Connect with us

Genel

O KOLTUKLARIN YARISI BİZİM!

Kadın Adayları Destekleme Derneği Genel Başkanı Nuray Karaoğlu, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilişinin 87’nci yıldönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Siyasilere seslenen Karaoğlu, “Her alanda var olma ve eşitlik mücadelemiz sürerken, hayatlarımızı belirleyen siyasetin kadınsız olması düşünülemez. O koltukların yarısı bizim!” mesajı verdi.

Kadın Adayları Destekleme Derneği Genel Başkanı Nuray Karaoğlu, konuyla ilgili şu ifadelere yer verdi: “5 Aralık, Türkiye’de kadınlar olarak seçme ve seçilme hakkını kazandığımız gün. Peki bugün 2021 yılından dönüp baktığımızda bugünü gururla ve mutlulukla anabiliyor muyuz? Dünyada bu hakkı kadınlara tanımış ilk ülkelerden biri olan Türkiye’de kadın temsilinin düşük olmasının tarihsel arka planında sorgulanması gereken çok fazla sebep var. Ne oldu da bu önemli kazanımın üzerine 87 yılda neredeyse hiçbir şey ekleyemedik? Kadınlar kazanmaları gereken yasal haklarını kazandı, mücadele bitti, hala meclise giremiyorlarsa kendi kusurları mı diyoruz? Demeden önce durup bir düşünmek gerekiyor.

Dünyada, bugün bildiğimiz anlamda kadın mücadelesinin başlaması, oy hakkı mücadelesine dayanıyor. Kendi sözlerini, kendi iradelerini parlamentolara taşımak isteyen kadınlar, 1800’lü yılların sonlarında, Osmanlı İmparatorluğu dahil olmak üzere dünyanın her yerinde son derece zorlu mücadeleler verdiler. En temel vatandaşlık hakları dahi altın tepside sunulmadı, her bir haklarını bedel ödedikleri mücadeleler sonucu kazandılar. Oy hakkı uğruna mücadele eden Suffragette’ler, yani kadın oy hakkı savunucuları; bu uğurda açlığı, hatta ölümü göze alan eylemler yürüttüler.

Osmanlı İmparatorluğu’nda ise son dönemlerde iyice görünür hale gelen ve örgütlenen kadın hareketi, erkek egemen zihniyete karşı politik varlığını inkar edilemeyecek şekilde ortaya koydu. 1900’lerin başında dahi kadınların bu topraklardaki eşitlenme mücadelesi, dünyanın en ileri demokrasileri ile başa baş yürütüldü. Öyle ki; Nezihe Muhiddin ve arkadaşlarının öncülük ettiği mücadelenin sonucunda, Türkiye’nin ilk siyasi partisini kuranlar dahi kadınlar oldu. Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve ekibinin vizyoner liderliği ve kadınlara verdikleri aydınlanmacı önem sayesinde, kadınlar pek çok alanda eşit haklara kavuşmanın yanında, modern Türkiye’nin yeni yüzü olarak da tanıtılıp sahnede yer aldılar.

O-KOLTUKLARIN-YARISI-BİZİM-1

Çağının çok ilerisindeki bu kazanımların üzerine 87 yılda neler ekleyebildik?

Seçme ve seçilme hakkının kazanılmasının hemen ardından gerçekleşen 1935 seçimleri ile Türkiye, mecliste % 4.5’lük kadın temsili ile dünyada kadın temsili oranında Finlandiya’dan sonra ikinci sıraya yerleşti. Ancak  % 4.5 ile başlayan bu temsil hiçbir zaman % 20’yi bile bulamadı. Hatta 1950 yılında 487 vekilden yalnızca 3’ü kadındı ki bu % 0.6 demekti. 1997 yılında KADER’in kurulmasından sonra gerçekleştirdiği çalışmaları ve kampanyaları sonrası yapılan ilk seçimde, % 4 oranı yeniden yakalandı. 2007 yılında, kadın hareketinin yeniden güçlenmesinin sonucu olarak ilk kez % 9.1’lik temsile ulaşıldı.

“Bugün neredeyiz?”

