Connect with us

Bursa Bölge

ALİ BABACAN’DAN İKTİDARA DEPREM SORULARI

Babacan, depremzede vatandaşların sorularını iktidara yöneltti: Gecikme ve yetersizlik sebebiyle kaç kişi hayatını kaybetti? Madenciler arama kurtarma çalışmalarına niçin geç dahil edildi? İmar aflarından yararlanarak Yapı Kayıt Belgesi alan kaç yapı yıkıldı? AFAD lojistik depolarında kaç çadır vardı? Ulusal Deprem Stratejisi Eylem Planı’na ne oldu? 2019’daki tatbikatın raporu nerede?

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gaziantep’te düzenlediği basın toplantısında 6 Şubat’ta on şehirde büyük yıkıma yol açan depreme ilişkin sorular sordu. Vatandaşların afet yönetimiyle ilgili merak ettiği soruları iktidara yönelten Babacan, “Gün, bu soruları sorma zamanıdır. Gün, şeffaf şekilde sorularla yüzleşme zamanıdır. Gün, vatandaşımıza gerçekte ne olduğunu anlatma zamanıdır.” dedi.

Depreme hazırlık senaryolarını, raporları, eylem planlarını, depremden sonra arama kurtarma ve yardımlaşma çalışmalarındaki gecikmeyi masaya yatıran Babacan şöyle konuştu: “Baştan söyleyeyim. “Ali Babacan Gaziantep’te bir basın toplantısı yapmış, haberimiz yok” demesinler. İki saatlik televizyon programında kullandığım tek bir kelimeyi takip edip ağzına dolayan bir hükümet var. Bilmedik, duymadık falan yok. Vatandaşımız bu soruların cevabını bekliyor.

‘Kurumlar niçin gecikti? Böyle bir afete karşı gerçekten hazır mıydı?’

AFAD’ın çok önceden hazırladığı bir Müdahale Planı vardı. Arama-kurtarma, sağlık, yangın, güvenlik, trafik, haberleşme, enerji, tahliye, ulaşım, beslenme, barınma hizmetlerinden sorumlu kurumlarımızın hazır olması ve derhal müdahale etmesi gerekiyordu. Bu kurumlar ne zaman harekete geçtiler? Niçin geciktiler? Kurumlarımız böyle bir afete karşı gerçekten hazır mıydı? Yoksa bu hazırlıklar kâğıt üzerinde kalan bir egzersizden mi ibaretti? AFAD eskiden Başbakanlığa bağlı bir kurumdu. Diğer bakanlıklar arasında koordinasyon yapma gücü ve pozisyonu vardı. Daha sonra bir bakanlık altında sıradan hale getirildi. AFAD uzmanlarıyla karar vericiler arasına uzun mesafeler konuldu. Sistem değişikliğiyle, tüm koordinasyon Beştepe’de toplandı. Soruyorum: Pek çok kurumu sıradanlaştırsan, Beştepe dışındaki her kurumu önemsizleştiren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi AFAD’ı zayıflatmış mıdır? Kurumun koordinasyon kabiliyetini yok mu etmiştir?

AFAD, 2012-2023 yıllarını kapsayan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı hazırlamıştı. Bu plan o günkü Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe girdi. Bu planın uygulamasının 2023 yılında tamamlanması hedefleniyordu. Bu eylem planına ne oldu? Bu planda yer alan çalışmaların ne kadarı hayata geçti?

‘2017 yılında tamamlanmış olması gereken hedefe ne oldu?’

Başta okul ve hastaneler olmak üzere, Türkiye’deki bina envanteri çıkarılacak ve mevcut yapılar hasar görebilirlikleri ve riskleri esas alınarak gruplandırılacaktı. 2017 yılında tamamlanmış olması gereken bu hedefe ne oldu? Özellikle deprem yaşadığımız 10 ilimizde kamu binalarının hasar görebilirlikleri ve riskleri belirlendi mi? Belirlendiyse gereği olarak ne yapıldı? Ya da bu çalışma hangi illerde tamamlandı? Okul, yurt ve hastanelerin hangi ilimizde ne kadarı tarandı? Okul, yurt ve hastanelerden hangileri hakkında yıkım, güçlendirme veya kullanım kararı verildi? Bunların ne kadarı yıkıldı? Güçlendirilecekse, projeleri yapıldı mı?

