Connect with us

Güncel

“Millet sizden fedakârlık bekliyor”

Saadet Partisi Karacabey İlçe Başkanı Zeynel Abidin Koçak, Covid-19 salgını ve yaşananlarla ilgili millet adına iktidara seslendi. Konuşmasında dikkat çeken tespit ve önerilere yer veren Koçak, “Çin’de ortaya çıkan ve bütün dünyaya yayılan koronavirüs (Covid-19) salgınına karşı bütün insanlık büyük bir mücadele içine girmiş bulunuyor. Sağlık boyutuyla başlayan salgın, başta ekonomi olmak üzere daha birçok boyutuyla, insanlığı derinden etkiledi ve etkilerini daha da artıracak gibi gözüküyor. Ülkemizde de gerek koronavirüs salgını, gerekse yanlış yönetim anlayışı sebebiyle, zaten kriz içinde olan ekonomimiz, bu salgınla birlikte aldığı ağır tahribat sebebiyle, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşamaktadır.” dedi.

Zor zamanlardan geçtiğimiz şu günlerde millet adına Cumhurbaşkanı ve ekibine seslenen Başkan Koçak, “Bu aziz millet, bugüne kadar üzerine düşen ne varsa yerine getirdi. Canı, malı neyi varsa, ihtiyaç duyulduğunda hep devletinin yanında oldu, devletinin yardımına koştu. Şimdi fedakârlık sırası sizde! Artık millet sizden fedakârlık bekliyor. Peki siz ne yaptınız? ‘Biz bize yeteriz’ diyerek kampanya başlatıp millete IBAN numarası verdiniz. Kusura bakmayın, ‘biz bize yeteriz’ dediniz; lakin bilin ki artık ‘biz size yetemiyoruz!’ ‘Millet size yetemiyor!’” ifadelerini kullandı.

“Özellikle; kepenk indiren esnaf, işini kaybeden emekçi, tarlasını ekemeyen çiftçi, iş yerini açamayan çaycı, kahveci, lokantacı ve sokaktaki simitçi ve bütün mağdurlar adına sesleniyoruz” diyen İlçe Başkanı Koçak, “Çalışacak bir işi olmayan 4,5 milyon işsiz, 2 milyona yakın sosyal yardımlarla geçinmeye çalışan aileler, evine ekmek götürmekte zorlanan 6 milyon asgari ücretli ve 12 milyon emekli adına sesleniyoruz. İnanın bu millet bugüne kadar her türlü fedakârlığı yaptı. Dolar krizi oldu, millete elindeki üç beş kuruşluk dolarını bozun dediniz, bozdurdular. Altın krizi oldu, milletin kefen parası diye sakladığı üç beş gram altınını ‘bozdurun’ dediniz onu da bozdurdular. 15 Temmuz oldu, ‘Darbe var sokağa çıkın’ dediniz, insanlar tankların altına yatmaktan çekinmedi. Şimdi fedakârlık sırası sizde! Artık millet sizden fedakârlık bekliyor. Peki, siz ne yaptınız? Ve ne yapıyorsunuz? ‘Biz bize yeteriz’ diyerek kampanya başlatıp millete IBAN numarası verdiniz. Kusura bakmayın, ‘Biz bize yeteriz’ dediniz lakin bilin ki artık biz size yetemiyoruz! Millet size yetemiyor!” diye konuştu.

İlçe Başkanı Zeynel Abidin Koçak, ülkenin geleceği için Saadet Partisi Genel Merkezi tarafından millet adına iktidara çağruda bulunulan 14 maddelik reçeteyi de Karacabey kamuoyuyla paylaştı. Reçetede şu ifadeler yer aldı:

1. Bu kriz, bir halk sağlığı krizi olarak ortaya çıkmışsa da, ekonomik ve sosyal yönü çok ağırlıklı olan bir krizdir. Bu sebeple meseleyi çok boyutlu ele alıp, aklıselim ile bir Halk Sağlığı ve Ulusal Ekonomi Programı hazırlayıp daha fazla zaman kaybetmeden hayata geçirin.

