Yazarlar
İŞLETME YÖNETİCİLERİ DİKKAT!

FAALİYET VERİMLİLİĞİ: “ŞİRKET ELİNDEKİ KAYNAKLARI NE KADAR İYİ KULLANIYOR?”
Bir işletmenin kâr elde etmesi önemlidir. Nakit potansiyelinin olması da önemlidir. Borçlarını zamanında ödeyebilmesi de önemlidir. Ancak bütün bunların yanında başka bir önemli unsur daha vardır.
“Şirket elindeki kaynakları ne kadar verimli kullanıyor?”
Çünkü bir işletmenin yüksek miktarda varlığa sahip olması, bu varlıkları etkin kullandığı anlamına gelmeyebilir. Büyük bir stok, yüksek tutarda ticari alacak veya milyonlarca liralık duran varlık tek başına başarı göstergesi değildir. Asıl mesele, bu kaynakların işletmeye ne kadar ekonomik değer ve ne kadar satış gücü kazandırdığıdır.
Serimizin bir önceki yazısında likiditeyi ele alırken, şirketin vadesi gelen borçlarını zamanında karşılayıp karşılayamadığına bakmıştık. Şimdi ise soruyu bir adım ileri taşıyalım:
“Şirketin parasını ve kaynaklarını ne kadar hızlı ve verimli döndürebildiğini biliyor muyuz?” İşte burada karşımıza faaliyet verimliliği çıkıyor.
I-) Satış var, peki kaynaklar ne kadar verimli?
Bir şirketin satışlarının arttığını düşünelim. 100 milyon TL satış yapan bir şirketin satışları bir yıl sonra 150 milyon TL’ye çıkmış olsun. İlk bakışta bu oldukça olumlu bir gelişme gibi görünebilir.
Ancak aynı dönemde ticari alacaklar 20 milyon TL’den 80 milyon TL’ye, stoklar da 15 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükselmişse tablo biraz farklı okunmalıdır. Çünkü şirket daha fazla satış yaparken, daha fazla parasını müşterilerinde ve stoklarında bekletmeye başlamış olabilir.
Başka bir ifadeyle: Satış büyümüş, ancak kaynak ihtiyacı da satıştan daha hızlı büyümüş olabilir.
İşte faaliyet verimliliği tam olarak bu noktada önem kazanır. İşletme yöneticileri yalnızca “Ne kadar satış yaptık?” sorusunu değil; “Bu satışı elde etmek için ne kadar kaynağı işletmenin içinde tuttuk?” sorusunu da sorması gerekir.
Çünkü aynı miktarda satış yapan iki şirketten biri bunu daha az kaynak kullanarak gerçekleştiriyorsa, faaliyetlerini daha verimli yürütüyor olabilir.
II-) Ticari alacaklar: Para müşteride ne kadar bekliyor?
Bir işletme satış yaptığında gelir elde etmiş olabilir. Ancak satışın bedeli henüz tahsil edilmemişse, para işletmenin kasasına girmemiştir. Bu nedenle ticari alacaklar yalnızca bilançonun aktif tarafındaki bir rakam değildir. Aynı zamanda işletmenin müşterilerinde bekleyen parasını gösterir.
Örneğin bir şirketin 25 milyon TL’lik satış yaptığını ve müşterisine 120 gün vadeli satış gerçekleştirdiğini düşünelim. Muhasebe açısından satış gerçekleşmiştir. Ancak şirket açısından para henüz kasada değildir. Üstelik işletmenin çalışan ücretleri, kira, vergi, tedarikçi borçları ve finansman giderleri gibi ödemeleri devam etmektedir. Dolayısıyla satışın gerçekleşmesi ile paranın tahsil edilmesi arasındaki süre uzadıkça, işletmenin finansman ihtiyacı da artabilir.
Burada yöneticinin bakması gereken önemli göstergelerden biri alacak devir hızı, buna bağlı olarak da ortalama tahsil süresidir.
Basitleştirilmiş şekilde: Alacak devir hızı = Net satışlar / Ortalama ticari alacaklar
Alacak devir hızının yükselmesi, genel olarak alacakların daha hızlı tahsil edildiğine işaret edebilir. Ancak bu oran da tek başına değerlendirilmemelidir. Çünkü satışların vade yapısı, sektör koşulları, müşteri profili ve tahsilat politikaları sonucu etkileyebilir.
Asıl soru şudur: Şirket satışını yaptıktan sonra parasını ne kadar sürede geri alabiliyor?