Bugün birçok ülke, eşit temsil hedefine ulaşırken, Finlandiya’da parlamentoda kadın temsili % 46’ya ulaşmışken, Türkiye yalnızca % 17.3’lük temsil oranı ile dünyada 130. sırada. Türkiye’de 20 ilden bugüne kadar tek bir kadın milletvekili çıkmadı. Adıyaman, Ardahan, Artvin, Bayburt, Burdur, Erzincan, Giresun, Gümüşhane, Karabük, Karaman, Kilis, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Osmaniye, Rize, Sinop ve Yozgat’ın isimlerini burada özellikle saymak istiyoruz. Bu vahim durumun fark edilmesini istiyoruz. 2021 yılında kadın temsilinin bu kadar düşük seviyelerde olması, ciddi bir demokrasi ve yönetim krizi demek. Kapsayıcılıktan uzak bir siyasetin ne kadar demokratik olduğunu hep beraber sorgulamalıyız.

Peki, bu durumu kadınların yetersizliğidir diyerek kabul etmeli, kenara mı çekilmeliyiz? Kadınlar gerçekten eşit fırsatlara sahip olduğu halde mi bu mekanizmalara giremiyor?

Bunun cevabını anlayabilmek için Türkiye’de kadınlar gerçekten eşit durumda mı diye bakmak yeterli. Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’ne göre Türkiye, bugün 156 ülke içerisinde 133. sıraya gerilemiş durumda. Bu tablo bize, kadınların hayatın her alanında ayrımcılığa uğradıklarını, eğitim ve finansal kaynaklara erişim noktasında yaşadıkları dezavantajların toplumsal ve geleneksel baskılarla da perçinlendiğini gösteriyor. Bu tabloya göre, hali hazırda ekonomik olarak ayrıcalıklı kesimlerin erişebildiği siyasete katılıma, kadınlar daha yolun en başında siyasete girme kararını alırken dahi yenik başlıyorlar. Bunun yanında kadın liderliğin görünürlüğünün az olması rol model eksikliğine, dolayısıyla kadınların siyaseti tercih etmemelerine veya yolun başında vazgeçmelerine neden olabiliyor.

Siyasete katılmaya karar veren kadınlar ise yine çok sayıda farklı engel ile karşılaşıyor. Bunlardan en önemlisi finansal kaynaklara erişim sorunu. Çıkar ve rant ilişkileri ile toplumsal ağlara erişim üzerinden dönen geleneksel siyaset yapısı içerisine, kaynaklara ve sosyal ilişkilere erişimi daha az olan kadınların dahil olması güçleşiyor. Kadınlar, adaylık süreçlerinde, her şeyi bildiğini iddia eden eril zihniyet tarafından mercek altına alınıyor, sorgulanıyor ve baskılanıyor.

“Kadın temsili neden önemli?”

Kadınlar mücadele etmedikleri sürece kadınların sorunlarını kimse onlar adına çözemeyecektir. Kadınlar yalnızca sorunu dile getiren değil, çözümün de parçası olmalıdır. Üstelik kadınların çözüm sunacağı tek sorun kadın sorunları değildir. Bugün kadınların adalet, ekonomi, enerji, sağlık, eğitim, iklim krizi, sürdürülebilir yaşam gibi her alanda fazlasıyla yetkinlik sahibi oldukları son derece aşikâr. Buna rağmen, yerleşik ön yargıları kırmak kolay değil. Çok sayıda örnek, çok sayıda rol model gerekiyor. Öyle ki ülkesinde gelmiş geçmiş en güvenilir politikacı seçilmiş olan Merkel dahi, Almanya toplumunun kadın liderlere yönelik ön yargılarını kırabilmiş değil.

Kadınlar siyasete girmek istediklerinde, erkek siyasetçilere yapılmadığı şekilde yeterlilikleri sorgulanıyor. Her bakımdan son derece yeterli olan kadın adaylar dahi listelere alınmıyor. Bunun sebebi, kadınların eğitim, kaynak vb imkânlara erişemediği dönemlerden gelen, kadınların yetersiz olduğuna dair toplumsal ön yargılar. Ayrıca liderliğe atfedilen vasıfların erkeklikle özdeşleşmiş olması. Oysa bugün aşikâr ki toplumsal olarak erkekliğe atfedilen bu özelliklerin birçoğu, ülkeleri felakete sürükleme potansiyeline sahip. Binlerce yıldır erkek egemen yapı tarafından yönetilen dünyada bugün gördüğümüz tablo savaş, derin yoksulluk, açlık, şiddet, kutuplaştırma, çatışma, ayrımcılık ve eşitsizlik. Dolayısıyla hem toplumsal cinsiyet rollerini hem de iyi liderliğin ne olduğunu yeniden tartışmamız gerekiyor.

