Bursa Bölge
“GÖKYÜZÜNÜN YARISI KADINLARIN OMUZLARINDA”
Canan Ekinci Yılmaz’ın Kaleminden
Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği BUİKAD tarafından düzenlenen “Geleceğe Yön Veren Kadınlar Zirvesi”, geçtiğimiz hafta Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Zirve, BUİKAD Başkanı Şeyda Şençayır’ın açılış konuşması ile başladı.
Şençayır konuşmasında; bugünkü zirvede, kamusal hayatta, yerel yönetimlerde ve özel sektörde geliştirdikleri iş modelleriyle ilham kaynağı olan kadınları dinleyeceğimizi, BUİKAD olarak Gazi Mustafa Kemâl Atatürk’ün gösterdiği yolda hareket ettiklerini, 2007 yılında 11 kadınla kurulan ve bugün 150 kadın üyeye ulaşan BUİKAD’ın, yaşamın her alanında kadının güçlenmesi, girişimci kadın sayısının artması ve kadınların karar verici noktalarda bulunması için çalışmalar yaptığını söyleyerek, kadının iş hayatının ayrılmaz bir parçası olmasının ve kalkınmanın ancak böyle bir yolla mümkün olabileceğinin altını çizdi.
“Kamusal Hayatta Kadının Yeri, Yerel Yönetimlerin Kadın İstihdamına ve Gelişimine Katkısı” başlıklı birinci oturuma, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mustafa Bozbey, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç konuşmacı olarak katıldı.İkinci oturumda“Geleceğin İş Modelleri ve Kadınların Konumlandırılması”, üçüncü ve son oturumda “Sektörde Kadınların Rolü ve Kadın Odaklı İş Modelleri” konuşuldu.
“Kadınların Gülümsemesi Her Şeye Değer”
Gün boyu ‘KADIN’ı kamusal alan ve iş dünyasından birkaç erkek ile birçok kadın konuştu. İş dünyasından kadın konuşmacılar çoksa da kamusal alan konuşmacılarında kadın sadece 1 tane, o da Edirne’den gelen Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın idi.
(2024 yerel seçimlerde 11 il ve 61 ilçenin belediye başkanı kadın oldu. Bursa’da ise kadın başkan yok. 1973–1976 tarihleri arasında Karacabey belediye başkanlığı yapan Şükran Yemişçioğlu, Bursa’nın ilk ve tek belediye başkanı olma özelliğini koruyor. Ne acı ki, Bursa o gün bugün başka bir kadın başkan çıkartamamış.)
Kadınlar Günü Ne Demek?
“Kadınlara özel günlerin” olmaması gerektiğini savunanlardanım. Bu özel günler bile bize aslında ne kadar eşit olmadığımızı gösteriyor. Senede 1 gün kutlama, sonra yine her şey bildiğiniz gibi…
Kadınlar hâlâ hakları için mücadele ediyor, kadın hâlâ çalışmak için (resmî olmasa da) (ağabey, baba, koca gibi) erkeğin iznine muhtaç, kadın hâlâ ailenin (namus dahil) her şeyinin sorumlusu, hâlâ hesap veren (kime?), hâlâ sorgulanan (kim tarafından?), hâlâ kendisini koruması gereken (kimden?), hâlâ utanması gereken (neyden?), hâlâ muhtaç görülen (neden?), hâlâ kadın gibi yaşamasına izin verilmeyen (erkek gibi mi yaşasın?) bir varlık.
Kısacası kadının hâlâ adı yok…
Oysaki kadın insanca yaşamak için bu kadar mücadele etmemeli, bu kadar yorulmamalı, bu kadar yıpranmamalı, bu kadar sorgulanmamalı, sadece dişi doğmuş olmakla bu kadar cezalandırılmamalı. Erkek doğmuş ve erkek doğurmuş olmak bu kadar yüceltilmemeli. Lakin; Neşet Ertaş’ın “Kadınlar insandır, biz insanoğlu” dediği gibi, doğanın dişiye bahşettiği meşakkatli yolculuğu da görmezden gelmemeli.
