Güncel
ORUÇ İBADETİNİN HİKMET VE FAYDALARI
Allah’ın emir ve yasakları elbette ki kulların iyiliği içindir. İslâm bilginleri, bütün hükümlerin insanların yararlarını gerçekleştirme amacına yönelik olduğu konusunda görüş birliği içindedirler. Allah’ın yapılmasını istediği şeylerde kullar için çok büyük faydalar, yasakladığı şeylerde ise büyük zararlar bulunduğu kaçınılmaz bir gerçektir. İslâmi öğretinin kendilerine yüklediği misyon gereği İslâm âlimleri çeşitli ibadetlerin yarar ve hikmetleri konusunda öteden beri kafa yormuş, bunların kişisel pratik yararlarından çok, insan nefsinin arındırılması ve yükseltilmesi yolunda fonksiyonel hale getirilmesine çalışmışlardır. Bu bağlamda kulların yapmakla yükümlü tutulduğu ibadetlerin sağladığı bazı faydalar ya da hikmetler tespit edilebildiği gibi, bu faydaların veya gerçekleştirilmek istenen amaçların tamamının tespit edilemediği de bir hakikattir.
Oruç ibadetinin temel hedefi insanları takvaya eriştirmektir. Bu bizzat Kur’ân-ı Kerîm’de “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız ve takvaya erişmeniz için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı (…)” (Bakara: 2/183–184) şeklinde ifade edilmektedir. İnsanı manevi bir eğitim sürecine taşıyan oruç, kulun, kısa sürede kalbi ve ruhu üzerinde birikmiş günah tortusundan sıyrılmasını sağlar. Böylece oruç, insanı “kad eflaha men zekkâhâ” ayetinin sırrına erdirir. Bu, nefsini kötülüklerden arındıranın, kurtuluşa erdiğinin bir ifadesidir. Nasıl ki sadaka ve zekât, inananları günahlardan temizler, onları arındırıp, yüceltirse (Tevbe: 9/103) bedenin zekâtı olan oruç da (İbn Mâce, Sıyâm, 44) insanı nefsinin hâkimiyeti altında ezilmekten kurtarır.
Oruç tutan kişi, nefsinin zincirlerini kırarak Allah’ın ipine sarılmış olur. Nefis insanı bencilleştirip yalnızlığa iterken, insan Allah’ın ipine sarılmakla sosyal bir varlık olduğunu iyiden iyiye hisseder. Oruç ayı olan Ramazan boyunca toplu hâlde yapılan ibadetler birlik duygusunu ruhlara işler. Zengin, fakirle aynı safta namaz kılar, aynı sofrada yemek yer, zekât, fitre ve fidyeler gelir dağılımındaki dengesizliğe adeta can suyu olur.
Oruç, nefsin isteklerine iradi olarak uzak durma olması yönüyle bir irade eğitimine, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanma yönüyle de sabır eğitimine dönüşmektedir. Kişinin yaşam sürecinde başarılı bir periyoda sahip olabilmesi şüphesiz irade eğitiminden geçmektedir. İradesi zayıf insanlar hayatta başarılı olamadığı gibi, uhrevî açıdan da sonları iyi değildir. Çünkü ibadetler hemen hemen bütünüyle iradesi güçlü insanların ifa edebileceği bir konum ve nitelik arz etmektedirler. Bu noktada oruç, nefsin isteklerinin kontrol altına alınmasında, ruhun arındırılıp yüceltilmesinde etkili olmaktadır. Nitekim orucun değişik biçimlerde de olsa hemen bütün din ve kültürlerde riyazet ve mücahede yolu olarak benimsenmiş olması bu gerçeği ifade etmesi yönüyle dikkat çekicidir.