III-) Stoklar: Sermaye depoda ne kadar kalıyor?
Bir işletme için stok gerekli olabilir. Üretim yapan bir şirketin hammaddesi, yarı mamulü ve mamulü olacaktır. Ticaret yapan bir işletmenin ise satmak üzere ürün bulundurması gerekir. Ancak stokların bulunması ile stokların verimli yönetilmesi aynı şey değildir.
Çünkü stokta bekleyen her ürün, bir anlamda işletmenin parasının henüz satışa dönüşmemiş bölümünü temsil eder. Örneğin 50 milyon TL stok taşıyan bir işletmenin bu stokları kısa sürede satıp tahsil etmesi ile aynı tutardaki stokların aylar boyunca depoda beklemesi aynı finansal sonucu doğurmaz.
Bu nedenle yöneticinin yalnızca “Stoklarımız ne kadar?” diye değil, “Stoklarımız ne kadar sürede satışa dönüşüyor?” diye sorması gerekir.
Burada kullanılan göstergelerden biri stok devir hızı, diğeri ise stokların ortalama bekleme süresidir.
Basitleştirilmiş şekilde: Stok devir hızı = Satışların maliyeti / Ortalama stok
Devir hızının yükselmesi, stokların daha hızlı hareket ettiğine işaret edebilir. Ancak burada da sektörün yapısı önemlidir. Bir market ile ağır sanayi işletmesinin stok devir hızlarını aynı ölçüyle değerlendirmek doğru olmayabilir. Dolayısıyla oranlar yalnızca kendi başına değil, sektör, geçmiş dönem ve işletmenin kendi hedefleriyle karşılaştırılarak anlam kazanır.
IV-) Ticari borçlar: Tedarikçiden gelen zaman
Faaliyet verimliliğine bakarken yalnızca işletmenin parasının nerede beklediğine değil, işletmenin ödemelerini ne kadar sürede yaptığına da bakmak gerekir. Çünkü işletmenin tedarikçilerine olan borçları, belirli ölçüde işletmeye zaman kazandırabilir.
Örneğin bir şirket malı bugün alıyor, ancak tedarikçisine 90 gün sonra ödeme yapıyorsa, şirket bu süre boyunca işletme sermayesinin bir bölümünü kullanmaya devam edebilir. Bu nedenle ticari borçların ödeme süresi de işletmenin nakit döngüsünde önemli bir unsurdur.
Ancak burada ince bir çizgi vardır. Tedarikçiye daha geç ödeme yapmak her zaman daha verimli olmak anlamına gelmez.
Çünkü aşırı uzun ödeme süreleri;
- Tedarikçi ilişkilerinin bozulmasına,
- İskonto fırsatlarının kaybedilmesine,
- Tedarikçinin mal veya hizmet vermekte isteksiz davranmasına,
- Gecikme maliyetlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Dolayısıyla amaç yalnızca borcu mümkün olduğunca geç ödemek değildir.
Amaç, işletmenin faaliyetlerini sürdürebileceği sağlıklı bir ödeme dengesi kurmaktır.
V-) Devir hızı bize ne söylüyor?
Faaliyet verimliliğinin önemli göstergelerinden biri de devir hızlarıdır. Çünkü bir varlığın işletmede ne kadar süreyle tutulduğu, o varlığın işletme sermayesine ne ölçüde bağlandığı hakkında fikir verebilir.
- Alacaklar ne kadar hızlı tahsil ediliyor?
- Stoklar ne kadar hızlı satılıyor?
- Ticari borçlar ne kadar sürede ödeniyor?
Bu üç sorunun cevabı aslında işletmenin nakit döngüsünü anlamamıza yardımcı olur.
Örneğin; alacakların tahsil süresi uzuyor, stokların işletmede kalma süresi artıyor, ancak tedarikçilere ödeme süresi kısalıyorsa, işletmenin nakit ihtiyacı ciddi biçimde artabilir.
Tam tersine, alacakların daha hızlı tahsil edildiği, stokların daha hızlı döndüğü ve tedarikçilere ödeme vadelerinin işletmenin faaliyet yapısıyla uyumlu olduğu bir yapı, işletmenin kaynaklarını daha etkin kullanmasına katkı sağlayabilir. Burada artık likidite ile faaliyet verimliliğinin birbirinden bağımsız olmadığını görüyoruz.
Likidite, paranın hazır olup olmadığını sorgularken; faaliyet verimliliği, paranın işletme içinde ne kadar hızlı döndüğüne bakar.
