Yerel

ÖFKE KONTROLÜ: GÜCÜMÜZÜ YIKIMDA DEĞİL, İNŞADA KULLANALIM

Öfke, insanın fıtratında var olan bir duygudur. Ancak kontrol edilmediğinde hem bireye hem aileye hem de topluma zarar veren bir ateşe dönüşebilir. Asıl mesele öfkelenmemek değil, öfkeyi yönetebilmektir. Dinimiz bize, duygularımızı inkâr etmeyi değil; onları hikmetle yönlendirmeyi öğretir.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Onlar bollukta da darlıkta da infak ederler, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah iyilik yapanları sever.” (Âl-i İmrân, 3/134)

Bu ayet, müminin en önemli vasıflarından birinin öfkesini kontrol edebilmek olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. “Öfkeyi yutmak” ifadesi, öfkenin tamamen yok olması değil; onu taşkınlığa, kırıcı söz ve davranışlara dönüştürmemektir. Çünkü bir anlık öfke, yılların emeğini silebilir; bir cümle, bir gönlü yıkabilir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) öfke konusunda bizlere rehberlik etmiştir. Bir sahabi Resûlullah’a gelerek, “Bana öğüt ver.” dediğinde Efendimiz (s.a.s.) üç defa “Öfkelenme!” buyurmuştur. (Buhârî, Edeb, 76)

Yine bir hadis-i şerifte şöyle buyurur:

“Gerçek pehlivan, güreşte rakibini yenen değil; öfkelendiği zaman nefsine hâkim olandır.” (Buhârî, Edeb, 102; Müslim, Birr, 107)

Bugün aile içi tartışmaların, komşuluk kavgalarının, trafikte yaşanan taşkınlıkların ve hatta toplumsal ayrışmaların temelinde çoğu zaman kontrolsüz öfke vardır. Oysa mümin, tepkisel değil; bilinçli davranan insandır. Öfke anında susabilmek, ortamı terk edebilmek, abdest almak, iki rekât namaz kılmak ya da konuyu ertelemek; hem sünnete uygun hem de psikolojik açıdan sağlıklı yöntemlerdir.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurur:

“Biriniz öfkelendiği zaman ayakta ise otursun; öfkesi geçmezse uzansın.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 3)

Öfke çoğu zaman incinmişliğin, anlaşılmamışlığın ve sabırsızlığın sonucudur. Sabır ise müminin en büyük zırhıdır. Rabbimiz, “Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2/153) buyurmaktadır. Sabır; haksızlığa boyun eğmek değil, tepkimizi bilinçle seçmektir.

Unutmayalım ki bir müminin dili ve eli başkalarına zarar vermemelidir. Kırdığımız bir kalbin telafisi bazen mümkün olmaz. O halde öfkemizi bastırmak değil; onu terbiye etmek, dönüştürmek ve hayra yönlendirmek zorundayız.

Geliniz, ailemizde, iş yerimizde, sokakta ve trafikte öfkemizi kontrol ederek örnek olalım. Çocuklarımıza bağırarak değil, sabırla rehberlik edelim. Fikir ayrılıklarımızı kırıcı sözlerle değil, nezaketle ifade edelim.

Unutmayalım: Güç, bağırmakta değil; susabilmektedir. Haklı olmakta değil; hakikati güzel bir üslupla savunabilmektedir.

Rabbim bizleri öfkesini kontrol edebilen, affedebilen ve gönül yapabilen kullarından eylesin. Âmin.


Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Yanıtı iptal et

Trending

Exit mobile version