“Sorumlu; milletvekilleri ve siyasi partilerdir”

Milletvekilleri ve siyasi partiler, bugün uçurum boyutundaki eşitsizliğin hala sürüyor olmasından birinci derecede sorumludur. Partiler arası ayrılıkların, görüş farklılıklarının çok ötesinde siyaset üstü olan eşitsizlik meselesine; her partiden milletvekillerinin, özellikle de kadınların sahip çıkması gerekir. Eksik temsil, kapsayıcı olmayan bir demokrasiye ve bir yönetim sorununa işaret eder. Halkın tümünün iradesini yansıtması gereken meclisin, belirli bir cinsiyet tarafından tahakküm altına alınması demektir.

Bu tabloyu değiştirmek adına, siyasi partilerin öncelikle kendi tüzüklerinde ve uygulamalarında eşitliği sağlamak üzere samimiyet göstermeleri gerekiyor. Kadın temsilinin yalnızca parti tüzüklerinde yer alması yeterli olmayacaktır. Bunun yalnızca iyi niyet beyanı olmadığı, uygulamada da kararlı şekilde sahiplenildiği ortaya konmalı, kadınlar seçilebilecek yerlerden aday gösterilmeli ve listeler bir kadın bir erkek olarak eşitlikçi bir biçimde düzenlenmelidir.

Bu konuda gerçek ve somut adımlar atılana kadar kararlıkla yürütülmesi gereken en önemli çalışmalardan biri ise; partiler, meclis grupları, sivil toplum kuruluşları arası efektif bir kadın dayanışması kurulmasıdır. Özellikle kadın milletvekilleri, siyasi parti şapkalarını çıkararak, kadın temsili noktasında birlikte güçlü bir ortaklık kurabilmeli; sivil toplum ve kadın hareketinin gücünü de arkalarına alarak kampanya ve politikalar üretebilmelidir.

“Her şeye rağmen, kadın mücadelesi sayesinde umutluyuz”

Tüm bu bariyer ve zorluklara rağmen, kadınlar seslerinin ve sözlerinin duyulması için mücadeleden asla vazgeçmiyorlar, bu da hepimizin geleceğe dair umudunu yükseltiyor. Türkiye’de kadın hareketi, bugün hiç olmadığı kadar geniş kesimlere ulaşmayı, hiç olmadığı kadar kapsayıcı olmayı başarıyor. Her alanda var olma ve eşitlik mücadelemiz sürerken, hayatlarımızı belirleyen siyasetin kadınsız olması düşünülemez. O koltukların yarısı bizim!”

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Genel

BAŞKAN KARABATI BASIN MENSUPLARIYLA BULUŞTU

Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla ilçede görev yapan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Başkanlık makamında gerçekleşen buluşmada basının demokrasideki rolüne dikkat çeken Karabatı, 2025 yılı boyunca hayata geçirilen hizmetleri tüm başlıklarıyla değerlendirdi. Karabatı; kültür-sanattan sosyal belediyeciliğe, tarımdan spora, altyapıdan dijital dönüşüme kadar Karacabey’de atılan somut adımları kamuoyuyla paylaştı. Şeffaf, katılımcı ve sahada üreten bir yönetim anlayışı benimsediklerini vurgulayan Başkan Karabatı, “Bu kenti masa başından değil, sahadan yönetiyoruz” mesajını verdi.

Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla ilçede görev yapan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Başkanlık makamında gerçekleşen buluşmada Karabatı, hem gazetecilerin özel gününü kutladı hem de 2025 yılına ilişkin kapsamlı bir hizmet ve değerlendirme açıklaması yaptı.

Belediye Özel Kalem Müdürü Mehtap Önler’in de hazır bulunduğu programa; Yörem Radyo TV A.Ş. Sahibi İbrahim Tunalı, Takip Gazetesi İmtiyaz Sahibi Alper Tunalı, Karacabey Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yasin Keskin ile Sayfa Editörü Rabia Fidan, Yörem Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Sercan Can ve Ulubursa Gazetesi İmtiyaz Sahipleri Uğur Ulu (aynı zamanda Genel Yayın Yönetmeni) ile Ejder Solmaz katıldı.

Gazetecileri samimi bir atmosferde karşılayan Belediye Başkanı Fatih Karabatı, basının demokrasideki yerine dikkat çekerek, “Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini sağlayan, demokrasinin temel taşlarından biri olan çok kıymetli bir görevi yerine getiriyorsunuz. Bizim için sizler, belediyemizin ve Karacabey halkının sesi, gözü ve kulağısınız.” ifadelerini kullandı.

