Connect with us

Güncel

HAMİLELİKTE AĞIZ SAĞLIĞI

Kevser Yörür – Diş Hekimi

Anne adayları için ağız sağlığı hakkında doğru bilinen yanlışlara değineceğiz bu yazımızda:

*Her hamilelik bir diş kaybı demektir… YANLIŞ!

Ağız hijyenine dikkat edildiği müddetçe gebelik asla diş kaybına yol açmaz. Hamilelik öncesi zaten var olan problemler tedavi edilmezse ilerler ve sonucu diş kaybı olabilir.

*Hamilelikte diş eti hastalığı kaçınılmazdır… YANLIŞ!

Ağız bakımı ihmal edilmediği takdirde sağlıklı diş etleri ile gebelik süreci geçirilebilir. Ancak dişler iyi temizlenmezse, gebelik hormonları nedeniyle diş eti kanamaları artar ve diş eti hastalığı oluşabilir.

*Hamilelikte diş tedavisi yaptırılmaz… YANLIŞ!

En doğrusu gebelik öncesi var olan sorunların çözülmesi olsa da, kadın doğum konsültasyonu ile uygun görülen şekilde tedaviler yapılabilir. Özellikle 3-6 aylık dönem diş tedavileri açısından oldukça uygundur. İlk 3 ay düşük riski, son 3 ay erken doğum riski göz önüne alınarak mutlaka gebeliği takip eden uzmanında fikri alınmalıdır. Kullanılan ilaçlar özenle seçilmeli ve gebede stres yaratmaktan kaçınılmalıdır.

*Diş ağrısı olsa dahi doğuma kadar sabredip tedavi yaptırılmamalıdır… YANLIŞ!

Ağız ve diş sağlığı oldukça önemsenmesi gereken bir konudur. Ağızdaki tedavi edilmemiş bir enfeksiyon tüm vücuda yayılabilir, anne ve bebeğin hayatını tehdit edecek kadar ilerleyebilir. Bu nedenle yapılması gerekenler asla ertelenmemelidir.

*Hamileler diş röntgeni çektiremez… YANLIŞ!

Tabii ki mecbur kalmadıkça tercih etmemekle birlikte acil durumlarda koruyucu önlük giyilerek diş röntgeni çektirilebilir.

Merak ettiğiniz soruları instagram dishekimikevseryorur sayfası aracılığıyla bizlere ulaştırabilirsiniz. Hepinize sağlıklı dişler, güzel gülüşler dileriz.

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Güncel

OTOMOTİVİN GELECEĞİNE ULUTEK VE BUÜ İMZASI

Ar-Ge ve inovasyon odaklı girişimleri destekleyen ULUTEK Teknopark’ın paydaş olduğu 15. Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından “Endüstriyel Mobilite” temasıyla gerçekleştirilen yarışmada, ULUTEK girişimcilerinden Icarbon ikincilik, NuManufacturing ise dördüncülük ödülüne layık görülürken Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) bir kez daha en çok proje gönderen üniversite ödülünü aldı.

Icarbon, otomotiv parçası üretiminden kaynaklanan atıklardan yüzde 90’a varan saflıkta ürünler elde edilmesine ve bunların yeniden yüksek kaliteli parça üretiminde kullanılmasına olanak tanıyan patentli geri dönüşüm teknolojisiyle ikincilik ödülü kazandı. NuManufacturing ise malzeme hazırlama, üretim ve son ürün kalite kontrolünü bir araya getiren sistem projesiyle dördüncülük ödülüne layık görüldü. Farklı sensörlerden alınan ölçümleri üretim sahasında yapay zekâyla değerlendiren sistem, kaliteye ilişkin kararların oluşturulmasına katkı sundu.

Bursa Uludağ Üniversitesi bir kez daha öne çıktı

Yarışmada BUÜ ise bir kez daha en çok proje gönderen üniversite unvanını elde etti. ULUTEK Teknopark ve Bursa Uludağ Teknoloji Transfer Ofisi tarafından gönderilen 41 proje başvurusundan 2’si ödül alan ilk 5 proje arasına girmeyi başardı.

