Connect with us

Güncel

KARABATI: “PROJELERİMİZLE KARACABEY’E ÇAĞ ATLATACAĞIZ”

İYİ Parti Karacabey Belediye Başkan Adayı Fatih Karabatı, ‘ilçeyi geleceğe taşıyacak vizyon projeler’ başlığı altında vaatlerini bir bir açıklıyor. Seçim çalışmalarına da yoğun bir şekilde devam eden Karabatı ve ekibi, ilçeyi karış karış gezerek, Karacabey’deki her kesimi ilgilendiren projelerini kamuoyuyla paylaşıyor.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Karabatı, Karacabey’in tüm eksiklerini, acil ihtiyaçlarını bildiklerini, 31 Mart sonrası için çok önemli projelerinin olduğunu söyledi. İlçede alışveriş merkezi bulunmadığını, vatandaşların ihtiyaçlarını gidermek için şehir dışındaki alışveriş merkezlerine gitmek zorunda kaldıklarını anlatan Karabatı, “Bu eksiklikle ilgili projemizi tamamladık. İlçemize en kısa zamanda, içinde modern alışveriş, yeme içme ve eğlence alanları bulunan bir alışveriş merkezi kazandıracağız. Halkımız bunu hak ediyor.” dedi.

“Vatandaşlarımız “Kumsal” projesiyle ekmeği ucuza yiyecek”

Fatih Karabatı, seçilmeleri durumunda vatandaşların ekmek ve süt ürünlerine uygun fiyatlarla ulaşabilmeleri amacıyla kısa adı “KUMSAL” olan Karacabey Unlu Mamuller ve Sağlıklı Lezzetler adı altında bir işletmeyi hayata geçireceklerini duyurdu. KUMSAL projesiyle ekmek ve süt ürünleri fabrikası kuracaklarını dile getiren Karabatı, şöyle devam etti: “Maalesef ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlar ortada. Bazı vatandaşlarımız geçim sıkıntısı yüzünden evine ekmek almakta bile zorluk yaşıyor. Peynir, süt, yumurta fiyatları adeta cep yakıyor. Karacabey üreten, bereketli bir şehir. Karacabey’in bereketiyle halkımızın temel besin ihtiyaçlarını karşılamak için “KUMSAL” projesini hazırladık. KUMSAL projesiyle, ilçemize belediye imkanlarıyla bir ekmek ve süt ürünleri fabrikası kuracağız. Belediye arazilerine ekeceğimiz ya da çiftçimizden temin edeceğimiz buğdayla ucuza ekmek üreteceğiz. Yine kırsal mahallelerimizdeki hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızdan temin edeceğimiz sütlerle peynir ve yoğurt üretimi gerçekleştireceğiz. Bu ürünlerimizi ilçemizin farklı bölgelerinde açacağımız KUMSAL satış noktalarıyla en uygun fiyata vatandaşımızla buluşturacağız.”

“İlçemize halk lokantaları kazandıracağız”

Sosyal belediyecilik anlayışının en öncelik verdikleri konuların başında geldiğini kaydeden Karabatı,“Vatandaşlarımızın karnını ucuza doyurabilmesi için ilçemize halk lokantaları kazandıracağız. Çiftçilerimizin ürünlerinin ziyan olmaması, uygun koşullarda muhafaza edilmesi için modern ve çatılarında güneş enerji sistemleri bulunan tarımsal depolar ve soğuk hava depoları inşa edeceğiz. İlçemize, halkımızın rahatça ulaşabileceği, gençlerin keyifle vakit geçirebileceği alanlar kazandıracağız. Kentimize en kısa sürede, ‘çocuk oyun parkı, masal evi, ekstrem park’ gibi sosyal alanlar kazandıracağız.

Yanı sıra öğrencilerimizin yoğun olduğu bölgelerde çorba çeşmesi sistemleri kurup gençlerimize ücretsiz çorba dağıtacağız. İlçemizde eğitim gören veya eğitim için ilçemizden başka şehirlere giden öğrencilere burs desteği sağlayacağız. Ev hanımlarımızın ekonomiye katkısı özellikle günümüzde çok önemli. Hanımlarımızın istihdamına katkı sağlayacak yeni iş modelleri gerçekleştireceğiz.” ifadesini kullandı.

