Connect with us

Güncel

AK PARTİ’NİN BAŞKAN ADAYI KİM OLACAK?

Geçtiğimiz Eylül ayında Ertem İşcan’ın istifası sonrası AK Parti Karacabey İlçe Başkanı olarak atanan Gültekin Saygısever’in yönetimi de geçtiğimiz hafta genel merkez tarafından onaylandı. AK Parti’de merakla beklenen bu süreç sonrası gözler şimdi belediye başkan adaylarına çevrildi. İl, ilçe ve belde belediye başkan aday adaylığı için geçtiğimiz hafta Perşembe günü başlayan süreç, 17 Kasım 2023 Cuma günü son bulacak. Diğer yandan belediye meclis üyesi aday adaylığı müracaatları ise 3 Aralık’a kadar devam edecek.

Gerçek hareketlilik bu hafta…

AK Parti Karacabey İlçe Başkanı ve yönetiminin onanması sonrası parti içi hareketliliğin bu hafta içinde zirve yapması bekleniyor.

Belediye Başkanlığı için uzun bir süredir Bursa ve Ankara nezdinde temaslarda bulunduğu bilinen Murat Erol, 14 Kasım 2023 Salı günü saat 14.00’te parti binasında aday adaylığını resmen duyuracak. AK Parti’nin eski ilçe başkanlarından olan deneyimli siyasetçinin başvuru dosyasını sunmadan evvel kendisine destek veren seçmene karşı açıklama yapacağı öğrenildi. İlçe bazında yürüttüğü çalışmalarla da göze çarpan Erol’un adaylık başvurusu, parti tabanında ve AK Parti seçmeni üzerinde ses getirmesi bekleniyor.

Parti içinde belediye başkanlığı için anılan diğer bir isim de Ertem İşcan. 2 ay evvel 6 yıldır sürdürdüğü İlçe Başkanlığı görevinden; “Gönül birliği ile aldığımız karar sonucu istifa ediyorum” diyerek ayrılan ve o gün bugündür adeta sessizliğe bürünen İşcan’ın belediye başkanlığı için başvuruda bulunacağına kesin gözüyle bakılıyor. İşcan’ın sessiz ve derinden adaylık için çalışmalar yürüttüğü de gelen bilgiler arasında.

2019 yılı Aralık ayında AK Parti İlçe Kadın Kolları Başkanlığı’na getirilen ve görev süresi boyunca kurumsal bir yapı oluşturarak özellikle kadın seçmen üzerinde etkin siyaset yaptığı gözlenen Yelit Karakaşlar Yılmaz’ın 2024 Yerel Seçimler sebebiyle görevinden istifa ettiği öğrenildi. Bu önemli gelişme sonrası Yılmaz’ın belediye başkanlığına aday olmak istediği parti içi kulislerde dile getiriliyor. Telefonla görüştüğümüz Yelit Karakaşlar Yılmaz ise, bu konuda net bir ifade kullanmazken, istifası ve bundan sonra izleyeceği yol haritasıyla ilgili gerekli açıklamayı bu hafta içinde yapacağını söyledi.

Yine parti içinde aktif görevde olmasa da eski tarihlerde bir dönem yönetim kurulu üyeliği ve bir dönem de belediye meclis üyeliği yapan İsmail Ülker’in kulislerde bu hafta içinde aday adaylığı başvurusunda bulunacağı konuşuluyor. Karacabey Belediyespor başkanlığında da ismini duyuran Ülker ile yaptığımız görüşmede kendisine aday olması yönünde ciddi teklifler geldiğini ve süreci değerlendirdiğini söyledi. Ülker’in adaylığa sıcak baktığını söyleyebiliriz.

Karacabey’de ismi öne çıkan bir diğer isim ise Naci Güncü. Ticaret ve Sanayi Odası’nda 2 dönem başarıyla Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinde bulunan Güncü, seçmen üzerinde ilgi uyandıran ve kendinden söz ettiren isimler arasında. AK Parti ile herhangi bir gönül bağı olmamasına karşın adaylık konusunda teklifler aldığını doğrulayan Güncü, “İlçe kamuoyunda böylesine kıymetli bir görev için anılmak gerçekten onur verici. Ben yıllarca ilçeme çeşitli sivil örgütlerde ve amatör spor kulüplerinde görev alarak hizmet ettiğimi düşünüyorum. Belediye Başkanlığı gibi kutsal göreve layık görülmek gerçekten güzel, ancak düşünmüyorum. Aday olacak arkadaşlara şimdiden kolaylık ve başarılar diliyorum.” dedi.

