Güncel
“TÜRK MİLLETİNİN EN BÜYÜK ZAFERİ CUMHURİYET’TİR”
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı töreninde dikkat çeken bir konuşma gerçekleştiren Karacabey Kaymakamı Tahsin Kurtbeyoğlu, “Son yıllarda bütün dünyada artan miktarda kendi deyimleri ile ‘kıyamet savaşı’ çıkarabilmek için olağanüstü çaba sarf eden legal yapılar ya da illegal terör örgütlenmelerinin hedefinde şu sıralar “aile müessesi” vardır. Bu sapık ve sapkın zihniyet, gençlerimizi ve evlatlarımızı tamamen ya da düşünce ve inanç boyutuyla öz değerlerinden uzaklaştırarak, ailelerinden koparabilme gayreti içerisindedir. Bunu başardıkları zaman o gençler maalesef sapkın illegal örgütlerin malzemesi, kişinin kendisine ve başkasına zarar vermesi anlamında her türden kötü alışkanlıkların esiri olacaktır. Bu durum ise bir süre sonra yakın zamanda örneğini gördüğümüz gibi kendi halkına silah doğrultabilen, mankurtlaşmış, hiçbir milli manevi değeri kalmamış bir neslinin yeşermesi tehlikesi demektir. Buna asla izin vermemeli ve çok dikkatli olmalıyız.” uyarısı yaptı.
Karacabey’de geçtiğimiz Cuma günü Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başlayan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 99. yıldönümü kutlamaları, Cumartesi günü de düzenlenen programla devam etti. Törende dikkat çeken bir konuşma gerçekleştiren Kaymakam Tahsin Kurtbeyoğlu, “Her bir ferdimizin aklını, aileyi, nesli ve dilimizi koruması, Cumhuriyetimizin ilelebet muhafaza ve müdafaası için gerekli, hatta zorunludur.” dedi.
Cumhuriyet’imizin kuruluşunun 99. yıl dönümü kutlama programı kapsamında ilk olarak Karacabey Kaymakamı Tahsin Kurtbeyoğlu, ilçe protokolünün tebriklerini kabul etti. Kaymakamlıkta gerçekleşen tebriklerin kabulü sonrası Cumhuriyet Alanı’ndaki törene geçildi. Daha sonra Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hidayet Eraslan, protokol üyeleri, siyasi parti temsilcileri, daire amirleri, STK temsilcileri, öğrenci ve vatandaşların katıldığı törende Kaymakam Tahsin Kurtbeyoğlu ile Belediye Başkanı Ali Özkan, öğrencilerin ve halkın bayramını kutladı.
Tören programının sunumunu Karacabey Ortaokulu Türkçe Öğretmenleri Hatice Urgir ve Ali Fuat Tokdemir üstlendi.
Saygı duruşu ve okunan İstiklal Marşı’nın ardından kutlama programında günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yapan Kaymakam Tahsin Kurtbeyoğlu, Türkiye’nin muasır medeniyetler seviyesine yükselmesinin başlıca anahtarının çok çalışmak olduğunu vurguladı. Her kelimesi dikkat çeken anlamlı bir konuşmaya imza atan Kaymakam Kurtbeyoğlu, şu ifadelere yer verdi: “Bugün Cumhuriyet’imizin ilanının 99. yılını gururla ve büyük bir sevinçle kutluyoruz. Cumhuriyet’in ilan edildiği 29 Ekim 1923 günü aynı zamanda tarih boyunca birçok cihan devleti kurmuş olan Türk milletinin hür ve bağımsız yaşama savaşını da zaferle noktalamasını ifade etmektedir. “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde, hakkında tarih sahnesinden çekilmekten başka çaresinin kalmadığı, esaret altına alınması gerektiğine karar verilen Türk milleti büyüklüğünü bir kez daha bütün dünyaya göstermiş, dönemin bütün emperyal güçlerine acı bir yenilgi tattırmıştır. Her türlü iç ve dış engele rağmen hürriyetini kaybetmeme mücadelesi veren Türk milleti, kazandığı zaferini Cumhuriyet rejimi ile taçlandırmıştır.