“Sanayi sitemizdeki altyapı ve üstyapıyı modernize edeceğiz”

Milletin parasıyla inşa edilen birçok değerin kaderine terk edildiğini vurgulayan İYİ Parti Belediye Başkan Adayı Fatih Karabatı, şöyle konuştu: “Milletin parası yıllardır çarçur edilmiş. Yıllardır kaderine terk edilen ve atıl durumda bulunan Karacabey Mezbahası’nı modernize ederek yeniden hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. Artık kimse hayvan kesimi için şehir dışına gitmek zorunda kalmayacak. Sanayi sitesindeki esnafımız yıllardır çile çekiyor. ‘Yağmur garibe yağar’ misali ne zaman bir yağmur yağsa sanayi sitemiz adeta göle dönüyor. İş yerleri sular altında kalıyor. Esnafımızın malları ziyan oluyor. Sanayi sitemizdeki alt yapı ve üst yapıyı modernize edip esnafımıza rahat bir nefes aldıracağız. Yetersiz ve kullanışsız durumda bulunan galericiler sitesini yenileyerek, Karacabey’e yakışır çok daha modern bir hale getireceğiz. İçler acısı durumdaki hayvan barınağımızı iyileştirip, hayvan dostlarımız için çok daha iyi bir yaşam alanı oluşturacağız. İlçemizin farklı mahallelerine açılır kapanır butik pazar yerleri inşa edeceğiz. Karacabey’imizin otopark sorununu çözmek için yeni otopark alanları oluşturacağız.”

“Isıtıcılı minibüs durakları oluşturacağız”

Karacabey’in kent içi ulaşımıyla ilgili sorunları da çözeceklerini söyleyen Karabatı, “Karacabey gibi binlerce insanın yaşadığı bir şehirde saat 20.00’den sonra minibüs seferi bulunmuyor. Gerçekten inanılır gibi değil. Saat 20.00’den sonra akşam karanlığında bir kadının, gencin, bir yerden başka bir yere gitmesi tam anlamıyla bir çileye dönüşüyor. İnşallah 31 Mart’tan sonra şehir içi sefer saatlerini gece yarısına kadar uzatacağız. Ayrıca halkımızın ulaşım konforunu arttırmak amacıyla ısıtıcılı ve internet bağlantısı bulunan kapalı minibüs durakları oluşturacağız. Yine ilçemizdeki öğrencilere aylık ulaşım kartları tahsis edeceğiz. Şehrimizdeki ulaşımı rahatlatmak amacıyla trafik zabıta ekipleri kuracağız. Halkımız tüm bunları sonuna kadar hak ediyor.” diye konuştu.

Karacabey’in daha güvenli bir şehir olması gerektiğinin altını çizen Karabatı, “Bu amaçla ilçemizi 7 gün 24 saat izlenebilen güvenlik kamerası ağıyla donatacağız. Yine bütün çocuk parklarına güvenlik kamerası sistemleri entegre edeceğiz. Böylece çocuklarımız parklarda oynarken vatandaşlarımızın gözü arkada kalmayacak.” dedi.

“Yeniköy’ü modern ve estetik hale getireceğiz”

İlçe turizmiyle ilgili projelerini de anlatan Karabatı, şunları kaydetti: “İlçemiz, tarihi ve doğal güzellikleriyle adeta bir cennet. Karacabey’imizin daha fazla tanınması ve turist ağırlaması için çalışacağız. Türkiye’nin en uzun sahillerinden biri olan, doğa harikası Karacabey Longozu’na ev sahipliği yapan Yeniköy’ü modern ve estetik bir şekilde yeniden düzenleyerek burayı turizme kazandıracağız. Yeniköy’e turizm okulu ve turizm uygulama oteli inşa edeceğiz. Karacabey Longozu’nda, doğaya zarar vermeden her yıl ‘Longozfest’ etkinliği düzenleyeceğiz. Bu festivaldebirbirinden değerleri sanatçıları vatandaşlarımızla buluşturarak bölgenin popülaritesini arttıracağız.