AK Parti’den belediye başkan adaylığı için sivil örgüt temsilcileri arasında anılan bir diğer isim de Erhan Erdem. 3 dönemdir başarı ile Karacabey Ziraat Odası yönetim kurulu başkanlığı görevini sürdüren Erhan Erdem, başkan adaylığı için kulislerde dillendirilen isimler arasında. Öncelikle kurum adına gerçekleştirdiği hizmetlerle ve daha sonra da tarım şehri Karacabey’de üretici sorunlarını sürekli yaptığı açıklamalarla ve çözüm önerileri ile gündeme getiren Erdem’in özellikle AK Parti tabanında ve seçmen nezdinde, “aday ol” baskıları ile karşı karşıya kaldığı ifade ediliyor. Bu tekliflere kayıtsız kalamayacağı öngörülen Erdem’in adaylık konusunda nasıl tavır takınacağı merak konusu.

Ve Karacabey’de yaşayan tüm seçmenlerin yakından izlediği Belediye Başkanı Ali Özkan’ın yeniden aday olup olmayacağı konusuna gelindiğinde ise, edindiğimiz bilgilere göre Özkan’ın 3. kez adaylık için bugünlerde iş ve siyaset ortağı ‘Özlüceli Murat’ ile birlikte Ankara’yı mesken tuttukları yakın çevresi tarafından ifade ediliyor. İlçede 3. kez seçilerek Efsane Başkan(!) olmak istediği dillendirilen Özkan’ın bir yandan da gönlünün Osmangazi Belediye Başkanlığı için attığı vurgulanıyor. Seçildiği günden bu yana bir türlü halkla arasında gönül köprüsünü kuramayan, hizmet noktasında uyum içinde çalışma yürütemeyen, başta Hürriyet olmak üzere kırsal mahallelerde bulunan tarım arazilerini yok pahasına satarak ilçeye Türkiye’de eşi benzeri olmayan 11 adet pavyon kazandıran, inatla başlayan sözde projelerini yarıda bırakarak kamu zararına yol açan işlere imza atan, uzun bir süredir altyapı çalışmaları sebebiyle susuz ve toz toprak içinde yaşayan Karacabeylilerden uzak, saltanat ve lüks hastalığına kapıldığı iddia edilen Özkan’ın kaderi AK Parti Genel Merkezi masasında yer alan karnesinde…

Diğer yandan bürokrasi kanadından da AK Parti’den belediye başkanlığı aday adaylığı başvurusunda bulunula-bileceği sızan bilgiler arasında.

Son olarak, AK Parti’nin 7 Ekim 2023 tarihinde yapılan Büyük Kurultayı’nda MKYK’ya girme başarısı gösteren Karacabeyli işinsanı ve Bursa eski Milletvekili Önder Matlı’nın, yerel seçimlerde Bursa ve 17 ilçesinde belediye başkan adaylarının belirlenmesinde etkin rol oynayacağı ifade ediliyor. Matlı’nın Karacabey’de hangi adayın arkasında duracağı ise merakla bekleniyor.

ÖNDER MATLI – AK PARTİ MKYK ÜYESİ
Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Güncel

ÇOCUĞU FUHUŞA TEŞVİK İNSANLIK SUÇUDUR!

Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD), Ankara’da Aralık ayında pavyonlara yönelik düzenlenen ve reşit olmayan kız çocuklarının fuhuşa zorlandığının ortaya çıktığı operasyonlara ilişkin sert bir açıklama yaptı. CKD, söz konusu olayların yalnızca adli bir suç değil, aynı zamanda bir insanlık suçu olduğunu vurguladı.

Ankara’da iki kız çocuğunun polise başvurmasının ardından 11 pavyona eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, operasyonlarda yaklaşık 15 reşit olmayan kız çocuğunun fuhuşa zorlandığı ve bu mekânlarda uyuşturucu satışının da yapıldığı tespit edilmişti. Konuya ilişkin açıklama yapan CKD, pavyon işletmecileri ile bu duruma sessiz kalan mekân çalışanlarının “çocuğu fuhuşa teşvik” suçunun yanı sıra insanlık suçu da işlediğini belirtti.

Açıklamada, çocukların geleceğini karartan bu suçların ağır sonuçlarına dikkat çekilerek, “Burada açıkça çocuğu fuhuşa zorlama suçu işlenmiştir. Ancak çocukların uğradığı bu istismar, etkileri ömür boyu süren bir insanlık suçu olarak da değerlendirilmelidir” denildi.