2. Bilmelisiniz ki, yaşanan bu büyük kriz ancak birlik, beraberlik ve akl-ı selimle atlatılabilir. Bu sebeple lütfen ülkede barış ve huzur ortamını temin edecek bir dil ve üslup kullanınız. Asla unutmayınız ki birlik ve beraberliğin inşasında en önemli sorumluluk bizzat iktidarındır, yani sizindir.

3. Lütfen israfı artık durdurun. Çünkü zaman itibar kazanma zamanı değil, milletin derdine çare bulma zamanıdır. Kamunun elindeki tüm imkân ve kaynakları, bu süreçte, sadece milletin ihtiyaçları için seferber edin. Çünkü devlet, sadece milleti için vardır.

4. Kriz yönetimleri ancak ehil insanlar eliyle yapılırsa başarılı olur. Bu sebeple görevlendirmelerde torpil ve iltiması değil, ehliyet ve liyakati esas alın.

5. Ülkede diyalog ortamını bir an önce oluşturun; muhalefeti itelemeyin, bir kere olsun kucaklamayı deneyin. Çifte standart değil adalet ile hareket edin.

6. Üstünlük ve kibir tavrından vazgeçin. Tevazu sahibi olun. Görevi üstlendiğiniz yılları hatırlayın; baskı ve tahakkümü değil, insan hakları ve hürriyeti önemsediğinizi gösterin.

7. Kriz ortamını siyasi fırsata çevirme çabasına girmeyin, fırsatçılığa müsaade etmeyin. Bu mücadeleyi sulandıracak her türlü yanlış tutum ve eylemden uzak durun.

8. Verdiğiniz IBAN numarasını geri çekin, siz IBAN numarası isteyin. Bu süreçte kimsenin aç ve açıkta kalmayacağının umudu olun.

9. ‘Biz bize yeteriz’ kampanyasını sürdürmekte kararlıysanız toplanan yardımların yönetimi ve denetimi için, özel bir ‘fon yönetimi’ oluşturun. Bu fonun yönetiminde TBMM’de temsil edilen tüm partilerden birer temsilci de bulundurun. Böyle bir adım, kampanyaya olan güveni arttırmakla kalmayacak, göreceksiniz, birlik ve beraberliğimizi de pekiştirecektir.

10. Belediyeler seçimle işbaşına gelmiş, halka en yakın kurumlardır. Belediyelerle kampanya yarışına girmek, onların hesabına bloke koymak yerine, mağdur olan vatandaşlarımıza en hızlı ve en kapsamlı şekilde ulaşmak için çaba harcayın. Merkezi yönetim ile belediyelerin çatışmasını değil, eş güdüm halinde çalışmasını sağlayın.

11. ‘Evdeyim ama açım’ diyen insanlara, devletin sopasını değil, şefkat ve merhamet elini uzatın. Böyle bir dönemde bu milletin görmek isteyeceği en son şey baskı ve tehdittir. Bilin ki millet böyle uygulamaları asla unutmaz.

12. Kapanan iş yerleri ve esnafın kira harcamalarını Hazine Bakanlığı’nca karşılayın. Çiftçilerin borçlarını tümüyle yeniden yapılandırın. Başta çiftçi ve besiciler olmak üzere, küçük ve orta boy işletmelere faizsiz ve uzun vadeli kredi imkânı getirin. Çiftçinin girdilerindeki (tohum, mazot, gübre vs.) vergileri bütünüyle kaldırın.

13. Ülkenin zor duruma düşen stratejik müesseselerinin, yabancılara peşkeş çekilmesine asla fırsat vermeyin.

14. İşsizlik Fonu’nu bugünler için saklamış olmanız icap ederdi. Bu fonu, kimsenin işsiz kalmayacağının garantisi olarak hayata geçirin. Bu ülkenin her bir vatandaşına ayrım yapmaksızın, bin TL ‘karşılıksız nakdi destek’ verin.”