Oruç ibadetiyle kanaat, tekrar kapımızdan evlerimize girer. Açlık çeken insan yoksulun, muhtacın durumunu anlar ve kanaat etmenin önemini daha iyi kavrar. Artık israf edemez olur. Allah Resulü’nün “Kanaat bitmeyen bir hazinedir (Beyhakî, Zühd, 2/88)” sözü müminin kulaklarında yankılanır. Nimetin eskisinden daha çok kadrini bilen insan, Allah’a olan şükrünü artırır. Hırsın mahrumiyete, kanaatin rahmete vesile olduğunu anlar. Allah Resulü’nün “iktisat eden geçim sıkıntısı çekmez” (İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, 5/331) müjdesi hayatında tezahür etmeye başlar.
Oruç ibadeti, insana iftar ve sahur ile, kılınan teravih namazlarıyla, diğer ibadetlerle hayatı disipline etme imkanı tanır. Oruç ayı olan Ramazan ayı kulun Rabbine iltica ederek, günahlarının bağışlanması için hayat yoluna yerleştirilmiş fırsat ve hazinelerle doludur. Kişi, Kur’an üzerinde daha fazla düşünme imkânı yakalar. Ramazan’ın iki getirdiği bereketle, günahların kalp ve beyin üzerinde örttüğü perdeyi kaldırmasıyla insan, bazı ayetleri daha derinden hisseder ve anlar.
Oruç bedenin zekâtı olarak, vücutta birikmiş zararlı unsurların defi için metabolizmaya büyük bir imkân sağlar. İnsanın, vücudunu diğer canlılardan daha farklı olarak madde ve mananın sırlı ve ahenkli bir birleşimi olarak görmeye başladığı bu ayda, vücutlar yenilenir, dimağlar parlar… Allah Resulü’nün “Sûmû tesıhhû” “oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız” sözünü teyit edercesine bedenlerimiz sağlık bulur. (Taberani, Mu’cemu’l-Evsat, VIII, 174; Münzirî, et-Tergîb, 2/206) Ramazan orucu ümitsiz insanların bağışlanma ümitlerini yeşerttikleri bir zaman dilimidir.
Oruç, ansızın gelecek sıkıntılara karşı insanlara dayanıklı olmayı öğreten bir öğretmendir. Çocuklarımıza keyifle dinlerini öğrenme ve yaşama fırsatı veren bir aydır ramazan… Allah Resulü, inanıp karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazanı değerlendirenlerin geçmiş günahlarının bağışlanacağını söylemiştir. (Nesâî, İman, 21) Aynı şekilde Allah Resulü, Sahabisi Ka’b b. Ucre’ye hitaben: “Ey Ka’b! Namaz kişinin Müslüman oluşuna delildir. Oruç ise sağlam bir kalkandır. Sadaka vermek, suyun, ateşi söndürdüğü gibi günahları silip süpürür. Ey Ka’b! Haramla beslenerek teşekkül eden et ve kemiklere ancak ateşte olmak yaraşır. (Tirmizî, Cum’a, 79)” diye söylemiştir.
Orucun hikmetleri ile hükümlerini anlamak arasında sıkı bir bağ vardır. Orucun fıkhına taalluk eden kuralların bilinmesi orucumuzu Allah Resulü’nün bize hikmet olarak bıraktığı sünnetine uygun oruçlar tutmamıza imkân tanıyacaktır.
Güncel
EFE, “ÖZER MATLI HESAP SORUYOR?”
Hürriyet Köyü Gençlik ve Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Bayram Efe, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) seçimleri öncesinde aday Özer Matlı’ya yönelik tartışmalar ve ortaya atılan iddialara ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı.
Efe, Keskinoğlu markası ve çalışanları üzerinden yürütüldüğünü belirttiği tartışmalara tepki gösterirken, BTSO’nun yönetimi ve işleyişine ilişkin de çeşitli sorular yöneltti. Açıklamasında Özer Matlı ve Vizyon 2040 anlayışının “dik duruş” sergilediğini savunan Efe, BTSO üyelerinin seçim sürecinde kendilerine yöneltilen sorular üzerinden değerlendirme yapması çağrısında bulundu.
