Connect with us

Güncel

“ÖZKAN ÜST ÜSTE HATALAR YAPIYOR!”

Demokrasi ve Atılım Partisi Karacabey İlçe Başkanı Şaban Önen, Belediye Başkanı Ali Özkan’ın Ömer Matlı Kapalı Pazaryeri konusunda üst üste hukuken yanlış kararlar aldığını ileri sürdü. Özkan’ın pazaryerinin yıkımıyla ilgili ilk yapması gerekenin komisyon kurmak olduğunu belirten Önen, “Ancak Özkan ilk önce yapması gerekeni en sona bıraktı. Pazaryeri Yönetmeliği’ni kurmaylarıyla birlikte işine geldiği gibi yorumlayan Özkan, Pazarcılar Odası’nın konuyu hukuka taşıması sonrası ilgili komisyonu kurmak zorunda kaldı. İlk hatasından ders çıkarmayan Özkan, şimdi de kalkmış ortada hukuki bir süreç devam ederken son meclis toplantısında geçici pazaryerini belirlemiş. Bu da yanlış bir karardır. Belediye Başkanı maalesef üst üste hatalar yapmaya devam ediyor.” dedi.

Belediye Başkanı Ali Özkan’ın, Ömer Matlı Kapalı Pazaryeri’ni ‘ben yaptım oldu’ iddiasıyla yıkarak yerine yeni bir proje yapma amacında olduğunu iddia eden DEVA Partisi İlçe Başkanı Şaban Önen, pazaryerinin yıkılarak yerine yeni bir proje yapılmasına şu sıkıntılı süreçte gerek duyulmadığını bir kez daha dile getirerek, Belediye’nin daha çok halka dokunan hizmetlere önem vermesi gerektiğini vurguladı.

Konuyla ilgili eleştirilerde bulunan DEVA Partisi İlçe Başkanı Şaban Önen, Belediye Başkanı Ali Özkan’ın sırf siyasi geleceği uğruna Karacabey’i heba etmeye devam ettiğini söyledi. Ekonomik krizin tavan yaptığı şu günlerde böyle büyük projelere ihtiyaç olmadığını vurgulayan Önen, şu ifadelere yer verdi:

“Karacabey’in şu sıkıntılı günlerde pazaryerine ihtiyacı yok. Buna gerek de yok. Biz daha önce pazarcı esnafı başta olmak üzere kamuoyunu bu konuda uyarmıştık. Aklına koyduğu sözde bu proje için ya TEKNOSAB’a yer satarak ya da borçlanarak bu parayı bulacak dedik. Görünen o ki Özkan, iştah kabartan fiyatlar sebebiyle toprak satışını tercih etti. Üstelik satılacak olan arazilerin büyük kısmı Hürriyet Mahalle halkının geçmişte kendi paraları ile aldıkları yerlerdir. Bizler, “Tarım ve üretim desteklenmeli” dedikçe, “Gençlerimize iş ve aş” dedikçe maalesef Sayın Özkan dönüyor dolaşıyor “Pazaryeri” diyor. Niye? Çünkü bu proje Özkan’ın siyasi geleceği açısından çok önemli. Çünkü bu proje Özkan ve birkaç yandaşının siyasetteki gelecek hesaplarını mıknatıs gibi içine doğru çekmektedir.

Karacabey’de yaşayan ve tüm kesimi ilgilendiren böyle büyük projeler hiç kuşkusuz ki çok iyi teknik analizlerle yapılır, sağlam hukuki analizlerle yapılır, çevresel analizlerle yapılır, istişare ve halkla yapılır. İlk önce projenin fizibilitesi ortaya konulur, yasa gereği kurulacak komisyon kararı sonrası belediye meclisindeki tüm üyelerden de görüş alınıp ortak bir karar alınır. Ancak Sayın Özkan her nedense işi tersten yapmaya çalışıyor. Önce kafayı takıyor, siyasi rant ve çıkar varsa ki zaten vazgeçirmek mümkün olmuyor. Ondan sonra o kafayı taktığı projenin gerçekleşmesi için ne var ne yoksa elinden geleni yapıyor. Bunu yaparken de gözünü köylünün meralarına, otlakiyelerine, tarlalarına dikiyor. Daha sonra da kalkıp, “Tarım Şehri”ni ağzından düşürmüyor. Ama bir yandan da parsel parsel toprak satıyor. Bugüne kadar binlerce dönüm arazi satılarak fütursuzca harcamalar yapıldığını Karacabey kamuoyu dikkatlice izliyor. Bunun en açık örneği ise, halkın parasıyla yaklaşık 30 milyon lira harcayarak 11 adet pavyon yapılması olarak gösteriliyor. Allah aşkına kişiye yapılan bu sözde hizmetin Türkiye’de bir eşi benzeri var mıdır? Şimdi de 9. hizmet yılında Pazaryeri, bir cephesi bakımsızlıktan dökülen Belediye Hizmet Binası gibi büyük hizmetlere soyunarak siyasi geleceğini garanti altına almaya çalışıyor. Bunu da ‘kaynak bulma’ adı altında köylünün elinden arazilerini alarak yapmak istiyor.

