Yazarlar

DOĞRU KARAR, DOĞRU MALİYET: İŞLETMELER GERÇEK MALİYETLERİNİ BİLİYOR MU?

Bir işletme satış yapıyor, üretim gerçekleştiriyor ve müşterilerine ürün ya da hizmet sunuyor. Peki, bütün bu faaliyetlerin sonunda gerçekten ne kadar kazandığını biliyor mu?

Bir ürünün satış fiyatından ham madde maliyetini çıkarmak, o ürünün işletmeye ne kadar kazandırdığını anlamak için yeterli midir? Üretimde kullanılan işçilik, enerji, kira, bakım, lojistik ve genel yönetim giderleri bu hesabın neresindedir?

İşletmelerde alınan pek çok karar, maliyet bilgisine dayanır. Ancak burada önemli bir ayrıntı vardır: Yanlış veya eksik hesaplanan maliyet, doğru gibi görünen fakat işletmeye zarar verebilen kararların önünü açabilir.

Bu nedenle yönetim finansının en temel konularından biri, işletmenin gerçek maliyet yapısını anlayabilmesidir.

I-) Maliyet sadece üretimde kullanılan ham madde değildir

Bir ürünün maliyeti denildiğinde çoğu zaman ilk akla gelen unsur, o ürünün üretiminde kullanılan ham madde veya doğrudan malzeme gideridir. Oysa bir işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için katlandığı maliyetler bundan çok daha geniş olarak değerlendirilmelidir.

Üretimde çalışan personelin ücretleri, makine ve ekipmanların bakım giderleri, elektrik ve enerji tüketimi, üretim alanının kira giderleri, ambalajlama, depolama ve sevkiyat gibi unsurlar da maliyet yapısının içerisinde değerlendirilmelidir.

Üstelik maliyetlerin tamamı aynı karakterde değildir. Bazı maliyetler üretim miktarı arttıkça artarken bazıları belirli bir faaliyet aralığında sabit kalabilir. Bazı giderler ise üretim hacminden bağımsız olarak işletmenin varlığını sürdürebilmesi için katlanılan giderlerdir.

Bu ayrımın doğru yapılması, yöneticinin hangi kararın hangi maliyetleri etkileyeceğini anlamasını sağlar.

Örneğin; bir işletme üretimini yüzde 20 artırmayı planladığında yalnızca ham madde ihtiyacını hesaplaması yeterli değildir. Ek işçilik, enerji, bakım, depolama ve sevkiyat ihtiyacı da değerlendirilmelidir. Aksi hâlde satış artarken beklenen kârlılık ortaya çıkmayabilir.

II-) Her maliyet aynı şekilde değerlendirilmemelidir

Maliyet yönetiminde önemli konulardan biri, maliyetleri doğru sınıflandırabilmektir.

Sabit maliyetler, belirli bir faaliyet hacmi içerisinde üretim miktarındaki değişimden kısa vadede doğrudan etkilenmeyen maliyetlerdir. Kira ve bazı yönetim giderleri buna örnek gösterilebilir.

Değişken maliyetler ise üretim veya satış miktarıyla birlikte değişme eğilimi gösterir. Ham madde, üretime bağlı enerji tüketimi ve birim başına ödenen bazı işçilik giderleri bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bunun yanında doğrudan maliyetler, belirli bir ürün veya hizmetle doğrudan ilişkilendirilebilen maliyetlerdir. Dolaylı maliyetler ise birden fazla ürün veya faaliyet için ortak olarak katlanılan ve uygun dağıtım anahtarlarıyla ilişkilendirilen maliyetlerdir.

Bu ayrımlar yalnızca muhasebe kayıtlarının düzenlenmesi açısından değil, yönetim kararlarının doğruluğu açısından da önem arz eder.

Çünkü bir ürünün maliyetini hesaplarken ortak giderlerin nasıl dağıtıldığı, ürünün kârlı veya zararlı görünmesini değiştirebilir. Yanlış dağıtım anahtarı kullanılması, gerçekte kârlı olan bir ürünün zararlı; düşük kârlı olan bir ürünün ise yüksek kârlı görünmesine neden olabilir.

III-) Rakamlarla bir örnek: Satış fiyatı kârı göstermeye yeter mi?

Konuyu daha somut hâle getirelim.

Bir işletmenin bir ürünü 10.000 TL satış fiyatıyla müşterilerine sunduğunu varsayalım. Ürünün doğrudan malzeme ve üretim giderleri toplamının 6.000 TL olduğunu düşünelim.