Efe açıklamasında şu ifadelere yer verdi;
“Adaylık sürecinde Keskinoğlu markası ve binlerce çalışanın alın teri üzerinden başlatılan karalama kampanyalarına, asılsız “mal varlığına el kondu” iddialarına karşı Özer Matlı’nın geri adım atmak yerine sergilediği meydan okuma, tavizsiz bir omurganın en somut göstergesidir. Sahada baskılara ve engellemelere geçit vermeyen Özer Matlı, bugün doğrudan sanayicinin, tüccarın ve KOBİ’lerin hakkını savunmak üzere meydandadır.
Özer Matlı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“BTSO seçimine günler kala Keskinoğlu üzerinden binlerce çalışanımızın emeği ve Bursa’nın en büyük gıda şirketlerinden biri hedef alınıyor. Bilerek ve nedenini çok iyi bildiğimiz bir şekilde ‘Mal varlığına el kondu’ iddiası ortaya atılıyor. Bildiğimiz kişiler de bu iddiayı körüklüyor.
Bana saldırın. Bursa’da KOBİ’lerin ve küçük işletmelerin hakkını savundığım için, sizin yaptıklarınızı deşifre ettiğim için ne biliyorsanız onu yapın. Ama çalışanlarımızı, üretimimizi, alın terimizi ve yatırımlarımızı seçim malzemesi yapmayın.
Dediğim gibi Özer Matlı’dan size ekmek çıkmaz! Gerçeğe aykırı yayınlara karşı hukuki haklarımızı kullanacağız.”
Biz Dik Duracağız!
Bursa’da üretimin, sanayinin ve ticaretin önünü tıkamak isteyenler bilsin ki; bir kentin, bir sektörün ya da devasa bir sanayi birikiminin temsiline talip olanlar, baskı gördüğünde başkalarının suyuna gidenlerden olamaz.
Bursa sanayicisinin, tekstilcisinin, tarımcısının ve KOBİ’lerinin ihtiyacı olan şey; rüzgâra göre yön değiştiren idare-i maslahatçılar değil, “Ezan okumaktan korkmuyoruz!” diyerek doğrunun yanında saf tutan ve üyesinin hakkını sonuna kadar arayan kararlı iradedir.
Özer Matlı ve Vizyon 2040 anlayışının ortaya koyduğu tutum; engellemelere ve şantaja geçit vermeyen, üyesinin hakkını ve üretimin onurunu her platformda gür sesle savunan bir duruşu temsil ediyor.
Çünkü bu şehir ve bu kadrolar çok iyi biliyor ki: Korkarak, taviz vererek ya da “idare edelim” diyerek ne bir mevzi korunur ne de bir dava kazanılır. İlk geri adımı attığın an, duracağın yeri artık sen belirleyemezsin.
Mesele sadece bir seçim ya da makam meselesi değil; mesele duruş meselesidir, omurga meselesidir. Fıtratından ve ilkelerinden vazgeçip sessizleşenler masada da sahada da kaybetmeye mahkûmdur. Biz; baskılar karşısında geri adım atmayacağız, özümüzden vazgeçmeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun, sanayicimizin hakkını sormaya ve kendi mevzimizde dik durmaya devam edeceğiz!
Sahadan Yükselen Sorular: Vicdanınızın Anketini Yapın!
Biz dik durup hakikati söylemeye devam ederken, sahadaki binlerce tüccar ve sanayicinin aklındaki şu sorular da şeffaf bir yanıt bekliyor:
1. TEKNOSAB Tahsisleri: TEKNOSAB bünyesindeki arsa ve alan tahsisleri hangi kriterlerle, hangi kararlarla ve nasıl yapılmıştır?
2. Swissôtel ve Bursa Business School: Swissôtel Uludağ Bursa ve bünyesindeki eğitim merkezi Bursa Business School 64 bin üyenin ortak malı mıdır? Üyelerin buradaki hakları nelerdir ve bu iki kurumun güncel mali tablosu/zarar durumu nedir?