CKD açıklamasında, “Reşit olmayan çocuk demek, zorunlu eğitim çağındaki çocuk demektir” vurgusu yapılarak, şu sorular yöneltildi:

“Bu çocukların aileleri nerede? Neden okulda değiller? Okul kayıtları yok mu? Yoksa bir milyonu aşkın açık öğretim öğrencisi arasında, nerede oldukları bilinmeyen birer sayıdan mı ibaretler?”

Bazı çocukların, söz konusu mekânlara ücretsiz yeme-içme imkânı sunulduğu gerekçesiyle gidip gelmeye başladıkları, daha sonra ise fuhuşa zorlandıkları ifade edilen açıklamada, çocukların ne eğitim hayatının ne de aile desteğinin içinde olduğu, derin bir çaresizlik ve kimsesizlikle karşı karşıya kaldıkları belirtildi. CKD, ortaya çıkan bu olayların “buzdağının yalnızca görünen kısmı” olduğuna dikkat çekti.

Açıklamanın devamında, benzer olayların önlenebilmesi için faillerin en ağır cezalarla cezalandırılması gerektiği vurgulanarak, “Her ortaya çıkarılan vakada adaletin eksiksiz işlemesi, çocuk istismarının önüne geçilmesi açısından hayati önemdedir” ifadelerine yer verildi.

CKD, sorunun bireysel değil sistemsel olduğunun altını çizerek, küresel sömürü sisteminin yarattığı toplumsal ve ahlaki çürümenin en çok çocukları hedef aldığına dikkat çekti. Kamucu ve halkçı bir yönetim anlayışının, tüm kurumlarıyla çocukları koruyacağını savunan dernek, “Tek bir evladımızın bile kayıp gitmesine göz yumulmamalıdır” görüşünü dile getirdi.

Açıklama, “Cumhuriyetimizin ‘kimsesizlerin kimsesi’ anlayışıyla, insanı merkeze alan yeni bir uygarlık mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz” ifadeleriyle sona erdi.

Continue Reading

Güncel

TRAKYA BİRLİK OLAĞAN GENEL KURULU GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Trakya Birlik 2024–2025 İş Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı, 05 Ocak 2026 tarihinde Edirne Mimar Sinan Kapalı Spor Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi.

Genel kurulda konuşan Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Kırbiç, Türk çiftçisinin tüm zorluklara rağmen üretimden vazgeçmeyen kararlı yapısına dikkat çekti. Kırbiç, Bursa’nın Harmancık ilçesinde çıkan orman yangınına, patlak lastiğine rağmen su taşıyan bir çiftçinin hikâyesini örnek göstererek, bu tablonun Türk çiftçisinin fedakârlığını ve vatan bilincini açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.

1966 yılında ayçiçeği üreticisinin emeğini korumak ve ürününü değerinde pazarlamak amacıyla kurulan Trakya Birlik’in bugün 60 yıllık köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Kırbiç, Birliğin yalnızca alım yapan bir kuruluş değil; ayçiçeğini modern tesislerinde yağ, margarin ve hayvansal yeme dönüştüren entegre bir tarım-sanayi modeli sunduğunu belirtti. Trakya Birlik’in kriz dönemlerinde piyasayı dengeleyen, fiyat istikrarı sağlayan ve yerli üretimi koruyan stratejik bir kurum haline geldiğini dile getirdi.

237 bin ton Ayçiçeği alındı, 5 milyar TL’yi aşkın ödeme yapıldı

2024–2025 iş yılında ayçiçeği hasadı sürecinde üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için kamu otoriteleriyle yoğun temas yürütüldüğünü aktaran Kırbiç, yurt dışı fiyat baskısına karşı alınan tedbirlerle piyasanın desteklendiğini söyledi. Bu kapsamda Birlik tarafından 237 bin ton ayçiçeği alımı gerçekleştirildiğini ve üreticilere 5 milyar 49 milyon TL ürün bedeli ödendiğini açıkladı.

Yüksek finansman maliyetlerinin tüm sektörleri olduğu gibi Trakya Birlik’i de zorladığını ifade eden Kırbiç, buna rağmen ortaklara 2 milyar 795 milyon TL kredi kullandırılarak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlandığını kaydetti.

Aynı iş yılında 182 bin ton yem, 28 bin ton küspe, 37 bin ton gübre, 54 bin torba ayçiçeği tohumu ve 137 bin litre zirai ilaç satışı gerçekleştirildiğini belirten Kırbiç, rafine yağ satışının ise 187 bin 814 tona ulaştığını ifade etti. Bu rakamların, yüksek faiz ortamına rağmen Trakya Birlik ve kooperatiflerinin güçlü organizasyon yapısını ortaya koyduğunu vurguladı.