İlçemizin az bilinen doğa harikası alanlarından Fazlıkonak Bölgesi’ne, usulüne uygun bir şekilde muhteşem Marmara Denizi ve orman manzaralı seyir terası ve sosyal tesis inşa edeceğiz. İlçemizde, doğa yürüyüşü, moto-cross gibi doğa sporlarının yapılacağı alanlar oluşturacağız. Kurşunlu Mahallesi’nde, su sporları etkinliklerinin yapılmasına öncülük edeceğiz. Karacabey’imize modern bisiklet yolları kazandıracağız. Vatandaşlarımız için tarihi ve turistik bölgelere ücretsiz geziler düzenleyeceğiz. İlçemizdeki sanat faaliyetlerinin geliştirilmesi amacıyla, belediyemiz bünyesinde birçok sanat dalında ücretsiz kurslar düzenleyeceğiz. Kent Estetiği Komisyonu kurarak, şehrimizin estetik, modern bir görünüme kavuşmasını sağlayacağız. Akademisyenlerle iş birliği yaparak Karacabey’imizin tarihi ve doğal güzelliklerini ön plana çıkaracağız. İlçemize kazandıracağımız ‘uyumayan kütüphane’ ile öğrencilerimizin konforlu alanlarda ders çalışmalarını sağlayacağız. Şehrimizde uzun yıllar düzenlenen ve özlemini duyduğumuz panayır ve şenlik geleneğini yeniden canlandıracağız.”

 “Köylülerimizden alınan yapıları yeniden vatandaşların kullanımına sunacağız”

Kendisinin de bir köy çocuğu olduğunu, köyde yaşamanın zorluklarını çok iyi bildiğini anlatan Karabatı, kırsal mahallelerle ilgili projelerine de değindi. Büyükşehir Yasası’yla köylerin mahalle yapıldığını hatırlatan Karabatı, şöyle devam etti: “Köyler mahalle olunca medeniyet gelecek sandık ama nerede!? Meğer bunların amacı dedelerimizden bu yana kullandığımız meralarımızı, kahvelerimizi, düğün salonlarımızı elimizden almakmış… Köylerimizin tüm eksiklerini, acil ihtiyaçlarını tespit ettik. Kırsal mahallelerimizde dernekler kurarak, ‘büyükşehir yasası’ kapsamında elimizden alınan yapıları bu dernekler vasıtasıyla yeniden vatandaşların kullanımına sunacağız. Köylerimizi bir an önce doğalgaza kavuşturacağız. Böylece köylerde yaşam daha konforlu bir hale gelecek.

“Salı günleri kırsal mahallelerden ulaşım ücretsiz olacak”

Kırsal mahallelerimize belediye minibüsü seferlerini daha da sıklaştıracağız. Maalesef bazı vatandaşlarımız, belediyenin beceriksizliği yüzünden şu anda 20 dakikalık mesafeyi 1 saatti aşkın sürede gitmek zorunda kalıyor. Allah izin verirse 31 Mart’tan itibaren köylerimizde yaşayan vatandaşlarımızı Salı günleri ilçe merkezine ve pazar alanlarına ücretsiz olarak taşıyacağız. Kırsal mahallelerimizdeki mevcut spor alanlarını ve düğün salonlarını yenileyeceğiz. Olmayanlara da bir an önce yenilerini yapacağız.

En önemli eksikliklerimizden biri de, destek hizmetlerinin kırsal mahallelerimize oldukça uzak durumda bulunması. Projemiz hazır, kırsal mahallelerimize kuracağımız destek hizmet noktalarıyla, halkımızın ihtiyaç duyacağı destek hizmetlerini anında, kesintisiz ve yerinde sağlayacağız.

