Yerel
NARHIN, “TÜRK TARIMI VE ÇİFTÇİSİ BİTME NOKTASINDA! GIDA ARZ GÜVENLİĞİMİZ TEHLİKEDE!”

İYİ Parti Karacabey İlçe Teşkilatı Tarım Politikaları Başkanı Levent Narhın, Türkiye’de tarım sektörünün yaşadığı sorunlara ilişkin yaptığı açıklamada, artan girdi maliyetleri, üreticinin ürününü pazarlamakta yaşadığı sıkıntılar, fabrikaların sözleşme uygulamaları ve çiftçilerin borç yüküne dikkat çekti.
Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin tehlikeye girdiğini savunan Narhın, özellikle domates, kapya biber, karpuz, buğday ve arpa üreticilerinin yaşadığı sorunları gündeme taşıdı. Planlı üretim uygulamaları ve ihracat kısıtlamalarına yönelik eleştirilerini de dile getiren Narhın, yaşanan krizin yalnızca çiftçileri değil, gıda arz güvenliğini ve tarıma bağlı diğer sektörleri de etkileyebileceğini belirterek yetkililere çözüm çağrısında bulundu.
Narhın’ın yazılı açıklaması şöyle;
“Aziz Milletimiz ve Emektar Üreticilerimiz;
Bugün burada, Türkiye’nin en bereketli topraklarına ev sahipliği yapan, ülkenin gıda ambarı olan bir ovadan sesleniyoruz. Ancak ne yazık ki toprağımızdan bereket değil, feryat yükseliyor. Türk tarımı, tarihinin en karanlık, en sürdürülemez dönemlerinden birini yaşamaktadır. Alın teri döken, gecesini gündüzüne katan çiftçimiz artık üretemez, borcunu ödeyemez ve en acısı toprağına küser duruma getirilmiştir.
Yaşadığımız bu yapısal ve ekonomik krizin ana başlıklarını ve acı gerçekleri kamuoyunun dikkatine sunuyoruz:
1. Girdi maliyetleri kontrolden çıkmıştır!
Tüm tarımsal ürünlerde; yüksek ilaç, mazot ve gübre fiyatları belimizi bükmüştür. Enflasyonun ve döviz kuru bahanesinin arkasına sığınan girdi maliyetleri katlanarak artarken, çiftçinin ürettiği malın fiyatı yerinde saymaktadır. Çiftçi, tarlasına gübre atamaz, traktörüne mazot koyamaz hale gelmiştir.
2. Sanayicinin tek taraflı sözleşme oyunu ve ürün reddi
Özellikle salçalık domates ve kapya biber üreticilerimiz, dev salça ve konserve fabrikalarının insafına terk edilmiştir. Fabrikalar, çiftçiyle uzun vadeli ve tamamen kendi lehlerine olan tek taraflı sözleşmeler imzalamakta, hasat dönemi geldiğinde ise bu sözleşme maddelerine uymamaktadır. Tarladan fabrikaya giden domateslerde akılalmaz oranlarda yüksek fireler yazılmakta, sudan bahanelerle ürün reddi (mal kabul etmeme) yapılmaktadır. Çiftçinin alın teri, fabrika kapılarında çürütülmektedir.
3. Karpuz, biber ve sebze tarlada kalmıştır!
Büyük umutlarla ekilen karpuz ve biber başta olmak üzere tonlarca ürünümüz, pazarlama sorunları nedeniyle tarlada kalmıştır. Üretici, toplama ve nakliye maliyetini bile karşılayamadığı için ürününü sürmek, toprağa gömmek zorunda kalmaktadır. Bunun üzerine bir de piyasada dönen karşılıksız çek problemi eklenince, namusuyla ticaret yapmaya çalışan çiftçimiz dolandırıcıların ve fırsatçıların kucağına itilmiştir.