Continue Reading
Click to comment

Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Güncel

7. MERHAMET VE EMEK ÖDÜLLERİ 28 SİYASİ PARTİYİ ORTAK NOKTADA BULUŞTURDU

CUMHA Cumhur Haber Ajansı tarafından Ankara’da düzenlenen 7. Merhamet ve Emek Ödül Töreni, 28 siyasi partinin üst düzey temsilcileri ve onlarca sivil toplum kuruluşunu bir araya getirdi. Siyasi parti genel başkanları, TBMM Başkanvekili, milletvekilleri ve genel başkan yardımcıları, Türkiye’nin farklı illerinden gelen iyilik kahramanlarına ödüllerini takdim etti. Törende okul güvenliği, toplumsal vicdan, dürüstlük, eğitim, kadınların görünmeyen emeği ve dayanışma üzerine dikkat çeken mesajlar verildi.

CUMHA Cumhur Haber Ajansı tarafından düzenlenen 7. Merhamet ve Emek Ödül Töreni, 7 Ekim 2026’da Ankara Gençlik Parkı Kültür Merkezi Necip Fazıl Salonu’nda gerçekleştirildi.

28 siyasi partinin üst düzey temsilcisi ve onlarca sivil toplum kuruluşunun katıldığı törende, farklı siyasi görüşlerden isimler merhamet, emek ve toplumsal dayanışma ortak paydasında buluştu.

Programa DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Anavatan Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi, TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl, Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Selma Yeli, HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emiroğlu, Yeniden Refah Partisi Genel Sekreteri Mehmet Altınöz, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fatih Müjdeci ile çok sayıda milletvekili, genel başkan yardımcısı ve sivil toplum temsilcisi katıldı.

Uzunkök: “Hâlâ iyi insanların var olduğunu göstermek için buradayız”

CUMHA Yönetim Kurulu Başkanı Seyfi Uzunkök, törende yaptığı konuşmada ödüllerin çıkış noktasının rahmetli babasından öğrendiği merhamet anlayışı olduğunu anlattı.

Babasının köyden topladığı elmaları ihtiyaç sahiplerine dağıttığını hatta eve gelene kadar kamyonda 1 elma bile kalmadığını, su sıkıntısı yaşanan yıllarda ise kamyonuyla mahalle sakinlerine su taşıdığını belirten Uzunkök, “Bugün burada sadece plaket vermek için toplanmadık. Bugün hâlâ iyi insanların var olduğunu göstermek için buradayız.” dedi.

Uzunkök, iyiliğin ekonomik güçten bağımsız olduğunu vurgulayarak, “İnsanın gerçek zenginliği kesesindeki altın değil, vicdanındaki dürüstlüktür.” ifadelerini kullandı.

Babacan’dan okul güvenliği için ortak çalışma çağrısı

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kahramanmaraş’ta okul saldırısında öğrencilerini korurken hayatını kaybeden öğretmen Ayla Kara adına verilen ödülü eşi Ramazan Kara’ya takdim etti.

Babacan, konuşmasında okul şiddetine dikkat çekerek, “Bu konunun acilen masaya yatırılması gerekiyor. Eğitim bilimcilerin, sosyal bilimcilerin, psikologların, güvenlik uzmanlarının bir araya gelip çalıştığı bir komisyonun, bir görev gücünün acilen kurulması gerekiyor.” dedi.

Sorunun tek bir bakanlığın çalışmasıyla çözülemeyeceğini belirten Babacan, farklı disiplinlerden uzmanların dünya örneklerini de incelemesi gerektiğini vurguladı.

Babacan, “Bu toplumun mayasında sevgi var, fedakârlık var. Bu toplumun özünde emek var, alın teri var, helal kazanç var.” sözleriyle toplumsal değerlere işaret etti.

Destici: “Merhamet insanın yüreğindedir”

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Erzurum’da 170 kız çocuğunun eğitimine katkı sağlayan öğretmen Tuğba Dumlu Güler’e ödülünü verdi.

Destici, “Merhamet insanın yüreğindedir, kalbindedir. Bir serçe kuşuna su vermek de bir merhamet örneğidir.” diyerek merhametin günlük yaşamın her alanında karşılık bulduğunu belirtti.