Kısaca halkın kendi kendini yönetmesi olarak tanımlanan Cumhuriyet’in aynı zamanda demokrasi ve hukuk içerisinde, insan haklarına dayalı bir adalet anlayışını benimsemiş olduğunu da unutmamalıyız. Adalet anlayışı herkes için fırsat eşitliğini hakka ve hukuka mutlak uygunluğu ve hiçbir kişi, aile, zümre, sınıf anlayış veya ayrıcalık tanınmamasını da gerektirir. Esasen adalet, adeta bir denge kanunu içerisinde her şeyin yerli yerinde olması anlamındadır. Bu sebeple her bir fert bütün canlı ve cansız varlıklara karşı adalet ve iyilik içerisinde olmak, ayrımcılık, kötülük ve çirkinliklerden uzak olmak zorundadır. İşte Cumhuriyet’imizin dayandığı bu temelleri korumak ve gerçekleştirmek hepimizin ortak hedefi olmalıdır.
Bilindiği üzere önümüzdeki yıl Cumhuriyet’imizin 100. yılıdır. Hepimiz gerek öncesi, gerek milli mücadele yılları ve gerekse bugüne kadar olan süreci iyi değerlendirmek, anlamak ve çocuklarımıza doğru şekilde anlatmak durumundayız. Zira Atatürk’ün geleceğimizi emanet ettiği gençlerimizi iyi eğitemez, milli şuur veremez isek, emaneti korumak güçleşecektir. Çocuklarımız mutlaka yüksek standartta bir eğitim almış, aklının kıymetini bilen ve doğru şekilde kullanan, gelişmeyi hedef alan, eleştirel düşünceye sahip, özgüveni yüksek, her daim üretimi düşünen, ahlaklı, adaleti içselleştirmiş, özgür düşünceli, açık fikirli, milli manevi değerlere sahip, saygı ve sevgiyi özümsemiş, kendini rahatça ifade edebilen bireyler olmalılar ki Cumhuriyet’imiz de emin ellerde olsun.
Çok önemli olduğunu düşündüğüm bir konuya dikkatinizi çekmek isterim. Son yıllarda bütün dünyada artan miktarda kendi deyimleri ile ‘kıyamet savaşı’ çıkarabilmek için olağanüstü çaba sarf eden legal yapılar ya da illegal terör örgütlenmeleri, ahlakı ve nesli bozmaya çalışarak sapık ve sapkın yapılanmalarla birlikte hedeflerine aileyi almışlar, aile müessesini yok etmeye çalışmaktadırlar.
Bu amaçla evlatlarımızı tamamen ya da düşünce ve inanç boyutuyla öz değerlerinden uzaklaştırarak, ailelerinden koparabilme gayreti içerisindedirler. Bunu başardıkları zaman o gençler maalesef sapkın illegal örgütlerin malzemesi, kişinin kendisine ve başkasına zarar vermesi anlamında her türden kötü alışkanlıkların esiri olacaktır. Bu durum ise bir süre sonra yakın zamanda örneğini gördüğümüz gibi kendi halkına silah doğrultabilen, mankurtlaşmış, hiçbir milli manevi değeri kalmamış bir neslinin yeşermesi tehlikesi demektir. Hem Türk milletinin, hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini tehlikeye düşürecek olan bu hallerle karşılaşmamak adına ailemize, çocuklarımıza sahip çıkmamız elzemdir. Zira bir milleti, bir medeniyeti yok etmenin, bir devleti diz çöktürerek yıkmanın yolu önce aileyi ve eğitimi bozmak, genç nesli milli manevi değerlerden uzaklaştırmak, sonra da öz ve milli değerleri değersizleştirmekten geçmektedir. O halde aileyi korurken çocuklarımızın doğru ve iyi eğitim almalarını temin etmek, her türlü toplumsal değerlerimizin itibarsızlaştırılmasına müsaade etmemek son derece büyük önem arz etmektedir. Bu minvalde kendi tarihimizi ve yaşadığımız coğrafyanın nasıl vatan kılındığını da iyi anlamalıyız. Aksi takdirde geleceğimizi bilinmeyen karanlıklara sürüklenmeye bırakmış oluruz. Unutulmamalı ki tıpkı çevre gibi atalarımızdan miras kalan topraklarımız yani vatanımız, devletimiz, değerlerimiz bizden sonra gelecek nesillerin bizden alacaklarıdır.