4. Stratejik ürünlerde fiyat vurgunu: Çiftçi tüccarın insafına bırakıldı!
Stratejik ürünlerimiz olan buğday, arpa ve şeker pancarında açıklanan alım fiyatları, çiftçinin gerçek üretim maliyetinin dahi altında kalmıştır. Daha da acısı, buğday ve arpa üreticimiz tam anlamıyla bir piyasa vurgununa kurban edilmiştir:
* Sezonda fiyat oyunu: Hasat zamanı, yani çiftçinin elinde ürün varken fiyatlar kasıtlı olarak çok düşük tutulmuş, piyasa baskılanmıştır.
* Ürün bittikten sonra ani yükseliş: Borç sarmalı yüzünden malını elinde tutamayan çiftçinin satışı biter bitmez, fiyatlar piyasada birdenbire fırlamıştır.
* Çiftçimiz piyasa spekülatörlerinin ve tüccarın inisiyatifine terk edilmiş, üreticinin kazanamadığı parayı emeğe ortak olmayan aracılar kazanmıştır. Emeğinin karşılığını alamayan üretici, önümüzdeki yıl bu stratejik ürünleri ekmeme noktasına gelmiştir.
5. Planlı üretim ve reçete dayatması çiftçiyi hapsetmiştir
Yeni getirilmeye çalışılan “Planlı Üretim Modeli”, sahadaki gerçeklerden uzak, masa başında hazırlanmış bir dayatmadır. Çiftçimiz, bu modelle para etmeyen, pazar payı olmayan ürünleri ekmeye mecbur bırakılmaktadır. Bununla da kalınmamış, tarımsal ilaçlarda getirilen reçete uygulamaları nedeniyle bürokratik engeller yaratılmış, çiftçinin doğru zamanda doğru ilaca erişim sorunu baş göstermiştir. Hastalanan ürün tarlada kururken, çiftçi reçete kuyruğunda bekletilmektedir.
6. İhracat kısıtlamaları ve satış kanallarının baltalanması
Tarım yönetiminin aldığı istikrarsız kararlar, uygulanan yasaklar ve ani ihracat kısıtlamaları, Türk çiftçisinin yıllardır binbir emekle inşa ettiği uluslararası satış kanallarını bozmuştur. Dış pazar hakkını kaybeden ürünler iç pazarda sıkışmış, fiyatlar taban yapmış ve üretim planlaması tamamen çökmüştür.
Değerli Kamuoyu; Bu Kriz Sadece Çiftçinin Değil, Tüm Türkiye’nindir!
* Çiftçimiz Tehlikeli Bir Finansman Sarmalına Düşmüştür: Üretici, mevcut borçlarını ödeyebilmek için atalarından kalan tarım arazilerini satmak zorunda kalmaktadır. Bir bankadan çektiği krediyi diğer bankanın borcunu kapatmak için kullanan çiftçimiz, içinden çıkılmaz bir finansal sarmalın içine hapsedilmiştir. Bankalar ve tarım kredi kooperatifleri icra kapılarını zorlamaktadır.
* Geliri sıfırlanan çiftçi, yeni ekipman, traktör veya yedek parça alamamaktadır.
* Bu durum, zincirleme bir reaksiyonla tarım makineleri imalatçılarından sanayiciye, yerel esnaftan tamirciye kadar küçük-büyük tüm sanayi çarklarını durdurma noktasına getirmiştir.
Açıkça uyarıyoruz: Çiftçinin iflas ettiği, toprağını satıp üretimden koptuğu bir senaryoda, kazanan hiç kimse olmayacaktır! Türkiye, çok büyük ve geri dönülemez bir gıda arz güvenliği krizi ile karşı karşıyadır. Yarın parası olanın bile ithal edecek gıda bulamayacağı günler kapımızdadır.
Yetkilileri derhal göreve, fabrikaları sözleşmelere sadık kalmaya, tarım politikasını yönetenleri ise masa başından kalkıp sahadaki çiftçinin sesini duymaya davet ediyoruz!
Toprak varsa hayat vardır, çiftçi varsa gelecek vardır!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur”
Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login