‘Karımı Çalıştırmam’dan, ‘Çalışmayan Kadınla Evlenmem’e
Eski dünyada kadının çalışmasını onur meselesi yapan erkekler, ekonomik şartların ağırlaşmasından ötürü, mecburen, kadının çalışmasına razı gelir, hatta öyle ki, çalışmayan kadınla evlenmez oldular. Bir evi tek başına sırtlanmak bu kadar zor olmasa belki hâlâ eski düzen devam etsin isterlerdi ya neyse.
Hayal edin!
Eve geldiğinde mükellef bir sofra, mis gibi yıkanıp ütülenmiş gömlekler, pırıl pırıl çocuklar, zarif ve bakımlı, her emre amade, sesi hiç çıkmayan, elinden her iş gelen, hiç şikâyetlenmeyen, yoktan var eden, acıyı bal eyleyen mükemmel bir kadını kim istemez ki?
Öyle bir kadının kocası da şöyle olmalı o zaman:
Eve hep eli kolu dolu gelen, sorumluluklarını hiç aksatmayan, karısını ve çocuklarını azarlamayan, onların bir dediklerini iki etmeyen, çocuklarının okul taksitlerini, evin giderlerini ve boy boy faturaları sessizce ödeyen, kredi kartı hesap özetini hiç incelemeyen, özel günlerde çiçeğini de pırlantasını da almayı ihmal etmeyen, dışarıda canı sıkılsa da bunu ailesine yansıtmayan, yüzü hep gülen, anlayışlı, cana yakın, şefkatli ve tutkulu mükemmel bir erkek…
Hişt, uyanın!
Ne böyle bir kadın ne de böyle bir erkek var ve neden olsun? İşleri iç işleri-dış işleri olarak bölmeyen aileler kuruluyor artık. Ev işi kadın işi değil, bunu biliyorlar. Fizik gücü gerektiren makineler dijitalleştikçe erkek işi kavramı da ortadan kalkıyor. Kadınlar forklift de kullanıyor, vinç de, kamyon da. Ki köylerde kadınların pek çoğu evel ezel traktör kullanırdı. Kadın erkek birlikte çalışıp birlikte kazanıyor, hayatın her ânının keyfini birlikte yaşıyor, zorlukları birlikte aşıyorlar. Bu birlikteliklerde herkes kendi alanında yol alırken kimse kimseye köstek olmuyor. Kadın biraz öne geçmeye başlayınca erkeğin içindeki eski erkek hafiften kıpraşsa da, ödenmesi gereken faturalar ve düzen bozukluğunun getireceği ağır ekonomik şartlar onu kibarca sakinleştiriyor. (Şartlardan dolayı değil, gerçekten kibar olmayı da öğrenecekler zamanla. Ümidimiz var.)
Kendi ailesinde kadın-erkek ayrımı görmemiş çocuklar için yeni düzene ayak uydurmak hiç zor değil. Diğer tarafın kadını da erkeği de epey zorlanıyor.
Üreyin!
Türkiye’nin nüfusu göçlerden dolayı artmış olsa da, yine bu göçlerin sebep olduğu her türlü yıkım yüzünden insanımızın üreme, hatta evlenme sayısı düştü. Bir yandan da yetişmiş gençlerimiz yurt dışına kaçtı. Türkiye artık yaşlı bir ülke olmaya aday. Mülteciler ardı ardına çocuk yapıp arayı kapatıyorlar lakin ülkenin demografisi değişiyor.
Yöneticilerimiz gençlerimize ‘evlenin ve 3–5 çocuk yapın’ diyorlar da, biz de onlara şunu soruyoruz: Tamam ama nasıl?
Kendi tercihi ile evlenmeyen ve çocuk sahibi olmak istemeyenleri saygıyla bir kenara koyalım. Diğer yanda, bir insan ne ekonomik olarak, ne hukuk olarak ne de can güvenliği olarak kendini güvende hissetmezse nasıl evlensin? Eğer ki kadının çalıştığı bir aileye, çocuğunu emanet edeceği güvenli bir yer göstermezseniz o anne-baba nasıl verimli çalışsın? Ayrıca, sadece çalışan kadına değil, çocuk yetiştirirken iş hayatından ve sosyal hayattan kopan kadına da destek olacak, çocuğunu birkaç saat emanet edebileceği kurumlar açılmalı. Çünkü herkesin yakınında kendisine destek olacak büyük ailesi olmayabilir. Anneanneler babaanneler torunlarına sevgiyle bakabilirler ancak bir çocuğun sorumluluğu ve iş gücü onları aşabilir.
