etkisine değinen Çay, uluslararası araştırmalarda da bu dönüşümü destekleyen verilerin ortaya çıktığını kaydetti. Genel Müdür Çay, dünya genelinde sosyal medya ve video ağlarının çevrim içi habere erişimde ilk kez haber kuruluşlarının kendi internet siteleri ve uygulamalarının önüne geçtiğini; çevrim içi haber videosunu haftalık olarak tüketenlerin oranının ise yüzde 77’ye ulaştığını aktardı.
Haberin okura ulaşmasında algoritmaların, içerik akışlarının ve tavsiye sistemlerinin belirleyici rolüne dikkat çeken Çay, dijital yayıncılıkta görünürlüğün artık yalnızca haberin içeriği ve yayımlandığı mecrayla sınırlı olmadığını vurguladı.
Kurumun görev alanında faaliyet gösteren iki binin üzerindeki süreli yayını da dikkate alarak dijital dönüşümün basın sektörü açısından güncel bir mesele olduğuna işaret eden Çay, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Dijital dönüşüm, yalnızca bir internet sitesi kurmak ya da basılı sayfaları dijital ortama taşımaktan ibaret değildir. Asıl üzerinde durmamız gereken husus, gazeteciliğin köklü üretim, doğrulama ve dağıtım zincirini yeni şartlara nasıl uyarlayacağımız ve bu dönüşümü kurumsal yapıya nasıl entegre edeceğimizdir.
Dijital dönüşümü; üretim biçimlerinden iş akışlarına, insan kaynağından teknik altyapıya, okurla kurulan ilişkiden gelir modellerine kadar basının bütün yapısını etkileyen çok boyutlu bir süreç olarak değerlendiriyoruz.”
Haberlerin arama motorları, sosyal ağlar, video platformları ve farklı dijital arayüzler üzerinden dolaşıma girmesinin yayıncılara daha geniş kitlelere ulaşma imkânı sağladığını belirten Çay, bu durumun platformlara bağımlılık, dijital görünürlük ve okurla doğrudan ilişki kurma gibi yeni meseleleri de beraberinde getirdiğini ifade etti.
Yapay zekâ destekli bilgi erişiminin dönüşüme yeni bir boyut kazandırdığına dikkat çeken Çay, kullanıcıların arama motorlarında bağlantı aramak yerine yapay zekâ destekli sistemlerden doğrudan yanıt alma eğiliminin arttığını kaydetti.
“Akademik bilgi ile saha tecrübesinin buluşmasını istiyoruz”
Dijital dönüşümün ortaya çıkardığı ihtiyaçların yalnızca mevcut uygulamalar üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmayacağına işaret eden Çay, üniversitelerle iş birliğinin bu açıdan önemli bir rol üstlendiğini belirtti.

Kurum olarak çeşitli üniversitelerle iş birliği protokolleri imzaladıklarını hatırlatan Çay, temel amaçlarının akademik bilgi ve birikimi sahaya aktarmak, sahada edinilen tecrübelerin ve karşılaşılan sorunların da akademik çalışmalara katkı sağlamasını temin etmek olduğunu ifade etti.
Çalıştayın bu iş birliğini güçlendirmesini beklediklerini belirten Çay, akademisyenlerin bilgi ve birikimlerinden yararlanarak hem akademiye hem de basın sektörüne katkı sağlayacak sonuçlar elde etmeyi arzu ettiklerini dile getirdi.
Genel Müdür Çay, Basın İlan Kurumu ve SETA Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirilen çalıştayın hem Kuruma hem de basın sektörüne fayda sağlayacağına inandıklarını kaydetti.
Akademisyenler sürdürülebilir model önerilerini değerlendirdi
Genel Müdür Çay’ın açılış konuşmasının ardından çalıştay oturumlarına geçildi. Prof. Dr. Faruk Taşçı’nın başkanlığında iki oturum hâlinde gerçekleştirilen çalıştayda akademisyenler, basın kuruluşlarının dijitalleşme sürecinde karşılaştıkları adaptasyon ve entegrasyon sorunları ile uygulanabilir ve sürdürülebilir model önerilerini ele aldı.
Oturumlarda yapay zekâ teknolojilerinin temel gazetecilik ilkelerine uygun biçimde kullanılması, bu sistemlerin mevcut yayın mekanizmalarına entegrasyonu ve dijital süreçlerin takibi için dinamik bir ölçüm modeli geliştirilmesinin gerekliliği vurgulandı.