AFAD’ın 2022 Performans Programı kitapçığında ‘1789 arama kurtarma personelimiz var’ diyor. Soruyorum: Kamu, özel kuruluşlar, askeri ve sivil kuruluşlar, belediyeler, itfaiye gibi kurumların bünyelerinde bulundurdukları toplam arama kurtarma personeli sayısı kaçtır? Bunun envanteri afet öncesinde AFAD’da var mıydı? Afete müdahale edebilecek arama kurtarma personel sayısı yeterli mi görüldü yoksa yetersiz olduğu öngörülmesine rağmen takviye edilmedi mi?

‘Kaç canımızı kaybedeceğimizi tahmin etmiştiniz?’

2019 tatbikatına göre kaç binanın yıkılacağını öngörmüştünüz? Kaç canımızı kaybedeceğimizi tahmin etmiştiniz? Yine bu tatbikata göre kaç arama kurtarma personeline, kaç adet çadır ve battaniyeye ihtiyaç olacağı hesaplanmıştı? Ulaşımdaki aksamalar nasıl giderilecekti? Kesintisiz haberleşmeyi nasıl sağlayacaktınız? 2019’daki tatbikatın ardından ne yaptınız? Ayrıca, Kahramanmaraş’ta 6 ay evvel başta İl Başkanımız olmak üzere, sivil toplum kuruluşları ve diğer siyasi partilerin il başkanları deprem uyarıları yaptı. Bu uyarılara cevap verildi mi? Bu uyarılar dikkate alındı mı?

‘Asker ve polislerimizin neden ilk anda kurtarma çalışmalarına katılmaları sağlanmadı?’

Askeri kuruluşlar ve emniyet mensupları arama kurtarma faaliyetlerinde planlama kapsamına alındılar mı? Kurumlar arasında böyle bir protokol var mıydı? Özellikle asker ve polislerimizin, aldıkları eğitim gereği, derhal müdahale etmeleri mümkünken, neden afetin olduğu ilk anda kurtarma çalışmalarına katılmaları sağlanmadı, sağlanamadı? Gittiğim 10 şehirde de duyduğum cümle: ‘İlk 48 saat kimse bize yardım etmedi’. Kahir ekseriyeti. Neden o ilk 48 saatte sistem adeta felç oldu? Niye işler yürümedi? Bölgeyi incelediğimizde ve vatandaşlarımız ile konuştuğumuzda birçok aksayan hizmet olduğuna tanık olduk. Ama bunlardan en önemlisi arama kurtarma faaliyetleriydi. İlk günlerde enkazın çok küçük bir bölümüne müdahale edilebildiğini gördük. İlk 48 saatte ve ilk 72 saatte, toplam kaç enkaza kurtarma amacıyla müdahale edildi?

‘Hangi enkaza müdahale edileceği nasıl belirlendi?’

Hangi enkaza müdahale edileceği ya da hangi enkaza müdahale edilmeyeceği nasıl belirlendi? AFAD buradaki koordinasyon görevini nasıl yaptı? Yeterli sayıda olmayan arama kurtarma personeli ile enkaza müdahale ederken önceliklendirme nasıl yapıldı? Kuralı var mıydı? Sahadaki arama kurtarma ekiplerinin takibi neden sağlanamadı? AFAD dışından arama kurtarmalara dahil olan yerli ve yabancı ekipler AFAD ile neden uyumlu bir saha çalışması yürütemedi? Gönüllülerin koordinasyonu niçin gecikti? AFAD’ın irtibatta olduğu gönüllülerin sayısı yeterli miydi? Bu gönüllü vatandaşlarımıza gerekli arama kurtarma ve yardım dağıtım eğitimi verilmiş miydi?

