Yazarlar

TABELALAR DEĞİŞİYOR, İSİM AYNI KALIYOR

Siyasette parti değiştirmek ayıp değildir.

Öncelikle bir ilkeye dikkat çekmek isriyorum.

Halkın oyuyla seçilmiş bir siyasetçinin parti değiştirmesini doğru bulmam. Çünkü o oy, sadece kişiye değil, temsil ettiği siyasi anlayışa da verilmiştir. Bunun dışında seçilmişlik sıfatı taşımayan bir siyasetçinin zaman içinde fikir değiştirmesi ya da farklı bir partide siyaset yapmayı tercih etmesi demokrasinin doğal bir sonucudur.

İnsan fikir değiştirir, siyasi tercih değiştirir, yeni bir yol çizer. Demokrasi zaten biraz da bunun adıdır.

Ancak bir noktadan sonra mesele fikir değişikliği olmaktan çıkar, siyasi istikrar meselesine dönüşür. Özellikle bu değişimler haftalar hatta günlerle ölçülmeye başladığında kamuoyu ister istemez şu soruyu sormaya başlar: Gerçekten fikir mi değişti, yoksa sadece adres mi?

Burada artı bir parantez açmak isterim.

Bu yazıda eleştirdiğim şey parti değiştirmek değildir. Nitekim geçmişte yaşanan siyasi süreçlerde partisi ile fikir ayrılığı yaşayıp partilerinden ayrılan ancak seçmenlerinin oyuna saygı duyarak yarı yolda bırakmayarak bağımsız kalan belediye meclis üyeleri Selçuk Çakır, Gizem Arda ve Hilmi Kuru’nun tavrını takdir ediyorum. Aynı şekilde, ülke siyasetinde yaşanan olağanüstü siyasi süreçte seçmenleriyle birlikte hareket ederek yeni bir siyasi yol çizen eski CHP’li meclis üyeleri Vahap Aka, Sadettin Yıldırım, Gökhan Cingil, Gamze Tuna, Kayhan Tuğ ve Faysal Buğday’a da yeni siyasi hayatlarında başarılar diliyorum.

Benim eleştirdiğim nokta; çok kısa süreler içerisinde sürekli değişen siyasi adresler ve bunun kamuoyunda oluşturduğu soru işaretleridir.

Karacabey’de son günlerde yaşanan tartışma da tam olarak bunun üzerine kurulu.

Bugün Yeni Parti’nin ilçe yönetim listesine bakanlar tanıdık bir isimle karşılaştı: Turgay Deniz.

Aslında Karacabey siyasetini yakından takip edenler için bu sürpriz değildi. Ancak süreci yakından bilmeyen birçok kişi, “Daha bir iki hafta önce Anahtar Parti ile anılıyordu, şimdi ne oldu?” diye haklı olarak tepkisini ortaya koydu.

Hafızaları biraz geriye saralım…

Turgay Deniz siyasette ilk olarak MHP’de görüldü. Ardından İYİ Parti’nin Karacabey kurucu kadrolarında yer aldı, ilçe yöneticiliği yaptı ve Bursa İl Yönetim Kurulu’na kadar yükseldi. O günlerde de uzun soluklu mücadele, siyasi sadakat ve partiye bağlılık mesajları veriliyordu.

Sonra o sayfa kapandı.

Ardından Anahtar Parti süreci başladı.

İlk başta kendisi İl Yönetimine önerildi ama kabul görmedi.

Sonrasında Karacabey’de ilçe başkanlığı için adı günlerce konuşuldu. Kulislerde “iş tamam” denildi. Hatta Anahtar Parti Bursa İl Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde “ilçe başkanı” olarak ismi yayımlandı. Birçok kişi mazbata tarihini konuşurken Ankara’dan gelen “ret” kararıyla süreç tersine döndü ve ilçe başkanlığı görevi için başka bir isimle yola devam edildi.

Siyasette bunlar yaşanabilir.

Bazen göreve gelirsiniz, bazen gelemezsiniz.

Olgunlukla karşılanır, mücadeleye devam edilir.

Ancak Karacabey’de hikâye burada bitmedi.

Anahtar Parti’nin mürekkebi kurumadan bu kez aynı isim Yeni Parti’nin ilçe yönetim listesinde yer aldı.