“İnsanı merkeze alan bir belediyecilik anlayışıyla çalışıyoruz”

Toplantının devamında 2025 yılı hizmet ve değerlendirme sunumunu gerçekleştiren Başkan Karabatı, göreve geldikleri ilk günden itibaren şeffaf, katılımcı ve sahada üreten bir yönetim anlayışını benimsediklerini vurguladı.

Karabatı, şu ifadelere yer verdi: “Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren Karacabey’de insanı merkeze alan, şeffaf, katılımcı ve sahada üreten bir belediyecilik anlayışıyla çalışıyoruz. Geride bıraktığımız bir yıllık süreçte; altyapıdan sosyal yaşama, kültür-sanattan spora, çevreden tarıma kadar ilçemizin her alanında somut, kalıcı ve vatandaşın hayatına dokunan hizmetleri hayata geçirdik.

Kültür, sanat ve sosyal yaşamda yeni bir dönem

Ergün Koç Kültür Merkezi, Karacabey’in sosyal ve kültürel kalbi haline gelmiştir. Merkez bünyesinde hayata geçirdiğimiz Kent Kafe, uygun fiyatları, huzurlu ortamı ve sosyal yapısıyla kısa sürede hemşehrilerimizin buluşma noktası oldu. Aynı zamanda Belediye Meclisi toplantılarımızı da 2025 Mart ayı itibarıyla bu merkezde yaparak, karar alma süreçlerini kentin sosyal yaşamıyla iç içe bir yapıya kavuşturduk.

Kültür Müdürlüğümüz öncülüğünde; tiyatrolar, çocuk oyunları, atölye çalışmaları, sirk ve Bubble Show gibi etkinliklerle özellikle çocuklarımızın ve ailelerimizin hayatına renk kattık. Yarıyıl tatilinde çocuklarımız unutulmaz anılar biriktirdi; bu etkinliklerin önümüzdeki sömestr dönemlerinde de artarak devam edeceğini özellikle vurgulamak isterim.

Sosyal belediyecilik anlayışımızla; Aşevi ve Sevgi Mağazası aracılığıyla ihtiyaç sahibi yüzlerce ailemize ulaştık. Toplu sünnet şölenleriyle çocuklarımızın ve ailelerimizin mutluluğuna ortak olduk. Okullarımıza kitap, sınıf setleri, boya-badana ve bakım destekleri sağladık.

Kadınlarımıza, çocuklarımıza ve gençlerimize yönelik eğitici kursları sürekli yeniliyor, meslek edindirme ve kişisel gelişim alanlarında yeni imkanlar sunuyoruz.

Ayrıca ücretsiz SolidWorks kursu ile yalnızca gençlerimizi değil, sektörde çalışan bireyleri de kapsayan örnek bir istihdam ve eğitim modeli oluşturduk.

Tarım, üretim ve istihdam odaklı hamleler

Karacabey’in tarım ve hayvancılık potansiyelini daha güçlü hale getirmek amacıyla Üretim ve İşletme Kooperatifimizi kurduk. Bu kooperatifle hedefimiz; planlı, bilimsel ve sürdürülebilir üretim yaparak ürünlerimizi daha geniş pazarlara ulaştırmak ve çiftçimizin ekonomik gücünü artırmaktır.

Zabıta, denetim ve kamu düzeni

Zabıta Müdürlüğümüz; kaldırım işgallerinin önlenmesi, gıda denetimleri, market, fırın ve pastane kontrolleri, fiyat etiketleri, hijyen ve ruhsat denetimleriyle ilçemizde düzen, güven ve halk sağlığını korumak adına 365 gün sahada görev yapmıştır. Tüm yıl boyunca gerçekleştirilen yoğun denetimlerle vatandaşlarımızın sofralarına güvenle oturabilmesi sağlanmıştır.

Temizlik, çevre ve yeşil alanlar

Temizlik İşleri Müdürlüğümüzle Karacabey’i daha temiz, daha düzenli ve yaşanabilir bir ilçe haline getirdik. Sokak temizliğinden çevre düzenlemesine, sokak hayvanlarının refahından hijyen çalışmalarına kadar geniş bir alanda özverili çalışmalar yürütülmektedir.

