Yazarlar
KARACABEY’DE DEPREM GERÇEĞİ

Yapılan jeolojik çalışmalara göre Karacabey fayının 6.0 ve üzeri büyüklükte, Uluabat Fayı’nın ise 7.0 büyüklüğüne kadar sarsıntı oluşturabileceğine dikkat çekilmektedir.
1964 yılındaki 7 şiddetindeki Manyas depreminde Karacabey’de çok sayıda ev yıkılıp can kaybı yaşanmıştı. 1855 yılında “Küçük Kıyamet” adıyla tarihe geçen 7,5 şiddetindeki Mustafakemalpaşa ve bir ay sonra yaşanan 6,5 şiddetindeki Bursa depreminde yaklaşık 3 bin kişi yaşamını yitirmişti. Uzmanlar 1855 depreminin üzerinden yaklaşık 170 yıl geçtiğini hatırlatarak, bölgedeki enerji birikimine dikkat çekmektedirler.
Karacabey’e Bursa, Bandırma ve Yeniköy olmak üzere üç ana yoldan giriş ve çıkış yapılmakta. Yani üç giriş bölgesi de Canbalı, Hanifedere ve Taşlık olmak üzere köprülerle çevrili. Olası bir depremde bu üç köprü yıkıldığı takdirde ilçeye yardım desteğinin gelmesi zor gibi görünüyor.
Deprem doğal afetlerin başında gelmektedir. Günümüzde deprem uzmanları yaptıkları açıklamalarda sürekli olası bir İstanbul depreminden bahsetmektedirler. Öyle bir depremde Bursa’nın ve Karacabey’in de büyük kayıplar vereceği acı bir gerçektir.
Ben bir deprem uzmanı değilim, ancak sizlerle İstanbul haricinde göz ardı edilen bir depremden, olası Karacabey depremini gözler önüne sermek ve araştırmalarım sonrası elde ettiğim bilgileri paylaşmak istiyorum.
Karacabey, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın (KAF) güney kolu üzerinde ve çevresinde yer alan aktif fayların etkisi altındadır. Bu nedenle de olası sarsıntıyı zemin yapısı nedeniyle daha şiddetli hissedebilecek bir konumdadır.
Bu nedenle de Karacabey, Türkiye Deprem Tehlike Haritası’na göre birinci derece deprem bölgesi içerisinde kabul edilmektedir. Karacabey Fayı (yaklaşık 29 km) ve Uluabat Fayı ilçeyi doğrudan etkileyebilecek kapasitededir.
Karacabey’in büyük bir bölümü alüvyon (gevşek dolgu) ova üzerine kuruludur. Bu tür zeminler, deprem dalgalarının şiddetini artırır. Yer altı su seviyesinin yüksek olduğu tarım arazileri ve ova kesimlerinde, sarsıntı anında toprağın balçık gibi davranması (sıvılaşma) binaların temellerinin çökmesine veya yan yatmasına neden olabilir.
Karacabey’i doğrudan veya dolaylı etkileyen başlıca fay hatları şunlardır:
1 – Karacabey Fayı : İlçenin kendi adıyla anılan bu fay, yaklaşık 29-30 km uzunluğundadır. Yapılan jeolojik çalışmalara göre bu fayın 6.0 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeli bulunmaktadır.
2 – Uluabat Fayı : Karacabey’in hemen doğusunda, Uluabat Gölü çevresinden geçen bu fay oldukça kritiktir. Uzmanlar, Uluabat Fayı’nın 7.0 büyüklüğüne kadar sarsıntı oluşturabileceğine dikkat çekmektedir.
3 – Diğer Yakın Fay Hatları : Karacabey, bölgedeki diğer büyük fayların da sarsıntı menzilindedir:
a) Mustafakemalpaşa Fayı : İlçenin güneyinde yer alır ve 7.0 üzerinde deprem üretme kapasitesine sahiptir.
b) Zeytinbağı (Mudanya) Fayı : Mudanya ile Karacabey (Kocasu Deltası) arasında uzanan yaklaşık 40 km’lik bir hattır.
c) Manyas Fayı : Karacabey’in batısında yer alan ve geçmişte yıkıcı depremler üretmiş bir hattır.
Karacabey, hem Marmara Denizi’ndeki aktif fay hatlarına yakınlığı hem de Manyas -Mustafakemalpaşa hattı üzerindeki konumu nedeniyle tarih boyunca ciddi sarsıntılar yaşamıştır. Bunların en önemlileri şunlardır.