Çiftçilerimizin girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve satış olanaklarının arttırılması için çalışacağız. Kooperatifçilik, e-ticaret, ürün işleme ve markalaşma çalışmalarına öncülük edeceğiz. Çiftçilerimizin ürünlerinin ziyan olmaması, uygun koşullarda muhafaza edilmesi için modern ve çatılarında güneş enerji sistemleri bulunan tarımsal depolar ve soğuk hava depoları inşa edeceğiz.”

Karacabey’in tüm sorunlarını çözmek için başka birçok projelerinin olduğunu vurgulayan Karabatı, “İnşallah halkımızın teveccühüyle 31 Mart’tan sonra Karacabey’i hak ettiği değere bir an önce kavuşturacağız.” şeklinde sözlerini noktaladı.

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Güncel

ÇOCUĞU FUHUŞA TEŞVİK İNSANLIK SUÇUDUR!

Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD), Ankara’da Aralık ayında pavyonlara yönelik düzenlenen ve reşit olmayan kız çocuklarının fuhuşa zorlandığının ortaya çıktığı operasyonlara ilişkin sert bir açıklama yaptı. CKD, söz konusu olayların yalnızca adli bir suç değil, aynı zamanda bir insanlık suçu olduğunu vurguladı.

Ankara’da iki kız çocuğunun polise başvurmasının ardından 11 pavyona eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, operasyonlarda yaklaşık 15 reşit olmayan kız çocuğunun fuhuşa zorlandığı ve bu mekânlarda uyuşturucu satışının da yapıldığı tespit edilmişti. Konuya ilişkin açıklama yapan CKD, pavyon işletmecileri ile bu duruma sessiz kalan mekân çalışanlarının “çocuğu fuhuşa teşvik” suçunun yanı sıra insanlık suçu da işlediğini belirtti.

Açıklamada, çocukların geleceğini karartan bu suçların ağır sonuçlarına dikkat çekilerek, “Burada açıkça çocuğu fuhuşa zorlama suçu işlenmiştir. Ancak çocukların uğradığı bu istismar, etkileri ömür boyu süren bir insanlık suçu olarak da değerlendirilmelidir” denildi.

CKD açıklamasında, “Reşit olmayan çocuk demek, zorunlu eğitim çağındaki çocuk demektir” vurgusu yapılarak, şu sorular yöneltildi:

“Bu çocukların aileleri nerede? Neden okulda değiller? Okul kayıtları yok mu? Yoksa bir milyonu aşkın açık öğretim öğrencisi arasında, nerede oldukları bilinmeyen birer sayıdan mı ibaretler?”

Bazı çocukların, söz konusu mekânlara ücretsiz yeme-içme imkânı sunulduğu gerekçesiyle gidip gelmeye başladıkları, daha sonra ise fuhuşa zorlandıkları ifade edilen açıklamada, çocukların ne eğitim hayatının ne de aile desteğinin içinde olduğu, derin bir çaresizlik ve kimsesizlikle karşı karşıya kaldıkları belirtildi. CKD, ortaya çıkan bu olayların “buzdağının yalnızca görünen kısmı” olduğuna dikkat çekti.

Açıklamanın devamında, benzer olayların önlenebilmesi için faillerin en ağır cezalarla cezalandırılması gerektiği vurgulanarak, “Her ortaya çıkarılan vakada adaletin eksiksiz işlemesi, çocuk istismarının önüne geçilmesi açısından hayati önemdedir” ifadelerine yer verildi.

CKD, sorunun bireysel değil sistemsel olduğunun altını çizerek, küresel sömürü sisteminin yarattığı toplumsal ve ahlaki çürümenin en çok çocukları hedef aldığına dikkat çekti. Kamucu ve halkçı bir yönetim anlayışının, tüm kurumlarıyla çocukları koruyacağını savunan dernek, “Tek bir evladımızın bile kayıp gitmesine göz yumulmamalıdır” görüşünü dile getirdi.

Açıklama, “Cumhuriyetimizin ‘kimsesizlerin kimsesi’ anlayışıyla, insanı merkeze alan yeni bir uygarlık mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz” ifadeleriyle sona erdi.

