Yazarlar

İŞLETME YÖNETİCİLERİ DİKKAT!

KÂRLILIK ORANLARI: ŞİRKET ÇOK MU KAZANIYOR, YOKSA SERMAYESİNİ Mİ İYİ KULLANIYOR?

Bir işletmenin borçlanması, kullandığı kaynakların yapısı, nakit üretme gücü ve elindeki varlıkları ne kadar verimli kullandığı bize önemli veriler sunar. Ancak bütün bu analizlerin sonunda yöneticinin karşısına çok temel bir soru daha çıkar:

Şirket gerçekten ne kadar kâr ediyor?

Daha da önemlisi; bu kâr, işletmenin sahip olduğu kaynaklara ve kullandığı sermayeye göre ne kadar anlamlı? Çünkü yalnızca “şirket 20 milyon TL kâr etti” demek, tek başına şirketin ne kadar başarılı olduğunu anlatmaya bazen yetmeyebilir. 20 milyon TL kâr eden bir işletme düşünelim. Bu işletmenin 70 milyon TL satış yaptığını mı, 700 milyon TL satış yaptığını mı biliyoruz? Ya da 20 milyon TL kâr elde etmek için 60 milyon TL varlık mı kullandı, 600 milyon TL varlık mı?

İşte kârlılık oranları tam olarak bu noktada devreye girer.

I-) Kâr tutarı tek başına neden yetmez?

Bir işletmenin dönem sonunda kâr elde etmesi elbette önemli bir husustur. Ancak kârın büyüklüğünü değerlendirirken, bu kârın hangi büyüklüğe göre elde edildiğine de bakmak gerekebilir.

Örneğin; A işletmesi 100 milyon TL satış yaparak 10 milyon TL net kâr elde etmiş olsun. B işletmesi ise 500 milyon TL satış yaparak 20 milyon TL net kâr elde etmiş olsun. İlk bakışta B işletmesinin daha fazla kâr elde ettiğini söyleyebiliriz.

Ancak satışlara oranladığımızda farklı bir tablo ortaya çıkar.

A işletmesinde: 10 Milyon TL / 100 Milyon TL = %10

B işletmesinde: 20 Milyon TL / 500 Milyon TL = %4

Yani B işletmesi daha yüksek tutarda kâr elde etmesine rağmen, satışlarının kâra dönüşme oranı A işletmesine göre daha düşüktür. Demek ki bazen “ne kadar kâr elde ettik?” sorusundan önce “ne kadar satıştan ne kadar kâr elde ettik?” sorusunu sormak gerekebilir.

Burada ilk önemli göstergelerden biri karşımıza çıkar:

II-) Net kâr marjı: Satışın ne kadarı kâra dönüşüyor?

Net kâr marjı, işletmenin elde ettiği satışların ne kadarının dönem sonunda net kâr olarak ifade edildiğini gösteren temel kârlılık göstergelerinden biridir.

Basit şekilde: Net kâr marjı = Net kâr / Net satışlar × 100

Örneğimizde 100 milyon TL satış yapan ve 10 milyon TL net kâr elde eden işletmenin;

Net kâr marjı: 10 Milyon TL / 100 Milyon TL × 100 = %10

Bu ne demektir?

İşletme yaptığı her 100 TL’lik satışın yaklaşık 10 TL’sini net kâr olarak bırakabilmektedir. Ancak burada önemli bir ayrım vardır.

Net kâr marjının düşük olması tek başına işletmenin başarısız olduğunu göstermeyebilir. Bazı sektörlerde yüksek satış hacmi ve düşük marjlarla çalışmak olağan olabilir. Bazı sektörlerde ise daha yüksek marjlarla çalışılması mümkün olabilir.

Bu nedenle oranları değerlendirirken sektör, geçmiş dönemler ve işletmenin kendi faaliyet yapısı dikkate alınmalıdır.

III-) Faaliyet kâr marjı: Asıl iş ne kadar kazandırıyor?

Net kâr bize dönem sonunda işletmede kalan kârı gösterir. Ancak yöneticinin bir başka sorusu daha vardır: “Bizim asıl yaptığımız iş ne kadar kâr üretiyor?”

Burada faaliyet kâr marjı önem arz eder. Faaliyet kâr marjı = Faaliyet kârı / Net satışlar × 100

Örneğin işletmenin 100 milyon TL net satış yaptığını ve faaliyetlerinden 15 milyon TL kâr elde ettiğini düşünelim.

Faaliyet kâr marjı: 15 Milyon TL / 100 Milyon TL × 100  = %15

Bu oran, işletmenin temel faaliyetlerinden satışlarına göre ne ölçüde faaliyet kârı ürettiği konusunda fikir verir. Net kâr marjı ile birlikte değerlendirildiğinde ise başka bir hikâye ortaya çıkabilir.