3. Borçlu Üyeler ve Aidat Yükü: BTSO bünyesindeki 64 bin üyenin 48 bininin borçlu olduğu iddiaları doğru mudur? En yüksek aidatı ve munzam bedelini ödeyen BTSO üyeleri yönetim nezdinde sadece birer potansiyel kaynak mıdır?
4. KOBİ OSB Projesi: KOBİ OSB, Bursa KOBİ’lerine ne kadar yakındır ve gerçek ihtiyaçlarını karşılamakta mıdır? Seçilen yer ve sunulan şartlar KOBİ’lerin imkânlarına uygun mudur?
5. Bütçe Dağılımı: BTSO’nun topladığı gelirler her komiteye adil ve eşit destekte bulunarak kullanılmakta mıdır?
6. Çıkış Projeleri: Tüm sektörlerin zor ekonomik şartlardan çıkışını sağlayacak somut projeler nelerdir?
7. Yönetimde Süreklilik: Değişim demokratik bir hak iken, odada 4 dönem boyunca devam etmekte neden ısrar edilmektedir?
8. Başkanlık Seçim Yöntemi: BTSO seçimlerinde başkanı belirleme süreci neden doğrudan tüm üyelerin oylarıyla değil de meclis üyelerinin kararına bırakılmıştır?
9. Hizmet Karşılığı ve Temsil: BTSO’ya üyelik zorunlu bir esas iken; “Aidat veriyorum, kapasite raporundan yer değişikliğine kadar birçok ödeme yapıyorum ama hiçbir faydasını görmedim” diyen binlerce üyenin hakkı yeterince savunulmakta mıdır?
10. Köy Meraları ve Tarım Alanları: Sanayileşme süreçlerinde köy meralarımız ve tarım arazilerimiz ne kadar daralmıştır? Israrla boş tutulan şantiyelerin durumu nedir ve bu süreçte köylünün, çiftçinin rızası alınmış mıdır?
11. Atıl Sanayi Alanları: Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi, Nilüfer Sanayi Bölgesi, Hasanağa ve Badırga gibi bölgelerde KOBİ’lerin ihtiyacını karşılayabilecek boş ve atıl duran alan miktarı ne kadardır?
12, 13, 14 diye bu soruları uzatmak elbette mümkün; lakin yazının sınırlarını aşmamak adına sıralamayı burada noktalıyorum.
HERKES KALBİNDE VE VİCDANINDA BİR ANKET YAPSIN, KARARINI ÖYLE VERSİN!”
Güncel
MATLI: “ANONİM HESAPLARLA, ISMARLAMA KOKAN YAZILARLA BİZİ YILDIRAMAZSINIZ”
Dün bilinçli olarak yapılan bazı manipülatif paylaşımlara tepki gösteren Matlı, TEKNOSAB Lojistik Park fonunun açıklanan yüzde 126’lık değer artışının hesabını sordu. Yetki belgelerine ilişkin baskı şikâyetlerini ve tarafsız kalmak isteyen ulusal zincirlerin oy kullanmaya zorlandığı yönündeki duyumları da gündeme taşıdı.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı yaptığı açıklamada “BTSO seçimine günler kala, ortaya atılan bir iddiayla binlerce çalışanımızın emeği ve üretimimiz hedef alındı. Bu iddiayı kimlerin körüklediğini görüyoruz. Aslında olay çok net. Yapılan, şirketimizin gün sonu kasa ve banka fazlalarının, bankalar üzerinden yasal işlemlerle günlük olarak değerlendirilmesi. İşimiz ve kampanyamız aynı hızda devam ediyor. KOBİ’lerin ve küçük işletmelerin hakkını savunduğum, yaptıklarınızı deşifre ettiğim için bana saldırıyorsunuz. Sorun değil, biz yılmayız. Benden size ekmek çıkmaz.” dedi.