Emek kavramına da değinen Destici, dürüst girişimcilerin ödüllendirilmesini önererek, “Dürüst iş adamlarına, çalışkan iş adamlarına, sanayicilerimize elbette ihtiyacımız var. Sen onlara da ödül ver. Dürüst olana, temiz olana, vurgun yapmayana ver.” ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanvekili Bingöl’den vicdan ve dürüstlük vurgusu

TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl, İstanbul’da buldukları altınları sahibine teslim eden çocukların ödüllerini takdim etti.

Bingöl, organizasyonun yedi yıldır devam etmesinin toplumsal karşılığını gösterdiğini belirterek, bu çalışmanın başka kurumlara da örnek olmasını temenni etti.

“Vicdan varsa iyilik vardır. Vicdan varsa merhamet vardır. Vicdan varsa paylaşım vardır.” sözleriyle toplumsal değerlerin önemini vurgulayan Bingöl, çocukların dürüst davranışlarının ve ailelerinden aldıkları eğitimin önemine dikkat çekti.

Özdağ: “Merhametin ve emeğin de kahramanları var”

Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Diyarbakır’da husumetli ailelerin barışmasına aracılık eden Yahya Kamçı’ya ödülünü takdim etti.

Özdağ, Cumhur Haber Ajansı’nın çalışmasını suya düşen taşın oluşturduğu dalgalara benzeterek, iyilik örneklerinin geniş kitlelere ulaşabileceğini söyledi.

“Siyasetin kahramanı var, askerin kahramanı var, ekonominin kahramanı var, sanatın kahramanı var. Demek ki merhametin ve emeğin de kahramanları var. İşte bunlar merhametin ve emeğin kahramanları.” dedi.

Özdağ, kahramanlığın yalnızca cesaret değil, fedakârlık ve gerektiğinde kişisel imkânlarından vazgeçmek anlamına geldiğini vurguladı.

Çalışkan: “Anadolu hâlâ sağlam”

Saadet Partisi Hatay Milletvekili Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, Sivas’ta rahatsızlanan yolcuları hastaneye yetiştiren ve kaybolan paraları sahiplerine ulaştıran otobüs şoförü Ömer Taşdemir’e ödülünü takdim etti.

Çalışkan, medyada genellikle olumsuz gelişmelerin öne çıktığını hatırlatarak, “Son dönemde habercilerden hep kötü haberler almaya alışmıştık. Ama bugün gördük ki bu milletin ruhunda iyilik de var.” dedi.

Türkiye’nin farklı illerinden seçilen vatandaşların davranışlarını değerlendiren Çalışkan, “Demek ki Anadolu hâlâ sağlam, hâlâ geleneklerine bağlı.” ifadelerini kullandı.

Türkoğlu: “Bu örneklerin sayısı artsın”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Gaziantep’te silahlı saldırgana müdahale ederek olası bir faciayı önleyen Ramazan Yıldırım’a ödülünü verdi.

Önceki yıl düzenlenen törene de katıldığını hatırlatan Türkoğlu, CUMHA yönetimine teşekkür ederek, “Bu ödülleri hak eden ve daha yüzlerce örneği olan bütün herkesi canıgönülden tebrik ediyorum. Örneklerin artmasını temenni ediyorum.” dedi.

Anahtar Partili Yel’den görünmeyen kadın emeğine dikkat çeken mesaj

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Selma Yel, Zonguldak’ta engelli köpeği Pamuk’a yıllardır sahip çıkan ayakkabı boyacısı Hüseyin Öztürk’e ödülünü takdim etti.

Yeli, konuşmasında iyilik hikâyelerinin değerler eğitimi açısından önemini vurgulayarak, “Türkiye’de o kadar çok isimsiz kadın kahramanlarımız var ki. Bütün bir köyü ayağa kaldırabilen, bazen bütün bir aileyi ayağa kaldırabilen ve harika çocuklar yetiştiren.” ifadelerini kullandı.

Yeli, kadınların görünmeyen fedakârlıklarının da ödül organizasyonlarında daha fazla yer bulmasının toplumsal değerler eğitimine katkı sağlayacağını belirtti.

Emiroğlu: “İyilikte yardımlaşalım, hayırda yarışalım”

HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emiroğlu, yılda yaklaşık 15 ton atık ekmeği toplayarak israfla mücadele eden Zeki Karakaya’ya ödülünü verdi.

