Yazarlar

AHBAP VE HALUK LEVENT DOSYASI:

İYİLİĞİN SAHİBİ KİM, HESABI KİM VERECEK?

Haluk Levent ve AHBAP hakkında yürütülen soruşturma, Türkiye’de sıkça karşılaştığımız iki uç yaklaşımı yeniden gündeme getirdi.

Bir tarafta, henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadan Haluk Levent’i bütünüyle suçlu ilan edenler var. Diğer tarafta ise deprem dönemindeki çalışmalarını gerekçe göstererek hesaplarının incelenmesini dahi haksızlık sayanlar…

Oysa hukuk, bu iki yaklaşımın da dışında durmak zorundadır.

Haluk Levent’in 6 Şubat depremleri sonrasında insanları bir araya getiren, yardımları organize eden ve toplumsal dayanışmayı görünür kılan çalışmalarını yok saymak hakkaniyetli değildir. Binlerce gönüllünün harekete geçirilmesi ve yardımların ihtiyaç bölgelerine ulaştırılması küçümsenemez.

Fakat bütün bunlar, yürütülen mali faaliyetlerin denetim dışında kalmasını gerektirmez.

Bir insanı geçmişte yaptığı iyilikleri görmezden gelerek, kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan suçlu ilan etmek ne kadar yanlışsa; yönettiği hesapların incelenmemesini ve tartışmalı işlemler hakkında makul açıklamalar istenmemesini savunmak da hukuk devleti bakımından o kadar yanlıştır.

Yardımın gerçek sahibi kim?

Deprem döneminde yapılan yardımların büyük bölümü vatandaşların bağışlarıyla gerçekleştirildi.

Bir organizasyonu kurmak, gönüllüleri bir araya getirmek ve yardımları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak değerlidir. Ancak organizasyon başarısı, kullanılan kaynağın sahibini değiştirmez.

O yardımlar yalnızca bir sanatçının veya dernek başkanının parasıyla yapılmadı. Öğrenciler harçlıklarından, emekliler maaşlarından, işçiler alın teriyle kazandıkları paralardan fedakârlık yaptı. Kimi battaniye gönderdi, kimi aracını tahsis etti, kimi günlerce yardım kolisi hazırladı.

Dolayısıyla deprem dayanışmasının asıl kahramanı, kendi rızkından vazgeçerek hiç tanımadığı insanlara el uzatan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıdır.

Haluk Levent’in ve AHBAP çalışanlarının emeğini teslim etmek gerekir. Ancak milletin ortak iyiliğini tek bir kişinin şahsında toplamak, bağışçıların fedakârlığını ve gönüllülerin emeğini görünmez kılar.

Hesap sormak iyilik düşmanlığı değildir

Devlet, vatandaşlardan topladığı vergilerle yol, hastane veya köprü yaptığında bunlar herhangi bir yöneticinin kişisel servetinden karşılanmış olmaz. Bir yöneticinin kamu kaynaklarıyla yapılan hizmetleri kendi cebinden yapmış gibi anlatması ne kadar anlamsızsa, vatandaşların bağışlarıyla gerçekleştirilen yardımları bir dernek yöneticisinin kişisel iyiliği gibi sunmak da o kadar yanlıştır.

Devlet bütçesiyle dernek bağışı hukuken aynı değildir. Ancak ortak bir ilke vardır: Belirli bir amaç için emanet edilen kaynağı kullanan kişi, o kaynağın hesabını vermekle yükümlüdür.

Bağışçı, parasının hangi projede, hangi kararla ve hangi belgeye dayanılarak kullanıldığını bilmek ister. Bu soruları sormak AHBAP düşmanlığı değildir. Tam tersine, yardım faaliyetlerine duyulan güveni korumanın yoludur.

Geçmişte iyilik yapmış olmak değerlidir; ancak hiç kimseye hukukun dışında hareket etme ayrıcalığı vermez. Kişiye duyulan güven ve emanet edilen paranın miktarı arttıkça hesap verme sorumluluğu da artar.

Bununla birlikte hesapların incelenmesi, suçun kanıtlandığı anlamına gelmez. Tutuklama da kesinleşmiş mahkûmiyet değildir. Haluk Levent’in savunması dinlenmeli, belgeler incelenmeli ve iddialar bağımsız yargı tarafından değerlendirilmelidir.

Masumiyet karinesi “hesap sorulamaz” demek değildir. Hesap sormak da “suçlu ilan etmek” değildir.

Son Söz: İyiliğin Payesi, Türkiye’mizde Kuvâ-yi Milliye Ruhuyla Yardıma Koşan Fedakâr Yurttaşlarımıza Aittir.

Haluk Levent’in geçmişte yaptıklarını yok saymak da bu geçmişi gerekçe göstererek denetimi reddetmek de hakkaniyetli değildir.

Hukukun görevi kahraman üretmek veya kahraman yıkmak değil; yapılan iyiliği inkâr etmeden yetkinin nasıl kullanıldığını ve emanet edilen paranın nereye harcandığını ortaya çıkarmaktır.

Ne geçmişte yapılan iyilikler beraat belgesidir ne de bugün yürütülen soruşturma kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüdür. İyiliğin payesi, Türkiye’mizde Kuvâ-yi Milliye ruhuyla yardıma koşan fedakâr yurttaşlarımıza; yönetme yetkisi görevlilere, hesap verme sorumluluğu ise bu yetkiyi kullananlara aittir.


Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Yanıtı iptal et

Trending

Exit mobile version