VI-) Aktif devir hızı: Şirket varlıklarıyla ne kadar satış üretiyor?
Faaliyet verimliliği yalnızca alacak ve stoklardan ibaret değildir. İşletmenin sahip olduğu toplam varlıkların ne kadar satış ürettiği de önemlidir.
Burada karşımıza aktif devir hızı çıkar.
Aktif devir hızı = Net satışlar / Ortalama toplam varlıklar
Örneğin bir işletmenin yıllık net satışları 200 milyon TL, ortalama toplam varlıkları 100 milyon TL ise aktif devir hızı 2 olarak hesaplanır. Bu, işletmenin sahip olduğu her 1 TL’lik ortalama varlık karşılığında yaklaşık 2 TL’lik satış ürettiğini gösterir. Ancak burada da tek başına “2 iyi, 1 kötü” gibi bir yaklaşım doğru değildir.
Sermaye yoğun sektörlerde yüksek miktarda duran varlık bulunması doğal olabilir. Buna karşılık daha az sermaye gerektiren sektörlerde aynı satış hacmine daha düşük varlıkla ulaşılabilir. Bu nedenle aktif devir hızı da yine sektör, geçmiş dönemler ve işletmenin kendi yapısı dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
VII-) Üç tablo, tek hikâye
İşte burada mali tablo analizinin en önemli noktalarından birine ulaşıyoruz. Faaliyet verimliliğini yalnızca bilanço üzerinden okumak yeterli değildir. Bilanço bize kaynakların nerede olduğunu gösterir. Gelir tablosu bu kaynaklarla ne kadar satış ve kâr üretildiğini gösterir. Nakit akış tablosu ise bu faaliyetlerin gerçekten ne kadar nakit yarattığını ortaya koyar.
Örneğin şirketin satışları artabilir. Gelir tablosunda büyüme görülebilir.
Ancak bilanço tarafında ticari alacaklar ve stoklar satışlardan daha hızlı büyüyorsa, işletmenin daha fazla işletme sermayesine ihtiyaç duyması mümkündür. Nakit akış tablosunda ise faaliyetlerden yaratılan nakdin aynı ölçüde artmadığı görülebilir.
Bu durumda yalnızca gelir tablosuna bakarak “Şirket büyüyor.” demek eksik bir değerlendirme olabilir.
Çünkü gerçek finansal hikâye, üç tablonun birlikte okunmasıyla ortaya çıkar.
Son söz
Bir işletmenin kaynaklara sahip olması önemlidir. Ancak asıl mesele, bu kaynakların ne kadar hızlı döndüğü, ne kadar satış ürettiği ve ne kadar ekonomik değer yarattığıdır. Ticari alacaklarda bekleyen para, stoklarda bağlı sermaye, duran varlıklara yatırılan kaynak ve tedarikçilere yapılacak ödemeler…
Bunların tamamı işletmenin günlük faaliyetlerini doğrudan etkiler. Bu nedenle yöneticinin yalnızca; “Ne kadar varlığımız var?” diye değil,
“Bu varlıklarla ne kadar iş üretiyoruz?” diye de sorması gerekir.
Çünkü verimlilik, daha fazla kaynağa sahip olmak değil; mevcut kaynaklarla daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir faaliyet yapısı oluşturabilmektir.
Serimizin önceki yazısında şirketin borçlarını zamanında ödeyip ödeyemediğine, yani likiditesine bakmıştık. Şimdi ise kaynakların ne kadar verimli kullanıldığını gördük.
Ancak önümüzde daha kritik bir soru var:
Şirket borç kullanıyorsa, bu borç gerçekten büyümeyi mi finanse ediyor; yoksa işletmenin taşıyamayacağı bir finansal yüke mi dönüşüyor?
Serimizin bir sonraki yazısında bu kez borçluluk ve finansal kaldıraç üzerinden şirketin borçla büyüme kapasitesini ve finansal riskini inceleyeceğiz.
Çünkü borç, doğru kullanıldığında işletmenin büyümesini hızlandırabilir.
Ama yanlış yapılandırıldığında, büyümenin kendisini bir finansal riske dönüştürebilir.
Bu çalışma genel finansal okuryazarlık ve mali tablo analizi amacıyla hazırlanmış olup, herhangi bir şirket, menkul kıymet veya yatırım aracı hakkında yatırım tavsiyesi ya da kişiye özel finansal yönlendirme niteliği taşımaz.
Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login