Yazarlar

NEDEN YALNIZLAŞTIK?!..

Z kuşağı pek bilmese de biz eskiler, eskilerle hep birlikte bir yolculuk yapalım istedim. Bugünün steril ve mesafeli dünyasında bu yazdıklarımı yaşamayan Z kuşağı, kaleme aldıklarımı bir başka gezegene aitmiş gibi hissedebilir.

Geleneksel mahalle kültürünün o sıcak, hafif isli ama güven veren havasını özlemle anmamak elde değil.

Eskiden “komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözü sadece bir öğüt değil, hayatın doğal bir ritmiydi. Bugün ise devasa blokların arasında, birbirimize fiziksel olarak en yakın, ruhsal olarak en uzak dönemimizi yaşıyoruz.

Eskiden komşu demek, kan bağı olmayan akraba demekti. Kapılar kilitlenmez, anahtar paspasın altına değil, doğrudan komşuya ya da mahallenin bakkal amcasına emanet edilirdi.

Bir evde soğan dahi kavrulsa, kokusundan “komşunun canı çekmiştir” diye bir tabak ayrılır, pişen yemek mutlaka komşuya gider ve o tabak asla boş dönmezdi.

O zamanlar evlerin önü, bugünün sosyal medya akışları gibiydi; canlı, samimi ve filtresiz. Sokak baştan sona çocuklarındı. Ve o çocuklar gönül rahatlığı ile oynadığı sokaklarda sadece annesinin değil, tüm mahallenin gözetimindeydi.

Cenaze olduğunda mahallede televizyon açılmaz, düğün olduğunda ise tüm sokak el birliğiyle hazırlık yapardı. Mahalleli birbirinin kefiliydi. Herkes kimin ne olduğunu bilirdi. Bugün ise kimseye güvenilmez, bizi takip eden gölgemizden bile korkar olduk.

Modernleşmenin getirdiği yalnızlık…

Ne yazık ki bahçeli evlerden, birbirini göremeyen yüksek bloklara taşındık. Birine bir şey sormak için kapı çalmak yerine, internete bakar olduk. Ve ne acıdır ki insan sıcaklığının yerini ekran soğukluğu aldı.

Şehirleşme ve teknolojik ilerleme bize konfor sundu ama karşılığında mahalle sıcaklığını aldı. Ve ardından yüksek güvenlikli siteler, yerini şifreli kapılara bıraktı.

Yeniden bağ kurmak mümkün mü?

Eski mahalle kültürünü birebir geri getirmek zor olsa da, bu “yalnızlaşma” döngüsünü kırmak yine bizim elimizde.

Küçük bir tebessüm, içten bir “günaydın” o eski köprüleri yeniden kurmanın ilk adımı olabilir.

Çünkü insan, ne kadar konforlu bir evde yaşarsa yaşasın, her zaman birine ihtiyaç duyar.

Bu nostaljik yolculuğa çıkmamı ve bu yazıyı sizlere aktarmamın nedeni önceki gün belki de dördüncüye izlediğim, bendim için Yeşilçam’ın en duygusal filmlerinden biri olarak gördüğüm, yalnızlığı en iyi anlatan Yıldız Kenter’in “Hanım” isimli filmidir. İzlememiş olanınız varsa mutlaka izlesin. O zaman bana hak vereceğinize ve bu nostaljik yolculuğa sizin de çıkacağınıza inanıyorum…


Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Yanıtı iptal et

Trending

Exit mobile version