Arama kurtarmada hayati öneme sahip ses dinleme ve termal kamera gibi cihazların AFAD envanterinde olup olmadığını vatandaşımız merak ediyor. Çok önemli cihaz; betonun arkasını gösteriyor. Bunlardan AFAD envanterinde var mıydı? Kaç adet vardı? Bunlar öyle büyük bütçe isteyen şeyler değil. Devlet bütçesinin yanında bunlar hava cıva.

Devletin elinde uçak ve helikopterin yanı sıra insansız hava araçları var. Tüm bu araçların koordinasyonu ile havanın aydınlanmasıyla beraber derhal yıkılan konutlar, yollar, köprüler tespit edilebilir. Teröristlerin bütün hareketleri an an izlenebiliyor. Daha sonra ‘İHA’larla tespit ettik’ dediler. Yıkımın tespiti ile yardımlar hemen yönlendirilebilecekken ve AFAD kanun gereği bu yetkiye sahipken ilk günlerde bu yönlendirme neden yapılamadı? Talimat mı beklendi? Kimden talimat beklendi?

‘Vinç ve iş makineleri niçin derhal seferber edilmedi?’

Enkaz kaldırma çalışmaları için vinç ve iş makinelerine ihtiyaç var. Bu araçlar niçin derhal seferber edilmedi? Bu araçlar şehirlerin girişindeki parklarda dururken ilk 1 gün, 2 gün çoğu şehirde niye vinçler, kepçeler, dozerler harekete geçmedi? Kimden talimat beklendi? Belki de en önemli soru: Arama kurtarma faaliyetlerindeki gecikme ve yetersizlik nedeniyle kaç vatandaşımız hayatını kaybetti?

Afet ve acil durumun tümüyle yönetilmesi açısından haberleşme sistemlerinin daima faal olması hayati önem taşıyor. Bazı bölgelerde haberleşme sistemi niçin çöktü? Neden iletişim kurulamadı? Hatay’da telefonlar 6 gün boyunca neredeyse tamamen kesikti. AFAD’ın bu konuda hiç hazırlığı yok muydu? Bırakın AFAD’ı, Silahlı Kuvvetleri’mizin Allah korusun acil bir askeri operasyon, savaş olur… Cep telefonu sistemine bağlı bir iletişim düşünebilir misiniz? Silahlı Kuvvetleri’mizin böyle bir kapasitesi olmadığına inanmıyorum. Mutlaka vardır. Devreye sokuldu mu?

Afet bölgesinde, 2018’deki imar aflarından yararlanarak Yapı Kayıt Belgesi alan yaklaşık 300 bin yapı var. Bu yapıların ne kadarı depremde yıkıldı? İmar barışına giren yapılar kayıtta, yıkılan binalar da… Karşılaştırın, bakalım ne kadar örtüşüyor. 1. derece deprem bölgesi olduğu bilinen bu bölgede, binaların imar barışından faydalanabilmesi için depreme dayanıklılık raporu istendi mi? İstenmediyse niçin istenmedi?

‘Sorumluluk sadece müteahhitlerde miydi?’

Yaşanan gerçekten ‘asrın felaketi’ ise, ‘Asrın felaketi, tabii ki yıkım olacak’ diyorsak, o zaman niçin müteahhitlerle ilgili hızla bir yargı süreci başlatıldı? Sorumluluk sadece müteahhitlerde miydi? Müteahhitleri denetleme görevini yürütenlerin sorumluluğu yok muydu? Savcılıklar niçin sadece bu binaların müteahhitleriyle ilgili işlem başlatıyor da asıl bu binaları denetlemekle görevli olanlar hakkında bir süreç başlatmadı? Depremde yıkılan binaların enkazından bilirkişi eşliğinde örnekler alınmadan, neden enkaz toplama işlemine girişildi? Yıkılan her bir binanın analizi yapılacak mı? Nasıl yapılacak? Yaşanan can kayıpları ve ardından mali zararlar için adli ve idari soruşturmalar yürütülecek mi? İhmallerin tespiti hâlinde olası kast veya bilinçli taksir ile insan öldürmekten davalar açılacak mı?

‘Hasar tespit çalışması ne kadar sürecek?’