Üniversite, yarışmaya sunduğu projelerle otomotiv sektörünün ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümlere dönüşmesine verdiği önemi tekrar ortaya koydu. Ödülü alan BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, “Otomotiv sektörünün merkezi konumundaki Bursa’da bu alana yönelik yatırımları sürdürüyoruz. Üniversite ve teknopark olarak yarışmaya yeni projelerle katılmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Karagöz: “Girişimcilerimizin fikirlerini sanayiyle buluşturmalarını destekliyoruz”

Yarışmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan ULUTEK Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Karagöz, “Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması gibi yenilikçi fikirleri sanayiyle buluşturan bir organizasyonda iki girişimcimizin derece elde etmesi bizim için büyük bir gurur. Bursa Uludağ Üniversitemizin de bir kez daha en çok proje gönderen üniversite olması bu gururumuzu daha da artırıyor.

Bizi ayrıca heyecanlandıran, bu projelerin üretim atıklarının değerlendirilmesinden kalite kontrolüne kadar sektörün somut ihtiyaçlarına cevap vermesi. Akademik bilginin üretime yansımasını tam da bu nedenle değerli buluyoruz. ULUTEK olarak fikirlerin sanayide karşılık bulması ve ekonomik değere dönüşmesi için girişimcilerimizi desteklemeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

İlk beş projeye 5 milyon lira ödül

Yarışmada dereceye giren ilk beş projeye toplam 5 milyon TL nakdi ödül verildi. Ödüller; Helios’a 1 milyon 500 bin TL, Icarbon’a 1 milyon TL, Gibrin eDrive’a 900 bin TL, NuManufacturing’e 850 bin TL ve TUSMEC’e 750 bin TL olarak açıklandı.

Continue Reading

Güncel

ÖZHAN: “FAİZ İNDİRİMİNİN İŞ DÜNYASINA YANSIMASI ÖNEMLİ”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 36’ya indirmesini olumlu karşıladıklarını belirten Bursa TB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İbrahim Özhan, ancak asıl belirleyici unsurun faiz indirimlerinin istikrarlı biçimde sürmesi, finansman maliyetlerinin düşmesi ve KOBİ’lerin krediye erişiminin kolaylaştırılması olduğunu söyledi.

Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İbrahim Özhan, Türkiye Cumhuriyet Merkezi Bankası’nın politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 36 seviyesine çekmesini değerlendirdi.

Dokuz ay sonra gelen faiz indiriminin iş dünyası açısından olumlu bir gelişme olduğunu belirten Özhan, üretim, yatırım ve ticaretin sürdürülebilirliği için finansman maliyetlerinin düşmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. İş dünyasının uzun süredir yüksek finansman maliyetlerinin oluşturduğu baskıyla mücadele ettiğini ifade eden Özhan, “Özellikle üretim yapan, yatırım gerçekleştiren ve ihracat pazarlarında rekabet etmeye çalışan işletmelerimiz açısından finansmana erişim ve kredi maliyetleri kritik önemde. Yüksek faizler, firmalarımızın yatırım kararlarını ertelemesine, işletme sermayesi maliyetlerinin artmasına ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün zayıflamasına neden oluyor. Bu nedenle Merkez Bankası’nın dokuz ay aradan sonra attığı faiz indirimi adımını olumlu karşılıyoruz” dedi.

“Faiz indirimleri istikrarlı şekilde sürmeli”

Faiz indirimlerinin ekonomik faaliyetlere kalıcı katkı sağlayabilmesi için sürecin istikrarlı biçimde devam etmesi gerektiğini kaydeden Özhan, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“İş dünyamızın beklentisi, faiz indirimlerinin enflasyonla mücadele hedefiyle uyumlu şekilde istikrarlı olarak sürmesi ve bu sürecin reel sektörün finansman koşullarına yansımasıdır. Politika faizindeki düşüşün ticari kredi faizlerine yansıması ve işletmelerimizin finansmana daha uygun koşullarda erişebilmesi gerekiyor. Özellikle KOBİ’lerimizin finansman yükünün hafifletilmesi, firmalarımızın yatırım bütçelerini ve üretim planlamalarını güvenle yapabilmeleri, üretim kapasitesinin korunması ve rekabet güçlerinin artırılması açısından büyük önem taşıyor.”