Doğurun!
Yurt dışında “çalışmayan kadın” gibi bir olgu yokken ve kadınlar üçer beşer doğuruyorken ve onları kolayca “mutlu birer insan” olarak yetiştirebiliyorken biz niçin yapamıyoruz? Oralarda çocuk olunca kadına olduğu kadar erkeğe de izin veriliyor. Hatta ücret artışı bile oluyor. Bizim de buraya gelmemiz lazım.
Çocuklar bir ülkenin geleceği ise niçin kimse onlara sahip çıkmıyor? Niçin bir patron çalışanlarının kadın olmasından (çünkü doğuruyor) kaçınıyor? Niçin eğitim alırken erkeklerle başa baş giden kadınlar sıra iş hayatına geldiğinde (çünkü doğuruyor) geriye düşüyor? Doğurmak suç mu? Evlenmemek makbul mü?
Ya evde, “evli-mutlu-bol çocuklu” ya da işte, “evsiz-mutsuz-çocuksuz” yaşayın diretmesi ne kadar mantıklı? Yok mudur bunun bir yolu? “Evli mutlu çocuklu” ya da “bekâr mutlu çocuksuz” yaşayamaz mıyız? Niçin kadın da erkek kadar iyi performans sergiliyorsa erkekten daha düşük maaş alıyor? Eşit işe eşit maaş kuralı niçin kadına gelince işlemiyor?
Kadının sayısı değil kattığı değer önemli. Kalitenin cinsiyeti olmaz, liyakatin cinsiyeti olmaz, emeğin cinsiyeti olmaz. Kadını işe almakla bitmez, kadının çalışabileceği ortam yaratmak lazım.
Bu soruları sora sora, derdimizi anlata anlata, farkındalık yarata yarata, sorduğumuz soruların cevaplarını söke söke aldığımızı görmek teselli verici. O yüzden ben bu buluşmaları çok önemsiyorum.
Yol uzun, yolculuk zorlu da olsa kimsenin ateşimizi söndürmesine izin vermeyiz…
Kısacası; sahnedeyiz, inmeyiz…
Zekâlar Üç Oldu
IQ, Bilişsel Zekâ, EQ, Duygusal Zekâ, SQ, Spiritüel Zekâ
SQ; duygusal zekânın bilişsel zekâyla buluştuğu ileri bir zekâ ölçüsü olarak tanımlanıyor. Dünyayı anlamlandırma, mutluluk ve benlik keşfi, ileri iletişim becerisi, ifade gücü ve yaratıcılık, spiritüel bakış açısı ve deneyim, bilgi ve içgüdünün ortak paydada buluşması. Çoklu iş yapabilme becerisine sahip kadınların SQ sahibi olduklarını söyleyebiliriz.
Fair Play
Geçtiğimiz günlerde aynı iş yerinde çalışan ama kadının terfi aldığı yabancı bir film izledim ve insandaki hırs ve ego nerede yaşarsan yaşa aynı işliyor olmalı dedim. Filmdeki erkekler, kadının terfi almasının altında yatan sebebi kadının kadınlığı ile ilişkilendirirken, kadının bunu kendi liyakatiyle başarmış olabileceğine ihtimal vermiyorlardı. Çünkü erkekler bir kadının kendilerinden daha iyi olabileceğini ve daha çok kazanabileceğini kabul etmek istemiyordu.
Ülkemizde kadınlar sadece plazalarda çalışmıyor. Fabrikalarda, hizmet sektöründe ve tarımda çalışan kadın sayısı da az değil. Mavi Yaka’nın da Beyaz Yaka’nın da, Yeşil Yaka’nın da derdi hep aynı. Kadın olmak. Rahat bırakılmak için ise çareyi “Erkek gibi kadın olmak”ta bulmak. Unutmayın ki, eşitsizliğin derinleştiği yerde şiddet başlar!
Kaşık Düşmanı!