Bir başka önem ve ciddiyetle korumamız gereken şey de dilimiz, Türkçe’mizdir. Dilin bozulması sadece yabancı kelime işgali ile değil, esasın değiştirilmesi, harf, hece ve anlamlarının kasıtla değiştirilmesi, hatta değersizleştirilmesi gayretleri tam anlamıyla milletimizin ve devletimizin varlığına kastedilmesi anlamına taşımaktadır. Zira biz biliyoruz ki dilini kaybeden milletler ve toplumlar, benliklerin de kaybetmiş, başkalaşmışlardır. Bütün bunları bilerek ve görerek her bir ferdimizin aklını, aileyi, nesli ve dilimizi koruması, Cumhuriyetimizin ilelebet muhafaza ve müdafaası için gerekli hatta zorunludur. Sağlam temellere dayanan bir devletin olmayışı, birlik ve beraberliğin bulunmayışı, demokratik olgunluk ve farklılıklar içinde birliğin temin edilememiş olması hallerinde özellikle öz değerlerine sahip çıkamayan milletlerin ne kadar aciz ve zor durumlara düştüklerini yakın coğrafyamıza bakarak bile görmek mümkündür.
İşte bu sebeple Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’imize sahip çıkmak, sımsıkı sarılmak, farklı düşüncelere sahip olsak dahi Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak ve yaşatmak, ortak faydada hiçbir ayrı gayrımızın olmaması elzemdir. Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, aziz şehitlerimizi, gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. İlelebet payidar olacağından hiç şüphe duymadığım Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olma özelliklerine, demokrasi ve insan haklarına bağlılığına, bir ve bütün olarak varlığına, güven ve huzur içerisinde birlik ve beraberlikle mutlu bir gelecek içinde olacağımıza olan inançla Cumhuriyet Bayramı’nızı kutluyor, saygılarımı sunuyorum.”

Daha sonra Karacabeyli Halk Şairi Süleyman Yücekaya, Karacabey Ortaokulu Öğrencisi Talha Kocaboz ve Karacabey Ortaokulu Öğrencisi Elif Zehra Acar’ın okudukları duygu yüklü şiirler büyük alkış aldı. Ardından da Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü folklor ekibinin gösterileri beğeniyle izlendi.
Yanı sıra, İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü Güreş Antrenörü Ali Varol öncülüğünde Karacabey Belediyesi Güreş Takımı’nın sergilediği jimnastik gösterileri görülmeye değerdi.
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okullarda düzenlenen, “Cumhuriyet” konulu resim, şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrenciler Kaymakam Tahsin Kurtbeyoğlu, Belediye Başkanı Ali Özkan ve Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hidayet Eraslan tarafından ödülle onurlandırıldı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Okul Sporlarından Sorumlu Beden Eğitimi Öğretmeni Mustafa Ekicioğlu yönetiminde tüm okulların geçit töreninin ardından sona erdi.















Güncel
BASIN İLAN KURUMU İLE ANADOLU ÜNİVERSİTESİ ARASINDA İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ
Protokolle, eğitim ve staj programlarından akademik çalışmalara, araştırma projelerinden ortak bilimsel etkinliklere uzanan geniş bir çerçevede iş birlikleri hayata geçirilecek.
Basın İlan Kurumu (BİK), kamu-akademi iş birliği vizyonu doğrultusunda üniversitelerle yürüttüğü ortaklıklara bir yenisini daha ekleyerek Anadolu Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı.