Park ve Bahçeler Müdürlüğümüz; Atatürk Kültür Parkı, Yeniköy sahil düzenlemeleri ve mahalle parklarıyla ilçemizin yeşil kimliğini güçlendirmiştir.

Spor, gençlik ve başarı

Gençlik ve Spor İşleri Birimimiz; 7 farklı branşta yaklaşık 800 sporcuya ücretsiz hizmet sunmaktadır. Futbol ve voleybolda play-off ve final mücadeleleri, okçulukta Türkiye finalleri ve okul sporlarındaki başarılar, Karacabey’i sporla anılan bir ilçe haline getirmiştir.

Altyapı, ulaşım ve dijital dönüşüm

2025 yılı boyunca 8 bin 200 ton asfalt kaplama ve 800 ton yama çalışması gerçekleştirdik. 2026 yılında da bu çalışmalar planlı şekilde devam edecektir. Yeniköy sahil düzenlemeleri, bisiklet yolları ve tek yön uygulamalarıyla ulaşımda konforu artırdık.

Yanı sıra Sevgi Yolu’muzu prestij caddesi haline dönüştürerek, modern bir görünüm kazandırdık.

Dijital belediyecilik kapsamında e-ruhsat sistemini hayata geçirerek, vatandaşlarımızın belediyeye gelmeden işlemlerini takip edebilmesini sağladık.

Şeffaf, hesap verebilir ve sahada bir yönetim

Biz bu kenti masa başından değil, sahadan yönetiyoruz. Mahalle mahalle, köy köy gezerek vatandaşımızı dinliyor, taleplere hızlı çözümler üretiyoruz. Çünkü biliyoruz ki; hizmetin adresi halkın kendisidir.

Geleceğe dair sözümüz var Karacabey için hayalimiz büyük. Daha yaşanabilir, daha üretken, daha adil ve daha güçlü bir Karacabey için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz.

Bu şehir hepimizin. Karacabey’i birlikte büyütecek, birlikte güzelleştireceğiz. Çünkü biz inanıyoruz ki; birlikte çok daha güçlüyüz.

“Karacabey halkının sesi, gözü ve kulağısınız”

Bu noktada siz değerli basın mensuplarının rolünü özellikle vurgulamak istiyorum. Sizler, yalnızca haber aktaran değil; kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini sağlayan, demokrasinin temel taşlarından biri olan çok kıymetli bir görevi yerine getiriyorsunuz. Bizim için sizler, belediyemizin ve Karacabey halkının sesi, gözü ve kulağısınız.

Yapılan her hizmetin, atılan her adımın, alınan her kararın toplumla sağlıklı biçimde buluşmasında basının emeği büyüktür. Şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışının en güçlü teminatı da özgür, ilkeli ve sorumluluk sahibi bir basındır. Bu nedenle eleştirilerinizi de, önerilerinizi de her zaman kıymetli buluyor; Karacabey’in gelişimi adına yol gösterici olarak görüyoruz.

Biz, basını sadece haber yapan bir mecra değil; kentin ortak aklını oluşturan, toplumsal hafızayı canlı tutan bir paydaş olarak değerlendiriyoruz. Belediyemizin tüm çalışmalarında kapımız sizlere her zaman açık oldu, bundan sonra da açık olmaya devam edecek. Çünkü biliyoruz ki; iletişim ne kadar güçlü olursa, güven de o kadar sağlam olur.

Bu duygu ve düşüncelerle; gece gündüz demeden, zor şartlar altında, büyük bir sorumluluk bilinciyle görev yapan tüm basın emekçilerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü yürekten kutluyor, meslek hayatlarında başarılar, sağlık ve kolaylıklar diliyorum. Karacabey’i birlikte anlatmaya, birlikte büyütmeye devam edeceğiz.”

Soru-cevapla tamamlandı

Başkan Karabatı’nın değerlendirme konuşmasının ardından toplantı soru-cevap şeklinde devam etti. Gazetecilerin sorularını içtenlikle yanıtlayan Karabatı, Karacabey’in geleceğine yönelik projeler, yatırımlar ve hedefler hakkında da bilgi verdi.

Program sonunda Başkan Karabatı, tüm basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü bir kez daha kutlayarak, sağlık ve başarı dileklerini iletti.