Maalesef Belediye Başkanı Özkan, pazaryeri konusunda üst üste hatalar yapıyor. Bilmiyorum farkında mı? ‘Ben yaptım oldu’ düşüncesiyle hareket eden Özkan, ilk önce Pazar Alanı’nı mecliste oy çokluğu ile ‘Ticaret Alanı’na çevirdi. Oysa yasalar gereği ilk önce komisyon kurmalı ve ilgili komisyonun nihai kararına göre hareket etmeliydi. Böyle yapmayınca Manavcılar ve Pazarcılar Odası haklı olarak konuyu hukuka taşıdı ve pazaryeri alanının ‘ticaret alanı’ olamayacağını savundu. Pazaryeri Yönetmeliği’nin 5. maddesi gereği, Belediye Başkanı Ali Özkan ilk başta yapması gereken komisyon kurmayı, konunun hukuka intikal etmesi sebebiyle şimdi yapmak durumunda kaldı.

Ali-Özkan

Ancak yaptığı ilk hatadan ders çıkarmayan Özkan, bu kez de yangından mal kaçırırcasına son meclis oturumuna Zabıta Müdürlüğü tarafından gündem dışı olarak meclise sunulan geçici pazaryerini meclis üyelerinin üçte birinin katılmadığı kararla oy çokluğuyla geçirdi. Maalesef Özkan, bu kararda da hukuki bir hata yaptı. Başkan Özkan her ne kadar pazaryeri konusunda hukuki bir sürecin olduğunu ve bu sürecin aşılması durumunda bu kararı şimdiden alma gereği duyduklarını ifade etse de, hukuki süreci devam eden bir konuda alınan kararların etik anlamda yanlış olduğunu bilmesi gerekirdi.

İki kez üst üste yanlış kararlar alan Başkan Özkan bunu ya bilgisizliğinden yapıyor, ya da bu işin altından kalkamayacağını anladığı için zaman kazanıyor. Bir de Büyükşehir Belediyesi’nin yakın zamanda başlayacağı kanalizasyon çalışmaları söz konusu. Edinilen bilgilere göre Karacabey’in çalıştırılmayan Arıtması’ndan başlayarak Saadet Mahallesi ve Sığırönü’nden geçerek Ortaokul Caddesi mevkinden Yeni Mahalle’ye uzanan kanal üzerinden başlayacak olan kanalizasyon çalışması ile zaten o bölgeler tekrardan elden geçirilecek. Yani Özkan’ın pazaryeri projesini hijyen olmayan bu ortamda gündemde tutması ve inatla ‘ben yapacağım’ demesi abesle iştigaldir.

Yine altını çizerek söylüyorum ve Sayın Başkan Özkan’ı uyarıyorum; Kuşkusuz ilçeye kazandırılacak hizmetlerin nihai kararını Karacabey Belediye Meclisi alır. Ama bu kararın şekillenme süreci doğru bir şekilde, sağlam teknik ve hukuki analizlerle, pazaryerindeki esnaf ve halkla istişareler yapılarak olur. “Ben istiyorum olsun” diyerek inatla bu şehrin yarınlarını riske atamazsınız. Sırf siyasi çıkarlarınız gözünüzü kararttı diye Karacabey’i heba edemezsiniz. Halkımız artık sizin ne kadar vizyonsuz ve liyakatsiz bir yönetim olduğunuzu gördü ve gönüllerinden çoktan çıkardı. Bu sebeple sizlere tavsiyem; bu günlerde boş ve gereksiz projelerle şehir suçu işlemekten bir an önce vazgeçin.”

Komisyon toplantısı neden ertelendi

Öte yandan toplantı için 2 Ağustos tarihinde bir araya geleceği belirtilen komisyon üyelerinin Belediye Başkanı Ali Özkan’ın talebi doğrul-tusunda ileri bir tarihte toplanacağı öğrenildi. Özkan’ın komisyon toplantısını niye ertelediği ise merak konusu oldu.