İlgili bakanlıkta, yapıların hasar derecesiyle ilgili rapor hazırlayan uzman personelin sayısı yeterli midir? İzmir depreminde çok daha az sayıda bina hasar görmesine rağmen haftalar süren bu hasar tespit çalışması bu depremde ne kadar sürecektir? Bu konuda meslek örgütlerinin birikiminden ve uzman personelinden istifade etmeyi düşünüyor musunuz? Deprem sonrası afet bölgesinden tahliyeler için deprem öncesinden planlamalar yapılmış mıydı? Eğer yapıldıysa, bu tahliye planları niçin zorlaştı? Deprem sonrası yaşanan iç göç için, göç alan şehirlerimizde bir planlama ve yönlendirme var mı? Afet bölgesinde yaşanan deprem ile birlikte işyeri zarar gören esnaf, sanayi kuruluşları ve serbest çalışanlar için gerekli planlamalar yapıldı mı?

‘Depremde kaç hastane yıkıldı?’

Afet nedeniyle kaç hastanenin yıkıldığı halen açıklanmadı. Bizim bildiğimiz, İskenderun Devlet Hastanesi’nin A Bloğu, Hatay’da iki devlet hastanesi ve birçok özel hastane yıkılmış veya kalıcı zarar görmüştür. Depremde yıkılan hastane sayısı kaçtır? Bu hastaneler neden yıkılmıştır? Deprem riskine dair bilgiye rağmen hastaneler neden depreme karşı güçlendirilmemiştir? AFAD ve diğer kurumlar bünyesinde toplanan bağış ve yardımlardan, nerelere ne kadar harcama yapıldığı ve yapılacağı kamuoyuna şeffaf bir şekilde açıklanacak mı?

‘Devlet niye var?’

Devlet niye var? Yaşatmak için var. Devlet her bir vatandaşımızın yaşaması için var. Devlet tüm bu yıkımlara mâni olmak için var. Vatandaşımız, oturduğu binaya ‘afete dayanaklı’ diye ruhsat veren, oturma izni veren kamu kurumuna güvensin diye devlet var. Bina yıkıldıktan sonra, hemen arama-kurtarma ekibi oraya ulaşsın diye devlet var. Yakınının acısını bile yaşayamadan, tek tek onların toprağını kendisi kazıp kendisi gömmesin diye devlet var. Sayın Erdoğan’ın ve küçük ortaklarının sebep olduğu bu devlet yönetme anlayışını reddediyoruz. Yaşamı tanımayan, vatandaşının canını enkaz altında kendi kaderine terk eden bu anlayışı reddediyoruz. Bu karda kışta yerle bir olmuş şehirlere gerekli araçları gönderemeyen bu anlayışı reddediyoruz. Yerin altında kalanlara, yakınlarının duası dışında hiçbir şey bırakmayan bu anlayışı reddediyoruz. Biz yaşatan devlet, milletine hizmetkar devlet istiyoruz. Rahmetli Erbakan’ın tabiriyle garson devlet istiyoruz.”

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Bursa Bölge

BTSO’DA GÖZLER 8 EKİM’E ÇEVRİLDİ

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda 1 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerin ardından gözler 8 Ekim’de yapılacak başkanlık seçimine çevrildi. Özer Matlı’nın öncülüğündeki yeşil liste 34 komite ve 79 meclis üyesiyle ilk sırada yer alırken, 8 meclis üyesi kazanan beyaz listenin tercihi başk8nlık seçiminin sonucunda belirleyici olacak.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) 1 Ekim 2026 Perşembe günü gerçekleştirilen meslek komitesi ve meclis üyeliği seçimleri tamamlandı. 70 meslek komitesinde 159 meclis üyesinin belirlendiği seçimlerin ardından BTSO’nun yeni dönem meclis yapısı büyük ölçüde şekillendi.

Oy kullanma hakkı bulunan üyelerin %50’sinin katıldığı seçimlerde, açıklanan sonuçlara göre Özer Matlı’nın öncülüğündeki yeşil liste 34 komitede 78 meclis üyeliği kazanarak ilk sırada yer aldı. İbrahim Burkay’ın öncülüğündeki mavi liste ise 31 komitede 71 meclis üyeliği elde etti. Beyaz liste 4 komitede 8 meclis üyesi çıkardı.