Emiroğlu, “İyilikte yardımlaşalım, hayırda yarışalım. Memleketin her tarafında güzel insanlar var. Umutsuz olmayalım. İyilik tohumları saçmaya, ekmeye devam edelim.” dedi.

Yeniden Refah Partisi yöneticilerinden dayanışma mesajı

Yeniden Refah Partisi Genel Sekreteri Mehmet Altınöz, çocukluğunda okula gidemediği hâlde Aksaray’da okul yaptıran 74 yaşındaki Ali Ermiş’e ödülünü takdim etti.

Altınöz, Merhamet ve Emek Ödülleri’nin oluşturduğu manevi atmosferden duyduğu memnuniyeti dile getirerek iyilik ve dayanışmanın önemine dikkat çekti.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fatih Müjdeci ise Yozgat’ta 20 yıldır ibadethaneleri gönüllü temizleyen Mustafa Tunç’a ödülünü verdi.

Müjdeci, eski Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın düşüncelerine atıfta bulunarak, “Dört helalin haram beşten büyük olduğunu bu memlekete öğretmişti.” ifadelerini kullandı.

MHP Milletvekili Konal’dan doğaya emek veren vatandaşa ödül

MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Nevşehir’de ağaçlandırma çalışmaları yapan Erdoğan Yücel’e ödülünü takdim etti.

Erdoğan Yücel’in yıllardır yetiştirdiği ağaçlara bir evladı gibi baktığını anlatması törende dikkat çekti. Yücel, “Bu ağaçları yetiştirmek boynumun borcu oldu ve gece gündüz çalıştım.” dedi.

Anavatan Partisi Genel Başkanı Çelebi: “Bu milleti millet yapan özellikler”

Anavatan Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi, Artvin’in Borçka ilçesinde dereye düşen 11 yaşındaki Eslem’i kurtarmak için yüksek istinat duvarından atlayan Kemal Ateş’e ödülünü verdi.

Çelebi, “Bu saydığımız tüm özellikler, bu milleti Türk milleti yapan özellikler. Ne oldu da bunları mumla arar hâle geldik?” sözleriyle iyilik ve cesaret davranışlarının daha fazla görünür olması gerektiğine dikkat çekti.

Türkiye’nin iyilik kahramanları aynı sahnede

Törende şehit yakınları ve gazileri ücretsiz taşıyan gazi taksici Yılmaz Özcan, ücretsiz yemek dağıtan gönüllüler, hayvanları koruyan vatandaşlar, dürüstlükleriyle örnek olan çocuklar ve hayat kurtaran kişiler de ödüllendirildi.

Sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerinin temsilcileri, merhamet ve emeğin toplumsal dayanışmadaki önemini vurguladı.

28 siyasi partinin üst düzey temsilcisi ile onlarca STK’yı aynı çatı altında buluşturan 7. Merhamet ve Emek Ödül Töreni, sanatçı Mahmut Yıldız’ın performansı ve toplu hatıra fotoğrafıyla tamamlandı.

Continue Reading

Güncel

EFE, “ÖZER MATLI HESAP SORUYOR?”

Hürriyet Köyü Gençlik ve Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Bayram Efe, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) seçimleri öncesinde aday Özer Matlı’ya yönelik tartışmalar ve ortaya atılan iddialara ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı.

Efe, Keskinoğlu markası ve çalışanları üzerinden yürütüldüğünü belirttiği tartışmalara tepki gösterirken, BTSO’nun yönetimi ve işleyişine ilişkin de çeşitli sorular yöneltti. Açıklamasında Özer Matlı ve Vizyon 2040 anlayışının “dik duruş” sergilediğini savunan Efe, BTSO üyelerinin seçim sürecinde kendilerine yöneltilen sorular üzerinden değerlendirme yapması çağrısında bulundu.