Örneğin faaliyet kârı 15 milyon TL iken yüksek finansman giderleri nedeniyle net kâr 5 milyon TL’ye düşüyorsa, işletmenin asıl faaliyetleri kârlı olsa bile finansman yapısının kâr üzerinde ciddi bir etkisi olduğu görülebilir.

Bu da bizi yeniden 12. yazımızdaki borçluluk ve finansal kaldıraç konusuna bağlar.

IV-) Brüt kâr marjı: Satışın altında ne kadar alan kalıyor?

Bir işletmenin satışları büyüyebilir. Ancak satışların maliyeti de aynı hızda veya daha hızlı büyüyorsa, cirodaki artış işletmeye beklenen ölçüde katkı sağlamayabilir.

Brüt kâr marjı burada önemli bir gösterge olarak karşımıza çıkar.

Brüt kâr marjı = Brüt kâr / Net satışlar × 100

Örneğin; 100 milyon TL satış yapan bir işletmenin satışlarının maliyeti 70 milyon TL olsun.

Brüt kâr: 100 Milyon TL – 70 Milyon TL = 30 Milyon TL

Brüt kâr marjı ise: 30 Milyon TL / 100 Milyon TL × 100 = %30

Yani işletme, satışlarının maliyetini karşıladıktan sonra satışlarının %30’u kadar brüt kâr alanı oluşturmuştur. Ancak bu tutarın tamamı işletmenin nihai kazancı değildir. Çünkü bunun içerisinden faaliyet giderleri, finansman giderleri ve diğer giderler düşülecek; vergisel etkiler de dikkate alınacaktır.

Bu nedenle brüt kâr, faaliyet kârı ve net kâr birbirinden farklı sorulara cevap verebilir.

V-) Aktif kârlılığı: Şirket varlıklarıyla ne kadar kâr üretiyor?

Şimdi önemli bir adım daha atalım. Bir işletmenin ne kadar kâr elde ettiğini biliyoruz. Peki, bu kârı elde etmek için ne kadar varlık kullandı? İşte burada aktif kârlılığı, yani ROA gündeme gelir.

Basitleştirilmiş haliyle: Aktif kârlılığı = Net kâr / Ortalama toplam varlıklar ×100

Örneğin işletmenin dönem boyunca ortalama toplam varlıkları 200 milyon TL ve net kârı 20 milyon TL olsun.

Aktif kârlılığı: 20 Milyon TL / 200 Milyon TL × 100 = %10

Bu oran, işletmenin sahip olduğu varlık büyüklüğüne kıyasla ne ölçüde net kâr ürettiğini değerlendirmeye yardımcı olur.

Buradaki temel soru şudur: “Elimizdeki varlıklar yalnızca büyüyor mu, yoksa bu varlıklar kâr üretme kapasitemizi de artırıyor mu?”

Çünkü bilançoda varlıkların büyümesi her zaman aynı ölçüde ekonomik değer yaratıldığı anlamına gelmeyebilir.

VI-) Özkaynak kârlılığı: Ortakların sermayesi ne kadar kazandırıyor?

Şimdi bakış açımızı biraz daha değiştirelim. İşletmenin toplam varlıklarına değil, ortakların işletmeye koyduğu özkaynağa bakalım. Burada karşımıza ROE çıkar.

Basitleştirilmiş haliyle: Özkaynak kârlılığı = Net kâr / Ortalama özkaynaklar × 100

Örneğin işletmenin ortalama özkaynakları 100 milyon TL ve net kârı 20 milyon TL ise bu oran;                               

Özkaynak Kârlılığı: 20 Milyon TL / 100 Milyon TL × 100 = %20

Bu oran, işletmenin özkaynaklarını kullanarak ne ölçüde net kâr ürettiğini değerlendirmeye yardımcı olur. Ancak burada çok önemli bir nokta vardır. Özkaynak kârlılığının yüksek olması, tek başına işletmenin daha güçlü olduğu anlamına gelmeyebilir. Çünkü işletme daha fazla borç kullanarak özkaynaklarını daha düşük seviyede tutuyor olabilir. Bu durumda özkaynak kârlılığı yükselirken finansal risk de artabilir. Yani yüksek ROE rakamının arkasında bazen güçlü operasyonel performans, bazen de yüksek finansal kaldıraç bulunabilir.

Bu nedenle bir oranı tek başına alkışlamak yerine, o oranın nasıl oluştuğuna bakmak gerekir.

VII-) Yüksek kârlılık her zaman güçlü finansal yapı mı?

Burada önemli bir yanılgıya dikkat etmek gerekebilir. Bir işletmenin kârlılık oranları yüksek olabilir. Ancak aynı işletmenin; yüksek borçluluğu, yüksek finansman giderleri, düşük likiditesi, müşterilerden tahsil edilemeyen yüksek tutarlı alacakları, depoda bekleyen yüksek miktarda stokları bulunabilir.