Continue Reading

Genel

MHP’DEN YÖREM’E GAZETECİLER GÜNÜ ZİYARETİ

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Karacabey İlçe Teşkilatı, YÖREM’i ziyaret etti. MHP Karacabey İlçe Başkanı Mehmet Mahken başkanlığında gerçekleşen ziyarette; Teşkilat Başkanı Gültekin Önal, İlçe Başkan Yardımcıları Zafer Bekcan ve Abdullah Rençber, Belediye Meclis Üyeleri Hasan İnce ile Mukaddes Erdinç ve Sosyal Faaliyetler Komisyonu Başkanı Şahinde Kelleci yer aldı.

Ziyarette konuşan İlçe Başkanı Mehmet Mahken, basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu ifade ederek, gazetecilerin kamuoyunu doğru, tarafsız ve zamanında bilgilendirme sorumluluğunu büyük bir özveriyle yerine getirdiğini söyledi. Gazeteciliğin zor şartlar altında icra edilen bir meslek olduğuna dikkat çeken Mahken, basın mensuplarının her koşulda toplumun haber alma hakkını koruduğunu dile getirdi.

Yerel basın kamu vicdanıdır

Yerel basının özellikle ilçe ölçeğinde üstlendiği sorumluluğa değinen Mahken, “Yerel basın; kentlerin hafızasını oluşturan, halkın sorunlarını gündeme taşıyan ve yöneticilerle vatandaş arasında köprü kuran çok önemli bir güçtür. Karacabey’de görev yapan yerel basın kuruluşlarımızın bu sorumluluğu büyük bir ciddiyetle yerine getirdiğini görüyoruz. Gazeteniz Yörem’in de ilçemizde uzun yıllardır sürdürdüğü yayın anlayışı bu açıdan son derece kıymetlidir” dedi.

Ziyarette söz alan teşkilat mensupları da basın emekçilerinin mesai kavramı gözetmeden çalıştığını, kamu yararı doğrultusunda yapılan her haberin toplumsal bilince katkı sunduğunu ifade etti. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün, basın çalışanlarının emeğinin hatırlanması açısından önemli bir gün olduğu vurgulandı.

Yörem’in yayıncılık çizgisine vurgu

MHP heyeti, Yörem’in Karacabey’de yerel gündemi yakından takip eden, kamuoyunu bilgilendirme görevini tarafsızlık ve sorumluluk ilkeleri çerçevesinde sürdüren yayın çizgisini takdirle izlediklerini belirtti. Yerel basının güçlü olmasının, demokrasinin yerelde sağlıklı işlemesi açısından da büyük önem taşıdığına dikkat çekildi.

Ziyaret sırasında Karacabey gündemine ilişkin genel değerlendirmeler yapılırken, yerel basın ile siyasi partiler arasındaki iletişimin karşılıklı saygı çerçevesinde sürdürülmesinin önemine değinildi. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan MHP heyeti, yerel basınla her zaman diyalog içerisinde olacaklarını ifade etti.

Karşılıklı iyi dileklerin iletildiği ziyaret, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü anısına günün hatırası olarak çekilen fotoğraf ile sona erdi.

Continue Reading

Genel

KOLAYLI: “10 OCAK’LAR GERÇEK ANLAMDA BASIN BAYRAMI OLMALIDIR”

Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Kolaylı, basın sektöründe yıllardır çözülemeyen ve her geçen gün derinleşen sorunlar nedeniyle 10 Ocak’ı bir “bayram” olarak değil, “dayanışma ve mücadele günü” olarak andıklarını ifade etti.

Basın sektörünün 2026 yılına; ekonomik baskılar, güvencesiz çalışma koşulları, mesleki itibar kaybı, dijital mecralarda artan kontrol ve hukuki belirsizlikler ile girdiğine dikkat çeken Kolaylı, bu sorunların ertelenmeden ele alınmasının, yalnızca basın mesleği için değil, demokrasinin sağlıklı işleyişi açısından da hayati önemde olduğunu vurguladı.

Türkiye genelinde 9 gazeteciler federasyonu, 91 gazeteciler cemiyeti ve basın meslek örgütünün üye olduğu Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun da Genel Başkanı olan Nuri Kolaylı, yazılı açıklamasında medya kuruluşlarının ve basın emekçilerinin yaşadığı sorunların artık sürdürülemez bir noktaya ulaştığını belirtti.

Kolaylı açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Yaşadığımız ağır sorunlar nedeniyle ‘bayram’ değil ‘dayanışma günü’ olarak andığımız 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle, mesleğimizin içinde bulunduğu tabloyu bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunmak istiyoruz.

