Yazarlar

İMARET CAMİ VE DAYI KARACA BEY

İlçenin Selimiye Mahallesi’nde bulunan İmaret Cami Fatih Sultan Mehmet’in büyük emirlerinden ve Rumeli Beylerbeyi olan Abdullah oğlu Dayı Celaleddin Karaca Bey tarafından 1446 yılında inşasına başlanmış ve 1457 yılında da tamamlanmıştır. Dayı Karaca Bey, 1456 yılında Belgrad Kuşatması’nda şehit düşünce, vasiyeti üzerine cami ailesi tarafından tamamlanmıştır.

Osmanlı dönemine ait bu tarihi yapının adı kayıtlarda “Kurşunlu Cami” olarak geçmektedir. Bu ismi almasındaki neden ise Osmanlı döneminde yapılan camilerin birçoğunda kubbe dış yüzeyleri hava şartlarından korunması amacıyla kurşun levhalarla kaplanmış olması. İmaret Cami de inşa edildiği dönemde (15. yüzyıl) kubbesinin tamamen kurşunla kaplı olması nedeniyle halk tarafından “Kurşunlu Cami” olarak adlandırılmış.

Geçmişte burada fakirlere yemek dağıtılan bir aşevi (imaret) olduğu için daha sonra buraya halk arasında İmaret Cami adı verilmiş. Zamanında burada medrese ve hamam da bulunduğu tarihi kayıtlarda yer almakta. Günümüzde bu birimlerden sadece cami ve türbeler ayakta kalmıştır.

1855 yılında “Küçük Kıyamet” diye adlandırılan 7,5 şiddetindeki depremde hasar gören ve Kurtuluş Savaşı sırasında Yunan işgalinde tahrip edilip yakılan cami, uzun süre kullanılamaz halde kalmış ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1971-1980 yılları arasında onarımdan geçirilerek tekrar ibadete açılmıştır.

Yapı; son cemaat yeri, ana ibadet mekanı ve yanlarda bulunan tabhane (misafirhane) odalarından oluşur. Orta kubbenin tepesinde sekiz cepheli bir aydınlık feneri yükselmektedir.

Silindirik gövdeli, tek şerefeli ve piramidal külahlı olan minaresi caminin güneybatı köşesinde yer alır.

Caminin bahçesinde, son cemaat yerinin hemen yanında Dayı Celaleddin Karaca Bey’in türbesi bulunmaktadır. İlçeye ismini veren önemli bir şahsiyetin kabrinin burada olması, yapıyı hem dini hem de tarihi açıdan vazgeçilmez bir ziyaret noktası kılmaktadır.

Dayı Karaca Bey kimdir?

İlçeye adını veren Dayı Karaca Bey, Fatih Sultan Mehmet’in en güvenilir komutanlarından ve Rumeli Beylerbeyi’dir. İstanbul’un fethi sırasında Ayvansaray ile Eğrikapı arasındaki orduya kumandanlık etmiştir.

“Dayı” lakabını, II. Murat’ın oğlu Şehzade Alaattin’in dayısı olmasından veya cömertliği nedeniyle “tâi” (anne tarafından gelen akraba) kelimesinden aldığı rivayet edilir.

Dayı Karaca Bey 1456 yılında Belgrad Kuşatması sırasında şehit düşmüş, vasiyeti üzerine cenazesi bir yıl sonra o zamanki adıyla Mihalıç’a getirilerek kendi yaptırdığı caminin avlusuna defnedilmiştir.

Cami bahçesinde başka kimlerin türbesi var

Caminin bahçesinde biri meçhul olmak üzere üç adet mezar yeri vardır. Bir tanesi camiye giriş kapısının hemen yanında olan Dayı Karaca Bey’in türbesi, bir diğer yapı ise eşi Bülbül Hatun ve Ahmet Bey Türbesi’dir. Ahmet Bey, Karaca Bey’in eşi Bülbül Hatun’un kardeşi, yani kayınbiraderidir.

Üçüncü ve meçhul mezarda ise bir erkek, bir kadın ve bir de çocuk yatmaktadır. Bu kişilerin kimler olduğu bilinmemekle beraber Karaca Bey’in soyundan olanların bu bölgede defnedildiği bilinmektedir.

Tarihi kaynaklarda 1472 – 1473 tarihli kadı sicillerinde Bülbül Hatun ve Ahmet Bey ruhuna cüz okunması için vakıf kurulduğu geçmektedir.

Bülbül Hatun ile kardeşi Ahmet Bey’in türbesi 1501-1502 yıllarında tamamlanmıştır. Bu türbe, Osmanlı erken dönem mimarisinin güzel örneklerinden biridir. Cami ve türbe kompleksi, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.


Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Yanıtı iptal et

Trending

Exit mobile version