Yazarlar
ULUABATLI HASAN GERÇEK Mİ?!..
Uluabatlı Hasan, Osmanlı tarihinin en ikonik ve kahramanlık sembolü haline gelmiş figürlerinden biridir. İstanbul’un fethi sırasında surlara sancağı diken kişi olarak bilinir.
Ancak, modern tarihçilikte Hasan’ın gerçek bir kişi mi yoksa bir halk efsanesi mi olduğu üzerine önemli tartışmalar bulunmaktadır. İşte Uluabatlı Hasan hakkında bilinenler:
Geleneksel tarihe göre Uluabatlı Hasan…
1453 yılında, yani Hasan’ın surlara bayrağı diktiği tarihte Karacabey, yani o dönemdeki adıyla Mihaliç, Osmanlı toprakları içindeydi. Ve Uluabat (Lopadion), Bursa’nın bir köyü idi.
Şanlı Osmanlı Ordusu’nda “Bayraktar” olarak hizmet veren Uluabatlı Hasan’ın doğum tarihi bilinmese de ölüm tarihi 29 Mayıs 1453 olarak kayıtlara geçmiştir.
Hasan, İstanbul’un fethi sırasında yanındaki 30 kadar arkadaşıyla birlikte Bizans savunmasını aşıp Eğrikapı civarındaki surlara tırmanarak elindeki Osmanlı sancağını surların tepesine dikmeyi başarmıştır.

Sancağı diktikten sonra üzerine yağan ok ve taşlara rağmen bayrağı bırakmamış, vücuduna 27 okun isabet etmesi sonucu orada can vermiştir.
Uluabatlı Hasan gerçek mi?!..
Tarihsel kaynaklarda Uluabatlı Hasan ismi, fethin hemen ardından yaşananları kaleme alan Osmanlı bürokratı ve tarihçi Tursun Bey, Aşıkpaşazade ve Mevlânâ Mehmed Neşri gibi dönemin önemli isimlerinin yazdıklarında ve Osmanlı kaynaklarında geçmez.
Fetihte bizzat orada bulunan ve Fatih’e yakınlığı ile bilinen Tursun Bey, kaleme eserinde Hasan’dan bahsetmez.
Neşri, İbn-i Kemal veya fethi anlatan anonim “Tevârih-i Âl-i Osman” kayıtlarında da Uluabatlı Hasan’ın ismi yer almaz.
Günümüz tarihçilerinden Erhan Afyoncu ise o dönemde surlara bayrak diken pek çok adsız kahramanın olduğunu, fethin psikolojik ve manevi etkisini güçlendirmek için Hasan isminin bir sembol olarak öne çıkarılmış olabileceğini savunur.
Türk tarihçi, yazar ve akademisyen Feridun Emecen ise surlara ilk girenler arasında bazı isimlerin geçtiğini ancak “Uluabatlı Hasan” isminin kurgusal bir karakter olma ihtimalinin yüksek olduğunu ifade eder.
Uluabatlı Hasan ismine ilk kez, Bizanslı tarihçi Georgios Sphrantzes’e ait olduğu sanılan ancak daha sonra 16. yüzyılda (yaklaşık 120 yıl sonra) Makarios Melissinos tarafından genişletildiği anlaşılan bir eserde rastlanır.
Bazı tarihçiler ise Melissinos’un bu hikayeyi esere ekleyerek fethin trajedisini ve Osmanlı ordusunun gücünü vurgulamak istemiş olabileceğini veya yerel bir anlatıyı kağıda döktüğünü düşünmektedir.
Ve yine iddialara göre “Hasan” ismi çok yaygın bir Müslüman ismi olması nedeniyle ve Uluabat’ın da (Lopadion) o dönemde hem Türkler hem Rumlar tarafından iyi bilinen bir bölge olduğu için Uluabatlı Hasan adının destanlaştırıldığı söylenir.
Uluabatlı Hasan Karacabey’in gururu…
Uluabatlı Hasan’ın gerçekliği ne olursa olsun, o gün surlara tırmanan ve İstanbul’un fethini müjdeleyen binlerce isimsiz kahramanın ortak ismi ve ruhu olmuştur.
Hasan isminde birinin varlığı tartışmalı olsa da, surlara sancak diken birilerinin olduğu tarihsel bir gerçektir.
Uluabatlı Hasan’ın tarihsel belgelerdeki eksikliği, onun toplumsal hafızadaki değerini azaltmamıştır.
O, İstanbul’un fethindeki “inanmışlık” ve “fedakarlık” duygusunun ete kemiğe bürünmüş halidir.
19. yüzyıldan itibaren milliyetçilik akımlarının ve tarih bilincinin yükselmesiyle, okul kitaplarına girmiş ve fethin en bilinen yüzü olmuştur.
Ve biz; Karacabey halkı olarak her yıl Mayıs ayında doğum yeri olan Uluabat Köyü’nde hemşehrimiz Hasan’ı gururla anmaya devam edeceğiz.
Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login