Dezenformasyonla mücadelede teyit mekanizmalarıyla iş birliğinin artırılması, gazetecilik alanında bağımsız bir mesleki yeterlilik yapısının oluşturulması, iletişim fakülteleriyle müfredat uyumunun sağlanması ve yerel medyanın niş habercilik alanlarında bölgesel güç birlikleri oluşturması da öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
“Basılı gazeteciliğin varlığını sürdürmesi bir güvenlik meselesidir”
Çalıştayda dile getirilen görüşleri değerlendiren BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay, dijital platformların artan nüfuzuna karşı basılı yayıncılığın varlığını sürdürmesinin bir güvenlik ve çeşitlilik meselesi olduğuna dikkat çekti. Yayıncılık sektörünü yaşatma ve destekleme yaklaşımının altını çizen Çay, statik değerlendirme yöntemleri yerine nitelikli haberciliği ve okur kitlesini öne çıkaran, teşvik odaklı, teknik ve dinamik sistemlere geçilmesinin önemini vurguladı.
Sektör paydaşlarının ortak hareket etme kültürünü geliştirmesi ve akreditasyon süreçlerinin sağlıklı bir veri tabanı üzerinden yürütülmesi gerektiğini de ifade eden Çay, çalıştaya katılan akademisyenlere ve katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür etti.
Bugün tamamlanan çalıştayın sonunda, akademisyenlerin sunacağı bildiriler ve çözüm önerileri doğrultusunda yazılı basının geleceğine ve sektörün sürdürülebilirliğine ışık tutması hedeflenen bir sonuç bildirgesi hazırlanacak ve Basın İlan Kurumunun resmî internet sitesinden kamuoyuyla paylaşılacak.
Bursa Bölge
BTSO’DA MATLI DÖNEMİ BAŞLADI
Karacabeyli iş insanı Özer Matlı, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın yeni Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Matlı’nın başkanlığındaki yeni yönetim kurulu ve meclis divanı da belli oldu.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) gerçekleştirilen başkanlık seçiminde Matlı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Karacabeyli iş insanı Özer Matlı, Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildi. Mevcut başkan İbrahim Burkay ile yarışan Matlı, yapılan oylamada 82 oy alarak BTSO’nun yeni başkanı oldu.
Bursa iş dünyasının yakından takip ettiği seçim süreci, 1 Ekim’de gerçekleştirilen meslek komitesi ve meclis üyeliği seçimlerinin ardından tamamlandı. Yeni dönemin yönetimini belirlemek üzere 8 Ekim’de yapılan başkanlık seçiminde Özer Matlı ile İbrahim Burkay’ın listeleri yarıştı. Oylama sonucunda Matlı 82 oy alırken, Burkay 74 oyda kaldı. İki oy ise geçersiz sayıldı.
Yeni yönetim kurulu belli oldu
Başkanlık seçiminin ardından Özer Matlı başkanlığında görev yapacak yönetim kurulu üyeleri de netleşti. BTSO’nun yeni dönem yönetiminde asil ve yedek üyeler şu isimlerden oluştu:
Yönetim Kurulu Başkanı: Özer Matlı
Asil üyeler: Abidin Şakir Özen, Sinan Topuk, Murat Çağlar, Osman Güler, Safa Yaşar Çelik, Seyfullah Baylan, Savaş Keskin, Mehmet Zahit Yanar, Elif Özhan, Zeki Eker,
Meclis başkanlığına Erol Dağlıoğlu
BTSO’da gerçekleştirilen seçimlerde meclis başkanlık divanı da belirlendi. Erol Dağlıoğlu BTSO Meclis Başkanlığına seçilirken, meclis başkan yardımcıları Gülçin Güleç ve Vedat Bülbül oldu. Divan kâtipliği görevlerine ise Lamia Eren Olduk ile Atilla Kaan Aslanoba getirildi.
Karacabeyli iş insanı Özer Matlı’nın Bursa Ticaret ve Sanayi Odası gibi önemli bir kurumun yönetim kurulu başkanlığına seçilmesi, ilçede de dikkat çeken bir gelişme oldu. Matlı, yeni dönemde BTSO’nun yönetimine başkanlık edecek.
Bursa iş dünyasının temsil edildiği BTSO’da yeni yönetimin önümüzdeki süreçte atacağı adımlar ve oda üyelerine yönelik çalışmaları merakla beklenirken, seçimle birlikte odada yeni bir dönem başlamış oldu.
-
Bursa Bölge7 yıl agoKaracabey’de cinayet: 1 ölü
-
Genel3 yıl agoKARACABEYLİ DUAYEN SANATÇI SEVENLERİNİ ÜZDÜ
-
Genel2 yıl agoKARACABEY BELEDİYESİ’NDE GÖREV DEĞİŞİKLİKLERİ
-
Bursa Bölge7 yıl agoRABBİMİZ BİZDEN NELER İSTİYOR
-
Güncel2 yıl agoİYİ VE KÖTÜ AHLAK
-
Güncel7 yıl agoARAPÇA’DA “VAV” HARFİ
-
Güncel4 yıl agoHAKİM VE SAVCILARA ANLAMLI VEDA
-
Ekonomi3 yıl agoKAZI KAZAN’DAN 1 MİLYON TL KAZANDI



Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login