Efe açıklamasında şu ifadelere yer verdi;

“Adaylık sürecinde Keskinoğlu markası ve binlerce çalışanın alın teri üzerinden başlatılan karalama kampanyalarına, asılsız “mal varlığına el kondu” iddialarına karşı Özer Matlı’nın geri adım atmak yerine sergilediği meydan okuma, tavizsiz bir omurganın en somut göstergesidir. Sahada baskılara ve engellemelere geçit vermeyen Özer Matlı, bugün doğrudan sanayicinin, tüccarın ve KOBİ’lerin hakkını savunmak üzere meydandadır.

Özer Matlı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“BTSO seçimine günler kala Keskinoğlu üzerinden binlerce çalışanımızın emeği ve Bursa’nın en büyük gıda şirketlerinden biri hedef alınıyor. Bilerek ve nedenini çok iyi bildiğimiz bir şekilde ‘Mal varlığına el kondu’ iddiası ortaya atılıyor. Bildiğimiz kişiler de bu iddiayı körüklüyor.

Bana saldırın. Bursa’da KOBİ’lerin ve küçük işletmelerin hakkını savundığım için, sizin yaptıklarınızı deşifre ettiğim için ne biliyorsanız onu yapın. Ama çalışanlarımızı, üretimimizi, alın terimizi ve yatırımlarımızı seçim malzemesi yapmayın.

Dediğim gibi Özer Matlı’dan size ekmek çıkmaz! Gerçeğe aykırı yayınlara karşı hukuki haklarımızı kullanacağız.”

Biz Dik Duracağız!

Bursa’da üretimin, sanayinin ve ticaretin önünü tıkamak isteyenler bilsin ki; bir kentin, bir sektörün ya da devasa bir sanayi birikiminin temsiline talip olanlar, baskı gördüğünde başkalarının suyuna gidenlerden olamaz.

Bursa sanayicisinin, tekstilcisinin, tarımcısının ve KOBİ’lerinin ihtiyacı olan şey; rüzgâra göre yön değiştiren idare-i maslahatçılar değil, “Ezan okumaktan korkmuyoruz!” diyerek doğrunun yanında saf tutan ve üyesinin hakkını sonuna kadar arayan kararlı iradedir.

Özer Matlı ve Vizyon 2040 anlayışının ortaya koyduğu tutum; engellemelere ve şantaja geçit vermeyen, üyesinin hakkını ve üretimin onurunu her platformda gür sesle savunan bir duruşu temsil ediyor.

Çünkü bu şehir ve bu kadrolar çok iyi biliyor ki: Korkarak, taviz vererek ya da “idare edelim” diyerek ne bir mevzi korunur ne de bir dava kazanılır. İlk geri adımı attığın an, duracağın yeri artık sen belirleyemezsin.

Mesele sadece bir seçim ya da makam meselesi değil; mesele duruş meselesidir, omurga meselesidir. Fıtratından ve ilkelerinden vazgeçip sessizleşenler masada da sahada da kaybetmeye mahkûmdur. Biz; baskılar karşısında geri adım atmayacağız, özümüzden vazgeçmeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun, sanayicimizin hakkını sormaya ve kendi mevzimizde dik durmaya devam edeceğiz!

Sahadan Yükselen Sorular: Vicdanınızın Anketini Yapın!

Biz dik durup hakikati söylemeye devam ederken, sahadaki binlerce tüccar ve sanayicinin aklındaki şu sorular da şeffaf bir yanıt bekliyor:

1. TEKNOSAB Tahsisleri: TEKNOSAB bünyesindeki arsa ve alan tahsisleri hangi kriterlerle, hangi kararlarla ve nasıl yapılmıştır?

2. Swissôtel ve Bursa Business School: Swissôtel Uludağ Bursa ve bünyesindeki eğitim merkezi Bursa Business School 64 bin üyenin ortak malı mıdır? Üyelerin buradaki hakları nelerdir ve bu iki kurumun güncel mali tablosu/zarar durumu nedir?

3. Borçlu Üyeler ve Aidat Yükü: BTSO bünyesindeki 64 bin üyenin 48 bininin borçlu olduğu iddiaları doğru mudur? En yüksek aidatı ve munzam bedelini ödeyen BTSO üyeleri yönetim nezdinde sadece birer potansiyel kaynak mıdır?