Bunun yanı sıra söz konusu komisyonda ise; Belediye Zabıta Müdürlüğü, İlçe Emniyet Müdürlüğü, İlçe Sağlık Müdürlüğü, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü, Ticaret İl Müdürlüğü, Ziraat Odası Başkanlığı, Tüketiciler Derneği ile Manavcılar ve Pazarcılar Odası’ndan birer yetkilinin yer alacağı öğrenildi.

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Güncel

SÖZLER BU KEZ RAPORA GİRDİ, KÖYLÜNÜN ENDİŞESİ BİTMEDİ

Karasu Mahallesi’nde uzun süredir çevre, koku, atık taşımacılığı ve ulaşım sorunlarıyla gündeme gelen biyogaz tesisinin kapasite artışına ilişkin ÇED süreci kapsamında Halkın Katılım Toplantısı gerçekleştirildi. Daha önce defalarca gündeme gelen şikâyetlerin gölgesinde yapılan toplantıda bölge halkı dinlenirken, tesisle ilgili yeni döneme ilişkin taahhütlerin bu kez yazılı olarak kayıt altına alındığı belirtildi.

Karasu Mahallesi’nde faaliyet gösteren biyogaz tesisinin mevcut 234 ton/gün olan organik atık işleme kapasitesinin 545 ton/güne çıkarılmasını öngören proje kapsamında gerçekleştirilen toplantıya; şirket yöneticileri, Ankara’dan ÇED firması yetkilileri, Karacabey Belediyesi Çevre Koruma biriminden bir personel, Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı temsilcisi ile Karasu Mahallesi Muhtarı Hüseyin Özsoy ve Mahalle sakinleri katıldı.

Daha önce YÖREM GAZETESİ’nin gündeme taşıdığı haberlerde Karasu halkı; ağır koku, sinek, atık sızıntıları, tarım alanları ve su kaynaklarına ilişkin endişelerin yanı sıra özellikle atık taşıyan araçların köy yolunu kullanması nedeniyle yaşanan mağduriyetleri dile getirmişti. Köylüler, geçmişte kendilerine verilen bazı sözlerin yerine getirilmediğini belirterek, mevcut sorunlar çözülmeden kapasite artışının gündeme gelmesine tepki göstermişti.

Sözler bu kez yazılı olarak kayıt altında

Toplantıda mahalle halkının soruları ve şikâyetleri dinlenirken, daha önce sözlü olarak ifade edilen bazı taahhütlerin bu kez ÇED raporunda yazılı şekilde yer aldığı bilgisi paylaşıldı.

Karasu Mahalle Muhtarı Hüseyin Özsoy’un aktardığı bilgilere göre; tesis çevresinde açılan kuyuların üzerlerinin kapatılması, taşımacılıkta firmaya ait araçların kullanılması ve taşımanın firma şoförleri tarafından gerçekleştirilmesi yönünde düzenlemeler gündeme geldi. Ayrıca kış döneminde depolama, yaz döneminde ise üretim yapılacağı yönünde bilgi verildi.

Bu gelişme, daha önce verilen ancak hayata geçirilmediği belirtilen sözlerin yeniden ve bu kez yazılı biçimde gündeme gelmesi açısından dikkat çekti.

Köylünün en büyük sorunu: köy yolu

Karasu halkının toplantıda dile getirdiği sorunların başında ise tesisin faaliyetlerinden kaynaklandığı belirtilen çevresel sıkıntıların yanı sıra ulaşım meselesi geldi.

Mahalle Muhtarı Hüseyin Özsoy, köy yolunun tesis araçları tarafından kullanılması nedeniyle yıllardır ciddi mağduriyet yaşandığını ifade ederken, bölgede Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ait bir set ve baraj yolu bulunduğuna dikkat çekti.

Özsoy’a göre çözüm aslında oldukça basit. DSİ’nin söz konusu yolun kullanımına izin vermesi ve yolun asfaltlanması halinde tesis araçlarının köy içerisinden geçmesine gerek kalmayacak. Böylece hem mahalle sakinlerinin ulaşım kaynaklı mağduriyetinin hem de araç trafiğinden kaynaklanan çevresel sorunların önemli ölçüde azaltılabileceği ifade ediliyor.