İlk bakışta işletme, her bir ürün satışından 4.000 TL kazandığını düşünebilir. Ancak bu değerlendirme eksiktir.

Ürünün üretim ve satış sürecinde ayrıca 1.000 TL tutarında dağıtım, enerji, bakım ve diğer ortak gider payı bulunduğunu varsayalım.

Bu durumda ürünün toplam maliyetinin 7.000 TL olduğu görülür. İlk hesaplamada 4.000 TL olarak değerlendirilen fark, maliyetlerin daha kapsamlı ele alınmasıyla 3.000 TL seviyesine düşmektedir.

AçıklamaTutar
Satış fiyatı10.000 TL
Doğrudan maliyetler6.000 TL
Dağıtılan ortak giderler1.000 TL
Toplam maliyet7.000 TL
Maliyet sonrası kalan tutar3.000 TL

Bu örnek, maliyetlerin eksik hesaplanmasının işletme yöneticisini nasıl yanıltabileceğini göstermektedir.

Elbette burada kullanılan dağıtım tutarının hangi yönteme göre belirlendiği de önemlidir. Çünkü ortak giderlerin ürünlere dağıtılmasında kullanılan yöntem, maliyet sonuçlarını doğrudan etkileyebilir.

IV-) Geçmişin maliyeti mi, geleceğin kararı mı?

Maliyet bilgisi yalnızca geçmişte ne kadar harcama yapıldığını görmek için kullanılmamalıdır. Asıl değerini, geleceğe yönelik kararların alınmasında gösterir.

Örneğin bir işletme yeni bir sipariş aldığında mevcut kapasitesinin yeterli olup olmadığını, siparişin ilave hangi maliyetleri doğuracağını ve bu siparişin işletmenin toplam kârlılığına katkısını değerlendirmelidir.

Benzer şekilde, bir ürünün üretimine devam edilip edilmeyeceği kararlaştırılırken yalnızca geçmişte katlanılmış maliyetlere bakmak yeterli değildir. Karar sürecinde gelecekte ortaya çıkacak ve alınan karara göre değişecek maliyetler dikkate alınmalıdır.

Bu noktada fırsat maliyeti de önem kazanır. Bir işletme sınırlı üretim kapasitesini bir ürüne ayırdığında, aynı kapasiteyle üretilebilecek başka bir üründen elde edebileceği kazançtan vazgeçebilir. İşte bu vazgeçilen kazanç, kararın ekonomik boyutunu ortaya koyan fırsat maliyetidir.

Dolayısıyla maliyet yönetimi, yalnızca geçmiş harcamaların kaydını tutmak değil; kaynakların hangi alanda daha verimli kullanılacağını değerlendirmektir.

Son söz: Maliyetini bilmeyen, kârını da doğru ölçemez

Bir işletmenin satış yapması, üretimini artırması veya cirosunu büyütmesi tek başına başarı göstergesi değildir. Bu faaliyetlerin hangi maliyetlerle gerçekleştirildiği ve işletmeye ne ölçüde katkı sağladığı da bilinmelidir.

Doğru maliyet bilgisi; fiyatlandırmadan ürün seçimine, üretim planlamasından kapasite kullanımına, yatırım kararlarından bütçe yönetimine kadar pek çok alanda yöneticinin en önemli karar araçlarından biri olarak değerlendirilebilir.

Unutulmamalıdır ki işletmeler bazen satış yapamadıkları için değil, yaptıkları satışların gerçek maliyetini doğru hesaplayamadıkları için de kârlılık sorunları yaşayabilirler.

Çünkü maliyetini doğru ölçemeyen bir işletme, kârını doğru değerlendiremez; kârını doğru değerlendiremeyen bir yönetici ise sağlıklı karar almakta zorlanır.

Serimizin bir sonraki yazısında, maliyet bilgisinin en önemli kullanım alanlarından biri olan fiyatlandırma konusunu ele alacak; bir ürünün fiyatını belirlerken maliyetlerin, piyasa koşullarının ve müşteri beklentilerinin nasıl birlikte değerlendirilmesi gerektiğini inceleyeceğiz.

Bu çalışma genel finansal okuryazarlık ve işletme yönetimi bilgilendirmesi amacıyla hazırlanmış olup, herhangi bir şirkete, menkul kıymete veya yatırım aracına ilişkin yatırım tavsiyesi ya da kişiye özel finansal yönlendirme niteliği taşımaz.


Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Yanıtı iptal et

Trending

Exit mobile version