Protokol ile eğitim, uygulama ve sektör deneyimini bir araya getiren çalışmaların hayata geçirilmesinin yanı sıra öğrencilerin mesleki yetkinliklerinin artırılması ve medya alanındaki nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesi hedefleniyor.
Protokol, öğrencilere önemli fırsatlar sunacak
İmza töreninde konuşan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, protokolün özellikle iletişim ve basın-yayın alanında öğrencilere önemli fırsatlar sunacağını belirtti.
Rektör Adıgüzel, “İletişim bilimleri alanındaki güçlü birikimimizle, sektörle daha yakın temas kurmayı önemsiyoruz. Genel Müdürümüzle gerçekleştirdiğimiz görüşmeler sonucunda medya ve iletişim alanında yapılabilecek ortak çalışmaları değerlendirdik ve bu iş birliği protokolünü hayata geçirdik. Bu adımla birlikte başta basın-yayın alanı olmak üzere öğrencilerimizin sektöre hazırlanması ve istihdam olanaklarının artırılması hedeflenmektedir” ifadelerini kullandı.

İş birliği, sektöre geçişte köprü işlevi görecek
Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden biri olan Anadolu Üniversitesi’nde bulunmaktan büyük memnuniyet duyduklarını dile getiren Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay ise “İki köklü kurum arasında kurulan bu iş birliğinin; Eskişehir’deki yerel medya için olduğu kadar Üniversitede eğitim gören öğrencilerin sektöre daha hızlı uyum sağlamaları açısından da önemli bir köprü işlevi göreceğine inanıyoruz. Amacımız genç iletişimcilerin mesleki gelişimlerine katkı sunmak ve sektöre daha donanımlı bireyler kazandırmaktır” şeklinde konuştu.
Akademik ve mesleki iş birlikleri geliştirilecek
Genel Müdür Çay ve Rektör Adıgüzel’in imza attığı protokol çerçevesinde taraflar; sertifika programları, eğitim programları, seminer, çalıştay, konferans, uygulamalı eğitim, araştırma projeleri ve benzeri somut akademik ve mesleki iş birliği faaliyetleri gerçekleştirecek.
Eğitim materyallerinin geliştirilmesi, karşılıklı uzman desteği sağlanması ve ihtiyaçlar doğrultusunda özel eğitim programlarının tasarlanmasının yanı sıra öğrencilerin, akademisyenlerin ve kurum personelinin yer alacağı eğitim, araştırma ve sosyal sorumluluk projeleri yürütülmesi de protokol kapsamında yer alıyor.
Staj ve uygulamalı eğitim imkânı
Anadolu Üniversitesi öğrencileri, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda Basın İlan Kurumu bünyesinde uygulamalı eğitim ve staj imkânından yararlanabilecek. Staj programları, akademik takvimle sınırlı ve eğitim amaçlı olarak yürütülecek.
Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü Senato Odası’nda gerçekleştirilen imza törenine Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç, BİK Özel Kalem Müdürü Sabri İşbilen, Kurumsal İletişim Müdürü Uğur Çelik ile Bursa Bölge Müdürü Gökhan Eren de katıldı.
Güncel
ÇAY: TEYİT EDEMEDİĞİNİZ HABER GERÇEK DEĞİLDİR
Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nin İletişim Buluşmaları kapsamında öğrencilerle bir araya gelen Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, dezenformasyona karşı dikkatli olunması çağrısında bulundu.
Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Abdulkadir Çay, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi (İBF) tarafından “İletişim Buluşmaları” etkinliği kapsamında öğrencilerle bir araya geldi.
İBF Şener Şen Kültür Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını yapan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, akademisyenlerin, öğrencilerin ve iletişim profesyonellerinin katıldığı İletişim Buluşmalarının farklı disiplinlerden uzmanları ve görüşleri bir araya getiren önemli bir zemin olduğunu belirterek, “Bu buluşmalar, yalnızca bilgi aktarımı sağlamaz. Aynı zamanda düşünme biçimimizi de zenginleştirir” dedi.