Ancak bu noktada DSİ’nin yetkisi ve gerekli izinlerin alınması gündeme geliyor. Muhtar Özsoy, siyasi aktörlerin ve ilgili kurumların devreye girerek bu konuda çözüm üretmesi gerektiğini savunuyor.

Karabatı’dan “Yetkimiz dahilinde ne varsa yaparız” mesajı

Toplantının ardından Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı ile görüştüğünü belirten Muhtar Hüseyin Özsoy, Karabatı’nın konuya ilişkin destek sözü verdiğini aktardı.

Özsoy’un verdiği bilgiye göre Başkan Karabatı, belediyenin uhdesinde ve yetkisi içerisinde yapılabilecek ne varsa yapılacağını ifade ederken, şirket yetkilileriyle de görüşülerek tarafların ortak bir paydada buluşturulması yönünde bir yaklaşım ortaya koydu.

Karasu Muhtarı, özellikle köy yolunun alternatif bir güzergâha taşınması konusunda kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekerek, çözüm için somut adımlar atılmasını beklediklerini belirtti.

“Ne kadar kayıt altına alınırsa alınsın…”

Karasu halkı açısından toplantının en önemli noktalarından biri, geçmişte sözlü olarak ifade edilen bazı hususların bu kez ÇED raporunda yazılı olarak yer alması oldu.

Ancak mahalle sakinlerinin geçmiş tecrübeler nedeniyle temkinli olduğu görülüyor.

Köylüler, daha önce de çevre temizliği, denetim, araçların köy içerisinden geçirilmemesi ve alternatif yol gibi konularda çeşitli sözler verildiğini, ancak bunların tamamının hayata geçirilmediğini savunuyor.

Bu nedenle bölge halkında, “Ne kadar kayıt altına alınırsa alınsın, uygulamada karşılığını görmedikten sonra bunun ne anlamı var?” şeklindeki endişe devam ediyor.

Karasu halkı, yıllardır yaşadıklarını belirttiği kötü koku, sinek, çevre ve sağlık sorunlarının yanı sıra özellikle köy yolunun kullanılması nedeniyle oluşan mağduriyetlerin artık kalıcı şekilde çözülmesini istiyor.

Kapasite artıyor, gözler uygulamada

Karasu’daki tesis için gerçekleştirilen ÇED toplantısıyla birlikte kapasite artışına ilişkin süreçte önemli bir aşama daha geride bırakılmış oldu. Daha önce gündeme gelen projede günlük 234 ton olan organik atık işleme kapasitesinin 545 tona çıkarılması, ayrıca kompost ile organik ve organomineral gübre üretimine yönelik yatırımlar planlanıyordu.

ÇED raporunun alınması ve halkın bilgilendirilmesinin ardından şimdi gözler, raporda yer aldığı belirtilen taahhütlerin sahada nasıl uygulanacağına çevrildi.

Karasu halkının beklentisi ise açık: Yeni kapasite artışıyla birlikte mevcut sorunların büyümesi değil, yıllardır yaşandığı belirtilen mağduriyetlerin sona ermesi.

Mahalle sakinleri, bu kez verilen sözlerin yalnızca raporlarda kalmamasını, özellikle ulaşım, koku, çevre ve denetim başlıklarında somut sonuç görmek istiyor.

Karasu’da yıllardır devam eden tartışmanın bundan sonraki seyri ise ÇED raporunda yer aldığı belirtilen taahhütlerin ne ölçüde hayata geçirileceğiyle şekillenecek.

Continue Reading

Güncel

TURİZMCİLERDEN ÖZER MATLI’YA YOĞUN İLGİ

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, BTSO 42. Komite Turizm ve Seyahat Acenteleri Meslek Grubu üyeleriyle yoğun katılımlı akşam yemeğinde buluştu. Bursa turizmini ziyaretçi sayısıyla değil, şehirde kalan ekonomik değerle büyüteceklerini belirten Matlı, “BTSO kendi üyesine rakip olmayacak. Bursalı acentelerin önünü açacak, Bursa’nın işini Bursa’da bırakacağız” dedi.

         BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, BTSO 42. Komite’den Hasan Erdem, Gülçin Güleç ve Nilay Korkmaz Demirayak’ın davetiyle düzenlenen Genişletilmiş İstişare Toplantısı’na katıldı. Anatolia Hotel Çekirge’de gerçekleştirilen akşam yemeği, turizm ve seyahat acenteleri meslek grubu üyelerinin yoğun katılımıyla büyük bir buluşmaya dönüştü.

