Güncel
VATAN, MİLLET VE DEMOKRASİ
Dündar Özseçen
Eğer dünya dediğimiz ana kürede sınırlar, dünyadaki diğer devlet ve milletlerce tanınmış bir vatanınız varsa, üzerinde birbiriyle inanmış kültürü, aynı yaşamı, aynı örf, geleneği, aynı dili, dini ve tarihi paylaşan bir millet bu vatan denilen toprak üzerinde yaşıyorsa, o vatan topraklarını koruyan milletinin huzur ve barış içinde yaşaması için güçlü bir devletinizin olması gerekir.
Eğer dışarıdan ve içeriden gelecek her türlü tehlikelere karşı vatanı ve milleti koruyacak bir devletiniz yoksa, yaşadığınız ülkede ne yarınlarınız, ne geleceğiniz, ne de huzurlu ve güvenli bir yaşamınız olur.
Son zamanlarda ülkemizin güneyindeki komşumuz Suriye’de gelişen olaylar ve yaşananlar, bizlere öyle dersler veriyor ki: Vatanınız olmuş, milletiniz olmuş, dosta güven veren, düşmanlarınıza korku salan, milletin huzurunu adaletli bir yönetimle gösteren devletiniz yoksa, her şey nafile. Peki, Şam yönetimi neden böyle kartondan bir devlet gibi bir haftada çöküp dağılıverdi?
Zaten dağılmış; varlığı ile yokluğu, zaten başka devletlerin irade ve desteğiyle ayakta durabiliyordu. Öyle bir devlet ki, üzerinde yaşadığı vatan topraklarının hiçbir yerinde hakimiyeti kalmamış; ülkesinde yaşayan milletin her ferdi birbirine düşmüş, devletine ve onu yöneten iradeye düşman olmuş. Devlet, vatandaşlarına huzur ve güven vermek şöyle dursun, her türlü zulmü reva görmüş.
Milletin devlete ve yönetimine güveni kalmamış; ülkenin her yerinde terör ve teröristler cirit atarken, Esad yönetimi kendi saltanatından başka hiçbir şeyi koruyamaz hale gelmiştir. Korumak için halkına her türlü zulmü yapmaktan geri durmamış.
Uzun lafın kısası, devlet otoritesi kaybolmuş; devlet ve milletin bütün bağları kopup gitmiştir. Suriye devleti, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Ortadoğu’daki diğer devletler gibi, Birinci Dünya Savaşı galip devletlerinin dayatılmasıyla kurulmuş; bu topraklarda millet olma şuur ve geleneği olmadığı bir suni tohumlamayla kurulan güya bir devlettir.
Bunu bütün dünya zaten biliyor ve bu devletlerin hiç birinde gerçek bir devlet yapısı oluşmadı ve oluşması da bence olmayacak. Her türlü dayatmaya rağmen, çünkü onların bir istiklal ve bağımsızlık mücadelesi olmamış ve milli bir bütünlük, milli birlik ve beraberlik asla oluşmamıştır.
Vatan, bayrak kavramlarının kutsallığı, milletin fertlerinin birlik beraberliğini sağlayamamıştır. Onun içindeki insani yapıların devlete ve vatana aidiyetleri, zoru görenin ülkeyi terkettiği, terör örgütlerinin insani malzemesi olmaktan alıkoyamamış ve Suriye devleti, diktatörüyle birlikte göçüp gitmiştir. Zaten bu yapıdaki devletlerin ve yönetimlerinin, bu günkü dünyada varlıklarını devam ettirmeleri imkansızdır.
Çünkü Esad gibiler, ne halklarını tanıdılar ne de kendi iktidarlarının nasıl oluştuğunu asla sorgulayamadılar. Hep birilerinin paçasına yapışıp, saltanatlarını sürdüreceklerini zannettiler; onları kullananların sandılar ki sonsuza kadar hep onların yanında olacaklar. Son kullanma tarihleri dolunca tarihin çöplüğüne atılacaklarını asla düşünmediler. Oysa ki dünya insanlığı, giderek özgürlüğü, şeffaflığı, adaleti, hukuku, adil bir dünya düzeninin kurulması için gece gündüz harıl harıl çalışmakta. Babadan oğula geçen iktidarları yerle bir ederken, demokrasinin bir nimeti olan sandıkla seçilen halkın, kendilerinin oylarıyla iş başına gelen yönetimler istemekte; ülke insanının, milletin istemediği hiçbir diktatörün yönetimde kalamayacağı sinyallerini ortaya koymaktadır. Suriye’de kel görünmüş gerçek ortaya çıkmıştır. Artık zorbalık ve otorite, bir yönetim anlayışıyla ülkeleri yönetmek isteyenlerin sonu Esad gibi olacaktır.
Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login