Seçim sonuçlarında eşitlik olan komitede 2 meclis üyeliği için ise kura çekimi gerçekleştirildi. Cumartesi günü Nilüfer İlçe Seçim Müdürlüğü’nde yapılan kura sonucunda 1 meclis üyeliği Özer Matlı’nın öncülüğündeki yeşil listeye, 1 meclis üyeliği ise İbrahim Burkay’ın öncülüğündeki mavi listeye dahil oldu. Böylece BTSO’nun yeni dönem meclis aritmetiğinde yeşil liste 79, mavi liste 72, beyaz liste ise 8 meclis üyesine ulaştı.

Matlı meclis aritmetiğinde önde

Ortaya çıkan tablo, seçimlerin ilk ayağında Özer Matlı’nın öncülüğündeki yeşil listeyi meclis aritmetiğinde ilk sıraya taşıdı. Yeşil liste, mavi listenin 3 komite ve 7 meclis üyesi önünde yer aldı.

Seçim sonuçlarının ardından değerlendirmelerde bulunan Özer Matlı, Bursa iş dünyasının mevcut yönetim anlayışına yönelik mesajını sandıkta verdiğini belirterek, elde edilen sonucun Bursa’nın başarısı olduğunu söyledi.

Matlı, “Bugün, eşit şartlarda yapılmayan bir seçimde, Bursa’nın iş dünyası kendi iradesine sahip çıktı. Esnafımız, tüccarımız, sanayicimiz ve KOBİ’lerimiz sözünü söyledi. Üyelerimiz Oda’sında değişim istediğini, daha çok hizmet beklediğini, karar süreçlerinde söz sahibi olmak istediğini sandıkta gösterdi. Bu başarı Bursa’nın, üretenlerin, alın teri dökenlerin ve hakkını savunan üyelerimizin başarısıdır.” dedi.

“Üyelerimiz kendi geleceğine sahip çıktı”

Seçim sürecinde yaşanan tartışmalara da değinen Matlı, üyelerin tercihini sandıkta ortaya koyduğunu ifade etti.

Matlı, “Üyelerimiz kendi kararını verdi, kendi geleceğine sahip çıktı. Bütün baskılara rağmen yeşil listeyi hem komite sayısında hem meclis temsilinde ilk sıraya taşıdı. Bu sonuç, üyelerimizin cesaretinin ve kararlılığının eseridir.” ifadelerini kullandı.

Elde edilen sonucun beraberinde büyük bir sorumluluk getirdiğini vurgulayan Matlı, yeni dönemde daha fazla hizmet ve eşit temsil anlayışıyla çalışacaklarını söyledi.

Matlı açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Sandığa gelen, iradesini ortaya koyan bütün üyelerimize teşekkür ediyorum. Bize duyulan güvenin sorumluluğunu biliyoruz. Önümüzdeki hafta yapılacak seçimde de bütün seçilen meclis üyelerimizin gönlüne dokunarak, yeni bir dönem için çalışmaya başlayacağız. Daha çok hizmet, eşit temsil ve hesap veren bir oda için mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bugün Bursa’nın sesi yükseldi. Üyenin iradesi kazandı. BTSO artık yemyeşil.”

8 beyaz liste üyesi kritik

Sandıktan çıkan sonuçlarla yeşil liste ilk sırada yer alsa da BTSO’da başkanlık seçimi henüz tamamlanmış değil. 1 Ekim’deki seçimler, odanın yeni dönem meclisini belirlerken Yönetim Kurulu Başkanı’nın kim olacağı meclis üyeleri tarafından 8 Ekim’de yapılacak seçimle netleşecek.

Mevcut tabloya göre yeşil listenin 78, mavi listenin 71 ve beyaz listenin 8 meclis üyesi bulunuyor.