Kadın işini bırakıp ev kadınlığına dönse ve evi çekip çevirse, ev ekonomisine sıcak para olarak katkıda bulunmadığı için bu kez de “kaşık düşmanı” olarak erkek tarafından aşağılanacak. Malum, ev işi evin sahibi tarafından yapılırsa işten sayılmıyor. Ev kadınının yaptığı işi yaptırmak için eve yardımcı gelince o kadın “çalışan kadın” sayılıyor. Sigortası da ödeniyor. Demek ki herkes kendi evinin değil, başkasının evinin işini yaparsa sorun çözülecek!
Gökyüzünü Paylaşmak
Gün boyunca konuşmacıların hepsi bu yazıya başlık olacak cümleler kurduysa da hiçbirisi benim aradığım başlık değildi.
Akşam Netflix’te AWAY dizisini izlerken, filmin bir yerinde “Gökyüzünün yarısı kadınların omuzlarındadır” repliği geçti. İşte dedim aradığım başlık bu. Büyük ihtimal senaryo yazarı bu repliği Nicholas D. Kristof ve SherylWudunn’un çalışması olan “Gökyüzünün Yarısı / Hayatlarını Değiştiren Kadınların Hikâyesi” kitabından esinlenmişti. Bazı erkekler güçten sıkılıp “Ferrari’sini Satan Bilge” benzeri kitaplarda kendilerini ararken, kadınlar varlıklarını ispat peşindeydi.
Omuzlarında gökyüzünün yarısı, bazen esen rüzgârla, bazen kopan fırtınayla, bazen bulutların arasından beliriveren güneşle, bazen yıldızların, bazen Ay’ın aydınlattığı bu koskoca ama küçücük yeryüzünde çılgınca bir koşu tutturmuşlardı. Menzile varacak, ipi göğüsleyecek, belki sonra onlar da Ferrarilerini satmak isteyeceklerdi…
Kim bilir…
Yazının sonunda; şunu da unutmayalım ki, gökyüzünün diğer yarısı da erkeklerin omzunda. Aynı yeryüzünün üzerinde ve aynı göğün altında birlikte yaşıyorsak, bence iyi geçinelim.
Her ne kadar Yazar John Gray “Erkekler Mars’tan Kadınlar Venüs’ten” gelmiş dese de, ben Mars ve Venüs’ü gezegen olarak değil, Savaş Tanrısı Mars ile Aşk ve Güzellik Tanrıçası Venüs’ten geldik olarak anlıyorum. Ve “Savaş Yapma, Aşk Yap!” ve “Her işini AŞK’la yap!” diyorum…
Bursa Bölge
YAZ TATİLİNDE BELEDİYE KURSLARI
Mustafakemalpaşa Belediyesi, çocukların ve gençlerin yaz tatilini verimli, eğitici ve keyifli bir şekilde değerlendirebilmeleri amacıyla düzenlediği 2026 Yılı Kültür ve Sanat Yaz Kursları için kayıt sürecini başlattı.
Çocukların yeteneklerini keşfetmelerine, sosyal gelişimlerine katkı sağlamalarına ve yeni beceriler kazanmalarına yönelik hazırlanan programlar yaz boyunca devam edecek.
Sanat atölyeleri kapsamında dekoratif alçı yapımı, ahşap boyama, takı tasarımı, karakalem, drama, dama ve satranç eğitimleri verilecek. Müzik atölyelerinde ise gitar, bağlama, çocuk korosu, melodika, ukulele-mini gitar ve keman kursları yer alacak.

Kurs kayıtları 22 Haziran 2026 tarihinde başlayacak olup, başvurular 3 Temmuz 2026 tarihine kadar devam edecek. Vatandaşlar kayıt işlemlerini afiş üzerinde yer alan QR kod üzerinden veya Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü Kurs Ofisi üzerinden gerçekleştirilebilecek. Ayrıca online kayıt başvuruları ve detaylı bilgilere aşağıda yer alan bağlantı üzerinden de ulaşılabilecek.