Continue Reading

Güncel

TRAKYA BİRLİK OLAĞAN GENEL KURULU GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Trakya Birlik 2024–2025 İş Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı, 05 Ocak 2026 tarihinde Edirne Mimar Sinan Kapalı Spor Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi.

Genel kurulda konuşan Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Kırbiç, Türk çiftçisinin tüm zorluklara rağmen üretimden vazgeçmeyen kararlı yapısına dikkat çekti. Kırbiç, Bursa’nın Harmancık ilçesinde çıkan orman yangınına, patlak lastiğine rağmen su taşıyan bir çiftçinin hikâyesini örnek göstererek, bu tablonun Türk çiftçisinin fedakârlığını ve vatan bilincini açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.

1966 yılında ayçiçeği üreticisinin emeğini korumak ve ürününü değerinde pazarlamak amacıyla kurulan Trakya Birlik’in bugün 60 yıllık köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Kırbiç, Birliğin yalnızca alım yapan bir kuruluş değil; ayçiçeğini modern tesislerinde yağ, margarin ve hayvansal yeme dönüştüren entegre bir tarım-sanayi modeli sunduğunu belirtti. Trakya Birlik’in kriz dönemlerinde piyasayı dengeleyen, fiyat istikrarı sağlayan ve yerli üretimi koruyan stratejik bir kurum haline geldiğini dile getirdi.

237 bin ton Ayçiçeği alındı, 5 milyar TL’yi aşkın ödeme yapıldı

2024–2025 iş yılında ayçiçeği hasadı sürecinde üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için kamu otoriteleriyle yoğun temas yürütüldüğünü aktaran Kırbiç, yurt dışı fiyat baskısına karşı alınan tedbirlerle piyasanın desteklendiğini söyledi. Bu kapsamda Birlik tarafından 237 bin ton ayçiçeği alımı gerçekleştirildiğini ve üreticilere 5 milyar 49 milyon TL ürün bedeli ödendiğini açıkladı.

Yüksek finansman maliyetlerinin tüm sektörleri olduğu gibi Trakya Birlik’i de zorladığını ifade eden Kırbiç, buna rağmen ortaklara 2 milyar 795 milyon TL kredi kullandırılarak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlandığını kaydetti.

Aynı iş yılında 182 bin ton yem, 28 bin ton küspe, 37 bin ton gübre, 54 bin torba ayçiçeği tohumu ve 137 bin litre zirai ilaç satışı gerçekleştirildiğini belirten Kırbiç, rafine yağ satışının ise 187 bin 814 tona ulaştığını ifade etti. Bu rakamların, yüksek faiz ortamına rağmen Trakya Birlik ve kooperatiflerinin güçlü organizasyon yapısını ortaya koyduğunu vurguladı.

2025–2026 sezonunda piyasa tarife kontenjanıyla toparlandı

2025–2026 sezonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kırbiç, aşırı sıcaklar ve kuraklık nedeniyle üretimde düşüş yaşandığını, Cumhurbaşkanı Kararı ile devreye alınan tarife kontenjanı uygulamasının ise piyasada toparlanma sağladığını belirtti. Bu süreçte 4 Ağustos 2025’te 28 bin TL/ton avans, 28 Eylül 2025’te ise 33 bin TL/ton kesin fiyat açıklandığını ifade eden Kırbiç, kampanya döneminde 151 bin 740 ton ayçiçeği alımı yapıldığını ve bedelin tamamının üreticilere ödendiğini bildirdi.

Hasat sonrası dönemde Birliğe bağlı iki işletmede üretimin 24 saat esasına göre sürdüğünü belirten Kırbiç, tüm faaliyetlerde iş sağlığı ve güvenliği ile tüketici sağlığının öncelikli olduğunu vurguladı. Konuşmasının sonunda Trakya Birlik’in 60. kuruluş yılını kutlayan Kırbiç, genel kurulun üreticiler ve ülke tarımı için hayırlı olmasını diledi.