         Sektör temsilcilerinin sorunlarını ve beklentilerini dinleyen Matlı, Bursa turizmini şehrin ticaret, hizmet ve istihdam kapasitesini büyüten güçlü bir ekonomik alana dönüştürecek projelerini anlattı.

“Turizm iş, ciro, istihdam ve hizmet ihracatıdır”

         Konuşmasına turizmcilerin deneyimine ve sektörel birikimine vurgu yaparak başlayan Matlı, şunları söyledi:

         “Bugün size turizmi anlatmaya gelmedim. Siz bu işi zaten biliyorsunuz. Sizi dinleyen, hakkınızı koruyan ve önünüzü açan bir BTSO sözü vermeye geldim. Turizm yalnızca tanıtım değildir. Turizm iştir, cirodur, istihdamdır, hizmet ihracatıdır. Bursa’nın geleceğini yalnızca sanayiyle değil, güçlü bir yaşam ve hizmet ekonomisiyle birlikte büyütmeliyiz.”

“Bursa’nın sorunu değer değil, sistem eksikliği”

         Bursa’nın tarihi, Uludağ’ı, termal kaynakları, kıyıları, mutfağı, sağlık altyapısı ve kültürel mirasıyla büyük bir turizm potansiyeline sahip olduğunu ifade eden Matlı, bu değerlerin aynı ekonomik zincirde buluşturulamadığını belirtti.

         Matlı, “Bursa’ya insan geliyor ama yeterince kalmıyor. Kalsa bile şehrin bütün değerleriyle buluşmuyor. Etkinlikler düzenleniyor ancak ortaya çıkan iş her zaman Bursalı işletmeye dönmüyor. Bursa’nın sorunu değer eksikliği değil, bu değerleri ticarete dönüştürecek sistemin kurulamamasıdır” diye konuştu.

         Turizmde başarı anlayışını da değiştireceklerini belirten Matlı, “Kaç kişinin geldiğini saymakla yetinmeyeceğiz. Ne kadar kaldığını, ne kadar harcadığını, kaç acentenin, otelin, restoranın ve esnafın kazandığını ölçeceğiz. Kalabalık tek başına başarı değildir. Başarı, ziyaretçinin Bursa’da bıraktığı değerdir” ifadelerini kullandı.

“BTSO kendi üyesine rakip olmayacak”

         BTSO’nun seyahat, konaklama, transfer ve organizasyon alanındaki hizmet alımlarının şeffaf olması gerektiğini vurgulayan Matlı, sektörde cevapsız kalan sorular bulunduğunu söyledi.

         Matlı, “Bursa’da yüzlerce seyahat acentesi varken, BTSO’nun milyonlarca avroluk organizasyonlarının büyük bölümünün neden kent dışından tek bir firmada toplandığının açıklanması gerekiyor. Şartnamelerin nasıl hazırlandığını, tekliflerin nasıl karşılaştırıldığını, faturaları ve ortaya çıkan sonuçları üyeler bilmelidir. Burada peşin hüküm vermiyorum ancak bu soruların cevapsız bırakılamayacağını açıkça söylüyorum. Kaynak üyeden geliyorsa hesabı da üyeye verilmelidir” dedi.

         Yeni dönemde BTSO’nun kendi üyesiyle rekabet eden değil, üyeye iş alanı açan bir kurum olacağını dile getiren Matlı, şöyle devam etti:

         “BTSO kendi üyesine rakip olmayacak. Seyahat, konaklama, transfer, rehberlik ve organizasyon alımları açık ölçütlerle yapılacak. Şartnameler görülecek, teklifler karşılaştırılacak ve sonuçlar açıklanacak. Büyük bir organizasyonda tek bir acentenin kapasitesi yetmiyorsa Bursalı acenteler uzmanlıklarına göre bir araya getirilecek. Bursa’nın işi Bursa’da kalacak.”

Bursa turizmine dört mevsimlik yeni sistem

         Matlı, Bursa Yaşam Ekonomisi yaklaşımıyla turizm, gastronomi, sağlık, kültür, spor, çarşı ve etkinlik ekonomisini tek program altında buluşturacaklarını açıkladı.

         Bursa Deneyim Rotası ile tarih, termal, doğa, sağlık, spor, zanaat, gastronomi ve alışveriş değerlerinin satılabilir turizm paketlerine dönüştürüleceğini belirten Matlı; Uludağ’ın dört mevsim çalışacağını, Çekirge’nin termal mirasının sağlık ve iyi yaşam ekonomisiyle buluşturulacağını söyledi.