Kurs Kayıt için link;
https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfJlxicfEcxNfTmti7R08a6aqx_Oto9pRGbsBasPCVsRn8HYQ/viewform
Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Şükrü Erdem, yaz kurslarının çocukların ve gençlerin gelişimine önemli katkılar sağlayacağını belirterek, “Yaz tatilini sadece dinlenme dönemi olarak değil, aynı zamanda öğrenme ve kendini geliştirme fırsatı olarak görüyoruz. Çocuklarımızın ve gençlerimizin yeteneklerini keşfetmelerine katkı sunacak kurslarımıza tüm öğrencilerimizi davet ediyorum. Sanattan müziğe uzanan geniş yelpazedeki eğitimlerle dolu dolu bir yaz geçireceklerine inanıyorum.” dedi.
Bursa Bölge
NİLÜFER ÇAYI ARTIK DAHA TEMİZ AKACAK
Bursa’nın en önemli su kaynaklarından birisi olan Nilüfer Çayı, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Hüdavendigar Parkı içerisinde büyük bir titizlikle gerçekleştirdiği çalışmalar sonucunda artık daha temiz akacak.
Bursa’nın daha temiz bir çevreye ulaşması hedefiyle saha çalışmalarını aralıksız sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte dere temizlik çalışmalarına hız verdi.
Kötü kokuların oluşmasını önlemek ve yoğun rüsubat birikiminin olduğu derelerde su akışını daha sağlıklı ve daha temiz hale getirmek amacıyla temizlik işlemlerini yürüten BUSKİ Genel Müdürlüğü, Nilüfer Çayı’nın Hüdavendigar Kent Parkı’ndan geçen kısmında hummalı temizlik çalışması gerçekleştirdi. Yoğun insan sirkülasyonunu da yaşandığı bölgede, 3 adet kazıcı yükleyici, 1 adet lastikli loder ve 6 adet kamyonla işlemler yürütüldü. Toplam 1750 metrelik alan ekipler tarafından temizlenirken, dere çevresinde sivrisinek ve haşere oluşumunun da önüne geçilmiş oldu. Temizlik çalışmalarının tamamlanmasının ardından, Nilüfer Çayı’nda hidrolik setler aracılığıyla yeniden su birikmesi sağlandı.
Bursa Bölge
BUSKİ’DEN ÖĞRENCİLERE SU BİLİNCİ
Bursa Büyükşehir Belediyesi, ufak yaşta su bilinci oluşturmak, suyun sınırlı bir kaynak olduğunu anlatmak ve sürdürülebilir alışkanlıklar kazandırmak amacıyla anaokulu ve ilkokul öğrencilere yönelik ‘Su Tasarrufu Bilinci ve Kültürü’ eğitimi düzenledi.
BUSKİ Genel Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle 2025-2026 eğitim öğretim yılı boyunca düzenlenen programlarda, 17 ilçedeki 81 okulda binlerce öğrenciye su tasarrufu eğitimi verildi. ‘Su Tasarrufu Bilinci ve Kültürü’ başlıklı seminerlerde, suyun tüm canlılar ve dünya için ne kadar değerli olduğuna dikkat çekildi. Hazırladıkları resimleri de sergileyen öğrenciler, koro halinde su bilinci konulu şarkılar söyleyerek günün anlam ve önemine vurgu yaptı.
Gerçekleştirilen eğitimlerle yaklaşık 22 bine yakın öğrenciye ulaşılırken, BUSKİ Genel Müdürlüğü hazırladığı video ve kitapçıklarla öğrencilere su tasarrufunun önemini anlatmaya devam ediyor.


-
Bursa Bölge7 yıl agoKaracabey’de cinayet: 1 ölü
-
Genel3 yıl agoKARACABEYLİ DUAYEN SANATÇI SEVENLERİNİ ÜZDÜ
-
Genel1 yıl agoKARACABEY BELEDİYESİ’NDE GÖREV DEĞİŞİKLİKLERİ
-
Bursa Bölge7 yıl agoRABBİMİZ BİZDEN NELER İSTİYOR
-
Güncel2 yıl agoİYİ VE KÖTÜ AHLAK
-
Güncel7 yıl agoARAPÇA’DA “VAV” HARFİ
-
Güncel4 yıl agoHAKİM VE SAVCILARA ANLAMLI VEDA
-
Ekonomi6 yıl agoSütaş’tan “Tereyağı” açıklaması




Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login