Divan heyeti seçildi, tüm maddeler oy birliğiyle kabul edildi

Açılış konuşmasının ardından Divan Heyeti’nin seçimine geçildi. Yapılan oylama sonucunda Divan Başkanlığı’na Göksel Baytok (Babaeski Koop.), Başkan Vekilliği’ne Zekeriya Güven (Şarköy Koop.), Katip Üyeliklere ise Hakkı Çetin (Yenişehir Koop.) ve Metin Yıldırım (Lalapaşa Koop.) seçildi.

Divan Başkanı Göksel Baytok, destek veren tüm birlik temsilcilerine teşekkür ederek gündem maddelerine geçildiğini duyurdu. Atatürk ve Aziz Şehitlerimiz için yapılan saygı duruşu ve okunan İstiklal Marşı’nın ardından, çalışma raporları ile bilanço ve gelir tabloları okunarak oy birliğiyle ibra edildi. Gündemde yer alan tüm maddeler delegelerin onayına sunularak oy birliğiyle kabul edildi.

Dilek ve temenniler bölümünde söz alan Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Kırbiç, genel kurula katılım sağlayan tüm delegelere teşekkür ederek toplantıyı sonlandırdı.

Continue Reading

Güncel

SARIBAL: “TARIMDA TARİHİ KÜÇÜLME AĞIR GIDA KRİZİNİN HABERCİSİ”

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye’nin son 25 yılın en sert tarımsal küçülmesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. IMF ve Dünya Bankası tarafından dayatılan, 2000’li yılların başından itibaren siyasi iktidarlarca uygulanan neoliberal politikaların tarımda derin bir istikrarsızlık yarattığını vurgulayan Sarıbal, bu süreçte tarımın büyüme hızının sürekli olarak gayrisafi yurt içi hasılanın gerisinde kaldığını ifade etti. “Son 22 yılda Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde 5,4 oranında büyürken, tarım katma değerindeki büyüme yalnızca yüzde 3’te kaldı. 2025 yılının üçüncü çeyreğinde ekonomi yüzde 3,7 büyürken, tarım sektörü yüzde 12,7 oranında küçüldü. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın da ifade ettiği bu tablo, ekonomi literatürüne ‘negatif büyüme’ gibi trajikomik bir kavram kazandırdı” diyen Sarıbal, bu küçülmenin ne tesadüf ne de yalnızca zirai don ve kuraklıkla açıklanabileceğini söyledi. Son 20 yılda tarımda 2,6 milyon kişilik istihdam kaybı yaşandığını vurgulayan Sarıbal, özellikle küçük ölçekli çiftçilerin, tarım işçilerinin, kiracı ve ortakçıların, küçükbaş hayvancılıkla geçinenlerin bu politikalardan en ağır biçimde etkilendiğini belirterek, “Yüzde 12,7’lik küçülme yanlış tercihlerle, ideolojik körlükle ve plansızlıkla yaratılmış bir politik sonuçtur. Türkiye büyürken tarım küçülüyorsa, bu büyüme sürdürülebilir değil; aksine gelecekte çok daha ağır bir gıda krizinin habercisidir” diye konuştu.

Girdi maliyetleri patladı, destekler buharlaştı

Saray iktidarının büyümeyi inşaat, tüketim ve kredi genişlemesi üzerinden kurguladığını; tarımı ise stratejik bir sektör olarak görmemeyi tercih ettiğini ifade eden Sarıbal’a göre bu yaklaşımın en somut sonucu, desteklerin hem yetersiz kalması hem de enflasyon karşısında erimesi. Tarım Kanunu’na göre bütçeden tarımsal desteklere ayrılması gereken payın GSYH’nin en az yüzde 1’i olması gerektiğini hatırlatan Sarıbal, “Çiftçiye verilen pay bunun neredeyse beşte biri bile değil; binde 2 seviyesinde. Bu, açık bir yasa ihlalidir” dedi.