         Bursa 365 Festival ve Ziyaretçi Takvimi ile ulusal ve uluslararası etkinliklerin bütün yıla yayılacağını kaydeden Matlı, takvimin en az 12 ay önceden açıklanacağını ve acentelerden otellere, restoranlardan perakende işletmelerine kadar bütün sektörün önceden hazırlanabileceğini ifade etti.

         Matlı ayrıca Bursa Gastronomi Ağı, Bursa Kongre ve Etkinlik Bürosu, Bursa Marka 2040 ve Güney Marmara Marina Projesi ile ziyaretçiyi şehrin bütün ekonomik değerlerine bağlayacaklarını söyledi.

“Marina şehirde büyüyen bir ekonomidir”

         Güney Marmara Marina Projesi’nin tek noktaya yapılacak bir liman yatırımı olmadığını vurgulayan Matlı, projenin Gemlik, Mudanya-Güzelyalı ve Karacabey kıyılarını kapsayan bütüncül bir turizm ağı olarak tasarlandığını belirtti.

         “Marina yalnızca tekne bağlanan bir yer değildir. Marina, denizde başlayan ve şehirde büyüyen bir ekonomidir” diyen Matlı, “Tekneden inen ziyaretçi kıyıda kalmayacak. Acentemiz tur satacak, otelimiz oda satacak, restoranımız masa dolduracak, esnafımız ürün satacak. Üyemize rakip olacak değil, üyemizin işini büyütecek yatırımlar yapacağız” ifadelerini kullandı.

“Faaliyeti değil, sonucu yöneteceğiz”

         Her rota, festival, kongre ve tanıtım çalışmasının ekonomik sonuçlarının ölçüleceğini açıklayan Matlı, geceleme, kişi başı harcama, rezervasyon, tekrar ziyaret, hizmet ihracatı ve üye cirosunun düzenli olarak izleneceğini söyledi.

         Konuşmasını turizmcilere seslenerek tamamlayan Matlı, şu çağrıyı yaptı:

         “Bursa’ya gelen geçip gitmeyecek; kalacak, yaşayacak ve değer bırakacak. Bunu turizmcilerimizle birlikte yapacağız. 1 Ekim’de gelin; mesleğinize, emeğinize ve odanıza sahip çıkın. Pusulamız yeşil, niyetimiz beyaz. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.”

Continue Reading

Güncel

DEMİRŞAN VE AKKUŞ AİLELERİNİN MUTLU GÜNÜ

Karacabey’in seçkin ailelerinden Filiz ve Tamer Demirşan çiftinin kızları Damla Demirşan ile ilçenin köklü ailelerinden Muhterem ve Özdemir Akkuş çiftinin oğulları Alper Akkuş, düzenlenen görkemli törenle dünya evine girdi.

Karacabey Belediyesi’nde anaokulu öğretmeni olarak görev yapan Damla Demirşan ile genç girişimci Alper Akkuş’un nikâh töreni, 23 Ağustos 2026 Pazar günü Ramada Otel’de gerçekleştirildi. Demirşan ve Akkuş ailelerini bir araya getiren törende genç çiftin mutluluğu, aileleri ve davetliler tarafından paylaşıldı.

 Genç çiftin nikâhını Nikâh Memuru Semih Türkkan kayıt altına alırken, gelin Damla’nın nikâh şahitliklerini enişteleri Bülent Çalıbaşı ve Adem Akın, damat Alper’in şahitliklerini ise arkadaşları Murat Şimşek ve Enver Yıldız üstlendi.

Nikâh töreninin ardından aileler ve davetliler, genç çiftin mutluluğuna ortak oldu.

Filiz ve Tamer Demirşan ile Muhterem ve Özdemir Akkuş, evlatlarının hayatlarındaki bu anlamlı günde büyük gurur ve mutluluk yaşarken, davetliler de gece boyunca Damla ve Alper’i yalnız bırakmadı.

Karacabey’in tanınmış iki ailesini buluşturan törende, genç çiftin mutluluğu davetlilerin güzel dilekleriyle taçlandı. Aile büyükleri, yakınları ve dostlarıyla birlikte bu özel günü paylaşan Damla ve Alper, hayatlarının en anlamlı günlerinden birini geride bıraktı.

Yörem Gazetesi olarak Damla ve Alper Akkuş çiftine bir ömür boyu mutluluk, Demirşan ve Akkuş ailelerine ise hayırlı olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Continue Reading

Trending