2025–2026 sezonunda piyasa tarife kontenjanıyla toparlandı

2025–2026 sezonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kırbiç, aşırı sıcaklar ve kuraklık nedeniyle üretimde düşüş yaşandığını, Cumhurbaşkanı Kararı ile devreye alınan tarife kontenjanı uygulamasının ise piyasada toparlanma sağladığını belirtti. Bu süreçte 4 Ağustos 2025’te 28 bin TL/ton avans, 28 Eylül 2025’te ise 33 bin TL/ton kesin fiyat açıklandığını ifade eden Kırbiç, kampanya döneminde 151 bin 740 ton ayçiçeği alımı yapıldığını ve bedelin tamamının üreticilere ödendiğini bildirdi.

Hasat sonrası dönemde Birliğe bağlı iki işletmede üretimin 24 saat esasına göre sürdüğünü belirten Kırbiç, tüm faaliyetlerde iş sağlığı ve güvenliği ile tüketici sağlığının öncelikli olduğunu vurguladı. Konuşmasının sonunda Trakya Birlik’in 60. kuruluş yılını kutlayan Kırbiç, genel kurulun üreticiler ve ülke tarımı için hayırlı olmasını diledi.

Divan heyeti seçildi, tüm maddeler oy birliğiyle kabul edildi

Açılış konuşmasının ardından Divan Heyeti’nin seçimine geçildi. Yapılan oylama sonucunda Divan Başkanlığı’na Göksel Baytok (Babaeski Koop.), Başkan Vekilliği’ne Zekeriya Güven (Şarköy Koop.), Katip Üyeliklere ise Hakkı Çetin (Yenişehir Koop.) ve Metin Yıldırım (Lalapaşa Koop.) seçildi.

Divan Başkanı Göksel Baytok, destek veren tüm birlik temsilcilerine teşekkür ederek gündem maddelerine geçildiğini duyurdu. Atatürk ve Aziz Şehitlerimiz için yapılan saygı duruşu ve okunan İstiklal Marşı’nın ardından, çalışma raporları ile bilanço ve gelir tabloları okunarak oy birliğiyle ibra edildi. Gündemde yer alan tüm maddeler delegelerin onayına sunularak oy birliğiyle kabul edildi.

Dilek ve temenniler bölümünde söz alan Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Kırbiç, genel kurula katılım sağlayan tüm delegelere teşekkür ederek toplantıyı sonlandırdı.

Continue Reading

Güncel

SARIBAL: “TARIMDA TARİHİ KÜÇÜLME AĞIR GIDA KRİZİNİN HABERCİSİ”

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye’nin son 25 yılın en sert tarımsal küçülmesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. IMF ve Dünya Bankası tarafından dayatılan, 2000’li yılların başından itibaren siyasi iktidarlarca uygulanan neoliberal politikaların tarımda derin bir istikrarsızlık yarattığını vurgulayan Sarıbal, bu süreçte tarımın büyüme hızının sürekli olarak gayrisafi yurt içi hasılanın gerisinde kaldığını ifade etti. “Son 22 yılda Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde 5,4 oranında büyürken, tarım katma değerindeki büyüme yalnızca yüzde 3’te kaldı. 2025 yılının üçüncü çeyreğinde ekonomi yüzde 3,7 büyürken, tarım sektörü yüzde 12,7 oranında küçüldü. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın da ifade ettiği bu tablo, ekonomi literatürüne ‘negatif büyüme’ gibi trajikomik bir kavram kazandırdı” diyen Sarıbal, bu küçülmenin ne tesadüf ne de yalnızca zirai don ve kuraklıkla açıklanabileceğini söyledi. Son 20 yılda tarımda 2,6 milyon kişilik istihdam kaybı yaşandığını vurgulayan Sarıbal, özellikle küçük ölçekli çiftçilerin, tarım işçilerinin, kiracı ve ortakçıların, küçükbaş hayvancılıkla geçinenlerin bu politikalardan en ağır biçimde etkilendiğini belirterek, “Yüzde 12,7’lik küçülme yanlış tercihlerle, ideolojik körlükle ve plansızlıkla yaratılmış bir politik sonuçtur. Türkiye büyürken tarım küçülüyorsa, bu büyüme sürdürülebilir değil; aksine gelecekte çok daha ağır bir gıda krizinin habercisidir” diye konuştu.