Continue Reading

Güncel

ŞEHİRLER BÜYÜYOR, İNSANLAR BİRBİRİNE YABANCILAŞIYOR!

Saadet Partisi Sosyal İşlerden Sorumlu Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever şehirler büyürken aidiyet duygusu zayıflıyor dedi.

Saadet Partisi bu hafta şehirlerin nüfus artışlarıyla ilgili raporunu yayınladı.

Saadet Partisi Bursa il Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever “Türkiye’de şehirlerimiz her geçen gün büyüyor. Yeni binalar yapılıyor, yollar genişliyor, konut projeleri yükseliyor. Ancak bütün bu gelişmelerin arasında çok önemli bir gerçeği gözden kaçırıyoruz: Şehirlerimiz büyürken insanlarımız birbirinden uzaklaşıyor, yaşadıkları şehre olan aidiyet duygusu zayıflıyor.

Bugün aynı apartmanda yaşayan insanların birbirini tanımadığı, aynı mahallede oturanların birbirinden habersiz olduğu bir şehir hayatıyla karşı karşıyayız. Bir zamanlar dayanışmanın, paylaşmanın ve güvenin merkezi olan mahallelerimiz, giderek insanların yalnızca gelip geçtiği yerlere dönüşüyor.

Oysa şehir dediğimiz yer yalnızca binalardan, yollardan ve meydanlardan ibaret değildir. Şehir; tarihiyle, kültürüyle, komşuluğuyla, esnafıyla ve insanlarıyla bir bütündür.

İnsan yaşadığı şehri tanımalı, tarihini bilmeli, kültürünü yaşatmalı, sorunlarına duyarlı olmalı ve geleceğinden sorumluluk duymalıdır. Çünkü aidiyet duygusu olmayan bir şehirde ortak sorumluluk ve dayanışma bilincinin güçlenmesi de zorlaşır.

Bugün şehirlerimizin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri de kimliklerini kaybetmeleridir. Tarihi mahallelerimiz, geleneksel çarşılarımız ve ortak yaşam alanlarımız giderek değişiyor. Birbirine benzeyen binalar yükselirken şehirlerimizi birbirinden ayıran değerlerimiz geri planda kalıyor.

Elbette şehirlerimiz gelişmeli, yenilenmeli ve modern imkânlara kavuşmalıdır. Ancak bu gelişme, şehirlerimizin tarihini, kültürünü ve insan ilişkilerini yok sayarak gerçekleşmemelidir.

Saadet Partisi olarak biz, şehir meselesini yalnızca imar, altyapı ve ekonomik yatırımlar üzerinden değerlendirmiyoruz. Bizim şehir anlayışımızın merkezinde insan vardır.

Bu nedenle şehirlerimizde mahalle kültürünü yeniden güçlendirmek zorundayız. Komşuluk ilişkilerini geliştirmeli, çocuklarımızın güvenle büyüyebileceği, gençlerimizin kendilerini ait hissedebileceği, yaşlılarımızın yalnızlaşmayacağı yaşam alanları oluşturmalıyız.

Gençlerimize yaşadıkları şehirlerin tarihini ve kültürünü tanıtmalı, onları şehirlerinin geleceğine ilişkin karar süreçlerine dâhil etmeliyiz.

Yerel yönetimler, şehirleri yalnızca hizmet sunulan alanlar olarak görmemelidir. Vatandaşlarımızın görüşlerine değer verilmeli, mahallelerin sorunları ortak akılla ele alınmalı ve şehirlerin geleceği o şehirde yaşayan insanlarla birlikte planlanmalıdır.

Biz Saadet Partisi olarak, rantın değil insanın merkeze alındığı; tarihiyle barışık, kültürüne sahip çıkan, komşuluk ilişkilerini güçlendiren ve dayanışmayı yaşatan şehirler istiyoruz.

Şunu unutmamalıyız:

Bir şehri güzel yapan o şehirde yaşayan insanların birbirine güvenmesi, yaşadığı yere sahip çıkması ve kendisini o şehrin bir parçası olarak hissetmesidir.

Bizim hedefimiz sadece daha büyük şehirler değil, insanların kendilerini daha fazla ait hissettikleri şehirlerdir.” dedi.

Continue Reading

Trending