Bu nedenle kârlılık oranları, diğer finansal göstergelerden bağımsız değerlendirilmemelidir.

Örneğin yüksek ROE dikkat çekici olabilir. Ancak bunun nedeni işletmenin gerçekten çok verimli çalışması mı, yoksa yüksek borç kullanarak küçük bir özkaynak tabanı üzerinden yüksek getiri üretmesi mi? Aynı şekilde net kâr marjının yükselmesi de tek başına yeterli olmayabilir. Bu yükseliş satış fiyatlarındaki artıştan mı kaynaklandı? Maliyetlerin kontrol edilmesinden mi? Tek seferlik bir gelirden mi?

Finansman giderlerindeki değişimden mi? Kârlılık oranlarını anlamanın yolu, oranın kendisinden çok oranı oluşturan hikâyeyi okumaktan geçer.

VIII-) Üç mali tablo, tek kârlılık hikâyesi

Buraya kadar aslında serimizin önceki yazılarında anlattığımız üç temel mali tabloya yeniden dönmüş olduk. Bilanço, işletmenin sahip olduğu varlıkları ve bu varlıkların hangi kaynaklarla finanse edildiğini gösterir. Gelir tablosu, satışların, maliyetlerin, giderlerin ve dönem kârının nasıl oluştuğunu anlatır.

Nakit akış tablosu ise bu faaliyetlerin sonucunda işletmenin gerçekten ne kadar nakit ürettiğini ve nakdin nerelerde kullanıldığını gösterir. Kârlılık oranları ise bu bilgileri farklı açılardan karşılaştırmamıza yardımcı olur.

Net kâr marjı bize satışların kâra dönüşümünü, faaliyet kâr marjı işletmenin temel faaliyetlerinin kârlılığını, aktif kârlılığı varlıkların kâr üretme gücünü, özkaynak kârlılığı ise ortakların sermayesinin kârlılığını değerlendirmede yardımcı olur.

Dolayısıyla yöneticinin bakması gereken yalnızca tek bir oran değildir. Oranların birlikte ne söylediğidir.

Son söz

Ancak finansal analiz açısından asıl mesele yalnızca kârın tutarını görmek değildir. O kârın satışlara, varlıklara ve özkaynaklara göre ne ifade ettiğini anlamaktır. Çünkü 20 milyon TL kâr eden iki işletmenin finansal hikâyesi birbirinden tamamen farklı olabilir. Birisi 100 milyon TL satıştan bu kârı üretirken, diğeri 500 milyon TL satıştan üretmiş olabilir. Birisi 50 milyon TL’lik varlıkla bu sonucu elde ederken, diğeri 500 milyon TL’lik varlık kullanmış olabilir.

Bir işletmenin kârlılığını anlamak için bu nedenle şu soruları sormak gerekir: Satışlarımızın ne kadarı kâra dönüşüyor? Asıl faaliyetimiz ne kadar kâr üretiyor? Varlıklarımız ne kadar kâr yaratıyor? Özkaynaklarımızı ne kadar verimli kullanıyoruz?

Ve belki de en önemlisi:

Bu kârlılık hangi finansal yapı sayesinde ortaya çıkıyor? Çünkü yüksek bir kârlılık oranı, tek başına finansal gücün kanıtı değildir. Önemli olan kârlılığın kaynağını, kullanılan kaynaklarla ilişkisini ve işletmenin genel finansal yapısı içindeki yerini görebilmektir.

Şimdiye kadar işletmenin varlıklarını, kaynaklarını, borçlarını, özkaynaklarını, gelirlerini, nakit akışını, işletme sermayesini, likiditesini, faaliyet verimliliğini ve kârlılığını farklı açılardan ele aldık.

Ancak bütün bu göstergelerin üzerinde başka bir soru daha vardır: Peki işletmenin henüz bilançoya tam olarak yansımayan riskleri var mı?

Bir sonraki yazımızda, finansal tabloların görünen rakamlarının biraz daha ötesine geçiyor ve FİNANSAL RİSK kavramını masaya yatırıyoruz.

FİNANSAL RİSK: BİLANÇODA HENÜZ GÖRÜNMEYEN TEHLİKE NEREDE?

Bu çalışma genel finansal okuryazarlık ve mali tablo analizi amacıyla hazırlanmış olup, herhangi bir şirket, menkul kıymet veya yatırım aracı hakkında yatırım tavsiyesi ya da kişiye özel finansal yönlendirme niteliği taşımaz.


Warning: Undefined variable $user_ID in /home/u2093656/public_html/wp-content/themes/zox-news/comments.php on line 49

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Yanıtı iptal et

Trending

Exit mobile version