Genel
RAMAZANDA ZEKAT VE SADAKA PAYLAŞMANIN MANEVİ HAZZI

İnfakın farz olanına zekât adı verilir. Zekât’ın ilk anlamı “artma ve çoğalma” demektir. Zekât’ın Kur’ani açılımı, “artmak ve arınmak için ödenmesi gereken bedeli ödemek” demektir. Zekâtı verilen malın artışı, budanan çubuğun üzümündeki artışa benzer. Bu artış meyvenin artışıdır ve buna “bereket” adı verilir.
İnfak, malı çoğaltır, büyütür ve bereketlendirir Ebû Hüreyre (ra)’den nakledildiğine göre Allah Rasûlü (sav) şöyle buyurmuştur: “Sadaka/zekât vermek, maldan hiçbir şey eksiltmez.” (Müslim, Birr, 69)
Kullukta yücelmenin iki kanadı vardır: Biri kuldan Allah’a uzanan boyutu temsil eden namaz, diğeri kuldan kullara uzanan boyutu temsil eden infak. Bu çift kanat en güzel ifadesini Mâûn Suresi’nde bulur. Şu âyet de bu hakikati ifade eder:
وَالْمُقِيمِى الصَّلَوةِ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُون
“….Namazı hakkını vererek kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler” Hac 35
Muhterem kardeşlerim
Zira Kur’an infak konusunda mü’minlere Allah’ın cömertliğini şöyle hatırlatıyordu:
مَثَلُ الَّذِينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ فِى سَبِيلِ اللهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ اَنْبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ فِى كُلِّ سُنْبُلَةٍ مِائَةُ حَبَّةٍ وَاللهُ يُضَاعِفُ لِمَنْ يَشَآءُ وَاللهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ
“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak veren ve her başakta yüz dane bulunan tohuma benzer. Allah dilediğine kat kat verir: Zira Allah (rahmetiyle) sınırsızdır, her şeyi tarifsiz bilendir”.Bakara 261
Bu âyet, yürek kulağı olup gönlüyle dinlemeyi bilene çok şey söylüyordu. İlk söylediği şey şu hakikatti: Allah için vermek, vermek değil almaktır. Bu, tıpkı Hz. İbrahim’in evladını infak edişine benziyordu. O İsmail’ini göz kırpmadan verdi, Allah ondan İsmail’ini almadığı gibi, üzerine bir de İshak koydu. Âyetin söylediği ikinci hakikat şuydu: Allah’ın kulun infakına karşılık olarak bire yedi yüz verdiğine iman eden kul, hep daha fazlasını vermeğe çalışmalıdır. Esasen âyetteki “bire yedi yüz” rakamı, “hadsiz ve hesapsız karşılık”tan kinayedir.
Yine Rabbimiz başka bir ayeti kerimede infak ahlakına dair şu uyarılarda bulunur.يَآاَيُّهَا
الَّذِينَ اَمَنُوا لاَ تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَاْلاَذَى كَالَّذِى يُنْفِقُ مَالَهُ رِئَآءَ النَّاسِ وَلاَ يُؤْمِنُ بِاللهِ وَالْيَوْمِ اْلاَخِرِ
“Siz ey iman edenler! İnsanlara gösteriş için malını harcayan, Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimse gibi başa kakarak ve gönül inciterek yardımlarınızın sonucunu iptal etmeyiniz! Bakara 264
Evet sonunda başa kakılan ve gönül inciten bir yardım, Allah adına değil, gösteriş için yapılan bir yardımdır. Allah’ın gördüğüne yürekten inanan birinin sırf başkaları görsün diye iyilik yapması, o iyiliğin dayandığı ahlaki dinamikleri tahrip eder. Ahlaki olandan hareketle yapılmamış bir iyilik, sonuçta gerçek bir iyilik değil, iyilik kisvesi altına saklanmış bir aldatış ve aldanıştır.
İnfak ahlakından mahrum olmanın bir başka boyutu da: sahip olduğunun en kötüsünü vermek. Kur’an’ın naklettiği Âdem’in iki oğlu kıssa-meselinde, Habil sahip olduğunun en iyisini Allah’a kurban sunarak onun rızasını celbetmiş, Kabil ise sahip olduğunun en kötüsünü Allah’a kurban sunarak Allah’ın gazabını celbetmiştir. Habil’in kurbanı onu Allah’a yaklaştırırken, Kabil’in kurbanı onu Allah’tan uzaklaştırmıştır. Burada sorun infak etmekten mahrum olmak değil, infak ahlakından mahrum olmaktır.
İnfakın açıktan veya gizli yapılması meselesi de bir infak ahlakı meselesidir. İnfakın açıktan yapılması infak ahlakındaki bir zaafa delalet etmez. Yeter ki bu isteğin arkasında görünme ve gösterme tutkusu yatmasın. Fakat gizli olması, Allah’ın daha hoşuna gider. İşte infak ahlakıyla ilgili pasajın sonlarında yer alan şu âyet bu hakikati dile getirir:
اِنْ تُبْدُوا الصَّدَقَاتِ فَنِعِمَّا هِىَ وَاِنْ تُخْفُوهَا وَتُؤْتُوهَا الْفُقَرَآءَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَيُكَفِّرُ عَنْكُمْ مِنْ سَيِّئَاتِكُمْ وَاللهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
“Eğer yardımları açıktan yaparsanız, o da hoş. Yok eğer onu ihtiyaç sahiplerine gizlice verirseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına kefaret olur. Zira Allah yaptıklarınızın tümünden haberdardır”.Bakara 271
Hakikaten zekât uzak ve yakın demeden Müslümanların arasında bir köprü işlevi görür. Mesafeleri kaldırıp uzakları yakınlaştırır. Yardımlarımızı, dünyanın en uzak yerlerindeki yoksul ve fakirlere, yetim ve kimsesizlere ulaştırmamıza vesile olur. Zengin ve fakir Müslümanları buluşturur, nice gönlü kırık mazlum ve muhtaçlara bizleri kavuşturan
“الزَّكاةُ قَنطَرَةُ الإسلامِ”
“Zekât, İslâm’ın köprüsüdür. ”(Beyhakî, Şuab, III, 20; )
Rabbim
Sevdiği şeylerden infak ederek meleklerin ve insanların duasını alan, muhtaçların gözyaşını silen, dertlerine derman, yaralarına merhem olan, verdikçe kazanan, malı bereketlenen, ömrü hayırlanan, huzuru yakalayan, sevenleri artan, haksızlıklardan korunan, mükafatlara nail olan ve nihayetinde Allah’ın rızasını kazanan kullarından eylesin.
Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login