Bu noktada beyaz listenin elde ettiği 8 meclis üyeliği dikkat çekiyor. Yeşil ve mavi liste arasındaki 7 meclis üyelik farkı nedeniyle beyaz listenin 8 meclis üyesinin başkanlık seçiminde hangi yönde oy kullanacağı, yeni dönemin yönetiminin belirlenmesinde kritik bir unsur olarak öne çıkıyor.

Sürprizler olmazsa son söz 8 Ekim’de

BTSO’da seçimlerin ilk perdesi 1 Ekim’de tamamlanırken, ikinci perde 8 Ekim’de açılacak. Yeni seçilen meclis üyeleri bu tarihte sandık başına giderek BTSO’nun Yönetim Kurulu Başkanı ve yeni yönetimini belirleyecek.

Özer Matlı’nın öncülüğündeki yeşil listenin 34 komite ve 79 meclis üyeliğiyle ilk sırada yer alması Matlı’yı başkanlık seçimi öncesinde avantajlı konuma taşırken, mevcut meclis aritmetiği başkanlık koltuğunun henüz kesinleşmediğini gösteriyor.

BTSO’da gözler şimdi 8 Ekim’e çevrilirken, 79 yeşil, 72 mavi ve 8 beyaz meclis üyesinin oluşturduğu tablo, Bursa iş dünyasının yeni dönem yönetiminin nasıl şekilleneceğini belirleyecek.

Diğer yandan, kurulacak ikinci sandık öncesinde de sürpriz gelişmeler yaşanabileceği kulislerde konuşuluyor.

Continue Reading

Bursa Bölge

EFE’DEN BTSO SEÇİMLERİNE ELEŞTİRİ

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) seçim sürecinin tamamlanmasının ardından değerlendirmelerde bulunan Bayram Efe, seçim günü yaşandığını belirttiği idari ve teknik aksaklıklara dikkat çekti. Özer Matlı liderliğindeki Yeşil Liste’nin seçim başarısının ardından süreci değerlendiren Efe, seçmen listelerinden dijital altyapıya, MERSİS ve yetki belgesi işlemlerinden oy verme saatine kadar birçok başlıkta eleştirilerini gündeme taşıdı.

BTSO’nun dijital dönüşüm hedefleriyle seçim organizasyonunda yaşandığını savunduğu sorunlar arasında çelişki bulunduğunu ifade eden Efe, yaşananları 11 maddede sıraladı. Seçim günü tüccar ve sanayicilerin karşılaştığı sorunların yanı sıra seçim tarihinin belirlenmesi ve saha çalışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Efe, yeni dönemde kurumsal dönüşüm ve daha etkin bir yönetim anlayışı çağrısı yaptı.

Efe, seçim sonuçlarının ardından Özer Matlı’ya destek mesajı verirken, Bursa iş dünyasının sandıkta ortaya koyduğu iradeye teşekkür etti. Efe’nin BTSO seçim sürecine ilişkin değerlendirmeleri şöyle:

“1. Seçmen listelerinde belirsizlik: Seçim gününe kadar sistemde aktif görünen bazı seçmenlerin, oy verme günü kayıtlarda yer almadığı tespit edildi.

2. Eski ve hatalı iletişim bilgileri: BTSO tarafından sağlanan listelerdeki telefon ve adres bilgilerinin çoğunlukla 10 yıl öncesine ait olduğu; kapanmış firmaların ve yetkisiz kişilerin listede bulunduğu görüldü.

3. Seçmen üzerindeki baskı: Sandık başına giden çok sayıda seçmenin, üzerindeki baskı nedeniyle tereddüt yaşadığı ifade edildi.

4. Erken saha çalışmaları ve yetki belgeleri: Mavi grubun aylar öncesinden yetki belgelerini toplayarak seçmen üzerinde yönlendirme yaptığı ve baskı kurduğu iddia edildi.

5. MERSİS ve belge alma çilesi: Seçim günü MERSİS ve yetki belgesi sistemlerinde yaşanan kilitlenmeler nedeniyle tüccar ve esnaf saatlerce kuyrukta bekletildi.