Gazetecilik mesleğinin özü değişmez
Dijital dönüşümün, haberciliğin sınırlarını yeniden çizdiğini kaydeden Rektör Adıgüzel, haberin artık tek bir merkezden üretilmediğini, içeriğin çoğaldığını ancak bunun bilginin değerini azaltmadığını; aksine güvenilir bilginin önemini arttırdığını vurguladı.
Adıgüzel, şöyle konuştu:
“Bugün en temel mesele şudur. Bilgiye ulaşmak kolaydır. Doğru bilgiye ulaşmak ise hâlâ çaba gerektirir. Bu noktada gazeteciliğin rolü daha belirgin hâle gelir.
Çünkü gazetecilik, yalnızca aktaran değil, aynı zamanda süzen ve anlamlandıran bir meslektir. Gazetecilik geçmişim nedeniyle bu sorumluluğu çok önemsiyorum. Mesleğin özü değişmez. Hakikatin izini sürmek esastır. Araçlar değişir. Mecralar değişir. Ancak bu ilke sabit kalır.”

Yapay zekâ araçları haberciliği dönüştürüyor
Sektör öncülerinin yolun başındaki genç iletişimcilerle buluştuğu ve tecrübe aktarımında bulunduğu programın konuğu olan BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay, “Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.
BİK Genel Müdürü sunumuna ilanların tarihi, Kurumun işleyişi ve basın sektörüyle süreli yayınlara yönelik desteklerini anlatarak başladı.
Genel Müdür Çay, 2025 yılı itibarıyla resmî ilan ve reklam yayımlama hakkına sahip süreli yayınların sayısının 2 bin 173 olduğunu ve geçen yıl Kurumun yayımına aracı olduğu ilan ve reklam bedelinin 6 Milyar Türk Lirasını bulduğu bilgisini öğrencilerle paylaştı.
Abdulkadir Çay sunumunda yapay zekâ araçlarının gelişmesiyle birlikte gazeteciliğin değişen rolüne değinerek, şunları kaydetti:
“Yapay zekâ araçları haberciliği dönüştürüyor. Son yıllarda haberin ya da içeriğin kendisini üretebilen teknolojiler hız kazandı. Yani yapay zekâlar kendi haber ya da içeriklerini üretebilir duruma geldi. Birçok haber sitesinin içerikleri tamamen yapay zekâ tarafından üretiliyor.”

Güvenilir medya kuruluşlarına olan ihtiyaç arttı
Yeni teknolojilerin tehdit değil, birer araç olduğunu ve doğru kullanıldığında gazeteciliğin kalitesini artıracağını belirten Çay, sunumunda dezenformasyon ve türlerine karşı uyarılarda bulundu.
Çay, global raporlara göre insanların yüzde 58’inin internetteki haberlerin doğruluğunu ayırt etmekte zorlandığını, tam da böyle dönemlerde güvenilir medya kuruluşlarına olan ihtiyacın arttığını vurguladı.
Batı medyası yaptığı 7 Ekim haberleriyle tartışmalı hale geldi
Genel Müdür Çay, İsrail’in 7 Ekim 2023 tarihi itibarıyla başlattığı soykırıma ilişkin Batı medyasının, haberleri ele alış biçimiyle sınıfta kaldığını kaydetti.
Yeni teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte gerçek ve sahte içerikleri ayırt etmenin zorlaştığını belirterek, İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ve Anadolu Ajansı Teyit Hattı gibi kurumların ve doğrulama araçlarının önemine değinen Çay, genç iletişimcilere öneri ve tavsiyelerde bulunarak sunumunu sonlandırdı.

Genel Müdür Çay’dan staj müjdesi
Sunumunun sonunda soru-cevap bölümüne geçen Çay, öğrencilerin sorularını yanıtladıktan sonra Basın İlan Kurumu’nun iletişim fakültesi öğrencilerine yönelik olarak 1-15 Mayıs 2026 tarihleri arasında yaz dönemi için staj başvurusu alacağı müjdesini verdi.
Genel Müdür Çay, Kurumun, Genel Müdürlük ve Bölge Müdürlükleri vasıtasıyla Türkiye genelinde iletişim fakültesi öğrencilerinin staj başvurularını kabul edeceğini bildirdi.