Matlı, ardından TEKNOSAB Lojistik Park’a ilişkin sorularını yöneltti:
“Fon diyorsanız, Lojistik Park için kurulan fonu konuşalım. BTSO adıyla tanıtılan bu yatırımda Oda’nın, yatırımcı şirketin ve fonun ilişkisi nedir? Oda’nın herhangi bir hükmünün olmadığı fon için arazi hangi koşullarla kullandırıldı? Fonun ilk yılında TL bazında yüzde 126 değer kazandığını siz açıkladınız. Henüz tesis hizmete açılmamışken bu artış nasıl hesaplandı? Değerleme raporunu ve dayandığı varlıkları üyelere gösterin. Kim yaptı bu değerlemeyi? Açık açık paylaşın. Herkese yatırım imkanı sunacağız dediniz, SPK görevlileri yönetecek dediniz ama şu anda %100’ü fonun olan bir şirkette A grubu hissedar olarak sadece fon yönetimi ve fona şirketi devreden sizler karar verebiliyorsunuz. Başka kimsenin söz hakkı yok. Martta inşaata başladığınızı söylediniz, Nisan’da ise temel atacağınızı açıkladınız. Şimdi seçimden bir hafta önce siyasilerin katıldığı bir temel atma töreni düzenlemenin anlamı nedir? Bunlar 15 Eylül’de resmen ilettiğimiz 34 soru arasındadır. Eskiden beri tanıdık olan bazı yöntemleri bırakın. Seçimden önce belgeleriyle cevap verin. 60 bin üyemize karşı şeffaf olun.”
Matlı, soruların yanıtını beklerken seçim sürecine ilişkin ciddi şikâyetler aldıklarını belirtti:
“İki aydır anonim hesaplar ve ısmarlama izlenimi veren yazılarla itibarımız hedef alınıyor. Bütün Bursa artık bu kişileri ve ilişkileri biliyor. Biz, paylaşımlarımızın yorumlarını hiçbir zaman kapatmadık. Bu yüzden, anonim hesapların arkasına saklanmayın. Keşke onlar da yorumlarını açık tutsalar da, üyelerimiz de yorumlarıyla fikirlerini kendilerine ulaştırabilseler. İki aydır bunların dışında, Bursa’mızın gözbebeği Bursaspor’a verdiğimiz destek bile polemik konusu yapılıyor. Bunu yanı sıra, bize üyelerimizden ‘üye güncellemesi’ denilerek aylar öncesinden yetki belgesi toplandığı; belgelerin verilmemesi ile veya işlerinin bozulmasıyla korkutuldukları, işyerlerine kişiler gönderilip “FaceTime” görüşmeleri ile baskı kurulduğu yönünde bildirimler geliyor. Arkadaşlarımızın ticaret sicile teslim ettiği bazı yetki belgelerinin bekletildiği ve belgelerde adı geçen kişilerin aranarak vazgeçirilmeye çalışıldığı, korkutulduğu da bize iletiliyor. Bu iddiaların her birinin üzerine gideceğiz. Neden kaybetmekten bu kadar korkuyorsunuz?”
Baskı duyumlarının ulusal perakende zincirlerini de kapsadığını söyleyen Matlı, “Seçimi kaybedeceklerini anlayanların, tarafsız kalmak istediklerini birçok kez açıklayan büyük zincir firmaları da zorladığının duyumunu alıyoruz. Görüşümüzü nezaket kuralları içerisinde ilgili şirketlere ve makamlara ilettik. İstanbul merkezli zincirlerin çok sayıda şubeyle blok hâlinde oy kullanmaya zorlanması, ömrünü ve sermayesini Bursa’ya yatırmış esnafın kendi komitesindeki temsil gücünü zedeler. Görüşlerini tarafsızlık şeklinde açıklayan zincir firmalara da baskı kuruyormuşsunuz, kurmayın.” dedi.