6. Kapanış saati mağduriyeti: Oy verme işleminin saat 17.00’de sona ermesi nedeniyle sandık başına ulaşmaya çalışan birçok üye oy kullanamadı.

7. Perşembe Günü Tercihi: Seçim tarihinin tüccarın en yoğun tahsilat günü olan Perşembe gününe denk getirilmesinin katılımı olumsuz etkilediği belirtildi.

8. Tarihin erkene alınması: İlan edilen 15 Ekim ve sonrası tarihi yerine seçimlerin erkene çekilmesinin organizasyonu zora soktuğu ifade edildi.

9. Eksik veri yönetimi: BTSO’nun dijital vizyon iddialarına karşın, üye veri tabanındaki adres ve iletişim bilgilerinin dahi eksik tutulması idari bir fiyasko olarak nitelendirildi.

10. Teknik destek yetersizliği: Belge alma krizinde BTSO personelinin yetersiz kalması üzerine adayların kendi bilgisayar ve tabletleriyle sahada çözüm üretmek zorunda kaldığı aktarıldı.

11. Yönetim anlayışı eleştirisi: Mevcut idarenin sorun çözen değil, bürokrasi ve aksaklık üreten bir yapıda olduğu savunuldu.

Seçim sonuçlarının ardından süreci değerlendiren Bayram Efe, kurumsal dönüşüm vurgusu yaparak şu ifadeleri kullandı:

“Biz Özer Matlı Başkanımızın her zaman yanında olacağız. Önce Bursa etiketimizi fasoncu anlayıştan çıkarıp, değerli fason ve yerli markalaşmaya ulaştıracağız.

Bursa iş dünyasına teşekkür

Bayram Efe, tüm aksaklıklara ve yoğun iş temposuna rağmen sandık başına gelerek iradesini ortaya koyan Bursa sanayicisine ve esnafına teşekkür ederek açıklamasını tamamladı

“O gün kargosunu, malını, işini, işçisini, sevkiyatını, hastasını ve tahsilatını bir kenara bırakarak bize gönül veren tüm Bursa tüccarına, KOBİ’lerine ve fabrika sahiplerine çok teşekkür ediyoruz. Biz sizin için çalışacağız; sizden aldığımız güçle birlikte daha güçlü, birlikte ileri gideceğiz.”

Continue Reading

Bursa Bölge

BAŞKAN ERDEM’DEN ANLAMLI ZİYARET

Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Şükrü Erdem, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla Yeni Yaşam Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezi’ni ziyaret ederek huzurevi sakinleriyle bir araya geldi.

Huzurevi sakinleriyle yakından ilgilenen Başkan Şükrü Erdem, büyüklerle uzun uzun sohbet ederek geçmişten günümüze uzanan hatıralarını dinledi ve Dünya Yaşlılar Günü’nü kutladı.

“Büyüklerimiz, bu ilçenin yaşayan hafızasıdır”

Başkan Erdem “Bugün burada yalnızca Dünya Yaşlılar Günü’nü kutlamak için değil, ilçemizin geçmişine tanıklık etmiş, bu topraklarda emek vermiş, aileler yetiştirmiş ve hayatları boyunca topluma katkı sunmuş büyüklerimizle bir arada olmak için bulunuyoruz. Büyüklerimizin ihtiyaçlarını gözetmek, onların sosyal yaşamla bağlarını güçlendirmek ve her zaman yanlarında olduğumuzu hissettirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.

Belediyeciliği yalnızca fiziki yatırımlarla sınırlı görmüyoruz. İnsanların hayatına dokunabilmek, dayanışma kültürünü güçlendirmek ve her yaştan hemşehrimizin yaşamını kolaylaştırmak da en önemli sorumluluklarımız arasında yer alıyor. Büyüklerimizin yüzünde gördüğümüz bir tebessüm, onlarla paylaştığımız bir sohbet bizler için son derece kıymetli. Kendilerine sağlıklı, huzurlu ve sevdikleriyle birlikte geçirecekleri nice güzel yıllar diliyorum.” Dedi.

Ziyaret, huzurevi sakinleriyle çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

Continue Reading

Trending