Buluşmaya Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, Rektör Danışmanı ve İBF Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Sırrı Serhat Serter, Basın İlan Kurumu Özel Kalem Müdürü Sabri İşbilen, Kurumsal İletişim Müdürü Uğur Çelik, Bursa Bölge Müdürü Gökhan Eren, basın mensupları ve öğrenciler ile çok sayıda kişi katıldı.
Güncel
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ GENÇ GAZETECİLERİN MANŞETLERİYLE HATIRLANACAK
Basın İlan Kurumu, iletişim fakültesi öğrencilerinin kriz dönemlerinde doğru, hızlı ve sorumlu habercilik refleksi kazanmalarına katkı sağlamak amacıyla “15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi” programını hayata geçiriyor. Programın ilk etkinliği 29 Nisan (Bugün) Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde gerçekleştirilecek.
Basın İlan Kurumu tarafından 15 Temmuz Darbe Girişiminin 10. yıl dönümünde “Hafızayı Koru, Hakikati Yaz” temasıyla Türkiye genelinde 7 bölgeyi temsilen 7 üniversiteyle iş birliği içerisinde yürütülecek olan “15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi”, genç iletişimcilerin mesleki reflekslerini tarihsel bir olay üzerinden yeniden değerlendirmelerine imkân tanıyacak.
Teori ve uygulamayı bir araya getiren gazetecilik atölyesi, iki bölümden oluşacak. Atölyenin ilk bölümünde medya etiği ve sorumlu yayıncılık, dezenformasyonla mücadele, kriz ve olağanüstü durumlarda hızlı ve doğru haber üretimi ile haber ve kaynak doğrulama başlıklarında akademisyenler ve deneyimli gazeteciler tarafından teorik eğitimler verilecek.
İkinci bölümde ise öğrenciler gerçek bir haber üretim sürecini deneyimleyerek haber yazımı, görsel kullanımı, manşet oluşturma ve gazete birinci sayfasının tasarlanması aşamalarından meydana gelen uygulamalı çalışmayı gerçekleştirecek. Her biri 5 kişiden oluşan gruplar halinde çalışacak katılımcılar; deneyimli gazeteciler ve dizgi ekiplerinin rehberliğinde “O gece sen olsan nasıl manşet atardın?” refleksiyle 15 Temmuz darbe girişimini anlatan gazete birinci sayfasını baskıya hazır hale getirecek.
Basın İlan Kurumu’nun çalışması, özellikle kriz ve olağanüstü dönemlerde medyanın üstlendiği kritik rolü genç kuşaklara aktarmayı amaçlarken; aynı zamanda doğru bilgi, etik yayıncılık ve sorumlu haberciliğin önemine dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra genç gazeteci adaylarının demokrasi, millî birlik ve toplumsal sorumluluk temelli bir gazetecilik bilinci geliştirmesini hedefliyor.
“15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi”nin ilk programı 29 Nisan 2026 Çarşamba günü Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirilecek.
Atölye çalışması; Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi İletişim Fakültelerinde düzenlenecek etkinliklerle devam edecek.
-
Bursa Bölge6 yıl agoKaracabey’de cinayet: 1 ölü
-
Genel1 yıl agoKARACABEY BELEDİYESİ’NDE GÖREV DEĞİŞİKLİKLERİ
-
Genel3 yıl agoKARACABEYLİ DUAYEN SANATÇI SEVENLERİNİ ÜZDÜ
-
Bursa Bölge7 yıl agoRABBİMİZ BİZDEN NELER İSTİYOR
-
Güncel2 yıl agoİYİ VE KÖTÜ AHLAK
-
Güncel6 yıl agoARAPÇA’DA “VAV” HARFİ
-
Güncel4 yıl agoHAKİM VE SAVCILARA ANLAMLI VEDA
-
Ekonomi6 yıl agoSütaş’tan “Tereyağı” açıklaması





Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49
You must be logged in to post a comment Login