İşte tam da burada insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Acaba Turgay Deniz bir siyasi çizgiyi mi takip ediyor, yoksa şartlara göre değişen bir siyasi tercih mi söz konusu?

Çünkü dikkat çeken nokta parti değiştirmesi değil.

Dikkat çeken nokta, bunun bu kadar kısa süre içerisinde gerçekleşmesi.

Yıllardır merkez sağ siyasetin farklı adreslerinde görev alan ya da görev almaya çalışan bir ismin, Anahtar Parti’de ilçe başkanlığı için adı gündemdeyken yalnızca bir iki hafta içerisinde bambaşka bir siyasi çizgide kendisine yer bulması gerçekten izaha muhtaç bir durumdur.

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:

Bir ya da iki hafta içerisinde ne değişti?

Daha birkaç gün önce Anahtar Parti Bursa İl Başkanlığı’nın resmi hesaplarında Karacabey ilçe başkanı olarak duyurulan bir isim, nasıl oldu da bugün kendisini başka bir siyasi partinin yönetiminde buldu?

Çünkü burada sorgulanan şey parti değiştirmek değildir.

Sorgulanan şey, bu kadar kısa sürede yaşanan yön değişikliğinin gerekçesidir.

Eskilerin güzel bir sözü vardır: “Yolcu, bahanesini bavulundan önce hazırlarmış.”

Nitekim süreç devam ederken bizimle yaptığı telefon görüşmesinde, Anahtar Parti ilçe başkanlığıyla ilgili olarak “iş yoğunluğu” gerekçesini dile getirmiş, ardından da “Ben Anahtar Parti’ye bir isim önerdim, şu anda onunla görüşüyorlar.” ifadelerini kullanmıştı. O gün yapılan bu açıklama, ilçe başkanlığı sürecinin kendi tercihi doğrultusunda şekillendiği izlenimini oluşturuyordu.

Ancak çok kısa bir süre sonra aynı ismin bu kez Yeni Parti’nin ilçe yönetiminde yer alması, ister istemez o gün yapılan açıklamaları yeniden sorgulatıyor.

Peki önceki adres yanlışsa, o gün yapılan açıklamaların samimiyeti neydi?

Yok eğer o gün doğru olan buysa, bugün değişen nedir?

İşte kamuoyunun cevap beklediği soru tam da budur.

Elbette her siyasi partinin kapısı herkese açıktır.

Ancak burada yalnızca Turgay Deniz’e değil, Yeni Parti Karacabey Kurucu İlçe Başkanı Mustafa Utku’ya da bir soru yöneltmek gerekiyor.

Bu soru sadece Turgay Deniz özelinde değil…

Henüz kuruluş aşamasındaki bir partinin, kısa süre içerisinde birçok siyasi adres değiştirmiş isimleri yönetim kadrolarına dahil etmesi gerçekten nasıl bir mesaj vermektedir?

Yeni bir siyasi hareket, kamuoyunda güven duygusunu bu isimlerle mi oluşturacaktır?

Çünkü seçmen artık sadece kimin hangi partiye geçtiğine bakmıyor.

Neden geçtiğine de bakıyor.

Karacabey seçmeninin hafızası güçlüdür.

Kimlerin hangi söylemlerle yola çıktığını, hangi kapıları çaldığını ve hangi gerekçelerle yeni kapılar araladığını unutmaz.

Siyasette en büyük sermaye rozet değildir.

Rozet bugün vardır, yarın değişir.

Asıl önemli olan duruştur.

İnsanların “Bu kişi hangi partide?” diye düşünmek zorunda kalmamasıdır.

Yıllarca aynı partide seçim kaybedip yine de mücadelesinden vazgeçmeyen insanlar var. Bu duruşu her zaman takdir ederim. Ancak siyaset sadece koltuğu koruma sanatı değildir; zamanı geldiğinde bayrağı yeni isimlere devretmeyi de bilmektir.

Bir de siyasi kariyerini adeta navigasyon cihazı gibi “Yeni rota oluşturuluyor.” uyarısıyla sürdürenler…

Sonuç olarak…

Siyasette parti değiştirmek eleştirilebilir ama anlaşılabilir olmalı.