Matlı, açıklamasını üyelere çağrıyla tamamladı: “Yetki belgesini baskı aracına çevirerek oy hakkınızı elinizden almaya çalışıyorlar. Buna müsaade etmeyin. Yetki belgesi kime oy vereceğinizi belirlemez. Bu kadar ayak oyunuyla ne beni ne de sizi yıldırabilecekler. BTSO, üç beş kişinin değil, 60 bin üyenin odasıdır. 1 Ekim’de sandığa gidin, oyunuzu kullanın; Bursa’ya ve Oda’nıza sahip çıkın. Bu seçim, 60 bin üyenin mi, yoksa bir azınlığın mı istediğinin olacağının belirleneceği bir seçimdir. Sonsözü 60 bin üyemiz söyleyecek. 60 bin üyemizin dediği olacak. 1 Ekim’de Bursa kazanacak, üyemiz kazanacak.”
Güncel
ÇAY: BASINIMIZA SAĞLANAN KAMU DESTEĞİ 5,2 MİLYAR TL’YE ULAŞTI
Basın İlan Kurumu 33. Dönem 8. Genel Kurul Toplantısının açılışında konuşan Genel Müdür Abdulkadir Çay, 2026’nın ilk 8 ayında basına yönelik resmî ilan ve reklam desteklerinin yüzde 40 artışla 5 milyar 248 milyon TL’ye ulaştığını, KGF iş birliğiyle de 131 milyon TL’lik finansman sağlandığını açıkladı.
Basın İlan Kurumu 33. Dönem 8. Genel Kurul Toplantısı, Genel Müdür Abdulkadir Çay’ın konuşmasıyla başladı.
Kurumun son dönemde yürüttüğü çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çay, basın sektörünün ihtiyaçlarını sahada tespit etmeyi sürdürerek Türk basınının geleceğine yönelik adımları kararlılıkla attıklarını söyledi.
11 bölgede 684 süreli yayın temsilcisiyle bir araya geldik
Sahadaki gerçekliği muhataplarından dinlemek ve çözümün bir parçası olmak şeklindeki temel yaklaşımlarının gereği olarak 11 Bölge Müdürlüğünde 58 ili kapsayan toplantılar gerçekleştirdiklerini belirten Genel Müdür Çay, 684 süreli yayın temsilcisinin katıldığı toplantılarda, sektörün ihtiyaçları ve geleceğe yönelik atılacak adımlar için önemli izlenimler edindiklerini kaydetti.
Farklı şehirlerde cemiyetler tarafından düzenlenen etkinliklere de katıldıklarını söyleyen Çay, “Programlarda gazetecinin alın terinin, nitelikli insan kaynağının ve gazeteciliğin temel değerlerinin korunmasının önemini vurguladık. Bütün bu temaslarımız, sahadan gelen talepleri karar süreçlerimize taşıyan ve çözüm üretme irademizi besleyen önemli birer çalışma alanı oldu” dedi.

Nitelikli insan kaynağına katkı sağlamak için çalışmalar yürütüyoruz
Konuşmasında ‘nitelikli insan kaynağı’ konusuna değinen Genel Müdür Çay, bu ihtiyacın karşılanmasına katkı sunmak adına Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ile ‘Aktif İşgücü Hizmetleri İş Birliği Protokolü’nü imzaladıklarını hatırlattı.
Söz konusu protokolle, resmî ilan ve reklam sistemi içerisinde yer alan 1.075 basın işletmesine yönelik istihdam, eğitim ve iş gücünün geliştirilmesini kapsayan yeni bir süreci başlattıklarını dile getiren Çay, “İŞKUR ile 2016 yılında imzalanan ve 2021 yılında nihayete eren protokol kapsamında 3 bin 635 kişi işbaşı eğitim programlarından yararlanmıştı. Yeni protokolden de basınımızın azami derecede yararlanmasını amaçlıyoruz. İnanıyorum ki bu iş birliği, Türk basınının gelecekte ihtiyaç duyacağı insan kaynağının yetişmesine de katkı sunacak önemli bir adım olacaktır” şeklinde konuştu.