Çünkü basın sektöründe yaşanan yapısal sorunlar çözüme kavuşturulmadıkça, mesleğimiz itibar kaybetmeye, gazeteciler güvencesizleşmeye devam edecektir.”

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu ve Bursa Gazeteciler Cemiyeti olarak uzun yıllardır altını çizdikleri temel ihtiyacın kapsamlı bir mesleki düzenleme olduğuna dikkat çeken Kolaylı, basın özgürlüğünden çalışma koşullarına, internet ve dijital yayıncılık mevzuatından mesleki standartlara kadar pek çok alanda güncel, özgürlükçü, çağdaş ve uygulanabilir yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

TGK Genel Başkanı ve BGC Başkanı Nuri Kolaylı açıklamasında; “Basın sektöründe mesleki bir düzenlemenin olmaması; etik dışı, tehdit ve şantaja dayalı yayıncılığı teşvik etmekte, hiçbir mesleki birikimi ve sorumluluğu olmayan kişilerin ‘gazeteci’ kimliği altında sektörde yer almasına zemin hazırlamaktadır. Meslektaşlarımız onurlarını korumak için büyük bir özveriyle mücadele etse de, yasal boşluklardan yararlanan çıkar odaklarının önüne geçilememektedir. Bu tablo, gerçek gazeteciliğe zarar vermektedir.” görüşlerine yer verdi.

10 Ocak 1961 tarihinin, basın emekçileri açısından tarihsel önemine de dikkat çeken Kolaylı, 212 sayılı yasanın gazetecilere sağladığı hakların bugün büyük ölçüde uygulamada ortadan kalktığını vurguladı.

Basın özgürlüğünün ve ifade özgürlüğünün, demokratik toplumların vazgeçilmez unsuru olduğunu hatırlatan Kolaylı, bağımsız ve özgür bir basının halkın haber alma hakkının teminatı olduğunu vurguladığı açıklamasında, “212 sayılı yasa; gazetecilerin sigortalı çalışmasını, kıdem ve ihbar tazminatı haklarını, izin haklarını ve en önemlisi gazetecilik faaliyetlerini özgürce yapabilmelerini güvence altına almıştı. Ancak gelinen noktada, basın emekçilerinin çalışma koşulları ve mesleki güvenceleri, ne yazık ki 1961’in bile gerisindedir. Bu nedenle 10 Ocak’ı bir bayram olarak anmamız mümkün değildir.” dedi.

Kolaylı açıklamasını şöyle tamamladı:

“Özgür basın yoksa, demokrasi de eksik kalır. Halkın sesi olan bağımsız basın, düşünce ve ifade özgürlüğünün en güçlü aracıdır. Bu nedenle ülke olarak, basının sorunlarını görmezden gelmek yerine, el birliğiyle çözmek zorundayız.”

10 Ocak’ı gerçek anlamda bir Basın Bayramı olarak kutlayabileceğimiz günlere; mesleğimizin onurunu, gazetecilerin haklarını ve basın özgürlüğünü esas alan bir anlayışla, en kısa sürede ulaşmayı temenni ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm meslektaşlarımı saygı ve dayanışma duygularıyla selamlıyorum.”

10 Ocak’ın tarihçesi

5953 sayılı Basın İş Kanunu’nda, 10 Ocak 1961 tarihinde yürürlüğe giren 212 sayılı yasa ile yapılan değişiklikler, basın çalışanlarının özlük haklarında önemli kazanımlar sağladı. Bu düzenlemeler, dönemin basın meslek örgütleri ve Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından “Basın Bayramı” olarak kabul edildi.

Ancak dönemin basın işverenleri yasayı protesto ederek gazetelerini üç gün süreyle yayımlamadı. Gazeteciler ise okuru habersiz bırakmamak için sendika çatısı altında birleşerek “Basın” adlı gazeteyi yayımladı. Bu dayanışma, 212 sayılı yasanın uygulanmasının önünü açtı.

Ne var ki özellikle 1990 sonrası dönemde, medyanın sermaye yapısının değişmesiyle birlikte bu kazanımlar uygulamada adım adım ortadan kaldırıldı.

Bugün gelinen noktada, 10 Ocak hâlâ bir bayramdan çok, gazetecilerin hak, özgürlük ve meslek onuru için verdikleri mücadelenin simgesi olmayı sürdürmektedir.

Continue Reading

Trending