1 – Manyas Depremi (1964) : Karacabey tarihinin en yıkıcı olaylarından biridir. 6 Ekim 1964 Salı günü saat 16.31’de merkez üssü Manyas Gölü’nün güneyinde 7.0 şiddetinde meydana gelen deprem Karacabey’de çok ciddi hasara yol açmıştır.
Deprem en çok Karacabey, Manyas, Bandırma ve Mustafakemalpaşa dörtgeninde etkili olmuştur. Karacabey ve köylerinde yaklaşık 5.400 bina ağır hasar görmüş veya tamamen yıkılmıştır. Özellikle kerpiç ve taş yapılar yerle bir olmuştur. Hükümet Konağı, bazı camiler ve okullar ciddi çatlaklar alarak kullanılamaz hale gelmiştir. Bölgedeki alüvyon zemin yapısı, sarsıntının şiddetini artırmış ve zeminde geniş yarıklar oluşmasına neden olmuştur.
Depremde 25 kişi hayatını kaybetmiş, 80 kişi de yaralanmıştır. Can kaybının büyüklüğe oranla az olmasının sebebi, depremin gündüz saatlerinde, yani insanlar dışarıdayken veya tarladayken meydana gelmiş olmasıdır.
1964 Manyas-Karacabey depremi, bölgenin modern tarihindeki en öğretici ve sarsıcı olaylardan biridir. Deprem, sadece binaları yıkmakla kalmamış, bölgenin jeolojik yapısını da değiştirmiş, Karacabey ovasının zemin yapısının ne kadar hassas olduğunu kanıtlayan olaylara sahne olmuştur. Karacabey’in alüvyon topraklarında zemin sıvılaşması yaşanmış, tarlalardan ve bahçelerden sıcak su ve kum fışkırmıştır. Karacabey – Manyas yolu üzerinde genişliği 1 metreyi, derinliği ise birkaç metreyi bulan devasa yer yarıkları oluşmuştur.
Depremden sonra Karacabey’de prefabrik konutlar (deprem evleri) inşa edilmiş ve ilçenin yapılaşma tarzında değişikliklere gidilmeye çalışılmıştır. Ancak bu deprem, Karacabey’in her zaman yüksek risk altında olduğunu gösteren en somut “uyarı” olarak tarihe geçmiştir.
2 – 1855 Bursa Depremi (Küçük Kıyamet) : 1855 yılında Bursa’yı sarsan ve halk arasında “Küçük Kıyamet” olarak adlandırılan iki büyük deprem yaşanmıştır. Bu iki depremin merkez üsleri farklı noktalardır.
İlk olarak 28 Şubat 1855 günü 7.5 şiddetinde Kirmasti (Mustafakemapaşa) merkezli deprem meydana gelir. Bu sarsıntı özellikle Bursa’nın batısını ve Karacabey – Mustafakemalpaşa hattını çok şiddetli vurmuştur. Bursa surlarının bir kısmının ve birçok caminin bu sarsıntıda hasar gördüğü bilinir.
Bursalı Gökmenzade Seyyid Hüseyin tarafından yazılan ve Türk tarihinin ilk bilimsel deprem tarihli kitabı olan “İşaretnüma”de, depremin merkez üssünün Mustafakemalpaşa (Kirmasti) olması nedeniyle Karacabey ve çevresinde de “çok sayıda ev ve caminin yıkıldığı, birçok kişinin hayatını kaybettiği” not edilmiştir.
İkinci deprem yaklaşık bir ay sonra 11 Nisan 1855 tarihinde merkez üssü Bursa şehir merkezinin hemen doğusu, Gökdere – Işıklar civarında 6.5 şiddetindeki artçı deprem olarak meydana gelir. Bursa şehir merkezini neredeyse tamamen yıkan bu deprem, Karacabey’deki taş ve kerpiç yapılarda da önemli hasarlar bırakmıştır. Tarihi kaynaklar, sarsıntının Marmara’nın güneyindeki tüm yerleşim birimlerini vurduğunu kaydeder.
İlk depremde hasar alan binaların (Bursa Ulu Cami dahil) çoğu bu ikinci sarsıntıyla tamamen yıkılmıştır. Bu deprem Gemlik ve Mudanya tarafında da ağır hasara yol açmıştır.