Basın adına gerçekleştirdikleri çalışmaların istihdam boyutunun dışında birçok farklı alanda da sürdüğünü ifade eden Çay, yapay zekâ ve dijital dönüşüm alanlarında eğitim programları düzenlediklerini, basın çalışanlarının eğitim imkânlarını geliştirmeye yönelik iş birlikleri gerçekleştirdiklerini aktardı.
131 milyon TL’lik kaynağı kısa sürede basının hizmetine sunduk
Genel Müdür Çay, Kredi Garanti Fonu (KGF) ile basın işletmelerinin kredi ve teminat imkânlarına daha kolay ve hızlı şekilde ulaşabilmesi için hayata geçirilen iş birliğini, 2026 yılının ilk 8 ayında ortaya çıkan rakamlar üzerinden değerlendirdi.
Yaklaşık 60 süreli yayına aktarılan toplam finansman tutarının kısa sürede 131 milyon TL’ye ulaştığını kaydeden Çay, 2010-2025 yılları arasındaki 15 yıllık dönemde aktarılan finansmanın kur bazında 154,68 milyon TL olduğunu, bugün ise KGF iş birliği sayesinde birkaç ay içinde önemli bir kaynağın basın işletmelerinin hizmetine sunulduğunu vurguladı.

Resmî ilan ve reklam desteği 5,2 milyar TL’ye ulaştı
Sektöre sağlanan ilan ve reklam desteklerindeki ciddi yükselişe dikkat çeken Çay, 2026 yılının ilk 8 ayında resmî ilan tutarının 117 bin adet ilanla 4 milyar 200 milyon TL’ye, resmî reklam tutarının ise 14 bin adet reklamla 900 milyon TL’ye yükseldiğini açıkladı.
Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40’lık bir artış yakalandığını belirten Çay, 5 milyar 248 milyon TL’ye ulaşan desteğin daha da artması için çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.
15 Temmuz’un gazetecilik hafızasını dijitale taşıdık
Sektörün geleceğinde meslek kültürünün ve hafızasının önemine işaret eden Çay, 15 Temmuz’un 10. yıl dönümünde “İrade Bizim, Zafer Bizim” temasıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında, 7 üniversitenin iletişim fakültesi öğrencilerinin hazırladığı manşetlerden oluşan ‘15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi Sergisi’ni TBMM, Gaziantep, İzmir ve Erzurum’da açtıklarını hatırlattı.
TBMM’de açılan serginin kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Çay, “Bu çalışmayı bir sergi faaliyetinden ziyade, Türk basınının demokrasi ve millî irade karşısındaki sorumluluğunu ortaya koyan tarihî bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz. Genç gazeteci adaylarımızın kaleminden çıkan manşetleri geleceğe taşımak; bir anlamda bu sorumluluğun, bu hafızanın ve bu meslek anlayışının yeni nesillere aktarılmasına katkı sunmaktır” diye konuştu.

Bu tarihi sorumluluğu dijital alana da taşıdıklarını belirten Çay, 15temmuz.bik.gov.tr adresinden erişime açılan dijital portalda, 15 Temmuz sürecinde yaşananları kayıt altına aldıklarını söyledi.
Genel Müdür Çay, “15 Temmuz gecesinde görev yapan 60’tan fazla gazetecinin yazılı ve görüntülü tanıklıklarını, o gecenin hafızasını taşıyan gazete manşetlerini, genç iletişimcilerimizin çalışmalarını ve gecenin gelişimini saat saat ortaya koyan kronolojiyi bir araya getirdik. Böylece yalnızca yaşananları anlatan değil, 15 Temmuz’un gazetecilik hafızasını belgeleyen, koruyan ve gelecek kuşaklara aktaran kapsamlı bir dijital arşiv oluşturduk. Biliyoruz ki milletlerin hafızası yalnızca hatırlamakla değil; yaşananları doğru biçimde kayıt altına almak, tanıklıkları korumak ve bu birikimi gelecek kuşaklara aktarmakla güçlenir” değerlendirmesinde bulundu.