4. KOBİ OSB Projesi: KOBİ OSB, Bursa KOBİ’lerine ne kadar yakındır ve gerçek ihtiyaçlarını karşılamakta mıdır? Seçilen yer ve sunulan şartlar KOBİ’lerin imkânlarına uygun mudur?

5. Bütçe Dağılımı: BTSO’nun topladığı gelirler her komiteye adil ve eşit destekte bulunarak kullanılmakta mıdır?

6. Çıkış Projeleri: Tüm sektörlerin zor ekonomik şartlardan çıkışını sağlayacak somut projeler nelerdir?

7. Yönetimde Süreklilik: Değişim demokratik bir hak iken, odada 4 dönem boyunca devam etmekte neden ısrar edilmektedir?

8. Başkanlık Seçim Yöntemi: BTSO seçimlerinde başkanı belirleme süreci neden doğrudan tüm üyelerin oylarıyla değil de meclis üyelerinin kararına bırakılmıştır?

9. Hizmet Karşılığı ve Temsil: BTSO’ya üyelik zorunlu bir esas iken; “Aidat veriyorum, kapasite raporundan yer değişikliğine kadar birçok ödeme yapıyorum ama hiçbir faydasını görmedim” diyen binlerce üyenin hakkı yeterince savunulmakta mıdır?

10. Köy Meraları ve Tarım Alanları: Sanayileşme süreçlerinde köy meralarımız ve tarım arazilerimiz ne kadar daralmıştır? Israrla boş tutulan şantiyelerin durumu nedir ve bu süreçte köylünün, çiftçinin rızası alınmış mıdır?

11. Atıl Sanayi Alanları: Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi, Nilüfer Sanayi Bölgesi, Hasanağa ve Badırga gibi bölgelerde KOBİ’lerin ihtiyacını karşılayabilecek boş ve atıl duran alan miktarı ne kadardır?

12, 13, 14 diye bu soruları uzatmak elbette mümkün; lakin yazının sınırlarını aşmamak adına sıralamayı burada noktalıyorum.

HERKES KALBİNDE VE VİCDANINDA BİR ANKET YAPSIN, KARARINI ÖYLE VERSİN!”

Continue Reading

Güncel

MATLI: “ANONİM HESAPLARLA, ISMARLAMA KOKAN YAZILARLA BİZİ YILDIRAMAZSINIZ”

Dün bilinçli olarak yapılan bazı manipülatif paylaşımlara tepki gösteren Matlı, TEKNOSAB Lojistik Park fonunun açıklanan yüzde 126’lık değer artışının hesabını sordu. Yetki belgelerine ilişkin baskı şikâyetlerini ve tarafsız kalmak isteyen ulusal zincirlerin oy kullanmaya zorlandığı yönündeki duyumları da gündeme taşıdı.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı yaptığı açıklamada “BTSO seçimine günler kala, ortaya atılan bir iddiayla binlerce çalışanımızın emeği ve üretimimiz hedef alındı. Bu iddiayı kimlerin körüklediğini görüyoruz. Aslında olay çok net. Yapılan, şirketimizin gün sonu kasa ve banka fazlalarının, bankalar üzerinden yasal işlemlerle günlük olarak değerlendirilmesi. İşimiz ve kampanyamız aynı hızda devam ediyor. KOBİ’lerin ve küçük işletmelerin hakkını savunduğum, yaptıklarınızı deşifre ettiğim için bana saldırıyorsunuz. Sorun değil, biz yılmayız. Benden size ekmek çıkmaz.” dedi.

Matlı, ardından TEKNOSAB Lojistik Park’a ilişkin sorularını yöneltti:

“Fon diyorsanız, Lojistik Park için kurulan fonu konuşalım. BTSO adıyla tanıtılan bu yatırımda Oda’nın, yatırımcı şirketin ve fonun ilişkisi nedir? Oda’nın herhangi bir hükmünün olmadığı fon için arazi hangi koşullarla kullandırıldı? Fonun ilk yılında TL bazında yüzde 126 değer kazandığını siz açıkladınız. Henüz tesis hizmete açılmamışken bu artış nasıl hesaplandı? Değerleme raporunu ve dayandığı varlıkları üyelere gösterin. Kim yaptı bu değerlemeyi? Açık açık paylaşın. Herkese yatırım imkanı sunacağız dediniz, SPK görevlileri yönetecek dediniz ama şu anda %100’ü fonun olan bir şirkette A grubu hissedar olarak sadece fon yönetimi ve fona şirketi devreden sizler karar verebiliyorsunuz. Başka kimsenin söz hakkı yok. Martta inşaata başladığınızı söylediniz, Nisan’da ise temel atacağınızı açıkladınız. Şimdi seçimden bir hafta önce siyasilerin katıldığı bir temel atma töreni düzenlemenin anlamı nedir? Bunlar 15 Eylül’de resmen ilettiğimiz 34 soru arasındadır. Eskiden beri tanıdık olan bazı yöntemleri bırakın. Seçimden önce belgeleriyle cevap verin. 60 bin üyemize karşı şeffaf olun.”

Matlı, soruların yanıtını beklerken seçim sürecine ilişkin ciddi şikâyetler aldıklarını belirtti:

“İki aydır anonim hesaplar ve ısmarlama izlenimi veren yazılarla itibarımız hedef alınıyor. Bütün Bursa artık bu kişileri ve ilişkileri biliyor. Biz, paylaşımlarımızın yorumlarını hiçbir zaman kapatmadık. Bu yüzden, anonim hesapların arkasına saklanmayın. Keşke onlar da yorumlarını açık tutsalar da, üyelerimiz de yorumlarıyla fikirlerini kendilerine ulaştırabilseler. İki aydır bunların dışında, Bursa’mızın gözbebeği Bursaspor’a verdiğimiz destek bile polemik konusu yapılıyor. Bunu yanı sıra, bize üyelerimizden ‘üye güncellemesi’ denilerek aylar öncesinden yetki belgesi toplandığı; belgelerin verilmemesi ile veya işlerinin bozulmasıyla korkutuldukları, işyerlerine kişiler gönderilip “FaceTime” görüşmeleri ile baskı kurulduğu yönünde bildirimler geliyor. Arkadaşlarımızın ticaret sicile teslim ettiği bazı yetki belgelerinin bekletildiği ve belgelerde adı geçen kişilerin aranarak vazgeçirilmeye çalışıldığı, korkutulduğu da bize iletiliyor. Bu iddiaların her birinin üzerine gideceğiz. Neden kaybetmekten bu kadar korkuyorsunuz?”

Baskı duyumlarının ulusal perakende zincirlerini de kapsadığını söyleyen Matlı, “Seçimi kaybedeceklerini anlayanların, tarafsız kalmak istediklerini birçok kez açıklayan büyük zincir firmaları da zorladığının duyumunu alıyoruz. Görüşümüzü nezaket kuralları içerisinde ilgili şirketlere ve makamlara ilettik. İstanbul merkezli zincirlerin çok sayıda şubeyle blok hâlinde oy kullanmaya zorlanması, ömrünü ve sermayesini Bursa’ya yatırmış esnafın kendi komitesindeki temsil gücünü zedeler. Görüşlerini tarafsızlık şeklinde açıklayan zincir firmalara da baskı kuruyormuşsunuz, kurmayın.” dedi.

Matlı, açıklamasını üyelere çağrıyla tamamladı: “Yetki belgesini baskı aracına çevirerek oy hakkınızı elinizden almaya çalışıyorlar. Buna müsaade etmeyin. Yetki belgesi kime oy vereceğinizi belirlemez. Bu kadar ayak oyunuyla ne beni ne de sizi yıldırabilecekler. BTSO, üç beş kişinin değil, 60 bin üyenin odasıdır. 1 Ekim’de sandığa gidin, oyunuzu kullanın; Bursa’ya ve Oda’nıza sahip çıkın. Bu seçim, 60 bin üyenin mi, yoksa bir azınlığın mı istediğinin olacağının belirleneceği bir seçimdir. Sonsözü 60 bin üyemiz söyleyecek. 60 bin üyemizin dediği olacak. 1 Ekim’de Bursa kazanacak, üyemiz kazanacak.”

Continue Reading

Trending