Ancak günler içerisinde yaşanan rota değişiklikleri ve sürekli yeni siyasi adres değişiklikleri, bir süre sonra kişiyi değil, siyasetin ciddiyetini tartıştırmaya başlar.

Bugün Karacabey’de birçok kişinin aklındaki soru artık “Turgay Deniz hangi partide?” değil.

Asıl merak edilen soru şu:

Yarın hangi partide?

Son olarak bir noktayı da özellikle belirtmek isterim.

Bu yazının amacı hiç kimseyi itibarsızlaştırmak, hedef göstermek ya da herhangi bir siyasi yapının hesabına kalem oynatmak değildir. Benim herhangi bir siyasi partinin, kişinin ya da grubun yönlendirmesiyle hareket etmediğimi bilen bilir. Gazeteciliğin ve köşe yazarlığının gereği; doğru gördüğünü savunmak kadar, yanlış gördüğünü de eleştirebilmektir.

Bir siyasetçinin parti değiştirmesini, siyasi tercihlerini ya da kamuoyunda oluşan soru işaretlerini değerlendirmek ne antidemokratiktir ne de kişilik haklarına saldırıdır. Aksine bu, siyasetin ve basının doğal denetim mekanizmasının bir parçasıdır.

Ben burada yalnızca siyasi tutarlılığı, duruşu ve ilkesel siyaseti savunuyorum. Dün söylediklerinin arkasında bugün de durabilen, şartlar değiştiğinde ilkelerini değiştirmeyen insanların siyaset yapmasını önemsiyorum. Bu nedenle yazdıklarım birilerinin talimatıyla değil, kendi gazetecilik anlayışım ve vicdanım doğrultusundadır.

Öte yandan eleştirinin özgürce yapılmasından söz edenlere küçük bir hatırlatma yapmak gerekiyor. Eleştiri elbette demokrasinin vazgeçilmezidir. Ancak eleştiri hakkını kullanırken herkesin önce kendi siyasi geçmişine, aldığı kararlara ve kamuoyundaki karşılığına da bakabilmesi gerekir.

Yıllardır aynı siyasi koltukta oturanların, kendi partisinin bulunduğu noktayı, Karacabey’deki siyasi karşılığını ve yönetim anlayışını sorgulamadan yalnızca başkalarının siyasi tercihleri üzerinden ahlak, hakkaniyet ve demokrasi tartışması yürütmesi de değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Aynı şekilde, yıllardır değişmeyen siyasi yapılanmalara, belirli çevrelerin etkisinde şekillendiği yönündeki eleştirilere ve kamuoyunda zaman zaman dile getirilen aile, eş, dost, ahbap ilişkileri üzerinden yürüdüğü iddia edilen siyaset anlayışına hiç bakmadan, yalnızca birkaç haftalık bir siyasi süreci eleştiriyorum diye “itibarsızlaştırma” olarak nitelendirmek de siyasetin doğasına uygun bir yaklaşım değildir.

Madem eleştiri demokrasinin vazgeçilmezidir; o halde herkes önce kendi siyasi karnesine bakabilmeli, kendi durduğu noktayı da sorgulayabilmelidir.

Çünkü siyasette yalnızca başkalarının hatalarını görmek kolaydır; asıl mesele, insanın kendi aynasına bakabilmesidir.

Eleştiri varsa cevap da olacaktır. Ancak basının eleştirme hakkını “itibarsızlaştırma” olarak görmek, demokratik siyasetin temel unsurlarından biri olan eleştiriye tahammül konusunda yeniden düşünmeyi gerektirir.

************************************DİP NOT:********************************************

Karacabey’de bir siyasi ilçe başkanının, gazetemizde yer alan bir haber üzerinden başka bir siyasi isim için kaleme aldığı savunmaya cevabımız bellidir: Sayın Başkan YÖREM GAZETESİ’nin tarafınıza gösterdiği kırmızı kart cezanız devam ediyor!

Çünkü gazetecilik; birilerinin sözcülüğünü yapmak değil, kamu adına doğru bildiğini yazabilmektir. Kalemini kişisel veya siyasi hesapların hizmetine sunan anlayışla aramızdaki mesafe de bundan sonra aynı şekilde korunacaktır.


Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Yanıtı iptal et

Trending

Exit mobile version