Çay ayrıca, yaz dönemi staj programı ile 60’ın üzerinde iletişim öğrencisine kurum bünyesinde pratik yapma imkânı sağladıklarını sözlerine ekledi.
Dijital yayıncılığın sürekli değişen yapısına uyum sağlıyoruz
Geleceğin medyasını bugünden hazırlamak zorunda olduklarını söyleyen Çay, BİK Analitik’in yeni versiyonunu Temmuz ayında kademeli olarak devreye aldıklarını belirtti.
Ziyaretçi davranışları ve haber okuma alışkanlıklarını daha doğru yansıtan yeni ölçümleme kriterlerini aktaran Çay, “Dijital yayıncılığın sürekli değişen yapısı karşısında ölçümleme sistemimizi de geliştirerek resmî ilan ve reklam sistemimizin sürdürülebilir bir zeminde işlemesini hedefliyoruz” dedi.
Denetim süreçlerini de dijitalleştirdiklerini kaydeden Genel Müdür Çay, Elektronik Denetim Tebliği’nin yayımlandığını, uygulamanın altyapı çalışmalarının ardından 1 Ocak 2027’de başlayacağını bildirdi.
Güçlü bir mevzuat altyapısının önemine değinen Çay, 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 195 sayılı Kanun değişikliğiyle internet haber sitelerinin vasıf ve ödevleri ile yaptırım sınırlarının doğrudan kanun düzeyine taşındığını hatırlattı.
Mevzuatın sahada doğru uygulanması amacıyla 10 Bölge Müdürlüğünde uygulamalı mevzuat eğitimleri düzenlediklerini aktaran Çay, İLANBİS üzerinden başlatılan anket çalışmasıyla internet medyasının beklentilerini analiz ederek eğitimleri sektörün gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendirdiklerini ifade etti.

Hedefimiz geleceğe güvenle bakan bir Türk basını
Konuşmasının sonunda Türk basınının geleceğini şekillendirmek adına çalışmaya devam edeceklerini belirten Genel Müdür Çay, “Ortak gayemiz daha güçlü, daha nitelikli, dijital dönüşüme ayak uydurabilen, kendi hafızasına sahip çıkan ve geleceğe güvenle bakabilen bir Türk basınıdır” ifadelerini kullandı.
Genel Müdür Çay’ın konuşmasının ardından Başkanlık Divanı seçimi yapılarak yoklama alındı ve Genel Kurul Gündemi belirlendi.
Yönetim Kurulu Durum Raporu ve Denetçiler Raporları okunduktan sonra Yönetim Kurulu’nun tekliflerine ilişkin sunum yapıldı. Akabinde ise üyeleri belirlenen İlan İşleri, Hukuk İşleri ve Mali İşler Komisyonları çalışmalarına başladı.
Basın İlan Kurumu 33. Dönem 8. Genel Kurulu’nun 11 Eylül 2026 Cuma günü gerçekleştirilecek son oturumunda, komisyonların görüşleri doğrultusunda sunulan teklifler karara bağlanacak.
-
Bursa Bölge7 yıl agoKaracabey’de cinayet: 1 ölü
-
Genel3 yıl agoKARACABEYLİ DUAYEN SANATÇI SEVENLERİNİ ÜZDÜ
-
Bursa Bölge7 yıl agoRABBİMİZ BİZDEN NELER İSTİYOR
-
Genel2 yıl agoKARACABEY BELEDİYESİ’NDE GÖREV DEĞİŞİKLİKLERİ
-
Güncel2 yıl agoİYİ VE KÖTÜ AHLAK
-
Güncel7 yıl agoARAPÇA’DA “VAV” HARFİ
-
Güncel4 yıl agoHAKİM VE SAVCILARA ANLAMLI VEDA
-
Ekonomi3 yıl agoKAZI KAZAN’DAN 1 MİLYON TL KAZANDI



Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login