Yazarlar
İŞLETME YÖNETİCİLERİ DİKKAT!

BİLANÇO, GELİR TABLOSU VE NAKİT AKIŞI AYNI HİKÂYEYİ Mİ ANLATIYOR?
Bir işletmenin mali tablolarına tek tek baktığımızda farklı bilgiler karşımıza çıkar.
- Bilanço; işletmenin sahip olduğu varlıkları ve bu varlıkların hangi kaynaklarla finanse edildiğini anlamaya yardımcı olur.
- Gelir tablosu; işletmenin belirli bir dönemde ne kadar satış yaptığını, hangi maliyetlere katlandığını ve ne kadar kâr elde ettiğini anlamaya yardımcı olur.
- Nakit akış tablosu; işletmenin faaliyetleri sonucunda ne kadar nakit ürettiğini, bu nakdi nerede kullandığını ve finansman ihtiyacının nasıl oluştuğunu anlamaya yardımcı olur.
- Her bir tablo kendi başına önemli bilgiler sunar. Ancak asıl finansal analiz, bu tabloların birbirinden bağımsız okunmasıyla değil, birlikte değerlendirilmesiyle başlar.
Çünkü bir işletmenin satışları artabilir. Kârı yükselebilir. Aktifleri büyüyebilir. Ancak aynı işletmenin nakit sıkıntısı yaşaması da mümkün olabilir.
Burada karşımıza önemli bir soru çıkar: “Bilanço, gelir tablosu ve nakit akış tablosu gerçekten aynı hikâyeyi mi anlatıyor?”Yoksa tabloların her biri işletmenin farklı bir yüzünü mü gösteriyor?
I-) Bilanço ne söylüyor?
Serimizin önceki bölümlerinde bilançonun farklı taraflarını ayrı ayrı inceledik. Aktiflere baktık. Alacakları, stokları ve duran varlıkları değerlendirdik. İşletmenin kaynak tarafına geçerek borçları ve özkaynakları ele aldık.
Ancak bilanço yalnızca işletmenin ne kadar varlığa veya ne kadar borca sahip olduğunu göstermekle sınırlı değildir. Bilanço bize işletmenin finansal yapısının belirli bir tarihteki fotoğrafını da sunar.
Örneğin bir işletmenin; 200 milyon TL toplam varlığı, 120 milyon TL borcu, 80 milyon TL özkaynağı olduğunu düşünelim.
İlk bakışta işletmenin finansal yapısı hakkında önemli bir fikir elde ederiz.
Ancak henüz işletmenin bu kaynaklarla ne kadar satış yaptığını, ne kadar kâr elde ettiğini veya faaliyetlerinden ne kadar nakit ürettiğini tam anlamıyla yorumlayamayız. Yani bilanço bize önemli bir fotoğraf gösterir. Fakat filmin tamamını henüz göstermemektedir.
İşte burada gelir tablosuna geçmemiz gerekir.
II-) Gelir tablosu ne söylüyor?
Gelir tablosu, işletmenin belirli bir dönemdeki faaliyet sonuçlarını anlamamıza ve yorumlamamıza olanak sağlar.
- Satışlar ne kadar?
- Maliyetler ne kadar?
- Faaliyet kârı ne kadar?
- Finansman giderleri ne kadar?
- Dönem sonunda işletmenin elinde ne kadar kâr kalıyor?
Bunların tamamı gelir tablosunda karşımıza çıkar.
Örneğin bir işletmenin; 200 milyon TL toplam varlığı, 120 milyon TL borcu, 80 milyon TL özkaynağı olduğunu ve aynı işletmenin 200 milyon TL satış yaptığını ve dönem sonunda 20 milyon TL net kâr elde ettiğini düşünelim. Bilanço bize işletmenin 200 milyon TL varlığa sahip olduğunu söylerken, gelir tablosu bu varlıklarla belirli bir dönemde ne kadar faaliyet sonucu üretildiğine dair bilgi verir.
Ancak burada da başka bir soru ortaya çıkar:
20 milyon TL kâr elde eden işletmenin kasasına gerçekten 20 milyon TL girmiş midir? Cevap her zaman evet değildir. Çünkü satış yapılmış olabilir, ancak satış bedeli henüz tahsil edilmemiş olabilir. Stoklara para bağlanmış olabilir. Borçların vadeleri gelmiş olabilir. Finansman giderleri nedeniyle nakit çıkışı yaşanmış olabilir.
İşte bu nedenle yalnızca kâr rakamına bakmak da yeterli değildir.
III-) Kâr var, peki nakit nerede?
Serimizin daha önceki bölümlerinde de üzerinde durduğumuz gibi, kâr ile nakit aynı kavram değildir. Bir işletme satış yaparak gelir elde edebilir. Bu satışın maliyetlerini ve giderlerini dikkate aldığında kâr ortaya çıkabilir. Ancak satışın bedeli henüz tahsil edilmemişse, işletmenin kasasında aynı miktarda nakit bulunmayabilir.
