Yerel

ZORLUKLA BERABER KOLAYLIK VARDIR

Ramazân-ı Şerîfʼteki bir aylık oruç, nefsi dizginleme, sabır ve riyâzâtın ardından bir bayram ferahlığının lûtfedilmesi gibi, büyük nîmet ve muvaffakıyetler de dâimâ birtakım zahmet ve meşakkatlerin ardından gelir. Toprak, şiddetli kışın kar, tipi ve ayazına katlanmadan, baharın bereketlerine kavuşamaz. Bir anne, doğum sancısı çekmeden evlât sevinci yaşayamaz. Zahmetsiz rahmet, külfetsiz nîmet olmaz. Sabır acıdır, lâkin meyvesi tatlıdır. Sabrın sonu selâmettir.

Cenâb-ı Hak dilese, bir tohumu ağaç hâline getirmeden de meyveye dönüştürebilirdi. Lâkin kâinattaki âdetullahicâbı, zahmetsiz rahmet yok. Bu sebeple tohum, bir müddet toprak altında karanlıkta kalıyor, bir müddet sabrediyor. Sonra çatlıyor, yavaş yavaş filizleniyor. Nihayet belli bir olgunluğa geldikten sonra da meyveye duruyor. Yine insanın, kâmil bir hüviyete nâil olabilmesi de, nefsinin aşırı isteklerine ve ihtiraslarına direnmek, hattâ ona istemediği bâzı zorlukları yüklemek sûretiyle çektiği binbir zahmet neticesinde gerçekleşiyor.

Fakat Rabbimiz, sıkıntı ve zorluklarla karşılaşan mü’min gönüllere, şu ayetlerle ne büyük bir huzur ve ferahlık müjdeliyor; “Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.” ( İnşirâh, 5-6 ) Dikkat edileceği üzere, her zorlukla beraber elbette bir kolaylığın bulunduğu iki defa ve te’kitli bir ifâdeyle vurgulanmıştır. Nitekim bu âyetlerin nâzil olduğu, nübüvvetin ikinci yılında Allah Rasûlü (sav) ve beraberindeki bir avuç sahâbî, müşriklerin binbir türlü eziyet, işkence ve baskıları altında ıztırap çekiyordu. Bu hâl hem Efendimiz (sav)’i hem de mü’minleri çok üzüyordu. Cenâb-ı Hak bu müjde ile onlara, şimdi pek çok sıkıntı ve zorluklarla karşılaşsalar da, sonunda İslâm dâvâsının başarıya ulaşacağını, bu zorluk ve zahmetlerin ardından büyük bir kolaylık ve rahmetin geleceğini müjdeliyordu. İnşirah Sûresi nâzil olduğunda Rasûlullah Efendimiz (sav) , her zorluğun yanında mutlaka bir kolaylığın da bulunacağının iki kez zikredilmesinden hareketle, mü’minlere şöyle hitap etmiştir: “Müjdeler olsun! Size kolaylık geldi; artık bir zorluk iki kolaylığa asla gâlip gelemez!” (Muvatta, Cihâd,

Kabul edilmelidir ki başına gelen musibetler ve zorluklar karşısında mümin bazen duygusal açıdan sarsılabilir. Ancak burada asıl önemli olan iman bakımından kararlı bir duruş sergilemektir. Zira mümin sarsıldığında, sendelediğinde imanı elinden tutar ve onu yeniden ayağa kaldırır. Burada şunu da ifâde etmek lâzımdır ki, insan karşılaştığı zorluğa sabır, gayret ve azimle göğüs gerdiği takdirde kolaylığa erebilir. Ayrıca zahmet çekilmeden aranan rahatlık, esasen tembellikten başka bir şey değildir. Tembellik ise aslında sonu gelmez zahmetlerin ve bitmek bilmez zorlukların başlangıcıdır.

Dolayısıyla mü’mine düşen de, bu sıkıntıları bir zahmet olarak değil, günahlarının affına veya derecesinin yükselmesine vesîle olarak birer rahmet tecellîsi olarak görebilmeye çalışmasıdır. Cenâb-ı Hak bizleri, karşılaştığımız her hâdisenin ilâhî bir imtihan olduğu şuuruyla yaşayan ferâset sahibi kullarından eylesin. Zahmet imtihanlarına sabır, rızâ, hamd ve tevekkülle; rahmet imtihanlarına da şükür, cömertlik ve hizmetle mukâbele ederek her hâlükârda kazanan kullardan olabilmeyi cümlemize ihsân buyursun.


Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Yanıtı iptal et

Trending

Exit mobile version