Mazot, gübre, ilaç ve tohum gibi temel girdilerdeki fahiş artışların çiftçiye verilen desteklerle telafi edilemediğini belirten Sarıbal, endüstriyel tarım modelinin yoğun girdi kullanımına dayandığını; ancak bu girdilerin büyük ölçüde çok uluslu şirketlerin kontrolünde olduğunu vurguladı. Ticari tohum ve pestisit piyasasında BASF, Bayer, Corteva ve Syngenta gibi şirketlerin küresel pazara hakim olduğuna dikkati çeken Sarıbal, “Bu şirketler küresel tohum pazarının yüzde 56’sını, pestisit pazarının ise yüzde 61’ini kontrol ediyor. Gübrede de en büyük 10 şirket, pazarın yaklaşık yüzde 40’ına sahip” dedi. Türkiye’nin tohumdan gübreye, mazottan tarım makinelerine kadar temel girdilerde dışa bağımlı olduğunu belirten Sarıbal, döviz kurlarındaki artışın maliyetleri hızla yükselttiğini, bunun da çiftçiyi girdi kullanımını azaltmaya zorladığını söyledi. “Sonuç verim düşüşü, kalite kaybı ve daha az üretimdir” diye konuştu.

Dünyanın en çok ithalat yapan 10 ülkesinden biri Türkiye

İthalata dayalı politikaların yerli üreticiyi sistematik biçimde tasfiye ettiğini vurgulayan Sarıbal, tarımda planlama eksikliğinin ve kurumsal çöküşün derinleştiğini söyledi. Milletvekili Sarıbal, hangi ürünün nerede ve ne kadar ekileceğine, su kaynaklarının nasıl korunacağına ve iklim krizine karşı nasıl önlem alınacağına dair bütüncül bir politikanın bulunmadığını belirtti. İktidarın 2024’te tarımsal hasılanın 74 milyar dolara çıktığını ve Türkiye’nin dünyanın en büyük 7’nci tarım ekonomisi olduğunu öne sürdüğünü hatırlatan Sarıbal, bu söylemin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre Türkiye’nin 2022’de 32 milyar dolarlık tarım ürünü ithalatıyla dünyanın en çok ithalat yapan 10 ülkesi arasına girdiğini belirten Sarıbal, aynı yıl tarım ihracatının 30 milyar dolar olduğunu ve Türkiye’nin ilk 10 ihracatçı arasında yer almadığını ifade etti.

Ucuz emek ve yüksek sömürü

2024 verilerine göre tarımda istihdamın yaklaşık 4,8–5 milyon kişi düzeyinde olduğunu, bunun toplam istihdamın yaklaşık yüzde 15’ine karşılık geldiğini hatırlatan Sarıbal, bu işgücüne rağmen çalışan başına düşen katma değerin son derece düşük olduğuna dikkati çekti. Sarıbal’ın paylaştığı verilere göre, 2015 yılı sabit ABD doları fiyatlarıyla 2024’te kişi başına tarımsal katma değer Türkiye’de yalnızca 14 bin dolar seviyesinde kaldı. Aynı gösterge Arjantin’de 174 bin dolar, Avustralya’da 127 bin dolar, ABD’de 85 bin dolar, Hollanda’da 80 bin dolar, Almanya’da 57 bin dolar, Fransa’da 47 bin dolar ve hatta Özbekistan’da 18 bin dolar. “İktidarın övündüğü 74 milyar dolarlık tarımsal hasıla, çiftçinin cebine girmiyor” diyen Sarıbal, bu tablonun tarımda verimlilikten çok ucuz emek ve yüksek sömürüye dayalı bir yapıyı gösterdiğini vurguladı. Sarıbal, tarım sektörünün son 20 yılda 2,6 milyon istihdam kaybettiğini hatırlatarak, 2002 yılında 7,5 milyon olan tarımsal istihdamın 2024 itibarıyla 4,8 milyona düştüğünü ifade etti. “Bu, tarımın küçüldüğünün ve üreticinin sistemli biçimde üretimden itildiğinin açık göstergesidir” dedi.

Continue Reading

Trending