Örneğin işletmenin 50 milyon TL tutarında satış yaptığını ve bunun 30 milyon TL’sinin vadeli olduğunu düşünelim. Gelir tablosunda satışın tamamı dikkate alınabilir. Ancak işletme açısından önemli olan başka bir gerçek vardır: “Satışın ne kadarı gerçekten tahsil edildi?”
Çünkü işletme çalışanlarının ücretlerini, tedarikçilerini, vergilerini, faizlerini ve vadesi gelen borçlarını yalnızca kâr rakamıyla değil, nakitle karşılamak zorundadır.
Bu nedenle kârın yanında nakit üretme gücünü de görmek gerekir.
Ve bizi doğrudan nakit akış tablosuna götüren soru tam olarak budur: “İşletme yaptığı faaliyetlerden gerçekten ne kadar nakit üretiyor?”
IV-) Nakit akışı ne söylüyor?
Nakit akış tablosu, işletmenin nakit hareketlerini anlamamıza yardımcı olur.
- İşletmenin faaliyetlerinden nakit geliyor mu?
- Yatırımlar için ne kadar nakit kullanılıyor?
- Borçlanma veya sermaye yoluyla ne kadar kaynak sağlanıyor?
Bunların tamamı işletmenin nakit yapısını anlamak açısından önemlidir.
Örneğin işletmenin gelir tablosunda 20 milyon TL net kâr olduğunu düşünelim. Ancak aynı dönemde ticari alacakların 30 milyon TL arttığını ve stoklara da önemli miktarda kaynak bağlandığını varsayalım.
Bu durumda işletme kârlı görünmesine rağmen faaliyetlerinden elde ettiği nakit beklenenden daha düşük olabilir. Bu durum bize işletmenin kötü olduğu anlamına gelmez.
Ancak yöneticinin şu soruyu sormasını gerektirir: “Kârımız neden aynı ölçüde nakde dönüşmüyor?”
Çünkü işletmenin sürdürülebilirliği açısından yalnızca kâr üretmek değil, bu kârın nakit yaratma kapasitesi de önemlidir.
V-) Üç tablo birlikte okunduğunda ne görürüz?
Şimdi üç tabloyu aynı işletme üzerinden düşünelim. İşletmenin;
Bilançosunda: 200 milyon TL aktif, 120 milyon TL borç, 80 milyon TL özkaynak, olduğunu varsayalım.
Gelir tablosunda: 200 milyon TL satış, 20 milyon TL net kâr, olduğunu varsayalım.
İlk bakışta tablo olumlu görünebilir. Ancak nakit akışına baktığımızda faaliyetlerden yaratılan nakdin düşük olduğunu, alacakların hızla büyüdüğünü ve stoklara önemli miktarda kaynak bağlandığını görürsek değerlendirmemiz değişebilir.
Çünkü burada üç farklı tablo değil, aslında aynı işletmenin üç farklı yüzü karşımıza çıkmaktadır.
Bilanço: “Kaynaklar nerede?” diye sorar.
Gelir tablosu: “Bu kaynaklarla ne kadar faaliyet ve kâr ürettik?”sorusuna cevap arar.
Nakit akışı: “Bu faaliyetlerin sonucunda gerçekten ne kadar nakit yarattık?” sorusunu ortaya koyar.
İşte finansal analiz tam olarak bu üç sorunun birlikte değerlendirilmesiyle güçlenir.
VI-) Tablolar birbiriyle çelişiyorsa ne anlama gelir?
Bir işletmenin satışları artıyor olabilir. Kârı yükseliyor olabilir. Aktifleri büyüyor olabilir.
Ancak aynı dönemde; ticari alacaklar daha hızlı artıyorsa, stoklar büyüyorsa, borçluluk yükseliyorsa, finansman giderleri artıyorsa, faaliyetlerden yaratılan nakit zayıflıyorsa, yöneticinin yalnızca satış ve kâr artışına bakarak olumlu bir sonuca ulaşması doğru olmayabilir. Burada tabloların birbiriyle “çeliştiğini” söylemek yerine, aynı ekonomik olayın farklı sonuçlarını gösterdiğini düşünmek gerekebilir.
Örneğin satışların artması alacakların da artmasına neden olabilir. Büyüme stok ihtiyacını artırabilir. Stok ihtiyacındaki artış işletme sermayesi ihtiyacını yükseltebilir. İşletme sermayesi ihtiyacı arttığında borçlanma gündeme gelebilir. Borçlanma arttığında finansman giderleri yükselebilir.
Bütün bunların sonucunda gelir tablosunda görünen kâr ile nakit akışı arasında önemli bir fark oluşabilir.
Yani tek bir gelişme, üç mali tablo üzerinde farklı izler bırakabilir.
VII-) Yönetici üç tabloya bakarken hangi soruları sormalı?
Üç mali tabloyu birlikte okuyan bir yöneticinin kendisine bazı temel soruları sorması gerekir.
Bilanço için: Varlıklarımız nerede? Borçlarımız ne kadar? Özkaynağımız ne durumda?