Ölümlerin çoğu Bursa şehir merkezindeki binaların çökmesi ve ardından çıkan büyük yangınlar nedeniyle yaşanmıştır. Karacabey gibi kırsal ağırlıklı ilçelerde ölümler daha çok kerpiç evlerin çökmesi sonucu meydana gelmiştir. Bazı yerel kaynaklara göre toplam can kaybının 3 bini geçtiği söylenmektedir.
Uzmanlar, 1855 Bursa depreminin üzerinden yaklaşık 170 yıl geçtiğini hatırlatarak, bölgedeki enerji birikimine dikkat çekmektedirler.
3 – 12 Mayıs 1327 Miletopolis (Karacabey) Depremi : Tarihi kaynaklara göre Karacabey’in Mihaliç adını almadan önce ilçe sınırları içerisinde “Miletopolis” adında bir şehir olduğu bilinmektedir. 12 Mayıs 1327 yılında Miletopolis merkezli yaşanan 6.5 şiddetindeki bu deprem, doğrudan bölgeyi etkileyen en eski ve en şiddetli ilk kayıtlı büyük depremlerden biridir.
Bu depremde Karacabey (Miletopolis) ve Uluabat (Lopadium) çevresinde ağır hasar oluşturmuştur. Hatta tarihi kaynaklara göre, Ulubat Kalesi surlarının bu depremde zarar gördüğü ve bu zafiyetten yararlanılarak bölgenin Osmanlılar tarafından fethini kolaylaştırdığı belirtilmiştir.
4 – 1999 Marmara Depremi : 17 Ağustos 1999 Salı günü saat 03.02’de, 45 saniye süren ve yaklaşık 17 bin kişinin yaşamını yitirdiği 7,4 şiddetindeki depremin merkez üssü Gölcük olmasına rağmen, Karacabey’de de çok güçlü hissedilmiş ve bazı yapılarda çatlaklara neden olmuştur.
İlçedeki mahalleleri jeolojik yapılarına göre üç ana grupta inceleyebiliriz:
- Bölge / Mahalleler. b) Zemin Yapısı. c) Risk Durumu.
Merkez Mahalleler (Runguçpaşa, Sırabademler, Hamidiye vb.) : Alüvyon, killi ve kumlu birimler. Yeraltı suyu seviyesi yer yer yüksektir. Sarsıntı büyütme ve sıvılaşma potansiyeli mevcuttur.
Göl ve Ova Mahalleleri (Uluabat, Bakırköy, Hotanlı vb.) : Tamamen gevşek alüvyon ve bataklık çökelleri. En zayıf zemin yapısı bu bölgelerdedir. Sıvılaşma riski en üst seviyededir.
Yüksek Kesimler / Yamaçlar (İnkaya, Canbaz, Dağkadı vb.) : Daha sert kayaçlar veya yaşlı tortullar. Merkeze göre zemin daha sağlamdır ancak eğimli bölgelerde heyelan riski kontrol edilmelidir.
Runguşpaşa Mahallesi : Yapılan etütlerde zeminin çoğunlukla yüksek plastisiteli kil (ince taneli doğal toprak) ve yer yer siltli kumdan (gevşek yapılı zemin türü) oluştuğu tespit edilmiştir.
Uluabat ve Çevresi : Rakımın 4-7 metre olduğu bu bölgelerde zemin “çok zayıf” yapıda olup, sismik dalga hızı düşüktür. Bu da deprem etkisini maksimize eder.
İnkaya : İlçenin güneyindeki yüksek bölgelerde zemin, ovaya kıyasla çok daha dirençlidir.
Karacabey’e Bursa, Bandırma ve Yeniköy olmak üzere üç ana yoldan giriş ve çıkış yapılmakta. Yani üç giriş bölgesi de Canbalı, Hanifedere ve Taşlık olmak üzere köprülerle çevrili. Olası bir depremde bu üç köprü yıkıldığı takdirde ilçeye yardım desteğinin gelmesi zor gibi görünüyor.
Deprem için söylenecek son söz; doğayla savaşmak yerine onun gerçekliğini kabul edip, bilimin ışığında “deprem dirençli kentler” inşa etme zorunluluğudur. Afetlerin kaçınılmaz olduğu bu coğrafyada, unutulmaması gereken nihai ders, önlem alınmayan yapıların en büyük tehdit olduğudur.
Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login