Girdi maliyetleri patladı, destekler buharlaştı

Saray iktidarının büyümeyi inşaat, tüketim ve kredi genişlemesi üzerinden kurguladığını; tarımı ise stratejik bir sektör olarak görmemeyi tercih ettiğini ifade eden Sarıbal’a göre bu yaklaşımın en somut sonucu, desteklerin hem yetersiz kalması hem de enflasyon karşısında erimesi. Tarım Kanunu’na göre bütçeden tarımsal desteklere ayrılması gereken payın GSYH’nin en az yüzde 1’i olması gerektiğini hatırlatan Sarıbal, “Çiftçiye verilen pay bunun neredeyse beşte biri bile değil; binde 2 seviyesinde. Bu, açık bir yasa ihlalidir” dedi.

Mazot, gübre, ilaç ve tohum gibi temel girdilerdeki fahiş artışların çiftçiye verilen desteklerle telafi edilemediğini belirten Sarıbal, endüstriyel tarım modelinin yoğun girdi kullanımına dayandığını; ancak bu girdilerin büyük ölçüde çok uluslu şirketlerin kontrolünde olduğunu vurguladı. Ticari tohum ve pestisit piyasasında BASF, Bayer, Corteva ve Syngenta gibi şirketlerin küresel pazara hakim olduğuna dikkati çeken Sarıbal, “Bu şirketler küresel tohum pazarının yüzde 56’sını, pestisit pazarının ise yüzde 61’ini kontrol ediyor. Gübrede de en büyük 10 şirket, pazarın yaklaşık yüzde 40’ına sahip” dedi. Türkiye’nin tohumdan gübreye, mazottan tarım makinelerine kadar temel girdilerde dışa bağımlı olduğunu belirten Sarıbal, döviz kurlarındaki artışın maliyetleri hızla yükselttiğini, bunun da çiftçiyi girdi kullanımını azaltmaya zorladığını söyledi. “Sonuç verim düşüşü, kalite kaybı ve daha az üretimdir” diye konuştu.

Dünyanın en çok ithalat yapan 10 ülkesinden biri Türkiye

İthalata dayalı politikaların yerli üreticiyi sistematik biçimde tasfiye ettiğini vurgulayan Sarıbal, tarımda planlama eksikliğinin ve kurumsal çöküşün derinleştiğini söyledi. Milletvekili Sarıbal, hangi ürünün nerede ve ne kadar ekileceğine, su kaynaklarının nasıl korunacağına ve iklim krizine karşı nasıl önlem alınacağına dair bütüncül bir politikanın bulunmadığını belirtti. İktidarın 2024’te tarımsal hasılanın 74 milyar dolara çıktığını ve Türkiye’nin dünyanın en büyük 7’nci tarım ekonomisi olduğunu öne sürdüğünü hatırlatan Sarıbal, bu söylemin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre Türkiye’nin 2022’de 32 milyar dolarlık tarım ürünü ithalatıyla dünyanın en çok ithalat yapan 10 ülkesi arasına girdiğini belirten Sarıbal, aynı yıl tarım ihracatının 30 milyar dolar olduğunu ve Türkiye’nin ilk 10 ihracatçı arasında yer almadığını ifade etti.

Ucuz emek ve yüksek sömürü

2024 verilerine göre tarımda istihdamın yaklaşık 4,8–5 milyon kişi düzeyinde olduğunu, bunun toplam istihdamın yaklaşık yüzde 15’ine karşılık geldiğini hatırlatan Sarıbal, bu işgücüne rağmen çalışan başına düşen katma değerin son derece düşük olduğuna dikkati çekti. Sarıbal’ın paylaştığı verilere göre, 2015 yılı sabit ABD doları fiyatlarıyla 2024’te kişi başına tarımsal katma değer Türkiye’de yalnızca 14 bin dolar seviyesinde kaldı. Aynı gösterge Arjantin’de 174 bin dolar, Avustralya’da 127 bin dolar, ABD’de 85 bin dolar, Hollanda’da 80 bin dolar, Almanya’da 57 bin dolar, Fransa’da 47 bin dolar ve hatta Özbekistan’da 18 bin dolar. “İktidarın övündüğü 74 milyar dolarlık tarımsal hasıla, çiftçinin cebine girmiyor” diyen Sarıbal, bu tablonun tarımda verimlilikten çok ucuz emek ve yüksek sömürüye dayalı bir yapıyı gösterdiğini vurguladı. Sarıbal, tarım sektörünün son 20 yılda 2,6 milyon istihdam kaybettiğini hatırlatarak, 2002 yılında 7,5 milyon olan tarımsal istihdamın 2024 itibarıyla 4,8 milyona düştüğünü ifade etti. “Bu, tarımın küçüldüğünün ve üreticinin sistemli biçimde üretimden itildiğinin açık göstergesidir” dedi.

Continue Reading

Trending