Gelir tablosu için: Satışlarımız ne kadar büyüdü? Kârlılığımız nasıl değişti? Kârın kaynağı nedir?
Nakit akışı için: Faaliyetlerimizden ne kadar nakit üretiyoruz?Yatırımlarımız için ne kadar nakit kullanıyoruz?Borçlarımızı hangi kaynakla ödüyoruz?
Bu soruların cevapları birlikte değerlendirildiğinde işletmenin finansal yapısı çok daha net bir şekilde ortaya çıkmaya başlar.
VIII-) Büyüme var, peki finansal güç de var mı?
Serimizin 15. yazısında büyümenin her zaman güçlenmek anlamına gelmeyebileceğini ele almıştık. Şimdi üç mali tabloyu birlikte okuduğumuzda bu konu daha da netleşmektedir.
Bir işletmenin satışları 100 milyon TL’den 150 milyon TL’ye çıkabilir. Ancak aynı dönemde; ticari alacakları 20 milyon TL’den 50 milyon TL’ye, stokları 15 milyon TL’den 40 milyon TL’ye, borçları ise 30 milyon TL’den 70 milyon TL’ye çıkmış olabilir.
Bu durumda işletme gerçekten büyümüştür. Fakat yöneticinin bir sonraki sorusu şu olmalıdır: “Bu büyümeyi finanse etmek için ne kadar kaynak kullandık?’’
Çünkü büyüme yalnızca satışların artması değildir. Büyüme aynı zamanda işletmenin daha fazla işletme sermayesine, daha fazla finansmana ve daha güçlü bir nakit yönetimine ihtiyaç duymasına da neden olabilir. Dolayısıyla üç tablo birlikte okunduğunda, büyümenin işletmeye ne kadar değer kattığı kadar, bu büyümenin işletmeye ne kadar finansal yük getirdiği de görülebilir.
IX-) Üç mali tablo, tek hikâye
Aslında serimizin başından bu yana farklı başlıklar altında hep aynı sorunun cevaplarını arıyoruz.
- İşletmenin parası nerede?
- Kaynakları nasıl finanse ediliyor?
- Ne kadar satış yapıyor?
- Ne kadar kâr ediyor?
- Kârı ne kadar kaliteli?
- Nakit üretebiliyor mu?
- Borçlarını taşıyabiliyor mu?
- Kaynaklarını verimli kullanabiliyor mu?
- Büyümesi finansal yapısını güçlendiriyor mu?
Artık bu soruların tamamını tek tek değil, aynı anda değerlendirebilecek noktaya geldik. Çünkü bilanço, gelir tablosu ve nakit akışı birbirinden bağımsız tablolar değildir. Bunlar aynı işletmenin farklı açılardan çekilmiş fotoğraflarıdır. Bir tabloyu tek başına okumak bize yalnızca bir parçayı gösterebilir.
Üçünü birlikte okumak ise işletmenin finansal hikâyesini daha bütüncül şekilde anlamamızı sağlar.
Son söz
Bir işletmenin finansal durumunu anlamak için yalnızca;
- Ne kadar varlığımız var?
- Ne kadar satış yaptık?
- Ne kadar kâr ettik? sorularını sormak yeterli değildir.
Asıl mesele, bu soruların birbirleriyle olan ilişkisini görebilmektir.
- Satış artıyor ama nakit neden artmıyor?
- Kâr yükseliyor ama borç neden büyüyor?
- Aktifler büyüyor ama kârlılık neden aynı hızda yükselmiyor?
- Büyüyoruz ama neden sürekli finansmana ihtiyaç duyuyoruz?
İşte bu soruların cevapları, mali tabloların tek tek değil, birlikte okunmasıyla ortaya çıkar.
Çünkü bilanço bize işletmenin finansal yapısını, gelir tablosu işletmenin performansını, nakit akışı ise bu performansın nakde nasıl dönüştüğünü anlatır.
Ve üç tablo birlikte okunduğunda artık yalnızca rakamları değil, işletmenin finansal hikâyesini görmeye başlarız.
Ancak burada serimizin artık son aşamalarına yaklaşırken yeni bir soru daha ortaya çıkıyor: Bütün bu göstergeleri birlikte değerlendirdiğimizde, işletmenin gerçekten finansal olarak sağlıklı olup olmadığını nasıl anlayacağız?
Bir sonraki yazımızda artık tek tek oranlardan veya mali tablolardan ziyade, işletmenin bütün finansal görünümünü birlikte değerlendireceğiz.
FİNANSAL SAĞLIK KARNESİ: ŞİRKETİN GERÇEKTEN GÜÇLÜ OLDUĞUNU NASIL ANLARIZ?
Bu çalışma genel finansal okuryazarlık ve mali tablo analizi amacıyla hazırlanmış olup, herhangi bir şirket, menkul kıymet veya yatırım aracı hakkında yatırım tavsiyesi ya da kişiye özel finansal yönlendirme niteliği taşımaz.
Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login