Yazarlar
BATAN GEMİNİN MALLARI
2026 yılının Nisan ayının girmesiyle kendimizi köyümüzde, doğup büyüdüğümüz hayatın içinde bulduk. Baharın mutluluk verici, büyülü atmosferi içerisinde günlük yaşamımıza devam ettik. Her yıl olduğu gibi toprak emekçilerimiz, çiftçilerimiz de tatlı bir telaş ve umut dolu bir uğraş içerisindeydi. Her şey çok güzel olacak, kazancı bol, bereketli bir yıl olacak beklentisi vardı. Bu duygularla girdi köylülerimiz ve çiftçilerimiz yeni sezona.
Tava gelen topraklar büyük bir itinayla ve özenle sürülüp hazırlandı. Tohum ve fideler büyük bir titizlikle seçilip hazırlanan toprağa saçıldı, dikildi. Toprağın ihtiyacı olan gübreler eksiksiz şekilde toprakla buluşturuldu. Ekilip dikilen tarlalar büyük bir titizlikle takip edilip bitki zararlarına karşı her türlü önlem alındı ve ilaçlamaları yapıldı.
Bunca zahmet ve uğraşın karşılığında topraklar da karşılığını vererek üzerine ekilip dikilen bitkilere can verdi. Boy veren buğdaylar, arpalar ve mısırlar, göz açıp kapayıncaya kadar büyük ürün dökmeye hazır hâle geldi. Günler haftaları, haftalar birbirini takip ettikçe mahsuller büyüyüp yeşerdi, güzelleşti. Karpuzlar, domatesler birbirleriyle yarışırcasına büyüdü, büyütüldü. Bu yıl mahsulün bereketli ve bol olacağı, toprak emekçilerinin emeklerinin karşılığını alacağı konuşulur oldu.
Buraya kadar her şey çok güzel ve umut doluydu. Ne zaman ki ekim dikim bitti, hasat zamanı başladı, bizim çiftçilerde klasik homurdanmalar da başladı. Gerçi bu arada soğanın yaptığı sürpriz, soğan fiyatlarındaki dalgalanma, diğer ürünlerde de fiyatların yükseleceği beklentisini oluşturdu. Ancak bu umutlanma kısa sürdü. Tahıl ürünlerinde hasadın bereketli ve iyi olmasına rağmen açıklanan fiyatlar hayal kırıklığı yaşanmasına sebebiyet verdi. Hububat üreticisinin beklentisi başka baharlara kaldı.
Sıra geldi karpuz ve domatese. Perşembe’nin gelişi çarşambadan belli olurmuş derler. Karpuzda başlayan dip fiyatlar, domateste de giderek aşağıya çekildikçe çekildi. Dekar başına yapılan masrafların çıkması, para kazanmak bir hayal olurken yapılan masrafların yarısı dahi karşılanamadı. Hayaller, umutlar bir bir tükenirken emeklerimizden para kazanamadan, kazanılan birikimler de elden gitti. Etkili ve yetkili beylerde bu komediyi seyredip durdu.
Buraya kadar çiftçi ve üretici kardeşlerimizin hayat şartlarını özetlemeye çalıştım. Peki, bu iş neden böyle oluyor? Neden üreticimiz çalışırken, üretirken zarar ediyor? Öz sermayesini tüketiyor? Üretmenin suç sayıldığı bir düzen mi oluşuyor?
Görünen o ki eğer üreticimiz kafalarını kaldırıp kendilerine gelmezse bu işi sürdürmenin imkânı giderek kalmayacak. Tarımda çalışıp emek harcayanlar birer birer tarlasını, toprağını bırakıp üretmekten vazgeçecek. Nasıl vazgeçmesinler ki? Tarlasında üretirken kullandığı akaryakıtın, mazotun, gübrenin, ilacın fiyatlarını ona mal satan şirketler belirleyecek. Tohumun, ilacın fiyatları, tarlada çalışan işçinin ücreti yıllık enflasyona göre ayarlanacak. Bütün girdi maliyetleri hesap kitap yapılarak belirlenecek. Çiftçinin malının fiyatına gelince, senin bu buğdaya, bu karpuza, bu domatese, bu karnabahara, pırasaya ne kadar maliyetin var diye sormadan ürettiği ürün elinden alınacak. Kararının yanında, arkanda kimse durmayacak.
Vah benim tarım emekçim! Sen de bu şartlarda habire üretip çalışacak, mücadele edeceksin. Hem cebindeki kazandığın paralar gidecek hem de her yıl umutlanıp sonra hayal kırıklığı yaşamaya devam edeceksin.
Ah, keşke senin ürettiğinin karşılığı bu kadar değersiz hâle gelmişken, senin ürettiklerini tüketen halkımız da senin tarladaki fiyatlarınla pazardan ürünü alıp tüketebilse! Hiç olmazsa bununla mutlu olsan. Sana o kadarcık mutluluğu da çok görüyorlar. Tarlanda 10 liraya sattığın domatesin kilosunun markette 50 lira olduğunu görünce bırak mutlu olmayı, kahrolup duruyorsun.
Peki, ne olacak hacı abi diyorsanız, bu böyle gitmez, tükendik gerçekten, battık diyorsanız külahları önünüze koyup düşüneceksiniz. Ya omuz omuza verip güçlü bir örgütlenme ve dayanışma oluşturacaksınız ya da biraz az üretip üretimden gelen gücünüzü kullanacaksınız. İşte o zaman sizlerin değerinizi bu toplum ve bizi yönetenler gerçek değerinizi anlayacak. Yoksa boşa kürek çekmeye devam edeceksiniz.
Selamlar.
Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login